-
41
CAN BONOMO / MEZAR YAZISI
MEZAR YAZISIbir gün beni sevecek olursun,severken cesur ol küçük.öpüşürken ağırlaşıyorsa dudaklarınve sağırlaşıyorsa ne varsa olan biten.puslanıyorsa karalar ve ıslanıyorsa başkaların,öp, düşünme.bakarsın o zaman alırım seni.bir karakolun önünden geçecek olursun,geçerken adaletsiz ol küçük.ruhum oradadır içeride.kırık bacaklı bir sandalye ve ileride,benden kopmuş bir kaç kırık cam parçası.bu baharlar artık değmiyorsa dışarıda el ele gezmeyedal içeri, düşünme…bakarsın o zaman alırım seni.bir mezarlığın önünden geçecek olursungeçerken metin ol küçük.bir gün sen de gireceksin o aydınlık çemberin içinden.soğuk ve tozlu taşların arasında ararken ismimi,sızlıyorsa için ve kanıyorsan derinden;öldü de, düşünme.sayılı nefes çabuk tükenir.heyecanlanma, biteceksin.unutma!o hayat seni yoracak,sen bana geri döneceksin.bir gün tekrar karşıma çıkacak olursun,pişman olsan da dik dur küçük.bakarsın o zaman alırım seni…
-
40
CAN BONOMO / RH VE PÜRTELAŞ
A Rh ve PürtelaşBir yol buldum sana. Kolayca büyü diye. Önce emekleVe sonra yürü diye.Biz alışmışız seninle sevişmeye telaşla.Tenimizle, bedenimizle, kanımızdaki Rh’la.Bir mezarlık buldum sana.Yaşamaktan korkma diye. Ölümün öldüğü yerde ölmekten kaçmak niye?Okuduğun kitap ol, İçtiğin su.Bir kabiliyet ol çocukken edinilen.Bir damla yağmur ol her yere yağabilen.Bir çift eldiven buldum sana,El ele tutuşmaktan utanma diye. Nerede bir ışık hüzmesi görsen güneş olacaktın.Nerede ay görsen sen iki kere parlayacaktın.Sen başka kucaklarda uyuyup uyanmayacaktın.Bir amaç buldum sana.Sebebiyetken sebepsiz olma diye.Soruyken cevapsız kalma,Kendini hep haklı sanma diye.Bir ilk bahar buldum sana.İlk günlerinde gösterişsiz bir koza.Ruhunda kelebekler uçuşacak biz yaklaşırken yaza.Bir zamir buldum sana.Adı da ”sen”.Ne güzel ”biz” olurduk sen terkedip de gitmesen.Bir son buldum sana.Adı elveda.Baştan sona tekrar oku bu şiiri.Daha da yazmam sana…Can Bonomo / Delirmek Belirmektir / 2013
-
39
MURATHAN MUNGAN / KADIRGA
KADIRGA Senelerce, senelerce evveldi;Bir deniz ülkesinde... ve belki debirbirine aktardığım defterlerin hepsindebu şiir vardı:Senelerce, senelerce evveldi;Biz seninle orada, o deniz ülkesinde tanıştıkuzak denizler, uzak yakınlıklar içindebir Kadırgada iki korsantarih, yarın, ütopya dolu sandıklar arasındabirbirimizi yaralarından tanıdıkdışı korsan, içi iç denizlerde yaşayan çocuklardıkkonuşamadıklarımız bir bulut kalınlığındaduruyordu aramızdaoysa konuşsak yada dokunsak birbirimizeçekip gidecekti içimizdeki o korkunç noksanlıkbatık gemilerin deniz diplerini saranumutsuzluğu vurmuştu yüzümüzebirbirimizden ve aşkın keşfedilmemiş gizlerindenürküyordukbir definenin ikiye paylaştırılmış haritasındabilmedenbirbirimize doğru ilerliyorduk.... MURATHAN MUNGAN
-
38
RASTGELE KELİMELER / K.TUNGA ÇAĞLAYAN
RASTGELE KELİMELER Geçmişi geleceğe bağlayan, görünmez bir kapının içinden geçirdin beni; içine çektin. Çekerken; içinde yaktığın mumun, oksijeni olacağımı bilemezdin elbette. Ben de bilmiyordum, mumun daha parlak olduğunu, - kanatların gölgelerken, güneşin o dengesiz suretini - gökyüzünün mavisini nasıl, nasıl kızıla çevirdiğini. Hislerimin, kahve dökülmüş bir peçete üzerine yazılabilme ihtimali, sadece geçmişte kaldı sanmıştım; seni anlamlandırmadan önce. Bir bakkalın raflarından seçer gibi, seçme şansı vermemiştin bana kelimeleri. Kalem tutan parmaklarımdan dökülürken bugün sana dair tekerlemeler; susmak, sadece gelecekten alınacak bir avans olarak, bizimle kalacaktı. İçindeki; kopup-gelecek kurma istenci, bendeki karşılığını ancak rüyaların karanlık dehlizinde bulacaktı. Şimdi, belirsiz bir Biz’in akışında sana bakıyorum ve bakmaya doyamıyorum… K.T.Ç.
