PODCAST · society
sözlerimin ucunda
by sarper
Sözlerimin Ucunda, hepimizin içinde bir yerlerde taşıdığı ama dile getirmekte zorlandığı duygulara, düşüncelere ve hikayelere ışık tutuyor. Gündelik hayattan küçük anlar, bazen bir kelime, bazen bir his... Hepsi bu podcastte. Bu, yalnız olmadığımızı hatırlatan bir yolculuk. Kimi zaman sizin hislerinize tercüman olacak kimi zaman kendi hislerime, kimi zaman size bir pencere açacak kimi zaman da bana. Çünkü hepimizin içinde, sözlerimizin ucunda bekleyen bir şeyler muhakkak var.Bana Ulaşmak İstersen:✉️[email protected]⭐Instagram: @sozleriminucunda
-
33
esaret ve aidiyet
Merhaba sevgili dinleyici, aradan geçen onlarca günün ardından tekrar merhaba. Bu kaydı her kim dinliyorsa “iyi geceler” kaydını alan Sarper'in konuşmadığını bilmesini isterdim. O Sarper’i gömdüm. Başlığım bugün bir bıçak kadar keskin iki uçta oynayacak. Kasım ayında gömdüğüm Sarper hakkında konuşmak istiyorum biraz.
-
32
iyi geceler
Uzun zaman sonra tekrardan merhaba sevgili dinleyici, metamorfozu yayınladıktan sonra aklımda aslında pek çok başlık vardı, yazabileceğim onlarca satır, yüzlerce kelimem vardı. Dakikalarca konuşmak istedim, konuşursam belki içimdeki boşluğu biraz daha hızlı doldurabilirim diye de düşünüyordum sanki.
-
31
metamorfoz
Dönüşüm insanı korkutur sevgili dinleyici, hayat kimi zamaninsanı türlü türlü yollara sokar. Bazen sadece zorunda kaldığımız için seçtiğimiz yollar vardır. Zorunda kaldığımız için vedalaştığımız insanlar, zorunda kaldığımız için ayrıldığımız yerler. Hayat hep zoraki gelir, kaldıramayıncaya dek oynar insanın üstüne.Metamorfoz bir başkalaşım sürecine verilen addır. Tabi buradaki başkalaşım böcekler için kullanılmış, bir tırtılın olgunlaşması sürecine metamorfoz deniyor. Ama neden insanlar da metamorfoz geçirmesin ki? Bedenimiz büyümüyor diyemeyiz, gelişmiyor diyemeyiz değil mi? Hatta her 5 senede bir derimizi bile değiştiriyoruz.
-
30
vedalar
Merhaba sevgili dinleyicim, bu kaydı alıyorum çünkü aramızabiraz mesafe girecek. Ben elbette kuytu köşelerde, bir ağacın altında, soğuğu hissettiğim gecenin en dar anında yazmaya devam edeceğim ama sana şimdiki gibi ulaşabilecek mi emin değilim. Zaten ne kadarını hissedebilirsin ki yaşadıklarımın, yani ne kadar çabalasam da tam anlamıyla hissettiremeyeceğimin farkına vardım. Aslında insan bazı şeyleri yaşayarak öğreniyor, o acıyıtadarak, o çaresizliğe düşerek, o tırnaklarını kemirmesi gerekiyor stresten. Bazı geceler yaşıyor insan ve kendi kendine diyor ki ben bu bataklığın içinde sanırım öleceğim. Ama ölemiyor, intihar etmek istiyor, dünyadan eksiltmek istiyor kendini ama zaten canı acıyan birisi bunu da yapamıyor.
-
29
uzak ve yakın
Yaprakların dökülmeye başladığı zamanlara geldik demiştim,artık yavaş yavaş yeşil kahverengiye dönüyor bunu hepimiz görüyoruz. Ben bu doğal değişimi insanlara çok benzetiyorum. Her insan bir tohumdur, büyür, olgunlaşır ve yaprakları oluşur sonra o yapraklar sararıp solar, günün birinde kaldırıma düşer. Ama o düşüş bile bir son değildir, çünkü ağaç var olduğu müddetçe yapraklar yeniden ortaya çıkar.
