Çok Sesli Solo

PODCAST · health

Çok Sesli Solo

Ruh sağlığı, kişisel gelişim ve toplumsal meseleleri; hem bilimsel kaynaklardan edindiğim bilgiler hem de öznel yaşam deneyimlerimden süzülen bir bakışla ele alacağım bir program olacak. Bu masanın sohbetine ortak olmak isteyen herkesi beklerim!

  1. 25

    24. Bölüm | Dürüstlüğün Yükü, Yalanların Hafifliği

    Herkes yaşamı boyunca en az bir kez yalan söylemiştir.Peki, bizi bu evrensel davranışa iten temel motivasyon ne?Bu bölümde, çocukluktaki ceza korkusundan yetişkinlikteki "sahte benlik" inşasına kadar yalan söyleme davranışını inceliyoruz. Freud’un haz ilkesinden, yalanın toplumsal düzeni koruyan işlevsel bir araç oluşuna ve bizi kendimize yabancılaştıran bir alışkanlığa dönüşmesine kadar öne çıkan önemli başlıkları tartışıyoruz.Dürüstlüğün iyileştirici gücü, ilişkilerde samimiyetin rolü, bir savunma biçimi olarak yalan söyleme davranışı ve daha fazlası.

  2. 24

    23. Bölüm | Çocuk Ruh Sağlığı, Okul Cinayetleri ve Zorbalığa Dair

    Ortaokul çağındaki bir çocuk, ne zaman “arkadaşlarını” birer insan olarak görmekten vazgeçip “hedef” olarak görmeye başlar?Bir yanda eğitimli görünen ama gerçeği inkâr eden ebeveynler, diğer yanda ise görülme ihtiyacı duyan bir çocuk… Peki, bir şeyler ters gidiyor diyen o ses neden duyulmaz? Bir çocuğun ruh sağlığını korumak mı yoksa gelecekteki “sicilini” temiz tutmak mıdır önemli olan?Bu bölümde, son günlerde ülkemizde yaşanan sarsıcı bir olaydan yola çıkarak tek bir suçu değil; o suça giden yolu konuşuyoruz. İhmal edilen uyarılar, görmezden gelinen sinyaller, akran zorbalığı ve aile içindeki tutumların bir çocuğun zihninde nasıl bir kırılmaya yol açabileceğini sorguluyoruz.

  3. 23

    22. Bölüm | İçgüdüsel Annelik Miti ve Normal (!) Doğum Polemiği

    Annelik içgüdüsel mi, yoksa öğrenilen bir süreç mi?Toplum uzun zamandır kadına hazır bir rol biçiyor: Şefkatli, ilgili, ne yapacağını bilen “doğuştan anne”…Ama aynı toplum babalık için “öğrenilen” bir süreçten bahsediyor. Bu doğrultuda annelik ve babalık gerçekten sanıldığı gibi mi?Ayrıca bu bölümde, çok tartışılan bir konuyu, “normal doğum” olarak adlandırılan vajinal doğum ile sezaryen doğum arasındaki polemik tartışmaları irdeliyoruz.Gerçekten tek bir doğru doğum şeklinden söz edilebilir mi?Ve kadının deneyimi, güvenliği ve psikolojik durumu bu tartışmanın neresinde?Anneliğe, babalığa ve rollere dair ‘normal’in izini sürmek isteyen herkese…

  4. 22

    21. Bölüm | Harry Potter Evrenine Psikolojik Bir Bakış

    Bu bölümde, Harry Potter evrenini yalnızca bir büyücülük hikâyesi olarak değil, insan ruhunun derinliklerine açılan bir alan olarak ele alıyoruz.Depresyon, travma ve bağlanma… Fantezinin bir savunma mekanizması olarak nasıl işlediğini; anlatıdaki metaforları ve karakterlerin çocukluk yaşantılarının bugünkü benliklerine nasıl yansıdığını inceliyoruz.Harry Potter ve Lord Voldemort (Tom Riddle) arasındaki benzerlikler neler? Benzer travmatik geçmişlere rağmen farklı psikolojik yollara sapmalarının sebepleri neler?Kimlik çatışmaları, sevgi ve yıkıcılık arasındaki gerilim ve travmanın kader üzerindeki etkisi… Birlikte tüm bu başlıkların izini sürüyoruz.

