Divan-ı Hikmet • Ahmet Yesevi - 2. Hikmet episode artwork

EPISODE · Apr 21, 2021 · 7 MIN

Divan-ı Hikmet • Ahmet Yesevi - 2. Hikmet

from Muhammet KALEM · host Muhammet KALEM

On yaşında delikanlı oldun Kul Hoca Ahmed; Hocalığa binâ koyup, ibâdet eylemeden, “Hocayım” deyip yolda kalsan, yazık sana, O nedenle altmış üçte girdim yere. ~ •Dinlemek isteğiniz şiirleri yorum kısmına yazarsanız, sizler için yorumlayabilirim. Yeni şiirlerden haberdar olmak için; https://bit.ly/2IObl6a tıklayarak abone olabilirsiniz. ~ Ey dostlar, kulak verin söylediğime, Ne sebepten altmış üçte girdim yere? Mirâc sırasında Hakk Mustafâ rûhumu gördü, O nedenle altmış üçte girdim yere. Hakk Mustafâ Cebrâil’den eyledi suâl “Bu nasıl rûh, bedene girmeden buldu kemâl?” Gözü yaşlı, önderi halkın, bedeni hilâl; O nedenle altmış üçte girdim yere. Cebrâil dedi: “Ümmet işi size tam hakkıdır, Göğe çıkıp meleklerden alır ders Feryâdına feryâd eder yedi kat gök... “ O nedenle altmış üçte girdim yere “Evlâdım” deyip Hakk Mustafâ eyledi kelâm, Ondan sonra bütün rûhlar eyledi selâm Rahmet denizi dolup taş, diye yetişti haber, O nedenle altmış üçte girdim yere. Rahîm içinde belirdim, ses geldi, “Zikir söyle!” dedi, organlarım titreyiverdi Rûhum girdi, kemiklerim ‘‘Allah” dedi; O sebepten altmış üçte girdim yere. Dört yüz yıldan sonra çıkıp ümmet olacak, Nice yıllar dolaşıp halka yol gösterecek, On dört bin âlimler hizmet eyleyecek, O nedenle altmış üçte girdim yere. Dokuz ay ve dokuz günde yere düştüm; Dokuz sâat duramadım, göğe uçtum; Arş ve Kürsü derecesini varıp kucakladım; O sebepten altmış üçte girdim yere. “İnna fetehnâ”yı okuyup anlam sordum; Işık saldı, kendimden geçip cemâl gördüm; Hâcem vurup “Sus’” dedi, bakıp durdum; Yaşımı saçıp, çâresiz olup durdum ben işte. “Ey câhil, gerçek bu!” diye söyledi, bildim; Ondan sonra çöller gezip Hakk’ı sordum; Nasîb etti, şeytânı tutup bindim; Kararlı olup, belini basıp ezdim ben işte. Zikrini tamâm eyleyip döndüm divâneye; Hakk’tan başka birşey demeyip bilmeyene, Mumunu arayıp çırak girdim pervâneye, Kor ateş olup, kavrulup yanıp söndüm ben işte. Nam ve nişân hiç kalmadı, “Lâ... Lâ...” oldum; Allah zikrini diye diye “...illâ...” oldum; Hâlis olup, muhlis olup “...lillah” oldum; “Fenâfillah” makâmına geçtim ben işte. Arş üstünde namâz kılıp dizimi büktüm; Dileğimi deyip, Hakk’a bakıp yaşımı döktüm; Yalancı âşık, sahte sûfî gördüm, kötüledim O nedenle altmış üçte girdim yere. Cândan geçmeden “Hû-Hû” demenin hepsi yalan, Bu arsızdan sormayın suâl, yolda kalan; Hakk’ı bulanın özü gizli, sözü gizli; O nedenle altmış üçte girdim yere. Bir yaşımda rûhlar bana pay verdi; İki yaşta peygamberler gelip gördü; Üç yaşımda Kırklar gelip hâlimi sordu; O nedenle altmış üçte girdim yere. Dört yaşımda Hakk Mustafâ verdi hurma. Yol gösterdim, yola girdi, nice günâhkâr Nereye varsam Hızır Baba’m bana yoldaş O nedenle altmış üçte girdim yere. Beş yaşımda belimi bağlayıp ibâdet eyledim, Nâfile oruç tutup âdet eyledim Gece gűndüz zikrini deyip râhat eyledim, O nedenle altmış üçte girdim yere. Altı yaşta durmadan kaçtım insanlardan Göğe çıkıp ders öğrendim meleklerden; İlgimi kesip bütün tanıdık bağlardan; O nedenle altmış üçte girdim yere. Yedi yaşta Arslan Baba’m arayıp buldu; Her sırrı görüp perde ile sarıp kapadı; Allah’a hamd olsun, gördüm” dedi, izimi öptü; O nedenle altmış üçte girdim yere. Azrâil gelip Arslan Babamın Cânını aldı, Hûriler gelip ipek kumaştan kefen eyledi, Yetmiş bin melekler toplanıp geldi. O nedenle altmış üçte girdim yere. Namâzını kılıp yerden kaldırdılar Bir anda cennet içine ulaştırdılar, Rûhunu alıp “İlliyyîn” cennetine girdirdiler O nedenle altmış üçte girdim yere. Allah, Allah yer altında vatan eyledi Münker-Nekir “Rabbin kim?” deyip soru sordu; Arslan Baba’m İslâm’ından beyân eyledi O nedenle altmış üçte girdim yere. Akıllı isen, erenlere hizmet eyle Emr-i Mârûf kılanları azîz eyle, Nehy-i münker kılanları hürmetli eyle O nedenle altmış üçte girdim yere. Sekizimde sekiz yandan yol açıldı; “Hikmet söyle!” diye, başlarıma nûr saçıldı; Allah’a hamd olsun, Pîr-i kâmil mey içirdi; O nedenle altmış üçte girdim yere. Pîr-i kâmil Hakk Mustafâ, şüphesiz bilin; Nereye var