-
28
yara
Yaralar en çok ne zaman can yakar biliyor musun? Anlaşılmadığında. Görülmediğinde. Senin bütün kanayan taraflarını bağır çağır haykırmak isterken, karşındaki bir bakışını bile esirgiyorsa… işte o zaman yaran kanamaktan çok, için için çürümeye başlar.Benim de çok oldu öyle çürüyen yanlarım. Konuştukça duvar gibi susan yüzlere çarptım. Yara açanların çoğu, farkında bile değildi açtığı derinliğin. Onlar için sıradan bir söz, benim ruhumda yıllarca kapanmayan bir kesik olmuştu. İşte asıl acı da bu: Yaranı açanın, senin acını bilmeden yoluna devam etmesi. Öylece susması, görmemesi, hissetmemesi…
-
27
babamın sessizliği
Benim babam, suskunluğunda çok fazla şey saklar sevgili dinleyici, hepinizin babası da eminim farklı farklı tiplemelerle size bir yaşantı sağlamıştır. Hayatta kimisinin en büyük pişmanlığı da babasıyla bir vedalaşma yaşayamadan babasının ölümü olmuştur eminim. Hatta belki de benim babam da bunu yaşamıştır kim bilir?Ancak zaman farklı işleyebiliyor, bazı sözler hiç söylenemeyebiliyor. Çünkü o kadar eminiz ki yarına sağ çıkacağımıza, o kadar maddi dünyaya güvenmişiz ki diğer olasılığı hiç göz önünde bulundurmuyoruz. Ama ben artık görebiliyorum her şeyi, net bir biçimde. Bu yüzden atomlar bizi ne zaman ayırır bilemesem de dünya üzerinde fiziksel bir kayıt ve evrenin sonsuz boşluğunda süresiz yankılanacak bazı sesler bırakmaya karar verdim.
-
26
hikâyesini senden eksiltti
Her insanın hikayesi kendine hastır. İnsan kendini hikayesinden belli eder bir nevi, ya da hikayesi insanın tüm bedeni ve kimliği üzerinde bir hakimiyete sahiptir de diyebiliriz. Bazı insanlar vardır mesela hikayelerimize ortak olurlar, kimisi hikayesinde bizden bahseder ve çeker gider öylece. Kimisinin birkaç sene hikayesinde oluruz, kimisinin birkaç saniyeliğine...
-
25
ben hayatıma devam ederken
Gözlerimin önünde solup giden günler, kırık kalpler ve anlamsız dakikalarda tekrar buluştuk seninle. Bu podcast doğrudan doğruya can yaralarına bağlıdır. Bu sebeple bugün biraz farklı bir konseptle karşınızdayım zaten göreceksiniz. Bazı şarkılar bize çok şey hissettirir, bazı şarkıların adeta bir dünyası vardır. Aslında benim podcastlerimde her bölümün sonuna bir şarkı koymamın sebebi de bu. Sanki ben mikrofondan uzaklaşırken arkama yaslanıp sizinle birlikte o şarkıyı dinliyorum biliyor musunuz? Bugün sanki hiç konuşmamışız gibi acılardan, yaralardan, güvenden, sadakatten ve aşktan bahsedeceğiz.
