Mustafa Çay

PODCAST · education

Mustafa Çay

Bu Podcast sayfasında sizinle her pazartesi sabah 08:00'de hayata dair dair güncel ses kayıtlarımı paylaşacağım. Merak ettiğiniz soruları ya da paylaşmamı istediğiniz konuları bana sosyal medya hesaplarımdan iletebilirsiniz.

  1. 318

    Zengin Narsistler ve Fakir Narsistler

    Hiç kendinizi, harcadığınız her kuruşu meşrulaştırmak zorunda hissettiniz mi? Ya da karşınızdaki kişinin cömertliğinin neden yalnızca belirli kişilere, belirli anlarda aktığını merak ettiniz mi?Bu bölümde çok konuşulan ama çok az anlaşılan bir dinamiği masaya yatırıyoruz: ilişkilerde para üzerinden kurulan manipülasyon...Para hakkında konuşmak, pek çok kültürde hâlâ "kabalık" sayılır. Ama bazı ilişkilerde para, o ilişkinin gerçek yüzünü gösteren tek aynadır. Ve o aynaya ne kadar geç bakarsanız, kendinizden de o kadar uzaklaşırsınız.Bu bölümde şunları konuşuyoruz:Zengin ve fakir narsistlerin para karşısındaki tutumu neden temelde aynıdır?"Senin için ayrı kural, benim için başka kural" dinamiği ilişkilere nasıl yansır?Finansal gaslighting nedir ve sizi nasıl kendi gerçekliğinizden koparır?Narsistik kişiler para aracılığıyla statü mü kurar, kontrol mü?Yıllarca fark edilemeyen bu örüntüyü nasıl tanıyabilir ve kendinizi nasıl koruyabilirsiniz?Belki de en sarsıcı gerçek şu: narsizm lüks bir hastalık değildir. Spor arabası olan da olmayan da aynı mimariyle işler. Cüzdan kalın olabilir, ince olabilir ama oyunun kuralları hiç değişmez.Bu bölüm; ilişkisinde sürekli kendini küçük hisseden, haklılığını kanıtlamaktan yorulan ve "acaba ben mi yanlış düşünüyorum?" diye içinden geçiren herkese adanmıştır.Her türlü soru, görüş ve destek talepleriniz için:  [email protected]Önemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde ele alınan konular yalnızca psikolojik farkındalık ve genel bilgilendirme amacıyla paylaşılmaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi önerisi içermemektedir. Kendiniz ya da yakınlarınız hakkında ciddi endişeler taşıyorsanız, lütfen bir psikolog, psikiyatrist veya ilgili sağlık profesyoneline başvurunuz.

  2. 317

    Neden Celladına Aşık Olursun?

    Bir hapishane düşünün… Duvarları yok, demir parmaklıkları yok, kapısı ardına kadar açık. Ama siz, bilerek ve isteyerek çıkmıyorsunuz.Bu bölümde, insan zihninin en derin ve en az konuşulan paradokslarından birini masaya yatırıyoruz: Sizi yavaş yavaş yok eden birine neden sırılsıklam âşık olunur? Beyin, acıyı nasıl sevgiye dönüştürür? Ve en zeki, en güçlü insanlar bile bu döngünün içine neden düşer?Bu Bölümde Neler Konuştuk?Stockholm Sendromu'nun 1973'teki o çarpıcı banka soygunundan günümüze nasıl uzandığını, toksik ilişkilerin neden mükemmel bir başlangıçla sahneye çıktığını ve idealizasyon, değersizleştirme, yeniden yakınlaşma döngüsünün beyinde nasıl bir bağımlılık yarattığını konuştuk.Toksik bir ilişkiden neden ayrılamadığınızı ya da çevrenizde bunu yaşayan birini neden bir türlü anlayamadığınızı merak ediyorsanız; bu bölüm tam olarak o soruya cevap veriyor.Bu Bölümde Ele Aldığımız Konular:→ Stockholm Sendromu nedir ve günlük ilişkilerde nasıl görünür?→ Narsistik ilişki dinamiklerinde idealizasyon, değersizleştirme ve yeniden yakınlaşma döngüsü→ Travma bağı neden romantik bağdan çok daha güçlüdür?→ Beyin neden kaos ile tutkuyu birbirine karıştırır?→ "Neden ayrılamıyorum?" sorusunun gerçek ve bilimsel yanıtı→ Farkındalık bu döngüyü kırabilir mi?Dinledikten sonra aklınızda kalan sorular, paylaşmak istediğiniz düşünceler ya da bir sonraki bölüm için öneri ve talepleriniz için her zaman yazabilirsiniz: [email protected]Önemli Bilgilendirme:Bu podcast yalnızca psikolojik farkındalık ve bilgilendirme amacı taşımaktadır. İçeriklerde yer alan hiçbir bilgi, herhangi bir psikolojik tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerini tutmaz. Kendinizle ya da yakınlarınıza ilişkin ciddi bir endişe yaşıyorsanız, lütfen alanında uzman bir psikolog veya psikiyatrist ile görüşün.

  3. 316

    Narsistin Olduğu Yerde, Neden Kazanamazsınız?

    Bir ilişki biter. Ama o ilişki sizi bırakmaz.Adres değiştirirsiniz, telefonu kapatırsınız, belki şehri bile terk edersiniz. Yine de gecenin sessizliğinde tanıdık bir ses belirir: "Acaba haklı mıydı? Acaba ben mi abartıyordum?" Bu bölümde tam olarak o sesin anatomisini konuşuyoruz.Narsistik ilişkiler neden hep aynı büyülü sahneyle başlar ve o sahnenin arkasında ne vardır? Çocuklukta öğrendiğimiz "hayatta kalma stratejileri" bizi yetişkinlikte nasıl yanlış bir pusulayla donatır? Slot makinesi etkisi nedir ve beyin neden öngörülemeyen ödüllere bağımlılık geliştirir? "Değişecek" umudu neden iyileşmenin önündeki en büyük engeldir? Ve masadan kalkmak ne anlama gelir?Her türlü soru, öneri ve iş birliği için: [email protected]Önemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde yer alan bilgiler; genel farkındalık amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi önerisi içermemektedir. Kendiniz ya da sevdikleriniz hakkında ciddi endişeler taşıyorsanız, lütfen bir psikolog, psikiyatrist veya uzman hekim desteğine başvurun.

  4. 315

    Sosyal Medyadaki Gizli Narsistler: Kimlere Dikkat Etmelisiniz?

    Geceleri yatmadan önce telefonu açıyorsunuz. Birinin kusursuz tatil fotoğrafı, hiç tanımadığınız birinin "mükemmel hayatı." Ve siz, yarı karanlıkta o ekrana bakıyorsunuz.O an içinizde ne olduğunu hiç düşündünüz mü?Bu bölümde, dijital çağın en sinsi psikolojik tuzağını konuşuyoruz: kırılgan narsisizm. Kibirli, sahneyi hep kendine çeviren klasik narsist portresi artık tek tehlike değil. Asıl dikkat edilmesi gereken tip çok daha az görünür; sürekli incinmiş, sürekli mağdur, sürekli "kimse beni anlamıyor" diyen; ama içinde sessizce kaynayan bir benlik açlığı taşıyan o tanıdık tip.Sosyal medya bu tipi icat etmedi. Ama ona mükemmel bir sahne kurdu.Bu bölümde şu soruların peşine düşüyoruz:Neden başkalarının hayatı ekranda hep daha parlak görünür? Beğeni beklerken aslında ne arıyoruz? Alfred Adler'in bir asır önce tanımladığı "aşağılık duygusu" bugün algoritmayla nasıl buluştu? Ve en önemlisi; vitrin ile gerçek benlik arasındaki mesafe kapanırsa ne olur?Cevaplar, sandığınızdan çok daha kişisel.Çünkü bu bölümün sonunda fark edeceksiniz ki: Narsisizm yalnızca "öteki insanlar" meselesi değil. Sosyal medyanın mimarisi, kıyaslama alışkanlığını, onay bağımlılığını ve sahte benlik inşasını hepimize sistematik olarak öğretiyor. Ve öğrendiğimizi çoğu zaman fark etmiyoruz.Winnicott'tan Adler'e, vitrin metaforundan dijital çağın kimlik krizine uzanan bu bölüm; bir suçlama değil, bir farkındalık daveti.Yeni bölümlerden haberdar olmak için podcast'i takip etmeyi unutmayın.Sorularınız, görüşleriniz ve iş birliği teklifleri için her zaman ulaşabilirsiniz: [email protected]: Bu podcast bölümünde paylaşılan içerikler genel psikoloji eğitimi ve farkındalık amacıyla hazırlanmıştır; herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerine geçmez. Kendinizde ya da sevdiklerinizde ciddi psikolojik belirtiler gözlemliyorsanız, lütfen alanında uzman bir psikolog veya psikiyatriste başvurunuz.

  5. 314

    Narsistin En Büyük Kabusu: Yok Sayılmak

    Narsisti tanımak sanıldığı kadar kolay değil. Kibir, büyüklenmecilik, bencillik… Bunlar yalnızca dışarıya bakan yüzler. Asıl hikâye, çok daha derinde başlıyor. Bu bölümde, narsisizmin en az konuşulan ama en yıkıcı boyutuna giriyoruz: Yakınlık kuramamak. Neden bu kadar çekici başlarlar? Neden bir süre sonra her şey bir boşluk gibi hissettirir? Ve en önemlisi; sizi bırakmıyorlarsa, bu sevgi mi, yoksa başka bir şey mi?Otto Kernberg'in derin klinik gözlemlerinden Dr. Douglas Weiss'ın yakınlık anoreksiyası kavramına uzanan bu yolculukta, narsistik ilişkilerin işleyişini katman katman açıyoruz. Ekmek kırıntısı dinamiğini, gelecek vaatlerinin psikolojisini ve bu örüntünün kökenlerini; hem romantik ilişkilerde hem de ebeveyn-çocuk bağında birlikte inceliyoruz.Belki yıllarca kendinizi suçladınız. Belki hâlâ "biraz daha sabredersem" diye bekliyorsunuz. Belki de sadece anlamak istiyorsunuz... Bu bölümde konuşulanlar:Gerçek yakınlık nedir ve narsist neden ondan kaçar?Sevgi bombardımanından ekmek kırıntısına giden yolYakınlık anoreksiyası: Duygusal bağlantıyı aktif olarak reddetmekGelecek vaatleri ve duygusal Ponzi şemasıNarsistik ebeveyn-çocuk dinamiği ve yetişkinliğe taşınan izlerNarsistin en büyük korkusu: Görünmez olmakVe en önemli soru: Buradan çıkış nasıl başlar?Sorularınız, deneyimleriniz veya iş birliği talepleriniz için her zaman ulaşabilirsiniz: [email protected] Hatırlatma: Bu bölümde paylaşılan içerikler psikolojik farkındalık ve eğitim amacı taşımaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerini tutmaz. Kendinizle ya da yakınlarınızla ilgili ciddi kaygılar yaşıyorsanız, lütfen uzman bir psikolog veya psikiyatriste başvurun.

  6. 313

    Narsist Yenilgiyi Kabul Eder mi?

    Bir gün gelir, tüm kanıtları masaya koyarsınız. Mesajlar, ekran görüntüleri, tarihler, tanıklar... Yıllarca biriktirdiğiniz her şey orada, gözler önündedir. Ve siz, mantığın er ya da geç kazanacağına inanırsınız. Çünkü gerçek, paylaşılan bir zemindir; gökyüzü mavidir, su ıslaktır, iki kere iki dörttür.Ama ya karşınızdaki kişi, sizinle aynı gerçeklik haritasını kullanmıyorsa?Bu bölümde, bir narsistin köşeye sıkıştığında inşa ettiği dört duvarı birlikte gezeceğiz. Her biri farklı malzemeden yapılmış, her biri farklı bir illüzyona dayanan ama hepsi de aynı şeyi koruyan dört duvar: Sorumluluktan kaçış.İlk duvarda, beklemediğiniz tuhaf bir sessizlikle karşılaşacaksınız. Bu sessizlik bir teslimiyet değil, kulağınızın duyamayacağı bir frekansta yayılan bir SOS sinyalidir; ve onu duyanlar, çoktan yola çıkmıştır. İkinci duvarda, konuşmanın içeriği değil, sesinizin tonu yargılanır. Evinizi yakan kişi, elinde benzin bidonuyla size dönüp gürültü yapmamanızı rica eder. Üçüncü duvar, insan zihninin karşılaşabileceği en absürt mimaridir; bir anda her şey silinir ve size öğle yemeğinde ne yiyeceğiniz sorulur. Ve son duvar... En ince ama en zehirli olanı. Roller tersine döner, mağdur sanık sandalyesine oturtulur ve siz, yıllar süren bir istismarı anlatırken kendinizi savunmak zorunda kalırsınız.Bu yolculuğun sonunda, belki de en sarsıcı soruyla yüzleşeceğiz: Ya "onu nasıl yenerim?" sorusunun kendisi, narsistik döngünün son tuzağıysa? Ya kazanmak, onu yenmek değil de oyundan çekilmekse?1973'te Herbert Freudenberger'in keşfettiği "tükenmişlik" kavramı, tam da burada devreye girer. İçeride kimsenin olmadığı bir kapıyı çalmaya devam ettikçe, yıpranan o kapı değil, sizin yumruğunuzdur. Belki de gerçek güç, itirafı koparmak değil; artık ihtiyaç duymadığınız bir itirafı beklemekten vazgeçmektir.Ve o vazgeçiş, özgürlüğün başlangıcıdır.📩 Her türlü görüş, soru, geri bildirim ve işbirliği önerileriniz için bana şu adresten ulaşabilirsiniz: [email protected] Önemli Bilgilendirme Bu podcast'te paylaşılan içerikler; farkındalık oluşturmak, bilgi sunmak ve genel psikoloji okuryazarlığına katkı sağlamak amacıyla hazırlanmaktadır. Burada anlatılanlar herhangi bir tanı, tedavi ya da terapi yerine geçmez; geçmesi de mümkün değildir. Her insanın hikâyesi kendine özgüdür ve gerçek bir profesyonelin değerlendirmesini gerektirir. Eğer yaşadıklarınızın günlük hayatınızı, ilişkilerinizi ya da ruhsal bütünlüğünüzü etkilediğini hissediyorsanız, lütfen alanında uzman bir hekime, psikiyatriste ya da klinik psikoloğa başvurmaktan çekinmeyin.

  7. 312

    Neden Hep "Arızalı" Tipleri Seçiyorsun?

    Kaç kez "bir daha asla" dedin? Kaç kez yeni bir ilişkiye umutla girdin ve kendini yine aynı yerde, aynı acıyla buldun?Bu bir tesadüf değil. Ve senin "yanlış birini seçme" konusunda özel bir yeteneğin de yok. Olan şey çok daha derin, çok daha sessiz ve çok daha eski bir şey...Bu bölümde nörobiyoloji, travma bilimi ve derin psikolojinin kesiştiği o karanlık noktaya gidiyoruz. Zihnin ve bedenin, neden tam olarak sana zarar verecek kişiyi mıknatıs gibi çektiğini konuşuyoruz.Benimle iletişime geçmek, sorularını sormak ya da düşüncelerini paylaşmak için: [email protected]Önemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler; psikoloji bilimine ve güncel araştırmalara dayalı psikoeğitim amaçlıdır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi yerine geçmez. Eğer ilişkilerinde tekrar eden örüntüler yaşadığını, duygusal olarak zorlandığını ve bunların günlük yaşamını etkilediğini fark ediyorsan, lütfen bir psikolog, psikiyatrist ya da ruh sağlığı uzmanına başvur.

