PODCAST · news
Dijital Diplomasi
by Esen Ermis Erturk
“Dijital Diplomasi: Günlük gündem, kritik dış politika analizi.”
-
100
STABLECOIN NEDİR? BITCOIN DEN FARKI NEDİR?
STABLECOIN NEDİR? Stablecoin, yalnızca kripto dünyasının yeni bir ürünü mü? Yoksa küresel para sisteminin işleyişini değiştirebilecek yeni bir finansal altyapı mı? Bu bölümde stablecoinin ne olduğunu ve ne olmadığını; arkasındaki rezerv mekanizmasını, dolar ile ilişkisini ve neden merkez bankalarının, bankaların ve düzenleyicilerin gündeminde olduğunu ele alıyorum. Asıl soru ise daha büyük: Dijital ekonomide para nasıl hareket edecek? Stablecoinlerin yaygınlaşması bankacılık sistemini, sınır ötesi ödemeleri, doların küresel konumunu ve parasal egemenlik tartışmasını nasıl değiştirebilir? Çünkü geleceğin finansal rekabeti yalnızca hangi paranın kullanılacağıyla ilgili olmayabilir. Paranın hangi altyapı üzerinden dolaşacağı da belirleyici olacak.
-
99
OVP’nin Büyük Sınavı: Enflasyon mu, Sanayi mi?
7 Eylül’de açıklanması beklenen 2027–2029 OVP öncesinde Türkiye ekonomisinin kritik sorusunu ele alıyoruz: Enflasyon düşürülürken alım gücü nasıl artırılabilir, sanayinin rekabet gücü nasıl korunabilir ve yatırım ile istihdam nasıl büyütülebilir? Yeni OVP’nin başarısı yalnızca enflasyon rakamıyla değil, üretim, verimlilik ve refahı birlikte artırabilmesiyle ölçülecek.
-
98
Glopper ;Yeni ByLock Mu?
Gün geçmiyor ki halkımızın güvenini suistimal eden yeni bir yapı ortaya çıkmasın. Bu yapıların kullandığı gizli teknik haberleşme sistemlerine bir yenisi daha eklendi: Glopper. Peki Glopper yeni bir ByLock mu? Bu soruyu ve eldeki verilerin ne söylediğini podcast’te konuşuyoruz.
-
97
Is Musk Currently Funding Carlson’s New Political Movement?
Is Elon Musk quietly connected to Tucker Carlson’s emerging political movement? In this episode, we examine Carlson’s growing break with Trump, his push toward a new political path, and the potential overlap with Elon Musk’s earlier America Party project. Is Musk actually financing Carlson’s movement, or are two separate political networks simply converging around the same political opportunity? We look at the connections between media, money, technology and political influence — and what a potential Carlson–Musk alignment could mean for the future of the American right and the 2028 election.
-
96
Is a new Middle Eastern security axis emerging?
Is a new Middle Eastern security axis emerging? Türkiye, Saudi Arabia, and Pakistan are reportedly moving toward a new defense pact that could reshape the region's strategic landscape. Far more than a military agreement, this initiative reflects a broader shift in regional security, driven by changing U.S. priorities, Iran's expanding influence, and the growing importance of indigenous defense industries. If institutionalized, it could become one of the most consequential geopolitical developments in the Middle East in the coming years. #MiddleEast #Türkiye #SaudiArabia #Pakistan #Geopolitics
-
95
Türkiye F-35 Alamasa Ne olur?
Trump gerçekten tek başına Türkiye’ye F-35 satabilir mi? ABD’de karar mekanizması nasıl işliyor? F-35 verilmezse Türkiye’nin savunma sanayii hangi noktada? KAAN’dan KIZILELMA’ya, Çelik Kubbe’den TCG Anadolu’na kadar tüm güncel gelişmeleri stratejik perspektifle değerlendiriyoruz.
-
94
The Risk Economists Are Overlooking
Is the world economy heading toward another recession—or are we asking the wrong question? In this episode, we examine why many conventional economic analyses fail to capture the structural transformation reshaping the global economy. As strategic competition, technological sovereignty, energy security, and resilient supply chains increasingly drive investment decisions, the foundations of globalization are being fundamentally redefined. Rather than focusing solely on growth forecasts and inflation, this episode explores how geopolitics has become a central force in capital allocation, industrial policy, and long-term economic strategy—and why relying on globalization-era assumptions may be the greatest risk of all.
-
93
20 Temmuz: Türk Milletinin Kararlılığı
20 Temmuz 1974, Kıbrıs Türkü’nün özgürlüğe kavuştuğu ve Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki stratejik varlığını güvence altına aldığı tarihî bir dönüm noktasıdır. Bu bölümde, 20 Temmuz’un tarihî mirasını, Kıbrıs’ın Türkiye için taşıdığı stratejik önemi ve günümüzde değişen jeopolitik dengeleri ele alıyoruz.
-
92
Yatırım Yapılabilir Not Ne Demek?
Bu bölümde, yatırım yapılabilir kredi notunun ne anlama geldiğini, bir ülkenin kredi notunun yükselmesinin ekonomi üzerindeki etkilerini ve bunun neden piyasalar tarafından yakından takip edildiğini ele alıyoruz. Yabancı sermaye girişinden devletin borçlanma maliyetine, CDS priminden döviz kuru ve borsa üzerindeki olası etkilerine kadar temel başlıkları sade ve anlaşılır bir dille inceliyoruz. Ayrıca yatırım yapılabilir kredi notunun tek başına yeterli olup olmadığını ve yatırımcıların hangi göstergelere dikkat ettiğini de değerlendiriyoruz.
