Atatürk ve Din podcast artwork

PODCAST · history

Atatürk ve Din

Atatürk'ün sansürlenen gerçek fikirlerini dinlemeye hazır mısınız?

  1. 42

    Atatürk'ün El Yazılarında ve Tarih Kitaplarında Muhammed (as)

    Atatürk'ün El Yazılarında ve Tarih Kitaplarında Muhammed (as)

  2. 41

    Atatürk’ün Kaleminden Yaratılış ve Din (Yeni Baskı)

    Atatürk’ün dinlere eleştirel bakışı en yakınları tarafından bile sansürlenip “sakıncalı alan” kabul edildi. Oysa Atatürk’ün düşünceleri bir zamanlar tarih kitaplarından özel mektuplara, meclis konuşmalarından gazetelere hatta yabancı yazarların kitaplarına kadar her yerde yazılıyor, konuşuluyor ve biliniyordu. “Atatürk’ün Kaleminden Yaratılış ve Din” adını verdiğimiz çalışmamızda yaratılış, dinler, Allah, Muhammed (as) ve İslam hakkında Atatürk’ün el yazılarını, gerçek düşüncelerini bulacaksınız. Bu bağlamda laikliğin nasıl anlaşıldığı ve anlatıldığı konusunu, Atatürk’ün tanrısal bir karaktere kimler tarafından ve nasıl dönüştürüldüğü de dikkatinize sunacağız. Ve göreceğiz ki, ülkemizde en zor şey Atatürk’ü Atatürk’ten öğrenmektir. Kitabımızdan ilginizi çekebilecek bazı başlıklar şunlardır:*Atatürk’ün Doğal Hali ve Sansürcülük Kemalizm'in Atatürk'e Uyguladığı Sansür*Atatürk’e Göre Bilimsellik ve Bilgiye Ulaşma Yolları *Evrenin Oluşumu ve Yaratılışın Reddi *Atatürk ve Tanrı Kavramının İcadı *Atatürk’e Sabetayist/Yahudi Veya Hıristiyan Diyebilir miyiz? *Arabistanlı Zatla İşimiz Bitti *Atatürk Kimleri Tekfir Etti *Kur’an Mü’mini Kemalistlerin Atatürk’ü“Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü huyları yoktur, gerçekleri gizleyen kötü huylu insanlar vardır.”

  3. 40

    Atatürk’e Göre Antik Mısır Dini İnanışları

    Atatürk’e Göre Antik Mısır Dini İnanışları

  4. 39

    Kemalist Laikliğin Tanımı ve Din

    01:05 Kemalist laikliğin temeli nedir?02:08 Şükrü Kaya “Dinleri işleri bitmiştir”02:51 Önce kavramsal çerçeve03:42 Laikliği tanımlayan kaynak kitaplar07:21 Laikliğin uzmanlara tarafından tanımı12:49 Laiklik İslam ile bağdaşır mı?17:21 Laiklik denilince ne anlaşılmalı?19:34 Bir Müslüman şunu söyleyebilir mi?21:42 Bizdeki laikliğin anlamı dinsizlik mi?

  5. 38

    Atatürk’e Göre “Şeriatın Tesettür/Başörtüsü Emri”

    #28Subat'ın yaşandığı dönemde başörtüsü takanlar ağır kovuşturmalara ve zulümlere uğruyor, özgürlük-eşitlik edebiyatı yapanlar keyifle seyrediyorlardı. Oysa köprünün altından sular akmadan önce Atatürk şeriatın emri tesettür konusunda bakın neler söylemişti…

  6. 37

    Atatürk Hakkında En Meşhur Yalanlar ve Uyduranlar -2

    Bu programda Atatürk'e aittir diye sosyal medyada dalga dalga yayılan uydurma sözlerin şaşırtıcı deşifresi mevcut. Ama en ilginç tarafı ise Atatürk hakkında uyduranlar onu ve Kemalist sistemi en çok sevdiğini söyleyen meşhur tarihçiler, sanatçılar ve siyasilerdir. Hayli ilginizi çekecek, iyi seyirler...

  7. 36

    Atatürk Hakkında En Meşhur Yalanlar ve Uyduranlar -1

    Bu programda Atatürk'e aittir diye sosyal medyada dalga dalga yayılan uydurma sözlerin şaşırtıcı deşifresi mevcut. Ama en ilginç tarafı ise Atatürk hakkında uyduranlar onu ve Kemalist sistemi en çok sevdiğini söyleyen meşhur tarihçiler, sanatçılar ve siyasilerdir. Hayli ilginizi çekecek, iyi seyirler...

  8. 35

    Diyanet Cuma Hutbesi ve Disney Atatürk Dizisi

    Ulusal bir gün cumaya denk gelmesin hemen olay çıkar: “Hutbede Atatürk yok!”. Aynı delikanlılığı Disney'e yapsanız olmaz mı? Biraz üzerinde duralım: Atatürk'ten bahsetmek cuma namazı şartı değildir, (zaten o da istemiyordu) Kur'an "Allah'ı anmak için cuma namazına gidin” der. Mescitler ideolojik mekânlar olmayıp ibadet yeridir. Hutbelere Atatürk'ü sokma ısrarından vazgeçin. Hutbede onun İslam ve Muhammed (as) hakkındaki gerçek görüşleri de anlatılsın mı? Mesela Kur’an’a safsata, masal, ilkel dediği, İslam'a Arap ideolojisi değerlendirmesi yapması? Bence anlatılsın, herkes bilsin ama sansürsüz... (Bugüne kadar yapamadınız ben izah edeyim, tıklayın: https://bit.ly/43pH7eb) Atatürk ateizmini ve cennete girmek istemediğini defalarca dile getirmiş, yazıya dökmüş, görüşleri dönemin eğitim müfredatına girmiş ve devlet yönetimine yansımıştır. Bunlar gizli saklı bilgiler değildir. Dolayısıyla ona "Mekânı cennet olsun" duasını yapmak kendisinin istemediği bir şeydir. Hutbeler, camiler bütün insan isimlerinden arındırılmalıdır. Allah'ın yanına başka bir ismi eklemek putperestlik kalıntısıdır: "Allah tek başına anılınca ahirete inanmayanların içleri daralır. O’na yakın saydıklarından söz edilince de yüzleri güler, mutlu olurlar" (Zümer, 45)Allah ile birlikte başkalarının da anıldığı/yardıma çağrıldığı mescitler şirk yuvalarıdır. Mescitler dini/siyasi kurumların ya da bir ideolojinin beyin yıkama merkezi değildir: "Bütün mescitler Allah için yapılmıştır; öyleyse Allah ile birlikte kimseyi çağırmayın!" (Cin, 18)Netice olarak hutbelere Atatürk’ü sokma saplantısı belli bir kesimin Müslümanlara keyfi bir dayatması olup dinin ya da toplumun ısrarlı isteği değildir. Yukarıdaki iddialarımın ve daha fazlasının kaynağını benden dinlemek isteyenler dilerseler “Atatürk’ün Kaleminden Yaratılış ve Din” isimli çalışmama bakabilirler.

  9. 34

    Atatürk'ü Koruma Kanunu Kimleri Koruyor?

    🔴Atatürk'ü koruma kanunu/5816 neden kaldırılmalıdır;Kişiye özel hukuk olamaz hakaret kime yapılırsa yapılsın suçtur ve Atatürk hukuktan istisna değildir, ona özel, sadece onu koruyan zaten kendisinin de istemediği bir kanun olamaz. Kanunlar halkın refahı için vardır, tek adamı korumak için değil.Kanun bize Kuzey Kore’yi hatırlatıyor. Madem konuşulmasından korktuğunuz bir şey yok, gizli saklınız yok neden en ufak eleştiri bile hakaret sayılıyor, hemen mahkemeler devreye giriyor? Neyin ortaya çıkmasından korkuyorsunuz? Kafasını Atatürk’ün büstüne çarpan zavallı ineğin başına gelenler “Sürgün İnek” diye film oldu araştırın bakalım 21. yüzyıl Türkiye’sinde neler yaşanmış…Koruma kanunun sebebiyle Atatürk sevgisi değil iki yüzlü Atatürk tapıcılığı hakim, Atatürk'ü öven her yalan ibadet aşkıyla söyleniyor. Kanun zoruyla adam sevdirmek ilkel bir anlayıştır. Pek çok devlet memuru Atatürk’ün ilke ve inkılaplarından aslında rahatsız ama işimden olurum endişesi ifade edememektedir. Yani halk bir tür ikiyüzlülüğe zorlanmaktadır. En koyu Kemalist Doğru Perinçek bile kanun için artık gerek yok diyor, lise ezberi ile büyüyün Kemalist ergenler bir zahmet fanatizmi bir kenara bırakın.Bu kanun sebebi ile eleştirinin önü tıkanmış durumdadır. Bırakın Atatürk’ü hakkındaki kanunu konuşanlar bile “Vatan haini, Atatürk düşmanı” gibi yaftalara maruz kalıyor. Mesela bu tivitin altındaki yorumlara bakabilirsiniz. Düşünün bir kere; şapka devrimi diye bir şey kalmamış, bize cevap verme hırsıyla yanıp tutuşan Kemalistler bile silindir şapka takmıyor, umursamıyor, Atatürk’ün partisinde bile takan yok. Ama yakın zamana kadar “kaldırılsın, bu kanun neden hala var?” diyemiyordunuz, bu ne iş? Hani eleştiri serbestti?Atatürk’e hakaret etmiyorsam bu kanundan korktuğumdan değil Allah’ın koyduğu yasaktandır. Atatürk’ün şahsına, annesine dil uzatan edepsizlerden değilim ama emin olun Kemalist tayfa yorumlarda bana yine saydıracak. Bu kanunun gereksizliğine ve ilkelliğine yüzlerce gerekçe daha sayabiliriz. Lütfen kaldırın bunu Türkiye KKTC (Kuzey Kore Türkiye Cumhuriyeti) olmasın…

  10. 33

    Kemalist Tarihçilik ve Diamond Tema - 2

    00:30 Çok gayret etmişsin ama az izleme gelmiş.02:12 Seher Kurt Tema04:33 Batılı yazarlardan Atatürk’ü okumak.06:50 Şiiri kim yazdı09:32 Haiti devlet başkanı ve Atatürk.12:54 Atatürk adını kim verdi?16:40 Atatürk’ü koruma kanunu20:15 Atatürk ve Kadınlar.23:39 Atatürk’ü koruma kanunu ve Diamond Tema25:54 Mustafa Kemal’in defnedilen heykeli.30:42 Ne demişti Hz. İsa?32:15 Vedat, Atatürk ve gerçekler…37:14 Atatürk neden diktatör oldu?38:43 Ezan neden Türkçe okundu, halk bunu kabullendi mi?40:45 Atatürk istişareyi önemser miydi? İsmet İnönü neye öfkelendi?47:45 Çarşamba günü Cuma hutbesi!?52:03 Sonuç olarak…52:38 Sabiha Gökçen58:39 Diamon Atatürk istismarı yapıyor mu?01:00:40 Lord Kinross ve Türkiye’ki faaliyetleri01:02:45 Lord Kinros sansrüleri…01:11:04 Atatürk’e iftiraları dinciler mi atıyor?01:17:40 Tarih kurumunun sansürlediği Atatürk01:25:52 Sabiha gökçen uydurması.01:29:00 Diamond hakkında son görüşüm.