-
37
KÜÇÜK İSKENDER / BİR NEDENİ YOK YALNIZCA ÖPTÜM
Dudaklarım gerisin geriye çekildi; ağdalı bir sıvının ağır ağır örttüğü, korkunun biçim kazanıp ayağa kalktığı ve ‘hey bana bir şeyler söylemenin vakti geldi’ dediği zamanlarda bekledim seni; gözlerimi kapadım. Bekledim. Beklerken, özlemenin hangi geçitleri geçilmez kıldığını, hangi duyguların insanı hayata kazandırdığını, basite indirgenmiş hüzünlerin geceleri dinlenmeye müsait şarkılarla şahlandığını anlatamadım. Evet, bilmiyordum. Bilmiyordum, kelimelerden arınmış bir cümle kurar gibi sevişmeyi. Sevişirken sözlük kullanıyordum hala. Ama, seni seviyordum. Ve sevdiğimi, sevgimi anlatma telaşıyla, hata üstüne hata yapıyordum sana. Sana yaklaşamıyordum. Yasaklanmıştın adeta. Çiğnemeye çalıştığım bir yasak olsan da, uzak dursan da, o korkunç şeklini korusan da, fark etmiyordu hiçbir şey. Küçük bir ateş. Küçücük bir ateştin sen. Sönmekten ürken bir ateş. Bir su damlasıyla bütün görkemini kaybedebilecek bir ateş. Aşkın mecali kalmamıştı. Sessizce sokuldum yanına. Acıyla irkildin. Gülümsedim. Gülümsememe anlam veremedin elbette. Kimdi bu? Ne istiyordu? Tanımadığın biri. Hatıralarını darmadağın etmeyi planlamış bir yabancı. Fuzuli bir beden; karşındaki. Usulca uzandım, Bir nedeni yok. Yalnızca öptüm. KÜÇÜK İSKENDER
-
36
ÖZDEMİR ASAF / YALNIZIN DURUMLARI
IHer şeyi süpürebilirsin;Sonbaharı süpüremezsin.Sen her şeyi süpürebilirsin;Sonbaharı süpüremezsin.YalnızsaSürekli bir sonbaharıSüpürür hep.Düşünemezsin. II.YanarSobasındaYalnızınÜşüyenBakışları.LambasındaKaranlığa donukBir ışıkTitrerSönük-sönük.PenceresiDışına kapanmıştır,Kapısıİçine örtük. III.YalnızBin yıl yasarKendiniBir anada. IV.YalnıznNesi var, nesi yoksaTümü birdenbiredir. V.YalnızBir ordudurKendi çölündeSonsuz savaşlarındaHep yenenKendi ordusunu. VI.YalnızınSakladığı bir şey vardır;Boyuna yerini değiştirir,Boyuna onu arara.Biri bulsa diye. VII.YalnızHem bilgesi,Hem delisidirKendi dünyasının.Ayrıca;Hem efendisiHem kölesidirKendisininTadını çıkaramazGörecesiz dünyasındaHiçbirinin VIII.YalnızSürekli dinleyendirSöylenmemiş bir sözü. IX.Sözünde durmasıYalnızın yalancılığıdırKendisine.Hep yüzüne vurur utancı.O yüzdenGözlerini kaçırırGözlerinden. X.Yalnızın odasındaİkinci bir yalnızlıktırAyna. XI.YalnızHep uyanırİkinci uykusuna. XII.YalnızKendi bencininsen’idir. XIII.Bir sözde saklanmış bir yalanıBir gözde okuduğundanBakmaz kendi gözlerine bile. XIV.Hep susadığındaOKendi çölündedir. XV.Kendi öyküsünüNe anlatabilenNe de dinleyebilen.Kendi türküsünüNe yazabilen,Ne söyleyebilen. XVI.Bir zamanlar güldüğünüAnımsarda...Yoğurur hüzünün çamurunuAvuçlarında. XVII.YalnızAranan tek görgü tanığıdırYargılanmasındaKendi davasının...Her duruşması ertelenirKavgasının. XVIII.YalnızHem kaptanıHem de tek yolcusudurBatmakta olan gemisinin.Onun içinNe sonuncu ayrılabilirGemisinden,Ne de ilkin. XIX.Yalnızın adı okunduğundaOkulda ya da yasamdaKimse'Burda'diyemez ..AmaYok da.. XX.Uykunun duvarında başladı...Önceleri bir toz gölgesi sanki;Sonra bir yumak yun gibi.Ama simdi iyice görüyorÖrümceğin ağınıGün gibi XXI.YalnızDuymuş olduğunun sağırı,Görmüş olduğunun koruDurÖlür ölür ölürÖldürür öldürür öldürürDuyduklarını unutur,Duyacaklarını düşünür. XXII.Yalnızın adınaHiç kimse konuşamaz..OKendi kendisininSanığıdır. XXIII.YalnızÖnceden sezerSonra olacaklarıPaylaşacak biri vardır;Anlatır anlatır onaOlanları, olmayacakları. XXIV.Her lekeKendisiyle çıkar.
-
35
ÜMİT YAŞAR / SAHİBİNİ ARAYAN MEKTUPLAR / 14.MEKTUP
14. MEKTUP ilk defa göz göze geldiğimiz anı hatırlıyor musun? kaçamak bir buluşmasıydı bu gözlerimizin. seni istiyordum, biliyordun... bakışların duygulu, anlayışlıydı, özlemliydi zaman zaman. bakışların bir şarkı söylüyordu hiç bilmediğim. seni dinliyordum, bakışlarını dinliyordum. dağbaşında apansız karşıma çıkan bir pınardı sanki gözlerin. eğilip su içmek istiyordum kirpiklerinin arasından. içimde yaktığın ateşi söndürmek istiyordum. ama o ateş gitgide büyüdü işte! şimdi biraz da sen yan artık, benim yanacak yerim kalmadı. inanamıyorum, sen var mısın? inanamıyorum bir türlü. tuttuğum ellerin mi? öptüğüm dudakların mı? kim bilir? belki de yoksun, berbir rüyâ görüyorum, biraz sonra uyanacağım. herşey ansızın silinecek. ne saçların kalacak ortalıkta, ne gözlerin. yine kahrecici yalnızlığıma döneceğim. biraz daha yıkılmış, biraz daha sensiz. o gün ilk defa seni gördüm. düşün, sen dünyaya geleliberi kaç yıl geçmiş aradan. düşün, ne kadar çok özlemiştim seni. öyleyse hiç gitme, ne olur? vereceğin her kedere razıyım. acıların en büyüğünü sen tattır bana, zehirlerin en şiddetlisini senin elinden içeyim. ama gitme ne olur? dudaklarım kurumuştu, içim yanıyordu. suya hasret, kurumuş bir ot gibiyimdim. yağmur olup yağdın üstüme, yaşardim, filizlendim. sonra güneş oldun, hayat verdin bana, koku verdin, renk verdin. şimdi bırakıp gidersen bir daha ve son defa yine kuruyacağım, dağılıp toz olacağım anlıyor musun? çünkü senden sonra kimse gelmeyecek, biliyorum. kimseler çalmayacak kapımı. gidersen beni bana mahkûm edeceksin, keşke ölsem diyeceğim o zaman, keşke ölsem! şimdi sendeyim, seninleyim, seni yaşıyorum. beni bana bırakma! senden bir parçayım artık, belki de baştanbaşa sen oldum farkında değilsin. beni bana bırakma! sen olduğun için mutluyum. sen olduğum için de. istersen ben olma. hiç benim olma. ama bırakma beni ne olur? beni, bana bırakma!
