Ofis ile Sokak Arasında Sivil Çatlaklar

PODCAST · business

Ofis ile Sokak Arasında Sivil Çatlaklar

"Ofis ile Sokak Arasında" ismi bu podcaste Engels'in mektuplarından bir derlemeye verilen Türkçe isimden "Büro ile Barikat Arasında" isminden ilhamla kondu. İki sivil toplumcu Ersin Tek ve Rümeysa Çamdereli, sokak hareketleri ve sivil toplumun faaliyetleri ve tutumu arasındaki mesafeyi dert ederken ve bu konuda uzun sohbetler ederken buldular kendilerini. Bu podcastte de, farklı temalarda çalışmalar yürüten dostlarını da dahil ettikleri ortak kafa yorma çabalarını samimiyetle paylaşma derdindeler.

  1. 6

    Bölüm 6: Sağlamcılıkla Yüzleşmek

    "Engellilik bireysel bir sağlık sorunu değil, toplumsal bir eşitsizlik meselesidir. Peki, sivil toplum bu eşitsizliğin neresinde duruyor?"Bu bölümde, engelli hakları alanında uzun yıllardır emek veren İdil Seda Ak ile sivil toplumun belki de en çok "görmezden geldiği" ya da yanlış yerden gördüğü bir alanı, engelli haklarını ve sivil toplumdaki sağlamcılığı (ableism) konuştuk.Bu Bölümde Neler Konuştuk?Sağlamcılıkla Yüzleşmek: Sivil toplumun kendi içindeki "sağlamcı" pratikleri, engelliliği sadece bir "yardım" ya da "bakım" nesnesi olarak gören o dar bakış açısını masaya yatırdık.Tıbbi Modelden Sosyal Modele: Engelliliğin bir "hastalık" değil, toplumsal düzenlemelerin (merdivenler, erişilemeyen web siteleri, önyargılar) yarattığı bir engel olduğu gerçeğini tartıştık.Kesişimsellik ve Görünürlük: Engelli bir kadının, engelli bir mültecinin ya da engelli bir LGBTİ+ bireyin yaşadığı katmerli ayrımcılıkları; engelliliğin nasıl her hak alanını yatayda kesen bir mesele olduğunu ele aldık.Sivil Toplumun Erişilebilirlik Sınavı: Ofislerimiz, etkinliklerimiz ve dilimiz gerçekten herkes için erişilebilir mi? Yoksa sadece "sağlıklı ve genç" özneler için mi kurguluyoruz?Bakım Emeği ve Hak Mücadelesi: Engelli hakları mücadelesinin neden sadece sağlık ve sosyal hizmet alanına sıkıştırılmaması gerektiğini, bunun bir "insan hakları ve politika yapımı" meselesi olduğunu vurguladık.Öne Çıkan TespitlerBireysel Değil Toplumsal: Engellilik bir bireyin "sorunu" değildir; toplumun çeşitliliği görme ve buna göre dönüşme sorumluluğudur.Açık İletişim ve Katılım: İnsanlara söz hakkı ve uygun kanallar verildiğinde, kendi ihtiyaçlarını ve çözüm yollarını en iyi kendilerinin ifade ettiğini hatırladık.Kederden Güce: Engelli hakları alanındaki çeşitliliğin, aslında demokrasi mücadelesini ne kadar zenginleştirebileceğini gördük."Engellilik alanına dair tartışmayı sağlık koridorlarından çıkarıp, politikanın ve gündelik hayatın tam kalbine taşımamız gerekiyor."