  11. 32

    Kemalist Tarihçilik ve Diamond Tema - 1

    00:28 Atatürk piyasası uydurma ve sansür çılgınlığı.03:10 Neden Diamond Tema videosu ile başladık.06:14 Kütüphane zenginliğini doğru anlamak.09:01 Kemalist tarihçilik neden güven vermiyor?10:09 Kemalist tarihçiliğe eleştiri noktalarımız.13:13 Diamond’un Atatürkçülüğünü sorgulamak.17:10 Atatürk’ün haremi, Diamond Tema ve H. C. Armstrong.19:33 Atatürk’ün haberi olmadan attığı imza.22:38 Diamond Tema’nın Lord Kinross faciası…31:11 Tahlil etmediği kitabı “Sağlam, en iyi, en güvenilir” diyerek tavsiye etmek.33:43 “Kasıt mı, ihmal mi?” siz karar verin.35:20 Gazi’nin haremi ve azat ettikleri (!)42:41 Atatürk İngiliz ajanı olabilir mi? 48:04 Bilgisi-belgesiz konuşmak büyük faciadır. (Musul/Atatürk)56:13 İstiklal mahkemelerinde asılanları sayısı!?01:03:05 Atatürk bebek katili olmadığı için iyi bir liderdir.01:07:17 “Beni Türk hekimlerine...” Uydurma vecizeler…01:12:25 Kemalistlerin sansürlediği Atatürk…01:17:38 Einstein’e yollanan mektup (!)01:24:00 Kemalist tarihçilik ne anlatır?01:27:52 Lord Kinross haklı olabilir mi?

  12. 31

    Atatürk İslam Dinine Hizmet Etmiş midir?

    Atatürk’ün zihin dünyası vahiy, ilham, keramet eksenli değil; bütünüyle “ilim ve fenn” merkezli, seküler–materyalist bir çizgidir. Kemalist ideolojinin kurucu metinleri (Türk Tarihinin Ana Hatları, ders kitapları, Medenî Bilgiler) dinsel kavramları tarih-sosyoloji zemininde “insan zekâsının ürünü” olarak tanımlar; evreni ve toplumu tabiatın kendi kanunlarıyla açıklar. Kısacası, “yaratılış” anlatıları kutsal kaynaktan değil, kültürel evrimden türetilmiştir.Arşiv ve basılı kaynaklarda tablo nettir: “Din yok, milliyet var” broşürü; Atatürk’ün not düştüğü Akl-ı Selim (sonradan “tanrısızlığın ilmihali” olarak anılan çeviri); tarih ders kitaplarında “pozitivist” bakışın resmîleştirilmesi… Bütününde aynı yaklaşım görülür: Cennet–cehennem, ahiret ve peygamberlik, ilk çağların aczi içinde güvenlik arayan insanın ürettiği tasavvurlardır; modern çağda beklenti Tanrı’dan değil “cemiyet”ten olur. Nitekim metinlerde “kuvvetin kaynağı millet”tir; rehberlik ise yalnızca ilimdir.“Peki ya dindar görüntüler?” O dönemsel jestler siyasî-idarî pragmatizmin parçasıdır; kurucu ideolojiye yön veren epistemoloji değişmemiştir. Atılan imzalar, müfredata giren satırlar, devlet matbaasında çoğaltılan kitaplar; hepsi aynı çizgiyi besler: Tabiat en büyük kuvvettir, norm koyucu da odur; ulûhiyyet fikri insan zihninin tarihî serüveninde doğmuş, şekillenmiştir.Son sözüm şu: “Atatürk İslâm’a hizmet etti” iddiası, bu birincil metin ve uygulama tablosuyla bağdaşmıyor. Atatürk’ü kendi metinlerinden tanıyalım: Otorite millete, açıklama gücü tabiat kanunlarına, yol göstericilik ilme verilmiştir; dinî kategoriler ise tarih-toplum kuramının konusu kılınmıştır.

  13. 30

    Atatürk’e Göre Evren Yaratılmamıştır

    Bu bölümde Atatürk’ün “evren–tabiat–Tanrı” tasavvurunu mercek altına alıyoruz. Atatürk’e göre tek yol gösterici “ilim ve fenn”dir; vahiy, ilham ve keramet bilgi kaynağı değildir. “Kuvvet”in kaynağı aşkın bir kudret değil, doğrudan millettir; tabiat ise hem en büyük kuvvet hem de kendi kanunlarına tabi bir bütündür. “Türk’ün dini tabiatıdır” vurgusuna eşlik eden bu çerçeve, Türk Tarihinin Ana Hatları ve ders kitaplarına “pozitivist/materyalist” bir dille taşınır: evren kendi iç yasalarıyla açıklanır, yaratılış anlatıları insan zekâsının ürünleri olarak görülür. Atatürk’ün aktardığı çizgide “Allah” kavramı, ilk çağların aczi içinde güvenlik arayan insanın vicdanında doğmuş toplumsal bir fikirdir; modern devirde beklenti Tanrı’dan değil cemiyetten/insandan olur. Kısacası, Atatürk’ün kozmolojisi sekülerdir: otorite millete, rehberlik bilime, açıklama gücü tabiatın kanunlarına aittir.

  14. 29

    Atatürk’e Göre Vahiy Yol Gösterici Olabilir mi?

    Atatürk’ün zihnî evreni, vahiy–ilham–keramet eksenini değil, “tek yol gösterici: ilim ve fenn” ilkesini merkezine alır. “Gökten indiği sanılan kitaplar” vurgusu, dinî metinlerin değişmez dogma otoritesine değil, hayatın içinden, sürekli güncellenen bilimsel bilgiye yaslanma çağrısıdır. Egemenliğin ve “kuvvet”in kaynağı da aşkın bir kudret değil, doğrudan millettir. Bu çerçeve Medenî Bilgiler’den resmî söylevlere uzanır; Halil İnalcık’ın işaret ettiği gibi, mistik-ilahî temellere dayalı kurumların tasfiyesi olmadan modernleşme mümkün değildir. Özetle: Atatürk’ün epistemolojisi seküler, akılcı ve pozitivisttir; rehberlik makamına vahyi değil bilimi, otorite makamına da “milleti” yerleştirir.

  15. 28

    Kemalist Mitoloji ve Atatürk’e Tanrı Diyenler - 2

    “Atatürk’ün ilahlaştırılması, gözden kaçan bir aşırılık mıydı; yoksa bizzat sistemce beslenen bir anlatı mıydı?” Konuştuğumuz belgeler, ders kitapları, piyes ve roman komisyonları, bayram kutlama metinleri ve dönemin köşe isimlerinin kariyer seyirleri aynı tabloyu gösteriyor: “diktatör” diyenler cezalandırılırken, “ilah/peygamber” yakıştırmaları yapanlar yükseldi; metinler okullara girdi, piyesler devletçe bastırılıp dağıtıldı, miting dili “övgü”den “ibadet”e evrildi. Üstelik bu, marjinal bir coşku değil; merkezî bir örgü ve onayla yaygınlaştı.Özetle üç çıplak hakikat:Kadro paralelliği: Atatürk’ü teolojik dille yücelten kalemler (şairler, siyasetçiler, münevverler) aynı dönemde yüksek makamlara taşındı; itiraz veya yaptırım yok.Müfredat ve ritüel: Nutuk’a “kutsal kitap” muamelesi, çocuklara “mucizevi kurtarıcı” dilinin telkini, 10. yıl törenleri ve özel kanunlarla kurumsal bir kişi kültü inşa edildi.Sessiz rıza: “Diktatör” nitelemesine hukukî ve siyasî refleks verilirken, “ilah/peygamber” yakıştırmalarına sistematik bir red/uyarı üretilemedi; böylece söylem meşrulaştı.Bir Müslüman perspektiften ilkemiz açık: Tevhid. Kimseye zorbalık yok; fakat putlaştırmanın siyasî-toplumsal sonuçlarını da saklamıyoruz. Bu seri, “kişiyi ebedîleştiren” kalıpların nasıl devlet ritüellerine, ders kitaplarına ve kamusal dile yerleştiğini gösteriyor. Tartışmayı sloganlarla değil, belgelerle sürdürelim: Arşiv konuşsun, hükmü siz verin.

  16. 27

    Kemalist Mitoloji ve Atatürk’e Tanrı Diyenler - 1

    Bugün, “Kemalist mitoloji ve Atatürk’e Tanrı diyenler” başlığının devamında çok kritik bir sorunun peşine düşüyoruz: Atatürk’ün ilahlaştırılmasını devlet görmedi mi, yoksa bizzat onayladı mı? Programda, dönemin resmî yayınları, okul müfredatı, piyesler ve miting dilinin nasıl “övgüden ibadete” evrildiğini; “diktatör” diyenlerin cezalandırıldığı, “ilah/peygamber” yakıştırmalarının ise ödüllendirildiği çarpıcı örneklerle ele alıyoruz. Yakın çevre ve kültür elitinin kariyerleriyle bu kutsama dili arasındaki paralellikleri, “İki Mustafa Kemal” söylemiyle liderin ebedîleştirilmesini ve kişi kültünün nasıl teolojik kalıplarla meşrulaştırıldığını masaya yatırıyoruz. Bir Müslüman perspektifinden “tevhid” vurgusunu koruyarak, kimsenin inancına zorbalık etmeyen; fakat putlaştırmanın tarihsel-siyasal sonuçlarını açıkça gösteren bir okuma öneriyoruz. Kısacası: Arşiv, ders kitapları ve tören metinleri aynı şeyi fısıldıyor—bu, münferit coşku değil; devlet eliyle örgütlü bir anlatı. Gerisini belgeler konuşsun.

  17. 26

    Siyasi Liderleri Tanrı Edinmek (Mustafa Kemal Örneği)

    Toplumların liderlerini nasıl ve ne zaman ilahlaştırdıklarını anlamaya çalıştık. Bununla birlikte Mustafa Kemal'i tanrılaştıran anlayışın yeşerdiği ortama da değindik.

  18. 25

    Kürtler, Türkçülük ve Nazi Alman Irkçılığı

    Tek parti döneminde, Atatürk, Türkler, Kürtler ve Türkçülük üzerine kıza bir bakış. Anadolu uygarlıklarından Frigya, Hitit, Lidya ve Urartu ve bu coğrafyadaki herkes Türktür iddiası sebebiyle Kürtler ve Kürtçe de sürekli yok sayıldı. Hatta o dönemin Adalet Bakanı (!) Mahmud Esad şöyle diyebildi: "Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmak, köle olmaktır." Başvekil İsmet İnönü de benzer bir sevdaya kapılarak bakın ne diyor: "Vazifemiz, bu vatan içinde bulunanları kesin olarak Türk yapmaktır."

  19. 24

    Atatürk'ün Vefatı... Tanrı'nın Ölümü (Kemalist Mitoloji - 8)

    Atatürk'ün tanrı olduğuna iman eden genç nesillere onun öldüğü kabul ettirmek çok zor oldu. Ülke öylesine büyük bir manevi travma yaşadı ki olay "Tanrı'nın Ölümü" olarak algılandı...