-
34
SABAHATTİN ALİ / RÜZGAR
Arzularım muayyen bir haddi aşıncaVe kulaklar sözlerime sağırlaşıncaBir ihtiras duyup vahşi maceralaraÇıkıyorum bulutları aşan dağlara.Tanrıların başı gibi başları diktir,Bu dağları saran sonsuz bir genişliktir,Ben de katıp vücudumu bu genişliğe,Bakıyorum aşağılarda kalan hiçliğe.Bu dağların bir rakibi varsa rüzgardır.Rüzgar burda tek başına bir hükümdardır.Burda insan duman gibi genişler, büyür.Bu dağlarda ıstıraplar, sevinçler büyür.Buralarda her düşünce sona yakındır,Burda her şey bizden uzak, ‘O’ na yakındır.Burda yoktur insanların düşündükleri,Rüzgar siler kafalardan küçüklükleri.Yanağıma çarpar geniş kanatlarını,Ve anlatır mabutların hayatlarını.Arasıra kulağını bana verdi mi,Ben de ona anlatırım kendi derdimi.‘Ey dağların dertlerini dinleyen rüzgar!Benim artık yalnız sana itimadım var.Gelmiş gibi uzaktaki bir seyyaredenYabancıyım bu gürültü dünyasına ben.Etrafımın sözlerine aklım ermedi,Etrafım da bana asla kulak vermedi.Senelerden beri hala anlaşamadık,Ben de kestim anlaşmaktan ümidi artık.Gözlerimde hakikati sezen bir nurlaEtrafımı süzüyorum biraz gururla.Bir dürbünün ters tarafı gibi bu dünyaEn büyük şey, en asil şey küçülür burda.Burda yalan para eden biricik iştir,Burda her şey bir yapmacık, bir gösteriştir.Kimi coşar din uğruna geberir, yalan!Kimi gider vatan için can verir, yalan!Bir filozof yetmiş eser yazar, yalandır;Bir kahraman istibdadı ezer, yalandır.Şairlerin büyük aşkı fani bir kızdır,Bu dünyada herkes sinsi, herkes cılızdır.Ne hakiki aşktan burda bir çakan vardır,Ne de onu görse dönüp bir bakan vardır,Her büyüklük cüzzam gibi dökülür burda,En muazzam ölüm bile küçülür burda.Benim kafam acayip bir dimağ taşıyor,Her dakika insanlardan uzaklaşıyor.Zaman zaman mağlup olsam bile etime,İnsan olmak dokunuyor haysiyetime.Büyük, temiz bir arkadaş arıyor ruhum,İşte rüzgar, şimdi sana sığınıyorum!Asaletin yeri yoktur gerçi hayatta,En asil şey seni buldum kainatta,Güneş gibi ne bin türlü ışığın vardır,Ne de süse, gösterişe baktığın vardır.Deniz gibi muamma yok derinliğinde,Bir ferahlık, bir saflık var serinliğinde.Bir dev gibi küçük, mızmız sesleri yersin,Allah gibi görünmeden hüküm sürersin.Düşmanıyım ben de cılız güzelliklerin,Rüzgar! Bu dağ başlarında çırpınan serinKanatların gökyüzünde akan bir seldir,Bana kudret ve cesaret veren bir eldir.Beşerlikten uzaktayım senin ülkende,Senin gibi azamete aşıkım ben de.İşte Rüzgar! Senin gibi ben de deliyim.Islıklarım senin gibi inlemelidir,Herkes beni ürpererek dinlemelidir.Rüzgar! Sana, yalnız sana benzemeliyim.'
-
33
EYLÜL DEMET KOYLAN VE TUNGA ÇAĞLAYAN'DAN, ÜMİT YAŞAR, HER GÜN SENİNLE
MİHRİBAN'A ŞİİRLER / HER GÜN SENİNLE Güzel olan Her günü seninle tekrar tekrar yaşamak Erimek yarını olmayan zamanlarda Durdurmak bir yerde bütün saatleri Bütün kuralları kırıp parçalamak Sonra varmak o yerlere Mevsimlere dur demek Kar yağarken çiçek açtırmak ağaçlara Güneşi bir akşam saatinde tutup bırakmamak Sonra doldurmak ay ışığını kadehlere Delicesine içmek Ve unutabilmek her şeyi ansızın Sevmek seni en yücesiyle sevgilerin Birlikte geçmiş, gelecek bütün çağları aşmak Güzel olan Sevmek seni Tanrılar gibi Seninle Tanrılaşmak... Bir gün bu akan sele dur diyeceğim, göreceksin Ne bu şehir kalacak Ne bu duygusuz sürü Bu korkunç kalabalık Her vapur seni getirecek bana Bütün istasyonlarda seni bekleyeceğim Kapılar sana açılacak Senin için söylenecek şarkılar Şiirler senin için yazılacak Her evde bir resmin Her meydanda bir heykelin olacak Ve sen kimi gün bir rüzgar gibi Kimi gün denizler gibi, bulutlar gibi Kopup ötelerden, ötelerden Yalnız bana geleceksin Bir gün bu akan sele dur diyeceğim göreceksin. Ben eskimeyen tek güzelliği sende gördüm Sende buldum erişilmez hazları Yanında sıyrıldım korkulardan, yalanlardan Duyguların en ölmezini sende duydum Susuzluğum dudaklarında dindi Yalnızlığım ellerinde Çoğu gün unuttum açlığımı Sende doydum... İlk defa seninle bütünlendim, anlıyor musun Anladım yaşadığımı her nefes alışta Seninle geçtim bütün zamanlardan Seninle var oldum Eridim seninle bir sonsuz çalkanışta. Boynunda bir yer vardır, ben bilirim Ne zaman oradan öpsem, Değişir gözlerinin rengi Yanar dudakların, terler avuçların Dökülür kapkara aydınlık gibi Omuzlarına saçların Gitgide artar kalbinin vuruşları Bir musiki halinde dünyamı doldurur Ansızın bütün sesler kesilir Zaman durur Bir baş dönmesi başlar o en yükseklerde Her gün seninle yeniden var oluruz Eriyip kaybolduğumuz yerde... Sesini duymadığım gün Yaşanmış değil Açan çiçek değil Öten kuş değil Yüzünü görmediğim gün İçimde yıldızlar sönük Güneşler güneş değil Seni sevmediğim gün Seni anmadığım gün Olacak iş değil... Her günüm seninle geçsin O güneşe en yakın Kimsenin varamayacağı bir dağ başında Uçsuz bucaksız uzak denizlerde İnsan ayağı değmemiş ormanlarda Uzaklarda, en uzaklarda O gemilerin uğramadığı limanlarda Işığım ol, alınyazım ol benim Vatanım ol, evim ol Yeter ki bir ömür boyu benim ol Her günüm seninle geçsin.. ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
