PODCAST · education
Bilinmeyenleri Keşfet
by Faruk Toprak
"Bilinmeyenleri Keşfet" podcasti ile farklı konulara yer verip, sizlere güzel bilgiler aktarıyoruz. Podcast kaynaklarına web sitemiz bilinmeyenlerikesfet.com üzerinden ulaşabilirsiniz.
-
19
Spiritüel Şifacılığın Sırları ve Kuantum Şifa
Spiritüel Şifacılığın Sırları: Hipnoz, İmge Terapi, Hacamat ve Daha Fazlası | Gülçin Tanıdır ile Derin SohbetBu bölümde ruhsal, zihinsel ve fiziksel sağlığımıza bütüncül bakış açısıyla yaklaşarak şifa yöntemlerini konuşuyoruz. Yanımda değerli konuğum, alanında uzman Gülçin Tanıdır Hocam var. Kendisiyle spiritüel şifanın en etkili yöntemlerinden hipnoz, imge terapi, hacamat, frekans tedavileri ve ozon tedavisine kadar birçok konuyu derinlemesine ele alıyoruz.📌 Bu videoda neler var? • Hipnozun bilinmeyen etkileri ve tedavi süreci • İmge terapi nedir? Bilinçaltı ile nasıl çalışılır? • Hacamat uygulamasının kadim kökenleri ve modern yaklaşımlar • Ozon tedavisi ile vücudun detoks süreci • Frekans terapisi: Organlarımızın frekanslarıyla şifalanma • Fiziksel hastalıkların ardındaki ruhsal sebepler • Atalarımızdan gelen kalıtsal duygular, aile dizimi ve kolektif bilinçaltı etkileri • Modern tıp ile spiritüel yöntemlerin birleştiği noktalar👉 Kimler izlemeli? • Enerji blokajlarını temizlemek isteyenler • Ruhsal uyanış ve içsel şifalanma arayışında olanlar • Kronik hastalıklarının ruhsal kökenini merak edenler • Hipnoz, imge terapi, hacamat ve frekans tedavisi hakkında doğru bilgi arayanlar • Sağlıkta bütüncül (holistik) yaklaşımı benimseyenler🎙️ Podcast bölümü tüm platformlarda yayında!Spotify, Apple Podcast, Amazon Music ve bilinmeyenlerikesfet.com üzerinden de dinleyebilirsiniz.🌀 Konuşulan Başlıca Konular:00:00 Giriş00:23 Gülçin Tanıdır Hocam ile tanışma01:00 Hacemat ile tanışma hikayesi02:00 Spiritüel yönün önemi05:00 Hipnoz ile ilk tanışma ve deneyimler08:00 Hipnozun faydaları, kimler hipnoza girebilir?10:00 Fiziksel hastalıkların ruhsal sebepleri12:00 İmge terapi ve sembol dilinin gücü16:00 Hacamatın tarihi, doğru uygulama yöntemleri20:00 Frekans terapisi nedir? Organ frekanslarının önemi26:00 Ozon tedavisi ve enerji bedeni üzerindeki etkisi30:00 Atalardan gelen travmalar ve kolektif bilinç35:00 Modern tıp ve spiritüel şifacılık nasıl birleşir?⸻✨ Ruhunu, bedenini ve zihnini şifalandırmak için bu eşsiz sohbeti kaçırma!🔔 Abone olmayı, videoyu beğenmeyi ve yorum yapmayı unutma!Beni Instagram'dan takip etmeyi unutmayın @frktprk.#SpiritüelŞifa #Hipnoz #İmgeTerapi #Hacamat #FrekansTedavisi #OzonTedavisi #HolistikSağlık #RuhsalDönüşüm #Bilinçaltı #AileDizimi #SpiritüelUyanış #EnerjiÇalışmaları #BilinmeyenleriKeşfet #Podcast #SağlıklıYaşam #SpiritüelFarkındalık
-
18
hello, Ben Geldim.
Uzun Bir Aranın Ardından Geri Döndüm Mayıs ayında Berlin’de, doğanın içinde bir podcast bölümü kaydettim. Ancak o günden sonra uzun bir süre kayboldum. Bu arada hayatıma unutulmaz deneyimler ekledim. Berlin’den sonra İspanya’ya, Sevilya’ya gittim ve bir karavan kiraladım. İspanya’nın güneyinden Portekiz’e uzanan bir solo karavan yolculuğu gerçekleştirdim. İlk kez karavan kullanıyordum ve Avrupa yollarında böylesine uzun bir araçla yol almak oldukça zordu. Özellikle üst geçitlerin yüksekliğini sürekli kontrol etmem gerekti. İspanya’da her şey daha düzenliyken Portekiz’de bu konuda zorluklar yaşadım. Bu yolculuk sırasında karavan yaşamını deneyimledim; market alışverişi yapıp buzdolabını doldurdum, karavanın ısıtma ve soğutma sistemlerini keşfettim. Geceleri soğuk, gündüzleri sıcak geçti. Yol kenarındaki dinlenme alanlarında ilginç anılar biriktirdim. Portekiz’den tekrar Sevilya’ya dönüp karavanı teslim ettikten sonra Türkiye’ye geldim. Bir diğer önemli seyahatim Suudi Arabistan’a, Mekke’ye oldu. Hayatımda ilk kez bu kadar korkarak bir yere gittim. Bu seyahat benim için spiritüel bir arayıştı ve Kabe’de aradığımı buldum. Zamansız ve mekansız bir yer olan Kabe, inanılmaz yüksek bir enerjiye sahip. Bunu dinlerden bağımsız bir deneyim olarak gördüm ve herkese Mekke’yi ziyaret etmeyi tavsiye ediyorum. İlk seyahatimin ardından Kasım ayında tekrar Mekke’ye gittim. Bu süreçte sizlerden gelen mesajlar beni çok mutlu etti. Podcast’i bıraktığımı düşünenler oldu ama yalnızca mikrofonumu kaybetmiştim. Şimdi geri döndüm ve yeni hedefim podcast’leri video formatına dönüştürmek. Spotify’ın videocast özelliği sayesinde artık beni de görebileceksiniz. Ayrıca, Acun Medya Akademi ile eğitim projeleri ve video iş birlikleri planlıyoruz. Bu bölüm, uzun süredir süren sessizliğimin nedenlerini açıklamak ve yeni hedeflerimi paylaşmak için hazırlandı. Hepinize bu süreçte gösterdiğiniz destek için teşekkür ederim. Bilinmeyenleri Keşfet’in yeni bölümlerinde görüşmek dileğiyle!
-
17
Berlin, Berlin
Bu bölümde Mayıs 2024'de gerçekleştirdiğim Berlin seyahatimi sizlere anlatıyorum. Doğa sevgisi olanlar, Berlin'in gece hayatını merak edenler ve dünyanın en ünlü gece kulübü olan Berghain gece kulübünü deneyimlemek isteyenler için harika kaçırılmayacak bir bölüm oldu. Berlin seyahatimde bana eşlik eden sevgili Oğuz Kara'ya ve unutulmaz komik bir gece yaşadığımız sevgili Ertan'a teşekkürler. Bu bölümü onlara armağan ediyorum. Bölümle ilgili detaylı içeriklere ve lokasyonlara web sitemiz https://bilinmeyenlerikesfet.com üzerinden ulaşabilirsiniz. Keyifli dinlemeler.