  20. 23

    Atatürk Devlet Eli İle Tanrı Yapıldı (Kemalist Mitoloji - 7)

    Bu bölümde, Atatürk’ün devlet eliyle—üstelik kendi rızası ve katılımıyla—nasıl “tapınılan ilahî bir varlık” mertebesine çıkarıldığını metinler, programlar ve resmî yayım pratikleri üzerinden okuyacağız. Amacımız slogan değil, belge dilinin kendisi.Önce manzarayı netleştirelim: Sahnede yalnızca bireysel taşkın övgüler yok. Müfredattan tiyatroya, roman ve piyeslerden resmî tören senaryolarına, radyo programlarından ders kitaplarına kadar örgütlü ve sürekli bir dil akışı var. Bu dil, “önder/komutan” söyleminden hızla “kutsal/ilahî” söylemine tırmanıyor ve normalize ediliyor.Arşivlerde karşımıza çıkan bir miting örneği, kitle dilinin eşiğini gösterir:“Atatürk mucizelere ve insanlığın üstüne çıkan bir kahraman… Bütün bir gençlik namına söylüyorum: Atatürk, ulu gazimiz, biz sana tapıyoruz… Hepimiz seni yaşatmak için kan vereceğiz, can…”Bu tür tezahürat, münferit bir coşku değil; resmî dille beslenen, onaylanan ve tekrar eden bir kalıp. “Tapıyoruz” kelimesi, yazınsal ve törensel metinlerle de perçinleniyor.Atatürk’ün bizzat söylediği şu çerçeve, sonraki dilin dayanağına dönüşüyor:“Kutsanmaya lâyık olan…” vurgusu, tam da kendisinin devletin zirvesindeyken telaffuz ettiği bir ölçü.“Büyük meselelerde muvaffakiyet için sarsılmaz bir reisin varlığı elzemdir.” ifadesi, pedagojik ve kültürel metinlerde “eşsiz otorite – seçilmiş lider” şemasını besliyor.Bu iki mihver, kısa sürede “önder = kutsal” eşitlemesine kapı aralıyor.İlkokul–ortaokul–lise çizgisinde; Atatürk için “büyük münci, rehber, güneş, ülkü tanrımız, kâbe, put, peygamber” gibi terimler dolaşıma giriyor. Sadece sıfat enflasyonu değil, doğrudan ibadet/mabet metaforları kullanılıyor.TDK/TTK ve devlet matbaası etiketli derlemelerde, antolojilerde ve “yıldönümü” kitaplarında mukaddes kitap, iman, secde, tapınma söz dağarcığı tekrar tekrar görünür.Okullara önerilen tiyatro ve piyesler (10. yıl kutlama metinleri, “İnkılâbın İlmihali”, “On Yılın Romanı/Destanları”, “İnkılâp Çocukları” vb.) imanın şartlarına benzetilmiş bir “Altı İnanç/Altı Ok” dili kurar: “Cumhuriyete inanıyoruz, millete inanıyoruz, inkılâba inanıyoruz…” Böylece siyasî bağlılık, dini ritüel kalıbında öğretilir.Dikkat çekici çifte standart:“Diktatör” nitelemesi yapan metinler toplatılır, yasaklanır; yazarlar cezalandırılır.Ama “Tanrı, peygamber, ilah, tapıyoruz” gibi ilahîleştirici ifadeler içeren kitaplar okullara tavsiye edilir, resmî baskılarla çoğaltılır, tören metinlerine girer.Bu tablo, “haberim yoktu” itirazını boşa düşürür; zira sürecin resmî üretim zinciri bizzat işler hâle getirilmiştir.Basına yansıyan “İki Mustafa Kemal vardır” anlatısı, “ben (fani) + milletin içindeki Mustafa Kemal (ebedî)” ayrımıyla kişiyi milletin metafizik suretine dönüştürür. Bu çerçeve, “millet = Mustafa Kemal / Mustafa Kemal = millet” özdeşliğiyle ebediyet iddiasını siyasî bağlılığa ekler. Toplumsal benlik, şahs-ı manevî içinde erimeye çağrılır.1933 başta olmak üzere yıldönümü rejisi, özel komisyonlar, tören senaryoları, heykel–resim–marş–şiir eşgüdümüyle “yeni mabet dili” kurar.“Nutuk = kitab-ı mukaddes”, anıt = kâbe, saygı duruşu = ibadet metaforları resmî tören repertuvarına taşınır.Piyeslerde ve destanlarda Atatürk’ün “mucize” yarattığı anlatılır; bu, çocukların zihninde doğaüstü güç atfını normalleştirir.Hayır. Çünkü:Metinlerin önemli kısmı devlet kurumlarınca bastırılmış/dağıtılmıştır.Okul kanalıyla yayılmıştır; öğretmen kılavuzları ve tören kitapçıklarıyla pedagojik bağlayıcılık kazanmıştır.“İlahîleştirici” dil hiçbir resmî itirazla karşılaşmazken, karşıt nitelemeler hızlıca yasak veya tekzip görmüştür.Mitingte duyulan cümle ne anlatır?“Kutsanmak” ve “sarsılmaz reis” vurgusuDers kitapları, antolojiler ve resmî baskılarSansürün istikameti neyi ele verir?“İki Mustafa Kemal” söylemi ve ebedîleştirmeTören–ritüel–mabet üçgeni“Devlet bilmiyordu” denilebilir mi?

  21. 22

    Şair ve Sanatçıların Dilinde Atatürk (Kemalist Mitoloji - 6)

    “Şairler Atatürk’e ‘Tanrı’ mı Dedi?” Arşivden çarpıcı mısralar ve gizlenmeyen gerçekMabede Çevrilen Şiir: Aydın şairler Atatürk’ü nasıl kutsallaştırdı?Putlaşmanın Şiir Defteri: Behçet Kemal’den Yakup Kadri’ye, mısra mısra inşa“Tapıyoruz” diyen kalemler: Cumhuriyet şiirinde lider kültünün anatomisi1933’ün Mistik Dili: Şiir, marş ve antolojilerle kurulan yeni “kutsal”Bu bölümde neler var?“Aydın sınıf şairlerimiz”in (1915-1938) Atatürk’e verdiği unvanlar: münci, rehber, Güneş, Ülkü Tanrımız, Kâbe, put…Şiir dünyamızda Atatürk (TDK Yay.) taraması: mitoloji, Ergenekon/Bozkurt sembolleri, tanrılaştırma teması ve “yeni inanç dili”.Antolojilerde yer alan açık mısralar: “tapıyoruz”, “Tanrı gibi”, “ölmez”, “Kâbe”, “kuluz” vb.—sansürlenen/traşlanan baskılara notlar.1933’ün mistik iklimi: şiirin siyasî ritüele eklemlenmesi, lider kültünün mısra mısra inşası.“Şair abartır” savunusuna metinle cevap: övgünün ibadete dönüştüğü eşikler.

  22. 21

    Taptığımız, İlahımız, Babamız Atatürk (Kemalist Mitoloji - 5)

    BaşlıklarYakın Çevrenin Tanrısallaştırdığı Atatürk: Mektuplar, romanlar, nutuklar“Tapıyoruz” Diyenler: Manevi kızlar, tarih kurumcular, kalem erbabıMistik 1933 ve Sonrası: Putlaştırmanın belgeli anatomisiBismillahirrahmanirrahim. Değerli kardeşlerim; bugün “uzaktan” anlatılan Atatürk değil, yan masadan konuşan Atatürk anlatılarını açıyoruz. Sofra arkadaşlarının, kalemdaşlarının, devlet kademesindeki yakınlarının; mektuplarda, hatıratlarda, roman sayfalarında Atatürk’ü nasıl yarı-tanrısal bir figüre dönüştürdüklerini belgesiyle göstereceğim. Bu, afakî bir iddia değil; satır satır, cümle cümle, tarihler ve sayfa numaralarıyla konuşacağız.Önce sözün rengi: “Mürşit, rehber, muallim, münci” yetmiyor; “perestiş” talep eden bir sevgi dili kuruluyor. “Kahraman tahlil edilmez, tapılır” diye yazanlar var. “Ulûhiyet güçleri onda tecelli etti” diyenler var. Romanlarda “ol dedi oldu” diye tasvir edilen bir “yaratıcı” metaforu… Sofraların “ayin”e benzetildiği, nutkun “kitab-ı mukaddes” yerine konduğu cümleler… Manevi kızların mektuplarında “mukaddes babamız, ilahî sözleriniz, tapıyoruz” hitapları… Bunlar birer istisna değil; iklim bu. 1933’ün o “mistik yılı”nda zirve yapan, sonra ders kitaplarına, merasim metinlerine, gazete sütunlarına işleyen bir dil.Burada mesele kimseyi tahkir etmek değil; kült inşasının mekanizmasını göstermek. Dil nasıl kuruldu? “Şef = Ulus” özdeşliği nasıl “kutsallık” devşirdi? Neden “eleştiri” günah sayıldı? Neden “yanlış yaptı” diyene “hain” damgası yapıştırıldı? Cevaplar metinlerin içinde. Bir yanda “iki Mustafa Kemal” söylemiyle topluma yayılan ebedîleştirme fikri, öte yanda tarih kurumlarının ve maarif kadrolarının benimsediği mabet dili: heykel = nişan, nutuk = kitap, tören = ibadet. Bu üçleme bir kere oturunca, akıl geri çekiliyor; ritüel ilerliyor.Bu bölümde ben, kırpıntı paylaşım, montaj ekran görüntüsü değil; tam cümleleri, tam paragrafları önüme koyuyorum. “Yükseltmek için uydurmak” nasıl bir akide kusuruysa, “hakikati örten saygı” da o kadar kusurdur. Seven de sevmeyen de aynı kuralın altında: Metin konuşur. Belgeler açık: övgü ipin ucunu kaçırdığında sevgi kulluğa, minnet perestişe, hatıra ayine dönüşüyor. Bugün, yakın çevrenin Atatürk’e nasıl baktığını mistik gözle değil, metnin çıplak ışığında okuyacağız. Gerisi sizin vicdanınıza kalmış: muhabbet mi, mabed mi?Uzun açıklama

  23. 20

    Kemal Atatürk'ü Kutsama İhtiyacı (Kemalist Mitoloji - 4)

