Metronun en Dibi

PODCAST · history

Metronun en Dibi

Yoğun bir intihar düşüncesiyle boğuşurken,iç dökmek tek amaç. Umarım araç olur.

  1. 95

    S1:B69- Tarihte bugün(bu).

    Benim verdiğim söz benim dışımda herkesi bağlar. Kibrini öldürmek gerek, yaşamayı bilmek gerek;yemin etmemek ve inanmak gerek. İnsan arınmaktan bir münezzeh varlık mı hep bunu düşünürüm.Saygıyla kalın!İletişim için:[email protected]

  2. 94

    S1:B68- Mezun oldum la

    Selam!Mezun oldum. Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  3. 93

    S1:B(ara)- Baba olmak

    Baba olmak?Bu yaptığım bok çukuru podcast’e geri dönülemez bir şekilde bağlandım sanırım. Ama konu ben ve sevme şeklim. O yüzden buna çok da güvenmemelisiniz. Sakın anlattıklarıma körü körüne inanmayın.Yine de güzel bir şeyler yapıyorum. (Yarından sonrayı bekleyin.)Saygıyla kalın.İletişim: [email protected]

  4. 92

    S1:B67- Biz gibi hissedememe,dürtüsellik, bastırılmış duygular,okul baskını.

    Kayra’nın “Enseyi Karartma” diye bir şarkısı var. Kıyak, yeni keşfettim. Çok asabi olduğum için sıçıp batırdık. Small talk’ım iyi sanıyordum aslında. Ben öfkeli insanların ne yaşadığını biliyorum. Öfkemde bu insanları hep geçiştirmelerine. Salak salak bağırmışım son kayıtta. E haklıyım oğlum :d Hawkingin cehenneme gideceğini yaşar nuriden önce ben söyledim baydıvey.Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]İstersen bunu biraz daha edebi ya da daha sert/karanlık bir tona da çekebiliriz.

  5. 91

    S1:B66- Hep başarısız olsan bile.

    Aslında hiçbir zaman hiçbir şeyin mükemmel olmasını istemedim. Bu bölümde de biraz bundan bahsettim. Eğer yeniden bu konuya odaklanırsam, önce ötenazi hakkında, ardından Dostoyevski’nin İnsancıklar kitabı üzerine uzun uzun konuşmak istiyorum. Ama bunun kısa sürede olacak bir şey olmadığını biliyorum. Bu arada belki daha anlık, günlük kullanımı yansıtacak kısa bölümler yükleyebilirim. Belki de yarın yine uzun uzun yürürüm. Müzik dinlemeyi çok seviyorum; müzik diye bir şey var… Bilmiyorum, belki de şu an üzerimde sadece bir dağınıklık var. Sen öyle düşünmesen bile ben hep çok hevesliyim.Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  6. 90

    S1:B(ara)- Tut elimden beni çek(m).

    Alkol almamakla ilgili sorunlarım zihnimi çıplaklaştırıyor, en kötü olmadığım şeyler var ve bunla ilgili düşüncelerim saplantı haline geldiğinde kaybolmuş hissetmiyorum, artık yoruldum zaten nefes alamıyorum, vücudum sanki buna daha büyük ve yetişkin biriymiş gibi tepki veriyor ama anlamsız olduğunun da farkındayım.Olmasını istediğim bir kız var, eylül değil :d hiçbir bok olmayacak biliyorum, bir aya tyt matematiğe dönüceğim gibi, aranıza dönerim.Soranlar olmuş 19 yaşındayım bu arada (kızıllar önceliğimdir) (kürt de severim biliyorsun :d) (!)“Bölüm yükleyemeyecekmiş gibi hissediyorum.” gafım doğru bu arada. Gerçekten derslerimden vakit ayırıp bir ayda neredeyse 20 bölüm attım (20 bölüm attım bölümsüz bırakmadım, çalıştım yani bu podcast hakkında.),ama şu an ne podcast yapacak ne de çalışacak bir kafam var. Çalışmayı bırakmam ama sizden kısa bir mola istiyorum. Yapabilecek gibi hissetmiyorum, saygılar.Gaf gibi söyledim ama doğru çıktı. (Gaf ne güzel kelime g-a-f..)Abugat espirisi yapmalıymısım..Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  7. 89

    S1:B65- Yeungu#2- Karnaval kanlı?

    Rüyalarla baş kafaya:d Rüyamda seni gördüm.