-
32
ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN / MİHRİBAN'A ŞİİRLER / HER GÜN SENİNLE
MİHRİBAN'A ŞİİRLER / HER GÜN SENİNLE Güzel olan Her günü seninle tekrar tekrar yaşamak Erimek yarını olmayan zamanlarda Durdurmak bir yerde bütün saatleri Bütün kuralları kırıp parçalamak Sonra varmak o yerlere Mevsimlere dur demek Kar yağarken çiçek açtırmak ağaçlara Güneşi bir akşam saatinde tutup bırakmamak Sonra doldurmak ay ışığını kadehlere Delicesine içmek Ve unutabilmek her şeyi ansızın Sevmek seni en yücesiyle sevgilerin Birlikte geçmiş, gelecek bütün çağları aşmak Güzel olan Sevmek seni Tanrılar gibi Seninle Tanrılaşmak... Bir gün bu akan sele dur diyeceğim, göreceksin Ne bu şehir kalacak Ne bu duygusuz sürü Bu korkunç kalabalık Her vapur seni getirecek bana Bütün istasyonlarda seni bekleyeceğim Kapılar sana açılacak Senin için söylenecek şarkılar Şiirler senin için yazılacak Her evde bir resmin Her meydanda bir heykelin olacak Ve sen kimi gün bir rüzgar gibi Kimi gün denizler gibi, bulutlar gibi Kopup ötelerden, ötelerden Yalnız bana geleceksin Bir gün bu akan sele dur diyeceğim göreceksin. Ben eskimeyen tek güzelliği sende gördüm Sende buldum erişilmez hazları Yanında sıyrıldım korkulardan, yalanlardan Duyguların en ölmezini sende duydum Susuzluğum dudaklarında dindi Yalnızlığım ellerinde Çoğu gün unuttum açlığımı Sende doydum... İlk defa seninle bütünlendim, anlıyor musun Anladım yaşadığımı her nefes alışta Seninle geçtim bütün zamanlardan Seninle var oldum Eridim seninle bir sonsuz çalkanışta. Boynunda bir yer vardır, ben bilirim Ne zaman oradan öpsem, Değişir gözlerinin rengi Yanar dudakların, terler avuçların Dökülür kapkara aydınlık gibi Omuzlarına saçların Gitgide artar kalbinin vuruşları Bir musiki halinde dünyamı doldurur Ansızın bütün sesler kesilir Zaman durur Bir baş dönmesi başlar o en yükseklerde Her gün seninle yeniden var oluruz Eriyip kaybolduğumuz yerde... Sesini duymadığım gün Yaşanmış değil Açan çiçek değil Öten kuş değil Yüzünü görmediğim gün İçimde yıldızlar sönük Güneşler güneş değil Seni sevmediğim gün Seni anmadığım gün Olacak iş değil... Her günüm seninle geçsin O güneşe en yakın Kimsenin varamayacağı bir dağ başında Uçsuz bucaksız uzak denizlerde İnsan ayağı değmemiş ormanlarda Uzaklarda, en uzaklarda O gemilerin uğramadığı limanlarda Işığım ol, alınyazım ol benim Vatanım ol, evim ol Yeter ki bir ömür boyu benim ol Her günüm seninle geçsin.. ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN
-
31
RÜYA VE MANA / YAZAN VE SESLENDİREN, TUNGA ÇAĞLAYAN
RÜYA VE MANA Geceydi, rüyaydı gün ışığına el veren: Başımda dikenli dallardan bir taç, Yüzümün mağrur ovasında, Kandan akarsular süzülüyordu. Ruhsuz ellerin kırbaç izleriyle Kabarmış deri parçaları Artık etimi örtmüyordu. Kıpkızıl boyalı elbisemle, İsa’ydım; Son misyonunu gerçekleştirmek için Acılar çeken, herkesin gözü önünde… O yüzden midir, sabah uyandığımda İğne gibi başımı delen saç diplerim! Anlamsız kaşıntılar bedenimde… Kim bilebilir, belki de; Günümüzü rüyalar belirliyordur; Aynı böyle.
-
30
K.Tunga Çağlayan'dan Ümit Yaşar Oğuzcan / Sana Bir Tanrı Getirdim
Ümit Yaşar Oğuzcan'ın 'Sana Bir Tanrı Getirdim' şiir.
-
29
NAZIM HİKMET / BİR AYRILIŞ HİKAYESİ
BİR AYRILIŞ HİKAYESİ Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? avuçlarımda camdan bir parça gibi kalbimi sıkıp parmaklarımı kanatarak kırasıya, çıldırasıya... Erkek kadına dedi ki: - Seni seviyorum, ama nasıl? kilometrelerce derin, kilometrelerce dümdüz, yüzde yüz, yüzde bin beşyüz yüzde hudutsuz kere yüz... Kadın erkeğe dedi ki: - Baktım dudağımla, yüreğimle, kafamla; severek, korkarak, eğilerek, dudağına, yüreğine, kafana. Şimdi ne söylüyorsam karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana... Ve artık biliyorum: Toprağın Yüzü güneşli bir ana gibi En son, en güzel çocuğunu emzirdiğini... Fakat neyleyim saçlarım dolanmış ölmekte olanın parmaklarına başımı kurtarmam kâbil değil! Sen yürümelisin, yeni doğan çocuğun gözlerine bakarak... Sen yürümelisin, beni bırakarak... Kadın sustu. SARILDILAR Bir kitap düştü yere... Kapandı bir pencere... AYRILDILAR...
