2. Lem'a/1, Sh 4 | Sabır kahramanı Hz Eyûb (as)’ın münâcâtı, hem mücerreb, hem te’sîrlidir. episode artwork

EPISODE · Nov 1, 2024 · 43 MIN

2. Lem'a/1, Sh 4 | Sabır kahramanı Hz Eyûb (as)’ın münâcâtı, hem mücerreb, hem te’sîrlidir.

from Lem'alar Mecmuası · host Av. Ali Kurt

İKİNCİ LEM‘A بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ٭ اِذْ نَادٰي رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَ Sabır kahramanı Hazret-i Eyûb Aleyhisselâm’ın şu münâcâtı, hem mücerreb, hem te’sîrlidir. Fakat âyetten iktibâs sûretinde bizler münâcâtımızda, رَبِّ اِنّ۪ي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَ demeliyiz. Hazret-i Eyûb Aleyhisselâm’ın meşhur kıssasının hulâsası şudur ki: Pek çok yaralar ve bereler içinde epey müddet kaldığı halde, o hastalığın azîm mükâfâtını düşünerek kemâl-i sabır ile tahammül etmiş, kalmış. Sonra yaralarından tevellüd eden kurtlar, kalbine ve diline iliştikleri zaman, zikir ve ma‘rifet-i İlâhiyenin mahalleri olan kalb ve lisânıyla yaptığı ubûdiyete halel gelir düşüncesiyle kendi istirahati için değil, belki ubûdiyet-i İlâhiye için demiş: “Yâ Rab! Zarar bana dokundu. Lisânen zikrime ve kalben ubûdiyetime halel veriyor” diye münâcât etmiş. Cenâb-ı Hak o hâlis ve sâfî ve garazsız, lillâh için olan o münâcâtı gāyet hârika bir sûrette kabûl etmiş. Kemâl-i âfiyeti ihsân edip envâ‘-ı merhametine mazhar eylemiş. İşte bu lem‘ada beş nükte var. Birinci Nükte: Hazret-i Eyûb Aleyhisselâm’ın zâhirî yaralarının ve hastalıklarının mukābili, bizim bâtınî ve rûhî ve kalbî hastalıklarımız var. İçimiz dışımıza, dışımız içimize bir çevrilse, Hazret-i Eyûb Aleyhisselâm’dan daha ziyâde yaralı ve hastalıklı olduğumuz görünecek. Çünkü işlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şübhe kalb ve ruhumuza mütemâdiyen yaralar açıyor. Hazret-i Eyûb Aleyhisselâm’ın yaraları, kısacık hayat-ı dünyeviyesini tehdîd ediyordu. Bizim ma‘nevî yaralarımız ise, pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdîd ediyor. O münâcât-ı Eyûbiyeye, o hazretten bin def‘a daha ziyâde biz muhtacız. Bâhusus, nasıl ki o hazretin yaralarından neş’et eden kurtlar, kalb ve lisânına ilişmişler, öyle de; bizlerin günahlarımızdan gelen yaralar ve yaralardan hâsıl olan vesveseler ve şübheler, neûzübillâh mahall-i îmân olan bâtın-ı kalbimize ilişip îmânımızı zedeliyorlar ve îmânın tercümanı olan lisânın zevk-i rûhânîsine ilişip zikirden nefretkârâne uzaklaştırarak susturuyorlar. evet, günah kalbe işleyip, kalbi siyahlandıra siyahlandıra, tâ nûr-u îmânı kalbden çıkarıncaya kadar kalbi SAYFA 5 katılaştırıyor. Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah istiğfâr ile çabuk imhâ edilmezse, kurt değil, belki küçük ma‘nevî bir yılan olarak ısırır. Meselâ, utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının ıttılâından çok hicab ettiği zaman, melâike ve rûhâniyâtın vücûdu ona çok ağır gelir. Küçük bir emâre ile onları inkâr etmek arzu eder. Hem meselâ, cehennem azabını intâc eden büyük bir günahı işleyen bir adam, cehennemin tehdîdâtını işittikçe, istiğfâr ile ona karşı siper almazsa, bütün ruhuyla cehennemin ademini arzu ettiğinden, küçük bir emâre veya şübhe, cehennemi inkâr ettirmeye cesâret verir. Hem meselâ, farz namazını kılmayan ve vazîfe-i ubûdiyetini yerine getirmeyen ve küçük bir âmirinden küçük bir vazîfesizlik yüzünden aldığı tekdîrden müteessir olan bir adama, Sultân-ı Ezel ve Ebed’in mükerrer emirlerine karşı farzında yaptığı bir tenbellik, büyük bir sıkıntı verir ve o sıkıntıdan arzu eder ve ma‘nen der ki: “Keşke o vazîfe-i ubûdiyet bulunmasa idi!” Bu arzudan bir ma‘nevî adâvet-i İlâhiyeyi işmâm eden bir inkâr arzusu uyanır. Bir şübhe, vücûd-u İlâhîye dâir kalbe gelse, kat‘îbir delil gibi ona yapışmaya meyleder. Büyük bir helâket kapısı ona açılır. O bedbaht bilmiyor ki, Gāyet cüz’î bir sıkıntı vazîfe-i ubûdiyetten gelmeye mukābil, inkârda milyonlarla milyarlarla o sıkıntıdan daha müdhiş ma‘nevî sıkıntılara kendini hedef ediyor. Bir sineğin ısırmasından kaçıp, yılanların ısırmasını kabûl ediyor. Ve hâkezâ... Bu üç misâl kıyâs edilsin ki, بَلْ رَانَ عَلٰي قُلُوبِهِمْ sırrı anlaşılsın.