-
91
EUROPE'S REAL PROBLEM: NOT HORMUZ, BUT THE RHINE AND THE DANUBE
Hello everyone. For weeks, global attention has been focused on the Strait of Hormuz. But I believe Europe is overlooking a far more fundamental vulnerability—one that could have much greater long-term consequences. Today, we're not talking about the Persian Gulf. We're talking about the Rhine and the Danube. DETAILS IN THIS EPISODE
-
90
Can the AI Race Turn India into the Leading Alternative to China?
Can India become the world's leading alternative to China in the AI era? In this episode, we explore why global investment is increasingly flowing toward India, how the China Plus One strategy is reshaping technology, and whether India can emerge as a global AI powerhouse—without replacing China.
-
89
2004–2026: Batı’nın Gerileyişi, Asya’nın Yükselişi
2004–2026: Batı’nın Gerileyişi, Asya’nın Yükselişi Paul Kennedy’nin “imperial overstretch” kavramıyla konunun ne ilgisi var? NATO Ankara Zirvesi’nin ardından son 22 yılda değişen küresel güç dengesini konuşacağız. Hepsi daha fazlası podcastimizde
-
88
NATO 'nun Ankara Zirvesi Bildirgesi Yayınlandı!
🇷🇺 Rusya, NATO’nun uzun vadeli tehdidi olmaya devam ediyor. 💶 Avrupa, NATO’nun savunma yükünde daha fazla sorumluluk üstleniyor. 🤖 NATO, yapay zekâ ve ileri teknoloji odaklı yeni bir döneme giriyor. 🇺🇦 Ukrayna’ya 2026 için 70 milyar avroluk askerî destek taahhüdü. 🇮🇷 İran ve Hürmüz Boğazı, NATO’nun stratejik gündemine daha güçlü şekilde giriyor. 🏭 Savunma sanayii ve ortak üretim, ittifakın yeni öncelikleri arasında yer alıyor. 🇹🇷 Türkiye, NATO’nun güney kanadındaki stratejik konumunu bir kez daha teyit ediyor. 📌 Ankara Bildirgesi, NATO’nun gelecek on yılının stratejik yol haritasını çiziyor.
-
87
NATO Zirvesi'nin Gerçek Stratejisi: Zaman Kazanmak
Başlık: NATO Zirvesi'nin Gerçek Stratejisi: Zaman Kazanmak Bu hafta yerli ve yabancı televizyon kanallarında NATO Ankara Zirvesi'ni tüm yönleriyle analiz ettik. Ancak bu podcast'te gündemin ötesine geçiyor ve zirvenin perde arkasındaki stratejik mantığı konuşuyoruz. Batı neden bugün yeni bir güvenlik doktrini açıklamak yerine zaman kazanmaya çalışıyor? Yüzde 5 savunma harcaması hedefi, savunma sanayii, Article 5, Türkiye'nin rolü, Avrupa'nın yeniden silahlanması ve ABD'nin Hint-Pasifik önceliği aslında tek bir büyük stratejinin parçaları mı? Bu bölümde NATO'nun görünmeyen stratejik hedefini, küresel güç dengeleri üzerinden değerlendiriyoruz. Keyifli dinlemeler.
-
86
NATO Ankara Summit
How is NATO adapting to a more complex security environment? In this episode, we examine the strategic priorities of the Ankara NATO Summit, from defense industrial capacity and military readiness to Europe's evolving role, long-term support for Ukraine, and Türkiye's growing importance within the Alliance.
-
85
The Next AI Race: Why Bigger Models Won’t Win
Is the future of AI really about bigger models? In this episode of Digital Diplomacy, we explore why the next AI race will be won not by the largest language models, but by the strongest AI ecosystems—where semiconductors, energy, industrial policy, and intelligent multi-agent systems converge. Because the future of AI is no longer just about technology. It’s about economics, strategy, and geopolitics.
-
84
The Global Fusion Race: The Technology That Could Power the AI Century
Artificial intelligence is not the real race. Energy is. The first country to commercialize fusion power may not simply generate cheaper electricity—it could secure a decisive advantage in AI, advanced manufacturing, defense technologies, and long-term economic competitiveness. China is accelerating. The United States is betting on private innovation. Europe is building the world's largest fusion experiment. A silent geopolitical competition is already underway. Most people are watching AI. Few are watching the technology that could determine who wins the AI era. 🎙️ New episode of Digital Diplomacy: The Global Fusion Race: Who Will Power the AI Century?
-
83
İran-ABD Anlaşması: Kazananlar ve Kaybedenler
İran-ABD Anlaşması: Kazananlar ve Kaybedenler ABD ile İran arasında varılan yeni mutabakat, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri değil, Orta Doğu’nun geleceğini ve küresel enerji dengelerini de etkileyebilecek bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Peki bu süreçten kim kazançlı çıktı? İran rejimi mi, Washington mı, yoksa daha istikrarlı enerji akışı bekleyen küresel piyasalar mı? Bu bölümde anlaşmanın siyasi, ekonomik ve stratejik sonuçlarını; Hürmüz Boğazı’nın rolünü, İsrail’in güvenlik endişelerini ve bölgesel güç dengelerinde ortaya çıkan yeni tabloyu analiz ediyoruz. İran neden masadan avantajlı kalkmış görünüyor? ABD ne elde etti? İsrail neden tatmin olmadı? Ve enerji piyasaları bu yeni dönemi nasıl değerlendiriyor? Dijital Diplomasi’nin bu bölümünde, İran-ABD anlaşmasının kazananlarını, kaybedenlerini ve önümüzdeki döneme ilişkin olası senaryoları ele alıyoruz.
