9. Lem'a/4, Sh 36 | 4.Sual | Hz İsa Aleyhisselâm'ın pedersiz olduğunun kat‘iyetine dairdir episode artwork

EPISODE · Nov 20, 2024 · 52 MIN

9. Lem'a/4, Sh 36 | 4.Sual | Hz İsa Aleyhisselâm'ın pedersiz olduğunun kat‘iyetine dairdir

from Lem'alar Mecmuası · host Av. Ali Kurt

Dördüncü Suâliniz: Yani sizin değil, Ömer Efendi’nin suâli ki; bedbaht bir doktor, “Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm’ın pederi varmış” (Hâşiye) diye, dîvânecesine bir te’vîl ile bir âyetten kendine güya şâhid gösteriyor. O bîçâre adam, bir zaman hurûf-u mukattaa ile bir hat îcâdına çalışıyordu. Hem pek harâretli çalışıyordu. O vakit anladım ki, o adam, zındıkların tavrından hissetmiş ki, zındıklar hurûfât-ı İslâmiyenin kaldırılmasına teşebbüs edecekler. O adam güya “O sele karşı bir hizmet edeceğim” diye, çok beyhûde çalışmış. Şimdi bu mes’elede ve hem ikinci mes’ele beyninde, yine Hâşiye: Nev‘-i beşerin rub‘unun başına reis olarak geçen ve nev‘-i beşerden nev‘-i melâikeye bir cihette intikāl eden ve arzı bırakıp semâvâtı vatan ittihâzeden hârika bir ferd-i insanın bu hârika vaz‘iyetleri, kānûn-u tenâsülün hârika bir sûretini iktizâ ederken, onun kānûn-u tenâsülünü şübheli, meçhûl, gayr-i fıtrî, belki ednâ bir tarz ile o kanun içine almak, hiç yakışmadığı gibi, hiç de mecbûriyet yoktur. Hem sarâhat-i Kur’âniye te’vîl kaldırmaz. Yüz cihette zedelenen kānûn-u tenâsülün tâ‘mîri hesabına, hiçbir cihette zedelenmeyen ve tenâsülün hâricinde bulunan kānûn-u cinsiyet-i melek, hem kānûn-u sarâhat-i Kur’âniye gibi kuvvetli kanunlar nasıl tahrîb edilir? SAYFA 37 zındıkların esâsât-ı İslâmiyeye karşı müdhiş hücumunu hissetmiş ki; böyle ma‘nâsız te’vîlât ile bir musâlaha yolunu açmak istediğini zannediyorum. اِنَّ مَثَلَ ع۪يسٰي عِنْدَ اللّٰهِ كَمَثَلِ اٰدَمَ gibi, nusûs-u kat‘iye ile, Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm pedersiz olduğunun kat‘iyeti varken, tenâsüldeki bir kanunun muhâlefetini gayr-i mümkün telakkî etmekle, vâhî te’vîlâtla bu metîn ve esaslı hakîkati değiştirmeye teşebbüs edenlerin sözüne ehemmiyet verilmez ve ehemmiyete de değmez. Çünkü hiçbir kanun yoktur ki; şüzûzları ve nâdirleri bulunmasın ve hâricine çıkmış ferdleri olmasın. Ve hiçbir kāide-i külliye yoktur ki; hârika ferdleriyle tahsîs edilmesin. Zaman-ı Âdem’den beri bir kanundan hiçbir ferdin şüzûz etmemesi ve hâricine çıkmaması olamaz. Evvelâ, bu kānûn-u tenâsül, mebde’ i‘tibâriyle, iki yüz bin envâ‘-ı hayvanâtın mebde’leriyle hark edilmiş ve nihâyet verilmiş. Yani, en evvelki pederleri, âdetâ Âdem’leri hükmündeki o iki yüz bin evvelki pederleri, kānûn-u tenâsülü harketmişler. Yani peder ve vâlideden gelmemişler; o kanun hâricinde vücûd verilmiş. Hem her baharda gözümüzle gördüğümüz yüz bin envâ‘ın kısm-ı a‘zamının hadsiz efrâdları, kānûn-u tenâsül hâricinde yaprakların yüzlerinde ve taaffün etmiş maddelerde o kanun hâricinde îcâd edilir. Acaba mebdeinde ve hatta her senede bu kadar şâzlarıyla yırtılmış ve zedelenmiş bir kanunda, bin dokuz yüz senede bir ferdin şüzûziyetini aklına sığıştıramayan ve nusûs-u Kur’âniyeye karşı te’vîle yapışan bir akıl, kaç derece akılsızlık ettiğini kıyâs et. O bedbahtların “kānûn-u tabîî” ta‘bîr ettikleri şeyler, emr-i İlâhî ve irâde-i Rabbâniyenin küllî bir cilvesi olan âdetullâh kanunlarıdır ki; Cenâb-ı Hak, o âdâtını bazı hikmet için değiştirir. Her şeyde ve her kanunda irâde ve ihtiyârının hükmettiğini gösterir. Hârikulâde bazı ferdlerde hark-ı âdet eder. اِنَّ مَثَلَ ع۪يسٰي عِنْدَ اللّٰهِ كَمَثَلِ اٰدَمَ fermanıyla bu hakîkati gösterir.

