EPISODE · Dec 11, 2018 · 57 MIN
Cehenneme giren insanın ilk isteği... / 11.12.2018 / Kerem Önder
from Kerem Önder · host Kerem Önder
وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَا أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا غَيْرَ الَّذِي كُنَّا نَعْمَلُ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَاءكُمُ النَّذِيرُ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِمِينَ مِن نَّصِيرٍ ﴿٣٧﴾ “Onlar cehennemde, “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” (Fâtır 37) “Ayetteki, "Ey Rabbimiz, bizi çıkar" ifadesine gelince, bu, "Onların çığırışları bu şekildedir. Yani onlar, "Ey Rabbimiz, bizi çıkar" derler" demektir. Ben, bu ifadenin başında, "derler" ifadesini takdir ettim, çünkü, cehennemliklerin bağrışmaları da, söz söylemektir. Ki bunda, onların canlarını acıtmanın, bir te'dib değil, bir azâb etme olduğuna bir işaret vardır. Bu böyledir, zira terbiye edilmek istenen kimse, (o esnada), kendisini terbiye eden kimseye, "Yaptığımı bir daha yapmayacağım. Yaptığım gerçekten fena bir şeydi v.s." dediğinde, o, o zaman bunu bırakır. Ama, ahirette azaba uğratılan kimsenin durumu böyle değildir. Ayetin buradaki tertibi de son derece güzeldir. Çünkü Cenâb-ı Hak, o azabın onlardan hiçbir vakit eksiltilmeyeceğini, kendisinin onları affetmeyeceğini beyan buyurunca, onlardan sâdır olacak olan herhangi bir söz ve vaadi de kabul etmeyeceğini beyan buyurmuştur. Bu böyledir, zira, hapsedilen kimse, belki çıkarılırım diye, herhangi bir talepte bulunmaksızın sabreder. Ama onun orada kalışı uzayınca, yükleneceği herhangi bir vazife bulunmaksızın, çıkarılmasını talep eder. Bu, netice vermezse, aleyhine olabilecek birtakım yükümlülükler vadeder ve "Beni çıkar, şöyle şöyle yapacağım" der. Dünyaya Dönme Temennileri Bil ki, Allah Teâlâ, bu dünyada sapıtmış olanın ahirette de sapıtacağını beyan buyurmuştur. Nitekim Cenâb-ı Hak, "Bu dünyada âmâ olan, muhakkak ki ahirette de âmâdır" (isra, 72) buyurmuştur. Sonra onlar, dünyaya dönmenin, Allah'ın verdiği haberlerin hükmü gereğince, imkansız olduğunu bilemediler. İşte bundan dolayı onlar, Allah'ın yardımını talep etmeden ve O'na medh ve senada bulunmadan; meselâ, "İş, Allah'ın elindedir" demeden, neticesine kesin gözüyle bakarak, amel ve hareketlerde bulunacağız" demişlerdir. İşte bunun üzerine Cenâb-ı Hak onlara, "Eğer siz nefsinize güveniyor iseniz, biz size, tefekkür ve tefekkürde bulunabileceğiniz, içinde iman edebileceğiniz ve amellere yönelebileceğiniz kadar bir ömür vermiştik (nerdeydiniz?)" demiştir. Makbul Olan İstirham Onların, "Yapmış olduğumuzdan bambaşka" sözleri, amellerin bozukluğunun kendileri tarafından anlaşıldığına bir işarettir. Buna göre Cenâb-ı Hak sanki, onları dünyada hidayete erdirmediği gibi, ahirette de onları hidayete erdirmemiştir. Bunun üzerine de onlar, "Ey Rabbimiz, onların amelleri karşılığı değil de, sen lütfunla ve fazlınla, mü'minlerin mükâfatlarını arttırdın. Biz ise, mükâfaatın arttırılmasına değil de, azabın hafifletilmesine daha çok muhtacız. O halde sen bize, senin lütfuna nazaran, sana yakışan şeyi yap. Bize, senin adaletine nisbetle müstehak olduğumuz şeyi yapma! Ve sen, bitmeyen mağfiretine bak. Bizim temelsiz mazeretlerimize kulak asma!" dememişlerdir. Allah, mü'minleri dünyada hidayete erdirdiği gibi, ahirette de hidayete erdirmiştir.