  8. 311

    Belki de Narsist Olan Sensin!

    Gözlerini kapattığında zihninde beliren bir yüz var mı? Seni sürekli hayal kırıklığına uğratan, anlayışsız, bencil, hatta zaman zaman zalim bulduğun biri... Peki ya o kişi senden başkası değilse?Bu bölümde çok farklı bir yolculuğa çıkıyoruz. Başlangıç noktamız 16. yüzyıl Venedik'i ve dünyanın ilk modern aynasını keşfeden Murano'lu bir cam ustası... Varış noktamız ise çok daha yakın bir yer: Kendi iç dünyan.Narsizmi yanlış anlıyoruz. Hepimiz yanlış anlıyoruz."Narsist" kelimesini bir silah gibi kullanan, etiketi yapıştırıp hesabı kapatan ve kendini temize çıkaran bir çağda yaşıyoruz. Oysa asıl soru hiç sorulmuyor: Ben bu ilişkide nasıl bir insanım?Bu bölümde şunları konuşuyoruz:Narkissos gerçekte kendini sevmiyor muydu? Narsizm aslında nedir ve ne değildir? Büyüklenmeci, gizli, kötücül, toplumsal ve iyi huylu... 5 farklı narsist maskesi nasıl tanınır? Gaslighting nedir ve farkında olmadan sen de mi yapıyorsun? Duygusal aynalama nedir, çocukluk yaraları narsizmi nasıl şekillendirir? Empati gerçekten öğrenilebilir mi? Ve en önemlisi: Eleştirildiğinde büyüyor musun, yoksa zırhını mı kalınlaştırıyorsun?Sorularını ve düşüncelerini benimle paylaşmaktan çekinme: [email protected]Önemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde paylaşılan içerikler yalnızca genel psikolojik farkındalık ve bilgilendirme amacı taşımaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerini tutmaz. Kendinizle ya da sevdiklerinizle ilgili psikolojik bir endişe yaşıyorsanız, lütfen alanında uzman bir psikolog veya psikiyatristten profesyonel destek alın.

  9. 310

    Herkese "Narsist" Demeyi Bırak

    "Narsist" Demeyi Bırak: Gerçek Tehlikeyi Tanımayı ÖğrenYedi harf. Küçücük bir kelime. Ama son yıllarda bu sözcük öyle kontrolsüz yayıldı ki artık canımızı sıkan herkese, mesajına geç dönen sevgiliye, doğum günümüzü unutan arkadaşa, toplantıda sözümüzü kesen iş arkadaşına yapıştırılan bir etiket haline geldi.Bu bölümde çok kritik bir soruyu masaya yatırıyoruz: Herkese "narsist" diyerek gerçek tehdidi görme kapasitemizi kaybediyor muyuz?Bu bölümde :-Narsizm kelimesi nasıl bir kibritten yangına dönüştü ve bu yangın kimi yakıyor - Kırmızı bayrak kültürü sizi gerçek tehlikeden mi koruyor, yoksa yalnızlığa mı hapsediyor -Gaslighting ile yalan arasındaki o kritik fark: Haritayı silmek mi, yoksa sahte bir haritayla değiştirmek mi -Narsistler empati kuramaz mı? Bu popüler inanışın tehlikeli yanılgısı -Antagonizm şemsiyesi: Narsizmin çok ötesinde, çok daha geniş bir tablo -Gri kaya tekniği — geçici bir kalkan mı, yoksa ilişkinin onarım kapasitesini söküp atan bir bıçak mı -Affetmek zorunda mısın? Özgürleşmenin affetmek olmadan da mümkün olduğu o alan -Bedenin tuttuğu muhasebe: Kronik duygusal stresin fiziksel faturası -Psikolojik güvenlik nedir ve sağlıklı bir ilişkide onu nasıl tanırsınBelki yıllarca o yangını senin çıkardığını sandın. Sonra anladın ki yanmayı hak ettiğine inandırılmıştın. Bu bölüm, o farkı görmen için.Her türlü soru, görüş ve iş birliği için: [email protected]Önemli Açıklama: Bu podcast bölümünde yer alan bilgiler yalnızca genel farkındalık ve eğitim amacı taşımaktadır; herhangi bir psikolojik tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerini tutmaz. Kendinizde ya da yakınınızda duygusal istismar, ilişki örüntüleri veya psikolojik belirtilere dair endişeleriniz varsa lütfen bir uzman psikolog veya psikiyatristle görüşün.

  10. 309

    Özgüvenli Herkes Narsist Değildir

    Bir odaya girdiğinde havayı değiştiren, konuştuğunda kendini dinleten, kararlarının arkasında sapasağlam durabilen insanlar var. Peki bu insanlar gerçekten derin mi? Yoksa güneş vurduğunda göz kamaştıran ama altında yalnızca çamur ve taş olan sığ bir su birikintisi mi?Bu bölümde, belki de hayatınızdaki en önemli psikolojik ayrımı konuşuyoruz: Gerçek özgüven ile narsisizm arasındaki o ince ama hayati çizgi.Bu bölümde ele aldığımız konular:Narsistik kişiliğin dört farklı yüzü: büyüklenmeci, kırılgan, kötücül ve toplumsal narsist profillerini; her birinin ne kadar farklı göründüğünü ama hepsinin altında aynı sığlığı taşıdığını konuşuyoruz.Neden başlangıçta her şey bu kadar mükemmel hissettiriyor? Aşk bombardımanı, değersizleştirme ve terk etme döngüsünün bilinçaltınıza nasıl işlediğini ve bu döngüden çıkmanın neden göründüğü kadar basit olmadığını inceliyoruz.Gaslighting nedir ve gerçeklik algınızı nasıl yeniden yazıyor? "Ben mi yanlış anlıyorum?" sorusunun kendi zihninizdeki en büyük düşmana nasıl dönüştüğünü, somut ve derinlikli bir bakışla ele alıyoruz.Ruminasyon, pişmanlık ve öforik hatırlama... Bu üç psikolojik zincirin sizi derinliğinizden koparıp narsistin yüzeyinde nasıl tuttuğunu konuşuyoruz.Neden sistem narsistleri ödüllendiriyor? Servetin, gücün ve toplumsal yapının narsisistik örüntüleri nasıl beslediğini ve bu tablonun neden yalnızca bireysel bir sorun olmadığını tartışıyoruz.Ve belki de en önemli soru: Asıl mesele "karşımdaki narsist mi?" değil, "ben kendi derinliğimi ne kadar tanıyorum?" olmalı mı?Freud'dan Bugüne Narsizmin KökeniSigmund Freud'un 1914'te kaleme aldığı "Narsisizm Üzerine" makalesinden yola çıkarak; narsisizmin bir hastalık değil, insan gelişiminin doğal bir evresi olarak nasıl başladığını ve bazılarının bu evreden neden hiç çıkamadığını konuşuyoruz. Kırılan ayna metaforu üzerinden, bu örüntünün psikolojik kökenine iniyoruz.İletişim ve işbirliği için: Her türlü soru, görüş ve işbirliği talebinizi bize iletmek için:[email protected]Önemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler; psikolojik farkındalık ve genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerine geçmez ve bu iddiayı taşımaz. Kendinizde ya da sevdiklerinizde bu örüntüleri fark ettiğinizde, lütfen bir ruh sağlığı uzmanından profesyonel destek almaktan çekinmeyin.

  11. 308

    Narsistin Seni Kullandığını Gösteren Gizli İşaretler

    Sevgi emek ister. Ama o emek yalnızca sizden akıyorsa, fedakârlık tek taraflıysa ve siz her sabah "bugün ne yapsam hoşuna gider?" diye uyanıyorsanız… Bu artık sevgi değil, sessiz bir tükeniştir.Bu bölümde, narsisistik ilişkilerin sizi nasıl fark ettirmeden içten içe erittiğini konuşuyoruz. Yangın gibi değil; kokusuz, renksiz ama derinden zehirleyen bir duman gibi yayılan bu tehlikenin 6 katmanını adım adım açıklıyoruz.Belki "hayır" kelimesi boğazınızda düğümleniyor. Belki sürekli bir belirsizlik içinde bırakılıyorsunuz. Belki güzel anlarınız da oldu ve bu yüzden kendinizi sorgulamaktan vazgeçemiyorsunuz. Belki de nedenini bile bilmeden kendinizi özür dilerken buluyorsunuz.Bu bölüm tam da o anlar için hazırlandı.Çoğu içerik size şunu söyler: "Fark et, uzaklaş, kendini sev." Bunlar doğru. Ama yeterli değil. Çünkü asıl soru "Beni kullanıyor mu?" değil; "Ben bu dumanı neden bu kadar geç fark ettim?" sorusudur. Ve bu sorunun cevabı, yalnızca karşınızdaki kişide değil, kendi hikâyenizde de gizlidir.Her türlü soru, iş birliği ve iletişim için benimle şu adresten iletişime geçebilirsiniz: [email protected]Önemli Not: Bu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler yalnızca genel psikolojik farkındalık ve bilgilendirme amacı taşımaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerini tutmaz ve bu şekilde yorumlanamaz. Kendinizle ya da sevdiklerinizle ilgili ciddi bir durum söz konusuysa, lütfen alanında uzman bir psikolog, psikiyatrist veya hekim ile görüşünüz.

  12. 307

    İlk Buluşmada Narsisti Anlamanın Yolları

    Bir düşün… O akşam her şey mükemmeldi. Doğru sözler, doğru bakışlar, doğru zamanlama. Eve döndüğünde herkese onu anlattın. O gece heyecandan uyuyamadın. Ama aradan yıllar geçti ve geriye dönüp baktığında, tüm ipuçlarının zaten o gece, o masada durduğunu gördün…Peki o ipuçlarını o gece yakalayabilir miydin?Bu bölümde tam da bunu konuşuyoruz... İlk buluşmada narsistik örüntüyü nasıl okuyabileceğini, hangi sinyallerin gerçek bir bağ hissini, hangilerinin ise sofistike bir manipülasyon tekniğini işaret ettiğini adım adım anlatıyoruz. Bir dedektif gibi düşünmeyi öğrendiğinde, o masada karşında oturan kişiyi çok daha erken tanıyabilirsin. Ve bu bir güvensizlik değil, tam tersine kendine duyduğun saygının en sağlıklı ifadesi.Love Bombing: Işık mı, Projektör mü? Seni büyüleyen o ilk enerji gerçek bir bağ hissi mi, yoksa tam gözlerine doğru tutulmuş sahte bir ışık mı? Aşk bombardımanını sağlıklı ilgiden ayıran üç kritik unsur: zamanlama, hız ve orantısızlık.Aynalama Tekniği: Seninle mi Konuşuyor, Seni mi Yansıtıyor? Yoga yapıyorsun, o da yapıyor. Felsefeyi seviyorsun, o Nietzsche'ye hayran. Her söylediğine mükemmel bir karşılık buluyor. Bu bir rastlantı mı? Bu bölümde aynalamanın nasıl çalıştığını ve onu test etmenin pratik yolunu öğreneceksin.Garson Testi: Motor Kaputunu Aç Narsistik kişilik için dünya iki katmandan oluşur: üsttekiler ve alttakiler. O kişinin sana nasıl davrandığına değil, garson, kasiyer ya da otopark görevlisine nasıl davrandığına bak. Çünkü bir gün sana tam öyle davranacak.Bedenin Dili: En Güvenilir Dedektif Sensin Midenizde o hafif sıkışma hissi, farkında olmadan geriye yaslanmak, donuklaşan bir gülümseme… Bilinçli zihniniz onu haklı çıkarmaya çalışırken, bedeniniz senaryonun sonunu çoktan biliyordu. Bu bölümde bedeninin dilini nasıl okuyacağını konuşuyoruz.Neden Hep Aynı Kapıdan Giriyoruz? Cevap çoğu zaman çocukluk yıllarına uzanıyor. Kaosun aşk olarak kodlanması, tanıdık olanın güvenli hissettirmesi… Ve en önemlisi: bu kodlar değiştirilebilir.Sağlıklı Bir İlişki Nasıl Hissettirir? Tüm bu kırmızı bayrakların ardından, gerçekten besleyici bir bağın işaretleri neler? Maskenin olmadığı, en gerçek versiyonunla var olabildiğin bir buluşma nasıl hissettirir?Soru sormak, deneyimini paylaşmak ya da iş birliği için her zaman ulaşabilirsin:[email protected]Önemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde yer alan bilgiler yalnızca genel psikoloji bilgisi ve toplumsal farkındalık amacıyla paylaşılmaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi niteliği taşımamaktadır. Kendinizle ya da yakınlarınızla ilgili ciddi bir endişe yaşıyorsanız, lütfen bir psikolog veya psikiyatrist gibi alanında uzman bir sağlık profesyoneliyle görüşmenizi öneririz.

  13. 306

    Neden Akıllı İnsanlar Toksik İlişkilere Daha Kolay Düşer?

    İyi eğitimli, entelektüel, duygusal zekâsı yüksek, hayatın pek çok alanında başarılı… Ve yine de yıllarca toksik bir ilişkinin içinde. Bu bir çelişki değil. Bu, zekânın kendine dönük çalışma biçiminin en acı paradoksu.Bu bölümde birlikte, neden en analitik zihinlerin bile narsistik ilişki döngüsünden çıkmakta zorlandığını, empati kapasitesinin nasıl bir güçten tüketime dönüştüğünü ve travma bağının beyin kimyasında ne yaptığını konuşuyoruz. Ama sadece "neden yakalandınız" sorusunu değil, "buradan nereye gidilir" sorusunu da dürüstçe ele alıyoruz.Bu Bölümde Konuşulanlar:Zeki insanlar narsistik ilişkilerde döngüyü çözmek yerine döngüyü anlamlandırmaya çalışır. Ve bu çaba, onları ilişkiye daha da bağlar. Analitik beyin, anlamsız olanı anlamlandırma kapasitesine güvendiği anda en büyük tuzağa düşer.Empati bir güç olduğunda büyüleyici bir şeydir. Sınırsız kullanıldığında ise sizi tüketen bir sistemin yakıt deposuna dönüşür. Peki bu ikisi arasındaki sınırı nerede çizersiniz?Narsistik ilişki, beyin kimyası açısından bir kumarhane gibi çalışır. Tutarsız ödüller, dopamin ve kortizol sistemini ele geçirir. Ve irade, bu kimyanın karşısında bazen gerçekten yetersiz kalır. Bu bir zayıflık değil; bir biyolojik gerçekliktir.Bazı insanlar toksik ilişkide olduğunu tam olarak biliyor, her dinamiği görüyor ve yine de ayrılamıyor. Çünkü mahkeme çocuğu o evin içinde bıraktı. Çünkü ekonomik bağımlılık gerçek. Çünkü kültürel ve sosyal baskı somut. "Ceketini alıp gidebilmek" bir lüks ve herkes o lükse sahip değil.Ve son olarak: Kintsugi. Kırıklar sizi daha az değerli kılmaz. O izler, ateşte dövülmüşlüğün kanıtıdır. Narsistik bir ilişkiden geçmek size soluk soluğa kazanılmış bir bilgelik bırakır; insanları okuma yeteneği, gerçeği sahte güvenden ayırt etme hassasiyeti, sınır koyma kapasitesi. Bunların hepsi bedeliyle ödenmiş armağanlardır."Narsizmin dinamiklerini bilmeden 'neden fark etmedin?' demek, karanlıkta koşarken tökezleyen birine 'neden düştün?' demekle aynıdır. Elindeki fener yalnızca kendi önünü aydınlatır; bir başkasının karanlığını değil."— Mustafa ÇayHer türlü soru, görüş ve iletişim için: [email protected]Önemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler yalnızca psiko-eğitim ve farkındalık amaçlıdır; herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerine geçemez. Kendinizle ya da yakınlarınızla ilgili ciddi endişeleriniz varsa, lütfen alanında uzman bir psikolog veya psikiyatrist ile görüşün.

