Hamile kalamazsın ve doğuramazsın Allah izin vermedikçe! / 12.12.2017 / Kerem Önder

EPISODE · Dec 12, 2017 · 55 MIN

Hamile kalamazsın ve doğuramazsın Allah izin vermedikçe! / 12.12.2017 / Kerem Önder

from Kerem Önder · host Kerem Önder

* إِلَيْهِ يُرَدُّ عِلْمُ السَّاعَةِ   وَمَا تَخْرُجُ مِن ثَمَرَاتٍ مِّنْ أَكْمَامِهَا  وَمَا تَحْمِلُ مِنْ أُنثَى   وَلَا تَضَعُ إِلَّا بِعِلْمِهِ  وَيَوْمَ يُنَادِيهِمْ أَيْنَ شُرَكَائِي قَالُوا آذَنَّاكَ مَا مِنَّا مِن شَهِيدٍ ﴿٤٧﴾ “Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir.  Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler:  “Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok.” (Fussilet 47) “Cenâb-ı Hak, "Mahlûkatın, o günün ne zaman olacağını bilme imkânı yoktur. Onu ancak ben bilirim" manasında olarak, "Kıyametin bilgisi O (Allah´a) havale edilir" buyurmuştur. O ifade, hasr (sadece) manasını taşır ve Kıyametin ne zaman olacağını ancak Allah´ın bileceğini bildirmektedir. Bunun bilgisi sadece Allah katında olduğu gibi, ileride, belirli zamanlarda meydana gelecek şeylerin meydana geleceğini bilme işi de yine ancak Hak Sübhânehû ve Teâlâ´ya aittir. Daha sonra Cenâb-ı Hak, bu iki hususun misallerinden olarak, şu iki konuyu zikretmiştir: "Onun bilgisi olmaksızın, a) Hiçbir meyve tomurcuklarından çıkamaz, b) Hiçbir dişi gebe kalmaz ve doğurmaz." Cenâb-ı Allah, Kıyametten bahsedince, bunun peşisıra Kıyametin hallerinden birini zikretmiştir. Burada ele aldığı bu şeyde, sûrenin başı ile son derece ilgilidir. Zira sûrenin başı, o kâfirlerin, Hz. Muhammed (s.a.s)´in kendilerini tevhide ve putlardan ve heykellerden uzak olmaya davet etmiş olmasından ötürü, onların Kur´ân´ı dinlemekten şiddetle nefret ettiklerine delâlet eder. Bunun böyle oluşunun delili, Cenâb-ı Hakk´ın, sûrenin başında, "De ki: "Ben ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana, sizin tanrınızın bir tek tanrı olduğu vahyolunuyor" (Fussiiet, e) buyurmuş olmasıdır. Cenâb-ı Allah aynı şekilde sûrenin sonunda da, kendisinin ortakları ve benzerleri olduğunu söyleyenlere yönelik va´îdini (tehdini) getirerek, "O (müşriklere), "Benim ortaklarım yani sizin iddia ve inancınıza göre benim ortaklarım nerede?" diye nida edileceği gün, "Sana arzettik. Bizden hiçbir şâhid yok" diyecekler" buyurmuştur. İbn Abbas, buradaki kelimesinin, "Sana duyurduk" manasında olup, tıpkı, (inşikak, 2) ayetindeki benzeri kelimenin, "işitti" manasına oluşu gibi olduğunu söylerken, Kelbî buna, "Sana bildirdik" manasını vermiştir ki, Kelbî´ninki uzak bir görüştür. Çünkü Kıyamettekiler Allah´ı ve Allah´ın herşeyi ilm-i vâcib ile (kesin bilgi ile) bildiğini bilirler. O halde Allah´a birşeyi bildirmek ve öğretmek imkânsızdır. Allah Teâlâ sonra, onların "Bizden hiçbir şahid yok" diyeceklerini haber verir. Bu ifadeye şu manalar verilmiştir: 1) "Hiçbirimiz, senin ortağın bulunduğunu söylememiştir." Bu manaya göre, bu sözden çıkarılan netice, müşriklerin Kıyamet günü, Allah´a şirk koşma işinden tamamen berî olduklarını iddia edecekleridir. 2) "Bizden hiç kimse, o şirk koşulanları görmedi." Çünkü onlar onlardan, putları ve taptıkları diğer şeyler de onlardan sıvışıp uzaklaşmışlardır. Dolayısıyla onlar, putlarını, ilahî azaba muhatap oldukları bu esnada göremeyecekler. 3) Ayetin bu ifadesi, putların sözüdür. Çünkü Allah, Kıyamette onlara can verecek, onlar da, "Bizden hiçbiri, putperestlerin bize nisbet ettikleri ortaklığın doğruluğunu onaylamamıştır" diyecekler. İfadenin bu manada olması halinde, putların onlara fayda vermeyecekleri ve adetâ onlardan kaçıp uzaklaşacakları anlatılmak istenmiştir.” Fahreddini Razi

NOW PLAYING

Hamile kalamazsın ve doğuramazsın Allah izin vermedikçe! / 12.12.2017 / Kerem Önder

0:00 55:32

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

URL copied to clipboard!