    BaşlıklarAtatürk Neden Tanrılaştırıldı? 1933’ün “mistik yılı” ve saklanan belgelerFenâ-fil-Kemal mi? Putlaştırmanın adım adım inşası ve sonuçları“Halık”ın Gölgesinde: 10. yıl söylemi, mabet dili ve lider kültüBismillahirrahmanirrahim. Değerli kardeşlerim; bu bölümde “Atatürk’ü kutsama ihtiyacı” nereden çıktı, neden bazı çevrelerde Atatürk ilahî bir varlık gibi algılandı, bunun evveliyatı ve sonuçları nelerdir—bunları konuşacağız. Masada slogan yok, belge var. 1920’den 1933’e uzanan o on üç yıllık tırmanışı adım adım okuyacağız ve 1933’ü—Cumhuriyet’in 10. yılı—“mistik yıl” yapan atmosferi göstereceğim: muhalefetin susturulduğu, dilin mabede dönüştüğü, liderin “halık” sıfatlarıyla yüceltildiği metinleri…Elimde 29 Ekim 1933’e özel basılmış bir eser var: “Türkiye Cumhuriyeti Devleti Hâlık Gazi Mustafa Kemal.” Dikkat buyurun: her şeyin Türkçeleştirildiği bir dönemde “yaratıcı” yerine “Hâlık” ısrarı—bu sıradan bir kelime tercihi değil, kült inşasının ilanıdır. İlk sayfalardan itibaren “Cumhuriyet gençliğinin amentüsü” başlıklarıyla iman dili kuruluyor: “sevmek” yetmiyor; bağlanmak, “bağlılığı iman esası”na çevirmek isteniyor. Metnin sonunda varılan hüküm açık: Mustafa Kemal “bütün dâhilerin fevkinde”, “ebediyen yaşayacak” bir varlık. Bu dilin siyasî karşılığını zaten biliyorsunuz: eleştirinin günah sayılması, “yanlış yaptı” diyemeyen zihinler, “aleyhte oy ancak hainliktir”e varan fanatizm.Bu kutsallaştırmanın iki ana sebebi öne çıkıyor. Birincisi, inkılapları oturtma güdüsü: “Şef ne kadar yüceyse kararı da o kadar tartışılmaz olsun.” İkincisi, ideolojik formül: “Atatürk = Türk milleti”, “millet = Atatürk”. Durkheim’ın toplumu tanrılaştıran çizgisinin yerel uyarlaması: ulus = kutsal, şef de bu kutsalın cisimleşmiş hâli. Böyle olunca ulus kutsandıkça lider kültü, lider yüceldikçe ulusçuluk aynı anda pompalanıyor; adına da “Türk panteizmi” diyorlar. 1930’lar boyunca ders kitapları, nutuklar, tören metinleri, gazete yazıları bu dili tekrar tekrar işliyor. İlk yıllarda “abartmayın” diyen ton zamanla yerini “iki Mustafa Kemal vardır” tasvirine bırakıyor: “Ben ve siz”—fikirlerin ölümsüzleştirildiği, camın kilise, meydanın mabet kılındığı bir sembolizm.Peki bu nereye varıyor? Eleştirisiz bir mukaddes şahsiyet fikrine. Okulun ilk sayfasından duvardaki portreye, törenden marşa kadar hayatın her köşesinde aynı isim tekrarlandıkça hata görme kabiliyeti köreliyor; “yanlış” diyen “düşman”, “soru” soran “hain” oluyor. Yabancı seyyahların ve gazetecilerin aktardığı sahneler, içeriden yazarların “itiraf” sayılabilecek cümleleri de bu tabloyu teyit ediyor: rejimi taşımak için putlaştırma bir araç hâline geliyor; fakat unutmayalım, putlaştırılan kahraman ölür—ya da canlı düşünce ölür, heykel kalır.Bu bölümde, “ilahî payeler” ve “mabet dili”nin nasıl kurulduğunu; “Hâlık”, “amentü”, “ebedîlik” vurgularının metinden metne nasıl çoğaltıldığını; 10. yılın neden bir eşik olduğunu; lider kültü → eleştiri yasağı → toplumsal körleşme zincirini belgeyle göstereceğim. Meselemiz ne sevgi ne nefret; tasavvur ile tasdik arasına net bir çizgi çekmek. Kutsama ihtiyacı neden doğdu, nasıl beslendi, bugün zihnimizi nasıl hâlâ ipotek altında tutuyor—hepsini somut örneklerle, isim ve tarih vererek konuşacağız. Sonunda hükmünüzü siz verin: muhabbet mi, mabed mi?

  24. 19

    Liderlere Tapınma Kültü ve Atatürk (Kemalist Mitoloji -3)

    Bu bölümde toplumların liderlerini nasıl ve ne zaman ilahlaştırdıklarını anlamaya çalıştık. Bununla birlikte Mustafa Kemal'i tanrılaştıran anlayışın yeşerdiği ortama da değindik.

  25. 18

    Kahramana Tapınmak ve Kemalizm (Kemalist Mitoloji - 2)

    Carlyle felsefesinde kahramana tapınmak, kahramanı kutsamak tarihin gerçek yüzüdür. İnsanlık tarihi aslında kahramanların hayat hikayeleridir. Bütün göçlere, savaşlara, barışlara ve gelişmelere kahramanlar yön verirler. Öyleyse onları tanımak tarihi tanımaktır, onlara tapınmak hiçbir zaman sonu gelmeyecek bir putperestlik türdür. Paganizmin en kadim kalıntısıdır.

  26. 17

    İnsan Neden Allah'a Şirk Koşar? (Kemalist Mitoloji -1)

    İnsan Neden Allah'a Şirk Koşar? (Kemalist Mitoloji -1)İlk programımızda insanın neden Allah'a ortak koştuğunu, bu affedilmez yanlışı neden işleyebileceğini inceledik. Bize göre en belirgin yedi gerekçe şöyledirDini/Siyasi lidere aşırı sevgi, sevginin çığırdan çıkıp tapınmaya dönüşmesi. (Bakara, 165)Olağanüstü yollarla yardım dilenme, sıkıntıların giderilme arzusu. (Yasin, 74)Allah'a yakınlaşma arzusu ile birilerini kutsallaştırma gayreti. (Zümer, 3)Dünyayı ahirete tercih edip, dünyevi tercihleri önceleme, dünya nimetleri ile tatmin olma. (İbrahim, 3)Oluşturdukları organizasyonlar sürüp gitsin, menfaatleri baltalanmasın diye birbirinin yalanlarına ve yanlışlarına susmak. (Ankebut, 25)Lidere yaranma, onun gölgesi altında yaşama ve kariyer yapma amacı (Şuara, 41)Liderleri kutsayarak, ona daha fazla hizmet ederek diğer insanlara hükmetme gayreti. (Meryem, 81)

  27. 16

    Atatürk’e Göre Tanrı, Allah Kavramı ve Yaratılış

    Atatürk’ün herkese ilan ettiği, hiç çekinmeden dile getirdiği yaratılış ve din hakkındaki kanaatleri yıllarca halktan gizlendi ve hala da gizlenmektedir. Oysa Atatürk’ün düşünceleri bir zamanlar tarih kitaplarından özel mektuplara, meclis konuşmalarından gazetelere hatta yabancı yazarların kitaplarına kadar her yerde yazılıyor, konuşuluyor ve biliniyordu.* Kanalımızda özellikle; imsak ve sahur vakti, ramazan ayı, tarikatlarda yayılan hurafeler, kandil geceleri, Atatürk ve İslam, Menzil tarikatı, İsmailağa cemaati, nurculuk Said Nursi, laiklik, şeriat ve diğer konulardaki Kur'an mesajlarına dikkat çekiyoruz.Youtube kanalımızda hurefe ve şirk eleştirisine, Kur’an’ın tevhit davetine, iç yozlaşmaya ve geleneksel din anlayışının Kur’an'a göre eleştirilmesine öncelik veriyoruz. Ramazan ayında, oruçluyken hurafeler inanmak, uydurulmuş dine göre iman etmek ya da daha kötüsü Allah'a ortak koşup Kur'an mesajından mahrum kalmak son derece ibret verici bir şey değil mi?

  28. 15

    ATATÜRK’ÜN KALEMİNDEN KUR’AN VE MUHAMMED (as) (Sansürsüz)

    Atatürk’ün herkese ilan ettiği, hiç çekinmeden dile getirdiği yaratılış ve din hakkındaki kanaatleri yıllarca halktan gizlendi ve hala da gizlenmektedir. Oysa Atatürk’ün düşünceleri bir zamanlar tarih kitaplarından özel mektuplara, meclis konuşmalarından gazetelere hatta yabancı yazarların kitaplarına kadar her yerde yazılıyor, konuşuluyor ve biliniyordu. Atatürk’ün dinlere eleştirel bakışı en yakınları tarafından bile sansürlendi, herkesin bildiği bu sırlar sanki mayın tarlasıymış gibi “sakıncalı alan” kabul edildi. Videomuzda Muhammed (as) ve İslam hakkında Atatürk’ün el yazılarını ve gerçek düşüncelerini bulacaksınız ve göreceksiniz ki; ülkemizde en zor şey Atatürk’ü Atatürk’ten öğrenmektir.Yararlanılan Kaynaklar:• Saçak Dergisi, Sayı: 26, 44, 47.• İkibin’e Doğru, Sayı: 4, 43.• Doğu Perinçek, Kemalist Devrim 2/Din ve Allah, Kaynak Yayınları, 7. Basım.• Cemil Koçak, Geçmişiniz İtina İle Temizlenir, İletişim Yayınları, 7. Basım.• Atatürk, Din ve Laiklik Üzerine, Derleyen: Doğu Perinçek, Kaynak Yayınları, 3. Basım.• Sinan Meydan, Atatürk İle Allah Arasında, İnkılap Kitapevi Yayınları, 10. Basım.• Doğu Perinçek, Kemalist Devrim-5/Kemalizmin Felsefesi ve Kaynakları, Kaynak Yayınları, 1. Basım.• Haldun Eroğlu, “Mustafa Kemal Atatürk'ün Düşün Dünyasının Oluşumundaki Etkenlerle İlgili Bazı Görüşler”, Ankara Üniversitesi Türk inkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Mayıs-Kasım 2001• Gürbüz D. Tüfekçi, Atatürk'ün Okuduğu Kitaplar - Eski ve Yeni Yazılı Türkçe Kitaplar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Basım.• Mahmut Esat Bozkurt, Atatürk İhtilali, Kaynak Yayınları, 7. Basım.• Türk Tarihinin Ana Hatları, Kaynak Yayınları, 3. Basım.• Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 4. Basım.• Türk Tarihinin Ana Hatları, Kaynak Yayınları, 3. Basım.• Zafer Toprak, Darwin'den Dersime Cumhuriyet ve Antropoloji, Doğan Kitap 1. Basım.• Tarih – V. Sınıf, İstanbul 1945 – Maarif Matbaası.• Ortamektepler İçin Tarih I, Devlet Matbaası, 1934.• Tarih I, Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri, (1931-1941), Kaynak Yayınları, 7. Basım.• Enver Behnan Şapolyo, Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi, Rafet Zaimler Yayınevi, 1958.• Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisi, İctihad Mad.• Jean Meslier, “Sağduyu Tanrısızlığın İlmihali”, Tercüme: Abdullah Cevdet, Kaynak Yayınları, 16. Basım.• Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, 23-24-25 Ciltler.• Yaşar Çolak, Atatürk ve Din, “Din, Bilim, Uygarlık ve Atatürk”, Diyanet İşleri Başkanlığı süreli yayınları, Basım: Nisan 2007• Afet İnan, Medeni Bilgiler ve Atatürk’ün El Yazıları, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 3. Basım.• Şemseddin Güler, M. Kemal ve Din, Kişisel Yayınlar.• Kazım Öztürk, Türk Parlamento Tarihi: TBMM II. Dönem 1923-27, c: I.• Mete Tunçay, Türkiye Cumhuriyeti’nde Tek Parti Yönetiminin Kurulması (1923-1931), Cem Yayınevi, 3. Basım.• Türk Tarihinin Ana Hatları, Methal Kısım, Türk Tarihinin Ana Hatları, Methal Kısım, İstanbul Devlet Matbaası, 1931.• Tarih II, Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri, (1931-1941), Kaynak Yayınları, 7. Basım.• Şeref Kitabı, Cumhuriyetin XV. Yıl Dönümünde Türk Gençliğinin Duygu ve Düşüncesi, Cumhuriyet Matbaası İstanbul - Ankara, 1938.

