EPISODE · May 10, 2022 · 19 MIN
15 - İlk 500'de Neden Hiçbir Üniversitemiz Yer Almıyor?
from Yoldaki Fikirler · host Ahmet Polat
Fikirlerinizi benimle paylaşabilirsiniz Üniversitelerimiz hâli ortada. Değil ilk yüzde ilk 500'de dahi hiçbir üniversitemiz yer almıyor. Peki bunu gerçekten kaçımız önemsiyoruz. Ne kadarımızın umurunda bu mesele. Niteliksizleşen üniversitelerimiz ve niteliksiz akademisyenlerimiz ile utanılacak durumdayız. Kendi alanında takdire şayan çalışmaları olan hocalarımı tenzih ederim ama maalesef akademik kadroları dolduran insanlar yetersizlikleri ile ön plandalar. Neresinden başlayacağımı şaşırıyorum. O kadar problemle dolu ki şuan üniversiteler anlatmakla biter mi bilmiyorum. Ama ben tek tek yine de anlatmaya çalışacağım. Öncelikle akademik kadrolar ve hocalık vasfını üstlenmeyen "hocalar", sonrasında olmadık sayıda açılan yüzlerce binlerce kontenjanlar... Ardından niteliksizleşen okullar ve beraberinde niteliksizleştirilen meslekler. İnanın bu böyle devam etmez. Sayıları arttırmak nitelik sorununu çözmez. Nitelik için seçicilik şarttır. Hatice Acar'ın Yazısı Üniversitelerimiz neden dünya sıralamasında ilk 500’de değil? Ne Boğaziçi, ne ODTÜ, ne Koç, ne Bilkent güncel sıralamada ilk 500’de bile değil. Bana kalırsa bu sorunun bir cevabı da feed-back (geri dönüt) azlığı. Öğrenciler ödevlerine cümle cümle incelenmiş geri dönütler alamıyor, alsa da bu çok az bölümde uygulanıyor, öğrenciler nota itiraz dışında sınav kağıdı için gereken doğru cevaplarından haberdar olmuyor. Neyi yanlış yaptığını bilmiyor, doğrusunu nasıl öğrenecek? Burada en şaşırdığım şey hazırladığım paper’larda tek cümlenin affedilmemesi oldu. Evet affedilmemesi diyorum, çünkü böyle bir sisteme daha önce aşina değilim, yazdığım her sunu argümantasyon kelime kelime irdelenip eleştiriye tabi tutuluyor/du. Tat kaçırıcı olsa da öğreniyorum. Tabi, hoca da keyfine göre eleştiri yapamaz. Onun da öğrenciye hesap verebilirliği var; o yüzden o notu neden verdiğini hem cümle cümle iç incelemede, hem de ödev veya paper genel değerlendirmesinde öğrenciye açıklamak zorunda. Bu da sistemi efektif/akıcı yapıyor. Ayrıca akademisyenler sınav ve paper kağıtlarının isimlerini GÖREMİYOR. Sistem paper’a isim yazmamızı engelliyor. Kağıt Merve’nin mi Jack’in mi bilmiyor. Böylece olabilecek kişiselleştirme ihtimalleri ortadan kalksın hem de hoca bana taktı denilmesin. Karşılıklı rahatlık. Öğrencileri suçlamadan önce öğrenciye sunulan sisteme bakılmalı. Bu memleketin gençleri itham edildiği gibi yeteneksiz değil; sadece daha etkili, onları merkeze alan ve elbette daha disiplinli sisteme ihtiyaçları var. Eksikliklerini güvenle öğrenmek istiyorlar, hepsi bu. Bu sistemi uygulayan üniversitelerimiz var, biliyorum; onlarınki yaygınlaştırılmalı, azınlık kalmamalılar. İkincisi, akademisyen başına düşen öğrenci sayısı azaltılmalı. Böylece akademisyenler de aşırı iş yükü ile öğrenciyle ilgilenmek konusunda zorluk yaşamasın. Sistem mesele. İlk 500’e oradan da ilk 100’e girmek her yere dershane gibi üniversite açarak olmaz. Gerekirse daha az ama daha nitelikli olmalılar; copy-paste ödevlerle geçilmeyecek, öğrenciye sadece akademik değil aynı zamanda bireysel becerilerini geliştirecek sistemi kurulmak zorunda.
NOW PLAYING
15 - İlk 500'de Neden Hiçbir Üniversitemiz Yer Almıyor?
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
May 12, 2026 ·24m
May 6, 2026 ·25m
Apr 29, 2026 ·22m
Apr 22, 2026 ·28m
Apr 15, 2026 ·27m
Apr 8, 2026 ·19m