-
82
The Return of Eurasia: Central Asia and the Century of Türkiye
🌍 Eurasia is returning. But why is Central Asia becoming a critical hub in this new geopolitical landscape? In this episode: ▪️ The rising strategic importance of Central Asia ▪️ The significance of the Middle Corridor ▪️ The future of the Organization of Turkic States ▪️ And the Eurasian vision of the Century of Türkiye The future of Central Asia is the future of Eurasia. And Türkiye stands at the center of this transformation. 🎙️ New episode out now. #CentralAsia #Eurasia #CenturyOfTürkiye
-
81
Rockefeller to Musk: Who Will Own the Next Trillion Dollars?
Rockefeller to Musk: Who Will Own the Next Trillion Dollars? From Rockefeller’s oil empire to Elon Musk’s AI, energy, and space ventures, every era has created fortunes around a defining resource. But what will power the world’s first trillion-dollar fortune? In this episode, we explore how economic power evolved from land and trade to oil, software, artificial intelligence, and energy—and why the first trillion-dollar fortune may emerge from the technologies that redefine human productivity.
-
80
Who Owns AI Wealth?
Artificial intelligence may create unprecedented wealth in the coming decades. But there is a question that receives far less attention than technological breakthroughs, new AI models, or productivity gains: Who will own that wealth? As AI becomes more capable, governments, investors, and technology companies are beginning to confront a challenge that could reshape the global economy. The debate is no longer just about innovation. It is increasingly about ownership, power, and distribution. Could AI create a new class of economic winners? Will citizens share in the gains? And why are some policymakers already discussing AI dividends and national AI wealth funds? In this episode, we examine the economic and geopolitical battle emerging behind the AI revolution.
-
79
The Dept Trap!
The Debt Trap Governments around the world are borrowing at record levels. From the United States and Japan to Italy and France, public debt is rising faster than economic growth. As interest rates remain elevated, a critical question emerges: How long can the global economy sustain the burden? In this episode, we explore the growing debt challenge facing advanced economies and why it could become one of the defining economic risks of the next decade.
-
78
Asıl Rekabet PASİFİK'te!
21. yüzyılın en kritik jeopolitik rekabeti nerede yaşanıyor? Bu bölümde, küresel güç mücadelesinin neden Atlantik’ten Hint-Pasifik’e kaydığını, ABD-Çin rekabetinin yeni boyutlarını ve bu dönüşümün uluslararası sistem üzerindeki etkilerini ele alıyoruz. Yapay zekâdan yarı iletkenlere, deniz ticaret yollarından stratejik ittifaklara kadar uzanan bu rekabetin Türkiye açısından ne anlama geldiğini değerlendiriyoruz.
-
77
Küresel Model Değişiyor!
Bugün uluslararası sistemde karşı karşıya olduğumuz tabloyu münferit krizlerin toplamı olarak okumak analitik bir hata olur. Trump’ın Çin’le yeniden angajmana yönelmesi, Putin’in Pekin’le eşzamanlı stratejik koordinasyonu, Tayvan çevresindeki muğlak caydırıcılık mimarisi, Ukrayna savaşının uzayan niteliği ve Orta Doğu’daki yeniden hizalanmalar, birbirinden kopuk gelişmeler değildir. Bunlar, aynı tarihsel dönüşümün farklı coğrafyalardaki tezahürleridir. Çünkü burada mesele yalnızca jeopolitik olayların toplamı değildir. Asıl mesele, uluslararası politik ekonominin kurucu parametrelerinin eşzamanlı biçimde değişiyor olmasıdır. 1945 sonrası inşa edilen düzen, yalnızca Amerikan askeri üstünlüğüne dayalı bir güvenlik mimarisi değildi. Aynı zamanda Bretton Woods sonrası finansal yapı, doların rezerv para statüsü, deniz ticaret yollarının güvenliği, enerji akışlarının görece istikrarı, üretimin küresel iş bölümüne göre coğrafi dağılımı ve düşük maliyetli sermaye rejimiyle işleyen bütünleşik bir ekonomik sistemdi. Uzun süre bu model yüksek verimlilik üretti. Ancak bugün aşınan şey yalnızca Amerikan hegemonyası değildir; bu modelin ekonomik mantığıdır. İlk büyük kırılma pandemiydi. Pandemi yalnızca küresel bir sağlık krizi değil, küreselleşmenin temel varsayımlarına yönelmiş yapısal bir stres testiydi. Uzun yıllar boyunca verimlilik ile dayanıklılığın birbirini tamamladığı varsayıldı. Oysa pandemi gösterdi ki hiper-optimizasyon aynı zamanda sistemik kırılganlık üretir. Just-in-time tedarik zincirleri, tek merkezli üretim kümeleri, minimum stok mantığı ve maliyet minimizasyonu olağan dönemlerde yüksek performans yaratabilir; ancak sistemik şok anlarında aynı yapı ciddi kırılmalar doğurur. Dolayısıyla pandemi yalnızca bir sağlık meselesi değil, küresel üretim modelinin düşünsel temellerine yönelmiş bir meydan okumaydı. İkinci büyük kırılma para rejiminde yaşandı. 