-
28
ORHAN VELİ / AŞK RESMİ GEÇİDİ
Aşk Resmi Geçidi Birincisi o incecik, o dal gibi kız, Şimdi galiba bir tüccar karısı. Ne kadar şişmanlamıştır kim bilir. Ama yine de görmeyi çok isterim, Kolay mı? İlk göz ağrısı. İkincisi Münevver Abla, benden büyük Yazıp yazıp bahçesine attığım mektupları Gülmekten katılırdı, okudukça. Bense bugünmüş gibi utanırım O mektupları hatırladıkça. .............. çıkar .............. dururduk mahallede ......................... halde ............ yan yana yazılırdı duvarlara ................... yangın yerlerinde. Dördüncüsü azgın bir kadın, Açık saçık şeyler anlatırdı bana. Bir gün de önümde soyunuverdi Yıllar geçti aradan, unutamadım, Kaç defa rüyama girdi. Beşinciyi geçip altıncıya geldim. Onun adı da Nurinnisa. Ah güzelim Ah esmerim Ah Canımın içi Nurinnisa. Yedincisi, Aliye, kibar bir kadın. Ama ben pek varamadım tadına. Bütün kibar kadınlar gibi Küpe fiyatına, kürk fiyatına. Sekizinci de o bokun soyu. Elin karısında namus ara, Kendinde arandı mı küplere bin. Üstelik ....... Yalanın düzenin bini bir para. Ayten\'di dokuzuncunun adı. İş başında şunun bunun esiri, Ama bardan çıktı mı, Kiminle isterse onunla yatar. Onuncusu akıllı çıktı ....... gitti ......... Ama haksız da değildi hani. Sevişmek zenginlerin harcıymış İşsizlerin harcıymış. İki gönül bir olunca Samanlik seyranmış ama, İki çıplak da, olsa olsa, Bir hamama yakışırmış. İşine bağlı bir kadındı on birinci, Hoş, olmasın da ne yapsın, Bir zalimin yanında gündelikçi. .........leksandra Geceleri odama gelir, Sabahlara kadar kalır. Konyak içer sarhoş olur, Sabahı da işbaşı yapardı şafakla. Gelelim sonuncuya. Hiçbirine bağlanmadım Ona bağlandığım kadar. Sade kadın değil, insan. Ne kibarlık budalası, Ne malda mülkte gözü var. Hür olsak der, Eşit olsak der. İnsanları sevmesini bilir Yaşamayı sevdiği kadar.
-
27
YAZILACAK KADIN / YAZAN VE SESLENDİREN, TUNGA ÇAĞLAYAN
Her kadının, hayatımda ayrıdır yeri. Hepsi hak etmiştir yazılacak az-çok şeyi: Kimisi ruhumu çağırmış; Anlam’ım benim… şiir olmuş mısra-mısra. Kimi aklımda kalmış; Hatıram benim… öyküsü olur satırlarca. Pek azı yaşatmış; Hayat’ım benim… romanı olur sayfalarca. Azmış bazıları da; Pornstar’ım… senaryosu olur ben yazdıkça. Kalbimin hassastır kefesi; Hepsi hak etmiştir yazılacak az-çok şeyi.
-
26
AŞKIM, SEVDAM, YOL ARKADAŞIM; MİMARLIK / YAZAN VE SESLENDİREN TUNGA ÇAĞLAYAN
27 Ocak 2024, Cumartesi günü, Mimarlar Odası Eskişehir Şubesi'nin 17. Genel Kurulunda yaptığım konuşmadır; Aşkım, Sevdam, Yol arkadaşım; Mimarlık.
-
25
SON SAHTE PEYGAMBER / YAZAN VE SESLENDİREN, TUNGA ÇAĞLAYAN
... Çocuklumdan beri hayalini kurduğum ilahi gücü tanrıdan aldığımda; yetkilendirilmiş bir peygamber veya ölüm meleği olduğumda; hepsi bu dünyadan silinene kadar veya bana verilen yetki süresi dolana kadar, yeryüzünü onlardan arındırmaya devam edeceğim. Benim tanrım benim yanımda, şizofren tanrınız sizin yanınızda olsun.
-
24
Didem Elif & K.Tunga Çağlayan'ın sesinden Orhan Veli / İstanbul'u Dinliyorum
Çok sevdiğimiz Orhan Veli'nin, yine çok sevdiğimiz 'İstanbul'u Dinliyorum' şiirini, Likya Sohbetleri programının yapımcısı, sevgili yazar arkadaşım Didem Elif'le birlikte seslendirdik. Dinleyenlerin, keyif alması dileğiyle... İSTANBUL'U DİNLİYORUM İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Önce hafiften bir rüzgar esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar, ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Kuşlar geçiyor, derken; Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık. Ağlar çekiliyor dalyanlarda; Bir kadının suya değiyor ayakları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Başımda eski alemlerin sarhoşluğu Loş kayıkhaneleriyle bir yalı; Dinmiş lodosların uğultusu içinde İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir yosma geçiyor kaldırımdan; Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar. Bir şey düşüyor elinden yere; Bir gül olmalı; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir kuş çırpınıyor eteklerinde; Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum/bilmiyorum; Dudakların ıslak mi, değil mi, biliyorum/ bilmiyorum; Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vuruşundan anlıyorum; İstanbul'u dinliyorum.
-
23
K.Tunga Çağlayan'dan Cahit Külebi / Hikaye
HİKAYE Senin dudakların pembe Ellerin beyaz, Al tut ellerimi bebek Tut biraz! Benim doğduğum köylerde Ceviz ağaçları yoktu, Ben bu yüzden serinliğe hasretim Okşa biraz! Benim doğduğum köylerde Buğday tarlaları yoktu, Dağıt saçlarını bebek Savur biraz! Benim doğduğum köyleri Akşamları eşkıyalar basardı. Ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem Konuş biraz! Benim doğduğum köylerde Şimal rüzgârları eserdi, Hep bu yüzden dudaklarım çatlaktır Öp biraz! Sen Türkiye gibi aydınlık ve güzelsin! Benim doğduğum köyler de güzeldi, Sen de anlat doğduğun yerleri, Anlat biraz!