  8. 88

    S1:B65- Hafıza #1

    Selamlar! Bugün, bir şey ezberlemekte kullandığım bir hafıza metodundan bahsettiğim bir bölüm serisi hazırlamayı düşünüyordum. Öncesinde böyle ufak bir kayıt almıştım; bunu ayrı yüklemek istedim. Birbiriyle bağlantılı iki konudan bahsedeceğim için. Yarın, bundan biraz daha uzun ve aynı konuyu paylaşan bu bölümün devamı niteliğinde bir bölüm geliyor.Dipnot: Abdülhamit ile ilgili verdiğim “Sir Arthur Conan Doyle madalya taktı” bilgisi, forumlarda dolaşan ve yeterli kaynaklara ulaşmayan bir bilgi. Size yanlış bir bilgi vermek istemem; düzeltme yapayım dedim. Dipnot(iyi rapçidir)2: Ve bu Method of Loci hafıza tekniği, aslında Hafıza Sarayı tekniğiyle ayrı bir şey gibi anlatmışım; ama anladığım ve daha detaylı araştırdığım kadarıyla bunlar totalde tamamen aynı şeyler. Via: WikipediaLoci Yöntemi, hafıza sarayı veya zihin sarayı tekniği diye de geçer, Kadim Roma ve Yunan belâgat anlaşmalarında benimsenmiş bir nimonik cihazdır. Basitçe, bilgi organize etmek ve hatırlamak için görselleştirmeyi kullanan bir hafıza geliştirme metodu.

  9. 87

    S1:B64- Başa dönme hissi ve kaçtığım rastgele bir kum akşamı.

    Selamlar!Bu bölümde sahilde ve evin içinde yürürken,neden koşup bağırmak istiyorum yine bunu düşündüm. Bu bölümde söylediğim her şeyin olmak istediğim/olmaya çalıştığım kişiyle ilgili "ya başa dönersem" korkusunun bir tesiri olduğunun kanaatindeyim; tabii ki de çok boyutlu bir konudur da içinde benim bu korkumun olduğu da yadsınamaz bir gerçek. Dans etmek ve sevişmek. Ayrıca bana ıssız adam demeyin aq sinopluyum ben ananızı sikerim.Saygıyla kalın! İletişim için:[email protected]

  10. 86

    S1:B63- Neden metronun en dibini yapıyorum?

    Miras.Düşünmemek,bu notu bulmayı beklemiyordum.Saygıyla kalın!İletişim için: [email protected]: Muhtemelen 13 Mart tarihi yanlış. O dönem neden böyle yazmışım bilmiyorum ama yanlış olduğundan emin gibiyim. Kronoloji uymuyor.

  11. 85

    S1:B62- Eşkiya mı olalım bize ne oluyor aq?

    Selamlar! Mustafa’nın cenabetliği durmuyor ve bu seferki konuğumuz kol… daha doğrusu bilek. Bileğimi çatlattım arkadaşlar, özür dilerim. Hâlâ bir yerlerden büyü alıyorum sanırım. "Hay allah neden böyle oluyor?" demeyi bıraktım.. Akış var işte ağaçlar falan. Saygıyla kalın. İletişim için: [email protected] bölümde giren aksiyon müziği de dahil her şeyi taşakça kurguladım.

  12. 84

    S1:B62- Lgbt ve temsiliyet sorunu.

    Herkese merhaba. Bu konuyla ilgili taze olaylar yaşanmışken, LGBT+ bireylerin toplumda ayrışmalarının onlarla ilgili olabilecek sebeplerini anlamaya ve anlatmaya çalıştım. Dediğim gibi, ben bu dünyaya daha çok uzaktan bakan biriyim ve elimden geldiğince hassas konuşmaya gayret ettim. Ama kırdığım ya da bana katılmayan bir nokta (nız) olduysa, o insanların gözünden de seve seve dinlemek isterim. (Bölücü ve hizmet ettiği ideolojik etmen belli olan kancıklar dışında.) Özgürce yaşayabildiğimiz geleceklere!(Pelinay beni özlemedin mi?)Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  13. 83

    S1:B61- Düşü(ş)

    Bu bölümü böyle kafamda hiç tasarlamamıştım ama artık bir şeyleri kafamdan tasarlamaktansa o şeyin olmasını daha önemli görüyorum. Bu arada, “giriş ve ‘bölümün kendisi’” olarak ayıracağım iki bölüm daha gelecek. Hafızayla ilgili onlarda. Dinlemek isteyeceğinize eminim.Bugün sevdiğim bir kitaptan birbirinden bağımsız sayfalar halinde bazı pasajlar okudum. Beğendiyseniz, ki beğenin.Saygıyla kalın.İletişim için:[email protected]

  14. 82

    S1B:(ara)- Asgari muhammet’i oluşturmak.