  5. 21

    20. Bölüm | Döv(ül)me Sanatı: Neden Dövme Yaptırıyoruz?

    Dövmeler bazen bir anıyı yaşatmanın, bazen olmak istediğimiz kişiye yaklaşmanın, bazen de geçmişle baş etmenin bir yolu olabilir. Kimileri için bir sembol, kimileri için bir hikâye, kimileri içinse yalnızca estetik bir seçim… Peki dövme yaptırmak gerçekte neyi temsil eder? Neden dövme yaptırıyoruz?Bu bölümde, dövmelerin sadece estetik bir tercih olmanın ötesine geçip nasıl güçlü bir ifade aracına dönüştüğünü konuşuyoruz. Bir zamanlar marjinal gruplarla özdeşleştirilen dövmelerin bugün pek çok sosyal sınıfta nasıl farklı anlamlar kazandığını; bireyin kimlik arayışı, kendini ifade etme ihtiyacı ve benlik algısıyla nasıl iç içe geçtiğini ele alıyoruz.

  6. 20

    19. Bölüm | Dijital Mahkemeler: Linç ve İptal Kültürü

    Teknolojinin son yıllardaki hızlı gelişimiyle birlikte sosyal medya, bireylerin yalnızca kendini ifade ettiği bir alan olmaktan çıkıp adeta bir “dijital mahkeme”ye dönüştü. Yorum yapabilme özgürlüğü, beraberinde yargılama gücünü de getirdi ve bu durum linç kültürü ile iptal kültürünü görünür kıldı. Bu bölümde; linç kültürü ve iptal kültürünün ne olduğunu ve nasıl ortaya çıktığını, dijital aktivizmin gücünü ve sınırlarını, çoğunluğun sesinin nasıl belirleyici hale geldiğini konuşuyoruz. Antik Yunan’daki ostrakismos uygulamasından bugünün anonim ve kontrolsüz yargı alanlarına uzanan bu dönüşümde, herkesin yargıç olduğu bir düzende nesnelliğin, adaletin ne kadar mümkün olduğunu sorguluyoruz: Gerçekten özgür müyüz?Yoksa çoğunluğa uyma baskısıyla şekillenen yeni bir sessizlik içinde mi yaşıyoruz?

  7. 19

    18. Bölüm | Sahneden Öncesi, Sahneden Sonrası (Konuk: Anıl Erdem Cevizci)

    Bu bölümde, sevgili müzisyen Anıl Erdem Cevizci ile yalnızca müziği değil; zamanla dönüşen tutkuları, sahnede olmanın anlamını ve görünür olmanın ağırlığını konuşuyoruz.20’li yaşların o yoğun, tutku dolu arzuları 30’larda da aynı şekilde varlığını sürdürür mü?Yoksa insan ve ona ait duygular değiştikçe beraberinde hayatın anlamı dediğimiz, bizi her gün yataktan kaldıran o güç/şey de dönüşür mü?Tanıklık edilme isteği, görünür olma ihtiyacının bir yansıması mı?Şöhret, bu ihtiyacın ne kadarını karşılayabilir?Ve bir kez o dünyaya adım atan birinin iç dünyasında neler değişir?Bize ‘tanıklık’ etmek isteyen herkese.