  14. 305

    Narsiste "Hayır" Dediğinde Başına Gelecekler

    Bugün sizi, çoğu insanın adını bile koyamadığı bir deneyimin tam ortasına götürüyorum.Hiç fark etmeden kayboluverdiniz, değil mi? Sevdiğiniz şeyler birer birer hayatınızdan çekildi. Arkadaşlarınız yavaş yavaş uzaklaştı. Sabahları uyandığınızda artık o gün nasıl bir insan olacağınıza siz değil, yanınızdaki kişinin ruh hali karar veriyordu. Ve en ürkütücüsü; aynaya baktığınızda karşınızdaki yüzü artık tam olarak tanıyamıyordunuz…İşte bu bölüm, tam olarak o anlar için.Bu bölümde :-Narsisistik istismar neden ani gelen bir çarpışma değil, yavaş yavaş biriken bir kar fırtınasıdır?-Kimliğiniz bir "ev" ise narsist bu eve nasıl taşınır ve odaları nasıl birer birer boşaltır?-Narsistle "kazanmaya" çalışmak neden büyük bir tuzaktır ve gerçek güç nerede saklıdır?-"Belki de ben hatalıyım…" düşüncesi neden narsistin elindeki en keskin silahtır?-Narsist bir ebeveynle büyümek: Beyne çocukken kazınan ve yıllarca peşimizi bırrakmayan inançlar…-Evinizin odalarını tek tek geri almanın sessiz ama sarsılmaz yoluBu bölümde hiçbir kavga taktiği, hiçbir "narsisti köşeye sıkıştırma" formülü yok. Bunun yerine çok daha sessiz, çok daha kalıcı bir şey var: Kendinize ait odaları yeniden açmanın yolu...Bazen en devrimci eylem, omuzları silkip "Ben gayet güzel buldum" diyebilmektir. Bazen tek bir cümle yeter: "Bunu tartışmak istemiyorum." Ve bazen de en büyük zafer, sessizce yemeğinize devam edebilmektir.Bugün size bir savaş değil, bir dönüş hikâyesi anlatıyorum. Evinize, yani kendinize dönüş…Yeni bölümlerden haberdar olmak için podcast kanalımıza abone olmayı unutmayın.Soru, öneri ve her türlü iletişim için:[email protected]Önemli Hatırlatma: Bu bölümde paylaşılan içerikler; psikolojik farkındalık ve psiko-eğitim amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi yerine geçmez. Kendinizi duygusal açıdan yoğun ve zorlayıcı bir süreçte hissediyorsanız, lütfen bir psikolog, psikiyatrist ya da alanında uzman bir sağlık profesyoneliyle görüşün.

  15. 304

    Karanlık Empatlar: Narsistlerden Bile Tehlikeli Olan Kişiler

    Tehlikeyi tanımayı öğrendik. Soğuk bakışlarda, sert sözlerde, mesafeli tavırlarda... Ama ya tehlike, tam tersi bir kılıkta geliyorsa? Ya sizi en iyi anlayan, en derinden dinleyen, "nihayet biri beni gördü" dedirten o kişi, aslında en büyük riski taşıyorsa?Bu bölümde:— Empatinin üç katmanı nedir ve karanlık empatlar bu katmanları nasıl taklit eder? — Bilişsel empati neden bazen bir bağ kurma aracı değil, bir istihbarat toplama silahına dönüşür? — "Seni anlıyorum" cümlesi neden bazen bir kurtarma halatı değil, bir kemend olabilir? — Karanlık empat ile klasik narsist arasındaki fark neden bu kadar kritik? — Gaslighting neden bazen yumrukla değil, mükemmel taklit edilmiş bir empatinin içini boşaltarak inşa edilir? — Kendinizi korumak için Gri Kaya Yöntemi'ni gerçekten nasıl uygularsınız? — İçinizdeki "bir şeyler eksik" sesini neden küçümsememelisiniz?Çok eski zamanlarda madenciler, zehirli gaz sızıntılarını anlamak için yanlarında küçük bir kanarya taşırlardı. Kanarya titrediğinde tehlike vardı. Biz de böyle bir içsel mekanizma taşıyoruz. Soğuğa, sertliğe, uzaklığa hemen tepki veriyor. Ama sıcaklığa, yakınlığa ve "seni anlıyorum" cümlelerine kanatlarını açarak rahatlamaya başlıyor.Karanlık empatlar, tam da bu rahatlamayı hedef alıyor.Bu bölüm, o kanaryayı yeniden uyandırmak için.Önemli Bilgilendirme:Bu podcast bölümünde paylaşılan içerikler yalnızca genel psikoloji farkındalığı ve eğitim amacı taşımaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi önerisi niteliği kesinlikle taşımamaktadır. Kendinizde ya da yakınlarınızda bu bölümde ele alınan örüntülerle örtüşen durumlar fark ediyorsanız, lütfen bir psikiyatrist veya klinisyen psikolog gibi alanında uzman bir sağlık profesyoneline başvurunuz.

  16. 303

    Narsist Ebeveynin Çocukta Bıraktığı Yara İzleri

    Bazı yaralar, bıçak gibi kesmez. Tokat atmaz. Ses çıkarmaz.En derin yaralar; aile fotoğrafları güzel olan, akşam yemeklerini birlikte yiyen, okul toplantılarına gelen evlerde açılır çoğunlukla... Sevginin bir silaha dönüştüğü, duyguların "gereksiz" sayıldığı, gerçeğin gasp edildiği evlerde…Bu bölümde, belki de hiç adını koyamadığın ama yıllardır içinde taşıdığın o ağırlığı konuşuyoruz.Narsistik bir ebeveynin açtığı yara neden en geç fark edilen yaradır? Bastırılan duygular nereye gider ve yetişkinlikte nasıl geri döner? Koşullu sevgiyle büyüyen biri, neden "ben bunu hak ettim mi?" diye sormaktan kurtulamaz? "Sen hayal görüyorsun" cümlesi bir çocuğun iç dünyasına ne yapar? Ve en önemlisi… bu döngü kırılabilir mi?Donald Winnicott'un "yeterince iyi ebeveyn" kavramından yola çıkıyor, Alice Miller'ın kendi geç farkındalığındaki cesaret dersini alıyor, Carl Rogers'ın koşullu pozitif ilgi teorisiyle içimizdeki o yorgun sesi tanımlıyoruz.Sonunda ise Japon kintsugi geleneğine uzanıyoruz. Çünkü kırıkları saklamak zorunda değilsin. Onları altınla doldurmak da mümkün.Önemli BilgilendirmeBu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler yalnızca farkındalık amacı taşımaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi hizmeti sunulmamakta; sunulan içerikler profesyonel klinik değerlendirmenin ya da bireysel terapinin yerini tutmamaktadır. Kendinizde veya sevdiklerinizde ruh sağlığına ilişkin belirtiler fark ediyorsanız lütfen alanında uzman bir psikolog, psikiyatrist veya klinisyene başvurunuz.

  17. 302

    Narsisistik Kontrol ve Gerçek Sevgi

    Bir ilişkinin sizi yıkıp yıkmadığını her zaman anlık fark edemezsiniz. Tıpkı sıcak bir yaz gününde saatlerce güneşin altında kalıp, hasarı ancak o gece duş alırken hissetmek gibi... Narsistik sevgi de tam olarak böyle çalışır. Sizi besler, doldurur, kendinizi özel hissettirirken; sessiz sedasız içinizi boşaltır.Bu bölümde, görünürde "iyi" olan ama derinden yıkan ilişkilerin perde arkasına bakıyoruz. Bağıran değil, sarılan; eleştiren değil, öven; ama her seferinde sizi biraz daha küçülten insanların nasıl tanınacağını konuşuyoruz.Bu bölümde:Biri sizi seviyor mu, yoksa sadece kontrol mü ediyor? Bunu nasıl anlarsınız?Neden bazı insanların yanında saatler geçirip maraton koşmuş gibi hissediyorsunuz?Bedenimiz, zihnimizden çok daha önce tehlikeyi nasıl algılıyor?Carl Jung'un "gölge teorisi", sabotaj ve kıskançlık arasındaki bağ nedir?Narsistik ilişkinin asıl hasarı neden "onların yaptıkları" değil, "sizi ne hâle getirdikleri"dir?Bu tür ilişkileri hayatınıza neden davet ettiğinizi anlamak, neden her şeyi değiştirebilir?Gerçek sevgi sevincinize koşar. Sahte sevgi onu yönetmeye çalışır.Mideniz bilir. Sezgileriniz bilir. On binlerce yıllık o kadim alarm sistemi bilir. Asıl mesele, o sesi duyduğunuzda ne yapacağınızdır.Önemli Bilgilendirme:Bu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler; psikoloji bilimi, araştırmalar ve klinik gözlemlere dayalı genel eğitim ve farkındalık amaçlı hazırlanmıştır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerini tutmaz. Kendiniz ya da bir yakınınız için profesyonel destek ihtiyacı hissediyorsanız, lütfen alanında uzman bir psikolog veya psikiyatrist ile görüşün. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere. Kendinize iyi bakın.

  18. 301

    Narsist Ağladığında...

    Gözyaşları, hissetmenin evrensel kanıtı sayılır. Ama narsisistik bir zihinde bu denklem çok farklı işler. Narsist ağladığında çoğunlukla sizi değil, sizin sağladığınız işlevi kaybetmenin acısını yaşıyordur; Statüyü. Onayı. Egosunu yansıtan aynayı.Bu bölümde şunları konuşuyoruz:-Narsisistik gözyaşlarının psikolojik arka planı-Nesne ilişkileri teorisi: İnsanları araç olarak görmek ne demek?-Araçsal kayıp ile gerçek yas arasındaki kritik fark-Narsistin öfkesi neden aslında bir yas tepkisidir?-Ortak kayıplarda yaşanan "acının gasp edilmesi" dinamiği-Kendi yasınıza sahip çıkmak için ne yapabilirsiniz?Narsisistik bireylerin hiç gerçek duygusu olmadığını söylemek hem bilimsel hem de insani açıdan yanlış olur. Ama o duyguların yüzeye çıkış biçimi ve sizin üzerinizdeki etkisi, bambaşka bir hikâye anlatır.Bu bölümün sonunda, o gözyaşlarına neden bu kadar takıldığınızı ve bu takılmanın sizi nasıl koruduğunu çok daha net göreceksiniz.Önemli BilgilendirmeBu bölümde paylaşılan bilgiler yalnızca psikoloji bilimine dayalı genel eğitim ve farkındalık amaçlıdır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi önerisi niteliği taşımamaktadır. Kendinizle veya yakınlarınızla ilgili endişe verici belirtiler yaşıyorsanız, lütfen psikiyatrist, klinisyen psikolog veya lisanslı psikoterapist gibi alanında uzman bir profesyonelden destek alınız.

  19. 300

    Neden İyi Giden Şeyleri Sabote Ederiz?

    Narsisist ya da toksik bir ilişkiden geçen insanların büyük çoğunluğu, o ilişki bittiğinde bir şeylerin de bittiğini sanır. Oysa asıl mesele tam da o noktada başlar. Çünkü o insanlar gider ama içinizde bir şey kalır. Ve kalan o şey, yeni ve güzel giden her şeyi tüketmeye devam eder.Bu bölümde psikolojinin en az konuşulan ama en çok yaşanan mekanizmalarından birini ele alıyoruz: Duygusal öz-sabotaj.Freud'un "tekrarlama kompulsiyonu" kavramından John Bowlby'nin bağlanma teorisine, nörobilimdeki travma araştırmalarından duygusal otoimmünite kavramına kadar geniş bir perspektifle şu sorunun cevabını arıyoruz: İnsanlar neden iyi olanı mahveder?Dinleyici Notu: Bu podcast bölümünde paylaşılan içerikler yalnızca psikolojik farkındalık ve bilgilendirme amacı taşımaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi ya da terapi yerine geçmez. Geçmiş ilişki travmalarının ya da ruh sağlığına ilişkin güçlüklerin yaşamınızı ciddi ölçüde etkilediğini hissediyorsanız, lütfen alanında uzman bir psikolog veya psikiyatrist ile görüşünüz.

  20. 299

    Narsist, "Beni Affet" Dediğinde Bunu Yap!

    Yıllar geçti. Çok şey yaşandı. Ve bir gün karşınıza geçti, gözlerinizin içine baktı ve "Özür dilerim. Gerçekten pişmanım.", dedi...O anda içinizde bir şeyler aktı. Bütün o yorgunluk, o "bir daha asla"lar... hepsi bir anda sarsıldı.Peki bu his nereden geliyor? Ve daha önemlisi, bu özür gerçek mi?Bu bölümde tam da bu sorunun içine dalıyoruz.Gerçek bir özür ile narsistik özür arasındaki fark tam olarak nedir?Narsistlerin özürleri neden bu kadar inandırıcı gelir?Empati, bir güç mü, yoksa sömürülmeye açık bir kapı mı?"Affettim" demek, geri dönmek anlamına mı gelir?Ve belki de en önemli soru: Affetmek mi gerekiyor, yoksa bırakmak mı?Bir narsist özür dilediğinde, odağın nerede olduğuna dikkat edin.Gerçek bir özür şöyle başlar: "Seni incittim ve senin acın benim için önemli." Narsistik özür ise şöyledir: "Ben çok kötü hissediyorum, gerçekten de çok zor bir dönemdeyim."Bu ince fark, aslında her şeyi söylüyor.Önemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde paylaşılan içerikler, psikoloji alanında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi niteliği taşımamaktadır. Kendinizde ya da yakınınızda duygusal istismar, travma veya ilişkisel zorluklar gözlemliyorsanız lütfen bir psikolog, psikiyatrist ya da uzman ruh sağlığı profesyoneline başvurunuz.

  21. 298

    Sevgi Sandığın Şey Onay İhtiyacı mı?

    Bugün çok derin, çok kişisel ve çok az konuşulan bir şeyi masaya yatırıyoruz: Sevgi sandığımız şeyin aslında onay olduğunu fark ettiğimizde ne hissederiz? Ve bu farkındalık, ilişkilerimizi nasıl kökten değiştirir?Bu bölümde şu soruların peşine düşüyoruz:-Neden onaylanmak, beyin için bir ölüm kalım meselesi haline gelir? -Eski Yunan'ın dört sevgi kavramı bize bugün ne söylüyor? -Narsistik ilişkilerde onay mekanizması nasıl bir silaha dönüşür? -Ve en önemlisi dışarıdan onay almadan da var olabilmek mümkün mü?Evrimsel psikolojiden Jungcu derinlik psikolojisine, bağlanma teorisinden nörobilime kadar pek çok perspektifi bir araya getirdiğimiz bu bölümde, belki de yıllardır aradığın sorunun cevabını bulacaksın.Çünkü en büyük özgürlük, onaylanmadan da var olabilmektir.Not: Bu bölümde ele alınan konular genel psikoloji bilgisi ve farkındalık amaçlıdır; tanı, tedavi veya terapi yerine geçmez. Kendinizde duygusal zorluklar ya da ilişki örüntüleri fark ediyorsanız, lütfen bir uzmana başvurmaktan çekinmeyin.