-
22
K.Tunga Çağlayan'dan Cahit Külebi / Sevda Peşinde
SEVDA PEŞİNDE Kimsenin başına gelmemiştirBenim başıma gelenler.Hangi günüm sevinçli geçti? Elbette tadı var bu aleminAğaçların çiçekleri var,Kadınların sıcak dudakları,Binbir türlü hali var denizlerin. Evimdeyken bu saatte benÇarşıya ekmek almaya giderdim,Şehirli bir kadın gibi kokardıEvlerin bahçeleri akşam serinliğinde. Vaktiyle İzmir'e gitmiştimÖmrümde ilk defaAşıklık yüzünden.Şehre girerken ışıklar uçuşuyorRüzgar okşuyordu saçımı tren penceresinde,Kalbim bir bayrak gibi çırpınıyordu. O gün bugündür başıma gelenlerKimsenin başına gelmemiştirSevda peşinde.Geçmişten bahsetmek neye yarar. İşte şu anda naçar kaldım Koca bir şehrin ortasında. Karanlık caddeler uzayıp gidiyor, Kar yağıyor ışıkların üstüne Bir kadın çorabını çekiyor. Çok sallanma küçük hanım, Gönlüm gitmez peşinden Birisi var yolumu bekler. Ömrüm günüm yalnız geçiyor Bir tek sevda peşinde.
-
21
Ümit Yaşar Oğuzcan / Sahibini Arayan Mektuplar / On üçüncü Mektup
Henüz 19 yaşındayken; evimizin kütüphanesinde anne-babamdan kalan, incecik, turuncu kapaklı bir kitap geçti elime. İlgimi çekmişti; merakımdan bir çırpıda okudum, tekrar okudum, tekrar-tekrar defalarca okudum. Kime yazıldığı belli olmayan, “Sahibini Arayan Mektuplar” dı, Ümit Yaşar Oğuzcan’dan. Her kadın dedim; bu mektupların, kendisi için yazılmasını ister; öyle etkilenmiştim işte. Beni o derece etkileyen mektupları, bugün kendi sesimden, o kadar etkileyici okuyabilecek miyim bilmiyorum. Umarım dinlediğinizde; zamanında benim üzerimde yarattığı etkiyi, sizin üzerinizde bırakabilirim. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın anısına…
-
20
Ümit Yaşar Oğuzcan / Sahibini Arayan Mektuplar / Onikinci Mektup
Henüz 19 yaşındayken; evimizin kütüphanesinde anne-babamdan kalan, incecik, turuncu kapaklı bir kitap geçti elime. İlgimi çekmişti; merakımdan bir çırpıda okudum, tekrar okudum, tekrar-tekrar defalarca okudum. Kime yazıldığı belli olmayan, “Sahibini Arayan Mektuplar” dı, Ümit Yaşar Oğuzcan’dan. Her kadın dedim; bu mektupların, kendisi için yazılmasını ister; öyle etkilenmiştim işte. Beni o derece etkileyen mektupları, bugün kendi sesimden, o kadar etkileyici okuyabilecek miyim bilmiyorum. Umarım dinlediğinizde; zamanında benim üzerimde yarattığı etkiyi, sizin üzerinizde bırakabilirim. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın anısına…
-
19
Ümit Yaşar Oğuzcan / Sahibini Arayan Mektuplar / Onbirinci Mektup
Henüz 19 yaşındayken; evimizin kütüphanesinde anne-babamdan kalan, incecik, turuncu kapaklı bir kitap geçti elime. İlgimi çekmişti; merakımdan bir çırpıda okudum, tekrar okudum, tekrar-tekrar defalarca okudum. Kime yazıldığı belli olmayan, “Sahibini Arayan Mektuplar” dı, Ümit Yaşar Oğuzcan’dan. Her kadın dedim; bu mektupların, kendisi için yazılmasını ister; öyle etkilenmiştim işte. Beni o derece etkileyen mektupları, bugün kendi sesimden, o kadar etkileyici okuyabilecek miyim bilmiyorum. Umarım dinlediğinizde; zamanında benim üzerimde yarattığı etkiyi, sizin üzerinizde bırakabilirim. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın anısına…
-
18
Ümit Yaşar Oğuzcan / Sahibini Arayan Mektuplar / Onuncu Mektup
Henüz 19 yaşındayken; evimizin kütüphanesinde anne-babamdan kalan, incecik, turuncu kapaklı bir kitap geçti elime. İlgimi çekmişti; merakımdan bir çırpıda okudum, tekrar okudum, tekrar-tekrar defalarca okudum. Kime yazıldığı belli olmayan, “Sahibini Arayan Mektuplar” dı, Ümit Yaşar Oğuzcan’dan. Her kadın dedim; bu mektupların, kendisi için yazılmasını ister; öyle etkilenmiştim işte. Beni o derece etkileyen mektupları, bugün kendi sesimden, o kadar etkileyici okuyabilecek miyim bilmiyorum. Umarım dinlediğinizde; zamanında benim üzerimde yarattığı etkiyi, sizin üzerinizde bırakabilirim. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın anısına…
-
17
Ümit Yaşar Oğuzcan / Sahibini Arayan Mektuplar / Dokuzuncu Mektup
Henüz 19 yaşındayken; evimizin kütüphanesinde anne-babamdan kalan, incecik, turuncu kapaklı bir kitap geçti elime. İlgimi çekmişti; merakımdan bir çırpıda okudum, tekrar okudum, tekrar-tekrar defalarca okudum. Kime yazıldığı belli olmayan, “Sahibini Arayan Mektuplar” dı, Ümit Yaşar Oğuzcan’dan. Her kadın dedim; bu mektupların, kendisi için yazılmasını ister; öyle etkilenmiştim işte. Beni o derece etkileyen mektupları, bugün kendi sesimden, o kadar etkileyici okuyabilecek miyim bilmiyorum. Umarım dinlediğinizde; zamanında benim üzerimde yarattığı etkiyi, sizin üzerinizde bırakabilirim. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın anısına…
-
16
Ümit Yaşar Oğuzcan / Sahibini Arayan Mektuplar / Sekizinci Mektup
