Hakikat Adalet Hafıza

PODCAST · society

Hakikat Adalet Hafıza

Hafıza Merkezi, ağır insan hakkı ihlallerine ilişkin hakikatlerin ortaya çıkmasına, ihlallerden etkilenenlerin adalete erişimine ve toplumsal hafızanın güçlenmesine katkıda bulunur. Bu platformda, unutulan hikayelere, tanıklıklara ve adalet arayışlarına ses veriyoruz. Yayınlarımızda hak ihlallerinin görünür kılınmasını, toplumsal hafızanın korunmasını ve yaşanan adaletsizliklerin kayıt altına alınmasını amaçlıyoruz.Hafıza Merkezi çalışmaları hakkında bilgi almak için web sitesimizi ziyaret edebilir, soru ve yorumlarınız için [email protected] adresinden bize ulaşabilirsiniz.

  1. 15

    Zorla Yerinden Etme, Sınıf ve Sermaye Birikimi (Özgür Sevgi Göral & Foti Benlisoy)

    Özgür Sevgi Göral ve Foti Benlisoy, devlet şiddeti formu olarak zorla yerinden edilme pratiklerini, sınıf oluşumu ve sermaye birikimi süreçleriyle birlikte tartışıyor.  Özgür Sevgi Göral, Saint-Joseph Fransız Lisesi'nin ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü'nde erken dönem cumhuriyette çocuk suçluluğu ve ıslahevleri üzerine yüksek lisans yaptı. Zorunlu göç ve göçün İstanbul kentsel alanındaki etkilerine dair doktora çalışmasını Ecole des Hautes Etudes en Sciences Sociales'de tamamladı. İstanbul Teknik Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve Boğaziçi Üniversitesi'nde çeşitli dersler verdi. Hafıza Merkezi'nin kurucularındandır.Foti Benlisoy, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Lisansüstü ve doktora çalışmalarını Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümünde yürüttü. Uzun zamandan beri çevirmen ve editör olarak birçok yayınevi ve dergiyle çalışmaktadır. istos yayın’ın kurucularındandır.

  2. 14

    Tatavla'dan 1964'e 'Milli Basın' (Ceren Sözeri & Aytek Soner Alpan)

    Ceren Sözeri ve Aytek Soner Alpan, Türkiye Rum toplumunu derinden etkileyen 1929 Tatavla Yangını ve 1964 Rum Sürgünü arasındaki bağı basının rolüyle birlikte tartışıyor.   Ceren Sözeri, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisidir. Araştırma alanları arasında Türkiye’de medya sahipliği, medyada ayrımcılık, nefret söylemi, ifade ve basın özgürlüğü yer almaktadır. Evrensel yazarıdır.  Aytek Soner Alpan, yüksek lisans derecesini Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden iktisat, doktora derecesini ise University of California, San Diego'dan tarih alanında almıştır. Yüksek lisans ve doktora çalışmaları esnasında 1923 Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi'nin çeşitli boyutlarına odaklanan Alpan'ın akademik ilgi alanları arasında zorunlu yerinden etme pratikleri ve mültecilik deneyimi, Osmanlı Rum Cemaati, Osmanlı İmparatorluğu ve Yunanistan'da Türkçe-dilli Rumlar, bellek çalışmaları ve tarihyazımı bulunmaktadır. Çalışmaları çeşitli akademik dergilerde ve kitaplarda yer alan Alpan, istos yayın tarafından yayımlanan 1929 Tatavla Yangını ve Tatavla’nın ‘Kurtuluş’u kitabının yazarı, Μουχατζηρναμέ / Muhacirname: Κaramanlı Muhacirler için Şiirin Sedası kitabının ise ortak editörlerindendir. Akademik çalışmalarını Kanada'da Simon Fraser University - SNF Centre for Hellenic Studies'de doktora-sonrası araştırmacı olarak sürdürmektedir.