-
16
Ses ile Şifa, Seslerin Gücünü Keşfedin
Podcast serimizin yeni bölümünde seslerin gücü konusunu sevgili Gözde Özkılıç ile konuştuk. Frekanslara yüklenen kodlamalar, dinlediğimiz müziklerin üzerimizdeki etkileri ve ses ile şifa tekniklerine bu bölümde yer verdik. Seslerin bilinmeyen gücünü bu bölüm ile keşfedebilirsiniz. Keyifli dinlemeler. Devamı kaynaklarıyla birlikte web sitemizde :) Bölüm içeriğinin devamına ve kaynaklarına web sitemizden ulaşabilirsiniz. https://bilinmeyenlerikesfet.com
-
15
Doğa ile Buluşma: Palandöken'de Kayak Deneyimi
Bu bölümde Erzurum, Palandöken'i ve kayak tatilini sizlere anlatıp ilk defa kayak yapacaklara yönelik güzel ipuçlarını paylaştım. Ben bu tatili Melih Can Çetinyalçın ile yaptım. Melih'e de bu bölümde kendi deneyimlerini paylaşması için mikrofonu uzattım. Kendisi çok az konuşsada bizleri kahkahaya boğdu bu bölümde diyebilirim. Bu bölümün tüm konuşma metinlerine ve içeriklerine web sitemizden ulaşabilirsiniz. Herkese keyifli dinlemeler diliyorum! Devamı kaynaklarıyla birlikte web sitemizde :) Bölüm içeriğinin devamına ve kaynaklarına web sitemizden ulaşabilirsiniz. https://bilinmeyenlerikesfet.com
-
14
Güney Kore'nin Sıra Dışı Gelenekleri ve Güney Kore Hakkında Merak Edilenler - Part 2
Geçen hafta Güney Kore'nin dünyasına adım atmıştık, bu hafta ise bu serüvene farklı pencerelerden bakmaya devam ediyoruz. Vildan'la yaptığımız keyifli sohbetimizde, Kore'nin estetik anlayışlarından güzellik algılarına, dış görünüşe verdikleri önemden sosyal medya alışkanlıklarına kadar pek çok konuyu detaylı bir şekilde ele alıyoruz. Ayrıca, Kore'nin kültürel dokusunu anlamak adına ilişkilerdeki farklılıklara da odaklanıyoruz. Vildan'ın deneyimleri üzerinden, Korelilerin ilişkilerde daha içe dönük olma eğiliminde olduklarına ve Türkiye'den farklı ilişki dinamiklerine sahip olduklarına dair ilginç detayları keşfedeceksiniz. Güney Kore'yi daha yakından keşfetmek ve ilginç detayları öğrenmek için podcastimi dinlemeyi unutmayın. Keyifli dinlemeler. 🎧 Devamı kaynaklarıyla birlikte web sitemizde :) Bölüm içeriğinin devamına ve kaynaklarına web sitemizden ulaşabilirsiniz. https://bilinmeyenlerikesfet.com
-
13
Güney Kore'nin Sıra Dışı Gelenekleri ve Güney Kore Hakkında Merak Edilenler - Part 1
2024'ün ilk bölümünden herkese merhaba 👋. İkinci sezonun açılışını yaptığımız bu bölümde çok değerli bir konuğumla birlikteyim: Vildan. Vildan, New York'tan arkadaşım ve değer verdiğim biri. Vildan ile bu bölümde Güney Kore'ye dair sohbet ediyoruz. Kendisinin Kore maceraları ve deneyimleri üzerinden, Kore hakkında merak edilen konulara değineceğiz. Güney Kore'nin büyüleyici K-Drama ve zengin kültürüne dair bir macera. Vildan, bu serüvenin ardından Güney Kore'deki deneyimlerini ve kültürle tanışma sürecini dinleyicilere keyifli bir şekilde aktarıyor. Vildan, Güney Kore'de geçirdiği süreçte hissettiği güvenli atmosferi ve ülkenin dünyanın en güvenli ülkelerinden biri olma özelliğini vurguluyor. Dil öğrenmeye karar verenleri de unutmadık. Ayrıca, Güney Kore'de dil okulu ile dil öğrenmeye karar verenlere yönelik değerli bilgileri de paylaştık. Dil okullarıyla ilgili detaylar ve Vildan'ın kendi dil öğrenme macerasını bu bölümde sizlerle paylaşıyoruz. Hem keyifli bir sohbet hem de Güney Kore'ye dair merak edilen konuları bulabileceğiniz bu özel bölümü kaçırmayın! Keyifli dinlemeler! Devamı kaynaklarıyla birlikte web sitemizde :) Bölüm içeriğinin devamına ve kaynaklarına web sitemizden ulaşabilirsiniz. https://bilinmeyenlerikesfet.com
-
12
Bilinç Evreleri ve Spiritüel Gelişim İle Ruhsal Uyanış
Bu ay, podcast dinleyicilerimizden sıkça gelen bir soruya odaklanmak istiyoruz. "Dişil enerjimi nasıl yükseltebilirim?" sorusu. Dişil Enerjimizi Nasıl Yükseltebiliriz? Eğer bu soru geliyorsa, bu durumda zaten dişil enerji bulunmuyor demektir. Çünkü 'nasıl yükseltirim' ifadesi, bir şeyi yapma eğilimindedir ve yapma halinin olduğu yerde dişil enerji varlık göstermez. Eril yapan frekansta dişil ise daha durağan frekanstadır. Aslında, bedenin kadın ya da erkek olması fark etmiyor. Bir erkeğin bedeninde de dişil enerji bulunmaktadır, bu da bedenin sol tarafında yer almaktadır. Ancak zamanla dişil enerjimizi kullanmayı unuttuk. Bu enerjiyi yükseltmek için birkaç yöntem bulunmaktadır, bunların başında ise nefes egzersizi geliyor. Nefesimizi biraz daha yavaşlatıp, daha içe döndüğümüzde dişil enerjimizi dengeleriz. İkinci olarak, dedik ki dişi enerji daha durağandır. Dolayısıyla, biraz durmak iyi gelecektir. Bu durum, kadın ya da erkek fark etmeksizin yoğun tempoda çalışanlar için geçerlidir. Biraz durmak, sizi dengeleyecektir. Bu nedenle, günde en az 20 dakika boyunca durmak için kendinize zaman ayırın. Yani güzele durağana, sakine, kabule yatkın her şey aslında dişil enerjimizi yükseltir. Şimdi yine söz verdiğimiz gibi bu hafta Elif Oktav ile birlikte bir bölüm gerçekleştiriyoruz ve konumuz ise bu hafta “Bilinç Evreleri” olacak. Bilinç evreleri ve bilinç evreleri kampından bahsedeceğiz. Nedir bu Bilinç Evreleri? Bilinç evreleri çok geniş bir konu, özellikle psikoloji ve alt dallarıyla ilgili. Ben, aile ve sistem dizilimi uygulayıcısı olarak bu perspektiften bakıyorum. İnsanın 7 temel bilinç evresi bulunmaktadır. Fetüs döneminden başlayarak kök çakraya denk gelen çocukluk, ergenlik, genç yetişkinlik, ifade ve aktarımın olduğu yetişkinlik ve en üstte her şeyin bir olduğu tepe çakrasına kadar olan aşamalar. Bu 7 bilinç evresi aynı zamanda 7 çakramıza da karşılık gelmektedir. Bu yüzden diğer kamplardan farklı olarak, bu kampta her bir bilinç evresini temsil eden 7 temsilci ile çalışmaktayız. Bilinç evreleri kampları, aile dizimi ve benden kendine yolculuk kamplarından çok daha yoğun farkındalıklı doğrudan bir yol haritası çıktısı aldığımız kamplardır. Bu kamplardan çıktıktan sonra, nerede olduğunu, bu kampa getiren tetikleyicileri ve nereye gittiğini çok net bir şekilde görebiliyoruz. Bu nedenle bu kampları 3 gün olarak planlıyorum. Ve bu üç gün boyunca yoğun bir süreç bizi bekliyor oluyor. Bilinç evreleri kampına gelmek ne gibi bir fayda sağlar? Bu kamplar, hem farkındalığı yükselten hem de bulunduğunuz yerde neyi neden yaptığınızı farketmenizi sağlayan kamplardır. Kamptan sonra neyi neden yaptığınızı ve artık neyi değiştirmek için ne yapmanız veya yapmamanız gerektiğini net çizgilerle biliyor olacaksınız. Bu kamplar cinsiyet fark etmeksizin herkesin katılabileceği kamplardır. Bilinç evreleri kampı kişinin hayatında nasıl bir değişiklik sağlıyor Sizlere o zaman kampa katılanlardan aldığım geri bildirimi söyleyerek cevaplamış olayım. Bu kampa gelmeden önceki ben ve bundan sonraki ben diye ikiye ayırıyorlar genellikle insanlar. Ben zaten bilinç evreleri eğitimine gelmeden Reiki eğitimini almalarını istiyorum katılımcıların. Bu bir şart değil, öneri tabii ki. Ama şunu diyebilirim ki kampa gelen katılımcılarda geldiklerinde şunu görüyorlar: Bir yalnız değiller, ve iki bir şeyleri değiştirebilirler. Peki, bilinç evreleri kampı kaç gün sürüyor? Bilinç evrelerini bir günde yapabiliriz. Bunun önünde bir engel yok tabii ki. Ancak ben bilinç evreleri çalışmalarını açılımında ötesinde çok önemsiyorum. Neden? Çünkü bu kamplarda aralarda ve sonrasında da birlikte olduğumuz için bu başka bir sinerji yaratıyor. Bundan eminim. Bu sebeple ben bilinç evreleri çalışmalarını hiç bir gün olarak yapmadım. Hep kamplarda yapıyoruz bu çalışmayı. Devamı kaynaklarıyla birlikte web sitemizde :) Bölüm içeriğinin devamına ve kaynaklarına web sitemizden ulaşabilirsiniz. https://bilinmeyenlerikesfet.com