  22. 297

    Seni Görmek İstemiyorsa, Kendini Zorla Gösteremezsin

    Hayatınızın bir döneminde muhtemelen kendinize şu soruyu sordunuz: "Neden beni görmüyor?"Mesajlar yazdınız. Jestler yaptınız. Fedakarlıklarda bulundunuz. Belki aylar, belki yıllar boyunca… Ve yine de karşınızdaki kişi sizi gerçek anlamda görmedi, duymadı, fark etmedi.Bu bölümde,  o sorunun arkasındaki derin psikolojik dinamikleri masaya yatırıyoruz...-Görülmek neden sadece bir istek değil, biyolojik bir ihtiyaçtır? -John Bowlby'nin bağlanma teorisi ve Harlow'un ünlü maymun deneyi bize ne söylüyor? -Narsisistik kişilik yapısındaki biri neden sizi hiçbir zaman gerçek anlamda göremez ve bu neden sizin yetersizliğinizle ilgili değildir? -Kaygılı bağlanma stiliyle narsisizm neden bu kadar tehlikeli bir döngü yaratır? -Beynimiz sosyal dışlanmayı neden fiziksel acıyla aynı bölgede işler? -Winnicott'ın "yansıtıcı anne" kavramı ve görülmemiş çocukların yetişkinlik örüntüleri nelerdir? -Ve en önemlisi: Bu döngüden çıkmanın beş temel prensibi…Antik Yunan tragedyalarından Mevlâna'nın Sufi öğretisine, nesne ilişkileri kuramından modern nörogörüntüleme araştırmalarına uzanan zengin bir perspektifle bu bölümde yalnızca bir ilişki sorununun ötesine geçiyoruz. Görülmek meselesini, insanın varoluşsal ihtiyaçları bağlamında ele alıyoruz.NOT: Bu podcast bölümündeki bilgiler yalnızca psikolojik farkındalık ve eğitim amaçlıdır; herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerine geçemez. Kendi yaşamınızda profesyonel destek almanız gerektiğini düşünüyorsanız, lütfen bir uzman psikolog veya psikiyatriste başvurunuz.

  23. 296

    "Bir Gün Değişir" Masalı

    Dünyanın en çok okunan masalı bir kitapta yazmıyor. Ağızdan ağıza fısıldanıyor, kalpten kalbe geçiyor. Ve o masal şu: "Bir gün değişecek."Bu bölümde, o masalın anatomisini parçalara ayırıyoruz.Toksik bir ilişkide olduğunu biliyorsun. Her şeyi görüyorsun. Ama bir türlü çıkamıyorsun. Peki bu bir karakter zayıflığı mı? Özsaygı eksikliği mi? Hayır. Bu çok daha derin bir şey. Nörobiyolojik bir şey. Evrimsel bir şey.Pavlov'un koşullanma deneylerinden Skinner'ın aralıklı pekiştirme keşfine, Seligman'ın öğrenilmiş çaresizlik araştırmalarından batık maliyet yanılgısına kadar bilimin bize söylediği şey şu: Toksik ilişkilerde kalmak, binlerce yıllık evrimsel bir tuzağın sonucudur. Ve bu tuzağı görmek, ondan çıkmanın ilk adımıdır.Bu bölümde şu soruların cevabını arıyoruz:— Neden zararlı olduğunu bildiğin şeye bu kadar sıkı tutunuyorsun? — Aslında o kişiyi mi seviyorsun, yoksa hiç var olmayan bir kurguyu mu? — "Bırakamıyorum" ile "O geri gelecek" arasındaki fark neden bu kadar kritik? — Ve o "bir gün değişecek" umudunu gömmek gerçekten mümkün mü?Cevaplar, belki de daha önce hiç bu kadar net duymadığın bir yerden geliyor.Önemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde yer alan bilgiler yalnızca genel psikoloji eğitimi ve farkındalık amacıyla hazırlanmıştır; herhangi bir tanı, tedavi veya terapi yerine geçmez. Kendinizde ya da yakınınızda duygusal veya psikolojik güçlükler gözlemliyorsanız lütfen bir uzman psikolog veya psikiyatrist ile görüşün.

  24. 295

    "Seven Yaranamaz" Sözü Doğru mu?

    "Seven Yaranamaz" mı? Yoksa Bu Yüzyıllardır Bize Öğretilen En Tehlikeli İlişki Yanılgısı mı?Türkülerimizde duyulmuş, şiirlerimize işlenmiş, anneannelerimizin öğütlerinde yankılanmış bir cümle bu: "Seven yaranamaz."Ama hiç sordunuz mu kendinize… Bu cümle gerçekten doğru mu? Yoksa yıllarca acı içinde kaldığınız o ilişkide size en çok zarar veren şey, tam da bu inanç mıydı?Bu bölümde "seven yaranamaz" söyleminin kültürel köklerini, psikolojik etkilerini ve toksik ilişkilerde nasıl bir silaha dönüştüğünü tüm açıklığıyla masaya yatırıyoruz.Bu bölümde:— Antik Yunan'dan Osmanlı şiirine, Romantizm akımından günümüze uzanan "aşk ve acı" sarmalının tarihsel yolculuğu— Acıyı sevginin kanıtı sayan kültürel kodlarımız neden bu kadar derine işlemiş?— Travma bağı nedir ve beyin neden sizi yaralayan kişiye bağımlı kılıyor?— Dopamin ve kortizol dalgalanmaları: Toksik ilişki neden madde bağımlılığı gibi çalışır?— Gaslighting ve "seven yaranamaz" tuzağı: Manipülatif kişiler bu inancı nasıl kullanır?— John Gottman'ın 40 yıllık araştırmasının ışığında gerçek sevgi nasıl görünür?— "Seven yaranamaz" değil — "Seven iyileşir"Dinlerken kendinize şunu sorun:Acı çektiğim için mi seviyorum, yoksa sevdiğim için mi acı çekiyorum?Bu sorunun cevabı, sizi çok şeyi yeniden düşündürebilir.Önemli Açıklama:Bu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler; farkındalık ve kişisel gelişim amacıyla hazırlanmıştır. Burada aktarılan hiçbir içerik, profesyonel psikolojik değerlendirme, klinik tanı, tedavi ya da terapi hizmetinin yerini tutmaz ve tutması da amaçlanmamıştır. Kendinizde ya da yakınınızda duygusal, psikolojik veya ruhsal destek ihtiyacı hissediyorsanız, lütfen alanında uzman bir psikolog, psikiyatrist veya sağlık profesyoneline başvurun.

  25. 294

    Tek Taraflı Aşk, Tek Taraflı Çaba

    "Aşk mı Sandın? Belki de Hiç Öyle Değildi…"Kulağına fısıldayan o ses hâlâ orada mı?"Belki bu defa cevap verir. Belki bu kez fark eder. Belki yeterince seversem, değişir."Eğer kendin için bu soruları sormaya devam ediyorsan, bu bölüm tam sana göre.Türkçede aşk kelimesi, Arapça "ışk" kökünden gelir. Anlamı: sarmaşık. Kendi kökleri olmayan, başka bir gövdeye tutunarak var olmaya çalışan bir bitki. Ve tek taraflı aşkta tam olarak bunu yapıyoruz; farkında olmadan, içtenlikle, bazen yıllarca.Bu bölümde şu soruların cevabını arıyoruz:-O "aşk" hissi gerçekten aşk mıydı, yoksa çok daha eski bir yaranın yankısı mıydı? -John Bowlby'nin bağlanma teorisi, bugün yaşadığın ilişki kalıplarını nasıl açıklıyor? -Skinner'ın laboratuvar fareleri ile aşkta bekleyiş arasındaki ürkütücü benzerlik nedir? -Patrick Carnes'ın tanımladığı travma bağı seni neden bırakamaz hale getiriyor? -Batık maliyet yanılgısı ilişkilerinde nasıl işliyor ve bu tuzaktan nasıl çıkılır? -Gerçek iyileşme nerede başlar ve neden bir günde olmasını beklememek gerekir?Bu bölümde seni rahatlatacak kolay cevaplar yok. Ama içinden çıkamadığın o döngüyü anlamana yardımcı olacak dürüst, derinlikli ve bilimsel temelli bir yolculuk var.Çünkü şunu çok iyi biliyorum: Bir örüntüyü fark ettiğin an, onun üzerindeki gücü kırılmaya başlar.Sarmaşık düşer. Acı verir. Yerde sürünür bir süre. Ama yerde kendi kökleri filizlenir.Kulaklıklarını tak. Kendine zaman ayır. Ve bu bölümü sonuna kadar dinle.Çünkü belki de bugün, kendine döndüğün gün olabilir.Not: Bu bölümde paylaşılan bilgiler; psikolojik farkındalık kazandırmak ve eğitim amacıyla sunulmaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi ya da terapi sürecinin yerini tutmaz. Duygusal açıdan zorlanıyor, kendinizi bunalmış ya da kaybolmuş hissediyorsanız lütfen bir psikolog, psikiyatrist veya ruh sağlığı uzmanından profesyonel destek alın.

  26. 293

    İlişkilerde Köprüden Önce Son Çıkış

    Bu bölümde kendinize belki hiç sormadığınız ama içinizin bir köşesinde hep gezinen o soruyu soruyoruz:"Ben nasıl göremedim bunu?"Ve cevap, sandığınız yerde değil.Narsistik bir ilişkiye düşmek, zekâyla ya da farkındalıkla ilgili değil. Çok daha derin, çok daha eski bir şeyle ilgili. Çocukken ellerimize tutuşturulan o yanlış sevgi haritasıyla ilgili. Beynimizdeki milyonlarca yıllık evrimsel kodlamayla ilgili. Ve tanıdık olanı, güvenli sanmakla ilgili.Bu bölümde şunları konuşuyoruz:Beyin neden tehlikeyi tehlike olarak kaydetmez?Eğer çocukluğunuzda sevgi size belirsizlikle, sıcaklık size tutarsızlıkla geldiyse — beyniniz tam olarak o örüntüyü arzular hale gelir. Buna nörobilim "nöral adaptasyon" diyor. Biz buna "tanıdık olan ev gibi gelir" diyoruz. Ve işte o his, sizi en büyük tuzağa götürebilir.İdealizasyon fazı neden bu kadar güçlüdür?Narsistler insanları okuma konusunda tüyler ürpertici bir yetenekle donanmıştır. Neye aç olduğunuzu, hangi yaranın üzerine dokunulduğunda gözlerinizin parladığını, hangi sözün sizi çocukluğunuza götüreceğini... Ve tam olarak bunu verirler. Bir haftada bu kadar bağlanılır mı diye soranlar, içinde olanları bilmez.Gaslighting bir yalan değil, bir kasırgadır.Kendi hafızanıza güvenemez hale geldiğinizde ne olur? Kendi algılarınıza, hislerinize, gerçekliğinize inanmayı bıraktığınızda? İşte o nokta, gaslighting'in tam olarak sizi götürmek istediği yerdir. Bu bölümde o süreci adım adım, içeriden anlattık.Neden ayrılamıyorsunuz? Slot makinesi ve dopamin.Narsistik ilişkiyi bırakamamak bir zayıflık değil. Fizik, kimya ve biyoloji. Ödül-ceza-ödül döngüsü, dopamin sisteminizi ele geçiriyor ve sizi tam anlamıyla bağımlı kılıyor. Bunu suçlulukla değil, anlayışla karşılamak gerekiyor. Ve bu bölümde tam olarak bunu yapıyoruz.İçgüdülerinize geçici olarak güvenmeyi bırakın.İbresi yanlış ayarlanmış bir pusulayla ne kadar sıkı yol alırsanız alın, sizi doğru yöne götürmez. Önce pusulayı kalibre etmeniz gerekiyor. Peki bunu nasıl yaparsınız? Gottman'ın onlarca yıllık araştırmasının ortaya koyduğu o basit ama çarpıcı "5'e 1 kuralı"ndan, dış referans noktalarının neden bu kadar kritik olduğuna kadar, bu bölümde konuştuk.Önemli Not:Bu podcast bölümünde yer alan bilgiler; psikoloji, nörobilim ve ilişki araştırmalarına dayalı olup yalnızca genel farkındalık ve bilgilendirme amacı taşımaktadır. Buradaki içerikler hiçbir koşulda tıbbi tanı, psikolojik tedavi veya terapi niteliği taşımaz; profesyonel ruh sağlığı desteğinin yerini tutmaz.Kendinizde veya yakınlarınızda duygusal istismar, toksik ilişki örüntüleri ya da psikolojik zorluklar gözlemliyorsanız, lütfen alanında uzman bir psikolog veya psikiyatriste başvurun.

  27. 292

    Toksik İlişkiler Neden Bağımlılık Yapar?

    Elinizde bir şişe var. Üzerinde "Zehir" yazıyor. Ve siz, bunu bile bile, yudumlamaya devam ediyorsunuz…Bu bir film sahnesi değil. Milyonlarca insanın her gün yaşadığı gerçek bir psikolojik tuzak.Bu bölümde sizi, toksik ilişki bağımlılığının en derinlerine götüren bir yolculuğa çıkıyoruz. Soru basit görünüyor: Kendimize zarar veren bir ilişkiyi neden bırakamıyoruz? Ama cevap, sandığınızdan çok daha katmanlı, çok daha eski ve çok daha evrensel.Bu bölümde neler konuşuyoruz?Önce geçmişe gidiyoruz. "Toksik" kelimesinin kökeninden, Yunan mitolojisindeki Sirenler'e, Divan edebiyatındaki "acı veren aşk" temasından Freud'un tekrar etme zorlantısına kadar uzanan bir yolculuk bu. İnsanlık, bu tuzağı tarihin her döneminde yaşamış ama adını koymayı ancak son birkaç on yılda öğrenebilmiş.Sonra bilime dalıyoruz. Aralıklı pekiştirme nedir ve beyin kimyasını nasıl ele geçirir? Neden sürekli iyi olan bir insan sizi o kadar etkilemez de, sizi bazen cennete bazen cehenneme götüren biri bu denli güçlü bir bağımlılık yaratır? Kumar makineleriyle narsistik ilişkiler arasındaki ürkütücü benzerliği konuşuyoruz.Ardından love bombing ve gaslighting döngüsüne giriyoruz. Bu sürecin nasıl kasıtlı bir mimari olduğunu, adım adım, neden ve nasıl sorularıyla ele alıyoruz.Ve son olarak belki de en can yakıcı soruya yanıt arıyoruz: Neden hep aynı tür insanı seçiyoruz? Çocuklukta oluşan aşk şablonları, beynimizdeki "eve benziyor" hissi ve geçmişin yaralarını bugünkü ilişkilerde çözmeye çalışmanın neden işe yaramadığını konuşuyoruz.Önemli Not: Bu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler; psikoloji alanındaki bilimsel araştırmalar ve akademik kaynaklara dayalı olup yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi ya da terapi sürecinin yerini tutmaz ve bu şekilde yorumlanamaz. Kendinizle veya sevdiklerinizle ilgili ruh sağlığı konularında profesyonel destek almak için lütfen alanında uzman bir psikolog ya da psikiyatristle görüşün.

  28. 291

    Narsist Neden Hep Mağduru Oynar?