  3. 13

    Hayvanların Tehciri (Rober Koptaş & Özlem Güçlü)

    Rober Koptaş ve Özlem Güçlü, Türkiye’deki zorla yerinden etme politikalarının sürekliliğini, Hayırsızada’dan günümüze sokak hayvanlarına yönelik tehcir ve katliam politikaları üzerinden tartışıyor.  Rober Koptaş, 1977’de İstanbul’da doğdu. Lusavoriçyan, Karagözyan, Surp Haç Tıbrevank okullarından sonra Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü’nde lisans eğitimini tamamladı. Boğaziçi Üniversitesi’nde, yazar, hukukçu, mebus Krikor Zohrab hakkındaki teziyle Modern Türkiye Tarihi yüksek lisansı derecesini aldı. Üniversite öğrenciliği yıllarından itibaren çalıştığı Aras Yayıncılık’ta 2015-2023 arasında genel yayın yönetmenliği yaptı. 2006’da “Hayat, Olduğu Gibi” başlığı altında köşe yazıları yazmaya başladığı Agos gazetesinde, 2007’de Hrant Dink’in katledilmesinin ardından editör olarak görev aldı; 2010-2015 arasında gazetenin genel yayın yönetmenliğini üstlendi. 2013’te kızı Saren doğdu. Express, 1+1, Mesele, Agos, Notos, Toplumsal Tarih, Tarih ve Toplum, Birikim, Bianet, K24, Gazete Duvar, Civilnet gibi çeşitli mecralarda yazı, söyleşi ve makaleleri yayımlandı. Romanı Unufak Eylül 2024’te İletişim Yayınları’nca basıldı. İstanbul’da yaşıyor, yazıyor ve yeni romanı üzerinde çalışıyor.Özlem Güçlü, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğ­retim üyesidir. Doktorasını School of Oriental and African Studies, University of London, Medya ve Film Çalışmaları Merkezi’nde; yüksek lisansını Central European University, Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Bölümü’nde; lisansını Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde tamamladı. “Female Silences”, “Turkey’s Crises: Gender”, “Nation and Past in the New Cinema of Turkey” (2016) adlı kitabın yazarı; “Queer Tahayyül” (2013) adlı kitabın derle­yenlerindendir. Son yıllarda, hayvanların görünürlük rejimleri ve sinemada hayvan temsilleri üzerine düşünüyor ve yazıyor. Kasım 2014’ten beri Dodi’yle birlikte yaşıyor.

  4. 12

    Sanatın Yerinden Edilmesi (Hera Büyüktaşçıyan & Banu Karaca)

    Hera Büyüktaşcıyan ile Banu Karaca, 1964’te sürgün edilen ressam İvi Stangali’yi ve mülksüzleştirmenin bir tezahürü olarak gayrimüslim sanatçıların üretimlerinin sanat tarihi yazınında görünmezleştirilmesini tartışıyor. Hera Büyüktaşcıyan, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden 2006 yılında mezun oldu. Büyüktaşçıyan, işlerinde boşluk ve görünmezlik kavramlarıyla, kimlik, bellek, mekân ve zaman ilişkisi üzerinden imgesel bir bağ kurarak yeni anlatılar oluşturur. Sanatçı son işlerinde “yersiz-yurtsuzlaşma” ve “boşluk-yokluk” kavramlarını kolektif bellek içinde sorgulamak için, kent ile benlik ve ötekilik düzlemlerinin arasındaki varoluşsal denge üzerinde odaklanıyor. 2019 Toronto Sanat Bienali'nde Yükselen Sanatçı Ödülü'nü kazandı. Hera Büyüktaşçıyan, Belles Artes, Filipinler (2018); Delfina Foundation, Londra (2014); Villa Waldberta, Münih (2012–13); AIRDrop, Stockholm (2012); PiST/// Disiplinlerarası Proje Alanı, İstanbul (2012); Ye­revan Arts and Cultural Studies Laboratory ACSL, Erivan (2011) misafir sanatçı programlarında yer aldı. Banu Karaca, politik antropoloji, sanat, estetik ve kültür politikalar ile feminist hafıza konusunda çalışan bir araştırmacı ve akademisyendir. Sanatta sansür, müzeler, cinsiyet ve görsel okuryazarlık ile sanat eserlerin iadesi konularında makaleleri olan Karaca, aynı zamanda The National Frame: Art and State Violence in Turkey and Germany [Ulusal Çerçeve: Türkiye ve Almanya’da Sanat ve Devlet Şiddeti] (2021) başlıklı kitabın yazarı ve Women Mobilizing Memory (2019)’nin [Hafızayı Harekete Geçiren Kadınlar] ortak editörüdür. Türkiye’de sanatta sansürü belgeleyen Siyah Bant’ın kurucularından olan Karaca, şu sıralarda Forum Transregionale Studien, Berlin ve European Research Council desteğiyle, yağmalanmış ve mülksüzleştirilmiş sanat eserlerinin Türkiye ve Avrupa’nın süregiden şiddet tarihlerinde sanata dair akademik ve yasal bilgi üretimini nasıl şekillendirdiğini üzerine çalışıyor.

