PODCAST · society
02:28
by Burak
02:28, cevaplar vermez, motive etmez, yol göstermez.Sorularla oyalanır.Psikoloji, insan zihni ve gündelik hayatın arasında kalan düşünceler…Bazen bilimle, bazen bir anıyla, bazen de bir cümleyle.02:28 bir saat değildir.İnsanın kendine yalan söylemeyi bıraktığı o kısa aralıktır.Trafikte olur, kulaklıkta olur, eve dönerken olur.Ne zaman dinlersen, tam o ana denk gelir.
-
10
Bölüm 11: Tren Sahiden Kaçtı mı? Gecikmişlik Hissi ve FOMO
Bu hafta 02:28'de bir diğer büyük sancılarımızdan birini konuşuyoruz: Gecikmişlik HissiHerkes bir yere yetişmiş de bir tek siz yerinizde sayıyormuşsunuz gibi hissettiğiniz oldu mu?Bu hafta; üzerimize kurulan o görünmez takvimleri, bizi yanlış kararlara iten 'geç kalma' korkusunu ve yetişme çabasının yoldan çıkaran o sinsi baskısını konuşuyoruz. Gecikmişlik hissi bizi gerçekten hızlandırıyor mu, yoksa sadece hata yapma hızımızı mı artırıyor?İyi Dinlemeler
-
9
Bölüm 10: El Alem Ne Der?
Hayatımızı gerçekten biz mi yaşıyoruz, yoksa görünmeyen bir tribüne mi oynuyoruz?Bu bölümde “El Alem Ne Der?" sorusunu konuşuyoruz. Doğduğumuz andan itibaren hapsolduğumuz ve korktuğumuz o görünmez hayalet… Mahalle kültüründen iş hayatına kadar uzanan o tanıdık sesleri inceliyoruz.Psikolojinin “spotlight effect” dediği, herkesin bizi sandığımızdan çok daha fazla izlediğini düşünme yanılgısına değiniyor; sosyal karşılaştırma, utanç ve görünmez baskıların hayatımızı nasıl yönlendirdiğini konuşuyoruz.
-
8
Bölüm 8: Why Always Me?
Herkesin dilinde aynı cümle: “Neden hep ben?”Bu bölümde şikâyetin neden bu kadar tanıdık ve rahat hissettirdiğini konuşuyoruz.İş hayatında, ilişkilerde, gündelik hayatta nasıl fark etmeden “haklı ama hareketsiz” kaldığımızı.Bazen mağdur olmak sorumluluk almaktan daha kolay.Bazen haklı olmak, değişmekten daha güvenli.Ve belki de en rahatsız edici soruyu soruyoruz:Gerçekten çaresiz miyiz…yoksa şikâyet etmek bize iyi geldiği için mi yerimizde kalıyoruz?
-
7
Bölüm 7: Zamanın İllüzyonu - Kairos vs Kronos
Zaman tek bir şey değil.İki farklı gücün çekişmesi gibi.Bir tarafta Kronos var, dakikaları sayan, toplantıları bölen, takvimleri dolduran, hayatı ölçen.Diğer tarafta Kairos.Doğru anı kollayan, bir bakışta zamanı durduran, bir akşamı saatlerden uzun yapan, hissettiren.Bu bölümde bu ikisinin sessiz kavgasını konuşuyoruz.Saatle yaşadığımız hayatla, hisle yaşadığımız hayat arasındaki farkı.Ve belki de en rahatsız edici soruyu:Hayatımızı Kronos mu yönetiyor…yoksa biz Kairos’u kaçırarak mı yaşıyoruz?
-
6
Bölüm 6: Theseus'un Gemisi
Bu bölümde, Antik Yunan’dan gelen Theseus’un Gemisi metaforundan yola çıkarak çok tanıdık bir sorunun peşine düşüyoruz:Her şeyimiz değişirken biz hâlâ aynı kişi miyiz?Bu bölüm;– İş hayatında değişen rollerin,– İlişkilerde dönüşen insanların,– Zamanla yenilenen hayallerinaslında bizi biz yapan şeyden koparıp koparmadığını sorguluyor.Psikolojiden, aidiyetten ve biraz da futboldan destek alarak şu soruya dürüstçe bakıyoruz:Parçalar değiştiğinde, rota da mı değişmek zorunda?Belki de mesele “aynı kalmak” değil; değişirken hâlâ hangi yöne gittiğini bilmek.
-
5
Bölüm 5: Seçme ve Seçilmeme Hakkı
Bu bölümde, modern hayatın en sessiz ama en yorucu problemlerinden birini konuşuyoruz: seçememek.Netflix’te bir filme karar verememekten, LinkedIn’de ilanlar arasında kaybolmaya; iş hayatında “daha iyisi vardır” hissinden, iletişimlerde “keşke”lerle dolu iç konuşmalara..Seçenekler arttıkça neden daha mutsuz oluyoruz?Karar vermek neden bu kadar ağır bir yük haline geldi?Ve neden seçtiğimiz şeyden çok, seçmediklerimizin hayaletiyle yaşıyoruz?Bu bölümde; seçim felci, “keşke” duygusu, iş değiştirme döngüsü ve konfor alanında sıkışıp kalma hali; gerçek hayat örnekleri, psikolojik deneyler ve tanıdık iç sesler eşliğinde masaya yatırılıyor.Belki de mutluluk, daha iyi olanı aramakta değil; seçtiğimiz şeyin arkasında durabilmeyi öğrenmekte saklıdır.Saat kaç olursa olsun, bu bölüm biraz durup düşünmek isteyenler için.