    Onu ilk tanıdığınızda iyi bir insan olduğunu düşündünüz. Hep acı çekiyordu, hep haksızlığa uğruyordu. Ona destek oldunuz, anlamaya çalıştınız. Ama aradan aylar, yıllar geçti… ve fark ettiniz ki: Hikâye hiç değişmiyordu. Karakterler değişiyordu, sahneler değişiyordu ama senaryo hep aynıydı. Ve o "mağdur" insan, her kırılan ilişkinin, her bozulan dostluğun tam ortasında duruyordu.Peki ya acı çekmek gerçek bir çaresizlik değil de, görünmez bir güçse?Bu bölümde, manipülasyonun en sessiz ve en az konuşulan biçimini ele alıyoruz: Kurban Narsisizmi.Bu Bölümde:Narsisizm denildiğinde aklımıza kibirli, gösterişçi, büyüklenmeci bir profil gelir. Oysa narsisizmin çok daha sinsi ve fark edilmesi güç bir yüzü vardır: Kırılgan narsisizm. Bu kişiler büyüklenmez. Aksine, sürekli acı çeken, hep haksızlığa uğrayan, kimse tarafından anlaşılmayan biri görüntüsü çizerler. Ve işte bu görüntü, onların en güçlü silahına dönüşür.Kohut'un narsisistik kişilik teorisinden, Dr. Scott Barry Kaufman'ın kurban psikolojisi araştırmalarına uzanan bir yolculukta şu soruların cevabını birlikte arıyoruz:— Gerçek bir mağdur ile kronik mağduriyet kimliği arasındaki fark nedir?— "Ben çok acı çektim" cümlesi nasıl bir kontrol aracına dönüşür?— Vicdan neden en etkili manipülasyon silahıdır?— Sınır koyduğunuzda neden aniden "kötü kişi" siz olursunuz?— Bu döngüden çıkmanın yolu gerçekten farkındalıktan mı geçiyor?Önemli BilgilendirmeBu podcast bölümünde paylaşılan tüm bilgiler farkındalık amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir kişiye yönelik tanı, tedavi veya terapi önerisi niteliği taşımamaktadır. Kendinizin ya da sevdiklerinizin psikolojik destek almaya ihtiyaç duyduğunu düşünüyorsanız, lütfen bir psikiyatrist, psikolog veya ruh sağlığı uzmanına başvurun.

  29. 290

    İyi İnsan Olmanın Bedeli: Neden Hep Sen Acı Çekiyorsun?

    Hiç şunu düşündünüz mü?"Ben herkese yardım ettim. Affeden hep ben oldum. Anlayan hep ben oldum. Peki neden hep ben acı çekiyorum?"Ve daha da ağırı... Bu soruyu sormak için bile kendinizi bir şekilde suçladınız. "Çok fazla hassasım. Çok beklentiye giriyorum. Belki de sorun bendedir..." dediniz.Bu bölümde, tam da bu sorunun içine giriyoruz. Çünkü bu soru, sandığınızdan çok daha derin bir yere dokunuyor.Bu Bölümde Neler Konuşuyoruz?Empati kelimesinin kökü olan em-patheia, "içine almak ve taşımak" anlamına gelir. Ama içine aldığınız her şey sizi beslemez; bazıları sizi sessizce tüketir. Bu bölümde, empatinin nasıl bir güce dönüştüğünü, ama aynı zamanda yanlış ilişkilerde nasıl bir tuzağa dönüştüğünü psikoloji biliminin gözünden ele alıyoruz.Carl Jung'un gölge benlik kuramından John Bowlby'nin bağlanma teorisine, Sandra Brown'ın toksik ilişki araştırmalarından şefkat yorgunluğu olgusuna kadar... Pek çok önemli kavramı, bilimsel ama sade bir dille masaya yatırıyoruz. Bu Bölümde Yanıt Arayacağınız Sorular:— Empati neden bazı insanları kurtarırken, bazı insanları tam da acının içine sürükler?— "İyi insanlar kötü insanları çeker" cümlesi neden hem doğru hem de tehlikelidir?— Toksik bireylerin empatik insanlara yönelmesinin arkasında hangi psikolojik dinamik yatıyor?— Asimetrik ilişki ekonomisi nedir ve farkında olmadan bunu neden kabul ederiz?— Sınır koymak, iyi insandan vazgeçmek midir? Yoksa iyiliği korumak mıdır?— Ve belki de en önemli soru: Bu sarmaldan çıkmak için gerçekte ne gerekiyor?Önemli BilgilendirmeBu podcast bölümünde paylaşılan tüm bilgiler; genel psikoloji literatürüne dayalı, yalnızca eğitici ve bilgilendirici amaçlı içeriklerden oluşmaktadır. Sunulan hiçbir bilgi, herhangi bir psikolojik durum ya da rahatsızlık için tanı, tedavi veya terapi niteliği taşımamakta olup bu şekilde yorumlanamaz ve kullanılamaz.Kendinizi duygusal açıdan zorlanmış, ilişkilerinizde çıkmazda ya da ruh sağlığınız bakımından kırılgan hissediyorsanız, lütfen bir psikiyatrist, psikolog veya ruh sağlığı uzmanıyla birebir görüşme gerçekleştiriniz.

  30. 289

    Her Narsistin İçinde, Büyümemiş Bir Çocuk Vardır

    Dışarıdan bakıldığında her şeyi bilen, asla yanılmayan, hiçbir şeyden etkilenmeyen biri... Güçlü, soğuk, ulaşılamaz. Ama o görüntünün tam arkasında, kimsenin görmediği bir köşede; dizlerini kucaklamış, sesi kısılmış, hâlâ ağlamakta olan küçük bir çocuk oturuyor.Bu bölümde, narsisizmi sadece "kötü insan" kalıbına sokmak yerine çok daha derin, çok daha insani bir yerden ele alıyoruz.Bu bölümde:Narsisizm kavramı nereden geliyor ve Yunan mitolojisindeki Narkissos hikâyesi bize ne anlatıyor? Sigmund Freud'un 1914'te kaleme aldığı o çığır açan makalesinden bu yana psikanalizin narsisizmi nasıl çerçevelediğini, Donald Winnicott'ın "yeterince iyi ebeveyn" ve "sahte benlik" kavramlarının bugün ilişki psikolojisinde ne kadar belirleyici olduğunu ve Otto Kernberg'in narsistik kişiliği bir savunma mekanizmasının kristalleşmesi olarak nasıl tanımladığını mercek altına alıyoruz.Beş yaşında çizilen bir resmin iki farklı evrende yarattığı iki farklı insan hikâyesini dinleyeceksiniz. Ve o hikâyenin sonunda kendinize şunu soracaksınız: "Benim bodrum katımda ne var?"Önemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde paylaşılan tüm bilgiler; genel psikoloji eğitimi, farkındalık ve kişisel gelişim amacıyla hazırlanmıştır. Buradaki içerikler hiçbir şekilde profesyonel psikolojik değerlendirme, tanı, tedavi veya terapi hizmeti yerine geçmez. Kendinizde ya da çevrenizde ciddi duygusal veya psikolojik belirtiler fark ediyorsanız, lütfen bir psikiyatrist, psikolog ya da uzman sağlık profesyoneline başvurun.

  31. 288

    Seni Sevmedi, Sadece Kullandı

    Bazı insanlar sevmez. Sadece kullanır.Ve en acı olan şu: Bunu fark ettiğinizde, çoğu zaman yıllarınız çoktan geçip gitmiş olur.Bu bölümde çok konuşulan ama çok az anlaşılan bir sorunun derinliklerine iniyoruz. Soru şu değil: "Acaba o toksik biri miydi?" Gerçek soru şu: "Ben neden o ilişkide kaldım?"Aristoteles'in iki bin yıl önce tanımladığı üç tür dostluktan, modern nöropsikolojinin laboratuvar bulgularına kadar uzanan bir yolculuğa çıkıyoruz. Bağlanma teorisi ve narsisizm araştırmalarından süzülmüş 7 kritik işareti, sade ve dönüştürücü bir dille ele alıyoruz.Bu bölümde şunları konuşacağız:— Aralıklı pekiştirme neden en güçlü bağımlılık mekanizmasıdır ve sizi nasıl tuzağa düşürür?— "Duygusal ATM" sendromu: Sadece ihtiyaç anında var olan biri gerçekten seviyor olabilir mi?— Duygusal kara delikler: Hisleriniz sürekli geçersizleştiriliyorsa ne anlama gelir?— Gelecek vaatleri neden gerçeklikten her zaman daha çekicidir ve bu nasıl bir manipülasyon aracına dönüşür?— Sınır koyduğunuzda öfkelenen biri aslında size ne söylüyor?— Enerji vampirizmi: Tek taraflı ilişkilerin yarattığı tükenmişlik neden iş hayatından çok daha derin izler bırakır?— Ghosting ve "zombi davranışı": Belirsizliğin kesin bir kötü haberden neden çok daha fazla stres yarattığını bilim nasıl açıklıyor?Bir ilişkide kendinizi sürekli yorgun, değersiz ya da kafası karışık hissediyorsanız... Verdiğinizin karşılığını hiç alamıyor gibi hissediyorsanız... Ya da geçmişte yaşadığınız bir ilişkiyi hâlâ anlamlandırmaya çalışıyorsanız, bu bölüm tam olarak sizin için.Farkındalık, özgürlüğün ilk adımıdır. Ve bazen tek ihtiyacınız olan şey, yaşadıklarınıza doğru bir isim koymaktır.Önemli BilgilendirmeBu podcast bölümünde paylaşılan tüm bilgiler; genel psikoloji eğitimi, farkındalık geliştirme ve bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada aktarılan hiçbir içerik; herhangi bir psikolojik bozukluk, kişilik yapısı ya da ilişki dinamiği için tanı, tedavi veya terapi niteliği taşımamakta olup bu amaçla kullanılamaz.Kendinizde ya da yakınlarınızda ciddi duygusal, psikolojik veya davranışsal belirtiler gözlemliyorsanız — lütfen bir psikolog, psikiyatrist veya klinik uzmanından profesyonel destek alınız.

  32. 287

    Narsisti Değiştirmeye Çalışma, Kendini Kurtar

    Bugün sana rahatlatıcı şeyler değil ama özgürleştirici şeyler söyleyeceğim.Narsistik bir ilişkinin içindeysen, büyük ihtimalle şu sesi duymuşsundur içinden: "Bu defa farklı olacak. Kendimi daha iyi anlatırsam, daha sakin olursam, tam istediği gibi davranırsam… belki değişir." Ve her defasında aynı yere döndün. Aynı acıya, aynı hayal kırıklığına, aynı görünmezlik hissine...Bu bölümde tam da o noktayı konuşuyoruz.Narsistik ilişki; bir yanılsama fabrikasıdır. Ve sen orada sadece işçi değil, aynı zamanda hammaddesin. Hayallerin, umutların, enerjin, duygusal rezervlerin… hepsi o fabrikanın içinden geçiyor. Sonunda elinle tutamadığın, ama gerçekmiş gibi görünen hayaller üretiyor.Peki çoğu insan ne soruyor? "Onu nasıl değiştirebilirim?" Bu yanlış soru. Bir dağı elinle kaydırmaya çalışmak gibi; hem kendini tüketiyorsun, hem de dağ olduğu gibi yerinde duruyor.Doğru soru şu: "Eğer asla değişmeyecekse, ben ne yapacağım?"Bu soru seni kurban koltuğundan kaldırıp yönetici koltuğuna oturtur.Bu bölümde :Narsistik ilişkide somut ve soyut beklentiler arasındaki fark nedir ve bu fark neden hayati önem taşır? Narsist neden gerçek anlamda değişemez? Egosu ve savunma mekanizmaları onu nasıl bir kaleye dönüştürür? Ayrılamıyorsan ne yapabilirsin? Çocuklar, ekonomik bağımlılık, kültürel baskılar varsa stratejik gerçekçilik nasıl uygulanır? Radikal kabullenme teslimiyetçilik midir, yoksa özgürlüğün kapısı mı? Duygusal ihtiyaçlarını narsistten değil, sağlıklı kaynaklardan nasıl karşılarsın?Biliyorum, "asla değişmeyecek" cümlesi korkutucu. Ama aynı zamanda üzerindeki sisi de dağıtıyor. Ve sis dağılınca, önündeki gerçekliği görüyorsun. Ve artık o uçuruma doğru yürümekten vazgeçiyorsun.Bu bölüm; seni teselli etmek için değil, seni uyandırmak için hazırlandı.Önemli Açıklama:Bu podcast bölümünde paylaşılan tüm bilgiler; genel psikoloji farkındalığı, kişisel gelişim ve eğitim amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir psikolojik tanı, tedavi ya da terapi sürecinin yerini tutmaz ve bu yönde bir iddia taşımaz. Kendinizde veya sevdiklerinizde ciddi duygusal ya da psikolojik belirtiler gözlemliyorsanız, lütfen bir psikolog, psikiyatrist veya alanında uzman bir sağlık profesyoneline başvurun.

  33. 286

    Neden Kaçan Kovalanır?

    Gece yarısı telefona bakıyorsun. Mesajın okunmuş. Ama sessizlik… Ve o sessizlikte, farkında olmadan kendin olmaktan çıkıp başka birinin onayına muhtaç bir insana dönüşüyorsun.Bu bölümde sana çok konuşulan ama nadiren bu kadar derin ele alınan bir soruyu soruyorum:Kaçan gerçekten kovalanır mı? Yoksa bize öğretilen bu inanç, bizi mahveden en büyük yalan mı?Bu bölümde şunları konuşuyoruz:Kuyrukluyıldızlar ve Bahçıvanlar metaforu üzerinden ilişki dinamiklerini, toksik ilişkilerin beyinde nasıl gerçek bir kimyasal bağımlılık yarattığını, narsistlerin "kumarhane taktikleri" diye adlandırdığımız o karanlık manipülasyon döngüsünü, serap gibi görünen ama asla doyurmayan "umut kırıntıları" meselesini ve en önemlisi de bu döngüden çıkmanın, yani oyunu kazanmanın tek gerçek yolunu…Hâlâ cevap bekliyorsan, "Belki değişir" diye kendinle pazarlık yapıyorsan, bir ilişkide hep sen çaba gösteren taraf olduğunu hissediyorsan, ya da seni gerçekten seven birine "sıkıcı" geldiğini düşünüyorsan…Dur. Bir nefes al. Ve bu bölümü dinle.Bölümün en çarpıcı sorusu:"Eğer o bugün tamamen hayatından çıksa, sen kim olurdun?"Cevabın "Hiç" ise, asıl mesele o kişide değil, kendinle arandaki ilişkide…Önemli Not:Bu podcast bölümünde yer alan bilgiler yalnızca genel psikoloji eğitimi ve toplumsal farkındalık amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir ruhsal, duygusal veya ilişkisel zorluk yaşıyorsanız, bu içerik bir tanı ya da tedavi sürecinin yerini tutmaz. Lütfen bir psikolog, psikiyatrist veya uzman ruh sağlığı profesyoneliyle görüşmekten çekinmeyin.