2008 sonrası dönem, klasik üretken büyümeden çok likidite destekli varlık enflasyonu dönemiydi. Özellikle gelişmiş ekonomilerde orta sınıf refahı, reel ücret artışından ziyade düşük faiz, kredi genişlemesi ve finansal varlık fiyatlarındaki yükseliş üzerinden taşındı. Başka bir ifadeyle, birçok toplumda refah hissi üretkenlikten değil, finansal koşullardan beslendi. Enflasyonun geri dönüşü bu modeli kırdı. Bu nedenle mesele yalnızca merkez bankalarının faiz artırması değildir. Daha derindeki mesele, borçla finanse edilen tüketim modelinin yapısal sınırlarına ulaşmış olmasıdır. Bugün birçok toplumda yükselen toplumsal huzursuzluğu yalnızca ekonomik göstergelerle açıklamak yetersizdir. Aynı zamanda siyasal temsil krizinden söz etmek gerekir. Trumpizm’den Avrupa’daki popülist yükselişlere kadar uzanan siyasi kırılmaların ekonomik zemini burada yatmaktadır. Üçüncü büyük kırılma ABD-Çin ilişkisinin dönüşümüdür. Uzun süre liberal uluslararası sistem, ekonomik karşılıklı bağımlılığın stratejik istikrar üreteceği varsayımıyla hareket etti. Ekonomik entegrasyonun çatışmayı azaltacağı düşünüldü. Bugün bu varsayım geçerliliğini kaybetmiştir. ABD artık Çin’i yalnızca ticari partner olarak değil, sistemik rakip olarak görüyor. Ancak burada kritik olan, bunun klasik anlamda bir güç rekabeti olmamasıdır. Bu, tekno-endüstriyel hegemonya mücadelesidir. Yarı iletken üretim zincirleri, ileri litografi, veri merkezleri, bulut altyapısı, yapay zekâ işlem kapasitesi, nadir toprak elementleri, enerji altyapısı ve dijital ağ kontrolü, yeni jeopolitiğin asli unsurları haline gelmiştir. Bu nedenle Tayvan yalnızca askeri bir dosya değildir. Tayvan, küresel işlem kapasitesinin stratejik düğüm noktalarından biridir. Bugünün rekabeti yalnızca enerji kaynakları üzerinde değil; hesaplama kapasitesi, veri işleme gücü ve teknolojik kontrol alanları üzerinde şekillenmektedir. Dördüncü büyük kırılma yaptırım rejimlerinin sınırlarında ortaya çıktı. Rusya örneği burada öğreticidir. Beklenti, ekonomik izolasyonun hızlı sistemik çöküş yaratmasıydı. Bu tam anlamıyla gerçekleşmedi. Rusya ciddi maliyetler ödedi; ancak alternatif ödeme mekanizmaları, paralel ticaret ağları ve enerji yönlendirmeleriyle adapte olmayı başardı. Buradan çıkarılacak sonuç yaptırımların etkisiz olduğu değildir. Asıl sonuç, küresel ekonomik parçalanmanın yaptırımların mutlak etkinliğini zayıflatmaya başlamış olmasıdır.Bu, Pekin gibi büyük aktörlerin dikkatle izlediği stratejik bir derstir. Beşinci ve belki de en kritik kırılma, jeopolitik dönüşüm ile teknolojik emek dönüşümünün aynı anda yaşanmasıdır. Tarihsel sistem dönüşümleri devletleri zorlar. Bugün farklı olan, toplumların da aynı anda yapısal dönüşüme zorlanıyor olmasıdır. Yapay zekâ bu bağlamda yalnızca teknolojik inovasyon değildir; emek piyasasının yeniden fiyatlanmasıdır. Sanayi işçileri küreselleşmenin baskısını önceki dönemde yaşadı. Bugün benzer baskı beyaz yakaya doğru genişliyor. Bu yalnızca istihdam sorunu değildir. Bu, gelir dağılımı, sınıfsal hareketlilik ve siyasal istikrar sorunudur. Bu çerçevede Trump’ın Çin’le aynı anda hem rekabet edip hem temas kurması daha anlaşılır hale gelir. Çünkü hegemonik kapasite sınırsız değildir. ABD aynı anda Ukrayna’yı yönetmek, Pasifik’i dengelemek, iç borç baskısını taşımak, sanayi dönüşümünü finanse etmek ve iç siyasi kutuplaşmayı yönetmek zorundadır. Bu sürdürülebilir bir denge değildir. Rusya’nın Çin’e yönelmesi de aynı mantıkla okunmalıdır. Bu yalnızca diplomatik yakınlaşma değil; savaş ekonomisine stratejik derinlik kazandırma arayışıdır. Çin’in iki tarafla da temas halinde olması ise hegemonik geçiş dönemlerinin klasik büyük güç davranışıdır: Nihai düzen kurulmadan maksimum stratejik esneklik. Buradaki temel soru artık şudur: Yeni düzen çok taraflı istikrar mı üretecek? Yoksa bloklaşmış, daha maliyetli ve daha düşük verimlilikli bir dünya mı ortaya çıkacak? Çünkü halklar açısından belirleyici sonuç burada ortaya çıkacaktır. Eğer dünya güvenlik öncelikli ekonomik modele geçerse maliyetler yapısal biçimde artacaktır. Çünkü artık verimlilik değil, dayanıklılık satın alınacaktır. Bu daha pahalı üretim demektir. Daha pahalı lojistik. Daha pahalı sermaye. Daha düşük büyüme. Ve buna yaşlanan nüfus, yüksek kamu borcu, artan savunma harcamaları ve yapay zekâ kaynaklı emek baskısı eklendiğinde ortaya geçici değil, yapısal bir refah baskısı çıkar. Bu nedenle bugünün esas ekonomik problemi yalnızca enflasyon değildir. Yaşadığımız süreç uluslararası sistemin kurucu mantığının yeniden yazılmasıdır!
