PODCAST · arts
Ben bi kitap okudum
by B.S.
Yılda 35-40 kadar kitap okuyorum ben. Okuduktan sonra kütüphanede öyle tozlanıp gitmesinler istiyorum. Okuduğum son kitabı içselleştirebilmek için bu sesli kayıt arşivini tutuyorum.HOŞGELDİNİZ.
-
100
Erling Kagge - Az Parayla Büyük Sanat Eserleri Satın Alma Rehberi/Yürümek/Gürültü Çağında Sessizlik
100. bölümümüzde 3 kitap birden konuşuyoruz. Aslında kitaplardan çok yazar bu zihin yapısını nasıl inşa etmiş ona hayretle bakıyoruz.100 bölümdür beni yalnız bırakmayan sizlere çok teşekkür ediyorum. Eğer söylemek istediğiniz bir şey olursa instagram’da haberleşiriz:
-
99
Masumiyet ya da Özel İlişki - Ian McEwan
Şimdiye kadarki en basit Ian McEwan ikilemi olduğunu düşünmüştüm ama sorduğumda yine karpuz gibi ikiye yarıldık. “Sevdiğiniz insan başka birinin ölümüne sebep olsa ne yaparsınız?” temel sorumuz. En az bizim kadar keskin şekilde ikiye ayrılan Berlin’de MI6 operasyonu sırasında hem kişisel hem ulusal sırlarla dolu bir kurgudayız.Bölüme dair söylemek istediğiniz bir şey olursa instagram’da bölüme ilişkin gönderinin altına yorum bırakabilirsiniz:
-
98
Hormonların Gücü - Randi Hutter Epstein
Hormon kavramı 125 yıl önce piyasada yoktu bile; davranışları manipüle edebilme etkisini düşünürsek dinlerin, iyi insan olma çabasının bile karşı koltuğunda oturuyor. Azıcık salgıların bizi biz yapan hemen her ögeyi yönetebiliyor oluşunu kanıksadık ama ölçülemeyecek kadar küçük olanı ölçmenin yolunu keşfederek 1977’de Nobel Ödülü alan Rosalyn Yalow’a selam durmadan geçmeyelim, kazımış tırnaklarla kraliçe.Hormonlarımızın bu gencecik tarihini incelediğimiz bölüme dair söylemek istediklerinizi aşağıdaki linkten Instagram hesabımıza giderek bölüme ilişkin gönderinin altına yorum olarak bırakabilirsiniz:
-
97
Sürgün Bilgi - Alice Miller
Alice Miller’ın da kitaplarında yazdığı gibi bir anne olmadığını anlatıyor oğlu. Aslında bunu anlatabiliyor olması, duygularıyla bağının kopmamış olduğunu gösterir ki Alice Miller bu durumda kendini “iyi bir anne” olarak görmeye devam eder sanırım. Ben bu ara berbat bir anneyim. Çocuğum üzerindeki gücümü hatırlamak, bu otoriteyi kötüye kullanmamak için bir hatırlatmaya ihtiyacım vardı. Alice Miller dünyanın en berbat annesi bile olsa, kendisi uygulayamasa bile anlattıklarının benim anneliğime iyi gelen bir yanı var.Bölüme dair söylemek istediklerinizi aşağıdaki link’ten instagram hesabımıza giderek bölüme ilişkin gönderinin altına yorum olarak bırakabilirsiniz:
-
96
Bütün İsimler - Jose Saramago
Kuş palazından ölen küçük kardeşinin ölüm kaydını hastanede bulamaması üzerine mezarlık kayıtlarını karıştırarak geçirdiği süreçte doğmuş bu kitabın fikri. İnsanın verilerden ibaret olmadığını, onu anlamlı kılanın hikayesi olduğunu hatırlamaya ihtiyacınız varsa güzel bir hatırlatma olacaktır, eminim.Söylemek istediğiniz bir şey olursa aşağıdaki linkten Instagram profilimize gidip bölüme ilişkin gönderinin altına yorum bırakabilirsiniz:
-
95
Şeffaflık Toplumu - Byung-Chul Han