  34. 285

    İş Yerindeki Narsist: Mobingden Korunma Yolları

    Bu bölümde iş dünyasının en az konuşulan ama en çok hissedilen gerçeğini masaya yatırıyoruz: Narsist liderlik.Neden bu kadar çok narsist insan, bu kadar büyük güçlere ulaşıyor? Sistem onları nasıl seçiyor ve hatta ödüllendiriyor? Bir iş görüşmesinde karşınızdaki kişinin karizması sizi neden yanıltabilir? Tüm bu soruların cevapları düşündüğünüzden çok daha yakınınızda.Bu bölümde dört farklı narsist lider arketipini tek tek ele alıyoruz. Öfkesini silah gibi kullanan Fırtına Maskesi'nden, sizi önce göklere çıkarıp sonra yok sayan Bal Tuzağı'na... Sizi altın bir kafese kapatan Altın Kelepçe Ustası'ndan, ofisi bilinçli olarak kaosa sürükleyen Kaos Sanatçısı'na kadar. Bu tipleri tanıdığınızda, çevrenize bakışınız sonsuza kadar değişecek.Ama bu bölüm yalnızca tanımlamakla bitmiyor. Asıl soru şu: Peki siz ne yapacaksınız?Faturanız var, krediniz var, sorumluluklarınız var. "Yarın işten ayrılıyorum" deme lüksünüz olmayabilir. O zaman strateji geliştirmeniz gerekiyor. Belgeleme nasıl yapılır? Kurumsal gaslighting'e karşı kendinizi nasıl korursunuz? Toksik bir ekosistemde kimden uzak durmalısınız? Ve en önemlisi... sessizce, denizaltı gibi, bir çıkış planını nasıl hazırlarsınız?Tüm bunları bu bölümde, içtenlikle ve doğrudan konuşuyoruz.Bu Bölümde Ele Aldıklarımız:Narsistlerin neden hep tepeye çıktığı ve sistemin bunu nasıl beslediği, dört farklı narsist lider arketipinin özellikleri ve tehlike sinyalleri, kurumsal gaslighting nedir ve öz değerinizi nasıl aşındırır, tükenmişlik sendromunun narsist liderlikle bağlantısı, iş yerinde kendinizi korumanın pratik ve stratejik yolları ile sessiz bir çıkış planı nasıl hazırlanır.Eğer...Toplantıdan çıkarken "Ben mi yanlış anlıyorum?" diye soruyorsanız, başarılarınızın sürekli görmezden gelindiğini hissediyorsanız, iş yerinizde bir şeylerin ters gittiğini biliyorsunuz ama tam olarak ne olduğunu adlandıramıyorsanız ya da kariyer ve ruh sağlığınız arasında sıkışıp kaldıysanız... bu bölüm tam da bunun için.Dinledikten sonra şunu sorun kendinize: "Ben şu an gerçekten bir savaş meydanında mıyım?" Cevabınız evetse, bu bölümün son mesajını unutmayın: Bazen en büyük zafer, savaşmaktan vazgeçip kendi huzurunuzu seçmektir.Podcast'e abone olmayı ve bölümü çevrenizle paylaşmayı unutmayın. Yorumlarınız, sorularınız ve hikayeleriniz için sosyal medya hesaplarımdan bana ulaşabilirsiniz.Önemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümünde yer alan tüm bilgiler yalnızca genel psikoloji bilgilendirmesi ve farkındalık amacıyla paylaşılmaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi önerisi niteliği taşımamaktadır. İş hayatında ya da kişisel yaşamınızda psikolojik açıdan zorlandığınızı hissediyorsanız, lütfen bir psikolog, psikiyatrist veya alanında uzman bir sağlık profesyoneliyle görüşünüz.

  35. 284

    Onu Özlemiyorsun, Travmanı Özlüyorsun

    Hiç şunu hissettiniz mi: Her şey bitti, ilişki geride kaldı — ama o hâlâ kafanızın içinde kira ödemeden yaşıyor?Bu bölümde tam olarak bunun neden olduğunu konuşuyoruz.Toksik bir ilişkiden ayrıldıktan sonra yaşanan özlem, aslında sandığınızdan çok daha karmaşık bir süreçtir. Psikoloji ve nörobilim bu soruya net bir cevap veriyor: Çoğu zaman özlediğiniz kişi değil, beyninizin size yarattığı dopamin döngüsü ve hiç gerçek olmayan bir illüzyon.Bu bölümde şu soruların cevabını arıyoruz:Neden sizi en çok yaralayan kişiyi en çok özlüyorsunuz? Travma bağı nedir ve beyin kimyasını nasıl etkiler? Çocuklukta yazılan "aşk algoritması" yetişkinlikte nasıl yanlış seçimler yaptırır? Stockholm Sendromu sadece rehinelere mi özgüdür, yoksa ilişkilerde de işler mi? Ve en önemlisi — bu döngüden çıkmanın gerçek yolu nedir?Aşk ile bağımlılık arasındaki fark bir güneş ile yanıp sönen bir ampul kadar nettir. Biri sizi büyütür, diğeri sadece karanlıkta nadir anlık ışık vererek sizi orada tutar.Bu bölümü dinledikten sonra kendinize şu soruyu sormanızı istiyorum: "Ben gerçekten onu mu özlüyorum, yoksa o olmadan kim olduğumu hatırlamaktan mı korkuyorum?"Cevap ne olursa olsun, şunu bilin: En büyük aşk hikayeniz bir başkasıyla değil, kendinizle yazılacak.Önemli Bilgilendirme:Bu podcast bölümünde yer alan bilgiler; psikolojik farkındalık kazandırmak ve genel eğitim amacıyla hazırlanmıştır. Burada paylaşılan hiçbir içerik, herhangi bir ruhsal ya da psikolojik duruma yönelik tanı, tedavi veya terapi niteliği taşımamaktadır. Kendinizde ya da yakın çevrenizde duygusal zorluklar, ilişki travması veya ruh sağlığına dair ciddi belirtiler fark ediyorsanız lütfen bir psikolog, psikiyatrist ya da uzman klinisyenden profesyonel destek almaktan çekinmeyin.

  36. 283

    Narsist Bir Ebeveynin Günah Keçisi Olmak

    Küçük bir çocuk hayal edin. Hiçbir şey yapmamış. Sadece orada, evinde, kendi ailesinin içinde... Ama yine de suçlu. Yine de hedef. Yine de fırtınanın tam ortasında, yapayalnız...Bu, milyonlarca insanın yaşadığı ama nadiren adını koyabildiği bir gerçek.Bu bölümde, narsisistik aile sistemlerinin en acımasız ve en az konuşulan dinamiklerinden birine odaklanıyoruz: Günah Keçisi Rolü...Antik çağlardan günümüze uzanan bu kavram, bugün hâlâ aile sofrasında, çocuk odalarında, kardeşler arasında yaşanmaya devam ediyor. Binlerce yıl önce bir hayvana yüklenen günahlar, bugün küçük, savunmasız, yalnızca sevilmek isteyen çocuklara yükleniyor.Peki bu nasıl başlıyor? Neden bazı çocuklar seçiliyor, diğerleri değil? Bu rol, yetişkinlikte ilişkilerimizi, öz değerimizi, hatta bedenimizi nasıl etkiliyor? Ve en önemlisi — bu örüntüden çıkış gerçekten mümkün mü?Bu bölümde şunları konuşuyoruz:Narsisistik ebeveynin içindeki dipsiz boşluğun aile dinamiklerine nasıl yansıdığını ve neden mutlaka bir "kap" aradığını... Aile gemisinin dibindeki deliği tamir etmek yerine, o suyu taşıması için bir çocuğun nasıl seçildiğini... "Altın Çocuk" ve "Günah Keçisi" dinamiğinin aslında her iki çocuk için de nasıl bir hapishane kurduğunu... Aile mobinginin nasıl işlediğini — neden kardeşlerin, büyükanne ve büyükbabaların, hatta komşuların bile bu sisteme dahil olduğunu... Travma bağının neden bizi acıyı "sevgi" olarak kodlamaya ve yetişkinlikte toksik ilişkileri "normal" hissetmeye ittiğini... Ve en çok ihtiyacınız olan şeyi: Bu yükün size ait olmadığını anlama yolculuğunu...Belki yıllarca "sen hep böylesin" dedinler. Belki sofra başında hedef alındınız. Belki kardeşiniz göklere çıkarılırken siz sürekli yere bakakaldınız. Belki hâlâ, 30'larınızda ya da 40'larınızda, o telefon çaldığında kalbiniz hızlanıyor.Bu his, bu kalp çarpıntısı — bir zayıflık değil. Bu, yıllarca maruz kaldığınız bir sistemin izleri. Ve o izler, anlaşılmayı ve iyileşmeyi hak ediyor.Bu bölümde paylaşılan bilgiler, genel psikoloji farkındalığı ve eğitim amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerini tutmaz. Eğer bu içeriklerin sizin yaşadıklarınızla güçlü biçimde örtüştüğünü hissediyorsanız veya geçmişe dair işlenmemiş duygularla karşılaştıysanız, lütfen bir psikolog ya da ruh sağlığı uzmanından destek almayı düşünün.

  37. 282

    Sürekli Kendini Açıklıyorsan, Orada Aşk Yoktur

    Bir düşünün...Saatlerce konuştunuz. Kelimelerinizi özenle seçtiniz. "Sizi neden üzdüğünü" anlatmaya çalıştınız. Niyetinizi açıkladınız, geçmişinizi açıkladınız, neden böyle hissettiğinizi açıkladınız...Ve karşınızdaki insan yine aynı bakışla karşılık verdi. Yine anlamadı. Ya da anlamak istemedi.Sonra siz kendinize sordunuz: "Acaba yanlış mı anlattım? Belki de kendimi daha iyi ifade etseydim..."Sağlıklı bir ilişkide kendinizi ispat etmek zorunda kalmazsınız. Niyetiniz sorgulanmaz. Duygularınız küçümsenmez. Var olmanız, sevilmeniz için yeterlidir.Ama bazı ilişkilerde tam tersi yaşanır. Sürekli savunma pozisyonundasınızdır. Her hissinizi meşrulaştırmanız, her kararınızı gerekçelendirmeniz, her tepkinizi "haklı" kılmanız beklenir. Ve ne kadar açıklasanız da... yeterli olmaz.Peki bu neden olur? Ve bu, ilişkiniz hakkında size ne söyler?Bu bölümde şunları konuşuyoruz:Neden sürekli kendini açıklamak zorunda hissetmek, sevginin değil kontrolün işareti olduğunu... "Empati açığı" ve duygusal olarak erişilemeyen bir partnerin ilişkide nasıl bir boşluk yarattığını... Kendi gerçekliğinizin sürekli sorgulanmasının — yani "gaslighting"in — sizi nasıl yavaş yavaş kendinizden uzaklaştırdığını... Neden zeki, duyarlı ve öz farkındalığı yüksek insanlar bu tür ilişkilere daha sık düşüyor olabilir... Kendinizi anlatmaktan vazgeçip sustuğunuzda içinizde biriken o yorgunluğun gerçekte ne anlama geldiğini... Ve en önemlisi: Anlaşılmanın bir lütuf değil, sağlıklı bir ilişkinin en temel hakkı olduğunu...Gerçek sevgi, sizi mahkeme kürsüsüne çıkarmaz.Gerçek sevgi, "sen yanlış hissediyorsun" demez.Gerçek sevgi, sizi her gün biraz daha küçülterek var olmaz.Sizi gerçekten seven biri, belki her şeyi anlamayabilir — ama anlamaya çalışır. Dinler. Merak eder. Ve o merak, binlerce kelimeden daha güçlüdür.Bu bölümde paylaşılan içerikler, genel psikoloji farkındalığı ve bilgilendirme amacı taşımaktadır. Herhangi bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerini tutmaz. Eğer bu bölümde dile getirilen dinamikleri kendi ilişkinizde güçlü biçimde tanıyorsanız ve bu durum sizi derinden etkiliyorsa, lütfen bir psikolog ya da ruh sağlığı uzmanından destek almayı düşünün.

  38. 281

    İki Narsist Bir Araya Gelirse...

    Hiç iki fırtınanın birbirine doğru ilerlediğini izlediniz mi?Başlangıçta büyüleyici görünür. Bulutlar döner, hortumlar birbirini kucaklar, doğanın o muazzam gücü sahnededir. Ama sonra çarpışırlar. Ve etraflarındaki her şeyi yerle bir ederler.Bu bölümde, tam da böyle bir çarpışmayı konuşuyoruz.İki narsist bir araya geldiğinde ne olduğunu, o ilk büyüleyici anın ardından nasıl bir ego savaşının başladığını ve bu ilişkinin neden hiçbir zaman gerçek bir sevgi hikayesine dönüşemediğini tüm psikolojik derinliğiyle ele alıyoruz.Bu bölümde şunları konuşuyoruz:Narsistik balayı nedir ve neden her iki taraf da aslında birbirini değil, kendi yansımasını seviyor? Açık narsist ile gizli narsistin bir ilişkide nasıl farklı ama bir o kadar da yıkıcı roller üstlendiğini, gaslighting'in bir ilişkide nasıl sistemli bir gerçeklik silme aracına dönüştüğünü, "Yapmazsan hatalısın, yaparsan da hatalısın" tuzağının insanı nasıl psikolojik çaresizliğe sürüklediğini ve en çok merak edilen soruyu: Bu kadar acı veriyorsa, neden ayrılamıyorlar?Psikoloji bize ne söylüyor?Narsistler birbirini sevmez. Birbirlerine ihtiyaç duyarlar. Açık narsist, kendini üstün hissedebilmek için ezebileceği birine muhtaçtır. Gizli narsist ise fedakâr kurban rolünü oynayabilmek için zulmeden bir zalime. İkisi birbirinin patolojisini besler. Bu, mutsuzluğun kusursuz bir uyumudur.Ve bu ilişki bittiğinde bile savaş bitmez. Karalama kampanyaları, tarihin yeniden yazılması, herkesin kendi versiyonundaki masumiyeti... Kazanan yoktur. Sadece iki yaralı, tükenmiş, kaybolmuş insan vardır.Önemli Bir Hatırlatma:Bu podcast bölümündeki bilgiler, psikoloji alanında genel farkındalık ve eğitim amacıyla hazırlanmıştır. Burada aktarılan hiçbir içerik bir tanı, tedavi veya terapi sürecinin yerini tutmaz. Kendinizde ya da yakınınızda bu tür ilişki dinamiklerini gözlemliyorsanız, lütfen alanında uzman bir psikolog veya psikiyatristle görüşün.

  39. 280

    İlişkilerdeki En Tehlikeli Cümle: “Ben Değiştim”

    Belki defalarca duydunuz. Belki defalarca inandınız.Kapı önünde gözyaşları, titreyen bir ses ve o iki kelime: "Ben değiştim."Ve siz… bir an durakladınız. Çünkü değişim mümkündür. Çünkü insanlar büyüyebilir. Çünkü belki de bu sefer gerçektir.Ama içinizden sessizce sordunuz: Gerçekten mi?Bu bölümde psikolojinin en zorlu sorularından birine giriyoruz: Bir insan gerçekten değişebilir mi? Ve daha önemlisi — bunu nasıl anlarsınız?"Ben değiştim" cümlesinin neden bu kadar güçlü olduğunu, neden bu kadar tehlikeli olduğunu ve neden tam da en savunmasız anınızda size ulaştığını konuşacağız.Gerçek değişim ile performatif değişim arasındaki farkNarsistik ilişkilerde bu cümlenin neden bir geri dönüş taktiği olarak kullanıldığıBeynin neden bu cümleye inanmak istediği — ve bunun arkasındaki nörolojik gerçekDeğişimin gerçek olup olmadığını anlamanın tek güvenilir yöntemiSevgi, umut ve ikinci şans vermek insani bir içgüdüdür. Ama bazı cümleler tam da bu içgüdüyü hedef alır.Bu bölüm; affetmek ile geri dönmek arasındaki farkı, sizi seven biri ile sizi ihtiyaç duyduğu için geri isteyen biri arasındaki farkı anlamanıza yardımcı olacak.

  40. 279

    Flört Ettiğiniz Kişinin Narsist Olduğunu Nasıl Anlarsınız?

