Bölüm 24: İyi Edebiyat, Kötü Edebiyat episode artwork

EPISODE · Jan 31, 2026 · 18 MIN

Bölüm 24: İyi Edebiyat, Kötü Edebiyat

from Livaneli Sohbet · host Zülfü Livaneli

Sanat ve edebiyat dünyasında büyük eserlerin ve büyük sanatçıların kendi dönemlerinde her zaman takdir görmediği sıkça rastlanan bir durumdur. Yıllardır dile getirilen bu gerçek, edebiyat tarihinden çarpıcı örneklerle açıkça görülür. Nitekim Amerikalı romancı Henry James, Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış romanı için “gevşek, dağınık, canavarca bir roman” ifadesini kullanmıştır. Bugün edebiyat tarihinin zirvesinde kabul edilen bu eser, yayımlandığı dönemde böylesine sert eleştirilere maruz kalmış, Tolstoy ise Nobel’e aday gösterilmesine rağmen ödüle layık görülmemiştir. Buna karşın, bugün o dönemde ödül verilen isimler neredeyse unutulmuş, Savaş ve Barış ise Homeros’tan sonra edebiyatın en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilmiştir.Benzer bir kader, Türk edebiyatının en büyük isimlerinden Yaşar Kemal için de geçerlidir. Bugün herkesin saygıyla andığı Yaşar Kemal, yaşadığı dönemde ağır eleştirilere, görmezden gelinmeye ve bilinçli bir suskunlukla boğulmaya çalışılmıştır. Bir kitabı yayımlandığında, basında tek bir eleştiri dahi çıkmadığı zamanlar olmuştur. Oysa yıllar sonra Yaşar Kemal hakkında en kapsamlı değerlendirmeler uluslararası basında yer almış, değeri Türkiye sınırlarını aşarak kabul edilmiştir. Bu durum, sanat dünyasında birinin başarısının diğerleri tarafından çoğu zaman tehdit olarak algılandığını ve özellikle Doğu toplumlarında bu kıskançlığın daha güçlü hissedildiğini göstermektedir.Bu önyargılar, farklı alanlardan edebiyata yönelen sanatçılar için daha da belirginleşir. Müzikle tanınmış bir sanatçının edebiyat alanında eser vermesi, çoğu zaman kuşkuyla karşılanır. Oysa sanat dalları birbirinden kopuk değildir; edebiyat ile müzik arasında güçlü bir bağ vardır. Buna rağmen, edebiyata “sonradan girilmiş” gibi yaklaşılması, yazarın kendini kabul ettirmesini zorlaştırır. Ancak zaman içinde, eserlerin kendi gücü bu önyargıları yıkar ve okurdan okura yayılan bir güven oluşturur.Sanatta yalınlık, çoğu zaman yanlış anlaşılır. Yalın bir dil kullanmak, eserin yüzeysel olduğu anlamına gelmez; aksine yalınlık, sanatın özüdür. Japon vazolarında olduğu gibi süssüzlük, kendi başına bir estetik değere dönüşebilir. Aynı durum edebiyatta da geçerlidir. Hemingway’in “buzdağı teorisi” bu anlayışın en güçlü örneklerinden biridir: Yazar, metinde yalnızca görünen kısmı sunar; asıl derinlik ise satır aralarında hissedilir. “Satılık: bebek ayakkabıları, hiç kullanılmamış” cümlesi, birkaç kelimeyle büyük bir trajediyi anlatabilen yalınlığın gücünü gösterir.Bu anlayış, Türk edebiyatında “sehli mümteni” kavramıyla ifade edilmiştir. Yunus Emre’nin dizelerinde olduğu gibi, son derece sade görünen bir söyleyişin ardında derin bir anlam ve ustalık yatar. Buna karşılık, düşünceyi uzatarak, karmaşık cümlelerle anlatmak her zaman sanatsal bir değer yaratmaz. Asıl güç, az sözle çok şey söyleyebilmektedir.Ne yazık ki günümüzde, kolay okunan eserlerin edebi değeri olmadığı yönünde yanlış bir kanı vardır. Oysa Dostoyevski, Cervantes, Dickens ve Tolstoy gibi dünya edebiyatının en büyük isimleri, aynı zamanda en çok okunan yazarlardır. Sanatın geniş kitlelere ulaşabilmesi, onun değerini azaltmaz. Shakespeare’in eserlerinin halk arasında farklı adlarla sahnelenmesi ya da Charlie Chaplin’in hem entelektüelleri hem de halkı etkilemesi bunun açık göstergesidir.Sanatta esas olan, biçimsel zorluk değil, iç yapıdır. Bir roman ya da şiir, bir saatin içindeki zemberek gibidir; eğer içsel mekanizma sağlam değilse, dış görünüş ne kadar gösterişli olursa olsun eser işlemez. Kurgu, ritim, dil ve anlatım bir bütün oluşturmalıdır. Deneysel eserler elbette değerlidir, ancak bunlar da kendi meraklısına hitap eder ve çoğu zaman dil üzerine yoğunlaşır.Şiirde de benzer bir durum söz konusudur. Gerçek bir mısra, yalnızca kelimeleri alt alta dizmekle oluşmaz. Aruz, hece ve halk şiiri geleneğini özümsemeden güçlü bir şiir yazmak mümkün değildir. Şiirin müziği, ritmi ve iç dengesi vardır; bu yakalanmadığında metin, yalnızca düz bir cümle olarak kalır.