  2. 5

    Bölüm 5: Taşla Beslenmiyoruz: Sivil Toplumda Para, Emek ve Hayatta Kalmak

    "Sivil toplumun kutsal ve naif bir alan olduğu illüzyonundan, hayatta kalma mücadelesine bir yolculuk."Bu bölümde Rümeysa Çamdereli ve Ersin Tek sivil toplumun en "çatlak" ve genellikle halı altına süpürülen meselesini konuşuyor: Para. İkili, kendi sivil toplum maceralarından yola çıkarak, finansal kaynak geliştirmenin sadece teknik bir konu değil, etik ve yaşamsal bir tercih olduğunu masaya yatırıyor.Bu Bölümde Neler Konuştuk?Aktivizmden Profesyonelliğe Geçiş: Otuzlu yaşlara gelmenin, ebeveyn olmanın ve hayatı idame ettirme yükünün, "kutsal ve naif" görülen aktivizm alanını nasıl bir işe (ve bazen de bir kirlenmişlik hissine) dönüştürdüğünü tartıştık."Bize Ev Yok": Sivil toplumun İçişleri Bakanlığı’na bağlı bir güvenlik meselesi olarak görülmesinin yarattığı sıkışıklık; derneklere ofis kiralamaktan sanal ofis yasaklarına kadar uzanan mekânsal zorlukları ele aldık.Hibe Bağımlılığı ve Sürdürülebilirlik: Hibelerin daraldığı Türkiye gerçekliğinde, sadece proje odaklı yaşamanın yarattığı "31 Aralık sendromunu" ve 3 yıllık projelerle on yıllarca sürmesi gereken toplumsal değişimi sağlamaya çalışmanın imkansızlığını sorguladık.Sektörleşme ve STK İşçiliği: Sivil toplumun bir "sektöre" dönüşüp özel sektörün KPI (performans göstergesi) mantığıyla işlemesinin yarattığı yabancılaşma ve son dönemde LinkedIn’i bir "ağlama duvarına" çeviren işsizlik kaygısı üzerine konuştuk.Alternatif Arayışlar: Sadece hibe beklemek yerine uzmanlığı hizmete dönüştürmek, dayanışma ağları kurmak ve "fakir ama mutlu/gururlu" yeni bir sivil toplumcu profilinin imkanlarını tartıştık.Öne Çıkan TespitlerKol Kırılıp Yen İçinde Kalmamalı: Sivil toplum içindeki güç dengesizlikleri, mobbing ve düşük ücretlerin finansal yetersizliklerle meşrulaştırılmasına karşı açık bir tartışma alanına ihtiyaç var.Yaşanabilir Ücret Bir Hak: Toplumsal fayda için çalışanların "taşla beslendiği" varsayımını yıkıp, bu emeğin sürdürülebilirliği için onurlu bir yaşam ücretinin (living wage) zorunluluğunu vurguladık.Kesişimsellik ve Kaynak: Çevre, barış veya çocuk hakları fark etmeksizin, tüm sivil toplum meselelerinin ortak paydası olan demokrasi mücadelesinin ancak finansal bağımsızlık ve dayanışmayla mümkün olduğunu hatırladık."İnsan dayanışabilen, kendi iyiliğini ve başkalarının iyiliğini gözeten bir varlıksa; sivil toplum da bu fikri yaşatacak yapılar kurmak zorundadır."

  3. 4

    Bölüm 4: Çocuk Hakları: Geleceğin Masalı mı, Bugünün Kavgası mı?

    "Çocuklar geleceğimizdir demek kolay; peki bugün çocukları birer hak öznesi olarak görmeye hazır mıyız?"Bu bölümde, sivil toplumun en köklü "çatlaklarından" birini, çocuk haklarını konuşmak üzere Emrah Kırımsoy ile bir araya geldik. Çocukların sadece "sevimli birer karikatür" olarak görüldüğü paternalist yaklaşımlardan, adalet sisteminin dişlileri arasında kaybolan "suça sürüklenen çocuklara" kadar pek çok yakıcı meseleyi masaya yatırdık.Bu Bölümde Neler Konuştuk?Kavramların Gücü: "Suça sürüklenen çocuk" demek sorumluluğu nereye atıyor? Kanunla ihtilaf halindeki çocukların sistem içerisindeki görünmezliğini ve yetişkinlerin bu konudaki "akıl karışıklığını" sorguladık.Özne Olarak Çocuk: Çocukların "itaat kültürüyle" şablonlaştırılmasını ve canavarlaştırılmasını tartıştık.Sivil Toplum ve İnsan Hakları Zemini: Çocukla çalışan her örgüt bir "çocuk hakları örgütü" müdür? İnsan hakları perspektifinden kopan bir sivil toplumun, çocukları sadece korunması gereken birer "nesne" haline getirme riskine baktık.Sorumluluk Kimde? Eğitimden kopan, silahlanmanın gölgesinde büyüyen çocukların yaşadığı trajedilerde toplumsal ve kurumsal sorumluluklarımız nerede başlıyor?Taş Döşemek: Kapatılan derneklerden dağılan ama her yerde yeniden filizlenen o inatçı mücadele geleneğine; barış ve yaşam hakkı savunuculuğuna değindik.Öne Çıkan TespitlerYaşam Hakkı Her Şeydir: Kapitalizm ve patriyarkanın kıskacında sivil toplumun en temel görevi, hem insanlar hem de tüm canlılar için yaşam hakkını savunmaktır.Umut ve Uyum: Bölünmüş bir toplumu birleştirmek için çocukların haklarını gözetmek, aslında yetişkinleri de özgürleştirecek bir yoldur."Çocuklar için daha iyi bir dünya mümkün; bunun bir parçası olmak ya da sadece seyircisi kalmak bizim tercihimiz."