    İtinayla motivasyon satılır :DBu kaydı niye yüklüyorum, zerre fikrim yok inanın. Sadece konuşmak istedim. Kendi kendime konuşmak zaten çok sık yaptığım bir şey. Oğlum, motivasyon bile aramıyorum aslında biliyor musunuz? Sadece konuştum işte, amına koyayım. Böyle birisi olmak istiyorum: tuttuğunu koparacağım. Hâlâ arsızlıyım, hâlâ gencim, hâlâ yakışıklıyım. Arsızım zaten.Motivasyona ihtiyacınız olmasın. Olaylar sizi motive etmiyorsa bile yapın. Yakıtınız motivasyon olmasın. Daha doğrusu, bu doğru olmaz. İnanın bana, olmaz bu.Aslında podcast’te bahsetmek istediğim şey, o merdivenden çıkarken aklımdan geçen düşüncelerdi. Ama onun dışında neredeyse her şey hakkında konuştum. İşte klasik ben yani. Bir şey diyemiyorum.En azından açıklama kısmında bunu toparlamak istedim.Merdivenden çıkarken benim için çok tanıdık yerlerden geçiyordum. Yaşadığım yerin, yani Kirazlı’nın o kısmı hoşuma gitmiyor. Hatırlattığı ya da çağrıştırdığı şeylerden dolayı da değil aslında. Genel olarak hoşuma gitmiyor. Sanki kurmak istediğim hayatla ya da olmak istediğim kişiyle ters düşen bir tarafı var.O an telefonumun şarjı bitti, kapandı. Ve tam o sırada podcast’e yeni bir şeyler kaydetmek istiyordum. “Düşme oğlum” diye başlayacaktı. Kendimle konuştuğum bir şey olacaktı zaten. “Düşme, artık düşme. Annen üzülmesin. Artık bir şeyler olsun ve buradan ileri doğru hareket et.” gibi bir şey söylemek istiyordum.Aslında burada da biraz onu yaptım ama daha spesifik konuşabilirdim sanki. Daha net olabilirdim.“Düşme oğlum”un yanına eklediğim bir şey daha vardı ama şu an hatırlamıyorum. Bunu hissin canımı sıktığını kimse bilmiyor:sx Ama genel olarak söylemek istediğim şey buydu.Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  15. 81

    S1:B60- Devrimler tek günde olur.

    Yaşadık,yaşadım, ama olmadık.

  16. 80

    S1:B59- Yeungu#1- Enkaz hissi üzerine.

    Selamlar!Sallanarak konuştuğum için bu bölüme bu ismi verdim. Gece ilaç içmiştim ve hissettiklerim hakkında, hatta genel olarak bazı şeyler hakkında başım çok ağrıyorken ve gerçekten dolmuşken konuşmak istedim. Rastgele konuşma isteğiyle kaydedemiyorum da hep başım ağrıyorken kayıt alıyorum:))) normalde daha akıcıyım biliyorsunuz..Böyle bir bölüm oldu. Zaten asla konudan kopmadan konuşabilen biri değilim; bu sadece zihnimin gürültülü olmasıyla ilgili de değil. Bölüm kendi içinde çok bir şey ifade etmiyor aslında. Konuştum işte. Saygıyla kalın.İletişim için:[email protected]

  17. 79

    S1:B58- 2023-2024 kavşağında 3 minare

    Başlamadan söyleyim; Bölümü dinlemenizi tavsiye etmem. Tamamen benimle ilgili olan bölümlerden birisiydi.Bu bölüm çok da "dinlenebilir" bir içerik sunmuyor onu bilin.Selamlar! Aslında benim kendi kendime konuşmakla ilgili mazim oldukça eskilere dayanıyor; bunu yaklaşık 14 yaşından beri falan yapıyorum. Hatta küçükken radyocu olmak istiyordum. Bunu dünyada kimse bilmiyor. O yüzden kendi kendime ağladığım ya da kendi kendime haykırdığım ya da kendi kendime güldüğüm çok fazla şey var. Genellikle boş bir duvar eşlik ediyordu. Podcast yapmaya başladığımdan beri, ki bu podcasti gerçekten çok seviyorum, bu durum bu sesleri kaydetmeme dönüştü. Dönüştü ve bu bölümde yaptığım şey tam olarak 2023’ün haziranından ya da nisanından başlayarak son üç senedir kendi kendime konuştuğum ve "ağladığım" bölümleri derlemek oldu. Daha doğrusu bunların hepsi tek başına bir bölüm bile sayılmaz. Birleştirmek, hem "çok sağlıksız bir alkol alışkanlığım var" derken ne demek istediğimi somut bir şekilde görmüş olun, hem de benim de aklımdan böyle şeyler çıksın, çünkü ne zamandır bu bölümü yapma fikri vardı aklımda. Aslında uğraşsam bununla ilgili 14-15 bölüm falan daha çıkartırım... O kadar çok ses kaydı var. Ama ne olursa olsun, bu insanların hayatında tozu bile yok ve ben tam olarak kendimle ilgili daha erken şutlamadığım için ya da buna benzer durumlarla ilgili pişmanlık yaşıyorum. O yüzden çok da fazla bu insanlardan bahsetmeye gerek yok. Bu yüzden en konuşulabilir iki-üç ses kaydımı derledim. Yanlış hatırlamıyorsam üç bölüm var içinde. Yani üç ayrı ses kaydı var ama bunların hiçbiri bölüm olabilecek ses kayıtları değil. Hem bunları değerlendirmiş olduk hem de kendime açıklamış oldum. Biraz fazla uzun oldu sanırım. Bu güç arzusuyla ilgili ayrı bir bölüm yapmak istiyorum; ama güç arzusuyla ilgili konuşmak bile bana bunun tillahı olduğunu düşündüğüm bir insanı hatırlatıyor. O yüzden belki bunu sonraya saklarım. Ve ölümsüzlük hakkında konuştuğum şeyde "duştaydım". Kesin sesinizi.d Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  18. 78

    S1:B57- Muhammetin aşkı dosta mı gider?