  29. 14

    Diyanet Atatürk'e Neden Rahmet Okumaz? (Öteki 10 Kasım -8)

    Serimizin son bölümünü Diyanet'in hutbelerde Atatürk'e yer vermeme sebebine ve Atatürk'ün ahiret inancı hakkındaki görüşlerine ayırdık. Mescitler hiçbir dini ya da siyasi kurumun şubesi değildir. Öyleyse Atatürk'e hutbelerde yer açın dayatması anlamsız ve gereksizdir.“Öteki 10 Kasım" belgesel serimizde #10Kasım’ın anlatılmayan yönlerini bulacaksınız. Bugüne kadar ki duygusal anlatılar arasında kaybolan ama çok ilginizi çekecek detaylar kasıtlı olarak unutturulmuştur. Türk toplumu lise ezberlerine sıkıştırılan bilgileri sebebi ile şu soruları soramamaktadır;#Atatürk’ün doktorları anılarını neden yazmadılar/neden yazmadılar, evleri neden arandı ve belgeler yok edildi?İsmet İnönü Atatürk’ün doktorlarına hatıralarının yazmayı neden yasakladı, yabancı doktorların Atatürk hakkında yazdığı sağlık raporları neden ve kimler tarafından yok edildi?“Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” sözü neden ve kimleri koruma maksatlı uyduruldu, zaten bir düzine yabancı doktoru olan Atatürk’e bu söz hangi maksatla isnat edildi?Atatürk’ün Türk hekimlerinden şikâyetçi olduğu mektupları neden sansüre uğradı? Atatürk’ün hastalığı neden geç teşhis edildi, Atatürk gerçekten doktorlarından memnun muydu?Atatürk’ün son üç günü nasıl geçti, hafızası nasıldı, son sözleri nelerdi? Gerçekten saat 09:05’de mi vefat etti?Atatürk’ün ölümü dünya da ve Türkiye’de nasıl hissedildi?Ve daha fazla soruların cevaplarını tamamı Kemalist kaynaklardan olmak üzere yapacağımız alıntılarla ortaya koymaya çalışacağız ve göreceğiz ki Türk halkı inanılmaz bir sansür altında, sadece kendine ezberletileni tekrar ediyor. Kaynakça: ALİ, Kılıç, Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Hatıraları, Der. Hulusi Turgut, 19. Baskı,İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017. AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam Mustafa Kemal, 3. Cilt, 5. Baskı, İstanbul, Remzi Kitapevi, 1975. KOCATÜRK, Utkan, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü. 2. Baskı, İstanbul, ATAM Yayınları, 2007. Resmi Tebliğ, Ulus, 11 Sonteşrin 1938. Soyak, Hasan Rıza, Atatürk’ten Hatıralar, Cilt 2, İstanbul, Yapı ve Kredi Bankası Yayınları, 1973. ŞEHSUVAROĞLU, Bedi, Atatürk’ün Sağlık Hayatı, Hürriyet Yayınları, İstanbul, 1981. ÜNAYDIN, Ruşen Eşref, ATATÜRK’ÜN HASTALIĞI Profesör Dr. Nihad Reşad Belger’le mülâkat, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1959. Akçiçek, Eren. “Atatürk’ün Sağlığı Hastalıkları ve Ölümü.” Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2000. Atay, Falih Rıfkı, Çankaya: Atatürk Devri Hatıraları, 1984. İnönü, İsmet, Hatıralar, Bilgi Yayınevi, 1985. Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türkiye İş Ban kası Kültür Yayınları, 4. Basım, (1984). Afet İnan, Atatürk’ten Mektuplar, Türk Tarih Kurumu Basımevi – Ankara, 1989 Basım.

  30. 13

    Atatürk'ün Vefatı ve 10 Kasım Hurafeleri (Öteki 10 Kasım -7)

    Atatürk'ün vefatı üzerine ortaya atılan ve bir hayli yayılan bazı hurafelere değindik. Ve gördü ki zihinlere kazınan hurafeleri temizlemek hiç de kolay değil. Atatürk ölüm melekleri ile ne konuştu?“Öteki 10 Kasım" belgesel serimizde #10Kasım’ın anlatılmayan yönlerini bulacaksınız. Bugüne kadar ki duygusal anlatılar arasında kaybolan ama çok ilginizi çekecek detaylar kasıtlı olarak unutturulmuştur. Türk toplumu lise ezberlerine sıkıştırılan bilgileri sebebi ile şu soruları soramamaktadır;#Atatürk’ün doktorları anılarını neden yazmadılar/neden yazmadılar, evleri neden arandı ve belgeler yok edildi?İsmet İnönü Atatürk’ün doktorlarına hatıralarının yazmayı neden yasakladı, yabancı doktorların Atatürk hakkında yazdığı sağlık raporları neden ve kimler tarafından yok edildi?“Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” sözü neden ve kimleri koruma maksatlı uyduruldu, zaten bir düzine yabancı doktoru olan Atatürk’e bu söz hangi maksatla isnat edildi?Atatürk’ün Türk hekimlerinden şikâyetçi olduğu mektupları neden sansüre uğradı? Atatürk’ün hastalığı neden geç teşhis edildi, Atatürk gerçekten doktorlarından memnun muydu?Atatürk’ün son üç günü nasıl geçti, hafızası nasıldı, son sözleri nelerdi? Gerçekten saat 09:05’de mi vefat etti?Atatürk’ün ölümü dünya da ve Türkiye’de nasıl hissedildi?Ve daha fazla soruların cevaplarını tamamı Kemalist kaynaklardan olmak üzere yapacağımız alıntılarla ortaya koymaya çalışacağız ve göreceğiz ki Türk halkı inanılmaz bir sansür altında, sadece kendine ezberletileni tekrar ediyor.Kaynakça: ALİ, Kılıç, Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Hatıraları, Der. Hulusi Turgut, 19. Baskı,İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017. AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam Mustafa Kemal, 3. Cilt, 5. Baskı, İstanbul, Remzi Kitapevi, 1975. KOCATÜRK, Utkan, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü. 2. Baskı, İstanbul, ATAM Yayınları, 2007. Resmi Tebliğ, Ulus, 11 Sonteşrin 1938. Soyak, Hasan Rıza, Atatürk’ten Hatıralar, Cilt 2, İstanbul, Yapı ve Kredi Bankası Yayınları, 1973. ŞEHSUVAROĞLU, Bedi, Atatürk’ün Sağlık Hayatı, Hürriyet Yayınları, İstanbul, 1981. ÜNAYDIN, Ruşen Eşref, ATATÜRK’ÜN HASTALIĞI Profesör Dr. Nihad Reşad Belger’le mülâkat, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1959. Akçiçek, Eren. “Atatürk’ün Sağlığı Hastalıkları ve Ölümü.” Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2000. Atay, Falih Rıfkı, Çankaya: Atatürk Devri Hatıraları, 1984. İnönü, İsmet, Hatıralar, Bilgi Yayınevi, 1985. Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türkiye İş Ban kası Kültür Yayınları, 4. Basım, (1984). Afet İnan, Atatürk’ten Mektuplar, Türk Tarih Kurumu Basımevi – Ankara, 1989 Basım.

  31. 12

    Yurt ve Dünya Basınında Atatürk'ün Ölümü (Öteki 10 Kasım -6)

    Bu bölümde Atatürk'ün vefatından hemen sonra yaşanan bazı gelişmelere, vefat haberinin yurt içindeki ve yurt dışındaki yankılarına değindik. “Öteki 10 Kasım" belgesel serimizde #10Kasım’ın anlatılmayan yönlerini bulacaksınız. Bugüne kadar ki duygusal anlatılar arasında kaybolan ama çok ilginizi çekecek detaylar kasıtlı olarak unutturulmuştur. Türk toplumu lise ezberlerine sıkıştırılan bilgileri sebebi ile şu soruları soramamaktadır;#Atatürk’ün doktorları anılarını neden yazmadılar/neden yazmadılar, evleri neden arandı ve belgeler yok edildi?İsmet İnönü Atatürk’ün doktorlarına hatıralarının yazmayı neden yasakladı, yabancı doktorların Atatürk hakkında yazdığı sağlık raporları neden ve kimler tarafından yok edildi?“Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” sözü neden ve kimleri koruma maksatlı uyduruldu, zaten bir düzine yabancı doktoru olan Atatürk’e bu söz hangi maksatla isnat edildi?Atatürk’ün Türk hekimlerinden şikâyetçi olduğu mektupları neden sansüre uğradı? Atatürk’ün hastalığı neden geç teşhis edildi, Atatürk gerçekten doktorlarından memnun muydu?Atatürk’ün son üç günü nasıl geçti, hafızası nasıldı, son sözleri nelerdi? Gerçekten saat 09:05’de mi vefat etti?Atatürk’ün ölümü dünya da ve Türkiye’de nasıl hissedildi?Ve daha fazla soruların cevaplarını tamamı Kemalist kaynaklardan olmak üzere yapacağımız alıntılarla ortaya koymaya çalışacağız ve göreceğiz ki Türk halkı inanılmaz bir sansür altında, sadece kendine ezberletileni tekrar ediyor. #SenHepBuradasın Kaynakça: ALİ, Kılıç, Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Hatıraları, Der. Hulusi Turgut, 19. Baskı,İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017. AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam Mustafa Kemal, 3. Cilt, 5. Baskı, İstanbul, Remzi Kitapevi, 1975. KOCATÜRK, Utkan, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü. 2. Baskı, İstanbul, ATAM Yayınları, 2007. Resmi Tebliğ, Ulus, 11 Sonteşrin 1938. Soyak, Hasan Rıza, Atatürk’ten Hatıralar, Cilt 2, İstanbul, Yapı ve Kredi Bankası Yayınları, 1973. ŞEHSUVAROĞLU, Bedi, Atatürk’ün Sağlık Hayatı, Hürriyet Yayınları, İstanbul, 1981. ÜNAYDIN, Ruşen Eşref, ATATÜRK’ÜN HASTALIĞI Profesör Dr. Nihad Reşad Belger’le mülâkat, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1959. Akçiçek, Eren. “Atatürk’ün Sağlığı Hastalıkları ve Ölümü.” Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2000. Atay, Falih Rıfkı, Çankaya: Atatürk Devri Hatıraları, 1984. İnönü, İsmet, Hatıralar, Bilgi Yayınevi, 1985. Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türkiye İş Ban kası Kültür Yayınları, 4. Basım, (1984). Afet İnan, Atatürk’ten Mektuplar, Türk Tarih Kurumu Basımevi – Ankara, 1989 Basım.

  32. 11

    Atatürk'ün Ölüm Saati ve Son Sözleri (Öteki 10 Kasım -5)

    Serimizin bu kısmında Atatürk'ün son sözlerinin ne olduğuna ve ölüm saati özerindeki tartışmalara değindik. Tespitlerimize göre bazı tarihlere, raporlara ve tutanaklara devlet eli müdahale edilmiştir. Peki nedir bu müdahale? “Öteki 10 Kasım" belgesel serimizde #10Kasım’ın anlatılmayan yönlerini bulacaksınız. Bugüne kadar ki duygusal anlatılar arasında kaybolan ama çok ilginizi çekecek detaylar kasıtlı olarak unutturulmuştur. Türk toplumu lise ezberlerine sıkıştırılan bilgileri sebebi ile şu soruları soramamaktadır; #Atatürk’ün doktorları anılarını neden yazmadılar/neden yazmadılar, evleri neden arandı ve belgeler yok edildi? İsmet İnönü Atatürk’ün doktorlarına hatıralarının yazmayı neden yasakladı, yabancı doktorların Atatürk hakkında yazdığı sağlık raporları neden ve kimler tarafından yok edildi? “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” sözü neden ve kimleri koruma maksatlı uyduruldu, zaten bir düzine yabancı doktoru olan Atatürk’e bu söz hangi maksatla isnat edildi? Atatürk’ün Türk hekimlerinden şikâyetçi olduğu mektupları neden sansüre uğradı? Atatürk’ün hastalığı neden geç teşhis edildi, Atatürk gerçekten doktorlarından memnun muydu? Atatürk’ün son üç günü nasıl geçti, hafızası nasıldı, son sözleri nelerdi? Gerçekten saat 09:05’de mi vefat etti? Atatürk’ün ölümü dünya da ve Türkiye’de nasıl hissedildi? Ve daha fazla soruların cevaplarını tamamı Kemalist kaynaklardan olmak üzere yapacağımız alıntılarla ortaya koymaya çalışacağız ve göreceğiz ki Türk halkı inanılmaz bir sansür altında, sadece kendine ezberletileni tekrar ediyor. #SenHepBuradasın Kaynakça: ALİ, Kılıç, Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Hatıraları, Der. Hulusi Turgut, 19. Baskı,İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017. AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam Mustafa Kemal, 3. Cilt, 5. Baskı, İstanbul, Remzi Kitapevi, 1975. KOCATÜRK, Utkan, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü. 2. Baskı, İstanbul, ATAM Yayınları, 2007. Resmi Tebliğ, Ulus, 11 Sonteşrin 1938. Soyak, Hasan Rıza, Atatürk’ten Hatıralar, Cilt 2, İstanbul, Yapı ve Kredi Bankası Yayınları, 1973. ŞEHSUVAROĞLU, Bedi, Atatürk’ün Sağlık Hayatı, Hürriyet Yayınları, İstanbul, 1981. ÜNAYDIN, Ruşen Eşref, ATATÜRK’ÜN HASTALIĞI Profesör Dr. Nihad Reşad Belger’le mülâkat, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1959.