Sanat ve edebiyat dünyasında büyük eserlerin ve büyük sanatçıların kendi dönemlerinde her zaman takdir görmediği sıkça rastlanan bir durumdur. Yıllardır dile getirilen bu gerçek, edebiyat tarihinden çarpıcı örneklerle açıkça görülür. Nitekim Amerikalı romancı Henry James, Lev Tolstoy’un Savaş ve Barış romanı için “gevşek, dağınık, canavarca bir roman” ifadesini kullanmıştır. Bugün edebiyat tarihinin zirvesinde kabul edilen bu eser, yayımlandığı dönemde böylesine sert eleştirilere maruz kalmış, Tolstoy ise Nobel’e aday gösterilmesine rağmen ödüle layık görülmemiştir. Buna karşın, bugün o dönemde ödül verilen isimler neredeyse unutulmuş, Savaş ve Barış ise Homeros’tan sonra edebiyatın en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilmiştir.Benzer bir kader, Türk edebiyatının en büyük isimlerinden Yaşar Kemal için de geçerlidir. Bugün herkesin saygıyla andığı Yaşar Kemal, yaşadığı dönemde ağır eleştirilere, görmezden gelinmeye ve bilinçli bir suskunlukla boğulmaya çalışılmıştır. Bir kitabı yayımlandığında, basında tek bir eleştiri dahi çıkmadığı zamanlar olmuştur. Oysa yıllar sonra Yaşar Kemal hakkında en kapsamlı değerlendirmeler uluslararası basında yer almış, değeri Türkiye sınırlarını aşarak kabul edilmiştir. Bu durum, sanat dünyasında birinin başarısının diğerleri tarafından çoğu zaman tehdit olarak algılandığını ve özellikle Doğu toplumlarında bu kıskançlığın daha güçlü hissedildiğini göstermektedir.Bu önyargılar, farklı alanlardan edebiyata yönelen sanatçılar için daha da belirginleşir. Müzikle tanınmış bir sanatçının edebiyat alanında eser vermesi, çoğu zaman kuşkuyla karşılanır. Oysa sanat dalları birbirinden kopuk değildir; edebiyat ile müzik arasında güçlü bir bağ vardır. Buna rağmen, edebiyata “sonradan girilmiş” gibi yaklaşılması, yazarın kendini kabul ettirmesini zorlaştırır. Ancak zaman içinde, eserlerin kendi gücü bu önyargıları yıkar ve okurdan okura yayılan bir güven oluşturur.Sanatta yalınlık, çoğu zaman yanlış anlaşılır. Yalın bir dil kullanmak, eserin yüzeysel olduğu anlamına gelmez; aksine yalınlık, sanatın özüdür. Japon vazolarında olduğu gibi süssüzlük, kendi başına bir estetik değere dönüşebilir. Aynı durum edebiyatta da geçerlidir. Hemingway’in “buzdağı teorisi” bu anlayışın en güçlü örneklerinden biridir: Yazar, metinde yalnızca görünen kısmı sunar; asıl derinlik ise satır aralarında hissedilir. “Satılık: bebek ayakkabıları, hiç kullanılmamış” cümlesi, birkaç kelimeyle büyük bir trajediyi anlatabilen yalınlığın gücünü gösterir.Bu anlayış, Türk edebiyatında “sehli mümteni” kavramıyla ifade edilmiştir. Yunus Emre’nin dizelerinde olduğu gibi, son derece sade görünen bir söyleyişin ardında derin bir anlam ve ustalık yatar. Buna karşılık, düşünceyi uzatarak, karmaşık cümlelerle anlatmak her zaman sanatsal bir değer yaratmaz. Asıl güç, az sözle çok şey söyleyebilmektedir.Ne yazık ki günümüzde, kolay okunan eserlerin edebi değeri olmadığı yönünde yanlış bir kanı vardır. Oysa Dostoyevski, Cervantes, Dickens ve Tolstoy gibi dünya edebiyatının en büyük isimleri, aynı zamanda en çok okunan yazarlardır. Sanatın geniş kitlelere ulaşabilmesi, onun değerini azaltmaz. Shakespeare’in eserlerinin halk arasında farklı adlarla sahnelenmesi ya da Charlie Chaplin’in hem entelektüelleri hem de halkı etkilemesi bunun açık göstergesidir.Sanatta esas olan, biçimsel zorluk değil, iç yapıdır. Bir roman ya da şiir, bir saatin içindeki zemberek gibidir; eğer içsel mekanizma sağlam değilse, dış görünüş ne kadar gösterişli olursa olsun eser işlemez. Kurgu, ritim, dil ve anlatım bir bütün oluşturmalıdır. Deneysel eserler elbette değerlidir, ancak bunlar da kendi meraklısına hitap eder ve çoğu zaman dil üzerine yoğunlaşır.Şiirde de benzer bir durum söz konusudur. Gerçek bir mısra, yalnızca kelimeleri alt alta dizmekle oluşmaz. Aruz, hece ve halk şiiri geleneğini özümsemeden güçlü bir şiir yazmak mümkün değildir. Şiirin müziği, ritmi ve iç dengesi vardır; bu yakalanmadığında metin, yalnızca düz bir cümle olarak kalır.