On yaşında delikanlı oldun Kul Hoca Ahmed; Hocalığa binâ koyup, ibâdet eylemeden, “Hocayım” deyip yolda kalsan, yazık sana, O nedenle altmış üçte girdim yere. ~ •Dinlemek isteğiniz şiirleri yorum kısmına yazarsanız, sizler için yorumlayabilirim. Yeni şiirlerden haberdar olmak için; https://bit.ly/2IObl6a tıklayarak abone olabilirsiniz. ~ Ey dostlar, kulak verin söylediğime, Ne sebepten altmış üçte girdim yere? Mirâc sırasında Hakk Mustafâ rûhumu gördü, O nedenle altmış üçte girdim yere. Hakk Mustafâ Cebrâil’den eyledi suâl “Bu nasıl rûh, bedene girmeden buldu kemâl?” Gözü yaşlı, önderi halkın, bedeni hilâl; O nedenle altmış üçte girdim yere. Cebrâil dedi: “Ümmet işi size tam hakkıdır, Göğe çıkıp meleklerden alır ders Feryâdına feryâd eder yedi kat gök... “ O nedenle altmış üçte girdim yere “Evlâdım” deyip Hakk Mustafâ eyledi kelâm, Ondan sonra bütün rûhlar eyledi selâm Rahmet denizi dolup taş, diye yetişti haber, O nedenle altmış üçte girdim yere. Rahîm içinde belirdim, ses geldi, “Zikir söyle!” dedi, organlarım titreyiverdi Rûhum girdi, kemiklerim ‘‘Allah” dedi; O sebepten altmış üçte girdim yere. Dört yüz yıldan sonra çıkıp ümmet olacak, Nice yıllar dolaşıp halka yol gösterecek, On dört bin âlimler hizmet eyleyecek, O nedenle altmış üçte girdim yere. Dokuz ay ve dokuz günde yere düştüm; Dokuz sâat duramadım, göğe uçtum; Arş ve Kürsü derecesini varıp kucakladım; O sebepten altmış üçte girdim yere. “İnna fetehnâ”yı okuyup anlam sordum; Işık saldı, kendimden geçip cemâl gördüm; Hâcem vurup “Sus’” dedi, bakıp durdum; Yaşımı saçıp, çâresiz olup durdum ben işte. “Ey câhil, gerçek bu!” diye söyledi, bildim; Ondan sonra çöller gezip Hakk’ı sordum; Nasîb etti, şeytânı tutup bindim; Kararlı olup, belini basıp ezdim ben işte. Zikrini tamâm eyleyip döndüm divâneye; Hakk’tan başka birşey demeyip bilmeyene, Mumunu arayıp çırak girdim pervâneye, Kor ateş olup, kavrulup yanıp söndüm ben işte. Nam ve nişân hiç kalmadı, “Lâ... Lâ...” oldum; Allah zikrini diye diye “...illâ...” oldum; Hâlis olup, muhlis olup “...lillah” oldum; “Fenâfillah” makâmına geçtim ben işte. Arş üstünde namâz kılıp dizimi büktüm; Dileğimi deyip, Hakk’a bakıp yaşımı döktüm; Yalancı âşık, sahte sûfî gördüm, kötüledim O nedenle altmış üçte girdim yere. Cândan geçmeden “Hû-Hû” demenin hepsi yalan, Bu arsızdan sormayın suâl, yolda kalan; Hakk’ı bulanın özü gizli, sözü gizli; O