-
11
NLP ve Duygu Yönetimi: Olumsuz Duygularla Başa Çıkma
Yoğun istek üzerine tekrar Elif Oktav ile birlikte bu bölümü sizler için hazırladık. Bu bölümde NLP konusunu detaylı bir şekilde ele alıyoruz. NLP Nedir? Neuro-linguistic programming (Nörolinguistik Programlama), beynimizi terbiye etme ve düşünce şeklimizi belirleme tekniklerini içerir. Dilin yanı sıra enerji çalışmalarını da içerir. NLP'nin amacı, dil kalıplarını, dil modellerini ve konuşma şeklimizi değiştirerek davranışları, düşünceleri ve bilinçaltını dönüştürmektir. NLP de bizim hedeflediğimiz şey hem etkili ve verimli bir iletişim sağlamak hemde bununla birlikte hayatımızda yapmak istediğimiz o değişimi dönüşümü sağlamak. NLP Eğitimi Nasıl Alınıyor? Ne Kadar Sürüyor? Bunun İçin Nasıl Bir Yol Haritası Çizeceğiz? Danışmanlık ve eğitim birbiriden farklı tabi ki. Bireysel danışmanlıktan bahsedeyim. Ben verdiğim bireysel danışmanlıkta NLP eğitimlerini çok yoğun bir şekilde kullanıyorum. Bu arada bunu sadece eğitimde değil "kasapta, manavda, çocuğumla iletişimde vb." her yerde kullanıyorum. Bireysel danışmanlıkta NLP eğitimleri yoğun bir şekilde kullanılır. Bireysel seanslar genellikle bir saat sürer ve yüz yüze gerçekleşir. Grup eğitimleri ise online olarak hafta içi akşamları 50 saatlik bir programdır. Eğitim sonunda NLP PA (Practitioner Certification) sertifikası alınır. Bu sertifika ile dünyanın her yerinde bir NLP uygulayıcısı olarak çalışılabilir. Eğitim tarafının da böyle bir avantajı var. Sonrasında da eğer ki biz devam etmek istiyoruz veya bu konuda da eğitim vermek istiyoruz derlerse de NLP Master eğitimlerimiz devam ediyor. Orada iki eğitmen olarak giriyoruz derslere. Tamamen teknikler üzerinden birebir daha kapsamlı doğrudan bilinçaltı üstüne yapılan çalışmalarla master programını da tamamlıyoruz. Peki bunu koçluk eğitimi gibi yorumlayabilir miyiz? Aslında şöyle işliyor süreç yurtiçinde ve yurtdışında biraz farklı. Yurtdışında NLP’nin içindedir koçluk eğitimi. Çünkü NLP süreç içerisinde çok esnek ve kendine göre yöntem bulabileceğin bir teknik. Bu konuda NLP alanı rahatlatmak ve sonuca ulaşmak konusunda çok daha büyük destekleyici sağlıyor. NLP Eğitimi Almak İsteyen Bireylerde Herhangi Bir Yaş Sınırı Var mı? NLP eğitimi için belirli bir yaş sınırı yoktur. Eğitim almak isteyenlerin kendi farkındalıklarının olması, kendini geliştirmeye niyet etmiş olması ve bunun için dili kullanmaya karar vermiş olması yeterli, eğitim alması için. Çoğu İnsan NLP Nedir Bilmiyor. Bu Durumda Nasıl Yönlendirme Yapıyorsunuz? Ara ara yapılan webinarlar sonrasında NLP'nin nasıl işlediğini anlamayan veya ön yargılı olan insanlara rehberlik ediyor NLP. Eğitimler sonrasında olumlu geri bildirimler alıyoruz. Bu bizi çok mutlu ediyor. NLP Eğitiminden Sonra Çalışmalar Devam Ediyor mu? NLP, bir mental çalışmadır. Duyguları doğru tanımlama ve düşünceyi değiştirme becerilerini içerir. İlk önce kendi duygularımızı doğru tanımlamayı öğreniyoruz ve bu duyguların hangi düşünceden oluştuğunu ve biliyoruz ki duygularımız düşüncelerimize göre oluşuyor. Duygular değişmez ama düşüncenizi değiştirebilirsiniz. NLP’de burada devreye giriyor. Sertifikaların Geçerlilik Süresi Var mı? NLP PA(Practitioner Certification) sertifikası uluslararası geçerliliğe sahiptir ve süresizdir. Ancak bilgi kullanıldıkça değer kazanır. Hangi Meslek Dallarında NLP Eğitimi Önerilir? Bence temel müfredatın içine bu iletişim teknikleri eklenmeli. Tabi bunun yanında meslek dallarına bakacak olursak tabi ki iletişimi en yoğun kullanan departmanlar diyebilirim. Eğitim Verirken Aranılan Kriterler Nelerdir? Bireysel eğitimlerde belirli bir kriter yoktur. Kurumlarda ise öncelikle kurumun talebi için bir ön görüşme yapıyoruz. Neye ihtiyaçları var, kaç kişi bu eğitimi alacak bunları belirliyoruz. Ve eğitimler anlat geç olarak değil bir sürü uygulamanın yer aldığı bir eğitim olarak ilerlemektedir. Devamı web sitemizde :) Bölüm içeriğinin devamına ve kaynaklarına web sitemizden ulaşabilirsiniz. https://bilinmeyenlerikesfet.com
-
10
Enerjiyle Manifestasyon: Elif Oktav İle Reiki ve Aile Dizimi
Bu hafta podcastimizde, sizlere Elif Oktav ile gerçekleştirdiğimiz muhteşem bir yayını sunuyoruz. İki hafta önce tamamladığım Reiki eğitimi sonrasında, Elif Hoca ile bir araya geldik ve bu hafta, merak uyandıran bir konuyu ele aldık. Aldığım bu eğitim, beni derin düşüncelere ve keşiflere yönlendirdi, ve şimdi sizleri bu yolculuğa davet etmek için sabırsızlanıyorum. Çevremizdeki insanlar ve ailemizle olan ilişkiler, hayatımızı nasıl etkiliyor? Bu ilişkilerin temelinde neler yatıyor? Bu konuları ve daha fazlasını bu podcastte bulacaksınız. Şimdi, ilk sorumuza odaklanalım. 1. Hayatımızda her insan bir karma oluşturuyorsa eski sevgililerimizin enerjisinden karmasından nasıl kurtulabiliriz? Burada bakmamız gereken ilişki dinamiği. Aslında her insan duygu geliştirici her şey ile bağ kurar. Bir ilişki dediğimizde direkt bir insan olarak düşünüyoruz bunu. Sadece insan ile sınırlamak doğru değil. Fakat barındırdığımız duygu öfkede olabilir, nefrette olabilir. Eski bir ilişkimizden kalan duyguları anlamak ve bu duyguları nasıl temizleyeceğimizi keşfetmek esas. Aslında bir karma oluşturuyoruz bu ilişkilerle, bunlar aslında bize bir şey öğretmek amacıyla geliyor. Öğrenmemiz gereken ve ders çıkarmamız gereken bir konu var demektir. İlişkilerde yaptığımız bir hata ise Empati. Empati dediğimiz eylem iyi bir şey mi? Aslında ben onun yerinde olsam diyerek ne onun gibi düşünebiliriz, nede onun gibi hissedebiliriz bir yer de yaptığımız alan ihlali. Bu süreçte, empati yerine "Rezone" olmayı denemek daha önemli. ***Rezone: Rezone olmak, bir başka varlık veya sistemin enerjik frekansına uyum sağlamak anlamına gelir ve bu, empatiden daha etkili bir bağlantı sağlayabilir. Bu terim, doğal rezonansın sağlanması ve enerji akışının uyumlu hale getirilmesi üzerine odaklanan bir bağlamda kullanılır. Empatinin ötesinde, rezone olmak, enerji alanlarının uyum içinde çalışmasını ve daha derin bir bağ kurmayı mümkün kılar. 2. Potansiyelimi nasıl açığa çıkarabilirim, beni engelleyen nedenleri nasıl bulabilirim? Her insanın muhteşem bir şekilde yaratıldığını düşünüyorum. Potansiyelimizle hedeflediğimiz şey arasındaki farkı anlamak önemli. Bu ayrımın aslında ne olduğunu tespit etmeliyiz. Bizim hedefimiz aslında bize ait olmayanları atıp içimizdeki potansiyeli ortaya çıkarmak olmalı. Meditasyon gibi yöntemler, içsel potansiyeli ortaya çıkarma yolculuğunu keşfetmede önemli bir rehberlik sunabilir. Bu süreçte, zihinsel dinginlik ve farkındalıkla gerçekleşen meditasyon, bireyin derinlemesine kendi iç dünyasına dalmak, potansiyelini anlamak ve geliştirmek için etkili bir araç olabilir. 3. Atalardan gelen para sorunları, iflaslar benim hayatımı engeller mi? Genetik aktarım varlığı doğrudur fakat ailedeki iflasların bize doğrudan etki ettiği anlamına gelmemeli. Eğer bu deneyimi yaşamamız gerekiyorsa ve bir şey çıkarmamız gerekiyorsa, bu yaşanabilir. Ancak, bu sadece bir olasılıktır, kesin bir kader değil. Diğer soruların cevabı ve kaynaklarına web sitemiz https://bilinmeyenlerikesfet.com/ 'dan ulaşabilirsiniz. Elif Hoca ile gerçekleştirdiğimiz bu derin sohbet, muhteşem bilgilerle dolu oldu. Eğer konularımız sizi etkilediyse, daha fazla bilgi almak ve keşfe devam etmek için Elif Hoca'nın elifoktav.com adresini ziyaret etmeyi unutmayın.