Mahremiyetten geriye ne kaldı azizim, diye diye diz dövmeye değil de mahremiyetin sınırlarını güncellemeye ihtiyacımız var sanki. Ötekiyle karşılaşmak artık evin kapısının dışında değil ama bundan çıkarılacak sonuç da utanç duygusundan geriye hiçbir şey kalmadığı da değil bence.Yaratıcılık, merak, kutsallık için bilinmezliklere alan tanımak gerektiği muhakkak ama şaibeye ve ihtimallere açılmak istemediğimiz için netlik ihtiyacı duyduğumuz alanlar olduğu gerçeğini de küçümsememek gerek. Net fikirlerle masadan kalkmadığım, kendi içinde yepyeni sorular doğuran pek çok ihtimal yaratan bir okuma oldu.Siz de fikirlerinizi paylaşmak isterseniz aşağıdaki linkten instagram’a bölüme ilişkin gönderinin altına yorum bırakabilirsiniz:
-
94
Mrs. Dalloway - Virginia Woolf
Çok büyük bir “Ne anlamı var?” sorusunu çok bana dair bir yerden cevapladığım bir bölüm oldu galiba; kitap benim sıkıştığım yerden kesinlikle çok daha fazla…Virginia Woolf’un akışkan diliyle zamanı, mekanı, kişileri büktüğü, sınırları silikleştirdiği,Duygu Akın’ın özenli çevirisi veelimde taşırken çok gururlandığım kapak tasarımıyla harika bir okuma deneyimiydi.Bölüme dair söylemek istediklerinizi aşağıdaki linkten instagram profilimize giderek bölüme ilişkin post’un altına bırakabilirsiniz:
-
93
Tenin Gözleri - Juhani Pallasmaa
Göz-Egemen dünyada “duyular hiyerarşisi” konuşuyor ve tabii ki bu alanda da “eşitlik” arıyoruz.Bölüme ilişkin yorumlarınızı aşağıdaki link’ten instagram hesabımıza giderek bölüme ilişkin post’un altına yorum olarak bırakabilirsiniz:
-
92
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği - Milan Kundera
Ne anlatsam yetersiz kalacağımı hissettirecek kadar ismi büyük kitaplardan birini konuşuyoruz bu hafta. Ben bir “uzman”, bir “yetkili” değilim; kilometresi hiç fena olmayan bir okuyucu olarak, şimdiye kadarki okuma tecrübeme sırtımı dayayarak ve muhakkak bir şeyleri eksik bırakarak paylaşıyorum bu incelemeyi…En son “Yüzyıllık Yalnızlık” konuşurken bu kadar gerilmiştim. Germeyin ya, herkes de o kadar çok şey bilmiyor:)Bölüme dair söylemek istediğiniz bir şey olursa aşağıdaki linkten instagram hesabımıza giderek bölüme ilişkin post’un altına yorum bırakabilirsiniz :
-
91
Bütün Pazarlamacılar Yalancıdır / Hikaye Anlatırlar - Seth Godin
Pazarlamaya dair önyargılarımı kırmak için tercih ettiğim ama kitap seçimi konusunda hatalar yaptığımı düşündüğüm bir okuma oldu. “Ben yaptım, siz yapmayın” dediklerim ve “yine de şu bilgiler yanımıza kar” dediklerimle dolu bir bölüm…Varsa söylemek istediklerinizi aşağıdaki linkten instagram hesabımıza giderek bölüme ilişkin postun altına yorum olarak bırakabilirsiniz:
-
90
Sofranız Şen Olsun - Takuhi Tovmasyan
Nesiller arası kültür aktarımını sofradaki yemeklerden yola çıkarak anlatan bir yemek kitabı inceliyoruz.Sevdiklerimizi anmak için her gün, sık sık yaptığımız şeyleri vesile etmek de benim kendime aldığım kişisel not…Bölüme dair fikirlerinizi aşağıdaki linkten instagram hesabımıza giderek bölüme ilişkin postun altına bırakabilirsiniz:
-
89
Utanç - J. M. Coetzee
Bireylerin hikayesini okuyup sinirden ölmemek imkansız ama buradaki hiçbir karakter empati kurulsun diye yazılmamış zaten. Her biri ırkçılık ve sömürü döngüsünde bir arketip, kurban-zalim-kurtarıcı üçgeninin bir parçası…Bedenin bireyselliğinden uzaklaşıp toplumsal olarak taşıdığı anlamları kavramaya çalıştığımız, tarihin bedenler üzerindeki tahakkümünü idraka uğraştığımız, çoğu noktada içselleştirmekte zorlandığımız, belki de korkup kaçtığımız bir metin…Bölüme ya da kitaba dair fikirlerinizi aşağıdaki linkten ulaşacağınız instagram hesabında bölüme ilişkin postun altına bırakabilirsiniz:
-
88
Suyun Dudaklarında - Alberto Ruy Sanchez / Mogador Beşlisi 3
Mogador Beşlisi şimdiye kadar bizi hep sezgiler dünyasına çekerken 3. kitabı olan Suyun Dudaklarında’da arzuların peşinden gitmenin kişiyi yönlendirmeye açık kılması ihtimalini de düşündürüyor.Bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa instagram linki aşağıda:
-
87
Paravatan (Moneyland) - Oliver Bullough
“Nerden geliyor bu değirmenin suyu?” dediğiniz her yerde çok büyük ihtimalle yolsuzluk var. Korkunç dava belgeleri gördüğümüz bugünlerde paranın ne ülke sınırı ne de kanun tanıdığı, hangi yollarla kaçırılıp nerelerde saklandığı üzerine harika bir derleme…Siniriniz kaldırıyorsa okumanızı tavsiye ederim.Bölüme dair yorumlarınızı aşağıdaki linkten bölüme ilişkin post’un altına yorum olarak bırakabilirsiniz:
-
86
Iza’nın Şarkısı - Magda Szabo
Köyünden kopardığınız yaşlınız varsa kahrınızdan ölme ihtimaliniz var. Yaşlının şehir hayatında tutunamaması ve işlevsizleşmesi üzerine depresyona girmesi konusunu kenara koysak bile Iza’nın hayattaki yara almadan yürümeye çalışırken diğer insanlarla bağlantısızlaşması, başlı başına toksik pozitivite ve sonuçları üzerine düşünme alanı yaratıyor.İnsanlar birbirlerine yaralarından bağlanıyor; plastik mutlu hayatlarda bağlantı kurulacak bir nokta bulunamıyor. Bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa aşağıdaki linkten Instagram profilimize giderek bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz:
-
85
Steve Jobs - Walter Isaacson
Toplumsal bir figür olunca hakkında her şeyi bildiğimizi sanıyoruz; ne büyük yanılgı… Yine aynı sebepten kahramanlaştırılması çok kolay olurdu ama her insan gibi kusurları ve yetenekleriyle, 360 derece tarif edilebilmesi de biyografi yazarının başarısıdır.Tanımlamaları istediği şekilde yapması, sınırları kendi belirlediği yerlerden çekmesi, vasat işe tahammülsüzlüğü ifade ederken kabalaşmakta tereddüt bile etmemesiyle orijinalliğinden, biricikliğinden bir an bile şüphe duymamasıyla tanınmayı hak eden bir insan… Steve Jobs… Ne iyi ki, ne de ne yazık ki…Fikirlerinizi paylaşmak isterseniz aşağıdaki linkten instagram hesabımıza giderek bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz:
-
84
Violeta - Isabel Allende
Biz Brezilya dizileriyle büyümüş nesil, severiz aşk, tutku, ihtiras, en dibi görme, zirvelere de çıkma…Allende bir okuru tam olarak bu sürükleyici kurguyla kendine bağlayıp kocaman kştabı okutuyor, son 100 sayfada -artık elşnfen bırakamayacak kadar hikayenin içindeyken- Şili politik tarihine dair dönüm noktalarını bir anda hikayeye yükleyiveriyor. Kendisi de ülkenin askeri darbeyle devrilen sosyalist başkanı Salvador Allende’nin yeğeni zaten; aile hikayesinde politikanın organik bir yeri var. Her romanında aile hikayelerinden de kesin bir şeyler var, otobiyografik de sayılır o yüzden romanları…Daha nasıl anlatayım bu kadını ve romanlarını sevdiğimi bilemiyorum! Varsa diyeceğiniz, linkten instagram profiline giderek bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz :
-
83
İnsanlığımı Yitirirken - Osamu Dazai