Henüz 19 yaşındayken; evimizin kütüphanesinde anne-babamdan kalan, incecik, turuncu kapaklı bir kitap geçti elime. İlgimi çekmişti; merakımdan bir çırpıda okudum, tekrar okudum, tekrar-tekrar defalarca okudum. Kime yazıldığı belli olmayan, “Sahibini Arayan Mektuplar” dı, Ümit Yaşar Oğuzcan’dan. Her kadın dedim; bu mektupların, kendisi için yazılmasını ister; öyle etkilenmiştim işte. Beni o derece etkileyen mektupları, bugün kendi sesimden, o kadar etkileyici okuyabilecek miyim bilmiyorum. Umarım dinlediğinizde; zamanında benim üzerimde yarattığı etkiyi, sizin üzerinizde bırakabilirim. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın anısına…
-
15
Assos / Yazan ve seslendiren K.Tunga Çağlayan
En güzel haziranda, en güzel günlerde, en güzel denizde; Assos gibi bir yerdeyim. An'lar var, Anı'lar var unutulmayacak; okudukça, dinledikçe hatırlanacak. ASSOS Uykuyu haram yazmışlar, uykusuzluğu ceza bana. Kapasam ayrı, kapamasam ayrı dert perdesini gözlerimin. Kapatana kadar düşünceler çiziyor resmini, –bir ressam edasıyla aklıma; Kapadıktan sonra; rüyalarıma. Her yerdesin; istesem de, istemesem de… İçmeye tövbe ettiğim içinden, zümrüt yeşili şişede, Kulaklarıma fısıldayarak sahili tarayan denizin dalgalarındasın. Ayak tabanlarımı ovalarcasına batan yumru taşlarda, Şehir ışıklarına kalkan koymuş izbe gökyüzünde, Bir takımyıldızının meydan okuyan parlaklığındasın. Güneşin yeni bir güne değil, fani bedenime doğuşunda, Aciz sokak lambalarına, tepeden bakan bir projektör ışığındasın. Boğazıma yakarcasına dizilen, yeşil-kırmızı tuzlu salatada, Izgaradan yeni çıkmış bir balığın kokusundasın. - Sesini özlediğim- nefes almaya çalışan tıkalı bir burunda, Sırtımda hissetmek istediğim, kırılmış uzun bir tırnaktasın. Kalbime kefen yaptığım, kilometrelerce uzanan saçlarda, Sessiz geceye nokta koyan, bir sürü köpeğin ulumasındasın. Tenimde, nereden kaldığı muamma tuz tortusunda, Soğuk denizde gece vakti yüzen bir çiftin titreyen kahkahasında, Gözlerimde beliren silüetle, sabaha kadar konuşma arzumdasın. Yıllarca dilime gelmeyen iyikimsin, tekrar hayaller kurduran keşkem… Yaşamadıklarıma pişmanlığımsın serin bir yaz gecesinde, yaşadıklarıma şükrettiğim; Uyanıkken apansız beliren, -rüyamda gülümseyerek- uykumu usturayla defalarca bölensin. Sol göğsümdeki sızıyı, bir kılıç dövmesiyle kalbimde bırakan, kollarımda uyutamadığım; Boğazımda düğümlenen iki kelimeyi, kaybetmekten korktuğumdan, söyleyemediğimsin. Kalbime derinden saplanan, paslı çivi olsan; Başka çivi seni de söker, der, atardım da; Namludan henüz çıkmış bir merminin şarapnel Parça-sısın; Parça-lamadan, Parça-lanmadan çıkmayan, Ben çıkartmak istedikçe, canımı yakacak olan.
-
14
Ümit Yaşar Oğuzcan / Sahibini Arayan Mektuplar / Yedinci Mektup
Henüz 19 yaşındayken; evimizin kütüphanesinde anne-babamdan kalan, incecik, turuncu kapaklı bir kitap geçti elime. İlgimi çekmişti; merakımdan bir çırpıda okudum, tekrar okudum, tekrar-tekrar defalarca okudum. Kime yazıldığı belli olmayan, “Sahibini Arayan Mektuplar” dı, Ümit Yaşar Oğuzcan’dan. Her kadın dedim; bu mektupların, kendisi için yazılmasını ister; öyle etkilenmiştim işte. Beni o derece etkileyen mektupları, bugün kendi sesimden, o kadar etkileyici okuyabilecek miyim bilmiyorum. Umarım dinlediğinizde; zamanında benim üzerimde yarattığı etkiyi, sizin üzerinizde bırakabilirim. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın anısına…
-
13
La Perla / Şiir / Yazan ve seslendiren K.Tunga Çağlayan
Marmaris, La Perla Tango Festivali'nin hissettirdikleri.
-
12
Ümit Yaşar Oğuzcan / Sahibini Arayan Mektuplar / Altıncı Mektup
Henüz 19 yaşındayken; evimizin kütüphanesinde anne-babamdan kalan, incecik, turuncu kapaklı bir kitap geçti elime. İlgimi çekmişti; merakımdan bir çırpıda okudum, tekrar okudum, tekrar-tekrar defalarca okudum. Kime yazıldığı belli olmayan, “Sahibini Arayan Mektuplar” dı, Ümit Yaşar Oğuzcan’dan. Her kadın dedim; bu mektupların, kendisi için yazılmasını ister; öyle etkilenmiştim işte. Beni o derece etkileyen mektupları, bugün kendi sesimden, o kadar etkileyici okuyabilecek miyim bilmiyorum. Umarım dinlediğinizde; zamanında benim üzerimde yarattığı etkiyi, sizin üzerinizde bırakabilirim. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın anısına…
-
11
Ümit Yaşar Oğuzcan / Sahibi Arayan Mektuplar / Beşinci Mektup
Henüz 19 yaşındayken; evimizin kütüphanesinde anne-babamdan kalan, incecik, turuncu kapaklı bir kitap geçti elime. İlgimi çekmişti; merakımdan bir çırpıda okudum, tekrar okudum, tekrar-tekrar defalarca okudum. Kime yazıldığı belli olmayan, “Sahibini Arayan Mektuplar” dı, Ümit YaşarOğuzcan’dan. Her kadın dedim; bu mektupların, kendisi için yazılmasını ister; öyle etkilenmiştim işte. Beni o derece etkileyen mektupları, bugün kendi sesimden, o kadar etkileyici okuyabilecek miyim bilmiyorum. Umarım dinlediğinizde; zamanında benim üzerimde yarattığı etkiyi, sizin üzerinizde bırakabilirim. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın anısına…
-
10
Ümit Yaşar Oğuzcan / Sahibini Arayan Mektuplar / Dördüncü Mektup