  5. 11

    Adli ve Adi Vakalar: Mülksüzleştirme (Seda Altuğ & Atilla Lök)

    Seda Altuğ ve Atilla Lök, 1964 Rum Sürgünü’nden yola çıkarak zorla yerinden etme, mülksüzleştirme ve vatandaşlık politikaları arasındaki ilişkinin sürekliliğini hukuki pratiklere değinerek tartışıyor.Seda Altuğ, Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü’nde öğretim üyesidir ve modern Ortadoğu tarihi alanında çalışmaktadır. Araştırma konuları arasında modern Suriye, Türkiye ve geç Osmanlı İmparatorluğu’nda mezhepçilik, şiddet, mülteciler, azınlıklar, toprak meselesi, sınır ve hafıza çalışmaları yer almaktadır.Atila Lök, 2004 yılından bu yana kurucusu olduğu Diyalog Hukuk Bürosu'nda avukatlık yapmaktadır ve azınlık hakları alanında çalışmaktadır.

  6. 10

    İmroz’dan Antakya’ya 1964 (Şule Can & Yorgos Katsanos)

    Şule Can ve Yorgos Katsanos, İstanbul’un ötesine bakarak 1964 Rum Sürgünü’nün eğitim, toprak ve mülkiyet politikaları üzerindeki etkilerini, İmroz ve Antakya’daki Rumlara yönelik kurumsal ayrımcılığın farklı görünürlük biçimlerini ele alıyor.Şule Can, Samandağ’da doğdu. Lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi ve Almanya Köln Üniversitesi’nde tamamladı. Yüksek lisans derecesini Bilgi Üniversitesi Kültürel İncelemeler Bölümü’nden, doktorasını ise Binghamton Üniversitesi (ABD-New York) Kültürel Antropoloji Bölümü’nden aldı. 2019 yılında Waterloo Üniversitesi (Kanada) Antropoloji Bölümü’nde doktora sonrası saha araştırmacısı olarak çalıştı. Çalışma alanları arasında Antakya sözlü tarihi, sınır antropolojisi, mülteciler, göç politikaları, etnisite ve din konuları yer almakta olup, bu alanlarda çeşitli makaleler ve kitap bölümleri yayımlamıştır.Yorgos Katsanos, Demokritus Üniversitesi Karadeniz Dili, Kültürü ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olduktan sonra Leiden Üniversitesi Türk Çalışmaları Bölümü’nde yüksek lisansını tamamladı. Atina Üniversitesi’nde modern tarih alanında “Yunan Vatandaşlarının İstanbul’dan Sınır Dışı Edilmeleri (1964-1965)” başlıklı teziyle doktora çalışmalarını sürdürmektedir. 2018-2019 yıllarında Kadir Has Üniversitesi Yabancı Diller Yüksekokulu’nda Misafir Öğretim Görevlisi olarak Yunanca dersleri vermiştir. Her iki disiplinde de çeşitli yayınları bulunmaktadır. 2017’den beri istos yayın ekibinde yer almaktadır