  8. 18

    17. Bölüm | Can Sıkıntısı, Kişisel Gelişim Salatası ve Anlamlı Bir Hayat

    Modern dünyada can sıkıntısı çoğu zaman kaçınılması gereken bir duygu olarak görülür. Boşluk hissi ortaya çıktığında onu hemen bir şeylerle doldurmaya çalışırız: Kişisel gelişim içerikleri, yeni hedefler, süresiz meşguliyet… Ancak çoğu zaman bunlar kalıcı bir çözüm değil, yalnızca kısa süreli oyalamalardır. Böylece “meşguliyet” neredeyse bir varoluş biçimine dönüşür.Bu bölümde, can sıkıntısına farklı bir gözle bakıyoruz: Bastırılması gereken bir duygu mu, yoksa hayatın anlamını aramaya çağıran içsel bir ses mi? Haz, başarı ve süresiz meşguliyet gerçekten bu boşluğu doldurabilir mi, yoksa insan denilen canlı farklı motivasyonlar üzerine mi hareket eder?Belki de can sıkıntısı düşmanca bakıp kaçmamız gereken bir duygu değil; kendi özgün sesimizi duyabilmemiz için bize açılan bir alan, alınmayı bekleyen bir işarettir.

  9. 17

    16. Bölüm | 2026 Bağımsızlık Yılı: Ne Memuru Alkol Bey?!

    Şiddet davranışı alkolün bir sonucu mudur, yoksa mevcut saldırganlık eğilimlerinin ortaya çıkmasına neden olan bir tetikleyici mi?Bağımlılığın bir “beyin hastalığı” olarak tanımlanmasının nedeni ne? Neye hastalık neye bozukluk demeliyiz? Bu bölümde, dopaminle kurduğumuz ilişkinin zamanla nasıl bir döngüye dönüştüğünü ele alırken; aile dinamiklerinin, öğrenilen baş etme stratejilerinin ve kişisel hikâyelerin bu süreçteki rolünü sorguluyoruz.Bir insan neden bir maddeye bağlanır? Kaçmak için mi, daha iyi hissetmek için mi, yoksa kendini onunla daha “iyi” hissettiği bir hâli tercih ettiği için mi?Ve belki de tüm bu soruların merkezinde duran asıl mesele şu:Bağımlılık aslında bir kontrol meselesi mi?

  10. 16

    15. Bölüm | Komplo Teorileri ve Bilimsel Dogmatizm

    Komplo teorileri neden bu kadar cazip?İnsanlar nasıl oluyor da birbiriyle tamamen çelişen iddialara aynı anda inanabiliyor?Komplo teorileriyle bilimsel bilgiyi gerçekten ayıran şey nedir?Bu bölümde, komplo teorilerinin psikolojik ve toplumsal kökenlerini ele alıyoruz. Belirsizlikle baş etme ihtiyacımızdan, otoriteye duyulan güvensizliğe; “büyük olayların büyük nedenleri olmalı” düşüncesinden, grup kimliğinin yarattığı sahte güven hissine kadar uzanan zihinsel yolculuğa birlikte çıkıyoruz.Ve daha kritik bir soru: Bilimi savunurken, farkında olmadan komplocu bir refleksi yeniden mi üretiyoruz?Bu bölüm, “neye inandığımızdan çok, neden inandığımızı” sorgulamak isteyenlere.

  11. 15

    14. Bölüm | Masumiyet Müzesi’nde Aşk: Romantik Saplantının Anatomisi

    Orhan Pamuk tarafından kaleme alınan Masumiyet Müzesi bize aşkla, sevme biçimlerimizle ilgili ne anlatıyor? Kemal’in Füsun’la değil, ona ait nesnelerle kurduğu bağ ne ifade ediyor?Bu bölümde Masumiyet Müzesi’ni bir aşk hikâyesi olarak değil, romantik saplantının adım adım nasıl kurulduğunu gösteren bir anlatı olarak ele alıyoruz. Kemal’in Füsun’a duyduğu “aşk”ın, zamanla bir ilişki arzusundan çok, hatıralara, nesnelere ve geçmişin idealize edilmiş bir versiyonuna tutunma biçimine nasıl dönüştüğünü ve romantik saplantının, çoğu zaman karşılıklı bir bağdan değil, tek taraflı bir anlam inşasından beslendiğini; sevilen kişiden çok, ona yüklenen anlatının merkezde olduğunu bağlanma, kontrol, nesneler ve boşluk ekseninde ele alıyoruz.Nitekim duygular aslında bir “öteki”yle değil; insanın kendi duygularıyla kurduğu ilişkiyle şekillenen, sevdiğimizi sandığımız şeyin çoğu zaman bu içsel süreçlerin ötekine yansımasından ibarettir.