-
24
camdan kalp
Güvenmek... Doğasında güzel bir şey aslında. İyi insanlarınhuzurunda, vicdanlı kalplerde... Ama zaman değişti. Artık güvenmemek daha akıllıca geliyor insana.Çünkü güvendiğin her bir insan, camdan kalbine atılan küçükbir çakıl taşı gibi. Her seferinde o kalbi yeniden kurmaya çalışırsın.Onarırsın, yaşatırsın. Ama bilirsin; hiçbir şey eskisi gibi olmaz.Bugün görüşlerin çatışmasında buluşuyoruz bir nevi Sarper vs. ChatGPT diyebiliriz. İyi dinlemeler :)
-
23
salıncak
Geçmiş bizim onu ne boyutta ve nasıl hatırladığımıza bağlıolarak değişkenlik gösteren bir olgudur sevgili dinleyici. Geçmişinden kendini sıyıramazsın çünkü sen geçmişinle varsın. Geçmiş yoksa gelecek de yoktur, an da. Nietzschenin bir sözü var “Sadece aptallar, insanlara ve taşlara takılır.” Ama ben bu görüşe tam olarak katılmıyorum. Bu sözü sevdiğim biri söyler bana, özellikle şu son dönemlerde… Ben de diyorum ki:Ben bazen insanlara da takılırım. Taşlara da. Çünkü bazı taşlar mezar taşıdır. Ve bazı insanlar… onlara takılmamak eldedeğildir. Bazen geçmişinle uzlaşmak, onu yargılamaktan daha bilgedir. Çünkü yargılamak kolay, anlamak zor. Nietzsche uzaktan konuşmuş. Düşünmüş, yazmış, delirmiş ve çekmiş gitmiş. Ama biz buradayız. Kalanız. Taşın üstünde oturup çocukluğumuzu izliyoruz. O taş belki de dedemizin mezar taşı. O insan, belki ilk göz ağrımız. Ben o aptallardanım işte. Kalbini kayalara çarpa çarpa büyüyenlerden. Birinin sesine, dokunuşuna, susuşuna takılanlardan. Bile bile lades diyorsun ya… Ben geçmişimle lades oynadım Nietzsche. Ve evet, yine kaybettim. Ama yine de dönerim o salıncağa. Uzun uzun sallanırım, başım dönene kadar. Çünkü geçmiş bazen ne kadar acıtsa da o acının bile bir teni var. Bir teni, bir kokusu, bir “keşke”si var. Sen aptal dersin, ben "insan" derim kısaca...
-
22
ardından kalan
Merhaba sevgili dinleyici, hayatta öyle zamanlardan geçeriz ki bazen sadece birisi yanımızda olsun isteriz, o kişinin koşulsuz şekilde bizi seveceğine inanmak isteriz, saçımızı okşayacağına… hisli hisli sarılacağına… kalbimizde bir yara daha açmayacağına… Ama o kişi gelir ve kapanmasını umduğun yaraların dikişlerini tek tek söker. Ne yazık ki, şifayı bulamadığın gibi bir de üstelik yeni bir dert olur dert ortağı sandığın. Aşk sandığın şey içten içe seni sömürmeye başlayınca şunu görürsün, bu aşk denen illet bir hastalık gibi her yerimi tıkadı, ayaklarım bağlı, ellerim dondu, kalbim ağrıyor. Artık bunu taşımak istemiyorum… Taşımasam olmaz mı?
-
21
evi bulacağım
Dürüst hırsız kitabında Dostoyevski şöyle söyler: "Ya hatalarınla yüzleşirsin ya da hatalarınla yüzsüzleşirsin. Cahil olmak ayrı pislik olmak ayrı."Bu açıdan bakıldığında Dostoyevski bize şunu mu söylemek istiyor acaba diye düşünmeden edemiyorum: “Yaşadığın acılar, seni yanlış yollara hatta belki de çok kötü tercihlere zorlamış olabilir, zorunda olmasan da bu tercihleri uygulamış ve hatta birisinin ya da birilerinin canını yakmış olabilirsin ancak dersini almadığın vakit bir götten farksız olursun, işte o zaman insan diyemeyiz sana bir göt diyebiliriz.”Bu biraz kaba tabiriydi tabi.