Okuyanlar genelde bi temiz dayak yese düzeleceğini düşünüyor ama ben galiba biraz empati kurdum. Başınıza hiç geldi mi bilmiyorum ama terapistin yaklaşmasını istemediğiniz bir konu vardır da o sizin oraya gitmemek için direncinizi fark eder ve şefkat gösterir… O gizlemek istediğiniz şeyin zaten göründüğünü fark ettiğinizde içinize doğru sinersiniz, bildiniz mi? Bence Dazai bu sinikliği tüm ömrü boyunca yaşamış. Güzel bir hayatı olabilecekken ziyan etmesini tabii ki mazur göremiyorum ama temel motivasyonu anlayabildiğimi düşünüyorum.Dazai dayak yese düzelir diyenlerdenseniz instagram’a yorumlarınızı beklerim:
-
82
Son Hikayeler - Olga Tokarczuk
3 nesil kadın hikayesi; tek bir hayatta başlayıp bitmeyen, hayattaki kararlarımızın bizden daha büyük etkileri olduğunu hatırlatan döngüsel bir kurgu…İdealize yaşlılar yok, yaşadığı hayatı taşımayı bilen kadınlar, kocakarılar var. Müthiş aydınlanmalar, hayatın anlamını aramalar falan değil, gerçekten yaşanmış hayatların muhasebesi var.Bölümle ilgili söylemek istedikleriniz olursa aşağıda instagram linki var. Bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz:
-
81
Ayakkabı Gurusu - Phil Knight
Nike’ın kurucusu Phil Knight’ın otobiyografisi üzerinden dönemin alışılmış iş yapış şekillerine baş kaldıran, dinamik bir kültür inşasını, girişimci zihin yapısını, riskle uzun yıllar dans edişlerini, hukuk mücadelelerini konuşuyoruz.Girişimcilik ekosistemine kadın bakış açısının neler katabileceği üzerine de bir iki cümle etmiş olabilirim.Bölüme ilişkin yorumlarınızı aşağıdaki linki takip ederek bölüme ilişkin post’un altına bırakabilirsiniz.
-
80
Bir Kadın Astronotun Anıları - Naomi Mitchison
Sizden farklı kültürlerle, değerlerle, hatta fizyolojilerle iletişim kurmak üzerine kafa yoran biriyseniz bu kitaba şans verin; bence her iletişimcinin okuması gerekenler listesinde olmalı.Zamanın durdurulabildiği, uzun zaman genç kalınabildiği bir dünyada kadın-erkek ilişkileri ve annelik nasıl görünürdü? Yüz yıl öncesinden bir kadın bu konuda nasıl fikir yürütmüştür? Alternatif bir bakış açısı olarak alınabilir.Benim beklentimin çok üzerinde bir kitap oldu. Fikirlerinizi paylaşmak isterseniz aşağıdaki linkten Instagram hesabımıza gidebilir, bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz:
-
79
Zeka Tuzağı - David Robson
Yıldız oyuncularla dolu bir takım şampiyon olamıyor.Nobel ödüllü bilim insanları dolandırılıyor.IQ rekorları kıran insanlar vasat hayatlar yaşıyor.Zeka ne işe yarıyor? Zeki olmaya çalışmak, belki de yanlış bir hedeftir.Bölüme ilişkin yorumlarınızı instagram’da bölüme ilişkin postun altına bırakabilirsiniz:
-
78
Havanın Adları - Alberto Ruy Sanchez / Mogador Beşlisi 2
Uçucu hislerin serisi Mogador Beşlisi’nin 2. kitabında şehrin hikayesinden insanların hikayelerine geçiş yapıyoruz. İlişkiler arasındaki döngüsellik şehrin rüzgarından azade değil tabii ki…İlk bölümü de muhakkak dinleyin. Rasyonel insanları zorlayabilecek olsa da sezgileriyle yaşamayı bilen kültürler için anlamlı olacağına çok inanıyorum.Yorumlarınız varsa instagram’a bekliyorum.
-
77
Paranın Psikolojisi - Morgan Housel
Kısa yoldan zengin olmanın değil, sebatla uzun vadede tasarruf yapmayı anlatan bir kitap. Yanlış beklentilerle dinlemenizi istemem.
