anecdote.press

PODCAST · education

anecdote.press

düne, bugüne ve yarına dair bazı anecdote’lar 🔎

  1. 10

    Sıfırdan Gelen Adam

    Will Smith’in sokakta sabahladığı o sahne, aslında sadece basit bir senaryo değildi.The Pursuit of Happyness filmine ilham veren Chris Gardner’ın hayatı, hayallerin nasıl direnişe dönüşebileceğinin en gerçek örneği.Cebinde sadece 20 dolar ve kucağında 2 yaşında oğlu vardı. Ama hayali büyüktü: Borsacı olmak istiyordu.Ne diploması vardı, ne de güçlü bir bağlantısı.O yılmadan çabaladı ve sonunda başardı: Kendi yatırım şirketini kurmuştu. Chris Gardner, herkese şunu hatırlattı:Hayaller, başkalarının korkularına göre şekillenmez.#Anecdote #ChrisGardner #GerçekHikaye #ThePursuitOfHappyness #İlhamVerici #BaşarıHikayesi #WillSmith

  2. 9

    Neden Peruk ?

    Peruk takma geleneği, 17. yüzyıl Fransa’sında, frengi salgınıyla boğuşan toplumun şaşırtıcı bir çözümü olarak doğdu. Frengi, sadece ölümcül bir hastalık değil, aynı zamanda kelleşmeye neden olan utanç verici bir durumdu. Saç kaybını gizlemek isteyen aristokratlar ve soylular, çözümü gösterişli peruklarda buldu. Hatta XIV. Louis, dökülen saçlarını saklamak için peruk takmaya başlayarak bu modanın öncüsü oldu. Daha da ilginç olan, bazı tarihçilerin iddiasına göre, perukların içine bitlerden korunmak için lavanta veya pudra serpilirdi!Peruklar sadece estetik bir aksesuar değil, aynı zamanda güç ve otorite simgesiydi. Örneğin, Fransa’da bir papaz, 1620 yılında 13. Louis’in mahkemesine takma uzun sarı saçlarla çıktığında, bu cesur kostüm başlangıçta dalga konusu oldu. Ancak kısa sürede, saray erkânı bu “yeniliği” benimsedi ve mahkeme salonlarının değişmez bir unsuru haline getirdi.İngiltere’ye geldiğimizde, peruk takma geleneğinin bambaşka bir anlam kazandığını görüyoruz. Burada peruklar, hukukun ciddiyetini ve tarafsızlığını sembolize etmek için kullanılmaya başlandı. Ancak bu gösterişli aksesuarların ardında, hukukçuların kimliklerini gizleme amacı da yatıyordu. Peruklar, mahkemede avukatları sıradan vatandaşlardan ayırmanın yanı sıra, insanların avukatların yüz ifadelerini dikkatle incelemesini de engelliyordu. Bu sayede yargılamaların daha objektif olması amaçlanıyordu.Yüksek mahkeme yargıçları için beyaz ve uzun peruklar şartken, avukatlar için daha sade modeller tercih edilirdi. Bazı kaynaklar, bu perukların yapımında insan saçı değil, at kılı veya keçi yünü kullanıldığını belirtir. Hatta dönemin popüler bir şakası, “Bir yargıcın başındaki peruk, bir atın kuyruğundan daha değerliydi,” şeklindeydi.Ancak perukların işlevi sadece mahkeme salonlarıyla sınırlı değildi. Bir yargıcın veya avukatın peruk takmaması ciddi bir saygısızlık olarak görülür ve mesleki itibarını zedeleyebilirdi. Tarihteki en ilginç olaylardan biri, 18. yüzyılda yaşandı. Bir İngiliz avukat, duruşmaya peruksuz çıkmayı denediğinde mahkeme hâkimi, “Sizi ciddiye alamıyorum, bu salona çıplak gelmiş gibisiniz,” diyerek onu derhal dışarı çıkarmıştı.Bugün, dünyanın çoğu yerinde bu gelenek terk edildi. Ancak İngiltere’de, bu beyaz peruklar hâlâ mahkeme salonlarında adaletin tarafsızlığı ve tarihin sembolü olarak kullanılmaya devam ediyor. Hukuk sisteminde geleneklere sıkı sıkıya bağlı kalmaları peruğa devam eskimesinin temel taşı. Yine de modernleşen hukuk sistemi içinde, peruklar nostaljik bir miras olarak hukukun teatral ve dramatik tarafını yansıtmaya devam ediyor.İngiltere gibi muhafazakâr hukuk kültürlerinde tarihsel ve sembolik bir unsur olarak varlığını sürdürüyor.#Anecdote #Peruk #İngiltere