-
4
Bölüm 4: 501. Sene
Saat 02:28. Bu gece odağımızda, beyaz yaka dünyasından insan ilişkilerine kadar uzanan o sinsi korku var: "Ardından gelme korkusu."WhatsApp grubumuzdaki bir arkadaşımızın terfi sancılarından yola çıkıp; Steve Jobs’un gölgesinde kendi yolunu çizen Tim Cook’a, geçmişin ardından yepyeni bir "kategori" açan bir aileye kadar uzanıyoruz.Geçmiş ne kadar görkemli olursa olsun, 501. sene her zaman bambaşka bir hikayedir. Kendi ışığınızı yakmaya hazırsanız, başlıyoruz.Bu bölümde: Terfi gıybetleri, halef-selef meseleleri ve Fenerbahçe bulunmaktadır.
-
3
Bölüm 3: İçimizdeki Parlamento - Biz Aslında Kaç Kişiyiz?
Gün içinde kaç farklı “ben” olarak dolaşıyoruz, hiç düşündünüz mü? Ben düşündüm.Toplantıda ölçülü, kontrollü ve profesyoneliz.Tribünde filtresiz, coşkulu ve bazen fazlasıyla yaratıcıyız.Gece yatağa yattığımızda ise içimizde biri başlıyor konuşmaya:“Bunu niye böyle yaptın?”“Orada susmamalıydın.”Peki hangisi gerçek biz?Bu bölümde;Stanford Hapishane Deneyi’nden tribünlere,LinkedIn, WhatsApp ve Instagram’daki farklı yüzlerimize,Freud’un id–ego–süperegosundan içimizdeki bitmeyen iç tartışmalara uzanan bir yolculuk var.“Ben aslında böyle biri değilim” dediğimiz anlarda, direksiyonda kimin olduğunu birlikte düşünüyoruz.Saat 02:28.Ama saatten çok, bugün hangi “sen”in dinlediği önemli.
-
2
Bölüm 2: Zihnin Termostatı - Kazansaydık da Değişmeyecekti
Yeni yılın ilk geceleri…Cüzdanda bir bilet, kafada başka bir hayat. Aslında hepimiz biliyorduk çıkmayacağını.Ama birkaç günlüğüne de olsa, başka bir ihtimalde yaşamayı seçtik. Borçların olmadığı, alarmın çalmadığı, hayatın daha “kolay” aktığı bir yerde.Bu bölümde şu sorunun etrafında dolanıyoruz:Gerçekten kazansaydık, ne değişirdi?Psikolojide Hedonik Adaptasyon denilen şeyin izini sürüyoruz. Yani zihnin görünmez termostatını.En büyük mutlulukları bile bir süre sonra “normal” yapan, en parlak hayalleri gündelik hayata indirgeyen o mekanizmayı.Piyango kazananlar, felç kalanlar, zenginlik, yetersizlik hissi ve hepimizin içinde çalışan o bitmeyen koşu bandı…02:28 bu bölümde mutluluğu konuşmuyor.Ona neden alıştığımızı konuşuyor.
-
1
Bölüm 1: Yarım Kalmışlığın Çekiciliği
Bazı şeyler bittiğinde rahatlatır.Bazı şeyler ise bitmediği için aklımızdan çıkmaz.Bu bölümde, yarım kalan işlerin, ilişkilerin, cümlelerin ve ihtimallerin neden bu kadar güçlü olduğunu konuşuyoruz.Zihnin kapanış ihtiyacıyla, insanın belirsizliğe duyduğu gizli çekim arasındaki paradoksu Zeigarnik etkisi üzerinden ele alıyoruz.Tamamlanmamışlık neden bazen ilham verirken, neden bazen huzursuzluk yaratıyor, buna bakıyoruz.Yarım bırakmanın romantik tarafı da var, kaçış olan tarafı da.Belki de mesele bitirmek ya da bırakmak değil, neden orada kaldığımızı fark etmek.
We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.
No matches for "" in this podcast's transcripts.
No topics indexed yet for this podcast.
Loading reviews...
ABOUT THIS SHOW
02:28, cevaplar vermez, motive etmez, yol göstermez.Sorularla oyalanır.Psikoloji, insan zihni ve gündelik hayatın arasında kalan düşünceler…Bazen bilimle, bazen bir anıyla, bazen de bir cümleyle.02:28 bir saat değildir.İnsanın kendine yalan söylemeyi bıraktığı o kısa aralıktır.Trafikte olur, kulaklıkta olur, eve dönerken olur.Ne zaman dinlersen, tam o ana denk gelir.
HOSTED BY
Burak
CATEGORIES
Loading similar podcasts...