    Bu bölümde, hayatınızı değiştirebilecek çok önemli bir konuyu ele alıyoruz: Bir narsisti henüz ilişki derinleşmeden, flört aşamasındayken nasıl tanırsınız?İlk buluşmada sizi büyüleyen, size tüm evren sadece ikiniz için yaratılmış gibi hissettiren o kişi, zamanla en büyük kâbusunuz haline gelebilir. "Rüya gibi başladı, kabus oldu" hikayelerinin ardındaki gerçek budur.Bu bölümde neler konuşuyoruz:-Narsistlerin flört aşamasındaki gizli davranış kalıpları -Dinlemeyen partneri ilk günden nasıl fark edersiniz? -Eleştiriye neden tahammül edemezler ve bu size nasıl yansır?-Sürekli onay ve hayranlık arayışının arkasındaki psikolojik gerçek -Empati eksikliği nedir ve ilişkide nasıl kendini gösterir?-Abartılı benlik algısı ve bunun ilişkiye etkileri -Başarınızı neden kıskançlıkla karşılarlar? -Statü odaklı ilişki kurma taktikleriÇünkü gerçek aşk kör etmemelidir. Aşk, gözlerimizi kapatmak için değil, daha iyi görmemizi sağlamak içindir. Bu 7 işareti tanımak, zehirli bir ilişkiye girmeden önce dönebileceğiniz son çıkıştır.Bilgi güçtür ve farkındalık, narsisizmin zehrine karşı en güçlü panzehirimizdir. Bu bölümü dinledikten sonra, "Ben bir sevgili olarak mı görülüyorum, yoksa bir araç olarak mı?" sorusuna kendiniz cevap verebileceksiniz.ÖNEMLİ BİLGİLENDİRME:Bu podcast bölümünde paylaşılan tüm bilgiler, genel farkındalık ve eğitim amaçlı olup, herhangi bir tanı, tedavi veya terapi iddiası taşımamaktadır. Burada anlatılanlar, profesyonel psikolojik veya tıbbi danışmanlığın yerini tutmaz. Eğer psikolojik, duygusal veya zihinsel sağlık konularında destek ihtiyacınız varsa, lütfen mutlaka bir psikolog, psikiyatrist veya yetkili bir sağlık profesyoneline başvurunuz.

  41. 278

    Neden "Kötü" İnsanlar Daha Mutlu Gibi Görünür?

    Bu bölümde oldukça rahatsız edici ama bir o kadar da gerçek bir konuyu ele alıyoruz: Neden empati yoksunu, manipülatif, toksik insanlar bizden daha mutlu görünüyor?Şık bir restoranda oturduğunuzu hayal edin... Yan masada kusursuz bir çift var. Instagram fotoğrafları, lüks yaşam, sürekli gülümsemeler... Ve siz kendinize soruyorsunuz: "Ben nerede yanlış yapıyorum?"Bu podcast bölümünde, narsistik kişilerin "mutluluk performansı"nın psikolojik anatomisini çıkarıyoruz. Sosyal medyanın bu sahte mutluluk yanılsamasını nasıl beslediğini, gerçek mutlulukla performansa dayalı mutluluk arasındaki kritik farkları derinlemesine inceliyoruz.• Narsistlerin mutluluğu neden bir "film dekoru" gibidir? • İçsel boşluk ve dopamin bağımlılığı döngüsü • Sosyal medya çağında narsisizm: Altın çağ mı, felaket mi? • "Altın kafes" ilişkiler: Dışarıdan ışıltılı, içeriden boğucu • Aralıklı pekiştirme ve toksik ilişki dinamikleri • Gerçek mutluluk nasıl inşa edilir? Taş duvar vs sabun köpüğü metaforu • Sosyal medya karşılaştırmaları ve yetersizlik hissiEğer sosyal medyada "mükemmel hayatlar" görünce kendinizi eksik hissediyorsanız, toksik bir ilişkiden çıkamayan birine yardım etmeye çalışıyorsanız ya da narsistik davranışların psikolojisini anlamak istiyorsanız, bu bölüm tam size göre.ÖNEMLİ UYARI:Bu podcast bölümünde paylaşılan tüm bilgiler eğitim, bilgilendirme ve farkındalık yaratma amacıyla sunulmaktadır. İçerik, hiçbir şekilde tıbbi tanı, tedavi, terapi veya psikolojik müdahale yerine geçmez ve bu amaçla kullanılmamalıdır.Lütfen bu tür durumlarda mutlaka lisanslı bir psikolog, psikiyatrist, psikoterapis veya aile danışmanı gibi profesyonel bir sağlık uzmanına başvurun.

  42. 277

    Narsist Geri Dönmek İçin Bu Taktikleri Kullanır

    Toksik bir ilişkiden kurtuldunuz, tüm kapıları kapattınız, her yerden engellediniz... Ama aylar, hatta yıllar sonra ansızın bir mesaj geldi. Ya da hiç beklemediğiniz bir yerde karşılaştınız. Ve o anda, dikkatle inşa ettiğiniz tüm duvarlar sallanmaya başladı.Peki bu nasıl oluyor? Narsistler neden sürekli geri gelir? Ve daha da önemlisi: Neden biz, derinlerde bir yerde, onların tekrar geri geleceklerini zaten biliyoruz?Bu bölümde, narsistik kişilerin kullandığı 5 klasik geri dönüş taktiğini detaylı bir şekilde ele alıyoruz:-Hayalet Dokunuşu - Gece yarısı gelen "bugün seni düşündüm" mesajının altında yatan psikolojik oyun-Kriz Senaryosu - "Babam öldü", "ameliyat olacağım" gibi dramatik durumlarla yapılan manipülasyon-Altın Çağ Galerisi - Nostaljik fotoğraflar ve anılarla kurulan duygusal tuzak-Sahte Değişim İlanı - "Terapiye başladım, artık her şeyi anlıyorum" yalanının anatomisi-Proxy Warfare - Ortak arkadaşlar ve çevre üzerinden yapılan psikolojik kuşatmaBu podcast boyunca sadece taktikleri listelemekle kalmıyor, narsistik kişilik yapısının temelindeki ego besleme mekanizmasını, empati yeteneğinizin nasıl silaha dönüştüğünü ve narsist geri döndüğünde kendinizi nasıl koruyabileceğinizi adım adım anlatıyoruz.Bu bölümde öğrenecekleriniz: ✓ Narsistlerin "geri dönüş" stratejilerinin psikolojik temelleri ✓ Empati yeteneğinizin neden sizi savunmasız bıraktığı ✓ İlk temas anında yapmanız ve yapmamanız gerekenler ✓ "Bir şans daha versem mi?" düşüncesinin ardındaki tehlike ✓ Sıfır temas kuralının neden bu kadar önemli olduğu✓ Duygusal ve pratik korunma stratejileri

  43. 276

    İyi Biri Olmayı Bırakıp "Bütün" Biri Olmaya Hazır mısın?

    Kendinizi gerçekten tanıdığınızı düşünüyor musunuz? Peki ya bilincinizin sadece buzdağının görünen kısmı olduğunu söylesem?Bu bölümde, analitik psikolojinin dehası Carl Jung'un zihin haritasını keşfediyoruz. Jung'a göre zihnimiz, katları ve bodrumları olan devasa bir gökdelen gibi. En üst katta Ego oturuyor, lobi katında Persona maskemizi takıyoruz ama asıl hikaye bodrum katlarında, karanlık odalarda gizli...Bu bölümde neler konuşuyoruz?Ego, Self ve Persona üçgeninde kim kimdir? Zihnimizin yöneticileri nasıl çalışır?Gölge Benlik: Bastırdığınız, sakladığınız karanlık tarafınız neden bu kadar önemli?Kişisel Bilinçdışı ve Kolektif Bilinçdışı arasındaki fark nedir?Arketipler: Tüm insanlığın paylaştığı evrensel sembollerAnima ve Animus: İçinizdeki kadın ve erkek enerji dengesiBireyleşme Yolculuğu: "İyi biri" olmaktan "bütün biri" olmaya geçiş nasıl yapılır?Gölgenizi entegre etmezseniz ne olur? Jung'un uyarılarıToksik maskülenlik ve toksik feminenlik Jung psikolojisiyle nasıl açıklanır?Jung der ki: "Gölge, bilinçli yaşamda ne kadar az yer bulursa, o kadar siyah ve yoğun hale gelir." Çoğumuz karanlık yanımızı görmezden geliriz, ama o bizi görmezden gelmez. Bastırdığımız her özellik, bir gün "Ben değilim, beni kışkırttılar" dediğimiz anlarda patlar.Bireyleşme, mükemmel olmak değil, bütün olmaktır. Işığınız kadar gölgenizi, mantığınız kadar içgüdülerinizi de kucaklamaktır. Bu bir hafta sonu seminerinde halledilebilecek bir iş değil, bir ömür süren cesur bir iç yolculuktur.Jung'un zihin haritası, sadece psikoloji değil, hayatı anlamlandırmanın yeni bir yolu. Zihninizdeki gökdelenin tüm katlarını keşfetmeye hazır mısınız?Önemli Hatırlatma:Bu podcast bölümünde paylaştığım bilgiler, Carl Jung'un psikoloji teorilerini anlamaya yönelik genel eğitim içeriğidir. Herhangi bir psikolojik rahatsızlığın tanısı, tedavisi veya terapisi amacıyla kullanılmamalıdır. Eğer duygusal zorluklar, travmalar veya psikolojik problemler yaşıyorsanız, lütfen mutlaka bir psikolog, psikiyatrist veya ruh sağlığı uzmanından profesyonel destek alın.

  44. 275

    Narsist Seni Sevmedi… Sana Bağımlıydı!

    Bir ilişki sona erdiğinde zihnimiz tek bir soruya takılıp kalır: "Acaba beni gerçekten sevdi mi?" Ama belki de yanlış soruyu soruyoruzdur...Bu bölümde, narsistik takıntı ile gerçek sevgi arasındaki kritik farkları derinlemesine konuşuyoruz. Her sabah günaydın mesajları, sürekli aramalar, büyük jestler... Bunlar kulağa mükemmel geliyor ama gerçekten sevgi midir yoksa bir takıntı mı?Bu Bölümde Neler Konuşuyoruz:• Narsistik takıntının tehlikeli işaretleri ve nasıl fark edilir • Gerçek sevgi ile sahte ilgi arasındaki temel farklar • Narsist neden başlangıçta bu kadar yoğun ilgi gösterir? • Devalüasyon evresi: Neden aniden her şey değişir? • Narsistin sizden gerçekte ne istediğini anlama • İlişki bittiğinde neden kendinizi suçlu hissedersiniz? • Sağlıklı bir ilişkide sevginin nasıl görünmesi gerekir?Takıntı bir performanstır, havai fişek gösterisidir. Dev jestler, sosyal medyada paylaşılacak anlarla doludur. Ama sevgi bambaşka bir dildir - sessiz, güvenli ve kalıcıdır. Takıntı size 500 kırmızı gül göndermektir ama sizin beyaz gül sevdiğinizi bile bilmeden. Sevgi ise grip olduğunuz gece hiç lafını etmeden size çorba yapıp getirmektir.Bu podcast bölümü, toksik ilişkilerde yaşanan duygusal istismarı, manipülasyonu ve narsistik davranış kalıplarını anlamanıza yardımcı olacak. Eğer geçmişte böyle bir ilişki yaşadıysanız veya şu an içindeysaniz, bu bölüm size farklı bir bakış açısı kazandıracak.Unutmayın: Sizi olduğunuz gibi seven biri, size karşı takıntılı olmaz. Size güven verir, huzur verir, kendiniz olma özgürlüğü verir.ÖNEMLİ UYARI: Bu podcast'teki bilgiler genel psikoloji bilgilendirme amaçlıdır ve herhangi bir hastalığın tanısı, tedavisi veya terapisi iddiası taşımamaktadır. İçeriğimiz kişisel gelişim ve farkındalık oluşturmayı amaçlamaktadır. Eğer psikolojik, duygusal veya fiziksel sağlık sorunları yaşıyorsanız, lütfen mutlaka alanında uzman bir psikolog, psikiyatrist veya sağlık profesyoneline başvurun.

  45. 274

    Gittikçe Annene Daha Çok Benziyorsun?

    "Gittikçe daha çok anneme benziyorum!" Bu cümle sizi tüyler ürpertici bir şekilde etkiliyor mu? Bu podcast bölümünde, nesiller arası aktarım denilen o görünmez güçten derinlemesine bahsediyoruz.Narsist bir ebeveynle büyümenin izleri sadece davranışlarımızda değil, beyin kimyamızda bile kodlanmış durumda. Peki bu kodları nasıl fark eder ve yeniden yazabiliriz?Bu Bölümde Konuştuklarımız:• Nesiller arası travma aktarımı nedir ve bilimsel temeli nedir? • Fare deneyleri: Travma gerçekten DNA'ya işleniyor mu? • Narsist anne ile büyümenin yetişkinlik dönemine etkileri • Kurban ve Kurtarıcı rolleri: Aile senaryolarını nasıl tekrarlıyoruz? • 0-7 yaş arası beyin kodlaması ve limbik sistemin gizli otopilotu • "Toksik utanç" nedir ve narsistler için neden mükemmel av oluyoruz? • Hiper-uyanıklık ve kendini silme: İlişkilerdeki işlevsiz beceri setlerimiz • "Anneme benzediğimin" 4 temel işareti • Beyin nöroplastisitesi: Yeniden programlanma mümkün mü? • İçsel çocukla konuşma tekniği ve özgürleşme adımları • Nesiller arası zinciri kırmanın cesur yollarıDerin Metaforlar ve Psikolojik İçgörüler:Bu bölüm, sadece teorik bilgi sunmanın ötesinde, kendi hikayenizi yeniden yazmanız için güçlü bir farkındalık yolculuğu sunuyor. Çocuklukta kayda alınan "plağı" nasıl değiştireceğinizi, otomatik pilottan nasıl çıkacağınızı ve kendi hayatınızın gerçek yazarı olmayı öğreneceksiniz.ÖNEMLİ UYARI:Bu podcast bölümünde paylaşılan tüm bilgiler, genel eğitim ve farkındalık amacı taşımaktadır. İçeriğimiz herhangi bir tanı, tedavi veya terapi yerine geçmemektedir. Eğer psikolojik destek ihtiyacı hissediyorsanız, duygusal zorluklar yaşıyorsanız veya travmatik deneyimlerinizle baş etmekte güçlük çekiyorsanız, lütfen mutlaka bir psikolog, psikiyatrist veya ruh sağlığı uzmanına başvurun.