  3. 8

    Coşkun Taş’ın Serüveni

    Futbolun ve Mücadelenin Efsanesi: Çoşkun Taş 1954 Dünya Kupası’nın en genç oyuncusuydu, ama hayali futbol değil, mali müfettiş olmaktı. Dil öğrenmek için Almanya’ya gitti ve FC Köln’ün ilk Türk oyuncusu oldu. Başarıdan başarıya koştu, ancak bir maçta teknik direktörün ayrımcılığı yüzünden futbolu bıraktı.Sonrasında Türk işçilere rehberlik etti, genç futbolcular yetiştirdi ve Köln’deki ilk Türk-Alman düğününü yaptı. Çoşkun Taş, ardında unutulmaz bir miras bırakarak geçtiğimiz ay 89 yaşında aramızdan ayrıldı.#Anecdote #CoşkunTaş #Almanya #Türkiye #MilliTakım #Efsane #Futbol

  4. 7

    Auschwitz Boksörü

    Auschwitz’te 76 ölüm maçına zorlanan Yahudi boksör Harry Haft’ın hikayesini biliyor musunuz? Kaybedenin idam edildiği bu maçlarda, hayatta kalmak için dövüştü.Savaş sonrası Amerika’ya kaçtı, profesyonel boksör oldu ve efsane Rocky Marciano ile karşılaştı. Ancak pişmanlığı hep şu sözlerde saklıydı:“Pişmanlığım, bu ellerin arasından geçen hayatlardır.”#Anecdote #HarryHaft #Auschwitz #Biyografi

  5. 6

    Mafyanın Vegas Hayali

    Kim derdi ki bir mafya hayali, bugün dünya eğlence sektörünü şekillendirecek?1940’larda herkes New York ve Chicago sokaklarındaki organize suçla ilgilenirken, o gözünü Nevada Çölü’ne dikti.Adı: Bugsy SiegelParfümü Chanel, hayali ise çölün ortasında lüks bir şehir kurmaktı.Kurduğu yerin adı: Flamingo Hotel.Bu sadece bir otel değil, mafyanın ilk yasal para aklama merkeziydi.Las Vegas, onun rüyasıyla doğdu. Ne var ki bu rüya pahalıya patladı…1947’de, sevgilisinin evinde gazete okurken başından vurularak öldürüldü.Katil hâlâ bilinmiyor.Ama her neon ışığında, bir mafya hayalperestinin izi duruyor.#Anecdote #LasVegas #BugsySiegel #Mafya

  6. 5

    İki Dostun Hayat Yolu

    Aynı sırada başlayan bir dostluk…Biri dünyanın en iyi beyin cerrahlarından Gazi Yaşargil, diğeri Türkiye’nin en önemli şairlerinden bir tanesi olan Can Yücel.Haymatlos ilan edilen bir bilim insanı…Ve yıllar sonra vatanına döndüğünde, onu yine karşılayacak olan eski dostu...Bu sadece bir başarı hikâyesi değil; bir ülkenin, bir idealin ve bir dostluğun öyküsü.#Anecdote #GaziYaşargil #CanYücel #EğitimTarihi

  7. 4

    Osmanlı’da Bir Venezuelalı

    Osmanlı Ordusunda Bir Venezuelalı: Rafael de Nogales MéndezVenezuela’da doğmuş, dünyayı dolaşmıştı.Amerika’da okumuş, Küba’da savaşmıştı, Çin’de ise casusluk yapmıştı.Sonrasında Osmanlı ordusuna gönüllü olarak katıldı. Hem de Binbaşı rütbesiyle, Van’dan Musul’a kadar cephe cephe dolaştı.Sadece bir asker değil, bir entelektüeldi.Gördüklerini kaleme aldı. Ve o notlar, yıllar sonra Hilâl Altında Dört Sene adıyla yayımlandı.Rafael de Nogales Méndez, tarihin tam da kırıldığı yerde duran bir yabancıydı.Ve onun hikâyesi, hâlâ anlatılmaya değer.#Anecdote #RafaelDeNogales #OsmanlıTarihi #BirinciDünyaSavaşı #Tarih