  12. 14

    13. Bölüm | Televizyon Dizilerindeki Karakterlerin İzleyiciye Etkisi

    Televizyon dizileri yalnızca birer kurgu mu, yoksa içinde yaşadığımız toplumun aynası mı?Şiddetin, saldırganlığın ve güç ilişkilerinin neredeyse her hikâyede kendine yer bulduğu ekranlarda, bize neyin “normal”, neyin “kabul edilebilir” olduğu tekrar tekrar öğretiliyor.Bu bölümde, şiddetin yalnızca yaşanan değil, aynı zamanda izlenen bir deneyim olarak ruhumuza nasıl temas ettiğini konuşuyoruz. Dizilerdeki bazı karakterlerin neden “havalı” bulunduğunu, hangi davranışların bilinçli ya da bilinçsiz biçimde normalleştirildiğini ve özellikle çocuklar ile gençlerin bu karakterlerle kurduğu parasosyal ilişkilerin uzun vadeli etkilerini ele alıyoruz.Rol model arayışı, bağımlılık döngüsü, kaçış ihtiyacı ve yüzleşmekten kaçındığımız yanlarımız…“İyi” ile “kötü” arasındaki sınırın televizyon ekranlarında neden giderek flu hâle geldiğini sorgulamak isteyen herkese...

  13. 13

    12. Bölüm | Kadın Cinselliği: Utanç vs. Haz

    Kadın cinselliği çoğu zaman bir ihtiyaç olarak değil, ya susulması gereken bir konu ya da yerine getirilmesi gereken bir sorumluluk olarak tepkiyle karşılanır. Regl döngülerinden bedensel hazza kadar pek çok deneyim ya ayıp karşılanır ya da tamamen görünmez kılınır. Bu bölümde kadın cinselliğini; biyolojik, psikolojik ve kültürel boyutlarıyla ele alıyor, “utanç varken haz mümkün mü?” sorusunu merkeze alıyoruz. Kadınların kendi bedenlerini tanıyamadan cinselliğe adım atmalarının arzuyla kurulan ilişkiyi nasıl şekillendirdiğini; kendini nesneleştirmenin, performans kaygısının ve konuşulamayanın yarattığı yükleri tartışıyoruz. Çünkü bazen sorun cinsellikte değil, cinselliğin hiç konuşulamadığı yerde başlar.

  14. 12

    11. Bölüm | Aşk 101

    İnsan neden aşık olur?Aşk gerçekten sadece bir duygu mu, yoksa sosyal öğrenme sürecinde edindiğimiz bir anlamlandırma biçimi mi?Neden başta her şey bu kadar yoğunken zamanla sakinleşiyor?Ve en önemlisi: Bu sakinleşme aşkın bittiği anlamına mı geliyor?Bu bölümde, aşık olma sürecini sadece evrimsel perspektiften değil, aynı zamanda öğrenme perspektifinden ele alıyoruz. Romanların, filmlerin ve aile dinamiklerinin aşka dair beklentilerimizi nasıl şekillendirdiğini; aynı biyolojiye sahip olmamıza rağmen farklı kültürlerde neden aşkı farklı yollardan deneyimlediğimizi; “Aşk her şeyi çözer”, “Heyecan bittiyse aşk da bitmiştir”, “Kıskanıyorsa seviyordur” gibi romantik aşk mitlerini konuşuyoruz.İdealize ettiğimiz ve zamanla maskeleri düşen bireylerin gerçek kişiliklerini ortaya çıkaran aşkın dönüşümü, bizi karşı cinse karşı harekete geçiren gücün motivasyonu ve daha fazlası…