  7. 9

    1964’te Ne Oldu? (İlay Romain Örs & Emre Can Dağlıoğlu)

    İlay Romain Örs ve Emre Can Dağlıoğlu, Türkiye’de yaşayan binlerce Rum’un zorla göç ettirildiği sürgün kararını, dönemin politik atmosferini ve sürgünün Rum toplumu üzerindeki etkilerini konuşuyor.İstanbul doğumlu İlay Romain Örs, Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji ve Siyaset Bilimi Bölümleri’nden mezun olduktan sonra doktora eğitimini Sosyal Antropoloji alanında Harvard Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Atina’da yaşayan İstanbullu Rumlar üzerine yoğunlaşan alan araştırması 2018’de Palgrave Macmillan tarafından Diaspora of the City: stories of cosmopolitanism from Istanbul and Athens adı altında yayımlanmıştır. Halen Atina’da araştırmalarını sürdürmekte, Türk-Yunan ilişkileri, Rumlar, azınlıklar, göçmenler, toplumsal hareketler, çokkültürlülük ve kent kimliği konularında yazmaya devam etmektedir.Emre Can Dağlıoğlu, Stanford Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doktora öğrencisi. İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültürel Çalışmalar Bölümü ve Clark Üniversitesi Holokost ve Soykırım Çalışmaları Bölümü’nde lisansüstü çalışmaları yapan Dağlıoğlu, geç dönem Osmanlı ve Türkiye tarihinde egemen olmayan gruplar üzerinde çeşitli yayınlar yaptı. Halihazırda, geç dönem Osmanlı İmparatorluğu’nda global kapitalistleşmenin finansal ağlar, sosyopolitik ilişkiler ve çevresel dönüşüm üzerindeki etkileri üzerine çalışıyor.

  8. 8

    Adalet

    “İktidarın yaratmaya çalıştığı, o bizi kriminalize etmeye çalışırken, Kürt kadınları sadece ne konuşur, işte sadece barış konuşur, kayyum karşıtlığı konuşur… Hayır. Yani bunları konuşuyoruz elbette. Biz devlet kaynaklı, yani polis, asker kamu görevlilerinin kadınlara karşı cinsel şiddeti ya da işte diğer şiddet türlerini üretmesine dair birtakım işler yapıyoruz ama aynı zamanda bütün yasal değişikliklerle ilgili, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmeyle ilgili, nafaka hakkımızla ilgili ya da TCK 103 ile ilgili yapılan bütün değişikliklere, yasal değişikliklere dair de söyleyecek sözümüz var, bunlar bizi de etkiliyor. Dolayısıyla o ayrışmayı yapmaya çalışan iktidarın karşısında biz o bütünlüklü mücadeleyi de sağlamayı başardık.”Sessiz Kalma’nın bu bölümünde kadın hakları savunucusu Adalet Kaya’nın hikâyesini dinliyoruz. Adalet Kaya, kadın hakları savunucusu, Rosa Kadın Derneği Başkanı. 22 Kasım 2016 tarihinde yayımlanan KHK ile Mardin Büyükşehir Belediyesi’ndeki görevinden ihraç edildi. Bir grup kadınla birlikte 2018 yılında Diyarbakır’da Rosa Kadın Derneği’ni kurdu. Derneğin yönetici ve üyelerine yönelik ilk operasyon 17 Mayıs 2020 tarihinde düzenlendi. 5 gün sonra tutuklandı, cezaevi şartlarının daha da kötüleştiği pandemi döneminde üç ay cezaevinde kaldı. Kaya, 2020 yılından bu yana tam üç kez evine sabaha karşı yapılan baskınlarla gözaltına alındı. Kaya hakkında dernek faaliyetleri gerekçe gösterilerek “terör örgütü üyesi olmak” iddiasıyla hazırlanan dört iddianame, Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde birleştirildi, tek bir dava olarak devam ediyor. Adalet Kaya, kadın hakları için mücadelesini sürdürüyor.Bu podcast serisi Hafıza Merkezi tarafından Hollanda Helsinki Komitesi desteğiyle Postane Stüdyo’da üretilmiştir. Konsept, kurgu ve seslendirme: Ceren Yartan Söyleşi: Banu Tuna Proje koordinatörü: Kerem ÇiftçioğluAsistan: Ece KoçakKayıt ve ses düzenleme: Onur Temel Grafik tasarım: Ayşe Ezgi Yıldız