-
20
gittiğinde
Sevgili kalpsiz,Sen bu kaydı dinlerken ben çoktan göçüp gitmiş olacağım. Belki kendimden bile uzak bir yere, hiç tanımadığım bilmediğim bir yere… Ben diye bir şey kalmadı eğer merakettiğin buysa sevgili kalpsiz. Biraz değiştim açıkçası, eskisi kadar severek yaşayamıyorum hayatı, yemek yemek istemiyorum canım bir şey istemiyor. Bol bol sigara ve suyla yaşantımı devam ettiriyorum şu sıralar. Mesela eskiden banklarda oturup seninle konuşmayı çok severdim, o saatler, o dakikalar hiç bitmesin isterdim oysa şimdi dünyada oturabileceğim tek bir yer bile kalmasa o banka oturmam ben. Öfkeliyim sana, öfkemse sevgimden bunu biliyorum, bunu bilmek daha da yaralıyor insanı. Onca şeyin ardından hala daha birisini sevebilmek ne kadar da tuhaf değil mi? Kimdin ki bu kadar önemli? Bu kadar vazgeçilmez? Hiç… Senin de bir kanın, gördüğümde içim burkulsa da güzel biryüzün var. Oysa sen bu kadar normalken ve benim için bir o kadar olağanüstüyken hiçbir zaman sana olan sevgimi göremedin. Göremezdin. Seni suçlamıyorum biliyormusun? Bazen o kadar değersizlik görürüz ki, bu değersizlik de öyle basit bir değersizlik değil, senelere yayılmış bir değersizlik yani kendimizi bir çöpten farksız gördüğümüz o zamanlar. İşte tam da o zamanlarda birisi çıkagelir ve sana bir kömür değil elmas olduğunu hissettirir, sen de ona inanmazsın haliyle. O hesap işte seninkisi.
-
19
silinir gider
Anılarımın da silindiği noktadan hepinize tekrardan merhaba, bugün 21 Nisan 2025 ve saatler 22.30’u gösteriyor. İnsan, hayatının her bir gününde bambaşka kişiliklere bürünebilir mi? Evet bence bürünebilir. Geçtiğimiz 2 ay boyunca böyle bir kısımda hayatımın geçtiğini fark ettim. Hastalandığım zamanlar oldu, çok sevdiğim insanların hastalığa yakalandıklarını öğrendiğim anlar… Ama neoldu biliyor musun? Unuttum zamanla, kendimi de ve bu kendim dediğim şeyi etkileyen her şeyi de… Mesela yazmayı unuttum, klavyenin başına geçtiğimde satır aralıklarını nasıl ayarladığımı tekrar hatırlamak için birkaç dakika verdim kendime. Ne komik değil mi? Bir zamanlar gözün kapalı yaptığın şeyleri artık gözün açıkken bile yapamayacak hale gelmek.
-
18
daha daha ötesi
Güvenin kayboluşuyla birlikte insan zihni kendisini bir kapana hapseder, birlik içindeki zihin dağılır ve insan kendisini bir şüphenin pençesinde bulur. Başıma gelmez dediğin şeyler gelir, hiç ummadığın insanlar ummadığın şeyler yaparlar, kalbini kırarlar, başkalarına, başka insanlara senden çaldıklarını satarlar. Bu böyle olur ne yazık ki, en güvendiğin insanlar, seni zindanında baş başa bırakırlar. Zaten seni o zindana da o insanlar atarlar. Ne tuhaftır ki biz bu insanları severiz, sevgi besleriz ve kalbimiz kırılmasına rağmen devam edecek o gücü kendimizde buluruz. Durmayız, savaşırız, devam ederiz. Devam ederiz bir gün kazançlı çıkabilmek umuduyla, devam ederiz bir gün bizi sevebilecekleriumuduyla, devam ederiz yeniden güvenimizi kazanmak için. Attığımız her bir adımda bu pisliğe biraz daha bulanırız sanki. Her gün daha çok hislerinin yok olduğu bir kumar masasında, zararına oynarsın, öğrenene kadar.
-
17
hayatımın öteki kısmı
Tekrardan merhabalar, şu an Sarper Kutlukhan konuşuyor, 21. Yaşından size bir el sallıyor. Fazla konuyu uzatmak istemiyorum ama yine de uzatacağımı biliyorum Hayat müşterek derler ya, hayatımın öyle bir kısmını yaşıyorum şimdilerde. Sevdiğim insanlarla, sevdiğim anılar biriktiriyorum, sevdiğim şeyleri yapıyorum, tutkularımın, arzularımın ve içimdeki akarsuyun beni sürüklediği yere doğru yol alıyorum.