  33. 10

    Son Üç Gününde Atatürk (Öteki 10 Kasım -4)

    Bu bölümde Atatürk'ün son yılları ve son üç günü hakkında doktorları ve çalışma arkadaşlarının notlarını inceledik. Atatürk'ün fiziksel ve ruhsal anlamda nasıl bir değişime uğradığını en yakınlarından dinledik.“Öteki 10 Kasım" belgesel serimizde #10Kasım’ın anlatılmayan yönlerini bulacaksınız. Bugüne kadar ki duygusal anlatılar arasında kaybolan ama çok ilginizi çekecek detaylar kasıtlı olarak unutturulmuştur. Türk toplumu lise ezberlerine sıkıştırılan bilgileri sebebi ile şu soruları soramamaktadır;#Atatürk’ün doktorları anılarını neden yazmadılar/neden yazmadılar, evleri neden arandı ve belgeler yok edildi?İsmet İnönü Atatürk’ün doktorlarına hatıralarının yazmayı neden yasakladı, yabancı doktorların Atatürk hakkında yazdığı sağlık raporları neden ve kimler tarafından yok edildi?“Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” sözü neden ve kimleri koruma maksatlı uyduruldu, zaten bir düzine yabancı doktoru olan Atatürk’e bu söz hangi maksatla isnat edildi?Atatürk’ün Türk hekimlerinden şikâyetçi olduğu mektupları neden sansüre uğradı? Atatürk’ün hastalığı neden geç teşhis edildi, Atatürk gerçekten doktorlarından memnun muydu?Atatürk’ün son üç günü nasıl geçti, hafızası nasıldı, son sözleri nelerdi? Gerçekten saat 09:05’de mi vefat etti?Atatürk’ün ölümü dünya da ve Türkiye’de nasıl hissedildi?ALİ, Kılıç, Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Hatıraları, Der. Hulusi Turgut, 19. Baskı,İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam Mustafa Kemal, 3. Cilt, 5. Baskı, İstanbul, Remzi Kitapevi, 1975.KOCATÜRK, Utkan, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü. 2. Baskı, İstanbul, ATAM Yayınları, 2007.Ve daha fazla soruların cevaplarını tamamı Kemalist kaynaklardan olmak üzere yapacağımız alıntılarla ortaya koymaya çalışacağız ve göreceğiz ki Türk halkı inanılmaz bir sansür altında, sadece kendine ezberletileni tekrar ediyor. Kaynakça: ALİ, Kılıç, Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Hatıraları, Der. Hulusi Turgut, 19. Baskı,İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017. AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam Mustafa Kemal, 3. Cilt, 5. Baskı, İstanbul, Remzi Kitapevi, 1975. KOCATÜRK, Utkan, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü. 2. Baskı, İstanbul, ATAM Yayınları, 2007.

  34. 9

    Atatürk’ün Hastalığı Siroz ve Sebepleri (Öteki 10 Kasım -3)

    Serimizin bu bölümünde Atatürk'ün sonunu getiren siroz hastalığının başlangıcı ve sebepleri üzerinde durduk. Komplo teorilerine ve dedikodulara değinmeden dönemin tanıklarının ve doktorlarının kendi eserlerinden ifadelere yer verdik. “Öteki 10 Kasım" belgesel serimizde #10Kasım’ın anlatılmayan yönlerini bulacaksınız. Bugüne kadar ki duygusal anlatılar arasında kaybolan ama çok ilginizi çekecek detaylar kasıtlı olarak unutturulmuştur. Türk toplumu lise ezberlerine sıkıştırılan bilgileri sebebi ile şu soruları soramamaktadır;#Atatürk’ün doktorları anılarını neden yazmadılar/neden yazmadılar, evleri neden arandı ve belgeler yok edildi?İsmet İnönü Atatürk’ün doktorlarına hatıralarının yazmayı neden yasakladı, yabancı doktorların Atatürk hakkında yazdığı sağlık raporları neden ve kimler tarafından yok edildi?“Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” sözü neden ve kimleri koruma maksatlı uyduruldu, zaten bir düzine yabancı doktoru olan Atatürk’e bu söz hangi maksatla isnat edildi?Atatürk’ün Türk hekimlerinden şikâyetçi olduğu mektupları neden sansüre uğradı? Atatürk’ün hastalığı neden geç teşhis edildi, Atatürk gerçekten doktorlarından memnun muydu?Atatürk’ün son üç günü nasıl geçti, hafızası nasıldı, son sözleri nelerdi? Gerçekten saat 09:05’de mi vefat etti?Atatürk’ün ölümü dünya da ve Türkiye’de nasıl hissedildi?ALİ, Kılıç, Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Hatıraları, Der. Hulusi Turgut, 19. Baskı,İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam Mustafa Kemal, 3. Cilt, 5. Baskı, İstanbul, Remzi Kitapevi, 1975.KOCATÜRK, Utkan, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü. 2. Baskı, İstanbul, ATAM Yayınları, 2007.Resmi Tebliğ, Ulus, 11 Sonteşrin 1938.Soyak, Hasan Rıza, Atatürk’ten Hatıralar, Cilt 2, İstanbul, Yapı ve Kredi Bankası Yayınları, 1973.ŞEHSUVAROĞLU, Bedi, Atatürk’ün Sağlık Hayatı, Hürriyet Yayınları, İstanbul, 1981.ÜNAYDIN, Ruşen Eşref, ATATÜRK’ÜN HASTALIĞI Profesör Dr. Nihad Reşad Belger’le mülâkat, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1959.Akçiçek, Eren. “Atatürk’ün Sağlığı Hastalıkları ve Ölümü.” Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2000.Atay, Falih Rıfkı, Çankaya: Atatürk Devri Hatıraları, 1984.İnönü, İsmet, Hatıralar, Bilgi Yayınevi, 1985.Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türkiye İş Ban kası Kültür Yayınları, 4. Basım, (1984).Afet İnan, Atatürk’ten Mektuplar, Türk Tarih Kurumu Basımevi – Ankara, 1989 Basım.Ve daha fazla soruların cevaplarını tamamı Kemalist kaynaklardan olmak üzere yapacağımız alıntılarla ortaya koymaya çalışacağız ve göreceğiz ki Türk halkı inanılmaz bir sansür altında, sadece kendine ezberletileni tekrar ediyor. #SenHepBuradasın

  35. 8

    Atatürk Türk Hekimlerinden Şikayetçidir (Öteki 10 Kasım -2)

    Atatürk'ün "Beni Türk hekimlerine emanet edin" sözünün hangi maksatla uydurulduğu ortaya konmaya çalışıldığı gibi Atatürk'ün Türk doktorlarından şikâyetlerine ve bu şikayetleri kaleme döktüğü mektubunun Türk Tarih Kurumu tarafından nasıl sansürlendiğine değindik. Ayrıca yerli ve yabancı doktorların Atatürk hakkında yazdığı sağlık raporlarının gizemli bir şekilde yok edilme hikayelerini de ele aldık.“Öteki 10 Kasım" belgesel serimizde #10Kasım’ın anlatılmayan yönlerini bulacaksınız. Bugüne kadar ki duygusal anlatılar arasında kaybolan ama çok ilginizi çekecek detaylar kasıtlı olarak unutturulmuştur. Türk toplumu lise ezberlerine sıkıştırılan bilgileri sebebi ile şu soruları soramamaktadır;#Atatürk’ün doktorları anılarını neden yazmadılar/neden yazmadılar, evleri neden arandı ve belgeler yok edildi?İsmet İnönü Atatürk’ün doktorlarına hatıralarının yazmayı neden yasakladı, yabancı doktorların Atatürk hakkında yazdığı sağlık raporları neden ve kimler tarafından yok edildi?“Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” sözü neden ve kimleri koruma maksatlı uyduruldu, zaten bir düzine yabancı doktoru olan Atatürk’e bu söz hangi maksatla isnat edildi?Atatürk’ün Türk hekimlerinden şikâyetçi olduğu mektupları neden sansüre uğradı? Atatürk’ün hastalığı neden geç teşhis edildi, Atatürk gerçekten doktorlarından memnun muydu?Atatürk’ün son üç günü nasıl geçti, hafızası nasıldı, son sözleri nelerdi? Gerçekten saat 09:05’de mi vefat etti?Atatürk’ün ölümü dünya da ve Türkiye’de nasıl hissedildi?ALİ, Kılıç, Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Hatıraları, Der. Hulusi Turgut, 19. Baskı,İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam Mustafa Kemal, 3. Cilt, 5. Baskı, İstanbul, Remzi Kitapevi, 1975.KOCATÜRK, Utkan, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü. 2. Baskı, İstanbul, ATAM Yayınları, 2007.Resmi Tebliğ, Ulus, 11 Sonteşrin 1938.Soyak, Hasan Rıza, Atatürk’ten Hatıralar, Cilt 2, İstanbul, Yapı ve Kredi Bankası Yayınları, 1973.ŞEHSUVAROĞLU, Bedi, Atatürk’ün Sağlık Hayatı, Hürriyet Yayınları, İstanbul, 1981.ÜNAYDIN, Ruşen Eşref, ATATÜRK’ÜN HASTALIĞI Profesör Dr. Nihad Reşad Belger’le mülâkat, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1959.Akçiçek, Eren. “Atatürk’ün Sağlığı Hastalıkları ve Ölümü.” Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2000.Atay, Falih Rıfkı, Çankaya: Atatürk Devri Hatıraları, 1984.İnönü, İsmet, Hatıralar, Bilgi Yayınevi, 1985.Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türkiye İş Ban kası Kültür Yayınları, 4. Basım, (1984).Afet İnan, Atatürk’ten Mektuplar, Türk Tarih Kurumu Basımevi – Ankara, 1989 Basım.Ve daha fazla soruların cevaplarını tamamı Kemalist kaynaklardan olmak üzere yapacağımız alıntılarla ortaya koymaya çalışacağız ve göreceğiz ki Türk halkı inanılmaz bir sansür altında, sadece kendine ezberletileni tekrar ediyor.Kaynakça:

  36. 7

    Atatürk'ün Sansürlenen Ölümü (Öteki 10 Kasım -1)