  8. 3

    Sofra’nın Serüveni

    Hüseyin Özer; Tokat'ın Reşadiye ilçesinin bir köyünde, daha 10 yaşını bile doldurmamış bir çocukken babası tarafından evlatlıktan reddedilir. Babası, annesinden de ayrılıp kendisini birkaç keçiyle birlikte bir çobana verir. Hem koyun güdüp hem de Çoban Celal amcadan okuma yazma öğrenen Özer, yıllarca onlara zulüm eden babasından intikam almak için para kazanıp silah almak için Ankara’ya gider.Üstelik biletini de annesi alır. Fakat 11 yaşındaki bir çocuğa kimse iş vermez. 3 gün hiçbir şey yemeden sokakta kalır. Daha sonra Ulus'ta çakmak satarak günde 75 kuruş kazanmaya başlayınca gidip bir ciğerci ile anlaşır ve günde bir öğün ciğer yiyerek hayatta kalır. Sıhhiye'de bir tuvalette yatıp kalkar. Devamında Ankara’da tuvaletlerde yaşayıp,meyhanelerde çalışır. Öğrenmeye de, okumaya da hayli meraklı olduğundan, İstanbul’da tanıştığı bir emekli albaydan haftada 2 gün İngilizce dersi almaya başlar.Askerliğini tamamladıktan sonra ise 20 yaşında, İngiltere'ye gitmeye karar verir. Uçak parası olmadığı için öğrencilerin arasına karışıp otobüsle İngiltere’ye gider.İlk olarak bir dönercide çalışmaya başlar. Önceleri kalacak yeri olmadığı için lokantanın bodrum katında uyur. Restoranın mutfağında 4 sene boyunca bu şekilde bir hayat süren ve para biriktiren Özer, ardından buradan ayrılıp bir tanıdığı ile ortak olarak ilk lokantasını açar. Sonrasında ise İngiltere’ye ilk geldiğinde çalıştığı lokantayı satın alır. Ancak yaşadığı sıkıntılar hemen bitecek gibi değildir, bu kez haraç mafyası başına bela olur. Hüseyin Özer’i korkutmayı başaramayan mafya bu kez de onun çalışanlarını rahatsız etmeye başlar, Özer uzun bir süre bu sıkıntıyı aşmak için uğraşmıştır. O bugün, Londra'da önünde kuyrukların oludğu ünlü Sofra restoranlarının sahibi. Bir başka tanımlamayla ise; “İngiliz Kraliyet Ailesi’ne Türk yemeğini yediren adam”Özer, Discovery Channel'ın "Dünyanın En Zengin İnsanları" belgeselinde yer alan 3 Türk isimden birisi olmuştu. Wikipedia, 1949 doğumlu Özer'in 37 milyon pound'luk bir serveti olduğunu belirtiyor. Restoranı, kalite konusundaki en belirleyi otorite kabul edilen Michelin rehberince tavsiye edilen Hüseyin Özer, Westmister Üniversitesinden fahri doktoraya sahip. Günümüzde ise Middlesex Üniversitesinde girişimcilik ve restoran işletmeciliği dersleri vermekte. #Anecdote #HüseyinÖzer #İngiltere #TürkMutfağı

  9. 2

    Lezzetli Komplo

    Bir Ülke Nasıl Sömürülür?1950’lerde, Marshall Planı çerçevesinde Türkiye’ye yapılan yardımlar zeytinyağını hedef aldı. ABD, mısırözü yağı ithalatı ve margarin üretimini şart koşarken, zeytin ağaçları söküldü, eldeki yağlar Amerikalılara satıldı. Ardından “zararlı” olduğu iddialarıyla zeytinyağına karşı bir karalama kampanyası başlatıldı.Bu dönemde popülerleşen “Zeytinyağlı yiyemem aman” türküsü bile bu propagandanın bir parçasıydı. Tabi bunun yalnızca bir “iddia”olduğunu belirtmekte de fayda var. Keza o dönem için; margarin tüketiminin artış nedeni olarak, endüstriyel olması nedeniyle daha ucuz olması gibi faktörler de sebep gösterilmekte. Bugün, zeytinyağının faydaları bilimle kanıtlanmışken, margarinin zararları ise herkesin malumu. Ancak, o gün için alınan sözde yardımların arkasındaki gerçekler hâlâ unutulmuş değil..#Anecdote #Zeytinyağ #Margarin #Mutfak #MarshallPlanı #ABD #Ekonomi

  10. 1

    Soyları Aynı, Yolları Farklı

    Aynı soydan bir İngiltere Başbakanı, bir devrimci ve bir Türk büyükelçisi çıktı.Evet, yanlış duymadınız…Osmanlı’nın son İçişleri Bakanı Ali Kemal’in soyundan gelen üç isim de üç farklı yola savrulacak, aynı kandan, bambaşka kaderler doğacaktı…Biri emperyalizme karşı hayatını siper edecek,biri İngiltere’yi yönetecek, bir diğeri ise Türkiye’yi Avrupa’da temsil edecekti.Bu inanılmaz soy ağacı, Çankırı’dan Londra’ya, Nurhak Dağları’ndan büyükelçilik koridorlarına uzanıyordu.Kaynak: Yetkin Report#Anecdote #AliKemal #BorisJohnson

Type above to search every episode's transcript for a word or phrase. Matches are scoped to this podcast.

Searching…

We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.

No matches for "" in this podcast's transcripts.

Showing of matches

No topics indexed yet for this podcast.

Loading reviews...

ABOUT THIS SHOW

düne, bugüne ve yarına dair bazı anecdote’lar 🔎

HOSTED BY

anecdote.press

URL copied to clipboard!