İKİNCİ LEM‘A بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ٭ اِذْ نَادٰي رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَ Sabır kahramanı Hazret-i Eyûb Aleyhisselâm’ın şu münâcâtı, hem mücerreb, hem te’sîrlidir. Fakat âyetten iktibâs sûretinde bizler münâcâtımızda, رَبِّ اِنّ۪ي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَ demeliyiz. Hazret-i Eyûb Aleyhisselâm’ın meşhur kıssasının hulâsası şudur ki: Pek çok yaralar ve bereler içinde epey müddet kaldığı halde, o hastalığın azîm mükâfâtını düşünerek kemâl-i sabır ile tahammül etmiş, kalmış. Sonra yaralarından tevellüd eden kurtlar, kalbine ve diline iliştikleri zaman, zikir ve ma‘rifet-i İlâhiyenin mahalleri olan kalb ve lisânıyla yaptığı ubûdiyete halel gelir düşüncesiyle kendi istirahati için değil, belki ubûdiyet-i İlâhiye için demiş: “Yâ Rab! Zarar bana dokundu. Lisânen zikrime ve kalben ubûdiyetime halel veriyor” diye münâcât etmiş. Cenâb-ı Hak o hâlis ve sâfî ve garazsız, lillâh için olan o münâcâtı gāyet hârika bir sûrette kabûl etmiş. Kemâl-i âfiyeti ihsân edip envâ‘-ı merhametine mazhar eylemiş. İşte bu lem‘ada beş nükte var. Birinci Nükte: Hazret-i Eyûb Aleyhisselâm’ın zâhirî yaralarının ve hastalıklarının mukābili, bizim bâtınî ve rûhî ve kalbî hastalıklarımız var. İçimiz dışımıza, dışımız içimize bir çevrilse, Hazret-i Eyûb Aleyhisselâm’dan daha ziyâde yaralı ve hastalıklı olduğumuz görünecek. Çünkü işlediğimiz herbir günah, kafamıza giren herbir şübhe kalb ve ruhumuza mütemâdiyen yaralar açıyor. Hazret-i Eyûb Aleyhisselâm’ın yaraları, kısacık hayat-ı dünyeviyesini tehdîd ediyordu. Bizim ma‘nevî yaralarımız ise, pek uzun olan hayat-ı ebediyemizi tehdîd ediyor. O münâcât-ı Eyûbiyeye, o hazretten bin def‘a daha ziyâde biz muhtacız. Bâhusus, nasıl ki o hazretin yaralarından neş’et eden kurtlar, kalb ve lisânına ilişmişler, öyle de; bizlerin günahlarımızdan gelen yaralar ve yaralardan hâsıl olan vesveseler ve şübheler, neûzübillâh mahall-i îmân olan bâtın-ı kalbimize ilişip îmânımızı zedeliyorlar ve îmânın tercümanı olan lisânın zevk-i rûhânîsine ilişip zikirden nefretkârâne uzaklaştırarak susturuyorlar. evet, günah kalbe işleyip, kalbi siyahlandıra siyahlandıra, tâ nûr-u îmânı kalbden çıkarıncaya kadar kalbi SAYFA 5 katılaştırıyor. Herbir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah istiğfâr ile çabuk imhâ edilmezse, kurt değil, belki küçük ma‘nevî bir yılan olarak ısırır. Meselâ, utandıracak bir günahı gizli işleyen bir adam, başkasının ıttılâından çok hicab ettiği zaman, melâike ve rûhâniyâtın vücûdu ona çok ağır gelir. Küçük bir emâre ile onları inkâr etmek arzu eder. Hem meselâ, cehennem azabını intâc eden büyük bir günahı işleyen bir adam, cehennemin tehdîdâtını işittikçe, istiğfâr ile ona karşı siper almazsa, bütün ruhuyla cehennemin ademini arzu ettiğinden, küçük bir emâre veya şübhe, cehennemi inkâr ettirmeye cesâret verir. Hem meselâ, farz namazını kılmayan ve vazîfe-i ubûdiyetini yerine getirmeyen ve küçük bir âmirinden küçük bir vazîfesizlik yüzünden aldığı tekdîrden müteessir olan bir adama, Sultân-ı Ezel ve Ebed’in mükerrer emirlerine karşı farzında yaptığı bir tenbellik, büyük bir sıkıntı verir ve o sıkıntıdan arzu eder ve ma‘nen der ki: “Keşke o vazîfe-i ubûdiyet bulunmasa idi!” Bu arzudan bir ma‘nevî adâvet-i İlâhiyeyi işmâm eden bir inkâr arzusu uyanır. Bir şübhe, vücûd-u İlâhîye dâir kalbe gelse, kat‘îbir delil gibi ona yapışmaya meyleder. Büyük bir helâket kapısı ona açılır. O bedbaht bilmiyor ki, Gāyet cüz’î bir sıkıntı vazîfe-i ubûdiyetten gelmeye mukābil, inkârda milyonlarla milyarlarla o sıkıntıdan daha müdhiş ma‘nevî sıkıntılara kendini hedef ediyor. Bir sineğin ısırmasından kaçıp, yılanların ısırmasını kabûl ediyor. Ve hâkezâ... Bu üç misâl kıyâs edilsin ki, بَلْ رَانَ عَلٰي قُلُوبِهِمْ sırrı anlaşılsın.