Dördüncü Suâliniz: Yani sizin değil, Ömer Efendi’nin suâli ki; bedbaht bir doktor, “Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm’ın pederi varmış” (Hâşiye) diye, dîvânecesine bir te’vîl ile bir âyetten kendine güya şâhid gösteriyor. O bîçâre adam, bir zaman hurûf-u mukattaa ile bir hat îcâdına çalışıyordu. Hem pek harâretli çalışıyordu. O vakit anladım ki, o adam, zındıkların tavrından hissetmiş ki, zındıklar hurûfât-ı İslâmiyenin kaldırılmasına teşebbüs edecekler. O adam güya “O sele karşı bir hizmet edeceğim” diye, çok beyhûde çalışmış. Şimdi bu mes’elede ve hem ikinci mes’ele beyninde, yine Hâşiye: Nev‘-i beşerin rub‘unun başına reis olarak geçen ve nev‘-i beşerden nev‘-i melâikeye bir cihette intikāl eden ve arzı bırakıp semâvâtı vatan ittihâzeden hârika bir ferd-i insanın bu hârika vaz‘iyetleri, kānûn-u tenâsülün hârika bir sûretini iktizâ ederken, onun kānûn-u tenâsülünü şübheli, meçhûl, gayr-i fıtrî, belki ednâ bir tarz ile o kanun içine almak, hiç yakışmadığı gibi, hiç de mecbûriyet yoktur. Hem sarâhat-i Kur’âniye te’vîl kaldırmaz. Yüz cihette zedelenen kānûn-u tenâsülün tâ‘mîri hesabına, hiçbir cihette zedelenmeyen ve tenâsülün hâricinde bulunan kānûn-u cinsiyet-i melek, hem kānûn-u sarâhat-i Kur’âniye gibi kuvvetli kanunlar nasıl tahrîb edilir? SAYFA 37 zındıkların esâsât-ı İslâmiyeye karşı müdhiş hücumunu hissetmiş ki; böyle ma‘nâsız te’vîlât ile bir musâlaha yolunu açmak istediğini zannediyorum. اِنَّ مَثَلَ ع۪يسٰي عِنْدَ اللّٰهِ كَمَثَلِ اٰدَمَ gibi, nusûs-u kat‘iye ile, Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm pedersiz olduğunun kat‘iyeti varken, tenâsüldeki bir kanunun muhâlefetini gayr-i mümkün telakkî etmekle, vâhî te’vîlâtla bu metîn ve esaslı hakîkati değiştirmeye teşebbüs edenlerin sözüne ehemmiyet verilmez ve ehemmiyete de değmez. Çünkü hiçbir kanun yoktur ki; şüzûzları ve nâdirleri bulunmasın ve hâricine çıkmış ferdleri olmasın. Ve hiçbir kāide-i külliye yoktur ki; hârika ferdleriyle tahsîs edilmesin. Zaman-ı Âdem’den beri bir kanundan hiçbir ferdin şüzûz etmemesi ve hâricine çıkmaması olamaz. Evvelâ, bu kānûn-u tenâsül, mebde’ i‘tibâriyle, iki yüz bin envâ‘-ı hayvanâtın mebde’leriyle hark edilmiş ve nihâyet verilmiş. Yani, en evvelki pederleri, âdetâ Âdem’leri hükmündeki o iki yüz bin evvelki pederleri, kānûn-u tenâsülü harketmişler. Yani peder ve vâlideden gelmemişler; o kanun hâricinde vücûd verilmiş. Hem her baharda gözümüzle gördüğümüz yüz bin envâ‘ın kısm-ı a‘zamının hadsiz efrâdları, kānûn-u tenâsül hâricinde yaprakların yüzlerinde ve taaffün etmiş maddelerde o kanun hâricinde îcâd edilir. Acaba mebdeinde ve hatta her senede bu kadar şâzlarıyla yırtılmış ve zedelenmiş bir kanunda, bin dokuz yüz senede bir ferdin şüzûziyetini aklına sığıştıramayan ve nusûs-u Kur’âniyeye karşı te’vîle yapışan bir akıl, kaç derece akılsızlık ettiğini kıyâs et. O bedbahtların “kānûn-u tabîî” ta‘bîr ettikleri şeyler, emr-i İlâhî ve irâde-i Rabbâniyenin küllî bir cilvesi olan âdetullâh kanunlarıdır ki; Cenâb-ı Hak, o âdâtını bazı hikmet için değiştirir. Her şeyde ve her kanunda irâde ve ihtiyârının hükmettiğini gösterir. Hârikulâde bazı ferdlerde hark-ı âdet eder. اِنَّ مَثَلَ ع۪يسٰي عِنْدَ اللّٰهِ كَمَثَلِ اٰدَمَ fermanıyla bu hakîkati gösterir.