What this episode covers
وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَا أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا غَيْرَ الَّذِي كُنَّا نَعْمَلُ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَاءكُمُ النَّذِيرُ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِمِينَ مِن نَّصِيرٍ ﴿٣٧﴾ “Onlar cehennemde, “Ey Rabbimiz! Bizi buradan çıkar ki dünyada iken işlemekte olduğumuzdan başka ameller, salih ameller işleyelim” diye bağrışırlar. (Onlara şöyle denilir:) “Sizi, düşünüp öğüt alacak kimsenin düşünüp öğüt alabileceği kadar yaşatmadık mı? Size uyarıcı da gelmişti. Öyle ise tadın azabı. Çünkü zalimler için hiçbir yardımcı yoktur.” (Fâtır 37) “Ayetteki, "Ey Rabbimiz, bizi çıkar" ifadesine gelince, bu, "Onların çığırışları bu şekildedir. Yani onlar, "Ey Rabbimiz, bizi çıkar" derler" demektir. Ben, bu ifadenin başında, "derler" ifadesini takdir ettim, çünkü, cehennemliklerin bağrışmaları da, söz söylemektir. Ki bunda, onların canlarını acıtmanın, bir te'dib değil, bir azâb etme olduğuna bir işaret vardır. Bu böyledir, zira terbiye edilmek istenen kimse, (o esnada), kendisini terbiye eden kimseye, "Yaptığımı bir daha yapmayacağım. Yaptığım gerçekten fena bir şeydi v.s." dediğinde, o, o zaman bunu bırakır. Ama, ahirette azaba uğratılan kimsenin durumu böyle değildir. Ayetin buradaki tertibi de son derece güzeldir. Çünkü Cenâb-ı Hak, o azabın onlardan hiçbir vakit eksiltilmeyeceğini, kendisinin onları affetmeyeceğini beyan buyurunca, onlardan sâdır olacak olan herhangi bir söz ve vaadi de kabul etmeyeceğini beyan buyurmuştur. Bu böyledir, zira, hapsedilen kimse, belki çıkarılırım diye, herhangi bir talepte bulunmaksızın sabreder. Ama onun orada kalışı uzayınca, yükleneceği herhangi bir vazife bulunmaksızın, çıkarılmasını talep eder. Bu, netice vermezse, aleyhine olabilecek birtakım yükümlülükler vadeder ve "Beni çıkar, şöyle şöyle yapacağım" der. Dünyaya Dönme Temennileri Bil ki, Allah Teâlâ, bu dünyada sapıtmış olanın ahirette de sapıtacağını beyan buyurmuştur. Nitekim Cenâb-ı Hak, "Bu dünyada âmâ olan, muhakkak ki ahirette de âmâdır" (isra, 72) buyurmuştur. Sonra onlar, dünyaya dönmenin, Allah'ın verdiği haberlerin hükmü gereğince, imkansız olduğunu bilemediler. İşte bundan dolayı onlar, Allah'ın yardımını talep etmeden ve O'na medh ve senada bulunmadan; meselâ, "İş, Allah'ın elindedir" demeden, neticesine kesin gözüyle bakarak, amel ve hareketlerde bulunacağız" demişlerdir. İşte bunun üzerine Cenâb-ı Hak onlara, "Eğer siz nefsinize güveniyor iseniz, biz size, tefekkür ve tefekkürde bulunabileceğiniz, içinde iman edebileceğiniz ve amellere yönelebileceğiniz kadar bir ömür vermiştik (nerdeydiniz?)" demiştir. Makbul Olan İstirham Onların, "Yapmış olduğumuzdan bambaşka" sözleri, amellerin bozukluğunun kendileri tarafından anlaşıldığına bir işarettir. Buna göre Cenâb-ı Hak sanki, onları dünyada hidayete erdirmediği gibi, ahirette de onları hidayete erdirmemiştir. Bunun üzerine de onlar, "Ey Rabbimiz, onların amelleri karşılığı değil de, sen lütfunla ve fazlınla, mü'minlerin mükâfatlarını arttırdın. Biz ise, mükâfaatın arttırılmasına değil de, azabın hafifletilmesine daha çok muhtacız. O halde sen bize, senin lütfuna nazaran, sana yakışan şeyi yap. Bize, senin adaletine nisbetle müstehak olduğumuz şeyi yapma! Ve sen, bitmeyen mağfiretine bak. Bizim temelsiz mazeretlerimize kulak asma!" dememişlerdir. Allah, mü'minleri dünyada hidayete erdirdiği gibi, ahirette de hidayete erdirmiştir.
NOW PLAYING
Cehenneme giren insanın ilk isteği... / 11.12.2018 / Kerem Önder
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
Jun 13, 2026 ·3m
Jun 4, 2026 ·11m
May 27, 2026 ·9m
May 23, 2026 ·4m
May 18, 2026 ·7m
May 2, 2026 ·6m