-
9
Astrolojiyle Kendini Tanımak
Astrolojinin doğuşu çok uzun zaman önce, insanların geceleri gökyüzündeki yıldızlara bakmasıyla ve bu yıldızların ne olduğunu ve yaşamları üstünde ne etkiler yaptığını merak etmeleriyle başlamıştır.Bu merak sonrasında astrolojinin yazılı tarihte ilk ortaya çıkışı MÖ 2500 yılında, gezegenlerin insanın kaderini etkileyen güçlü tanrılar olduğuna inanılan Mezopotamya'da olmuştur. Bu astrologlar gökyüzünü dikkatle izlemeye ve onun geceleri parıltılı, muhteşem sessizliğinde gördüklerinde düzenli kayıtlarını tutmaya başlamışlardır. O dönemler astroloji danışmanları Kraliyet ailelerine devlet yönetimi konusunda akıl verirlerdi ve Mezopotamya tarihinin erken dönemlerinde astroloji "kraliyet sanatı" olarak düşünülürdü… Bu hafta ki konumuz "Astroloji ile Kendini Tanımak" ve özel konuğumuz Oğuz Kara'yı ağırlıyoruz. Oğuz, avukatlık mesleğiyle astrolojiyi nasıl birleştiriyor? Herkesin birçok farklı yönü vardır, ancak bu farklı ilgi alanlarını nasıl dengeleyebiliriz? Astrolojinin temel taşı olan doğum haritası nedir ve neden bu kadar önemlidir? Oğuz, doğum haritasının bize nasıl rehberlik ettiğini ve yaşam deneyimlerimize nasıl ışık tuttuğunu açıklıyor. Podcastimizde ayrıca, iş dünyasında ve şirketlerin yönetiminde astrolojinin nasıl kullanılabileceğini de öğreneceksiniz. Bir şirketin doğum haritası olabilir mi ve bu harita ne gibi bilgiler sunar? Astroloji, para ve gelir kaynaklarını yönetmek konusunda da bir rehber olabilir mi? Oğuz, para kazanma potansiyelimizi nasıl görebileceğimizi ve yönetebileceğimizi anlatıyor. Son olarak, podcastlerde sıkça duyduğumuz "Merkür retrosu" nedir ve nasıl etkiler? Oğuz, bu konuyu açıklıyor ve astrolojinin günlük yaşantımıza nasıl rehberlik edebileceğini paylaşıyor. Bu ilginç ve öğretici sohbeti kaçırmayın! Oğuz Toprak ile astrolojinin gizemli dünyasını keşfedin. Astrolojiyle ilgileniyor ya da sadece merak ediyorsanız, bu podcast tam size göre! Devamı web sitemizde :) Bölüm içeriğinin devamına ve kaynaklarına web sitemizden ulaşabilirsiniz. https://bilinmeyenlerikesfet.com
-
8
Şarap Dünyasına Bir Yolculuk - Keşfetmeniz Gereken En İyi Şarap Türleri
Şarap, yüzyıllardır insanların keyif aldığı ve kültürümüzün önemli bir parçası haline gelmiş olan bir içecektir. Şarap, sadece tadıyla değil, aynı zamanda üretim süreciyle de büyüleyici bir sanat eseridir. Bu bölümde, şarapçılığın kökenlerine, farklı şarap türlerine ve Türkiye'nin en güzel şaraplarına göz attık. İnsanoğlu, üzüm bağlarında gezerken, tatlı ve göz alıcı bir armağana rastladı: üzümler. İlk şarabın doğuşunu araştırırken, tarih sayfalarını çevireceğiz ve eski uygarlıkların bu eşsiz içeciğini keşfettik sizlerle. Şarapçılık ve Geçmişi İnsanoğlu tarafından bilinen en eski içeceklerden biri olan şarap insanlık tarihinde binlerce yıllık bir geçmişe sahiptir. Tesadüfen keşfedilen şarap, üzüm bağlarındaki olgun üzümlerin suya karışması sonucunda ortaya çıkmıştır. İlk şarap üretimi, M.Ö. 8000 yıllarına kadar uzandığı düşünülmektedir. Bu dönemde arkeologlar, üzüm çekirdeklerinin (tohumlarının) buluntularına rastlamışlar, bu da şarap yapımının o dönemlerde gerçekleştirildiğini kanıtlamaktadır.Bu kalıntılar Türkiye, Suriye, Lübnan ve Ürdün'de bulunmuştur. Ekili asmaların en eski kalıntıları ise Gürcistan'da M.Ö. 7000-5000 yıllarında keşfedilmiştir. Şarap içmenin ilk bilinen örneği ise 5000 yıllık bir Sümer panelinde bulunan Ur Standardın’da yer almaktadır. Şarap üzümlerle yapılır, ancak marketlerde bulacağınız tipik üzümlerden değil. Şarap üzümleri (latin adı: Vitis vinifera), kalın tohumlu, küçük ve tatlıdır. Binlerce farklı şarap üzümü çeşidi bulunmaktadır. Farklı üzüm çeşitlerinin kullanılmasıyla çeşitlilik kazanan şarap, üzümlerin fermantasyonuyla elde edilen bir içecektir. Her üzüm çeşidi farklı aromalar ve tatlar sunar. Örneğin, Cabernet Sauvignon, güçlü ve yoğun bir kırmızı şarap olarak bilinirken, Chardonnay ise zarif ve ferahlatıcı bir beyaz şarap olarak öne çıkar. Şarap Türlerini İncelemek İçin Daha Detaylı Bir Adım Atalım! Şimdi sizlerle dünyanın en sevilen içkilerinden biri olan şarabın farklı türlerine ve özelliklerine göz atacağız. Hem lezzeti hem de çeşitliliği ile her damak zevkine hitap eden bu güzel içeceğe bir göz atalım ve hangi şarabın sizin favoriniz olacağını keşfedelim! Devamı web sitemizde :) Bölüm içeriğinin devamına ve kaynaklarına web sitemizden ulaşabilirsiniz. https://bilinmeyenlerikesfet.com
-
7
Yazın Rüyası: Türkiye'nin En İyi Tatil Beldeleri
Herkesin dilinden düşmeyen cümle 'Hava ne kadar da sıcak.' Türkiye genelinde sıcaklıkların yükselmesi ve son 85 yılda görülmemiş sıcaklık rekorları, iklim dengesizliğinin bir göstergesi olan iklim değişikliğinin etkisini açıkça gösteriyor. Boğaziçi Üniversitesi İklim Politikaları Araştırma Merkezi Müdürü, saygın bilim insanı Prof. Dr. Levent Kurnaz'ın verdiği bilgiyi hatırlayanlarınız vardır belki. O zamanlar 2021 yılında yazılmış bir makalede, 2023 yılının insanlığın şimdiye kadar yaşadığı en sıcak yıl olacağı ve Türkiye'nin de bu durumdan etkileneceği belirtilmişti. 50 derecenin üstünü çok rahat göreceğimizi düşündüğü ve birkaç adet daha rekorlu günün bizi beklediğini ifade etmişti. Şimdi, o sıcaklarla başa çıkmak, elbette birçok zorluğu da beraberinde getiriyor. Prof. Dr. Kurnaz'ın o dönemde yaptığı tahminler, günümüzde iklim değişikliğinin ciddiyetini ve gerçekleşen değişikliklerin boyutunu gösteriyordu. Sıcaklık rekorları birbiri ardına kırılırken, doğal afetlerin sıklaştığı ve etkisinin arttığı günümüzde, çevreye ve doğaya olan sorumluluğumuzun daha da büyüdüğünü görüyoruz. Fakat iklim değişikliği başka bir podcast yayını konumuz olsun ve bugün sizleri güzel bir kaçışın kapılarına götürecek, huzur dolu bir yolculuğa çıkaracağım. Tatil ve onun bize sunduğu paha biçilmez değerler! Tatilin güzelliklerini keşfetmeye hazır mısınız? Bu hafta, Türkiye'de yazın gidilebilecek en güzel tatil yerlerine odaklanıyoruz. Türkiye'nin eşsiz güzelliklerini, tatil beldelerini, koylarını ve otellerini konuşacağız. Bazı bölgeler, imkanı olan kişiler için bile tatil seçeneği olmaktan fazlasıyla uzaklaştı. Bunun nedeni olarak ise yanlış fiyat politikası ve yüksek enflasyon gösteriliyor. Şu anda İstanbul'da daha fazla kalabalık var ve doluluk oranı geçen senelere nazaran daha yüksek. Buradan, insanların tatile gidemediğini açıkça görebiliyoruz. Bu durumun temelinde gelirlerin bir yerde sabit kalıp, giderlerin çok fazla artmasının etkisi olduğunu söyleyebiliriz sanırım. Şimdi nerelere gidebiliriz? İlk durağımız Muğla ve Sea Me Beach Muğla'nın ilk gidilebilecek yeri Fethiye olabilir. Buranın apayrı bir güzelliği var. Denizin turkuaz rengi, deniz suyunun sıcaklığı... Denize girdiğinizde çıkmak istemeyeceğiniz bir su cennetinden bahsediyorum. Arkadaşlarımızla Fethiye'ye gittiğimizde suda kalma süremiz, diğer bölgelere göre daha uzun oluyordu. Fethiye'nin böyle güzel bir özelliği var. Peki, Fethiye'de nereye gidilebilir? Fethiye'ye gittiyseniz ve Ölüdeniz'i ziyaret etmediyseniz, kesinlikle burayı bir durağınız olarak belirlemeniz gerekli. Fethiye'de hem halk plajları hem de ücretli plajlar mevcut. O bölgede çok beğendiğim ve önerebileceğim Sea Me Beach var. Ne zaman gitsem uğradığım bir yer. 2020 yılında açılmıştı burası. Hem ailelere hem de yetişkinlere özel alanları bulunuyor. Bu sebeple herkese hitap edebileceğini düşündüğüm güzel bir plaj. Fethiye'de güzel manzaralı bir yer arıyorsanız, La Lucci Hotel'i öneririm. Burada eşsiz bir manzaraya sahip. Denizin, havuzun ve yeşilin rengi o kadar büyüleyici ki! Bu otelde baş başa bir akşam yemeği, güzel bir manzara eşliğinde yemek düşüncesiyle birebir uyumlu bir yer. Balayı ya da özel etkinlikleriniz için tercih edebileceğiniz harika bir seçenek. Hillside Beach Club önerisini sizlere sunuyorum. Bu otel, anlattığım diğer yerlere göre daha pahalı olabilir, ancak farklı deneyimler elde edebileceğiniz bir yer. Burada konakladığınızda başka bir yere gitme ihtiyacı hissetmeyeceksiniz. Dağda tamamen izole edilmiş bir bölgede bulunuyor. Çok güzel villalar ve otel tarzında bir konsepte sahip. Denize sıfır konumda ve odadan çıkıp kendinizi direkt o sıcak sulara bırakabilirsiniz. Kaş tatilinizde harika bir deneyim yaşamak için burayı tercih edebilirsiniz. Bölüm içeriğinin devamına ve kaynaklarına web sitemizden ulaşabilirsiniz. https://bilinmeyenlerikesfet.com
-
6
Threads vs. Twitter - Nedir Bu Threads Uygulaması?