NOW PLAYING

Bölüm 24: İyi Edebiyat, Kötü Edebiyat

0:00 18:44

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

Kerem Önder Kerem Önder Kerem Önder Hocamızın bağımlılık yapan üslûbuyla, Tefsir, Hadis, Fıkıh, Akâid, Siyer ve Tasavvuf gibi İslam ilimlerinin özetini, bu kanalda hiç sıkılmadan ve zorlanmadan hızlı bir şekilde öğrenecek ve hayatınıza tatbik etmekle kalmayıp etrafınızdaki insanlara da kolayca aktarabileceksiniz."Sizden hiç bir ücret istemeyenlere tâbi olun. Onlar, hidayete erdirilmişlerdir." ayeti gereğince sohbet videolarımızı, ücret talep etmemek kaydıyla istediğiniz gibi paylaşabilirsiniz. (Yasin 21)Tebliğ niyetiyle tanıdığınız herkese kanalımızı tavsiye edin. Çünkü:"Kim, iyi bir işe aracılık ederse, onun d Explicit Muhabbetin Başı Muhabbetin Başı Komedi, Kara Mizah, Ofansif Mizah, Ortaya Karışık Sohbet Explicit Canca Sesli Kitap Canca Şeyler Bu kanalda yerli ve yabancı yazarlara ait şiir, öykü ve romanları dinleyebilir, bazen de ilgimi çeken konular üzerine gerçekleştirdiğim sohbetlere konuk olabilirsiniz. Herkese keyifli dinlemeler…▫️ Youtube: Canca Şeyler (https://www.youtube.com/channel/UCokT5vpQVwaioDfAU2mcHtg)▫️ Twitter: @_cancaseyler▫️ Instagram: @yusufcangokkaya #şiir #seslikitap #sohbet Explicit Yeme Bozukluğu Sohbetleri YB Farkındalık Diyetisyen Zeynep Tuğtepe, Diyetisyen Gülşah Kumanova ve ED Survivor Derin Şahin ile yeme bozuklukları, sezgisel yeme, kilofobi, beden algısı, güzellik idealleri, her bedende sağlık ve değer yargılarımızın dört bir yanını sarmış olan diyet kültürü üzerine bir sohbet. Uzman konuklar ile devam edeceğimiz yeni yayınlar için bizleri spotify ve instagram üzerinden takipte kalın! Explicit

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Livaneli Sohbet?

This episode is 18 minutes long.

When was this Livaneli Sohbet episode published?

This episode was published on January 31, 2026.

What is this episode about?

Sanat ve edebiyat dünyasında büyük eserlerin ve büyük sanatçıların kendi dönemlerinde her zaman takdir görmediği sıkça rastlanan bir durumdur. Yıllardır dile getirilen bu gerçek, edebiyat tarihinden çarpıcı örneklerle açıkça görülür. Nitekim...

Can I download this Livaneli Sohbet episode?

Yes, you can download this episode by clicking the download button on the episode player, or subscribe to the podcast in your preferred podcast app for automatic downloads.
URL copied to clipboard!