-
76
Kayıp Gergedanlar - Cem Kalender
Toplumsal travmalar konusunda topluca susulmasının yükünü nesilden nesile aktarmakla lanetlenmişsek belki de şifamız korkup sahip olduklarımızı muhafaza etmeye çabalamaktansa sürüye uymayı reddedip odadaki fili konuşmaya başlamaktır.Bölüme ya da kitaba dair söylemek istedikleriniz olursa instagram’da buluşuruz:
-
75
Mutfak Sırları - Anthony Bourdain
“Korsan gemisinde kaptan olmak” diyince aklınıza bir çocuk kitabı geliyordur belki ama dünyayı gezerek egzotik lezzetleri keşfettiği tv programlarıyla tanıdığımız ünlü şef Anthony Bourdain yıllarca yönettiği profesyonel mutfaklardaki görevini tam olarak böyle tanımlıyor.Bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa instagram’da buluşuruz.
-
74
Çocuk Geliyor - Han Kang
Han Kang bu kitabı çok sarsıcı, dramatik kelimelerle yazabilirdi; oysa öyle sakince, öyle nesnel bir dille, sadece olanı olduğu haliyle aktarmış ki sizin ne hissetmeniz gerektiğini dikte etmeden, olanlar karşısında vücudunuzun ve hormonlarınızın devreye girmesini, kendi duygunuzu kendinizin üretmesini sağlamış. Toplumsal bir acı karşısında nasıl hissedeceğinizi deneyimlemenize alan açmış.Kitaba, Han Kang’a ya da bölüme dair söylemek istediğiniz bir şey varsa aşağıdaki linkten instagram’a giderek bölüme ilişkin post’un altına yorum bırakabilirsiniz:
-
73
Köpek Kalbi - Mihail Bulgakov
Bu kadar yaratıcı sistem eleştirisi yapmaya bu adamı sansürler mecbur etmiş:)Kitaba ya da bölüme dair söylemek istediklerinizi instagram’da @benbikitapokudum hesabında bölüme ilişkin postun altına bırakabilirsiniz.
-
72
Ressamın Günlüğü - Jose Saramago
Kansız devrimler ve kalkan yayın yasağını anmalar, karaktere otobiyografi yazdırıp araya kendi çocukluk anılarını sıkıştırmalar… Saramago hiçbir zaman tek boyutta okunabilen kitapların yazarı olmadı. Okuyucu nereyi, ne kadar görmeye hazırsa onunla yüzleşti.Kitaba ya da bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa instagram’da @benbikitapokudum hesabında bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz.
-
71
İhmal Edilen Anahtar - Alice Miller
Sanatçıların eserlerinde erken dönem çocukluk travmalarının izlerini arıyoruz. Ben Picasso’nun hikayesinde takılı kaldım.Bölüme dair söylemek istedikleriniz için istagram’da bölğme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz.
-
70
Dokuz Kere Şaşkınlık - Alberto Ruy Sanchez / Mogador Beşlisi 1
Görünmeyen şeylerin, somut hale gelmiş kelimelerin, hava nesnelerinin, rüzgarın, arzunun, his seviyesinin, enerjinin kitabı; tüm bunların yaşanabilir olduğu Mogador’un kitabı…Varsa söylemek istediğiniz instagram’da buluşalım.
-
69
Bütün Günlerin Akşamı - Jenny Erpenbeck
İnsan hayatı boyunca kaç kere “öyle olmasaydı da şöyle olsaydı” anlarında ölümü teğet geçiyor acaba? Bu kitapta 5.Karakterin ömrü uzadıkça şahit olduğu toplumsal olay sayısının artışı, bir ölümündeki kahramanlığının bir diğerinde artık anlamsız kalışı yakın tarihin dinamik felaketlerini tekrar hatırlamamı sağladı. Günümüzde bu frekans artık insan aklının almayacağı kadar arttı.Kitaba ya da bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa instagram’da buluşalım.
-
68
Bir Son Duygusu - Julian Barnes
Hafızanın kişinin kendisini kayıran seçici ya da yanlış hatırlamaları üzerine düşünmemiz istenen bu bölümde ben kitaba alternatif bi son uydurmuş olabilirim. Bölüme dair yorumlarınızı aşağıdaki linkten instagram profilimize giderek post’un altına bırakabilirsiniz.