Meta’nın CEO’su Mark Zuckerberg, 11 yıllık sessizliğini bozarak Twitter’da bir tweet attı. Tam 11 yılın ardından Zuckerberg, rekabeti kızıştırmak için Twitter sahnesine geri döndü. En son tweetini 18 Ocak 2012’de atan Zuckerberg, sosyal medya dünyasında nasıl bir çekişme yaşandığını göstermek için beklenmedik bir şekilde geri döndü. Mark Zuckerberg’in 11 yıl aradan sonra attığı tweet, sosyal medya dünyasında büyük bir heyecan yarattı. İlginç bir şekilde, Zuckerberg, tweetinde ‘karşılıklı olarak birbirini gösteren iki örümcek adam’ görselini paylaştı. Bu görsel, genellikle karşılıklı takipçileri ifade etmek için kullanılıyor. Ancak sosyal medya kullanıcıları, Zuckerberg’in bu görseli Threads’in Twitter’a benzerliğine atıfta bulunmak için kullandığı yönünde yorumlar yapıyor. Bu yorumlar, Threads’in Twitter’a rakip olarak ortaya çıktığı ve benzer özellikler sunan bir platform olduğu düşüncesini güçlendiriyor. Zuckerberg’ın tweeti, rekabetin kızıştığı sosyal medya dünyasında ilgi çeken bir hamle oldu. Nedir Bu Threads? Threads kelimesi Türkçe’de iş parçacığı anlamına geliyor. İş parçacığı (İng. İngilizce: thread), bilgisayar biliminde, bir işin eş zamanlı olarak işlenen her bir bölümüdür. İş parçacığı ve işlem arasındaki fark bir işletim sisteminden diğerine değişmekle birlikte genel olarak iş parçacığının oluşturuluşu ve kaynakların paylaşılmasıdır. Threads logosu, Tamil alfabesinden ilham alınarak tasarlanmıştır. Tamil alfabesi, Hindistan ve Sri Lanka’da konuşulan Tamil dilini yazmak için kullanılan bir yazı sistemidir. Logo, Tamilce harf olan “ம” (ma) harfine dayanmaktadır. Bu harf, içinden dikey bir çizgi geçen bir daire şeklindedir ve Threads logosuna benzerlik göstermektedir. Threads logosu, “ma” harfinin basitleştirilmiş bir versiyonunu temsil ederek temiz ve modern bir görünüm sağlamaktadır. Threads Uygulaması Ne Zaman Yayına Girdi? Meta, Threads ile ilgili ayrıntılar Temmuz ayında gün yüzüne çıktı Uygulamanın lansman öncesi görünümü, 3 Temmuz tarihinde Apple App Store’da yayınlandı ve kullanıcılara Threads’in beklenen özelliklerini keşfetme fırsatı verdi. Ardından, merakla beklenen çıkış tarihi 6 Temmuz 2023 olarak belirlendi. Ve sonunda, Threads resmi olarak 5 Temmuz 2023 tarihinde dünya genelinde piyasaya sürüldü. Bu çıkış, ABD, Birleşik Krallık, Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada ve Japonya gibi 100’den fazla ülkede gerçekleşti. Kullanıcılar, Threads’in benzersiz özelliklerini deneyimlemek ve sosyal medya deneyimlerini daha da zenginleştirmek için heyecanla uygulamayı indirdi. Şirketin açıklamasına göre, uygulama, başlatıldıktan 24 saat içinde 30 milyon kayıt aldı ve hafta sonu 100 milyon kayda ulaştı. Threads’in Twitter’dan Farklı Olan ve Öne Çıkan Özellikleri: Threads, size Twitter’dan farklı bir deneyim sunarak özel bir içerik alanı oluşturuyor. Arkadaşlarınızla, aile üyelerinizle veya belirli gruplarla özel sohbetler ve paylaşımlar yapabilirsiniz. Bu, daha derinlemesine bağlantılar kurmanıza ve özel bir topluluk hissi oluşturmanıza olanak tanımaktadır. Sadece metin paylaşmanızı değil, aynı zamanda fotoğraf ve video gibi görsel içeriklerinizi de paylaşmanıza olanak sağlar. Kullanıcılar, Instagram hesaplarından veya doğrudan Threads üzerinden resimlerini ve videolarını paylaşabilir, böylece paylaşımlarını daha canlı ve etkileyici hale getirebilirler. Threads, sizinle bağlantıda olan diğer kullanıcıların paylaşımlarını otomatik olarak gösterir. Bu, anlık olarak en yakın arkadaşlarınızın neler yaptığını ve neler paylaştığını takip etmenizi kolaylaştırır. Böylece, daha hızlı bir şekilde etkileşime geçebilir ve güncel kalabilirsiniz. Ancak, bu yeni sosyal medya platformunun kullanım alanları hala biraz belirsizliğini koruyor. Bununla birlikte, Instagram’ın CEO’su Adam Mosseri’nin duruşu oldukça net: Siyaset ve haberlere sıcak bakılmayacak. Bölüm içeriğinin devamına ve kaynaklarına web sitemizden ulaşabilirsiniz. https://bilinmeyenlerikesfet.com
-
5
Stres... Stres ile Başa Çıkma Yöntemleri
"Stres" terimi, İngilizce "stress" kelimesinden türetilmiştir. Bu kelimenin kökeni, Latince "strictus" kelimesine dayanır, bu da "gerginlik" veya "sıkıştırma" anlamına geliyor. Stresin bilimsel olarak tanınması ve stresin etkileri üzerine araştırmalar ilk defa 20. Yüzyıl’da gerçekleşmiş. Ancak, ilk stres hastalığı hikayesi Hans Selye isimli bir Kanadalı bilim insanı tarafından keşfediliyor. Selye, 1930'larda stresin fizyolojik etkilerini incelemeye başlıyor. Selye, hayvanların üzerinde yaptığı deneylerde, bir dizi zararlı uyaran veya stres faktörüne maruz bırakılan hayvanların benzer fizyolojik tepkiler gösterdiğini fark etti. Bu tepkiler arasında hormonal değişiklikler, bağışıklık sistemi zayıflaması ve organ hasarı bulunuyordu. Selye, bu evreye "genel uyaran sendromu" veya "genel stres sendromu" adını verdi. Stresin uzun süreli etkilerinin sağlık üzerinde ciddi sonuçlara yol açabileceğini de vurguladı. Günümüzün hızlı tempolu dünyasında, iş hayatı ve ekonomik kriz gibi faktörler, yaşamımızda büyük stres kaynakları haline gelmiş durumda. Bu durum, ben de dahil olmak üzere birçok insanın günlük yaşamında stresle başa çıkma zorunda kalmasına neden oluyor. Stres, günümüzde herkesin hayatında bir şekilde karşılaştığı, bununla mücadele etmeye çalıştığı bir durum haline gelmiştir. İş yaşamındaki yoğunluk, kişisel sorumluluklar, finansal baskılar ve birçok diğer etken, stres seviyemizi yükselten faktörler arasında yer alıyor. Birçoğumuzun hayatında sıkça karşılaştığı bu duygu hakkında konuşmak, paylaşmak ve anlamak önemli bir adım benim için. Kendi deneyimlerimden yola çıkarak, stresin nasıl popüler bir konu haline geldiğini keşfetmek ve neden herkesin bunu konuşmak istediğini anlamak için sizlere böyle bir podcast bölümü hazırladım. Eskiden stres konusu pek dillendirilmeyen bir konu olarak kabul edilirken, günümüzde stresin etkileri ve stresle başa çıkma yöntemleri daha fazla konuşulur hale gelmiştir. Bu durum, toplumsal değişimler, bilinçlenme, iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ve sağlık odaklı yaklaşımlar gibi çeşitli faktörlerin bir sonucu olduğunu düşünüyorum. Stresin toplumda daha açık bir şekilde tartışılması, bireylerin destek aramalarını teşvik ederek daha sağlıklı ve bilinçli bir yaşam sürmelerine yardımcı oluyor. Stresle başa çıkma stratejileri hakkında bilgi edinmek ve destek almaktan çekinmemek, günümüzde stresle başa çıkmada önemli adımlardandır. Ancak, ilginç bir şekilde, stres konusu eskiden pek dillendirilmeyen bir konuyken, neden bugün herkesin ağzında dolaşan bir kelime haline geldi sizce? Stresin eskiden az konuşulan bir konu olmasının bir nedeni,(bana göre) toplumsal değişimlerdir. Geçmişte, toplumlar daha basit bir yapıya sahip olduğundan, bu konunun varlığından bir haber olarak yaşadığı ya da bu konunun pek dillendirilmediği çok açık ortada. Endüstrileşme, teknolojik gelişmeler, sosyal medya, küreselleşme gibi süreçlerle birlikte hayatımızda birçok değişim yaşandı. Bu değişimler, daha karmaşık bir yaşam tarzı ve artan sorumluluklarla sonuçlandı. Dolayısıyla, her birimiz daha fazla stresle karşılaşmaya başladık. Stresin kaynaklarının konuşulmaması ya da eskiden dillendirilmemesini stigmalama ve utanç duygusuna bağlıyorum. Stigmalama nedir diye soracak olursanız, toplumda belirli bir grup veya bireyin hedef alınması, dışlanması veya aşağılanması anlamına gelir. Stigmalama genellikle toplumun kabul ettiği normlardan farklı olan kişilere yönelik olumsuz önyargıların ve tutumların bir sonucudur. Bu durumda, toplumun olumsuz bir bakış açısı veya bireyin kendisine yönelik olumsuz değerlendirmeleri, stresi açıklamak veya yardım aramak konusunda engelleyici bir etki yaratabilir. Örneğin, mental sağlık sorunları olan bireyler, cinsel yönelimleri farklı olanlar stigmalama ile karşı karşıya kalabilir. Bu sebeple geçmişte stres, bir zayıflık veya başarısızlık işareti olarak görülebilirdi. İçeriğin devamı web sitemizde > https://bilinmeyenlerikesfet.com
-
4
Dijital Pazarlama İçin Pratik Bilgiler ve Acun Medya Akademi Eğitimi