    * Selamlar!Kaygı iğrenç bir şey; iliklerime kadar kaygı ve korkuyu hissediyorum. Ama başarmak zorundayım. Başaracağım, başaracağım. En iyisi benim. Herkesten iyiyim ve herkesten akıllıyım.Öldürme muhabbetiyle alakalı bir dipnot açayım. Benim kendimle ilgili koyduğum evrelerden bir tanesinin bir olayıydı sadece. Yani söylediğim şeyin suç unsuru teşkil ettiğinin bile farkındayım. Ama sonuç olarak bu benim mücadelem ve bastırdığım türden bir his bile değil. Çünkü artık böyle şeyler hissetmiyorum. Sadece zor durumda kalan bir insandım ve bir çıkış yolu arıyordum.Saygıyla kalın!İletişim için: [email protected]

  19. 77

    S1:B56- Arda turan type ahlak ve göz temassızlığı üzerine.

    Selamlar!Hayatım boyunca ahlaki ikilemlerin içini dolduramamış insanlardan nefret edeceğim. Yani bir insan “Ben Budistim” diyorsa, Gautama’yı da tanısın be beyler:d Bugün Arda Turan’ın röportaj yaptığı kadın muhabire özel olarak bakmaması, bunun bende yarattığı düşünceler ve Türkiye’deki son dönem ahlak üzerine fikirlerimi paylaştım. Katılmadığınız ya da benimle hemfikir olmadığınız noktalar varsa fikir alışverişi yapmaktan gayet memnuniyet duyarım.İletişim için: [email protected]

  20. 76

    S1:B55- Prymachenko ve kabus.

    Kendimle ilgili iç meselelerimin dışında konuşmayı sevdiğim çok fazla alan olduğu söylenemez. Bugün ise Maria Prymachenko’nun “A Beast Walked in the Apple Orchard” (Bir Canavar Elma Bahçesinde Geziyor) adlı tablosunun bende uyandırdığı bir kâbustan ve eserin yapısına dair düşüncelerimden bahsettiğim bir bölüm hazırladım.Bölüm içinde “ilk çağ eserleri” derken klasik dönem sanatını kastettiğimi özellikle belirtmek isterim; aklınız başka bir yere gitmesin.Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  21. 75
  22. 74

    S1:B54-Pour moi, l’art ne peut pas être un plaisir solitaire.

    Selamlar! Bu bölümde Albert Camus’nün Discours de Suède adıyla yayımlanan İsveç Söylevi üzerine konuştum. Başta şunu özellikle belirtmek isterim: Burada “kitap” demem sizi yanıltmasın. Bu metin, Camus’nün 1957 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldıktan sonra Stockholm’de yaptığı Nobel kabul konuşmasının kitaplaştırılmış hâlidir. Yani başlı başına kurmaca ya da kuramsal bir eser değil; tarihsel bir anın, yoğun düşünsel bir anın metne dönüşmüş biçimidir. Ayrıca bende kitabın Türkçe basılı hâli bulunmuyor; metin üzerinden ve mevcut çeviriler üzerinden ilerledim.İsveç Söylevi, edebiyat tarihine yalnızca bir teşekkür konuşması olarak değil; hem etik hem de estetik bir manifesto olarak geçmiştir. Camus burada sanatçının tarafsız kalamayacağını, ama aynı zamanda kör bir ideolojinin de hizmetkârı olamayacağını savunur. Yazara göre sanatçı, gerçeğin ve insan onurunun tanığıdır. Günümüzde sanatçının ve yazarın toplumdaki yeri, sesi ve rolü üzerine yapılan tartışmaların çoğuna hâlâ temas eden güçlü bir metindir bu.İlginç bir ayrıntı da şudur: Camus Nobel’i aldığında henüz 44 yaşındaydı ve o dönemde ödülü alan en genç yazarlardan biriydi. Konuşmasında ustası olarak gördüğü öğretmeni Louis Germain’i anarak ona özel bir teşekkür mektubu göndermesi, söylevin kişisel ve insani boyutunu daha da derinleştirir. Stockholm’deki o resmî ve ağır atmosferin içinde, son derece sade ama vicdani bir ton yakalamayı başarmıştır.Bu bölümde metni tarihsel bağlamından koparmadan, Camus’nün kendi çağının trajedileriyle kurduğu ilişki üzerinden okumaya çalıştım. Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  23. 73

    S1:B53- Gün,katışıksız.

    Eskiden yazdım bunları. İçim bir garip oluyor. Zaten eskiden de yazmadım.

  24. 72

    S1:B52- Nick garip biri.

    Herkese selam! Bugün Nicolas Cage’in "The Pig" isimli filmindeki performansını, kariyer yolculuğunu, psikolojisini ve yaşadığı düşüşleri konuştum. Ayrıca oyuncunun neden deli sikmiş gibi baktığını anlatmaya çalıştım. Çünkü bu hâliyle aldığı Piramit (!) arasında bir bağlantı var. Lol.Saygıyla kalın!İletişim için: [email protected]

  25. 71

    S1:B(ara)- Fiziksel acı üzerine.