  9. 7

    Fidan

    “Boşanmak istediği için öldürülen, kıskançlık bahanesiyle öldürülen, tayt giydiği için öldürülen, rüyasında başka şekilde gördüğü için öldürülen, aldattığını düşündüğü için öldürülen, yani türlü türlü bahanelerle kadınlar öldürülüyor bu topraklarda. Ve daha eşit, özgür yaşamak istedikleri için. Ne yapmış kadınlar? Kendi hayatıyla ilgili karar almış. Sessiz kalmamış. Bu yüzden öldürülüyor kadınlar. Fakat burada şu cesareti görmemiz lazım hepimizin, eğer kadınlar ölmesin istiyorsak, öldürülmesin istiyorsak; örneğin o kadınlar her gün bu haberleri görmesine rağmen boşanma kararından vazgeçmiyorsa, çalışma kararından vazgeçmiyorsa, kendi bağımsız hayatını kurma kararından vazgeçmiyorsa, o evliliğinden ayrı kendine ayrı bir hayat kurma kararından vazgeçmiyorsa, bundan büyük bir cesaret yok.”Sessiz Kalma’nın bu bölümünde kadın hakları savunucusu Fidan Ataselim’in hikâyesini dinliyoruz. Fidan Ataselim, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu kurucularından, Kadın Meclisleri Genel Sekreteri, hak savunucusu… Kadın cinayetlerinin önlenmesi, sebep olan ihmallerin gündeme taşınması, kadınların ve LGBTİQ+’ların özgür ve eşit yaşam koşullarına sahip olması, 6284 sayılı yasa gibi koruyucu, önleyici yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesi için çalışıyor. Platform üyeleriyle beraber bugüne kadar hakkında birçok dava açıldı; 30 Kasım 2019’da Kadıköy’de gerçekleştirilen Las Tesis eylemi bunlardan biriydi. Ayrıca Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneği’ne karşı açılan kapatma davası gündemde. Ataselim, platform üyeleriyle birlikte bütün bu yıldırma çabaları karşısında kadınların yaşam hakkını savunmaya devam ediyor.Bu podcast serisi Hafıza Merkezi tarafından Hollanda Helsinki Komitesi desteğiyle Postane Stüdyo’da üretilmiştir. Konsept, kurgu ve seslendirme: Ceren Yartan Söyleşi: Banu Tuna Proje koordinatörü: Kerem ÇiftçioğluAsistan: Ece KoçakKayıt ve ses düzenleme: Onur Temel Grafik tasarım: Ayşe Ezgi Yıldız