  4. 3

    Bölüm 3: Barışı Kim Konuşacak? Sivil Toplum ve Yeni Süreç

    "Barış sadece yüksek siyasetin konusu değil; komşumuzla, iş arkadaşımızla kurduğumuz o gündelik hukukun ta kendisidir." Podcast serimizin bu durağında, Kürt Çalışmaları Merkezi Direktörü Reha Ruhavioğlu ile bir araya geldik. Sivil toplumun "güvenli alanlarına" çekildiği, barış kelimesinin meclis koridorları ile otel odalarına sıkıştığı bu dönemde, barışın nasıl toplumsallaşabileceğini ve sivil toplumun bu süreçteki rolünü masaya yatırdık. Şeffaflık ve Katılım: Mevcut barış sürecinin neden önceki süreçlere göre daha "kapalı" ilerlediğini ve bu kapalılığın sivil toplum katılımını nasıl geciktirdiğini tartıştık.Kompartımanlaşan Sivil Toplum: İş dünyasından insani yardım alanına kadar sivil toplumun neden bazı "tehlikeli" konulara dokunmaktan çekindiğini, devletin belirlediği sınırların dışına çıkmanın yollarını sorguladık. Kadın Hareketinin İstisnası: Barış ve Kürt meselesi konusunda Türkiye’de en cesur ve birleştirici dili kuran kadın hareketinin başarısının altında yatan nedenleri inceledik. Entegrasyon vs. Ayrımcılık: Kürt toplumunun Türkiye ile giderek daha fazla entegre olduğu ancak tam da bu temas arttığı için iş yerinde ve sokakta ayrımcılıkla daha fazla yüz yüze geldiği gerçeğine odaklandık. Gündelik Hayatta Barış Kültürü: Büyük siyasi kararları beklemeden; fabrikalarda, mahallelerde ve derneklerde "birlikte nasıl yaşamak istiyoruz?" sorusunu sormanın ve ortak bir gelecek tahayyülü kurmanın önemini konuştuk. Bilgi Gücü: Sivil toplum, karar alıcılara sadece talep değil, sahadan ürettiği nitelikli bilgiyi taşıyarak sürecin pozitif seyrine katkı sağlayabilir. Önyargıları Kırmak: Tekstil atölyelerinden spor kulüplerine kadar her alan, barış kültürünün yeşerebileceği potansiyel birer "meydan" olarak görülmelidir. Pozitif Barışa Doğru: Barışın kaybedeni olmayacağını hatırlayarak, silahların gölgesinden çıkmış, demokratik ve müreffeh bir Türkiye hayali için yoldaşça bir dil kurmak zorundayız. "Eski şeyleri eski yöntemlerle konuşmaya takatimiz azaldı; gelecek güzel olacaksa konuşmaya değer."

  5. 2

    Bölüm 2: Doğa Kimin Meselesi? Ekoloji, Siyaset ve Toplum

    Podcast serimizin bu durağında, Türkiye’de çevre mücadelesinden Hülya Çeşmeci ile bir araya geldik. Sivil toplumun neden gittikçe daha az görünür olduğunu sorgularken, ekoloji hareketinin "profesyonel ofisler" ile "tozlu yollar" arasında nerede sıkıştığını masaya yatırdık.Bu Bölümde Neler Konuştuk?30 Yıllık Dönüşüm: Doğa korumadan maden politikalarına, iklim adaletinden kent haklarına evrilen ekoloji hareketinin dünü ve bugünü.Profesyonelleşme mi, kopuş mu? Teknik raporlar, rakamlar ve uluslararası taahhütler arasında boğulan sivil toplumun gündelik hayatın yakıcı sorunlarıyla (elektrik faturası, sağlıklı gıda, sıcak dalgaları) bağının zayıflaması.İçe Kapanma ve Sınıfsallık: Ulusal STK’ların belirli eğitim ve gelir gruplarına sıkışmış görüntüsü ile yerel direnişlerin "pure" doğacı kalıp, genel politikanın dışında kalma riski.İklim Krizi Kimi Vuruyor? İklim krizinin bir "meteor çarpması" gibi teknik değil, en çok yoksulları ve kadınları vuran toplumsal bir adaletsizlik olduğu gerçeği.Demokrasi Olmadan Ekoloji Olur mu? Demokratik alan daraldığında sivil toplumun sesinin nasıl kısıldığı ve ekoloji mücadelesinin aslında bir "sözüne sahip çıkma" hareketi olduğu.Dilin Sadeleşmesi: Üstten bakan teknik dilin yerini toplumdan feyiz alan ve herkesin anlayabileceği sade bir iletişim diline bırakması şart.Karşılaşma Alanları: Sivil toplumun sadece kendi "mahallesinde" değil, farklı hak alanlarıyla (kadın, emek, gençlik) gerçek temaslar kurarak büyümesi gerekiyor.Sıradanlığın Gücü: Değişimi inşa edecek olanlar, kendi alanlarındaki adaletsizlikleri birleştirerek birbirine sahip çıkan "sıradan" özneler olacak.