Tarihçesi oldukça uzun olmakla birlikte, ilk dijital pazarlama reklam kampanyası 1994 yılında AT&T tarafından gerçekleştirildi. İlk dijital reklam banner'ı ise 1994 yılında, HotWired'ın (Wired Magazine'ın ilk web sitesi) ana sayfasında yer aldı. Bu reklamda, "AT&T" markası yer alıyordu ve tıklanabilir bir reklam banner'ıydı. Bu kampanya, günümüzdeki dijital pazarlama dünyasını şekillendiren birçok unsuru barındırıyordu. İlk olarak, bu kampanya tarihindeki en yüksek tıklama oranı (CTR) elde eden reklam olarak kaydedildi. Ayrıca, tıklanabilir reklam banner'ı kullanımının başlangıcı olarak kabul edilir. Bugün, dijital pazarlama reklamları devasa bir endüstri haline geldi. Google, Facebook, Amazon, Twitter gibi birçok büyük şirket dijital pazarlama alanında yer alıyor. Google'ın İlk Reklam Kampanyası 1996 yılında, Google'ın kurucuları Larry Page ve Sergey Brin, Stanford Üniversitesi'nde doktora öğrencisiyken, ilk reklamlarını yayınladılar. İlk reklamları, birkaç üniversitenin arama sonuçlarında görüntülendi ve "Gmail" adında bir hizmeti tanıtıyordu. Ancak, bu reklamların tıklanma oranı oldukça düşüktü. 2000 yılında, Google AdWords adı altında reklamcılık platformunu başlattılar ve bu platform sayesinde reklam verenler, belirli anahtar kelimelerle ilişkili arama sonuçlarında reklamlarını gösterebiliyorlardı. Bu, Google'ın bugünkü milyarlarca dolarlık reklam gelirlerinin temelini oluşturdu ve dijital pazarlama endüstrisinde büyük bir devrim yarattı. Türkiye'nin En Büyük E-ticaret Şirketi Türkiye'deki e-ticaret sektörü oldukça büyük bir pazar haline gelmiştir ve pek çok e-ticaret firması faaliyet göstermektedir. Ancak, sektörde lider konumda olan firma Trendyol'dur. Trendyol, 2010 yılında bir moda e-ticaret sitesi olarak kurulmuş ve kısa sürede büyüyerek farklı kategorilerde de ürünler satan bir platform haline gelmiştir. Trendyol, kullanıcı dostu arayüzü, hızlı teslimatı, geniş ürün yelpazesi ve uygun fiyatları ile müşterilerin gönlünde taht kurmuştur. Ayrıca, müşterilerine müşteri memnuniyeti odaklı hizmet sağlamakta ve iade ve değişim işlemlerinde de kolaylık sağlamaktadır. Reklam Platformlarını Tanıma Aşağıda dijital reklam platformlarının bir listesi yer almaktadır: Google Ads Facebook Ads Instagram Ads LinkedIn Ads Twitter Ads Pinterest Ads TikTok Ads Snapchat Ads Amazon Advertising Microsoft Advertising AdRoll Taboola Farklı Sektörlere Özel Platform/Kanal Seçimi Farklı sektörlere ve ürünlere özel reklam yönetimi, sektörlerin farklı hedef kitlelere, pazarlama stratejilerine ve rekabet ortamlarına sahip olması nedeniyle çeşitlilik gösterir. Reklam yönetimi her sektörün kendine özgü ihtiyaçlarına ve özelliklerine uyum sağlamak için özelleştirilmiş stratejiler gerektirir. Her sektörde reklam yönetimi stratejileri, sektörün dinamiklerine ve hedef kitleye yönelik olarak değişiklik gösterecektir. Pazarlama ekipleri, sektörlerine özgü trendleri takip etmeli, hedef kitleyi anlamak için pazar araştırması yapmalı ve reklam kampanyalarını etkili bir şekilde yönetmek için uygun stratejileri benimsemelidir. Yazılım ve Reklamcılık Hangi reklamlarımızın hangi platformda, nerede, ne zaman, hangi demografik kitleye gösterildiği gibi yüzlerce veriyi elde etmemize olanak sağlayan izleme kodlarının doğru bir şekilde kurulması ve kurulum sonrası remarketing havuzlarının oluşturulması performans/KPI hedeflerimiz için önemlidir. Kurulum sonrası topladığımız veriler sayesinde yönetmiş olduğumuz reklam kampanyalarını optimize ederek performans artışı sağlayabiliriz. Facebook Pixel (Conversion API): Ağırlıklı olarak web sitelerde ve mobil uygulamalarda kullanılır. Dönüşüm İzleme Kodları: Bir kullanıcının belirli bir eylemi gerçekleştirmesi durumunda (ör. satın alma, kayıt olma), dönüşümün kaydedilmesini sağlar. Yeniden Pazarlama İzleme Kodları: Web sitesini ziyaret eden kullanıcıları biriktirmek ve takip etmek için kullandığımız kodlar. Bölüm içeriğinin devamına ve kaynaklarına web sitemizden ulaşabilirsiniz. https://bilinmeyenlerikesfet.com
-
3
Siyasette Manipülasyon ve Makyavelizm Felsefesi
“Kazanmak için belirsiz bir yol! Ama öylesine kana bulandım ki, Günah günahı kışkırtacak. Gözyaşı ve merhametin yeri yok bu gözlerde.” William Shakespeare Bu bölümde iktidarda kalabilmek için her yolu meşru ve mübah gören Makyavelizm felsefesi ve bu siyaseti benimseyen “iyiliksever despot”un başvurabileceği herestetik ve politik manipülasyon sanatı konularını ele alacağım. Giriş Antik Yunan’ın büyük filozoflarından Aristo “Politika” (2013) adlı eseri ile her ne kadar siyaset biliminin babası unvanı ile anılsa da aslında modern siyaset biliminin öncüsü İtalyan düşünür Niccolò Machiavelli’dir. Rönesans çağında yaşamış aydınlanma filozoflarından birisi olan Machiavelli (1469-1527) Hükümdar (Prens) adlı eserinde süreklilik arz eden güçlü bir siyasal yönetimin tesis edilebilmesi için bir siyasi liderde bulunması gereken özellikleri anlatır. Machiavelli eserinde bir hükümdarın iktidarda kalmak istiyorsa kitlelere karşı hoşgörülü olmamasını, kaba güç kullanmaktan çekinmemesini, dahası yeri ve zamanı geldiğinde her türlü politik manipülasyonlara başvurmaktan ve politik manevralara girişmekten kaçınmamasını tavsiye eder. Machiavelli’ye göre hükümdarın tek gayesi iktidarını kurması ve bunun devamını sağlamasıdır. Hükümdarın bu temel gayeye yönelik her türlü aracı kullanması meşrudur ve mübahtır. Machiavelli neden siyaseti “devleti yönetme sanatı” değil de “devleti yozlaştırma sanatı” olarak ele almış ve yorumlamıştır? Bunun tek bir mantıklı açıklaması vardır: Machiavelli siyaseti “gerçekçilik” ile ele almış ve buna uygun açıklamalar ve yorumlar yapmıştır. Siyasette oyunun kuralları bellidir. Siyaset “menfaat” üzerine kuruludur ve amaç yukarıda da ifade edildiği üzere iktidarı ele geçirmek ve devamını sağlamaktır. Machiavelli’nin siyaset bilimine kazandırdığı şey aslında siyasetin bilinen kirli yüzünün dürüstlükle ifşa edilmesinden başka bir şey değildir. Machivelli söz konusu eserinde açık sözlülük, samimiyet ve cesaret ihtiva eden tavsiyelerde bulunur. Machiavelli, Hükümdar adlı eserinde “devlet gücünü din ya da ahlaktan değil pratikten almalıdır” diyerek aslında normatif siyaseti değil, pozitif siyaseti kendisine inceleme konusu seçmiştir. Günümüzdeki pratik siyaset Aristo’nun ya da Machiavelli’nin yaşadığı dönemlerdekinden çok daha farklı değildir. Siyasette değişmeyen tek kural vardır: “Siyaset eşittir menfaat”. Bu yalın gerçek bize siyasetin var olduğu ve yaşandığı her yerde siyasal aktörlerin her zaman gayri-ahlaki davranış ve eylemlere yönelebileceklerini açık biçimde göstermektedir. Bu bölümün konusu iktidarda kalabilmek için her yolu meşru ve mübah gören Makyavelizm felsefesini ve bu siyaseti benimseyen “iyiliksever despot”un başvurabileceği politik manipülasyon sanatını ele alıp incelemektir. Gerek siyasal talep ve gerekse siyasal arz yönünden siyasal aktörlerin tamamı kendi menfaatlerinin peşinde koşarlar. Seçmenler için temel gaye “fayda maksimizasyonu”; siyasal partiler içinse temel gaye “oy maksimizasyonu”dur. Seçmenlerin bir araya gelerek seslerini daha fazla duyurma maksadıyla oluşturdukları birlikler (çıkar ve baskı grupları) ise “rant maksimizasyonu” peşinde koşarlar. Siyasetçilerin atadıkları ve iş başına getirdikleri bürokratlar da “bütçe maksimizasyonu” için gayret sarf ettikleri ölçüde makamlarını muhafaza edebilirler. SİYASET = MENFAAT Gerek siyasal talep ve gerekse siyasal arz yönünden siyasal aktörlerin tamamı kendi menfaatlerinin peşinde koşarlar. Seçmenler için temel gaye “fayda maksimizasyonu”; siyasal partiler içinse temel gaye “oy maksimizasyonu”dur. Seçmenlerin bir araya gelerek seslerini daha fazla duyurma maksadıyla oluşturdukları birlikler (çıkar ve baskı grupları) ise “rant maksimizasyonu” peşinde koşarlar. Siyasetçilerin atadıkları ve iş başına getirdikleri bürokratlar da “bütçe maksimizasyonu” için gayret sarf ettikleri ölçüde makamlarını muhafaza edebilirler. Bölüm içeriğinin devamına ve kaynaklarına web sitemizden ulaşabilirsiniz. https://bilinmeyenlerikesfet.com
-
2
Türklerin Vize Alması Neden Zor? Amerika’nın Uyguladığı Politikalar Neler?