  10. 6

    Melike

    “Yeni aktivistler ve bir sonraki nesildeki insanlar için daha güvenli bir ortam yaratabilmek için mücadeleye devam ediyorum. Çünkü ben ne kadar mücadele edersem, ben ne kadar sesimi çıkarırsam, ben ne kadar onlar için alan açarsam onlar da o kadar daha rahat edecekler ve daha rahat ettiklerinde onlar da daha fazla özgürlük alanı açacaklar.”Sessiz Kalma’nın bu bölümünde aktivist Melike Balkan’ın hikâyesini dinliyoruz. Melike Balkan, LGBTİ+ aktivisti, ÜniKuir Derneği’nin Genel Koordinatörü. ODTÜ’de öğrenciyken parçası olduğu ODTÜ LGBTİ Dayanışması’nın 10 Mayıs 2019’da düzenlediği ODTÜ Onur Yürüyüşü’ne yönelik polis müdahalesi sırasında gözaltına alındı. Gözaltına alınan 18 öğrenci ve bir akademisyenle birlikte haklarında “kanuna aykırı gösteri yürüyüşüne katılarak ihtara ve zor kullanmaya rağmen dağılmamakta direnme” iddiasıyla dava açıldı. Sonraki dönemde de birlikte yargılandığı ÜniKuir Derneği kurucusu Özgür Gür ile birlikte çeşitli soruşturmalara ve ev baskınlarına maruz kaldı. ODTÜ Onur Yürüyüşü Davası’ndan beraat eden Melike Balkan, LGBTİ+ hakları için mücadele etmeye devam ediyor.Bu podcast serisi Hafıza Merkezi tarafından Hollanda Helsinki Komitesi desteğiyle Postane Stüdyo’da üretilmiştir. Konsept, kurgu ve seslendirme: Ceren Yartan Söyleşi: Banu Tuna Proje koordinatörü: Kerem ÇiftçioğluAsistan: Ece KoçakKayıt ve ses düzenleme: Onur Temel Grafik tasarım: Ayşe Ezgi Yıldız

  11. 5

    Erol

    “Türkiye’de biraz şey gibiyiz, hastanelerdeki acil servisler gibiyiz; doktorumuz yok deme lüksümüz yok. Akşamında bir gazeteci havalimanından gözaltına alınıyorsa veyahut hafta sonu bir toplumsal eylemde meslektaşlarımız darp ediliyor, gözaltına alınıyorsa oracıkta müdahale etmek şeyiniz var.”Sessiz Kalma’nın bu bölümünde gazeteci Erol Önderoğlu’nun hikâyesini dinliyoruz. Erol Önderoğlu, Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Türkiye temsilcisi, diğer bir deyişle “gazetecilerin gazetecisi.” Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma amacıyla başlatılan Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği kampanyasına katıldığı için 2016 yılında tutuklandı ve sonrasında yargılandı. 2019 yılında beraatle sonuçlanan dava, istinaf mahkemesinin beraat kararını bozmasının ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tekrar görülmeye başladı. Önderoğlu’nun “terör örgütü propagandası yapmak,” “suç işlemeye alenen tahrik etme,” “suçu ve suçluyu övme” suçlamalarıyla yargılandığı davanın son duruşmasında 2018’de AKP’den milletvekili aday adayı olduğu ortaya çıkan bir hâkimin heyette olduğu gerekçesiyle avukatlar reddi hâkim talebinde bulundu. Önderoğlu, medya ve ifade özgürlüğü savunuculuğuna devam ediyor.Bu podcast serisi Hafıza Merkezi tarafından Hollanda Helsinki Komitesi desteğiyle Postane Stüdyo’da üretilmiştir. Konsept, kurgu ve seslendirme: Ceren YartanSöyleşi: Banu TunaProje koordinatörü: Kerem ÇiftçioğluAsistan: Ece KoçakKayıt ve ses düzenleme: Onur TemelGrafik tasarım: Ayşe Ezgi Yıldız