Henüz 19 yaşındayken; evimizin kütüphanesinde anne-babamdan kalan, incecik, turuncu kapaklı bir kitap geçti elime. İlgimi çekmişti; merakımdan bir çırpıda okudum, tekrar okudum, tekrar-tekrar defalarca okudum. Kime yazıldığı belli olmayan, “Sahibini Arayan Mektuplar” dı, Ümit Yaşar Oğuzcan’dan. Her kadın dedim; bu mektupların, kendisi için yazılmasını ister; öyle etkilenmiştim işte. Beni o derece etkileyen mektupları, bugün kendi sesimden, o kadar etkileyici okuyabilecek miyim bilmiyorum. Umarım dinlediğinizde; zamanında benim üzerimde yarattığı etkiyi, sizin üzerinizde bırakabilirim. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın anısına…
-
9
Ümit Yaşar Oğuzcan / Sahibini Arayan Mektuplar / Üçüncü Mektup
Henüz 19 yaşındayken; evimizin kütüphanesinde anne-babamdan kalan, incecik, turuncu kapaklı bir kitap geçti elime. İlgimi çekmişti; merakımdan bir çırpıda okudum, tekrar okudum, tekrar-tekrar defalarca okudum. Kime yazıldığı belli olmayan, “Sahibini Arayan Mektuplar” dı, Ümit Yaşar Oğuzcan’dan. Her kadın dedim; bu mektupların, kendisi için yazılmasını ister; öyle etkilenmiştim işte. Beni o derece etkileyen mektupları, bugün kendi sesimden, o kadar etkileyici okuyabilecek miyim bilmiyorum. Umarım dinlediğinizde; zamanında benim üzerimde yarattığı etkiyi, sizin üzerinizde bırakabilirim. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın anısına…
-
8
Trende 2 / Şiir / Yazan ve seslendiren K.Tunga Çağlayan
Henüz 21 yaşındayken; Haydarpaşa’dan Eskişehir’e gece 22.00 sularında, Anadolu Ekspresi ile seyahat ederken; yanı başımda oturan güzel bir kız için yazdığım bu şiiri, Eskişehir’de inerken boşalttığım 20 numaralı koltuğa bırakmıştım, telefonumu ve ismimi de ekleyerek. Bayram dönüşü, İstanbul’daki evime vardığımda çalmıştı ev telefonum. “Şiirin çok güzeldi” demişti karşımdaki ses. Tanıştık o liseli kızla... Trende ve gelen konuşmanın sonrasında hissettiklerimle ilgilidir; Trende 1 ve Trende 2 şiirlerim. O zamanlar da duygularım, şimdiki yaşımda hissettiklerim kadar yoğunmuş. Belki, daha rasyonelim artık; ama hamuruma, şimdi olduğu gibi, o zaman da sevgi katılmış. İnsan çok değişiyor zamanla; ama özümüz aynı kalıyor.
-
7
Trende 1 / Şiir / Yazan ve seslendiren K.Tunga Çağlayan
Henüz 21 yaşındayken; Haydarpaşa’dan Eskişehir’e gece 22.00 sularında, Anadolu Ekspresi ile seyahat ederken; yanı başımda oturan güzel bir kız için yazdığım bu şiiri, Eskişehir’de inerken boşalttığım 20 numaralı koltuğa bırakmıştım, telefonumu ve ismimi de ekleyerek. Bayram dönüşü, İstanbul’daki evime vardığımda çalmıştı ev telefonum. “Şiirin çok güzeldi” demişti karşımdaki ses. Tanıştık o liseli kızla... Trende ve gelen konuşmanın sonrasında hissettiklerimle ilgilidir; Trende 1 ve Trende 2 şiirlerim. O zamanlar da duygularım, şimdiki yaşımda hissettiklerim kadar yoğunmuş. Belki daha rasyonelim artık; ama hamuruma, şimdi olduğu gibi, o zaman da sevgi katılmış. İnsan çok değişiyor zamanla; ama özümüz aynı kalıyor.
-
6
Ümit Yaşar Oğuzcan / Sahibini Arayan Mektuplar / İkinci Mektup
Henüz 19 yaşındayken; evimizin kütüphanesinde anne-babamdan kalan, incecik, turuncu kapaklı bir kitap geçti elime. İlgimi çekmişti; merakımdan bir çırpıda okudum, tekrar okudum, tekrar-tekrar defalarca okudum. Kime yazıldığı belli olmayan, “Sahibini Arayan Mektuplar” dı, Ümit Yaşar Oğuzcan’dan. Her kadın dedim; bu mektupların, kendisi için yazılmasını ister; öyle etkilenmiştim işte. Beni o derece etkileyen mektupları, bugün kendi sesimden, o kadar etkileyici okuyabilecek miyim bilmiyorum. Umarım dinlediğinizde; zamanında benim üzerimde yarattığı etkiyi, sizin üzerinizde bırakabilirim. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın anısına…
-
5
Ümit Yaşar Oğuzcan / Sahibini Arayan Mektuplar / Birinci Mektup
Henüz 19 yaşındayken; evimizin kütüphanesinde anne-babamdan kalan, incecik, turuncu kapaklı bir kitap geçti elime. İlgimi çekmişti; merakımdan bir çırpıda okudum, tekrar okudum, tekrar-tekrar defalarca okudum. Kime yazıldığı belli olmayan, “Sahibini Arayan Mektuplar” dı, Ümit Yaşar Oğuzcan’dan. Her kadın dedim; bu mektupların, kendisi için yazılmasını ister; öyle etkilenmiştim işte. Beni o derece etkileyen mektupları, bugün kendi sesimden, o kadar etkileyici okuyabilecek miyim bilmiyorum. Umarım dinlediğinizde; zamanında benim üzerimde yarattığı etkiyi, sizin üzerinizde bırakabilirim. Ümit Yaşar Oğuzcan’ın anısına…
-
4
K.Tunga Çağlayan'dan Ümit Yaşar / Kardeş Değiliz 15.Bölüm
Şiirleri, en çok bestelenen şair Ümit Yaşar'dan.
-
3
K.Tunga Çağlayan'dan Ümit Yaşar / Kardeş Değiliz 14.Bölüm
Şiir'i sevmemin baş aktörü Ümit Yaşar'ın Seninle Kardeş Değiliz şiirinin 14. bölümü
-
2
K.Tunga Çağlayan / Bir İnsanı Olmalı İnsanın
İnsanın hayatında birisi olmalı demişti; düzenli olarak kanatacağı, sonra iyileştireceği, sonra tekrar kanatacağı...Siz, birbirinizin insanı mısınız?...
-
1
K.Tunga Çağlayan / Aritmetik
İki insan ne için beraber olur; tek başlarına ( kendi tercihleriyse eğer) mutlu iseler...
We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.
No matches for "" in this podcast's transcripts.
No topics indexed yet for this podcast.
Loading reviews...
Loading similar podcasts...