  6. 1

    Bölüm 1: Neden Buradayız? Sivil Toplumun Sessizliği ve Yeni İhtimaller

    "Kimse dinlemezse biz dinleriz dedik ama zaten sivil toplumda hep öyle yapmıyoruz mu?" Yeni podcast serimiz "Ofis ile Sokak Arasında: Sivil Çatlaklar"ın bu ilk buluşmasında, Rümeysa ve Ersin olarak sivil toplumun "kendi içine konuşan" hallerini, projelerin tozlu raflarında kaybolan etkilerimizi ve sokağın sesine neden bu kadar uzak kaldığımızı konuşuyoruz. 19 Mart ve Sivil Toplumun Yokluğu: 19 Mart’ta insanlar demokrasiye sahip çıkmak için sokağa döküldüğünde, yıllardır bu alanda çalışan kurumlar neden sessiz kaldı? Bu sessizlik neden artık hiçbirimize şaşırtıcı gelmiyorAktivistlikten "Profesyonelliğe" Düşmek: İkimiz de farklı hareketlerden geliyoruz. Eskiden sivil toplumu "sistem içi" ve "işlevsiz" bulurken, şimdi tam içinde olup aynı eleştiriyi yapmanın verdiği o garip utancı paylaşıyoruz. Proje Çıkmazı: Kurumlarımızın bir sorunu çözüp kapanması gerekirken, o sorunun varlığından beslenen birer yapıya mı dönüştük? "Zerreleri serpiştiriyoruz" ama büyük fotoğrafı, zemini temizlemeyi neden unuttuk? Kesişimsellik: Sadece Havalı Bir Kelime mi? Hayvan hakları, ekoloji, kadın hakları... Hepsi aslında tek bir yere, ifade özgürlüğü ve demokrasi talebine çıkıyor. Mesela, suyun bitmesi sadece doğal bir olay değil, bir demokrasi meselesidir demenin vaktidir. "Kol Kırılır Yen İçinde Kalır" Devri Bitti: Artık birbirimizin hatasını yüzüne söyleyen, kafasına vuran değil de tökezleyince koluna giren yoldaşça bir dile ihtiyacımız var.Çünkü Türkiye’de bir eşikteyiz. 60 yıllık ömründe barışı göremeyenlerin öfkesini de, "sıradan insanların" dünyayı değiştirebileceğine olan o sarsılmaz inancı da yanımıza alarak bir yola çıkıyoruz. "Dünyayı bulduğumuzdan daha iyi bir yer olarak bırakmak istiyoruz." Bakalım bu arayış bizi nerelere götürecek?

Type above to search every episode's transcript for a word or phrase. Matches are scoped to this podcast.

Searching…

No matches for "" in this podcast's transcripts.

Showing of matches

No topics indexed yet for this podcast.

Loading reviews...

ABOUT THIS SHOW

"Ofis ile Sokak Arasında" ismi bu podcaste Engels'in mektuplarından bir derlemeye verilen Türkçe isimden "Büro ile Barikat Arasında" isminden ilhamla kondu. İki sivil toplumcu Ersin Tek ve Rümeysa Çamdereli, sokak hareketleri ve sivil toplumun faaliyetleri ve tutumu arasındaki mesafeyi dert ederken ve bu konuda uzun sohbetler ederken buldular kendilerini. Bu podcastte de, farklı temalarda çalışmalar yürüten dostlarını da dahil ettikleri ortak kafa yorma çabalarını samimiyetle paylaşma derdindeler.

HOSTED BY

Sivil Çatlaklar

CATEGORIES

URL copied to clipboard!