  12. 4

    Neşe

    “Sadece ben değil, benle asla bir şey olmaz. Ben diye bir şey yok; bir bütün olarak mücadele ettiğimiz için, Artvin halkı olarak, biz olarak mücadele ettiğimiz için bir şeyleri başardık. Kimse ön planda değil yani. Öyle bir şey yok yani. Bir dernek olmak zorunda işte, onun da bir başkanı, sekreteri, bir bilmemnesi formalitesi olmak zorunda ama diğer insanlar da aynı hakka sahip. Yani aynı söz hakkına sahip zaten büyük kurul dediğimiz. Yani bütün siyasileri, STK’ları bir araya getirip, toplanıp, ortak karar verip uyguladık hep.”Sessiz Kalma’nın bu bölümünde yaşam alanı savunucusu Neşe Karahan’ın hikâyesini dinliyoruz. Neşe Karahan, Temmuz 1995’te Cerattepe’de altın ve bakır madeni tehdidine karşı kurulan Yeşil Artvin Derneği’nin Başkanı. Bugüne kadar madene karşı yürüttükleri mücadele sebebiyle Karahan’ın da aralarında olduğu dernek üyelerine ve mücadeleyi destekleyen Artvin halkına karşı birçok dava açıldı. Bölgeyi maden faaliyetinden korumak adına 245 gün boyunca tuttukları nöbet Şubat 2016’da yoğun polis müdahalesiyle karşılaştı. Bu süreç sonrası, “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” gibi suçlamalarla 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ettikleri iddiasıyla çeşitli davalarda yargılandılar. Bu podcast serisi Hafıza Merkezi tarafından Hollanda Helsinki Komitesi desteğiyle Postane Stüdyo’da üretilmiştir. Konsept, kurgu ve seslendirme: Ceren Yartan Söyleşi: Banu Tuna Proje koordinatörü: Kerem ÇiftçioğluAsistan: Ece KoçakKayıt ve ses düzenleme: Onur Temel Grafik tasarım: Ayşe Ezgi Yıldız

  13. 3

    Bülent

    “Halk sağlığı çalışmasını kamuoyuna açıklamak zaten bir bilim insanı için etik bir zorunluluk. Yani aksi bir sorundur. O mesela benim hiç aklıma gelmedi: Yargılanır mıyım? Öyle mi olur? Böyle mi olur?”Sessiz Kalma’nın bu bölümünde gıda mühendisi Bülent Şık’ın hikâyesini dinliyoruz. Bülent Şık, gıda mühendisi, akademisyen, çevre ve insan hakları aktivisti. Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye’nin batısında artan kanser vakaları ile toprak, hava ve su kirliliği arasındaki olası bağı araştıran raporunu kamuoyuna açıkladığı için yargılandı. Raporu hazırlayan birçok araştırmacıdan biri de Şık’tı. “Göreve ilişkin bilgilerin açıklanması” suçlamasından 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırıldı, istinaf mahkemesinin cezası bozmasıyla birlikte beraat etti. Bu kararı Yargıtay’a taşıyan savcılık, Şık’ın göreve ilişkin sırrı açıklayarak suç işlediğini ve cezalandırılması gerektiğini iddia ediyor.Bu podcast serisi Hafıza Merkezi tarafından Hollanda Helsinki Komitesi desteğiyle Postane Stüdyo’da üretilmiştir. Konsept, kurgu ve seslendirme: Ceren Yartan Söyleşi: Banu Tuna Proje koordinatörü: Kerem ÇiftçioğluAsistan: Mine Çetin Kayıt ve ses düzenleme: Onur Temel Grafik tasarım: Ayşe Ezgi Yıldız