nedenle altmış üçte girdim yere. Bir yaşımda rûhlar bana pay verdi; İki yaşta peygamberler gelip gördü; Üç yaşımda Kırklar gelip hâlimi sordu; O nedenle altmış üçte girdim yere. Dört yaşımda Hakk Mustafâ verdi hurma. Yol gösterdim, yola girdi, nice günâhkâr Nereye varsam Hızır Baba’m bana yoldaş O nedenle altmış üçte girdim yere. Beş yaşımda belimi bağlayıp ibâdet eyledim, Nâfile oruç tutup âdet eyledim Gece gűndüz zikrini deyip râhat eyledim, O nedenle altmış üçte girdim yere. Altı yaşta durmadan kaçtım insanlardan Göğe çıkıp ders öğrendim meleklerden; İlgimi kesip bütün tanıdık bağlardan; O nedenle altmış üçte girdim yere. Yedi yaşta Arslan Baba’m arayıp buldu; Her sırrı görüp perde ile sarıp kapadı; Allah’a hamd olsun, gördüm” dedi, izimi öptü; O nedenle altmış üçte girdim yere. Azrâil gelip Arslan Babamın Cânını aldı, Hûriler gelip ipek kumaştan kefen eyledi, Yetmiş bin melekler toplanıp geldi. O nedenle altmış üçte girdim yere. Namâzını kılıp yerden kaldırdılar Bir anda cennet içine ulaştırdılar, Rûhunu alıp “İlliyyîn” cennetine girdirdiler O nedenle altmış üçte girdim yere. Allah, Allah yer altında vatan eyledi Münker-Nekir “Rabbin kim?” deyip soru sordu; Arslan Baba’m İslâm’ından beyân eyledi O nedenle altmış üçte girdim yere. Akıllı isen, erenlere hizmet eyle Emr-i Mârûf kılanları azîz eyle, Nehy-i münker kılanları hürmetli eyle O nedenle altmış üçte girdim yere. Sekizimde sekiz yandan yol açıldı; “Hikmet söyle!” diye, başlarıma nûr saçıldı; Allah’a hamd olsun, Pîr-i kâmil mey içirdi; O nedenle altmış üçte girdim yere. Pîr-i kâmil Hakk Mustafâ, şüphesiz bilin; Nereye var

NOW PLAYING

Divan-ı Hikmet • Ahmet Yesevi - 2. Hikmet

0:00 7:54

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Muhammet KALEM?

This episode is 7 minutes long.

When was this Muhammet KALEM episode published?

This episode was published on April 21, 2021.

What is this episode about?

On yaşında delikanlı oldun Kul Hoca Ahmed; Hocalığa binâ koyup, ibâdet eylemeden, “Hocayım” deyip yolda kalsan, yazık sana, O nedenle altmış üçte girdim yere. ~ •Dinlemek isteğiniz şiirleri yorum kısmına yazarsanız, sizler için...

Can I download this Muhammet KALEM episode?

Yes, you can download this episode by clicking the download button on the episode player, or subscribe to the podcast in your preferred podcast app for automatic downloads.
URL copied to clipboard!