-
16
kapanın içindeyiz
Hala evi mi arıyorsun sen de benim gibi? Bulamadın mı umduğun kişileri, sevgiyi, değeri… Bir ormanın içinde kurtlardan kaçan çaresiz bir kuzu gibi. Ya da yüreğini terkettiğinde öz sevgi, ortaya çıkan değersizliğin yarattığı bir çukura atılma hissi. Şimdi seninle kapanları konuşacağız. Bir şekilde birileri bizi oraya fırlatır veya biz oraya kendi isteğimizle atlarız. Ne yazık ki. Geçmiş zamanlardan bu zamana insanlardan öylesine umulmadık şeyleriyaptıklarını izledim ki, artık şaşırmıyorum. Güvendiğimiz insanlar, sırtımızı dayadığımız insanlar… İlk fırsatta bizi bu kapana atmaya kalkmadılar mı?
-
15
zihnimdeki yalan
Bunca senedir ya kendimi kandırdıysam, bitmek bilmez bir yangının içinde öylece yanıyoruz küllenene kadar. Yeniden ve yeniden her şey en başa geri dönsün diye, her gece ve her gece gözlerimizi acıya kapatıyoruz. Sabah yüzümüze gözyaşlarımızı vuruyoruz su diye, ayılalım diye. Ayılmıyoruz. Gidiyor tek tek duygular, düşünceler ve hisler. Engel olamıyorum, kontrolümden çıktı bir şeyler. Çaresizce yaptığım tek şey her defasında elveda demek oluyor kendime. Elveda kendim, elveda eski ben. Özür dilerim seni bu kadar incittiğim için, duygularını, arzularını, mutluluklarını, kaygılarını, korkularını, gözyaşlarını görmezden geldiğim için. Affet beni. Yanıldım.
-
14
gözümden akanlar
Pek çok şeyle duygularını atarsın sen içinden, bazen öfkeylebazen sevgiyle bazen de kederle. Biz insanlarsa diğer tüm duyguları sandıklarımıza kilitler ve bir tek duygunun ortaya çıkmasına izin veririz genelde. Bu duyguysa genelde bizi en güçlü gösterecek olan öfke olur. Öfke ve sevgi kardeştir, hüzünse bunların birleşimidir.Ölüm ve yeniden doğuş gibi, insan ne de güzel barındırırgözyaşlarının içinde yaşamı. Oysa çoğumuz bu gözyaşlarını taşıyamaz, hastalanırız. Geçmişte bir ben bırakma kararı vermiştim birkaç hafta önce, belki de ay önce. Bilmiyorum, çizelgesini tutmadım. Ama bunu neden yaptığımı hiç düşünmeden bu kararı almıştım. Neden kendime elveda diyorum? Otobüse apar topar bindirip bir de camdan el sallıyorum ona?
-
13
kinimin ateşi
Öylesine öfkeliydim ki geçmiş zamanlara ve şimdiye, önümü göremeyecek gibi olduğumda gözümü ovuşturdum. O an her şey daha da kırmızı bir hal aldı. Kontrolden çıkmıştım, cehennemi kalbinde taşıyan herkes gibi. Birbiri ardına yaktığım sigaralar, boş ver mezarlığımdaki her yer duman altı olsun dedim. Hayatla kavgası bitmeyen herkes bu duruma muhakkak sürüklenir. Er ya da geç herkesin içindeki şeytan okşadıkça ortaya çıkar. Bambaşka bir insana dönüşürüz. Neden biliyor musun? Haksızlıktan. İntikam ve kin ortaya bir anda çıkmaz eğer merak ettiğin buysa. Eminim sen de deneyimlemişsindir. Hakkın olanı alamamak ve cinnete sürüklenmek. İnsanın hayatıyla oynadığı tehlikeli bir Rus ruletine benzer. Her bir tık sesiyle, gözünü kapatman ve silahın patlamadığı an yüzünde beliren şehvetli bir gülümseye benzer. Düşmanına silahı uzattığındaysa kinin önünü görmeni engeller. İnsan bu doğasıyla ne de beter. Zarar gördüğü için zarara uğratmak ister. Sanki hasar alan kalbi iyileşecekmiş gibi bunu ister.