Amerika, tarihinde birçok göçmenin hayallerini gerçekleştirdiği bir ülke olarak bilinir. Ancak, bu göçlerin yanı sıra Amerika, vize uygulamaları ile de ön plana çıkmaktadır. İşte Amerika'nın vize tarihçesi ve göçmenlik hikayesi. İlk defa Amerika'ya göç 1607 yılında İngilizler tarafından yapılmıştır. Amerika Birleşik Devletleri, tarihinde ilk defa 1882 yılında Çinli göçmenlere karşı vize uygulaması başlatmıştır. Bu uygulama ile Çinli göçmenlerin Amerika'ya girişi sınırlandırılmıştır. Bu durum, o dönemde Çin'de yaşanan ekonomik sıkıntılar ve Çinli göçmenlerin Amerika'ya olan ilgisinin artması nedeniyle ortaya çıkmıştır. Sonrasında Amerika'nın vize istediği diğer ülkeler şunlardır: 1903: Meksika 1917: Rusya, Çin ve Japonya 1921: Türkiye 1924: Tüm ülkeler için vize zorunluluğu getirilmiştir Amerika'ya göçler, tarihinde birçok kez gerçekleşmiştir. Ancak, ilk büyük göçmen dalgası 19. yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşmiştir. Bu dönemde Avrupa'da yaşanan ekonomik sıkıntılar ve siyasi baskılar nedeniyle birçok kişi Amerika'ya göç etmiştir. Bu göçler, Amerika'nın günümüzdeki kültürel çeşitliliğinin temelini oluşturmuştur. İkinci Dünya Savaşı sırasında, ABD ülkeye giriş yapan tüm yabancıların kaydedilmesi ve izlenmesi için vize uygulamasını daha da sıkılaştırdı. Soğuk Savaş döneminde ise, ABD vatandaşlığına kabul edilecek kişilerin arka planlarının detaylı bir şekilde incelenmesi gerektiği düşüncesiyle vize uygulamaları daha da karmaşık hale geldi. En çok vize başvurusu yapılan ülkeler ise 2019 yılı verilerine göre şunlardır: Çin Hindistan Meksika Filipinler İngiltere Türkiye, Amerika'ya yapılan vize başvurularında 2019 yılı verilerine göre 41. sıradadır. Türklerin En Çok Vize Almaya Çalıştığı 10 Ülke Almanya ABD Fransa İngiltere İtalya İspanya Kanada Hollanda Yunanistan Avusturya İstatistikler Bu ülkeler Türklerin en sık ziyaret ettiği veya çalışma, eğitim, turistik amaçlı seyahat etmek istediği ülkeler arasında yer almaktadır. Amerika tüm istatistikleri kendi web sitesinde ay ay yayınlıyor. Aylık olarak hangi ülkeden ne kadar vize vermişler detaylıca paylaşıyorlar. Aylık Vize İstatistikleri: https://travel.state.gov/content/travel/en/legal/visa-law0/visa-statistics/nonimmigrant-visa-statistics/monthly-nonimmigrant-visa-issuances.html Vize Reddi İstatistikleri: https://travel.state.gov/content/travel/en/legal/visa-law0/visa-statistics/nonimmigrant-visa-statistics/nonimmigrant-b-visa-adjusted-refusal-rates-by-nationality.html .... Ek kaynaklarıyla birlikte bu bölümün detaylı özetini https://bilinmeyenlerikesfet.com web sitemizden inceleyebilirsiniz.
-
1
TikTok Hakkında Bilinmeyen Gerçekler
Çince Douyin ancak bizim bildiğimiz adı TikTok olan sosyal medya platformu son zamanların en popüler mobil uygulamasıdır. 2020, 2021 ve 2022 yıllarında üst üste 3 yıl boyunca sürekli olarak globalde en çok indirilen mobil uygulama olan TikTok her geçen gün kullanıcı sayısını hızlı bir şekilde artırmaktadır. TikTok, müzik, dans, komedi ve diğer kısa videoların paylaşıldığı bir sosyal medya uygulamasıdır. TikTok, 2016 yılında Çin’de başlatıldı ve kısa sürede popülerlik kazandı. 2018 yılında, TikTok’un sahibi olan ByteDance, ABD merkezli popüler uygulama Musical.ly’yi satın aldı ve TikTok, Musical.ly’nin kullanıcı verilerini de içerecek şekilde yeniden markalaştırıldı. TikTok kullanıcıları, uygulama da popüler olan müzikleri takip edebilir, kendi videolarını oluşturabilir ve bu videoları diğer kullanıcılarla paylaşabilir. Uygulama ayrıca, kullanıcıların favori içerik oluşturucularını takip etmelerine ve onların videolarını beğenmelerine olanak tanır. TikTok, özellikle genç kullanıcılar arasında popülerdir ve dünya çapında milyonlarca kullanıcısı bulunmaktadır. TikTok Kullanıcı Kitlesini Geliştirmek İstiyor TikTok uygulamasının yönetim grubu, Hindistan ve Türkiye gibi ülkelerde alt toplumsal gruplar tarafından yoğun kullanımdan rahatsız olmuştur. The Intercept Web sitesi tarafından elde edilen sızıntı belgelerine göre, TikTok moderatörlerine canlı yayınlarda istenmeyen ideolojik söylemlerin yasaklanmasını ve yoksul kullanıcılar ile çekici olmayan içeriklerin algoritmik olarak devre dışı bırakılması talimatını vermiştir. Buna göre belirlediği çeşitli kriterler şöyledir: “Anormal vücut şekli”, “çirkin yüz görünüşü”, “cücelik” ve “bariz bira göbeği”, “çok fazla kırışıklık”, “göz bozuklukları”, “düşük kalite” “çekim ortamı perişan ve harap olan”, “gecekondu mahalleleri, kırsal alanlar” ve “harap konutlar”. TikTok’un bu tutumunun nedeni ise yeni kullanıcılara ulaşma ve reklam veren firmalar için daha çekici bir ortam oluşturma çabası olarak görülmektedir (Biddle ve ark., 2020). Ancak TikTok’un içeriklerine yönelik bir değerlendirmeye gidildiğinde Türkiye’de sadece alt toplumsal grupların değil; yaygınlaşmasıyla beraber artık her kesimden insanın kullanmaya başladığını söylemek mümkündür. Öte yandan TikTok’u kullanan ana kitle, halen alt toplumsal grup özelliğini taşıyan insanlardan oluşmaya devam etmektedir. TikTok’un ana kitlesinin bir parçası bedensel olarak dezavantaj taşıyanlar ya da bedenlerinde deformasyon olanlar, yoksul kadın ve erkekler, pazarcılar, tarlada çalışan işçiler, çobanlar, ev kadınları, kol gücüne dayanan meslekleri icra edenlerden oluşuyor. Bu alt sınıfı oluşturan kitleler Instagram’da estetize edilen yaşam koşullarına sahip değiller ancak dijital kamus al alanda görünür olmak istemektedirler. Her ne kadar TikTok bu kitleyi istemese de bu kitle TikTok’da kendisine alan açarak görünür olmak istemektedir. .... Ek kaynaklarıyla birlikte bu bölümün detaylı özetini https://bilinmeyenlerikesfet.com web sitemizden inceleyebilirsiniz.