    Selam! Dün yaşadığım bir kaza üzerine kısaca konuşmak istedim. Bu duygusallık benim sorunum olacak sanırım. Üstüste gelmesi daha iyi oldu. Daha dirseğim iyileşmedi. İyileştiririz.Saygıyla kalın!İletişim için: [email protected]

  26. 70

    S1:B51- Lisede ki “bütün dünya bana karşı”hissi üzerine

    Selamlar Farazi, konunun konuyu açtığı bir konuşma/bölüm oldu. Ama genel olarak hoşuma gitti.“Liseli insanları yalnız bırakmayın, yoksa karakter gelişimini tamamlamazlar.” diyerek özetleyebileceğim cümleleri yarım saate falan yaydım. Boş konuşup uzatmak iyi olduğum bir konu lol, ama olsun… İyi hissediyorum. Havalı cümleler kuruyom.. Kadir mısıroğlu kadar iyi bir hatibim… Rte kadar da .. Hatip olmak iyi bir şey değilmiş sanırım. (Yalancı değilim ve politiğim.) Umarım ölürüm.Saygıyla kalın!İletişim için: [email protected]

  27. 69

    S1:B:(ara)- Nabersiniz la

    Canım yanıyor.Gözüme vurmayın dedim halbuki:

  28. 68

    S1:B50- "Karanlık" üzerine.

    Selam!Selam beyler, bu gün Çağrı Sinci’nin "Karanlık" albümü üzerine düşüncelerimi belirtip, albümün parallel geldiği düşünceler ve edebi yönler hakkında konuştum.Evt, hayatın anlamını çözmüş gibi konuşuyom ki çözdüm, sus tm. Rap güzel şey, sağ olun.Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]:luxnasut.

  29. 67

    S1:B49- İlerleme,Cem yılmaz bağlamsallık üzerine.

    Oldukça spontane gelişen bir bölüm oldu. Cem Yılmaz’ın son gösterisi hakkında fikir belirttim ve konuştuk işte.Saygıyla kalın .Dipnot: Burnumdan nefes alarak konuşma gibi bir alışkanlığım normalde de var.Bu kaydı yaptığım sırada yaklaşık 40 derece ateşim vardı, ve yürüyerek kaydettim. O yüzden konuşurken farkında olmadan daha çok burnumdan nefes almış olabilirim. Normalde/podcast kaydederken böyle nefes almamaya çalışıyorum,kusur için üzgünüm.İletişim için: [email protected]

  30. 66

    S1:B48- Korkunç birisiyim.

    Bölümün içinde bölümün adını buldum:d:d;d“Etki Alanı ve Yapı Üzerine” diye bir bölüm gelecek. (Yine söz veriyorum, susun.)Bu arada o an hatırlayamamıştım ama tuvalette hatırladım. Vakanın adı Junko Furuta’ydı. Valla bakmadım, susun; baksaydım yazmazdım.Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  31. 65

    S1:B(ara)- Fatihte ki ara sokak.

    Fatihte ki ara sokakta rüzgarı hisseden iki genci mi anlatalım? Saygıyla kalın. İletişim için: [email protected]

  32. 64

    S1:B47- Allahın koyduğu sınırlar.

    "Olma" olgusunun açıklanmasının yasaklanması. Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  33. 63

    S1:B46- Bir true detective özeti.

    Bu bölümü 6 ay önce kaydettim.. Ölen asla ben olmayacağım. Şunu yükleyene kadar neler yaşadım. Biliyorum ki kendimle baş başa kaldığımda olucakları. Kendimi çok iyi tanıyorum. Yanılmıycam. Senin hakkında yanılmıycam. Nokta atışı olduğunu biliyorum. Küçük pürüzler kaldı. Bu metni 1 saate yok ederim okuyanlar şanslısınız lol.

  34. 62

    S1:B(ara)- “seçilmiş” insanlar.

    İnsan kendine yapışan bir lanetle mi doğar, yoksa her şey anne ve babamızın hangi eylem ve boylamda seviştiğiyle mi ilgilidir?Bugün, Kayra’nın Hayırsız Evlat şarkısının tetiklediği bazı düşünceleri dışarıya döktüm.Saygıyla kalın!İletişim için: [email protected]

