PODCAST · science
Neyse...Diyemediklerimiz.
by Buyce.tarhan
Karşınızda aslında kulaklarınızda içi şişmiş biri var. Bu podcast artık içine atmaktan ve her seferinde “pekala, neyse…” demekten yorgun düşmüş bir kadının seslenişi.Hem özel hayatında hem profesyonel hayatında payına düşeni ziyadesiyle (evet "x" kuşağından) almış, zaman zaman ağzı çok yanmış biri… Bununla birlikte başka bir yerden bakmanın mümkün ve olduğunu keşfedebilmiş şanslılardan. Neyselerin ardına sakladıklarımız için yola çıkıyor bu podcast. Kulağa hoş gelen ama içi boşaltılmış kavramları “mış gibi” yapmadan ya da kendimize uydurmaya çalışmadan anlamaya hevesli biri ile.
-
13
As yüzünü ki mühim sansınlar
Vize başvurusu için bir elçilikte geçen birkaç saat…Soğukta bekleyen insanlar, sessiz rekabet, eksiksiz olma telaşı ve asık yüzlü görevliler.Bu bölümde basit bir sorunun peşine düşüyorum:Ne oldu da ciddiyeti somurtkanlıkla, statüyü mesafeyle eşleştirmeye başladık?Gülümsemek gerçekten otoriteyi zayıflatır mı, yoksa biz mi böyle inanmak istiyoruz?
-
12
23 Nisan. Hangisi daha zor; neşe dolmak mı, insan kalmak mı?
23 Nisan…Bir zamanlar çocuk olmanın yeterli olduğu, ait olmanın sorgulanmadığı bir dünyayı hatırlıyor musunuz?Bu bölümde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı üzerinden bir yolculuğa çıkıyorum.Kendi çocukluğumdan, mahallelerden, komşuluklardan, birlikte olmanın doğal olduğu zamanlardan…Ve sonra yavaş yavaş ördüğümüz duvarlara.Koruma adı altında nasıl ayrıştırdık?Farklı olanı anlamak yerine nasıl uzaklaştık?Çocukları birey yapmaya çalışırken, bazı çocukların “hiç olamama” gerçeğini nasıl görmezden geldik?Bu bölüm bir nostalji değil.Bir yüzleşme.Çünkü olan, en çok çocuklara oldu.“Neyse…” diyebildiklerimizle, diyemediklerimiz arasında.#23Nisan #çocukluk
-
11
Başı Kesik Tavuklardan Hallice...
30+ yıl İnsan Kaynakları, yetenek yönetimi ve liderlikgelişimi alanında çalıştıktan sonra en sık gelen sorulardan biri şu:“Çocuklar ne okusun, ne yapsın?”Cevap vermesi zor.Çünkü mesele sadece meslek seçimi değil.Bir yanda “kendini kurtar” söylemi,diğer yanda ne istediğini keşfetmesine fırsat bulamayan gençler…Biz kendi hikâyelerimizde “keşke”lerle doluyken,onlara hâlâ aynı reçeteleri sunuyor olabilir miyiz?Bu bölümde:Düzgün okumak” ne demek,gerçekten? Kendi korkularımızı çocuklaranasıl aktarıyoruz? Merak, keşif ve öğrenme nedengeri planda kalıyor? Ve en önemlisi: Bu koşu nereye?Belki de sorun çocukların ne istediğini bilmemesi değil…onlara bunu keşfedecek alanı açamamamız.#NeyseDiyemediklerimiz#çocuklarımızıngeleceği #kariyerkoçluğu #gençlerneokusun #kariyerdanışmanlığı
-
10
Politikleştirebildiklerimizden misiniz?
Politika…En çok içimize attığımız, en çok tartıştığımız, en çok kaçındığımız konulardan biri.Peki neden?Neden konuşamıyoruz?Ya susuyoruz… ya bağırıyoruz.Bu bölümde şuna bakıyorum:Düşünmek ile inanmak arasındaki fark ne?Neden yeni bir bilgiyle fikrimizi gözden geçirmek yerine, mevcut fikrimizi savunmaya çalışıyoruz?Ve en kritik soru:Her fikir gerçekten saygıyı hak eder mi?İfade özgürlüğü…Bir fikri söyleme hakkı verir.Ama o fikrin saygınlığını garanti eder mi?Belki de mesele ne düşündüğümüzden çok,nasıl düşündüğümüz.