-
12
kaderin ağları
Kader’e inanmak mı? Deli saçması bir şey. Yani bana şunu mu söylüyorsunuz nerede olursam olayım onunla bir şekilde karşılaşacağım… Açıkçası bu deli saçması şey şimdiki bilincimde düşündüğümde mantıklı gelmeye başlıyor. Ve duyduğum hikayeler de bunu çok destekliyor tabi. Kader insanoğlunu ikiye ayırır. Bir kısmı yalnızca sorumluluklardan kaçmak için, yalnızlığına bir kılıf bulmak için buna inanırken. Bir kısmı da sadece yaşadığı anlamsız şeyleri mantıklı bir başlıkta toplamak ister. Ben hangi tarafta mıyım? Ben üçüncü yolu seçiyorum. Ne sonsuz bir kader etkisi ne de özgür seçimlerimiz. İnsan bu ikisi arasındaki yolda solar gider. Tabi solmak isterse solar gider, öbür türlü insan attığı her bir adımda yeni dersler ve öğretiler çıkarabilir bu hayatta.
-
11
orda olmak
Küçücük ve bacasından duman çıkan sıcak bir evde hayalediyorum kendimi. Ben tam da oraya aitim, ruhum, bedenim ve her şeyim. Sanki yemyeşil bir arazinin ortasında vadideki bir zambak kadar nadide güzellikte tüm cazibesiyle beni oraya çekiyor. Eski ama huzurlu, biraz da ilişkilerimiz gibi. Bugün size konfor alanımızdan bahsedeceğim, farkındayım şu sıralar maneviyat yüklü şeyler dinliyorsunuz. Ama hakikat yolumuzu aydınlatır. Her şey doğru zamanda, doğru yerde ve doğru şekilde gerçekleşiyor hiç endişelenmeyin. Bu kaydı her kim ne zaman dinliyorsa onun için de geçerli. Unutamadığını biliyorum, senin acını her bir zerresine kadar hissediyorum ve şu an konuşuyorum beni çok dikkatle dinle.
-
10
rüyadan da kısa
Yaşadığın her şey bir çizgi yönünde öylece akıyor, akarsu gibi, asla mâni olamıyorsun. Bazı şeyleri engellemeye çalıştıkça daha beter hale geliyor, temizlemeye çalışırken tüm sıvının bezle birlikte eline bulaşması gibi… Sen temizlemeye kalkmasan da masa kirli kalacak ama. Burada ne mi anlatmaya çalışıyorum? Bazen bir şeylerin değişebilmesi için senin müdahalen şarttır. Ne kadar zor olsa da hayat her insanı bir şeyle sınar...
-
9
elveda kendime
Bu hayatta bazen en zor şeylerden birisi de kendinden uzaklaşmaktır. İnsan öyle yaralanır ki kimi zaman artık kesikleri dikmek çok zor olur, kan kaybı durdurulamaz ve canı yanan insan kendinden de uzak bambaşka tanımadığı bir şeye dönüşür. Uzaklaşmak… kendinden kopmak ve değerlerine hatta duygularına yabancılaşmak insanın düşebileceği tehlikeli tuzaklardan birisidir.
-
8
gidiyorsun
Elveda demek için çok mu geç? Bazı şeyler için çok mu geç mesela? Hayır değil tabii ki. Bugün çaylarınıza kattığınız şeker kadar hayatınızda var olan bir şeyden bahsedeceğim. Gidişlerden... En sevdiğimiz insanın canavara dönüşmesini anlatacağım belki. Kim bilir. Gidenleri kovalayanlar kalplerini nefretle doldurdular sadece ne gideni geri getirebildik ne de geri gelen gitmemezlik etti. Herkes günün sonunda bir durağa gitti. Bu durak cennet de oldu cehennem de…
-
7
yeniden yeniden
Kendimi tekrar eden şeylerin içinde bulduğumu fark ettim, nedense bir başlangıç çizgisinden koşmaya başlıyorum ve bitiş çizgisine geldiğimi düşündüğümde aslında en başa geri döndüğümü fark ediyorum. Bu da benim koşmaya olan tüm hevesimi kaçırıyor tıpkı sen gibi. Zaten bu başa sarmalardan sıkıldığımız için en başından cesaretimizi de kilitliyoruz bir sandığa ve umutsuzca koşuyoruz neye koştuğumuzu bilmeden.