  14. 2

    Özlem

    “Annemin bana hep söylediği bir şey var. Ters emeklemeye başladın sen, geri geri emeklemeye başladın, muhalif olacağın bebeklikten belliydi diyor. Ama yani, hep bir vicdanlı tarafım vardı çocukluğumdan itibaren. Yani hiçbir zaman hayatım boyunca kar sevmedim mesela. Herkes için oyun alanı idi, benim için yoksullar üşüyecek vardı kafamda.”Sessiz Kalma’nın ilk bölümünde aktivist Özlem Dalkıran’ın hikâyesini dinliyoruz. Özlem Dalkıran, aktivist, çevirmen, yazar. Uluslararası Af Örgütü Türkiye şubesinin kurucu üyelerinden. 5 Temmuz 2017’de Büyükada’da Yurttaşlık Derneği’ni temsilen bulunduğu eğitim çalıştayı sırasında kendisi gibi dokuz hak savunucusuyla birlikte gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan 30 saat boyunca haber alınamadı. Sonrasında tutuklandı. Bunu izleyen üç yıllık yargılama sürecinde tüm hayatı değişti. Özlem Dalkıran’a “örgüte yardım” suçundan 1 yıl 13 ay hapis cezası verildi, istinaf başvurusu esastan reddedildi. Dalkıran hayatını ve hak savunuculuğunu yurtdışında sürdürüyor.Bu podcast serisi Hafıza Merkezi tarafından Hollanda Helsinki Komitesi desteğiyle Postane Stüdyo’da üretilmiştir. Konsept, kurgu ve seslendirme: Ceren Yartan Söyleşi: Banu Tuna Proje koordinatörü: Kerem ÇiftçioğluAsistan: Mine Çetin Kayıt ve ses düzenleme: Onur Temel Grafik tasarım: Ayşe Ezgi Yıldız

  15. 1

    Başlarken

    Hafıza Merkezi’nin İnsan Hakları Örgüt ve Savunucularının Desteklenmesi Projesi Sessiz Kalma, şimdi ismini bir podcast serisine veriyor. Sessiz Kalma podcast serisi ile hak savunucularının yaşam hikâyelerini dinliyor, insan hakları gündemi ve geleceğini tartışıyoruz. Sekiz bölümlük seri ile dinleyiciler, eylemlerde en önde gördükleri, mücadelelerine tanıklık ettikleri, haklarında tutuklama ve yargılama haberleri okudukları hak savunucularının hayat hikâyelerini öğrenecek. Hak savunucularının önemli dönemeçleri, aileleri, çocukluk ve gençlik yılları, onları zor olanı seçmeye iten değerleri… Hafıza Merkezi tarafından Hollanda Helsinki Komitesi desteğiyle Postane Stüdyo’da üretilen Sessiz Kalma’nın yeni bölümlerini iki haftada bir Çarşamba günleri günleri Spotify ve Apple Podcasts üzerinden dinleyebilirsiniz.Hak savunucuları, faaliyetleri ve karşı karşıya kaldıkları riskler hakkında daha fazla bilgi almak için Sessiz Kalma web sitemizi ziyaret edin: https://www.sessizkalma.org/trİnsan hakları savunucuları ile ilgil güncel haber almak için İnsan Hakları Savunucuları Dayanışma Ağı bültenine abone olun: https://ihsda.org/Hafıza Merkezi çalışmaları hakkında bilgi almak için web sitesimizi ziyaret edin: https://hakikatadalethafiza.org/Hafıza Merkezi faaliyetleri ile ilgili güncel haber almak için bültenimize abone olun: https://bulten.hakikatadalethafiza.org/form

Type above to search every episode's transcript for a word or phrase. Matches are scoped to this podcast.

Searching…

No matches for "" in this podcast's transcripts.

Showing of matches

No topics indexed yet for this podcast.

Loading reviews...

ABOUT THIS SHOW

Hafıza Merkezi, ağır insan hakkı ihlallerine ilişkin hakikatlerin ortaya çıkmasına, ihlallerden etkilenenlerin adalete erişimine ve toplumsal hafızanın güçlenmesine katkıda bulunur. Bu platformda, unutulan hikayelere, tanıklıklara ve adalet arayışlarına ses veriyoruz. Yayınlarımızda hak ihlallerinin görünür kılınmasını, toplumsal hafızanın korunmasını ve yaşanan adaletsizliklerin kayıt altına alınmasını amaçlıyoruz.Hafıza Merkezi çalışmaları hakkında bilgi almak için web sitesimizi ziyaret edebilir, soru ve yorumlarınız için [email protected] adresinden bize ulaşabilirsiniz.

HOSTED BY

Hafıza Merkezi

URL copied to clipboard!