-
76
Çin-ABD Görüşmesi Başladı!
Washington Çin’le Neyi Konuşuyor, Neyi Konuşmuyor? Trump’ın Çin heyetinde teknoloji, finans ve sanayi dünyasının en güçlü isimleri Elon Musk, Tim Cook, Larry Fink var ancak yapay zekâ çağının stratejik altyapı mimarlarından NVIDIA’nın CEO Jensen Huang yok! Neden? Trump yönetimi Çin’in teknolojik yükselişini tamamen durdurmayı mı hedefliyor? Detaylar podcastimizde
-
75
İran Basra Körfezi'ni Tek Başına Yönetebilir Mİ?
İran lideri Mücteba Hamaney sosyal medyasa “Yeni bölgesel düzenin habercisi” başlığını taşıyan Basra Körfezi–Hürmüz açıklaması yaptı , dünya enerji sistemi açısından doğrudan ekonomik ve jeostratejik sonuç üretebilecek bir çıkış! Hürmüz Boğazı dünya ekonomisinin en kritik enerji geçiş noktalarından biri. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri ve LNG akışının önemli kısmı bu hatta bağlı. Bu nedenle İran’dan gelen “yeni bölgesel düzen”, “Körfez güvenliğini biz sağlayacağız” veya “ABD sonrası güvenlik mimarisi” söylemleri yalnızca ideolojik açıklamalar değil; enerji fiyatlaması, sigorta maliyetleri, deniz taşımacılığı ve küresel tedarik zincirleri üzerinde doğrudan etkili jeoekonomik mesajlar olarak görülüyor. Bu tür açıklamaların kısa vadede ilk etkisi psikolojik ve finansal olur. Çünkü piyasalar doğrudan savaşı değil, belirsizliği fiyatlar. İran’ın Hürmüz üzerindeki kontrol iddiasını yükseltmesi: • petrol fiyatlarında risk primi artışına, • tanker sigorta maliyetlerinin yükselmesine, • enerji taşımacılığı yapan şirketlerin rota ve güvenlik maliyetlerinin artmasına, • Asya enerji ithalatçılarında tedarik endişesine, • dolar bazlı enerji volatilitesinin büyümesine neden olabilir. Özellikle Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore gibi Körfez petrolüne bağımlı ekonomiler, Hürmüz kaynaklı her gerilimi stratejik tehdit olarak değerlendiriyor. Çünkü alternatif enerji koridorları hâlâ sınırlı. Ancak açıklamanın uygulanabilirliği daha karmaşık. İran tek başına Basra Körfezi güvenlik mimarisini değiştirebilecek kapasiteye tam olarak sahip değil. Birincisi, Körfez’de hâlen güçlü Amerikan askeri varlığı bulunuyor. Katar, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri çevresindeki Amerikan askeri altyapısı tamamen ortadan kalkmış değil. İkincisi, Körfez monarşileri İran’ın “bölgesel güvenlik liderliği” fikrine tarihsel olarak temkinli yaklaşıyor. Son dönemde diplomatik normalleşmeler yaşansa bile, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri İran’ın deniz güvenliğini tek başına belirlemesini istemiyor. Üçüncüsü, küresel enerji sistemi Hürmüz’e bağımlı olsa da alternatif enerji koridorları geliştiriliyor. Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e uzanan boru hatları, BAE’nin Fujairah çıkışı ve Doğu Akdeniz projeleri bu bağımlılığı azaltma amacı taşıyor. Buna rağmen İran’ın tamamen etkisiz olduğu söylenemez. Tahran’ın gerçek gücü “tam kontrol” değil, “kesinti tehdidi” kapasitesidir. Yani İran: • Hürmüz’de tansiyonu yükseltebilir, • tanker trafiğini yavaşlatabilir, • sigorta piyasasını baskılayabilir, • enerji fiyatlarında geçici şoklar yaratabilir, • küresel piyasalara yeni risk primi ekletebilir. Bu bile dünya ekonomisi açısından ciddi sonuç üretir. Çünkü modern enerji piyasasında yalnızca fiziksel arz değil, risk algısı da fiyatlanır. Uzun vadede bu açıklamalar, ABD merkezli Körfez güvenlik sisteminin aşamalı aşınması ve çok kutuplu enerji düzenine geçiş tartışmalarının parçası olarak okunuyor. İran burada kendisini yalnızca bir devlet değil, “bölgesel düzen kurucu aktör” olarak konumlandırmaya çalışıyor. Ancak bunun kalıcı ve uygulanabilir bir düzene dönüşebilmesi için yalnızca askeri kapasite yeterli değil. Körfez ülkelerinin siyasi kabulü, Çin’in ekonomik desteği ve küresel enerji piyasasının yeni dengeyi kabullenmesi gerekiyor. Şu aşamada ortaya çıkan tablo, tam anlamıyla kurulmuş yeni bir düzen değil; stratejik meydan okuma ve psikolojik güç gösterisi niteliği taşıyan yeni bir jeopolitik baskı modeli. BİZİ TAKİP ETMEYİ VE PAYLAŞMAYI UNUTMAYIN! DİJİTAL DİPLOMASİ
-
74
Üçüncü Körfez Savaşı- Third Gulf War
“Üçüncü Körfez Savaşı” Petrol yükseliyor. Enflasyon baskısı artıyor. Dünya halkları yoksullukta yen bir döneme giriyor. Yeni podcast yayında.