-
9
Longevity… Ölümsüzlüğün Peşinde Yaşamı Kaçırmak
Uzun ve sağlıklı yaşamak… yani longevity.Ama ne zaman sağlıklı yaşam arayışı, ölmemeye çalışma çabasına dönüşüyor?Detokslar, kürler, “doğal yaşam” önerileri, wellbeingtavsiyeleri…Gerçekten yaşam kalitemizi mi artırıyor, yoksa korkularımızın yönettiği yenialışkanlıklar mı yaratıyor?Bu bölümde sağlıklı yaşamak ile yaşamayı ertelemekarasındaki ince çizgiyi konuşuyorum.Kendimizi daha iyi hissetmek için yaptığımız seçimler gerçekten bize iyi migeliyor, yoksa hayatın küçük keyiflerini fark etmeden elimizden mi alıyor?Belki de asıl soru şu:Uzun yaşamak mı istiyoruz…yoksa elimizdeki yaşamı kaçırdığımızı içten içe biliyor muyuz?#longevity #sağlıklıyaşam #wellbeing
-
8
Dijitalleştik Hocam
Değişmeyen tek gerçek değişimin kendisidir demiş filozof. Eyvallah da hakkını veriyor mu tüm değişimler, özellikle de kurumsal transformasyonlar?Bu bölüm aniden ve ardı ardına yapılan değişim heveslerini ele alıyoruz.#neyse #dönüşüm #transformasyon #çağrımerkezi #arendth
-
7
Neyse Dedikten Sonra
“Neyse…”Beş harfli bir kelime.Ardından gelen üç nokta ise çoğu zaman bir hikâyenin yarım kaldığını fısıldıyor.Bu bölümde, “neyse” dediğimiz anların peşine düşüyorum.Bir kabulleniş mi bu, yoksa içten içe bir vazgeçiş mi?Beklentiler, hayal kırıklıkları, keşkeler ve “hadi”ler arasında gidip gelirken şunu soruyorum:Gerçekten devam mı ediyoruz, yoksa sadece geçiştiriyor muyuz?Belki de mesele beklentiyi azaltmak değil, onu nereye ve kime yönelttiğimizi fark etmek.Keşkelerim yerine sonuçsuz kalmış hadilerimle bir masaya oturmak bir nebze daha gururlandırıyor beni.🎵 Bölümün sonunda: Emerson, Lake & Palmer – Lay Down Your Guns#Firuzan #Keşkeyerinehadi
-
6
Duygularımız geçerli olmasına geçerli de her zaman doğru mu?
Duygularımız geçerli.Ama her duygu doğru mu?Hepimiz kırgınız.Hepimiz haklıyız.Ama garip bir şekilde…kimse sorumlu değil.Bir cümle görüyorum sosyal medyada.Kendime yontuyorum.Birine yolluyorum.Sonra bir bakıyorum…herkes daha da kırılmış.Belki mesele haklı olmak değil.Belki mesele,‘Bu duygu bana ne anlatıyor?’diye durup bakabilmek.Duygular geçerli olabilir.Ama sorumluluk…işte orası başka bir şey.Devamı podcast’te.
-
5
Bilmemek değil, öğrenmemek ayıptı hani?
Bilmeyen değil, öğrenmek istemeyen insan zorlar.Bu bölümde merakın, öğrenmenin ve geri bildirimin neden bukadar zorlayıcı olabildiğini konuşuyorum.Bazen bilmediğimizi bilmemek bizi rahatlatır.Çünkü bilmediğini fark etmek, yalnızca yeni bir şey öğrenmek değil; kendimizhakkında bildiklerimizi de yeniden sorgulamak demektir.Geri bildirim tam da bu yüzden çoğu zaman bilgi gibi değil,tehdit gibi gelir.Peki gerçekten değişmek neden bu kadar zor?Ve bizi geliştiren şey, duymak istediklerimiz mi yoksa duymamız gerekenler mi?🎧 Bölüm sonunda:Hurt – Johnny Cash#geriBildirim #öğrenmek #değişim #podcast
-
4
Bilmediğimi bilmiyorsam...
Bazen cümle ağzımıza kadar gelir.Ama çıkmaz.Çünkü daha önce denemişizdir.Yanlış anlaşılmıştır.“Abartıyorsun” denmiştir.“Çok direkt”, “fazla hassas”, “niye bu kadar kurcalıyorsun?” Ve biz o anda Sadece…“NEYSE…” deriz. Bu podcast, işte o neyselerin içinden konuşmak için var
-
3
Neyse ne...Hadi Başlıyorum Ben
"Bizi özgür bırakacak olan gerçeklerdir, eğer ilkbaşta bizi kızdırmalarına göğüs gerebilirsek..." Gloria Steinem.Beni en doğru zamanlarda kızdırmaktan hiç vazgeçmediği için Mehmet Murat Somer’e, sonsuz beyinfırtınalarıma yılmadan eşlik eden Elif Ekemen’e, bu ismin doğuşuna tanıklık eden Kaan Akarsu’ya, yüreklendirdikleriiçin Zeynep Tarhan, Doruk ve Zehra Taraktaş’a, jenerik müziğimi büyük bir cömertlikle besteleyen Rahman Altın’a, görsel dünyama yön veren Oğuz Mertdoğan’a ve onun nihai halini ortaya çıkaran Perim Öktem’e teşekkürlerimle...Ha birde gönlümden geçip de telif hakkı meselesi yüzünden çalamayacaklarımın isimlerini de not olarak ekleyeceğim.
No matches for "" in this podcast's transcripts.
No topics indexed yet for this podcast.
Loading reviews...
ABOUT THIS SHOW
Karşınızda aslında kulaklarınızda içi şişmiş biri var. Bu podcast artık içine atmaktan ve her seferinde “pekala, neyse…” demekten yorgun düşmüş bir kadının seslenişi.Hem özel hayatında hem profesyonel hayatında payına düşeni ziyadesiyle (evet "x" kuşağından) almış, zaman zaman ağzı çok yanmış biri… Bununla birlikte başka bir yerden bakmanın mümkün ve olduğunu keşfedebilmiş şanslılardan. Neyselerin ardına sakladıklarımız için yola çıkıyor bu podcast. Kulağa hoş gelen ama içi boşaltılmış kavramları “mış gibi” yapmadan ya da kendimize uydurmaya çalışmadan anlamaya hevesli biri ile.
HOSTED BY
Buyce.tarhan
Loading similar podcasts...