  35. 61

    S1:B45- Ölüm hep beni kaçırır nedense baharında? Scorsese ve frued

    Selam. Bu bölümde Accuk komünizimdeki pratik ve ekonomik geçersizlikleri, Freud’u ve biraz da sinema kurgusu hakkında konuştum.Bölüm içinde bahsettiğim “Freud’u sevmiyorum” cümlesini açıkladığım bir örnek:Freud ve çalışma arkadaşı Josef Breuer, Anna O. (gerçek adıyla Bertha Pappenheim) adlı hastayı histeri teşhisiyle ele almış ve tedavi sürecini kitaplarında bir başarı öyküsü olarak sunmuşlardır. Ancak tarihsel veriler, hastanın aslında yıllar boyunca psikiyatrik sorunlar yaşamaya devam ettiğini göstermektedir. Hatta Breuer’in, hastanın obsesif ve karmaşık semptomları karşısında süreci yarıda bıraktığı ve vakayı tamamlamadan geri çekildiği bazı kaynaklarda açıkça ifade edilmiştir. Bu durum, tedavinin başarıyla sonuçlandığı yönündeki anlatımla çelişmektedir.Benzer biçimde, Freud’un bazı diğer vakalarında da benzer sorunlar gözlemlenebilir. Örneğin, “Rat Man” olarak bilinen Ernst Lanzer vakasında, Freud hastanın büyük ölçüde iyileştiğini iddia etse de sonraki dönemlerde Lanzer’in semptomlarının sürdüğüne ve terapi sürecinin Freud’un anlattığı kadar net olmadığına dair görüşler bulunmaktadır. “Dora” (Ida Bauer) vakasında ise terapi süreci aniden kesilmiş ve Freud’un yorumları hastanın rızasından çok kendi teorik varsayımlarına dayandırılmıştır.————-Sanırım film gerçekten de kötüymüş:dBölüm içinde “Gerçek dünyada kimse böyle konuşmuyor.” demiştim ya… Yönetmen olmak isteyen biri olarak bu bakış açısı aslında kendi sinema anlayışıma çok ters düşüyor. Çünkü bence her şey filme çekilebilir; sinema, illüzyon gösterilerini tarihe gömen bir sanat olarak, tamamen bambaşka kurgulara da oturabilir. Gerçek dünyaya benzemek gibi bir zorunluluğu yoktur. Kendi söylediğim cümleden bile rahatsız oldum ve düzeltmek istedim. Bu, sinema felsefeme aykırı.Zaten sinemadaki hiçbir eserin, gerçek dünyadaki konuşmaları birebir yansıtmak gibi bir zorunluluğu yok. Ancak bu film, o açıdan da başarısız. Çünkü sinemanın en esaslı yönü, izleyiciyi “inandırabilme” becerisidir. Hatta yaygın kanının aksine, bu görev ilk olarak tiyatrodan değil, illüzyon gösterilerinin yerini alan ilk sinema filmlerinden doğmuştur.Bu nedenle, sizi tek bir odada farklı bir kurguya inandırmak amacıyla çekilen bir sahnenin, gerçek dünyaya birebir benzemesi gerekmez. Ama mesele şu ki, bu film sadece gerçeklikle bağ kurmakta değil, kendi kurduğu dünyada bile ikna edici olamıyor. Scorsese’nin tarzı da bu film özelinde işlerlik kazanmıyor; çünkü biçem var ama içerik eksik. Tarzı izlemek ilginç olabilir ama karakterler donuk, tempo zayıf, atmosfer ise yapay kalıyor. Scors baba ve onun nesli tam olarak bu konuda çok sıçıyor…:/İzleyiciye inandırıcı bir dünya sunamayan bir film, ne kadar ustalıkla çekilmiş olursa olsun, duygusal veya düşünsel bir bağ kurmakta zorlanır. İşte bu film de tam olarak orada kaybediyor.⸻Biraz fazla uzun bir metin yazdım:d amaaan… Ne olcak¿ Buraya kadar okuduysanız siyasallaşıp bozulmuş her temiz kavrama acıdığımı da bilin.Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  36. 60

    S1:B44- Münevver elif sohbeti.

    Selam,Bu bölüm hakkında söylemek istediğim bazı şeyler var. Ülke bu durumdayken ve memleketin her zerresi yanıyorken, kendimle alakalı konuşuyor olma fikri bana oldukça bencilce geliyor. Bu da benim canımı sıkıyor.Ama bununla beraber şunu da söylemek istiyorum: (Bu bölüm biraz ani gelişti.) B43’te bahsettiğim bu üç bölümü yayınladıktan sonra, sadece orman yangınlarıyla alakalı konuştuğum mini 3 bölümlük bir seri yapmak istiyorum.Bakın, elinizden hiçbir şey gelmiyorsa bile sadece ses çıkarabilirsiniz.Korkmayın; irade ve ahlak, her şeyden üstündür.Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  37. 59

    S1:B43- Varolmanın duşsal hafifliği?

    Herkese merhaba.Duş düşüncelerimi bir podcast haline getireceğimi hiç düşünmezdim, ama sanırım konuşmak istedim. Bu durumla alakalı lütfen beni mazur görün.Ve evet, daha güzeli kesin: İkisi hazır, üç bomba bölüm geliyor.Beni bekleyin.Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  38. 58
  39. 57

    S1:B(ara)- Onlar gerekli olabilir mi?