-
0
Kötü Alışkanlıklarınıza 21 Günde Veda Edin
21 Gün Kuralı, insanların yeni bir davranış kazanmak için 21 gün boyunca her gün bu davranışı sergilemesi gerektiğine inanılan bir kavramdır. Bu kural, Maxwell Maltz'in "Psikosibernetik" adlı kitabında ortaya atılmıştır. Maltz, bu kuralı, bir burun estetiği ameliyatı geçiren hastaların, yeni burunlarının kendilerine alışması için yaklaşık 21 gün gerektirdiğini fark etmesi sonucu keşfetmiştir. 21 Gün Kuralı'nın Uygulanması 21 Gün Kuralı'nı uygulamak, bazı insanlar için kolay olabilirken, diğerleri için daha zor olabilir. Ancak, bazı yöntemler bu kuralın uygulanmasını kolaylaştırabilir. Maltz'in kitabında önerilen ipuçları arasında, insanların hedeflerini belirlemeleri, günlük bir takvim tutmaları, kendilerine küçük ödüller vermeleri ve kendilerini pozitif bir şekilde düşünmeye teşvik etmeleri yer alır. 21 Gün Kuralı'nın Başarı Şansı 21 Gün Kuralı'nın başarı şansı, kişiden kişiye değişebilir. Ancak, bu kuralın başarılı bir şekilde uygulanması için, kişinin hedeflerini netleştirmesi, kendisine bir plan hazırlaması ve disiplinli bir şekilde çalışması gerekmektedir. 21 Gün Kuralı ile Nasıl Başarılı Olunur? 21 Gün Kuralı'nı uygulamak için, bazı pratik öneriler şunlardır: * Hedeflerinizi Belirleyin Öncelikle, değiştirmek istediğiniz alışkanlığı net bir şekilde belirleyin. Bu, hedeflerinize odaklanmanızı ve süreci daha yönetilebilir hale getirmenizi sağlar. * Günlük Takvim Tutmak Değiştirmek istediğiniz alışkanlığı her gün sergilediğinizden emin olmak için bir takvim tutun. Bu, ilerlemenizi izlemenize ve kendinize disiplinli olmanızı hatırlatmanıza yardımcı olur. * Kendinize Küçük Ödüller Verin 21 gün boyunca alışkanlığınızı sergilediğinizde, kendinize küçük ödüller verin. Bu, motivasyonunuzu artırır ve süreci daha keyifli hale getirir. * Kendinizi Pozitif Bir Şekilde Düşünün Kendinizi pozitif bir şekilde düşünmeye çalışın. Olumsuz düşünceler sizi geri çekebilir ve motivasyonunuzu azaltabilir. Kendinizi başarılı ve güçlü bir şekilde düşünerek, alışkanlıklarınızı daha kolay bir şekilde değiştirebilirsiniz. 21 Gün Kuralı'nın Kitap Örnekleri 21 Gün Kuralı ile ilgili birçok kitap mevcuttur. Bunlar arasında, "Atomic Habits" ve "The Power of Habit" gibi en başarılı kitaplar yer almaktadır. Bu kitaplar, alışkanlıkların nasıl oluştuğu ve değiştirilebileceği konusunda faydalı bilgiler içermektedir. "Atomic Habits", James Clear tarafından yazılan bir kitaptır. Kitap, küçük değişiklikler yaparak büyük sonuçlar elde etmenin yollarını anlatmaktadır. Clear, alışkanlıkların nasıl oluştuğunu açıklarken, okuyuculara alışkanlıklarını nasıl değiştirebilecekleri konusunda pratik öneriler sunar. "The Power of Habit", Charles Duhigg tarafından kaleme alınmıştır. Kitap, alışkanlıkların nasıl oluştuğunu ve nasıl değiştirilebileceğini anlatırken, örneklerle desteklenmiştir. Duhigg, okuyuculara alışkanlıklarının farkında olmalarını ve bunları nasıl yönetebileceklerini öğretir. 21 Gün Kuralı'nın Faydaları ve Zararları Bu kuralın faydalı ve zararlı yönleri vardır. Faydaları arasında, yeni bir alışkanlığın kazanılması, motivasyon artışı, disiplin geliştirme ve kendine güven artışı yer alırken, zararlı yönleri arasında, bu kuralın baskı ve stres yaratabileceği ve insanların hayal kırıklığına uğrayabileceği yer alır. Alışkanlıkların Değiştirilmesi için Örnekler Alışkanlıkların değiştirilmesi için örnekler arasında, daha fazla su içmek, daha sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak, sigarayı bırakmak, kitap okumak, stresle başa çıkmak ve daha erken yatmak yer almaktadır. Bu alışkanlıkların değiştirilmesi sürecinde, 66 Gün Kuralı'nın uygulanması ve yukarıda bahsedilen yöntemlerin kullanılması önemlidir. .... Ek kaynaklarıyla birlikte bu bölümün detaylı özetini https://bilinmeyenlerikesfet.com web sitemizden inceleyebilirsiniz.
-
-1
Kaybedilen Yetkin İnsanlar ve Türkiye'de Beyin Göçü
Mesleki açıdan iyi eğitim almış ve iyi yetişmiş kişilerin, olanaksızlık ve işsizlik gibi nedenlerden dolayı başka ülkelerde okumayı, çalışmayı veya yaşamayı tercih etmesi durumuna beyin göçü diyebiliriz. UNESCO verilerine göre Türkiye’den ise her yıl ortalama 50 bin öğrenci yurtdışına okumaya gidiyor. Türkiye, beyin göçünde 32 ülke içinde 24. sırada yer alıyor. Peki beyin göçü nedir, beyin göçüne sebep olan faktörler nelerdir? Türkiye’de durum nedir? Gelin bu bölümde bu konuyu detaylıca konuşalım. Giriş Beyin göçü terimi ilk kez, 1950-60’lı yıllarda İngiltere’den ABD ve Kanada’ya göçü ifade etmek amacıyla 1962 yılında Royal Society tarafından kullanılmıştır. Wikipedia’nın tabiriyle Human Capital Flight yani HCF bazılarına göreyse “brain gain” ya da “brain drain” Türkçesiyle de beyin göçü aslında sadece Türkiye’de olmayan diğer ülkelerinde sıklıkla gündeminde olan bir konu. İyi eğitim görmüş, kalifiye ve yetenekli iş gücünün az gelişmiş ya da gelişmekte olan bir ülkeden, gelişmiş başka bir ülkeye akışı olarak tanımlanabilir. Bu akış genellikle gelişmemiş ülkelerde yetişen ve kendini geliştiren insanların, olanaksızlık, iş bulamama veya mesleğini istediği gibi icra edememe durumlarından kaynaklanıyor. Bu harekete beyin göçü isminin verilme sebebi ise nitelikli insanların giderken sahip oldukları bilgi ve deneyimi de beraberlerinde götürmeleri. Aklın ve sahip olunan bilginin bir yurttan başka bir yurda, temelli olarak gittiğini ifade eden beyin göçü, donanımlı ve nitelikli bireylerin ülkeyi terk ettiği anlamına geliyor. Beyin göçünün yanı sıra bu bölümde birde “Diaspora Ağları” terimini duyacaksınız. Göçmenlerin geride bıraktıkları akrabaları, arkadaşları ya da göç veren ülkelerin yurtdışındaki vatandaşlarıyla kurdukları ilişkileri sürekli kılarak göçmen ağları olarak tanımlayabiliriz. Bugün başta Çin, Kolombiya ve çeşitli Afrika ülkeleri olmak üzere pek çok ülke, diasporalar sayesinde göçmenlerinin kaynak ülkelerine fiziksel olarak geri dönüşlerine gerek kalmadan ülkeleriyle sürekli ilişkiler kurmakta ve beyin göçünün neden olduğu kayıp kazanıma çevrilebilmektedir. Bilimsel diasporaların başlıca özelliklerini özetlemek gerekirse; üyelerinin yurtdışında yaşamaları/çalışmaları, uzmanlık gerektiren çeşitli alanlarda üyelerin nitelikli işgücü özelliği göstermesi, dünya genelinde bir veya birden fazla ülkede var olmaları, üyelerinin kendi ülkelerinin kalkınmasını desteklemek için fiziksel olarak ülkelerine geri dönmeleri yerine bulundukları ülkelerden de destek olabilmeleri, terk edilen ülkenin sosyal ve ekonomik kalkınmasının desteklenmesinin öncelikli olması, bilgi ve uzmanlığın kaynak ülkeye transferi şeklinde sıralanmaktadır. Buna verebileceğimiz en güzel örnek ise – COVID aşısını geliştiren Biontech kurucularından olan Biontech CEO’su Uğur Şahin ve baş tıbbi sorumlusu Özlem Türeci. Bu iki çiftin ailesi aslen Türk olan ve Türkiye’den Almanya’ya göç eden bir aile. Ancak diaspora ağı ile bilimsel alanda Türkiye’ye çok katkıları olmuştur. İşsizlik Oranı Türkiye’de Nasıl Hesaplanıyor? 15 yaşından büyük olup da son üç ay içinde iş arayan ve 15 gün içinde işbaşı yapmaya hazır olduğunu bildirenlerin toplam işgücüne bölünmesiyle işsizlik oranı hesaplanıyor. Çekici Sebepler: Ekonomik durumda iyileşme, yüksek maaş beklentisi içinde olma durumu, kaliteli yaşam arzusu, gelişmiş araştırma koşullarına kavuşma, şehir merkezlerinin cazibesine kapılma ve yabancı eğitimde prestij yakalama isteği ise çekici sebepler olarak kabul ediliyor. Örneğin, New York, London, Dubai, Tokyo. Gençler Türkiye’de Kalmak İstemiyor Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK)in 17 Temmuz 2020 yılında yayımladığı raporda, Türkiye’den yurt dışına giden 330 bin 289 kişi olduğu ve bunların 50 bin 154’ünü 25-29 yaş grubu oluşturduğu yer alıyor. .... Ek kaynaklarıyla birlikte bu bölümün detaylı özetini https://bilinmeyenlerikesfet.com web sitemizden inceleyebilirsiniz.
We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.
No matches for "" in this podcast's transcripts.
No topics indexed yet for this podcast.
Loading reviews...
ABOUT THIS SHOW
"Bilinmeyenleri Keşfet" podcasti ile farklı konulara yer verip, sizlere güzel bilgiler aktarıyoruz. Podcast kaynaklarına web sitemiz bilinmeyenlerikesfet.com üzerinden ulaşabilirsiniz.
HOSTED BY
Faruk Toprak
CATEGORIES
Loading similar podcasts...