-
67
Erkeksiz Kadınlar - Shahrnush Parsipur
1953 İran Devrimi sürecinde her biri ataerkil düzenin ayrı bir sillesini yiyen 5 kadının bir bağ evinde geçirdikleri iyileşme sürecini konuşuyoruz. İdeal bir feminist dünya falan yaratıldığı yok; yaraları sarıp düzenin içindeki rolleri biraz daha güçlü oynadıklarına şahit oluyoruz. Varsa söylemek istedikleriniz, instagram’a da bekleriz.
-
66
Hazar Sözlüğü - Milorad Paviç
Tarih sahnesinden arkalarında neredeyse hiçbir şey bırakmadan silinen Hazarlar’ın kendi dinlerinden uzaklaşınca yok olduğu rivayet edilir. İnsanın melek atası Adem Ruhani’yi bir kitapta toplamaya çalışan rüya avcılarının niyetinden Tanrı razı olsa da, amellerinden değildir. İşin içine melekler kadar şeytanlar da karışmış, Adem Ruhani’nin bedenlenmeye çalışıldığı kitap olan Hazar Sözlüğü’nün 3 dinden ve 3 dilden temsilcilerinin notlarının bir araya gelmemesi için avcıların peşine takılmışlardır. Avcılardan biri rüyaları avlarken ölümü bile avlamış ama 3 kitabın bir arada durmasına tüm çabalara rağmen engel olunamamış.Bölüme dair fikirlerinizi aşağıdaki linkten instagram profilimize gidip bölüme ilişkin postun altına yorum olarak bırakabilirsiniz.
-
65
Kirpinin Zarafeti - Muriel Barbery
Okuyucu kitlesini karpuz gibi 2’ye yaran bi kitap:Seven çok sevip bayılıyor, bazılarımızsa ilk sayfalarda aramızdan ayrılıyor…Ben 2 kategoriye de girmemeyi başardım. Bayılmadım ama sevenlerin neden sevdiği ile ilgili fikirlerim var.Siz de konuyla ilgili fikirlerinizi aşağıdaki linkten Instagram hesabımıza giderek paylaşabilirsiniz:
-
64
Tanrıların Bahçesi - Gerald Durrell
Üçleme içinde içimi en rahat ettirmeyen kitap bu sonuncu oldu. Ailenin babaannesi bile Hindistan doğumlu, orada yaşadıkları süreçte illa ki bir parçası oldukları sömürgecilik düzenini biraz fazla mı normalleştirmişler, yoksa bu Gerry’nin her şeyle dalga geçen üslubuyla ailesinin sömürgeci geçmişine de laf sokuşu mu, kitabı bitirdim ve hala emin değilim… Türk şakaları ise beni anca cacık mı, caciki mi kadar rahatsız etti; misafir oldukları kültürü gözlemlerken onların pozitif ve negatif anlamda en fazla etkileşimde bulundukları kültürü karikatürize etmeleri bence kabul edilebilir.Bu bölümde içimi rahat ettirmedin Gerry! Umarım sadece umursamaz ve şakacı bi çocuksundur.Bölüme ya da kitapa dair söylemek istedikleriniz varsa aşağıdaki linkten Instagram profilimize gidip bölümün altına yorum olarak bırakabilirsiniz.
-
63
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi - Ayfer Tunç
Karadeniz’de sırtı denize dönük bir ruh ve sinir hastalıkları hastanesinden dallanıp 300’den fazla karaktere budaklanan, doktorların da hastalar kadar hasta, her karakteri spektrumun bi ucunda sallanan, Ayfer Tunç’un oyuncu ve akıllı bir yazar olduğunun anıtı niteliğinde bir kitapla beraberiz. Hayran olmamak elde değil!Eğer kitaba dair, Ayfer Tunç’a dair, bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa aşağıdaki linkten bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz:
-
62
Sür Pulluğunu Ölülerin Kemikleri Üzerinde - Olga Tokarczuk
Bir romanın içinde otobiyografik ögeler bulduğum anda gizli bir belgeye ulaşmış, bir hazine harikası bulmuş gibi oluyorum. Hayvanların yaşam hakkını savunan bir deli kocakarının adaleti arayıp bulamayınca kendi sağlama hikayesi…Olga Tokarczuk, sen benim yazar crash’ımsın!Sizin de söylemek istedikleriniz varsa aşağıdaki linkten instagram profilimize gidip bölüme ilişkin postun altına yorum yapabilirsiniz
-
61
Yavru Ceylan - Magda Szabo
Edebiyatın en tehlikeli ve belki de en erdemli tarafı bize en sevmeyeceğimiz insanları, en hak veremeyeceğimiz olayları bile anlaşılabilir kılması…Söylemek istedikleriniz olursa aşağıdaki linkten instagram profilimize giderek bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz.