    Bölümün başlığı gayet açıklayıcı aslında. Arada insanların, insanların çevresi için gerektiği varlıklar olduğunu düşünüyorum. Lol. O yüzden ne yapsak, bilmem. Şey, bir şarkı sözüne takıldım:“OooouuuoUuu, onu bir de yaşamayanlara sor.”Gayet depresif bir insan olarak bu “ev içi yalnızlığı” hissini hiç yaşamamıştım. Bu yüzden garip bir düşünce(ler) hareketine kapılınca kayıt açmak istedim. Unutmayın, bu podcast benim/güncem.Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  40. 56

    S1:B42- Onu bir de yaşayamayanlara sor. Aşk,sevgi turan dursun,depresyon,depresyonun algıya etkisi,anlam arayışı,nefesimiz açlık kokarsa,ruhuma hapis bu bedenim,gece tam içinde biz olmaksa, depresyon?

    Lise de ki o şeyle evlenilir.Herkese merhaba. Din eleştirisinden başlayıp; garip evlilikleri, köy evliliğinin doğallığını, sevginin hangi ortamda doğabileceğini ve depresyonun insanın hem bugünü hem de yarınını neden mahvettiğini konuştuk.Alın size sinirli mustafa kayra dinleyince falan böyle oluyordu, lol.Ne olur, konser videolarını bana geri ver. Düzeltme 1: Celal hocanın çarşaf argümanı o kitapta yazmıyormuş sanırım.Düzeltme 2: Celal şengör bilimi ideolojik bağlamda değerlendirir.Düzeltme 3: Çok fazla "ilginç" kelimesini kullanmışım. Diğer düzeltmelere açığım.Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  41. 55

    S1:B(ara) Pişman mıyım bilmiyorum.

    Bol bol “ııı”lamalı, salak Mustafa’dan doneler sunan bir bölüm. Dinlemenizi önermem, iyi olmadı… ama konuşmazsam delirecektim.Üç güne takriben iyi bir bölüm yolda.Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected] bölüm, düşüncelerimin sürekli sıkılıp benden kaçtığı bir iç çekişin yatağa serilmiş hâlidir.Arapça kısımları özellikle kestim. Bölümü 10 dakikada kapatın.Ecem.

  42. 54

    S1:B(ara)- Pkk aşşağılık bir terör örgütüdür.

    47 yıldır Türkiye’yi kana bulayan, on binlerce insanın ölümüne neden olmuş terör örgütü PKK’nın kendini feshetme ve silahlı mücadeleyi bırakma açıklaması, ilk bakışta olumlu bir gelişme gibi sunulsa da; bu açıklamanın ardında çok daha karmaşık ve stratejik hesaplar yer almaktadır. Bu kararın, Kürt meselesinin çözüldüğü anlamına gelmediği gibi, tam tersine yeni bir evreye geçildiğini gösterdiği unutulmamalıdır. Artık mevzu silah değil, siyaset olacak gibi görünmektedir. Fakat bu yeni evre, sahici bir demokratik çözümden çok, Türkiye’nin siyasal yapısının emperyal amaçlarla yeniden dizayn edilmesine zemin hazırlamaktadır. Bu bir “barış” değil, bir yıkım için emperyalist operasyondur.PKK’nın sözde fesih metninde Lozan Antlaşması ve 1924 Anayasası’na yapılan göndermeler, Kürt hareketinin ideolojik hattını yeniden belirleme ve tarihsel meşruiyet üretme çabasını açığa vurmaktadır. Ancak bu referanslar, tarihsel hakikatleri çarpıtan, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini doğrudan hedef alan ifadelerle doludur. Lozan —uluslararası hukuk açısından Türkiye’nin “tapusu”— üzerinden “hak gasbı” yaratılmaya çalışılması, açık bir dezenformasyondur. Bu tarz ithamlar yalnızca tarihi değil, bugün yaşayan milyonlarca yurttaşın ortak hafızasını da aşağılayan, son derece çirkin ve iğrenç yaklaşımlardır.ABD’nin bu gelişmeyi memnuniyetle karşılaması, her şeyden önce kimin kazandığına dair önemli bir işarettir. Çünkü PKK'nın zaten yıllardır Suriye’de, Amerikan denetimindeki PYD/YPG yapısına dönüşmüş olması göz önüne alındığında, bu “fesih” aslında sadece vitrin değişikliğinden ibarettir. Terörün biçim değiştirdiği, ama özünün devam ettiği bir sahneyle karşı karşıyayız. Bu noktada “terörsüz Türkiye” söylemi, ne yazık ki içi boşaltılmış bir hayale dönüşmektedir.Üstelik bu sözde fesih, DEM Parti’nin tabanını genişletme, üzerindeki “örgüt gölgesi”ni kaldırma ve seçim denkleminde daha güçlü pozisyon alma hedefiyle doğrudan ilişkilidir. Bu denklemde ise Erdoğan'ın rolü oldukça kritiktir. Cumhurbaşkanlığı seçiminde yeniden adaylık süreci anayasal olarak tartışmalı hale gelmişken, Erdoğan’ın bu sürece referandumsuz girebilmesinin tek yolu bir tür siyasal mühendislikten geçmektedir. Kürt seçmenin oylarını alacak bir hamle, bu planın temelidir. Bu nedenle PKK’nın sözde feshi, iktidarın sessiz ama kurnazca izlediği bir seçim stratejisine dönüşmüştür.“Barış istemiyor musun?” gibi yüzeysel ve manipülatif suçlamalara baştan cevap vermek gerekir: Ben, yaşamı boyunca şiddeti dışlamayı ilke edinmiş biriyim. Ancak yaşadığımız dönem, kavramların içinin boşaltıldığı, hakikat ötesi bir çağ. Tıpkı “özgürlük”, “demokrasi” gibi “barış” kavramı da artık emperyalist müdahalelerin paravanı haline gelmiş durumda. Çünkü bu kavramlara kim karşı çıkabilir ki? Ama asıl mesele, bu kavramların içeriğini kimlerin, hangi amaçla doldurduğudur.Sonuç olarak, PKK’nın sözde feshi Türkiye’ye barış değil; yeni bir siyasal ve toplumsal manipülasyon evresi getirmektedir. Bu evre, dış destekli yapılar eliyle iç politik dengeyi yeniden kurma çabasıdır. PKK'nın yeniden tarih yazma hevesi, Lozan gibi simgesel değerlerimize iftiralarla saldırarak bir “kurucu anlatı” oluşturmaya çalışmakta; Erdoğan ise bu oyunun kendi iktidar hamlelerine nasıl hizmet edeceğini hesaplamaktadır.Bu sürecin kazananı ne Kürt halkıdır, ne de Türkiye demokrasisi. Kazanan, bir kez daha toplumu ayrıştırarak güç kazananlardır. Kurucu değerlerden ödün verenin de şerefini sikeyim . Teşşekürler.