-
6
küllendim yıllarla
Yıllar kimseye acımıyor bunu gördüm. Bir zamanlar gergin olan cildinizin sarkması gibi, insanlar acısa da yıllar acımıyor. Alnımdaki ve gülünce gözümün kenarlarındaki kırışıklıkları gördüm aynada. Kaz ayakları erken teşebbüs etmiş yüzüme.
-
5
kabul ettim
Kırgınım size ben ve her defasında iyileşmeye kalksam da bir hastalıkla yerime saplanıyorum adeta. Şimdi sıra bende, kendimi öldürmeliyim. Kendimi öldürüp içimden yeni bir ben doğurmalıyım. Ölmek için doğmak değil benimkisi doğmak için ölmek.
-
4
aldatan aldanır
Kalbinin öldüğünü hisseder kimi zaman insan. Bu insanın düşebileceği en derin çukurlardan birisidir. Kalbinin buz tutması ve attığını hissetmemen bu da çekilebilecek en büyük acıdır bence. Bugün size ihanetlerden söz edeceğim.
-
3
boş kâğıt
Narsistik ilişkileri daha öncesinde uzun uzadıya konuştuğumu beni yakından takip edenler bilir, narsistlere acırım ben biliyor musun? Çünkü o kadar hastadır ki bir türlü kendisini onun hasta olduğuna inandıramazsın. Vücudundan akan kırmızı sıvıyı kan değil şarap olarak görüyorsa o şey şaraptır ve kan kaybı yaşayan narsist bir akşam kalbinin durmasıyla ansızın ölür.Ben bugün onları konuşmak istemiyorum seninle, seni konuşmak istiyorum. Açtığın tüm kişisel gelişim kitaplarında ve gittiğin türlü psikologlarda okuduğun ve duyduğunun aksine ben sana okumadıklarını ve duymadıklarını söylemeye geldim.
-
2
sözlerimin ucunda
Bugün size söylenmeyen sözlerden bahsetmek istiyorum, yarım kaldığını hissettiren sözlerden...
-
1
tanıtım
Sözlerimin Ucunda, hepimizin içinde bir yerlerde taşıdığı ama dile getirmekte zorlandığı duygulara, düşüncelere ve hikayelere ışık tutuyor. Gündelik hayattan küçük anlar, bazen bir kelime, bazen bir his... Hepsi bu podcastte. Bu, yalnız olmadığımızı hatırlatan bir yolculuk. Kimi zaman sizin hislerinize tercüman olacak kimi zaman kendi hislerime, kimi zaman size bir pencere açacak kimi zaman da bana. Çünkü hepimizin içinde, sözlerimizin ucunda bekleyen bir şeyler muhakkak var.
No matches for "" in this podcast's transcripts.
No topics indexed yet for this podcast.
Loading reviews...
ABOUT THIS SHOW
Sözlerimin Ucunda, hepimizin içinde bir yerlerde taşıdığı ama dile getirmekte zorlandığı duygulara, düşüncelere ve hikayelere ışık tutuyor. Gündelik hayattan küçük anlar, bazen bir kelime, bazen bir his... Hepsi bu podcastte. Bu, yalnız olmadığımızı hatırlatan bir yolculuk. Kimi zaman sizin hislerinize tercüman olacak kimi zaman kendi hislerime, kimi zaman size bir pencere açacak kimi zaman da bana. Çünkü hepimizin içinde, sözlerimizin ucunda bekleyen bir şeyler muhakkak var.Bana Ulaşmak İstersen:✉️[email protected]⭐Instagram: @sozleriminucunda
HOSTED BY
sarper
Loading similar podcasts...