-
60
Katran Bebek - Toni Morrison
Dümdüz ırkçılık, ayrımcılık konuşuyoruz.Irklar arası hiyerarşi, ırkların kendi aralarındaki hiyerarşi, ekonomik sınıflar arası hiyerarşi, bu grupların birbirleriyle etkileşimlerindeki süptil işaretçilerin herkesçe bariz şekilde okunabilmesi üzerine sözünü sakınmayan bi kitapla buradayız.Söylemek istediklerinizi aşağıdaki linkten instagram profilimize giderek bölüme ilişkin postun altına yorum olarak bırakabilirsiniz.
-
59
Dönüş - Hisham Matar
Kayıp bir babanın, kayıp bir memleketin izini 33 yıl aradan sonra doğan bir ümitle süren Hisham Matar’ın kendi hayat hikayesi.Her babanın, her oğulun, her evladın okuması gerektiğini çok hissettiğim, yokluğuyla büyünen bir babayla nasıl gurur duyulabileceğini gördükçe “acaba evladım beni nasıl anacak?” diye dertlendiğim, içimde, çok derin bir yerde okurken büyük bir ızdırap çektiğim bir kitaptı.“Bir lider nasıl bir diktatöre dönüşür?” sorusunun cevaplarını adım adım alacağımız,sürecin mimari üzerindeki etkilerine kafa yoracağımız, temelde babamızı arayacağımız bu bölümle ilgili söylemek istediğiniz bir şey varsa aşağıdaki linkten instagram hesabımıza gidip bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz? oğul KaddafiMimari öge olarak ışık
-
58
Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk - Wilhelm Genazino
Müthiş acınası bi karakterdi ve sürekli benim de söylemiş olabileceğim laflar etti.Sonu psikiyatri kliniğinde bitti.Söylemek istediğiniz bir şey varsa aşağıdaki linkten instagram profilimize gidebilir, bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz:
-
57
Harita ve Topraklar - Michel Houellebecq
Yakın dönem sanat ve mimarlık tarihi sevenler, bu kitabı da sevdi!Yazarın kendini bi looser olarak hikayeye sokup üstüne bi de vahşi bir cinayete kurban ettirmesi, bu cinayetin, bir şeyin sonucu değil de öngörülemezlik, rastlantısallıkla ancak açıklanabilmesi, hayatın anlamsızlığına yaptığı harika bi gönderme bence.Söylemek istediğiniz bir şey olursa aşağıdaki linkten Instagram profilimize gidebilir, bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz:https://www.instagram.com/benbikitapokudum?igsh=MWJmNXkwajJmdWRueA%3D%3D&utm_source=qr
-
56
Küçük Anılar - Jose Saramago
Korfu Üçlemesi’nde Gerald Durrell’ın merakları desteklenmiş, dramasız ve kabul dolu bir ailede geçmiş çocukluğundan öyle etkilenmiş, öyle umut dolmuştum ki bir başka çocuğun anılarını dinlemek iyi bi fikir sanmıştım.Saramago’nun çocukluk anılarını anlattığı bu kitap beni çok kırdı; özellikle Durrell’in çocukluğunu okuduktan sonra…Şiddettin, sevilmemişliğin, dünya derdinden sıra gelmemişliğin büyüttüğü çocukların melankolik ve dokunsan ağlayacak dünyasında yaşıyoruz.Dünyanın merak dolu, güvenli, eğlenceli, başkasını kırmayı akıl ettirmeyecek kadar sevgi dolu olduğu bir versiyonunda yaşamak istiyorum.Kitaba dair söylemek istedikleriniz ya da bana önerebileceğiniz, yazarın kendi çocukluk anılarını anlattığı, umutlu kitaplar varsa aşağıdaki linkten instagram hesabımıza giderek bölüme ilişkin postun altına bırakabilirsiniz.