  43. 53

    S1:B41- Mahalle hikayeleri. Düşüş. Sındakçı kurdaş

    Korku gariptir. Korkma hissinden daha da garip. Olgusal olarak öleceğini bildiğim bir adamı yazdım, yürüttüm ve öldürdüm. Dünya böyledir: Ölürsün. 349 gün sonra birisi ansızın anar adını.Saygıyla kalın.İletişim için: [email protected]

  44. 52

    S1:B40- Dünyaya şeytan olarak ilk adımlarım.

    Dünyaya şeytan olarak ilk adımlarım.Saygıyla

  45. 51

    S1:B39- Koku.

    O his bize döndüğünde, aslında biz kendimize döneriz. Arıyorum.Saygının annesini sikeyim.

  46. 50

    S1:B38- Dudaklarım uyuşuk hissetmekten yorulmuş.

    Dede ölümü. Çocukluğumuz çok benzediği için mi bu kadar bağlandım sana? Özellikle okuldan çok korktuğunu duyunca olacağını düşünmüştüm.Metroda ki o kız tamda bu bölümü kaydetmek istediğim sıralarda dedenle alakalı o şeyi öğrendim. O yüzden umarım iyisindir. Saygıyla kalın!İletişim için: [email protected]/instagram: cufcufmustf.

  47. 49

    S1:B37- Ted mosby olmak sadece kısa süre mutlu eder.

    Yap ve mükemmel algısını sal. Genel manada burada yaptığım şeyin akademik bir üslup taşımaması konusunda uğraştım ama tam olarak öyle olmadı sanki. Bu bağlamda farklı/ters düşünceleriniz varsa, iletişimden çekinmeyin. Bu kayıtta ki ses kalitesi için özür dilerim. Düzeltmeye çalışacağımdan emin olabilirsiniz.İletişim için: [email protected]ıyla kalın.

  48. 48

    S1:B36- Aşk,anıların ve hissiyatın zihin üzerinde etkisi.

    Selamlar!Bugün, zihinsel olarak anılara nasıl bakmamız gerektiği üzerine düşündüklerimi paylaştım. Bence oldukça güzel bir bölüm oldu.Mutsuz sonla bitmiş olsa da, o kısa süreli mutluluğa değdi mi? Yoksa tüm bunlar hiç yaşanmasaydı daha mı iyi olurdu?Bu sorular üzerinden geçmişe nasıl bakmamız gerektiğini konuştuk.Yeni intro müziklerini eski bir arkadaşım, Elsima, yaptı. Elektronik olanı bir daha kullanacağımı sanmıyorum ama jazz versiyonu gerçekten çok akıcı olmuş. Ah be aykut huge hocam..Görüş ve önerileriniz için bana [email protected] adresinden ulaşabilirsiniz.Saygıyla kalın.

  49. 47

    S1:B- (ara) ruhun şad olsun Ahmed.

    Saygıyla kalın.Köpeklerin(¿) güzel insanları katletmediği bir geleceğe!İletişim için: [email protected]

  50. 46

Type above to search every episode's transcript for a word or phrase. Matches are scoped to this podcast.

Searching…

No matches for "" in this podcast's transcripts.

Showing of matches

No topics indexed yet for this podcast.

Loading reviews...

ABOUT THIS SHOW

Yoğun bir intihar düşüncesiyle boğuşurken,iç dökmek tek amaç. Umarım araç olur.

HOSTED BY

MED

CATEGORIES

URL copied to clipboard!