  15. 11

    10. Bölüm | Yalnızlık ve Tek Başınalık (Konuk: Klinik Psikolog Asya Kübra Cankara)

    Bu bölümde, sık sık birbirine karıştırılan iki kavramın izini sürüyoruz: Yalnızlık ve tek başınalık.Psikolojide bu iki deneyim gerçekten aynı şeyi mi anlatır, yoksa bambaşka ruh hâllerine mi işaret eder?Sevgili Klinik Psikolog Asya Kübra Cankara ile danışanların daha çok yalnızlıktan mı, yoksa tek başına kalamama hâlinden mi yakındığını, yalnızlığın ruh sağlığıyla ilişkisini, yakın ilişkiler içindeyken bile neden kendimizi yalnız hissedebildiğimizi, tek başına kalamamanın bir savunma mekanizması olup olmadığını; sosyal medya ve modern yaşamın yalnızlık algımızı nasıl dönüştürdüğünü konuşuyoruz.Bu bölüm;yalnız kalmaktan korkanlara,kalabalıklar içinde yalnız hissedenlere,ve “ben tek başıma iyiyim ama neden yine de bir eksiklik hissediyorum?” diye düşünenlere bir alan açmayı amaçlıyor.Belki de mesele yalnız olmak değil; nasıl yalnız kaldığımız ve kendimizle kurduğumuz ilişki.

  16. 10

    9. Bölüm | Huzurevleri İyi Bir Seçenek Olabilir Mi?

    Araştırmalar, huzurevinde yaşayan yaşlıların sosyal destek algısının, evde yaşayanlara kıyasla daha düşük olduğunu gösteriyor. Ancak mesele yalnızca bakım değil; aidiyet, anlam ve görülme ihtiyacıyla ilgili.Toplumda huzurevleri hâlâ olumsuz algılanıyor; ebeveynini huzurevine yerleştiren çocuklar çoğu zaman “kötü evlat” olarak etiketleniyor. Oysa huzurevlerinde olumlu deneyimler yaşayan, kendini güvende ve değerli hisseden, yaşıtlarıyla vakit geçirmekten, çeşitli aktiviteler aracılığıyla iletişime geçmekten memnun yaşlı bireyler olduğu kadar; sosyal desteği zayıf, yalnızlaşmış bireyler de var.Bu bölümde, bakım odaklı ve yaşam odaklı huzurevi anlayışlarını, huzurevlerinin psikolojik iklimini ve varoluşsal bir bakışla şu soruyu tartışıyoruz:Uygun şartlar sağlandığında huzurevleri yaşlı bireyler için gerçekten iyi bir yaşam alanına dönüşebilir mi?

  17. 9

    8. Bölüm | Suça Sürüklenen Çocuk… Mu?

    Bu bölümde “suça sürüklenen çocuk” kavramını yalnızca hukuki bir terim olarak değil, biyolojik, psikolojik ve toplumsal bir mesele olarak ele alıyoruz.Bu bölümde şunları sorguluyoruz:Ceza çocuk için gerçekten öğretici midir?Aile ihmali, travma, yoksulluk ve akran baskısı nereye konulmalıdır?Aynı yaşta evlenmeye yetkin görülen bir çocuk, neden söz konusu suç olduğunda hâlâ çocuk sayılıyor?17 yaşındaki bir bireyle 18 yaşındaki bir birey arasında gerçekten keskin bir fark var mı?Beyin gelişimi 25 yaşına dek sürebiliyorken, hukukun sınırı neden 18?Belki de asıl soru şu:Bir toplum, evlilik söz konusu olduğunda çocuğu yetişkin kabul edip, suç söz konusu olduğunda çocuk sayıyorsa, bu durum sistemsel bir çelişkiye işaret etmez mi?Bu bölüm, “suç”tan çok sorumluluk, ihmal, rehabilitasyon ve sistemin tutarlılığı üzerine.