-
73
Küresel Sermayenin Yeni Rotası!
Küresel Piyasalarda Yaklaşık 15 Yıldır Süren Yatırım Rejimi Değişiyor. Artık Piyasa Yalnızca Hızlı Büyümeyi Değil; • Sürdürülebilir Nakit Akışını, • Operasyonel Verimliliği, • Likidite Yönetimini, • Uzun Vadeli Stratejik Kapasiteyi Fiyatlıyor. Yapay Zekâ, Veri Merkezleri, Enerji Altyapısı, Savunma Sanayi Ve Siber Güvenlik Neden Piyasanın Merkezine Yerleşti? Yeni Podcast Yayında. 🎙️ “Küresel Piyasalarda Büyük Kırılma”
-
72
Trump Neden Küba’yı Hedef Alıyor?
ABD’de yaklaşan ara seçimler, Florida’daki Küba kökenli seçmen etkisi ve sertleşen dış politika dili… Trump’ın Küba’ya yönelik çıkışları gerçekten bir askeri planın işareti mi, yoksa iç siyasete dönük stratejik bir söylem mi? Bu bölümde, Washington’un Küba yaklaşımını seçim dinamikleri, güvenlik refleksleri ve büyük güç rekabeti çerçevesinde analiz ediyoruz. Sert söylemin arkasındaki gerçek hesap ne? Küba neden bu kadar sert karşılık veriyor? Ve en kritik soru: Bu gerilim nereye evrilebilir? DİJİTAL DİPLOMASİ
-
71
Türkiye Kritik Mineraller Stratejisi Ne Olmalı?
Bugün aslında çok teknik gibi görünen ama doğrudan güç dengelerini belirleyen bir konudan bahsediyoruz: kritik mineraller. Bu bölümü dinlemek için açıklamadaki bağlantıya tıklayabilir, detaylı analizimize web sitemiz üzerinden ulaşabilirsiniz. Dijital Diplomasi’yi dinlediğiniz ve takip ettiğiniz için teşekkür ederim, bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
-
70
ABD–İran: Kim Geri Adım Atacak?
Bugün ABD ile İran arasında yürüyen müzakere trafiğinin perde arkasına bakıyoruz. Görünen tabloyla sahadaki gerçeklik arasında belirgin bir fark var. DETAYLAR PODCASTİMİZDE!
-
69
ABD–İran Hattında Kritik Saatler
ABD ile İran arasında yeni bir diplomatik temas ihtimali gündemde. Ancak bu, klasik bir müzakere süreci değil. DETAYLAR #podcast te DİJİTAL DİPLOMASİ
-
68
Yapay Zeka Diplomasisi!
Yapay zekâ diplomasisi, uluslararası ilişkilerin 21. yüzyıldaki dönüşümünün önemli bir parçası haline geldi. Detayları podcastimizde ele alıyoruz. AKADEMİK MAKALEMİZİ OKUMAK İÇİN
-
67
China Is Rewriting Reserve Strategy
China is quietly reshaping its reserve strategy, reducing reliance on U.S. Treasuries while expanding into gold and alternative assets. This episode examines how geopolitical risk—especially after Russia’s reserves were frozen—is redefining global reserve management. What emerges is not a crisis, but a structural shift in the dollar-centered financial system. DIGITAL DIPLOMACY
-
66
Iran War Economic Impact on Türkiye
A systemic energy shock triggered by the Iran escalation is reshaping Türkiye’s growth, inflation, and external balance. This episode breaks down the transmission channels, quantifies the macro impact, and defines the policy constraints ahead. FOR ESSAY
-
65
ABD Neden Çin Tankerini Hürmüz'de Durdurmadı?
Hürmüz Boğazı’ndan geçen “Rich Starry”, Çin bağlantılı bir petrol tankeri. Üstelik ABD yaptırım listesiyle ilişkili bir yapı içinde. Buna rağmen geçiyor. İlk bakışta bu durum, ABD’nin ilan ettiği ablukanın delindiği izlenimini veriyor. Ancak sahadaki gerçeklik farklı. DETAYLAR PODCASTİMİZDE
-
64
Devlet Bahçeli Ne Demek İstedi?
Bugün Devlet Bahçeli’nin “Dünya Barış Konseyi” önerisini konuşuyoruz. Bu çıkışın zamanlaması önemli;detaylar podcastimizde!
-
63
Melaine Trump Ne Yapmaya Çalıştı?
İsrail-İran Çatışmaları ateşkes masası kurulmasına rağmen Lübnan üzerinden devam ederken First Lady'den hamle geldi! Detaylar Podcastimizde! DİJİTAL DİPLOMASİ
-
62
İsrail Lübnan’ı Neden Bombalıyor?
Amaç gerçekten Hizbullah'ı mı püskürtmek? Detaylar Podcastimizde! DİJİTAL DİPLOMASİ
-
61
İsral-İran Çatışması Bize Neyi Gösterdi?