    #Atatürk'ün doktorlarının hatıralarında yer alan çok çarpıcı bilgileri inceliyoruz. Ayrıca Atatürk'ün vefatının bazı kişilerce sır olarak kalması istenmiş ve ölüm hakkındaki detaylar perdelenmiştir. Programımızda bu perdeyi aralıyoruz.“Öteki 10 Kasım" belgesel serimizde #10Kasım’ın anlatılmayan yönlerini bulacaksınız. Bugüne kadar ki duygusal anlatılar arasında kaybolan ama çok ilginizi çekecek detaylar kasıtlı olarak unutturulmuştur. Türk toplumu lise ezberlerine sıkıştırılan bilgileri sebebi ile şu soruları soramamaktadır;Atatürk’ün doktorları anılarını neden yazmadılar/neden yazmadılar, evleri neden arandı ve belgeler yok edildi?İsmet İnönü Atatürk’ün doktorlarına hatıralarının yazmayı neden yasakladı, yabancı doktorların Atatürk hakkında yazdığı sağlık raporları neden ve kimler tarafından yok edildi?“Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” sözü neden ve kimleri koruma maksatlı uyduruldu, zaten bir düzine yabancı doktoru olan Atatürk’e bu söz hangi maksatla isnat edildi?Atatürk’ün Türk hekimlerinden şikâyetçi olduğu mektupları neden sansüre uğradı? Atatürk’ün hastalığı neden geç teşhis edildi, Atatürk gerçekten doktorlarından memnun muydu?Atatürk’ün son üç günü nasıl geçti, hafızası nasıldı, son sözleri nelerdi? Gerçekten saat 09:05’de mi vefat etti?Atatürk’ün ölümü dünya da ve Türkiye’de nasıl hissedildi?ALİ, Kılıç, Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Hatıraları, Der. Hulusi Turgut, 19. Baskı,İstanbul, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.AYDEMİR, Şevket Süreyya, Tek Adam Mustafa Kemal, 3. Cilt, 5. Baskı, İstanbul, Remzi Kitapevi, 1975.KOCATÜRK, Utkan, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü. 2. Baskı, İstanbul, ATAM Yayınları, 2007.Resmi Tebliğ, Ulus, 11 Sonteşrin 1938.Soyak, Hasan Rıza, Atatürk’ten Hatıralar, Cilt 2, İstanbul, Yapı ve Kredi Bankası Yayınları, 1973.ŞEHSUVAROĞLU, Bedi, Atatürk’ün Sağlık Hayatı, Hürriyet Yayınları, İstanbul, 1981.ÜNAYDIN, Ruşen Eşref, ATATÜRK’ÜN HASTALIĞI Profesör Dr. Nihad Reşad Belger’le mülâkat, Ankara, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1959.Akçiçek, Eren. “Atatürk’ün Sağlığı Hastalıkları ve Ölümü.” Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, 2000.Atay, Falih Rıfkı, Çankaya: Atatürk Devri Hatıraları, 1984.İnönü, İsmet, Hatıralar, Bilgi Yayınevi, 1985.Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türkiye İş Ban kası Kültür Yayınları, 4. Basım, (1984).Afet İnan, Atatürk’ten Mektuplar, Türk Tarih Kurumu Basımevi – Ankara, 1989 Basım.Ve daha fazla soruların cevaplarını tamamı Kemalist kaynaklardan olmak üzere yapacağımız alıntılarla ortaya koymaya çalışacağız ve göreceğiz ki Türk halkı inanılmaz bir sansür altında, sadece kendine ezberletileni tekrar ediyor. #SenHepBuradasın

  37. 6

    “Gökten İndiği Sanılan Kitaplar” Ne Demekti?

    “Gökten indiği sanılan kitaplar” cümlesi yıllardır çekiştirilip duruyor. Biri “uydurulmuş dinleri kastetti”, öteki “İbn Arabî/Mevlânâ/Nursî çizgisini hedef aldı” diyor; bir başkası “aslında sadece hukukla din kitabını ayırdı” diyerek meseleyi sulandırıyor. Oysa yapılacak tek şey var: sözün tamamını, bağlamıyla okumak. Açıyoruz: Söylev ve Demeçler’de 1937 Meclis açılış konuşması—“Devlet idaresindeki ana programımız CHP programıdır… fakat bu prensipleri gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır; ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan alırız.” Net. “Program = dokunulmaz dogma” anlayışını reddediyor; referansı akıl/tecrübe/hayat. Buraya kadar çoğu kişinin itirazı yok. Peki tartışmanın asıl kıymık attığı yer ne? Aynı dosyada yer alan Kur’an ve vahiy pasajlarının okunuşu. Atatürk’ün Bütün Eserleri’ndeki bölümlerde “Kur’an surelerinin ‘bir anda semadan inmediği’, uzun bir tefekkür devrinin mahsulü olduğu” yönündeki değerlendirmeler aktarılıyor; “ilk vahiy” rivayetlerinin efsaneleştiğini, metnin biçimlenişinde “dini tefekkür” vurgusunu… Bunlar da tek başına bağlamından koparılınca sloganlaşıyor. Benim yaptığım şu: kırpıntıyı bırakıp metnin omurgasına dönmek. Aynı cümlelerin nasıl ders kitaplarına, yurttaşlık metinlerine, tarih anlatısına yansıdığını—nerede “hayat/akıl/tecrübe” çizgisine, nerede “vahiy/tefekkür” eksenine bağlandığını—tek tek gösteriyorum.“Peki Atatürk kimi kastetti?” diye soracaksan, önce şunu kabul edelim: Bir cümleyi konuşacaksak, öncesini-sonrasını, aynı dönemdeki yazıları da konuşacağız. O zaman tartışma gürültüsü azalıyor: cümlenin hedefi “devlet programını dogmalaştırma” eğilimi; paralel dosyada ise “Kur’an’ın doğuşunu tarihî–fikrî bir süreç olarak okuma” eğilimi. İkisini birbirine yapıştırıp “bak işte hepsine saldırdı” demek de yanlış, “sadece hukuku kastetti, din hiç yok” demek de. Metin metne karşı, bağlam bağlama karşı okunacak. Bu videoda yaptığım tam da bu: alıntının tamamı, baştan sona; aynı klasördeki pasajlar; ders kitaplarına düşen dil; dönemin okuma listelerinde öne çıkan İslâm tarihi eserlerinin etkisi… Hepsini yan yana koyuyorum. Kimsenin hoşuna gitsin diye kırpmıyorum, kimsenin canını sıkmasın diye yumuşatmıyorum. Kayıt neredeyse, hakikat oradadır. Bugün “gökten indiği sanılan kitaplar” tartışmasını meme’lerle değil, metinle kapatıyoruz.

  38. 5

    Atatürk’ü Övdüler mi, Uydurdular mı? Kaynaksız alıntıların peşinde

    “Düşmanları Atatürk’ü övdü” cümlesi yıllardır dolaşır; altına da bir iki parlak söz yapıştırırlar: “Yüzyıllar nadiren dâhi yetiştirir; biri bize, biri Türklere nasip oldu…” Güzel—peki kaynak nerede? Hangi kitap, hangi sayfa, hangi tarih, hangi tutanak? “Anılarında diyor” deyip geçmek yok; anının adı, baskısı, sayfa numarası var mı? Yok. Çünkü çoğu yoktan üretilmiş.Bu videoda elimizi memeslerden, ekran görüntüsü montajlarından çekeceğiz; metne ve belgeye döneceğiz. Uğur Dündar’dan Hıncal Uluç’a, köşe köşeye yayılan alıntıların izini sürüyorum; “Lloyd George dedi”, “İngiliz meclisinde söylendi”, “Kralın önünde itiraf edildi” laflarının somut kaydını istiyorum. Mailleşmelerimi dahi açık ediyorum: “Söz doğru olmalı ama şu an kaynak veremiyorum.” Kusura bakmayın; kaynak yoksa, bilgi yoktur. Onaylıyorum, hoşuma gidiyor diye uydurmayı tarihe geçiremeyiz.Burada kimseyi küçük düşürmek değil derdim; şekli değil, özünü konuşalım istiyorum. Atatürk’ü yüceltmek için yalana yaslanıyorsan, o yüceltme çöker. Düşmanın ağzına “övgü” koymadan Atatürk büyük görünmüyorsa, mesele Atatürk’te değil, bizim özgüvenimizde. “Düşman övdü” fetişini bırakıp belgenin ağırlığına dönelim: Atatürk hayattayken basılmış biyografiler, dönemin gazeteleri, meclis tutanakları… hepsi duruyor. Bir cümle gerçekten söylendiyse, adı vardır, sayfası vardır, kaydı vardır.Sosyal medyada çok paylaşılmış olması, doğru olduğu anlamına gelmiyor. Taşa atılan bir halka gibi: haber yayılır, merkezden uzaklaştıkça hakikat bükülür. Ben bu videoda, o merkezî noktayı işaretliyorum. Lloyd George efsanesini, “Arabistanlı zat” cümlesinin çarpıtılmış versiyonlarını, “yüzyılda bir dâhi” klişesinin belgesiz kopyala–yapıştır hâlini tek tek söküyorum. Seviyorsan da, sevmiyorsan da kural aynı: Metin konuşur. Bugün, “Atatürk’ü düşmanları övdü” masalını metinle bitiriyoruz.

  39. 4

    Atatürk’ü Türkler Tanıyamaz mı? Uydurma Sözler, Eksik Kaynaklar, Çarpıtılan Gerçekler

    Bu bölüm, Atatürk’ü tartışmanın en zor yanına bakıyor: kaynaksız sözler, kulaktan dolma rivayetler ve “herkes biliyor” denilen ama kaydı bulunmayan anlatılar. Sosyal medyada bir görsel, bir cümle, bir “alıntı” dolaşıma giriyor; altına tarih, yer, konuşma bağlamı, tutanak ya da gazete küpürü eklenmiyor. Derken aynı cümle yüzlerce hesaptan tekrar edilince “gerçek” sayılıyor. Oysa çok kişinin duyması ile doğruluğu aynı şey değil. Programda tam da bu kırılma noktasını ele alıyoruz: Atatürk’ü metinden, belgeden, tutanaktan okumak ile “biri bir yerde böyle demiş” arasındaki uçurumu.Konuşma; uydurma alıntıların nasıl üretildiğini, iyi niyetli ama kaynak göstermeyen popüler yazarların bile bu döngüyü nasıl besleyebildiğini örneklerle açıyor. Bir mail trafiği, “bu sözün kaynağını bulamadım ama doğru olduğuna inanıyorum” cümlesi, ardından zincirleme paylaşımlar… Sonra bakıyorsunuz, aynı söz yıllar sonra “kesin” bilgi muamelesi görüyor. Burada anlatılan; kimseyi “yakalamak” değil, kaynağın kapısını çalmak: Hangi kitap? Hangi sayfa? Hangi meclis tutanağı? Hangi röportaj? Atatürk hayattayken basılmış biyografiler, dönemin gazeteleri, resmî arşivler; bir iddianın omurgası bunlarla kurulur.Bölümün dili sert değil, net: rivayeti ayıklayıp merkeze metni koyma çağrısı. Halk arasında yayılan bir olayın merkezden uzaklaştıkça nasıl şekil değiştirdiğini, “duyanlar çoğaldıkça” hakikatin nasıl buğulandırıldığını somut bir benzetmeyle tartışıyoruz. Bu esnada yanlış hatırlama, aktarım zinciri, teyitsiz çeviriler gibi hataların nerelerde devreye girdiğini; “inkılap tarihi kitapları”, “hatıratlar”, “gazete söyleşileri” üzerinde nasıl çapraz kontrol yapılabileceğini anlatıyoruz. Söz, slogandan ibaret kalmıyor; belgeye geri dönmeyi pratikleştiriyoruz.Programın omurgası şu: Atatürk’ü sevdiği için uydurma söz üretmek de, nefret ettiği için çarpıtmak da aynı hatadır. “Paylaşım çok, beğeni çok” diye bir iddia doğrulanmış olmaz; kaynak yoksa, bilgi yoktur. Bu bölüm, tartışmayı büyütmek için değil, düzleştirmek için var. Sosyal medyanın ivmesine değil, metnin ağırlığına güveniyor. Dinlerken eliniz kâğıt kalemde olsun: not aldığınız her iddianın yanına kaynak yerini yazın; bir süre sonra, hangi cümlenin ayakta kaldığını, hangisinin ilk rüzgârda devrildiğini kendiniz göreceksiniz.