  18. 8

    7. Bölüm | Çeyrek Asır Krizi: Neden Yetişkin Gibi Hissedemiyoruz?

    Bu bölümde, Jeffrey Arnett’in 2000’li yıllarda tanımladığı beliren yetişkinlik kavramını merkeze alıyor, ne tam anlamıyla ergen ne de yetişkin hisseden; iki kimlik arasında sıkışmış 20’li yaşları konuşuyoruz.18–30 yaş aralığında yaşanan kimlik arayışı, ekonomik bağımsızlık mücadelesi, hâlâ aile evinde yaşıyor olma, evlilik ve “yetişkin olma” beklentilerinin üzerimizde yarattığı baskı…Çeyrek asır krizi olarak da adlandırılan bu dönemde, eğitim hayatının uzaması, meslek seçememe kaygısı ve “hayatı ertelediğim” hissi neden bu kadar yaygın?20’li yaşları hata yapmaya izin veren bir deneme-yanılma süreci olarak görmek mümkün mü?Yetişkinlik gerçekten evlilik, çocuk ve sorumluluk listelerinden mi ibaret, yoksa kendi kararlarını alıp bedelini ödemeye cesaret edebilmek mi?Bu bölümde belirsizlikle yaşamayı, özgürlükle baş etmeyi ve kimliğimizi adım adım inşa ettiğimiz bu kaygan zemini birlikte sorguluyoruz.

  19. 7

    6. Bölüm | Dünden Bugüne Kuşak Çatışmaları

    Bu bölümde kuşaklar arasındaki farklılıkların neden zaman zaman çatışmaya dönüştüğünü ele alıyoruz. Farklı dönemlerde büyümenin; duygulara bakışı, değişime yaklaşımı, kariyer ve başarı tanımlarını nasıl etkilediğini konuşuyoruz. Güçlü olmakla duyguları bastırmak arasındaki farkı, ruh sağlığına dair dilin neden yeni kuşaklarda daha görünür hâle geldiğini birlikte sorguluyoruz.“Tembel Z kuşağı” , “Baskıcı otoriter X kuşağı” ve tüm bunların arasında dengeyi arayan Y kuşağı…Bir kuşağı suçlamaktan ya da yüceltmekten çok; kuşaklar arasındaki mesafenin nereden doğduğunu görmeye ve daha sağlıklı bir iletişimin mümkün olup olmadığını düşünmeye davetlisiniz!

  20. 6

    5. Bölüm | Fedakar Anne İyi Anne Midir? (Konuk: Çocuk Gelişimci Elifnur Çeto)

    Bu bölümde, Çocuk Gelişimci sevgili Elifnur Çeto ile annelik üzerinden kutsanan fedakarlık kavramını konuşuyoruz. Fedakarlığın sevginin ölçütü haline gelmesi, annelerin kendi ihtiyaçlarını yok saymasına ve çocukların sağlıklı sınırlar öğrenememesine nasıl zemin hazırlıyor?Anne yapınca “zorunluluk”, baba yapınca neden “iyi ebeveynlik” sayılıyor?Bu bölümde:Çocuğun sağlıklı gelişimini neyin olumlu ya da olumsuz etkileyebileceğini,Aşırı fedakarlığın çocuklarda bağımlılık geliştirme riskini,“Ben de varım” diyebilen anneliğin çocukların psikolojik dayanıklılığına katkısını,danışan örnekleri ve düşündüren sorular eşliğinde ele alıyoruz.

  21. 5

    4. Bölüm | Çağımızın Vebası: Geç Kalmışlık Hissi

    “Kendini gerçekleştirme yaşla değil, farkındalıkla başlar.”Bu bölümde, çağımızın görünmez vebası olan geç kalmışlık hissini ele alıyoruz. Toplumsal beklentiler, sosyal kıyas, içsel baskılar ve kendi isteklerimizi geç fark etmenin yarattığı duyguları konuşuyoruz.Mimar Sinan’dan Van Gogh’a, Tolkien’den Rowling’e…Hayatın ‘geç’ sandığımız anlarda nasıl başladığına dair örneklerle ilerliyoruz.Nöroplastisitenin bize gösterdiği bir gerçek var: Beyin her yaşta yeniden yapılanabiliyorsa, insan da her yaşta yeniden başlayabilir.Bu bölüm, “Acaba geç mi kaldım?” diye düşünen herkese…Ve belki de tam da bu soruyu sorduğu için doğru zamanda bu yayını dinleyenlere.