NOW PLAYING

9. Lem'a/4, Sh 36 | 4.Sual | Hz İsa Aleyhisselâm'ın pedersiz olduğunun kat‘iyetine dairdir

0:00 52:10

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

Explaining the Faith with Fr. Chris Alar The Marian Fathers Each week, Very Rev. Chris Alar, MIC, director of the Association of Marian Helpers, examines in-depth an essential element of faith and morals that Catholics are called to proclaim, live, and celebrate. With wisdom, wit, and infectious enthusiasm, Fr. Chris digs deep into the richness, beauty, and truth of the faith that continues to transform hearts and lead people to God. May this podcast encourage your love of our Lord and love of your neighbor, especially of your brethren in the Church. Living Divine Mercy EWTN Fr. Chris Alar, M.I.C. helps viewers get a better understanding of the Divine Mercy message, and shares powerful, real life examples of people who live Divine Mercy in their every day lives. Homilies from the National Shrine The Marian Fathers These difficult times demand that we turn back to the beautiful mystery of who God is and what it means to be His cherished children. Listen in to the daily homilies from the Marian Fathers at the National Shrine of The Divine Mercy, including Fr. Chris Alar, Fr. Kaz Chwalek, and many more. May they help you to live by God’s will that you may play an active and effective role in a world whose wellbeing requires authentic Christian witness! Ciberíada de Lem en Lab 137 =^__^= [Audiolibro Ciencia Ficción] Mesh_mescalito En su momento, agadecido com estaba a tda la ente que había subido audios y que gracas a ellos me acompañaban decidí contribuir kármicamente de alguna manerra. Siempre me fasción el libr Ciberíada del escritor polaco Stanislaw Lem, su propio Bores, un tipo genial que tuvo u montón de etapas diferentespero una de ellas ciertamente es, para mí, muy muy cómica (y hay que agradecer a los traductores que estuvieron tan bien) y ilos´focia. Pero sobretodo muy graciosa, en su apariencia puerril de cuentos de princesas y robots. Lo grabé muy cutremente con el móvil allí donde podía.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Lem'alar Mecmuası?

This episode is 52 minutes long.

When was this Lem'alar Mecmuası episode published?

This episode was published on November 20, 2024.

What is this episode about?

Dördüncü Suâliniz: Yani sizin değil, Ömer Efendi’nin suâli ki; bedbaht bir doktor, “Hazret-i Îsâ Aleyhisselâm’ın pederi varmış” (Hâşiye) diye, dîvânecesine bir te’vîl ile bir âyetten kendine güya şâhid gösteriyor. O bîçâre adam, bir zaman hurûf-u...

Can I download this Lem'alar Mecmuası episode?

Yes, you can download this episode by clicking the download button on the episode player, or subscribe to the podcast in your preferred podcast app for automatic downloads.
URL copied to clipboard!