Bu savaşa yukarda bakarsak hepimize özellikle küresel sisteme önemli bir mesajı var! DETAYLAR PODCASTTE! DİJİTAL DİPLOMASİ
-
60
Küresel Ekonomik Tahminler Neden Güvenilir Değil?
Küresel ekonomi bugün tahmin edilebilir bir sistem değil! NEDENLERİNİ VE RİSKLERİNİ ANLATIYORUZ! VE “kesin tahmin” olarak sunulan her analiz, gerçekte veri temelli bir öngörü değil, seçilmiş bir senaryodan ibaret. Bu bölümde, neden klasik ekonomik modellerin çöktüğünü ve yeni dönemde analiz yapmanın hangi metodolojiye dayanması gerektiğini ele alıyoruz. DETAYLI MAKALE İÇİN
-
59
Kriz Çağında Ticaret!
Kriz Çağında Ticaret: Dünya’nın yeni şartlarında ticarette nasıl ayakta kalabilirsiniz? Sizin açıkladık!
-
58
ABD NATO’dan Çekilirse Ne Olur? Peki Rusya ve Çin Ne Yapar?
ABD çekildiğinde NATO’nun askeri, finansal ve teknolojik kapasitesi nasıl daralır? Rusya ve Çin bu fırsatı nasıl değerlendirir? Avrupa kendi güvenlik şemsiyesini ne kadar sürede kurabilir? DETAYLAR PODCASTİMİZDE!
-
57
ABD’NİN İRAN’A KARA HAREKÂTI NEDEN İMKANSIZ;OLURSA NE OLUR!
ABD’NİN İRAN’A KARA HAREKÂTI NEDEN İMKANSIZ? 90 milyonluk bir ülke… Kontrol etmek için gereken: 2–3 milyon asker! ABD’nin sahaya koyabildiği: **5–10 bin asker** Aradaki fark sadece sayı değil. Bu fark, savaşın neden başlamadan kaybedileceğini gösteriyor. DETAYLAR PODCASTİMİZDE!
-
56
7 MADDEDE KHARG ADASI ÇIKARMASI
KHARG ADASI: SAVAŞIN YÖNÜ DEĞİŞİYOR MU? ABD’nin Kharg’a asker çıkarması ne anlama gelir? Bu sadece bir ada operasyonu değil… Petrol akışı kesilebilir. Hürmüz kilitlenebilir. Savaş denizden karaya sıçrayabilir. Detaylı analiz sayfada ve makalede. Peki asıl soru şu: Bu hamle, kontrollü baskı mı… yoksa zincirleme bir tırmanmanın başlangıcı mı? DETAYLARI PODCASTİMİZDE 🎙️
-
55
İSRAİL–İRAN–ABD ÇATIŞMASI — 26. GÜN
Son 48 saate baktığımızda karşımıza çıkan tablo yalnızca bir askeri gerilim değil; çok katmanlı bir sistem kırılmasıdır. İran’ın arabuluculuk tekliflerini reddetmesi, sürecin artık diplomatik çerçevede tutulamayacağını gösteriyor. Bu geçici bir pozisyon değil. İran açık biçimde şunu söylüyor: mevcut koşullarda müzakere bir çözüm aracı değildir. Bu söylem ikinci mesajla tamamlanıyor. “Uzun süre savaşabiliriz” diyorlar. Yani bu kriz kısa vadeli değil; zamana yayılmış bir denge mücadelesi olarak kurgulanıyor. Saha bu yaklaşımı doğruluyor. Irak’ta Haşdi Şabi ve bağlantılı yapılar üzerinden ABD hedeflerine doğrudan baskı kuruluyor. İran, aynı anda Irak’taki Kürt muhalif unsurları hedef alarak sınır hattını kendi güvenlik önceliklerine göre yeniden şekillendiriyor. Kuzeyde Hizbullah devreye giriyor, Lübnan hattı aktifleşiyor. Ve kritik eşik: Hazar’da Bender Enzeli Limanı vuruluyor. Bu, savaşın artık yalnızca askeri hedeflere yönelmediğini; doğrudan tedarik ve lojistik sistemleri hedef aldığını gösterir. ABD tarafında süreç genişliyor. Bu yalnızca uzaktan yürütülen bir operasyon değil; 82. Hava İndirme Tümeni’nden sevkiyat yapılıyor. Yani sahada hızlı müdahale ve alan kontrolü seçenekleri açık tutuluyor. Şimdi kırılma noktasına gelelim: diplomasi. ABD “görüşüyoruz” diyor, İran “böyle bir süreç yok” diyor. Bu, klasik bir anlaşmazlık değil. Taraflar aynı gerçeklik üzerinde dahi uzlaşamıyor. Dolayısıyla mesele şu: diplomasi sadece işlemiyor değil; diplomasinin kendisi anlamını kaybediyor. Bu kırılmanın ilk yansıdığı alan enerji. Hürmüz Boğazı kapanmış değil; mesele bu da değil. Asıl mesele akışın bozulması. Tankerler yavaşlıyor, sigorta maliyetleri yükseliyor, navlun fiyatları artıyor. Sonuç olarak fiziksel kesinti yok; buna rağmen fiili bir arz daralması oluşuyor. Bu farklı bir kriz modeli. Klasik krizlerde akış kesilir; burada akış sürüyor, ancak ekonomik olarak işlevsiz hâle geliyor. İran’ın verdiği mesaj net: enerji artık ekonomik bir meta değil, siyasi bir araç. Fiyatı piyasa değil, konumlanma belirliyor. Bu noktada sahayı üç eksende okumak gerekiyor: güneyde Hürmüz enerji hattı, batıda Irak vekil savaş alanı, kuzeyde Hazar tedarik hattı. Bu üç hat birleştiğinde ortaya çıkan tablo coğrafi olarak sınırlandırılamayan bir çatışma. Bu artık iki ülke arasında bir savaş değil; akış sistemleri üzerinden yürüyen bir kriz. Bu yapının ikinci dalga etkisi tarımda ortaya çıkacak. Enerji maliyetleri artıyor, doğalgaz pahalanıyor, gübre üretimi baskı altına giriyor. Zincir açık: gaz pahalanır, gübre pahalanır; gübre pahalanır, üretim düşer; üretim düşer, fiyat artar. Ancak bu etki anlık değildir. Altı ay, belki on iki ay gecikmeyle ortaya çıkar. Yani bugün yaşanan enerji krizi, yarının gıda krizidir. 