  22. 4

    3. Bölüm | Aldatmanın Psikolojisi

    Bu bölümde “İnsan neden aldatır?” sorusunun psikolojik temellerine bakıyoruz.İkili ilişkilerde kabul görmek, sevilmek, güvenmek gibi temel ihtiyaçların ilişkilerimizdeki krizleri nasıl yaratabileceğini ele alıyoruz.Aldatmanın arkasındaki motivasyonlar; ilişki içi hayal kırıklıkları, monotonluk, düşük benlik saygısı, narsistik eğilimler ve ilgi arayışı olabiliyor. Bazen intikam, bazen de çoktan bitmiş bir ilişki, bireyin iç çatışmaları sonucu yalnızlık korkusuyla sürdürülebiliyor.Birini düşlemek aldatma mıdır?Kadın ve erkekte aldatma motivasyonları farklı mıdır?Aldatma her zaman ilişkinin son aşaması mıdır, yoksa bireysel travmaların bir yansıması mı?Tüm bunların yanıtlarına birlikte bakalım.

  23. 3

    2. Bölüm | Geçirgen Sınırlar, Özgürleşme Sanatı ve ‘Hayır’ Diyebilmek Üzerine

    Bu bölümde, geçirgen sınırların aile, arkadaşlık ve iş ilişkilerimizde bizi nasıl yalnızlaştırabileceğini, hayır diyememenin görünmez biçimde ilişkilerimizi nasıl yıpratabileceğini, erken çocukluk döneminde başlayan psikolojik gelişimin, yetişkinlikte sınır koyabilme kapasitemizi ne kadar derinden etkilediğini ele alıyoruz.Gerçek bir “ben” olarak özgürleşebilmek ve sevebilmek için kendi alanını korumak, ötekinin varlığını fark etmek ve ona saygı duyabilmek… Kendin ve diğerleri için “hayır” diyebilmek… Mesafe koyabilmenin iyileştirici etkisi…Kişisel farkındalığını artırmak isteyen, sınır koymayı bir saygısızlık olarak etiketleyen zihinlere yeni bir perspektif kazandıracak 2. bölüm sizlerle.

  24. 2

    1. Bölüm | Feminizm: Kaybolan Çaba, Kaybolan Bağlar

    Bu ilk bölümde, feminizmin tarihine kısa bir yolculuk yaparak bugün nasıl bir dönüşüm geçirdiğini konuşuyoruz. Erkekler ve kadınlar gerçekten eşit mi yoksa denk mi olmalı?“Erkolar kapatılmalı” mı?İki karşı cinsi birbirine çeken, ilişkilendiren ve bir arada tutan dinamikler neler?İhtiyaçlar bu ilişkilerin neresinde?Peki feminist söylemler tüm bu sorulara nasıl yaklaşıyor?Tüm bu başlıklar üzerine ilk bölüm sizlerle!

Type above to search every episode's transcript for a word or phrase. Matches are scoped to this podcast.

Searching…

No matches for "" in this podcast's transcripts.

Showing of matches

No topics indexed yet for this podcast.

Loading reviews...

ABOUT THIS SHOW

Ruh sağlığı, kişisel gelişim ve toplumsal meseleleri; hem bilimsel kaynaklardan edindiğim bilgiler hem de öznel yaşam deneyimlerimden süzülen bir bakışla ele alacağım bir program olacak. Bu masanın sohbetine ortak olmak isteyen herkesi beklerim!

HOSTED BY

Sinem Kadıoğlu

CATEGORIES

URL copied to clipboard!