  46. 273

    Narsist Anneler: Sevgi Görünümlü Psikolojik Savaş

    Annelik, yaşamın en kutsal bağlarından biri olarak görülür. Ancak bazı durumlarda bu bağ, çocuğun ruhunu sessizce kemiren toksik bir ilişkiye dönüşebilir. Bu bölümde, narsist anne profilini, duygusal manipülasyon mekanizmalarını ve bu travmanın yetişkinlik dönemine yansımalarını derinlemesine ele alıyoruz.Bu Bölümde Neler Konuşuyoruz?• Narsist bir anne nasıl fark edilir? Hangi davranış kalıpları tehlike işaretidir? • Mitolojik Narkissos metaforu üzerinden narsisizmin psikolojik anatomisi • Başarı anksiyetesi: Neden kazandığınızda bile kaybetmiş gibi hissedersiniz? • Empati yoksunluğu: "Benim de bileğim burkulmuştu" sendromu • Duygusal manipülasyon üçgeni: Korku, Yükümlülük ve Suçluluk • Kardeşler arası rekabet: "Altın çocuk" ve "kara koyun" dinamiği • Nesiller arası travma aktarımı: Kısır döngü nasıl kırılır?Özgürleşmek İçin 5 Kritik Anahtar:Farkındalık: Sorunun sizde değil, kırık aynada olduğunu anlamakSağlıklı Sınırlar: "Hayır" diyebilme cesaretini kazanmakMesafe Koyma: İletişimsizlik stratejisi ne zaman gereklidir?Profesyonel Destek: Travma odaklı terapi yaklaşımları (EMDR, Şema Terapi)Döngüyü Kırmak: Siz o zincirin son halkası olabilirsinizEğer kendinizi "Hiçbir zaman yeterli değilim", "Başarılarım bana ait değil", "Sürekli suçlu hissediyorum" gibi düşünceler içinde buluyorsanız, bu bölüm tam size göre. Belki de yıllardır içinizde taşıdığınız ama adını koyamadığınız o hissin kaynağını burada bulacaksınız.Önemli Uyarı:Bu podcast bölümünde paylaşılan tüm bilgiler, genel bilgilendirme ve farkındalık oluşturma amacıyla hazırlanmıştır. İçeriğimiz, herhangi bir kişiye yönelik tanı, tedavi, terapi önerisi veya tıbbi/psikolojik müdahale niteliği taşımamaktadır.Psikolojik destek, terapi, danışmanlık veya profesyonel yardım gerektiren durumlarda mutlaka lisanslı bir ruh sağlığı uzmanı (psikolog, psikiyatrist veya psikolojik danışman) ile görüşmeniz önemle tavsiye edilir.

  47. 272

    Sen Bir "Empat" mısın, Yoksa Travma Mağduru mu?

    Kendinizi "çok empatik bir insan" olarak mı tanımlıyorsunuz? Başkalarının duygularını saniyeler içinde hissediyor, odaya giren birinin enerji değişimini anında fark ediyor musunuz? Belki de sürekli olarak "ben farklıyım, ben başkalarını derinden anlayabilen biriyim" diye düşünüyorsunuz...Peki ya size bu özelliğinizin aslında doğuştan gelen mistik bir güç değil, geçmişte yaşadığınız travmaların yarattığı bir hayatta kalma mekanizması olduğunu söylesem? Ve dahası, narsistlerin sizi bulmasının tesadüf olmadığını, sizi lazer hassasiyetiyle tespit edip hedef aldıklarını bilseniz ne hissederdiniz?Bu bölümde, popüler kültürde yüceltilen "empat" kavramının arkasındaki rahatsız edici gerçekleri konuşuyoruz. Psikoloji literatüründe aslında böyle bir kişilik tipinin bulunmadığını, empatik olduğunu düşünen birçok insanın gerçekte çocukluk döneminde gelişmiş bir tehdit algısına sahip olduğunu açıklıyoruz.Bu Bölümde :• "Empat" kavramının bilimsel gerçekliği ve New Age kökenli yanılgılar • Çocukluk travmalarının beyinde nasıl bir erken uyarı sistemi yarattığı • Narsistlerin duygusal sınırları zayıf insanları nasıl tespit ettiği • Gaslighting ve duygusal manipülasyonun psikolojik anatomisi • Duygusal projeksiyon: Narsistin hissetmesi gereken duyguları neden siz yaşıyorsunuz? • Travma boşaltımı ve duygusal çöp tenekesi olmak • Fedakarlığın karanlık yüzü: Koşullu sevginin nesilden nesile aktarımı • Sınırsız topraklar olmayı bırakıp bağımsız bir ülke olmak • Narsistlerin kusursuz empati taklidi ve ayna illüzyonu • Travmayı gerçek bir süper güce dönüştürmenin yolları • İyileşmiş bir insan olmanın formülü: Empati + SınırlarÖNEMLİ UYARI:Bu podcast bölümünde paylaşılan tüm bilgiler, genel eğitim, bilgilendirme ve kişisel farkındalık geliştirme amacıyla sunulmaktadır. İçeriğimiz hiçbir şekilde tıbbi tanı, tedavi, terapi veya profesyonel psikolojik danışmanlık hizmeti sunma iddiası taşımamaktadır.Podcast'te ele alınan konular - travma, narsisistik ilişkiler, duygusal istismar, çocukluk yaraları gibi - hassas ve kişiye özel profesyonel yaklaşım gerektiren alanlardır. Herhangi bir ruh sağlığı sorunu, travma belirtisi, ilişki krizi, depresyon, anksiyete veya duygusal zorluk yaşıyorsanız, lütfen derhal lisanslı bir psikolog, psikiyatrist, aile danışmanı veya ilgili sağlık profesyoneline başvurun.

  48. 271

    Narsistin Gözünden Dünya: Bir Gün Onların Kafasında Yaşasaydınız...

    Bu bölümde sizi alışılmadık bir deneyime davet ediyorum: Bir narsistin bedenine girip, onların gözünden dünyayı görmeyi deneyimleyeceğiz. Empati eksikliği, duygusal istismar, manipülasyon ve toksik ilişki dinamiklerini narsistin bakış açısından keşfedeceğiz.Bu Bölümde Neler Konuşuyoruz:Narsistin empatisiz dünyası nasıl işler? İnsanları neden nesne olarak görürler?"Kral Tahtı Oyunu": Narsistin sürekli üstünlük arayışıİdealizasyon ve devalüasyon döngüsü: İlahlardan kölelere geçişSessiz muamele: Psikolojik şiddetin en acımasız biçimiGaslighting ve manipülasyon taktikleriHoovering: Narsist neden tekrar geri döner?Narsistin "aşk" anlayışı: Gerçek aşk mı yoksa bir yatırım mı?Gizli narsist: Hem kral hem kurban olmakNarsistin iç boşluğu ve kaos ihtiyacıMaske takmak: Dışarıda mükemmel, içeride boşNarsistten kurtuluş: Kendinizi nasıl kurtarabilirsiniz?Eğer hayatınızda toksik bir ilişki yaşıyorsanız, narsist bir eş, partner, aile üyesi veya iş arkadaşıyla mücadele ediyorsanız, bu podcast size bambaşka bir perspektif sunacak. Onların dünyasını anlamak, sizin onlardan kurtulmanızı kolaylaştıracak. Çünkü bir labirentin haritası olmadan oradan çıkamazsınız.Bu podcast, sizi narsistin zihnine sokuyor ve onların düşünce yapısını, duygu dünyasını (ya da yokluğunu) ve ilişki dinamiklerini adım adım açıklıyor. Empati kasının nasıl atrofiye uğradığını, vicdanın nasıl bozuk bir navigasyon cihazı gibi çalıştığını ve neden gerçek değişimin neredeyse imkansız olduğunu öğreneceksiniz.Narsistler insanları "nesne" olarak görürler, gerçek bir bağ kuramazlarEmpati eksikliği, ciddi bir sorundur - kasıtlı bir tercih değilTüm ilişkileri "güç oyunu" olarak algılarlarEleştiri, varoluşsal bir tehdit olarak algılanırDeğişim teoride mümkün ama pratikte neredeyse imkansızBir narsisti değiştiremezsiniz ama kendinizi kurtarabilirsinizÖNEMLİ UYARI:Bu podcast bölümü, yalnızca eğitim ve bilgilendirme amaçlı hazırlanmıştır. Burada paylaşılan hiçbir bilgi, tanı, teşhis, tedavi veya psikoterapi yerine geçmez ve böyle bir iddiası yoktur.Eğer narsistik ilişkilerden kaynaklanan travma, duygusal istismar, manipülasyon veya psikolojik şiddet yaşıyorsanız, lütfen mutlaka lisanslı bir psikolog, psikiyatrist veya terapist ile görüşün.

  49. 270

    Neden Bazı İnsanlar Asla Değişmez?

    Bugünkü bölümümüzde belki de en çok sorulan sorulardan birine yanıt arıyoruz: Neden bazı insanlar kendilerine sürekli acı veren, küçülten, manipüle eden kişilerden bir türlü uzaklaşamıyor? Ya da tam tersi; neden bazıları kendisini koşulsuzca seven, değer veren birinden kaçıyor?Bu bölümde toksik ilişkilerin ve narsistik dinamiklerin ardındaki derin psikolojik mekanizmaları mercek altına alıyoruz. Travma bağı, Stockholm sendromu, travmatik bağlanma gibi kavramların ilişkilerimizi nasıl şekillendirdiğini ve en önemlisi de bu döngüden nasıl çıkabileceğimizi konuşuyoruz.Bu Bölümde:• Duygusal Zırh Metaforu: Toksik ilişkide olmak, sizi koruduğunu sandığınız ama aslında sevgiye kapalı tutan bir zırh giymek gibidir. Peki bu zırhı nasıl çıkarabiliriz?• Son Kibrit Korkusu: Neden sağlıklı bir ilişkiyi denemeye korkuyoruz? "Ya bu son şansımı da harcarsam?" düşüncesi bizi nasıl tutsak ediyor?• Varoluşsal Kimlik Tehdidi: 10 yıllık bir narsistik ilişkiden sonra, acı çekmeyen biri olsaydınız kim olurdunuz? Bu soruya cevap verememenin ardındaki gerçek nedir?• Geçmişe Dikilen Anıt: Neden toksik ilişkiyi bırakmak, geçmişteki kendinize ihanet etmek gibi hissettiriyor? Acılarınızın "boşuna yaşanmadığını" kanıtlamak için kendinizi feda etmeye değer mi?• Zihinsel Virüs: Bir narsistin size verdiği en büyük hasar, iç sesinizi onun sesiyle değiştirmesidir. Artık ona ihtiyacınız yoktur çünkü siz kendi hapishanenizin gardiyanı olmuşsunuzdur. Peki kafanızdaki hangi sesler gerçekten size ait?• Sosyal Yalnızlık Paradoksu: Toksik ilişkiden çıktığınızda sadece o kişiyi değil, tüm sosyal çevrenizi de kaybetme korkusu sizi nasıl etkiliyor?• Travmatik Bağlanma Mekaniği: Stockholm sendromu gibi, ama çok daha sinsi... Beyin neden size acı veren kişiyi "hayatta kalmanın anahtarı" olarak kodluyor?• Okyanus ve Kova Metaforu: Değişim bir okyanusu boşaltmak değildir. Değişim, küçük kovalarla kendi havuzunuzu doldurmaktır. İlk "hayır"ınız sadece bir kova su olabilir ama her kova, yeni bir başlangıçtır.Bu bölüm, toksik ilişkilerin psikolojik anatomisini derinlemesine ele alıyor ve size umut dolu bir perspektif sunuyor. Eğer siz de benzer bir döngünün içindeyseniz ya da geçmişte yaşadıysanız, bu bölüm sizin için bir ayna tutacak.Unutmayın: Siz bir okyanusu boşaltmak zorunda değilsiniz. Sadece kendi havuzunuzu doldurmaya başlamanız yeterli.Önemli Uyarı:Bu podcast bölümünde paylaşılan tüm bilgiler, genel bilgilendirme ve eğitim amaçlıdır. Bu içerik herhangi bir tanı, tedavi, terapi veya tıbbi müdahale iddiası taşımamaktadır ve profesyonel psikolojik danışmanlığın veya terapinin yerini tutmaz.Eğer toksik ilişki, travma, duygusal istismar, depresyon, anksiyete veya ruh sağlığınızla ilgili ciddi sorunlar yaşıyorsanız, lütfen mutlaka bir psikolog, psikiyatrist veya ruh sağlığı uzmanından profesyonel destek alınız.

  50. 269

    Narsistten Sonra Neden Kimseyi İstemezsin?

    Bu bölümde oldukça önemli bir konuyu ele alıyoruz: Narsisistik bir ilişkiden sonra neden kalp kapılarımız sonuna kadar kapanıyor?Bir narsistle yaşanan ilişki, sıradan bir ayrılık değildir. Bu, kimyasal bir savaştır ve geride derin yaralar bırakır. Peki neden artık kimseyi hayatınıza almak istemiyorsunuz? Neden eskiden aşkla soluk alıp verirken, şimdi bir duvar gibi sert ve soğuksunuz?Bu bölümde konuşacaklarımız:-Beynin Savunma Mekanizması: Neden yakınlık artık sizin için elektrik çarpması gibi hissettiriyor? Travma sonrası beyninizde neler oluyor?-Kimlik Kaybı: Narsistle olan ilişkide kaç farklı role büründünüz? Kurtarıcı, hayran, terapist, ego okşayıcı... Peki şimdi gerçek siz kimsiniz?-Kaos Bağımlılığı: Neden sakin ve istikrarlı insanlar sizi sıkıyor da, kaotik enerji çeken insanlar dikkatinizi çekiyor? Dopamin, kortizol ve adrenalin döngüsünün gizli etkileri...-Hayalet Sesler: "Sen kusurlusun", "Kimse senin gibi zor biriyle olmaz"... Bu cümleler artık onun ağzından çıkmıyor ama içinizde yankılanmaya devam ediyor. İç sesiniz nasıl ele geçirildi?-Gerçeklik Algısının Kaybı: Gaslighting sonucu kendi gerçeklik algınıza bile güvenemez hale geldiniz. "Bu gerçek mi yoksa ben mi yanlış anlıyorum?" sorusu zihninizi nasıl ele geçirdi?-Kintsugi Felsefesi: Japonların kırık çanak-çömleği altın tozuyla birleştirme sanatı gibi, siz de kendi kırıklarınızı nasıl altına dönüştürebilirsiniz?-Yeni Sınırlar: Artık herkesin kolayca giremeyeceği duygusal bir güvenlik sistemi kurma zamanı. Kırmızı bayrakları nasıl erken fark edebilirsiniz?Eğer narsist bir ilişkiden yeni çıktıysanız ve kendinizi duygusal olarak donmuş, kimseye açılamaz, güvenilecek kimse yok gibi hissediyorsanız, yalnız olmadığınızı bilmenizi istiyorum. Bu doğal bir savunma mekanizmasıdır ve sizin iyileşme sürecinizin bir parçasıdır.Bu bölümde size ne yapmanız gerektiğini söylemiyorum; bunun yerine, şu anda içinde bulunduğunuz durumu anlamanıza, kendi deneyiminize isim vermenize ve "Ben delirmiş miyim?" sorusuna cevap bulmanıza yardımcı oluyorum.Tek başınalık, yanlış biriyle olmaktan her zaman daha iyidir. Ve kendiniz olmadan kurulan her ilişki, eninde sonunda çöküşe mahkumdur.ÖNEMLİ UYARI:Bu podcast bölümünde paylaşılan tüm bilgiler, eğitim, bilinçlendirme ve farkındalık yaratma amaçlıdır. Burada anlatılanlar herhangi bir tanı koyma, tedavi önerme veya terapi uygulama iddiası taşımamaktadır.Psikolojik travma, depresyon, anksiyete, ilişki sorunları veya mental sağlık konusunda profesyonel yardıma ihtiyaç duyuyorsanız, lütfen mutlaka uzman bir psikolog, psikiyatrist veya lisanslı bir ruh sağlığı profesyonelinden destek alın.

Type above to search every episode's transcript for a word or phrase. Matches are scoped to this podcast.

Searching…

We're indexing this podcast's transcripts for the first time — this can take a minute or two. We'll show results as soon as they're ready.

No matches for "" in this podcast's transcripts.

Showing of matches

No topics indexed yet for this podcast.

Loading reviews...

ABOUT THIS SHOW

Bu Podcast sayfasında sizinle her pazartesi sabah 08:00'de hayata dair dair güncel ses kayıtlarımı paylaşacağım. Merak ettiğiniz soruları ya da paylaşmamı istediğiniz konuları bana sosyal medya hesaplarımdan iletebilirsiniz.

HOSTED BY

Mustafa Çay

URL copied to clipboard!