-
55
Kuşlar, Hayvanlar ve Hısım Akraba - Gerald Durrell / Korfu Üçlemesi -2
Güzel yarınlara olan umudumu kuyruğuna bağladığım Korfu Üçlemesi’nin ikinci kitabındayız. Merakları desteklenmiş çocuklar, didişse de drama yaratmayan ve birbirine hep destek aile üyeleri, hayvanların renkli dünyası, gün batımları, mevsim dönümleri…Bu kadar basit olabilirdi; ileride bir gün öyle olabileceğine tutunuyorum.Kitaba ya da bölüme dair söylemek istediğiniz bir şey olursa aşağıdaki linkten Instagram profilimize gidip bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz.
-
54
Amber Gece - Sylvie Germain
Dedeni severdim süt oğlan… Serinin ilk kitabı olan “Gecelerin Kitabı”nda savaşın nesiller boyu süren yıkıcı etkisini ifade etmek için büyülü-gerçekçilik çok çok iyi bir tercihti ama kişisel bir öfke ve intikam hikayesinde romantik bir dramatizm hissi bırakti bende. Bence ilk kitabın yanına yaklaşmaz ama sizin de söylemek istediğiniz bir şeyler varsa aşağıdaki linkten instagram profilimize gidip bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz.
-
53
Görünmez Kentler - Italo Calvino
“Her anlama, bir yanlış anlamadır.” GadamerBirbirinin dilini konuşamazken anlatacak hikayeleri hiç bitmeyen Kubilay Han ile Marco Polo’nun gel zaman, git zaman, birbirlerinin dillerine aşina oldukça muhabbetleri yavanlaştı. Konuştukları ortak dilde kullandıkları kelimelerin, her ikisi için kişisel ve sınırlı anlamları vardı. Ona bakan kişisinin geçmişine göre şekillenen kent gibi; algı, deneyimi biçimlendirdi.Gezip gördüğü kentleri anlatıyordu Marco Polo. Anlattıklarının hayal mi, gerçek mi olduğunu anlayamadı Kubilay Han. Anlatılanları evirip çevirip benzeteceği bir kent, muhakkak vardı. Calvino’nun strüktürünü, ilişkilerini, böyle giderse yaşanamayacak hale gelişlerini tasvir ettiği 55 kentte sizi çıkardığı bir yolculuk bu… Tek sınırı, kelimelere sizin yüklediğiniz anlam olan bir yolculuk.Bölüme dair söylemek istedikleriniz olursa aşağıdaki linkten instagram hesabımıza giderek bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz.
-
52
Yüzyıllık Yalnızlık - Gabriel Garcia Marquez
Nesiller arası hikayeler anlatmanın en güzel yolu büyülü-gerçekçilik, en büyük olayların bile geçiciliğini hissetmenin en teselli edici hali… Belki dolaylı bir iz kalır sonrakilere, neden yaptıklarını bilmedikleri bir hareket, ne anlama geldiğini bilmeden mırıldandıkları bir söz… Yaşarken çok kıymet verdiğimiz, hayatın akışını değiştiriyormuşuz gibi hissettiğimiz o eylemlerimizin uçuculuğunu anlayabilmek, insan kibrime iyi geldi…Varsa söylemek istediğiniz, instagram linki aşağıda… Haberleşiriz.
-
51
Vahşiler ve Duygusallar - Javier Marias / Futbol Yazıları
Sevgili eşim için futbol konuştuğumu duymak müthiş bi gerginlik yaratıyordur eminim, o kara gün bugün…Ama daha çok çocukluktan, kulüp kültürünün korunmasından, sürekli kazanmak gerekmesinin geçmişin başarılarını unutturuyor oluşundan, bir sahne önü karakteri olan oyuncunun tarzından, gol sevincinden, yenilgiyi göğüsleyişi, bir tribün dolusu taraftarın sevgisini ve öfkesini üzerinde hissetmesinden bahsedeceğiz.Bölüme ilişkin söylemek istediğiniz bir şey varsa aşağıdaki linkten Instagram hesabımıza giderek bölüme ilişkin postun altına yorum bırakabilirsiniz.
No matches for "" in this podcast's transcripts.
No topics indexed yet for this podcast.
Loading reviews...
Loading similar podcasts...