NOW PLAYING

2. Lem'a/1, Sh 4 | Sabır kahramanı Hz Eyûb (as)’ın münâcâtı, hem mücerreb, hem te’sîrlidir.

0:00 43:21

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

Explaining the Faith with Fr. Chris Alar The Marian Fathers Each week, Very Rev. Chris Alar, MIC, director of the Association of Marian Helpers, examines in-depth an essential element of faith and morals that Catholics are called to proclaim, live, and celebrate. With wisdom, wit, and infectious enthusiasm, Fr. Chris digs deep into the richness, beauty, and truth of the faith that continues to transform hearts and lead people to God. May this podcast encourage your love of our Lord and love of your neighbor, especially of your brethren in the Church. Living Divine Mercy EWTN Fr. Chris Alar, M.I.C. helps viewers get a better understanding of the Divine Mercy message, and shares powerful, real life examples of people who live Divine Mercy in their every day lives. Homilies from the National Shrine The Marian Fathers These difficult times demand that we turn back to the beautiful mystery of who God is and what it means to be His cherished children. Listen in to the daily homilies from the Marian Fathers at the National Shrine of The Divine Mercy, including Fr. Chris Alar, Fr. Kaz Chwalek, and many more. May they help you to live by God’s will that you may play an active and effective role in a world whose wellbeing requires authentic Christian witness! Ciberíada de Lem en Lab 137 =^__^= [Audiolibro Ciencia Ficción] Mesh_mescalito En su momento, agadecido com estaba a tda la ente que había subido audios y que gracas a ellos me acompañaban decidí contribuir kármicamente de alguna manerra. Siempre me fasción el libr Ciberíada del escritor polaco Stanislaw Lem, su propio Bores, un tipo genial que tuvo u montón de etapas diferentespero una de ellas ciertamente es, para mí, muy muy cómica (y hay que agradecer a los traductores que estuvieron tan bien) y ilos´focia. Pero sobretodo muy graciosa, en su apariencia puerril de cuentos de princesas y robots. Lo grabé muy cutremente con el móvil allí donde podía.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Lem'alar Mecmuası?

This episode is 43 minutes long.

When was this Lem'alar Mecmuası episode published?

This episode was published on November 1, 2024.

What is this episode about?

İKİNCİ LEM‘A بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ ٭ اِذْ نَادٰي رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَ Sabır kahramanı Hazret-i Eyûb Aleyhisselâm’ın şu münâcâtı, hem mücerreb, hem te’sîrlidir. Fakat âyetten iktibâs...

Can I download this Lem'alar Mecmuası episode?

Yes, you can download this episode by clicking the download button on the episode player, or subscribe to the podcast in your preferred podcast app for automatic downloads.
URL copied to clipboard!