  40. 3

    Atatürk’ün Yorumlarıyla İslam ve Hz. Muhammed (Sansürsüz)

    #Atatürk #Kuran #Din#Atatürk #İslam #Din #Kuran #HzMuhammedBu videoda ne var?01:00 Atatürk nasıl bir liderdir.01:29 Kemalist ideolojiye göre Muhammed (as)’ın konumu nedir?06:05 Atatürk’ün Muhammed (as) hakkındaki el yazılarında ne var?08:14 Gökten indiği sanılan kitaplar derken neyi kast etti?10:14 Arapoğlunun yaveleri ne demek, Kur’an neden tercüme edildi?14:42 Atatürk’ün okuduğu kitaplar.16:02 Atatürk’e göre Kur’an’ı kim yazdı?18:50 Okullarda İslam ve Muhammed (as) nasıl tanıtıldı?24:33 Lise tarih kitaplarında Kur’an ve Muhammed (as)28:05 Atatürk’ü etkileyen yazarlar ve sansürcülük29:02 Arabistanlı zatla işimiz bitti.30:49 Bizim tercihimiz nedir?31:08 Atatürk’ün neye inandığından sana ne?32:41 Kıyamete kadar Müslüman olarak kalacağız.34:00 Ateist İlmihali ve devlet matbaası.Videomuzda Muhammed (as) ve İslam hakkında Atatürk’ün el yazılarını ve gerçek düşüncelerini bulacaksınız ve göreceksiniz ki; ülkemizde en zor şey Atatürk’ü Atatürk’ten öğrenmektir.Atatürk’ün herkese ilan ettiği, hiç çekinmeden dile getirdiği yaratılış ve din hakkındaki kanaatleri yıllarca halktan gizlendi ve hala da gizlenmektedir. Oysa Atatürk’ün düşünceleri bir zamanlar tarih kitaplarından özel mektuplara, meclis konuşmalarından gazetelere hatta yabancı yazarların kitaplarına kadar her yerde yazılıyor, konuşuluyor ve biliniyordu. Yararlanılan Kaynaklar:• Saçak Dergisi, Sayı: 26, 44, 47.• İkibin’e Doğru, Sayı: 4, 43.• Doğu Perinçek, Kemalist Devrim 2/Din ve Allah, Kaynak Yayınları, 7. Basım.• Cemil Koçak, Geçmişiniz İtina İle Temizlenir, İletişim Yayınları, 7. Basım.• Atatürk, Din ve Laiklik Üzerine, Derleyen: Doğu Perinçek, Kaynak Yayınları, 3. Basım.• Sinan Meydan, Atatürk İle Allah Arasında, İnkılap Kitapevi Yayınları, 10. Basım.• Doğu Perinçek, Kemalist Devrim-5/Kemalizmin Felsefesi ve Kaynakları, Kaynak Yayınları, 1. Basım.• Haldun Eroğlu, “Mustafa Kemal Atatürk'ün Düşün Dünyasının Oluşumundaki Etkenlerle İlgili Bazı Görüşler”, Ankara Üniversitesi Türk inkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Mayıs-Kasım 2001• Gürbüz D. Tüfekçi, Atatürk'ün Okuduğu Kitaplar - Eski ve Yeni Yazılı Türkçe Kitaplar, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. Basım.• Mahmut Esat Bozkurt, Atatürk İhtilali, Kaynak Yayınları, 7. Basım.• Türk Tarihinin Ana Hatları, Kaynak Yayınları, 3. Basım.• Afet İnan, Atatürk Hakkında Hatıralar ve Belgeler, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 4. Basım.• Türk Tarihinin Ana Hatları, Kaynak Yayınları, 3. Basım.• Zafer Toprak, Darwin'den Dersime Cumhuriyet ve Antropoloji, Doğan Kitap 1. Basım.• Tarih – V. Sınıf, İstanbul 1945 – Maarif Matbaası.• Ortamektepler İçin Tarih I, Devlet Matbaası, 1934.• Tarih I, Kemalist Eğitimin Tarih Dersleri, (1931-1941), Kaynak Yayınları, 7. Basım.• Enver Behnan Şapolyo, Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi, Rafet Zaimler Yayınevi, 1958.• Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisi, İctihad Mad.• Jean Meslier, “Sağduyu Tanrısızlığın İlmihali”, Tercüme: Abdullah Cevdet, Kaynak Yayınları, 16. Basım.• Atatürk’ün Bütün Eserleri, Kaynak Yayınları, 23-24-25 Ciltler.• Yaşar Çolak, Atatürk ve Din, “Din, Bilim, Uygarlık ve Atatürk”, Diyanet İşleri Başkanlığı süreli yayınları, Basım: Nisan 2007• Afet İnan, Medeni Bilgiler ve Atatürk’ün El Yazıları, Türk Tarih Kurumu Basımevi, 3. Basım.

  41. 2

    Belgelerde Atatürk: Hz. Muhammed, Kur’an ve “Vahiy” Tartışması

    “Atatürk Hz. Muhammed’i nasıl yorumluyordu?” Bu bölümde lafı uzatmadan metinleri masaya koyuyoruz. Anıtkabir koleksiyonunda yer alan el yazısı notlar, altı çizili sayfalar, kenar notları, “Vatandaş İçin Medeni Bilgiler”, Türk Tarih Tezi ve tarih ders kitaplarındaki pasajlar üzerinden ilerleyip, yorumları değil belgelerin kendisini konuşturuyoruz. Amaç; tartışmayı körüklemek değil, kaynakları görünür kılmak ve herkesin kendi kanaatini oluşturmasına alan açmak.Bu bölümde neler var?El yazısı notlar: Atatürk’ün okuma alışkanlığı, işaretlemeleri, kenar notları; Hz. Muhammed, Kur’an, vahiy, tabiat ve tarihsel bağlam üzerine değerlendirmeleri.Müfredata yansıma: “Medeni Bilgiler”, tarih kitapları ve öğretim programına giren pasajlar; sınıf içi anlatıya nasıl dönüştü?“Vahiy mi, tefekkür mü?”: Metinlerde geçen ifade örgüsü; dini kavramlar ile kültürel/tarihî açıklama arasındaki ayrımlar.Oryantalist kaynak etkisi: (örn. döneminin İslam tarihi okumaları) seçilmiş alıntılar ve eleştirel okuma uyarıları.Metin–yorum ayrımı: Alıntı → bağlam → çıkarım sırasıyla; ne kesin, ne tartışmalı netleşiyor.Kimler dinlemeli?“Atatürk’ü Atatürk’ten okumak” isteyenler,Sosyal medyada tartışmadan önce kaynağa bakmak isteyenler,Öğrenciler, akademik meraklılar, içerik üreticileri.Bölüm akışı (önerilen chapter yapısı):00:00 Giriş: Neyi, nasıl okuyacağız?02:10 El yazıları ve notlar: yöntem, işaretler, altı çizilen yerler08:30 Hz. Muhammed ve vahiy: metinlerdeki çerçeve15:20 Müfredat/ders kitapları: sınıfa yansıyan pasajlar22:40 Tartışmalı noktalar: “tabiat–kanun–vahiy” ekseni28:00 Ne dedi / ne demedi? (kısa sonuç listesi)30:00 Kapanış & okuma önerileriNeden şimdi dinlemelisin?30 dakikada konuya dağılmadan, belge merkezli bir özet alırsın.Paylaşabileceğin net alıntılar ve kaynak başlıkları cebinde kalır.Algı yerine metin, tartışma yerine çerçeve.Not: Bölüm boyunca saygılı bir dil ve kaynak gösterimi tercih edilmiştir. Alıntılar bağlamıyla verilir; kişisel yorum ile belge alıntısı açıkça ayrılır.Hoşuna gittiyse Spotify’da takip et, Apple Podcasts’te abone ol; yeni bölümler haftada iki kez sabah yayında.Anahtar kelimeler: Atatürk, Hz. Muhammed, Kur’an, vahiy, tabiat, Türk Tarih Tezi, Medeni Bilgiler, düşünce tarihi, Türkiye, Fehmi İlkay Çeçen

  42. 1

    Belgelerle: Atatürk’ün Tanrı Anlayışında Kırılma Noktaları

    Atatürk Tanrı’ya ne dedi?“Tabiat mı, Tanrı mı?” sorusunu laf kalabalığıyla değil, metinlerle konuşuyoruz. Efsaneleri bir kenara bırakıp Atatürk’ün yazıları, ders kitaplarına yansımalar ve dönemin notları üzerinden somut pasajlara bakıyoruz. Kısacası: yorum değil kanıt, tartışma değil çerçeve.Bu bölümde neler var?Atatürk’ün Tanrı, vahiy, tabiat ve yaratılış kavramlarını nasıl konumlandırdığı“Gökten indiği sanılan kitaplar” cümlesinin bağlamı ve yanlış bilinenlerTürk Tarih Tezi ve müfredat metinlerine yansıyan görüşler“Mit mi, metin mi?” filtresi: alıntı → açıklama → çıkarım (3 adımda netleşen yapı)Kısa, pratik sonuç listesi: “Ne dedi, ne demedi; ne kesin, ne tartışmalı”Kimin dinlemesi gerek?“Atatürk’ü Atatürk’ten okumak” isteyen herkesKonuyu sosyal medyada tartışmadan önce kaynak görmek isteyenlerAkademik meraklılar, öğrenciler, içerik üreticileri

Type above to search every episode's transcript for a word or phrase. Matches are scoped to this podcast.

Searching…

We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.

No matches for "" in this podcast's transcripts.

Showing of matches

No topics indexed yet for this podcast.

Loading reviews...

ABOUT THIS SHOW

Atatürk'ün sansürlenen gerçek fikirlerini dinlemeye hazır mısınız?

HOSTED BY

Fehmi İlkay Çeçen

CATEGORIES

Frequently Asked Questions

How many episodes does Atatürk ve Din have?

Atatürk ve Din currently has 42 episodes available on PodParley. New episodes are automatically indexed when they're published to the podcast feed.

What is Atatürk ve Din about?

Atatürk'ün sansürlenen gerçek fikirlerini dinlemeye hazır mısınız?

How often does Atatürk ve Din release new episodes?

Atatürk ve Din has 42 episodes. Check the episode list to see recent publication dates and frequency.

Where can I listen to Atatürk ve Din?

You can listen to Atatürk ve Din on PodParley by clicking any episode. We provide an embedded audio player for direct listening, and you can also subscribe via your preferred podcast app using the RSS feed.

Who hosts Atatürk ve Din?

Atatürk ve Din is created and hosted by Fehmi İlkay Çeçen.
URL copied to clipboard!