2026 üretim dönemi bu nedenle kritik. Raflarda ürün olur; fiyat erişilebilir olmaz. Askeri tabloya baktığımızda ise İsrail–ABD tarafı teknik olarak üstün; ancak bu üstünlük İran sahasında hızlı sonuç üretmez. Nedeni coğrafyadır. İran kompakt bir hedef değildir; dağlık, geniş ve parçalıdır. Zagros ve Elburz hatları doğal savunma sağlar, hedefler dağılmıştır ve bir kısmı yer altındadır. Bu nedenle vurabilirsiniz; ancak sistemi kısa sürede çökertemezsiniz. Deniz boyutu da kritik. Kıyı füzeleri, hızlı botlar, mayınlar ve insansız sistemler akışı tamamen kesmez; maliyeti yükseltir. Mevcut durum budur: akış sürüyor, risk ise sistemi kilitliyor. Bu noktada Avrupa’ya bakalım. Avrupa Merkez Bankası Başkanı Christine Lagarde’ın çerçevesi net: “Belirsizlik varken agresif adım yok, pasif de kalınmayacak.” Şok küçükse izlenir, geçiciyse sınırlı müdahale edilir, kalıcıysa güçlü sıkılaşmaya gidilir. Kritik nokta şu: tepkisizlik de bir risktir; çünkü piyasa sessiz kalan bir merkez bankasını fiyatlayamaz. Bu nedenle Avrupa’da yeni bir tartışma açılmış durumda: enerji şoku kalıcıysa faiz artışları geri dönebilir. Yani jeopolitik kriz artık doğrudan para politikasını belirliyor. Enerji etkileniyor, ticaret etkileniyor, tarım etkileniyor, para politikası etkileniyor. Uluslararası sistem artık krizleri absorbe edemiyor. YANİ Yalnızca “güçlü olan haklıdır” ilkesinin geçerli olduğu, gücün tek hakikat sayıldığı bir dünya düzenine dönüyoruz.
-
54
ISRAEL–IRAN WAR: MARKET BREAKDOWN
This episode explains why this is not an oil supply shock, but a disruption in flow—and how that shift is driving inflation, rate expectations, and short-term market moves. A focused breakdown of oil, inflation, interest rates, and positioning under geopolitical stress. DETAILS
-
53
İSRAİL–İRAN SAVAŞI: PETROL, ENFLASYON, FAİZ VE PİYASA GERÇEKLİĞİ
İSRAİL–İRAN SAVAŞI: PETROL, ENFLASYON, FAİZ VE PİYASA GERÇEKLİĞİ İsrail–İran gerilimi sadece jeopolitik bir başlık değil; küresel fiyatlama davranışını yeniden şekillendiren bir kırılma. Bu bölümde, petrol piyasasında görülen hareketlerin neden klasik bir arz kriziyle açıklanamayacağını, asıl sorunun “akış” tarafında olduğunu ele alıyorum. Hürmüz’deki darboğazın enerji fiyatlarından çok daha fazlasını tetiklediğini; üretim zinciri, enflasyon dinamikleri ve merkez bankası beklentileri üzerinden nasıl sisteme yayıldığını somut verilerle inceliyoruz. Aynı zamanda piyasanın neden gerçeği değil, fiyatı yukarı taşıyabilecek anlatıyı satın aldığını; son günlerde görülen yükselişlerin neden kalıcı bir trend değişimi değil, daha çok pozisyon kapama davranışı olduğunu tartışıyoruz. Petrol, enflasyon, faiz ve altın arasındaki bağlantıyı tek bir çerçevede görmek isteyenler için net bir analiz.
-
52
Day 24 — Iran–Israel–United States axis!
Day 24 — Iran–Israel–United States axis. Operational intensity is rising. Energy is now the central variable. Oil above $110 reflects systemic stress. No de-escalation — controlled escalation. Türkiye is positioning as a balancing actor.
-
51
İran–İsrail Savaşı — 22. Gün!
İran–İsrail Savaşı — 22. Gün İran’daki füze altyapısı hedefte, Lübnan’da can kaybı artıyor, Hürmüz hattında risk büyüyor. Sahadaki gelişmeler çatışmanın seyrini değiştiriyor. Tüm detaylar podcastte! DİJİTAL DİPLOMASİ
We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.
No matches for "" in this podcast's transcripts.
No topics indexed yet for this podcast.
Loading reviews...
ABOUT THIS SHOW
“Dijital Diplomasi: Günlük gündem, kritik dış politika analizi.”
HOSTED BY
Esen Ermis Erturk
CATEGORIES
Loading similar podcasts...