Öylesine Kayıtlar

PODCAST · society

Öylesine Kayıtlar

O gün ne getirdiyse ana sadık kalarak, konu veya mesaj derdi olmadan paylaştık...Mevzu kimi zaman şiir, kimi zaman ilişkiler, kimi zaman aşk, kimi zaman yaşam oldu, olacak...

  1. 10

    Korku Devresini Çözmek

    Bu kayıt, Sarah Peyton'ın Haziran 2022'de gerçekleştirdiği Şiddetsiz İletişim (NVC) ile Korku Devresini Çözmek konulu bir sunumdan veya atölye çalışmasından esinlenilerek üretilmiştir. Temel odak noktası, bireylerin yaşadığı travmalardan kaynaklanan KORKU devresinin nasıl çözülebileceği ve iyileştirilebileceği üzerine kuruludur. Metin, Jaak Panksepp'in Duygu ve Motivasyon Devreleri teorisini kullanarak, Arayış, Bakım, Panik/Keder, Korku, Öfke, Cinsellik, Oyun ve Tiksinme gibi sekiz temel duygusal devreyi ve bu devrelerin ilişkili olduğu duyguları, kimyasalları, bağımlılıkları ve özlemleri detaylıca listeler. Ayrıca, Polyvagal Teori'ye atıfta bulunarak her devrenin Sosyal Bağlantıda, Aktifleşmiş ve Donmuş (hareketsiz kalma) durumlarını açıklamakta ve özellikle hareketsiz kalma durumlarından çıkmak için Eş Titreşimli Dil Becerileri kullanılarak Olanı Olduğu Gibi Görmenin önemini vurgulamaktadır. Nihayetinde, metin sağlıklı KORKU devresini geri kazanmanın ve kronik kaygıya yol açan nesnesiz korkuyu ayrıştırmanın travma sonrası stres bozukluğundan (PTSD) kurtulmanın bir parçası olduğunu belirtir.

  2. 9

    Güçlü Kadının Gizli Bağımsızlık Korkusu : Sindrella Kompleksi

    Bir an için durup kendinize dürüst olun. Hiç ateşler içinde, yapayalnız yatarken içinizi ilkel bir arzu kapladı mı? Bakılma, korunma, bir başkasının sıcaklığına sığınıp dünyanın tüm yükünden kurtulma arzusu... Bir yanımız özgürlüğe kanat çırpmak, kendi kararlarını vermek, gücünün zirvesine ulaşmak için yanıp tutuşurken, diğer yanımız gizli bir fısıltıyla bizi geri çağırır: "Ne yapıyorum ben burada, bu kadar yalnız, bu kadar havada?" Güçlü ve bağımsız olma idealiyle yanıp tutuşuruz, ama içimizde bir yerlerde, tüm bu mücadelenin yorgunluğundan bizi çekip alacak bir kurtarıcı bekleriz. Bu içsel savaşın adı, yazar Colette Dowling'in "Sindrella Kompleksi" olarak tanımladığı derin psikolojik olgudur. Bu kompleks, kadınların bilinçdışında taşıdığı o köklü "kurtarılma arzusuna" ve bağımsızlığın getirdiği o ürkütücü sorumluluktan duyduğu gizli korkuya işaret eder. Tıpkı bir prens tarafından kurtarılmayı bekleyen Sindrella gibi, bizler de hayatın zorluklarından bizi çekip alacak bir dış gücü beklemeye şartlandırılmış olabiliriz.Bu yazının amacı, Sindrella Kompleksi'nin genellikle gözden kaçan, en şaşırtıcı ve fark edilmesi en zor beş yönünü ortaya koyarak, bu görünmez prangaları anlamanıza ve onlarla yüzleşmenize yardımcı olmaktır.Kendi Prensiniz OlmakEle aldığımız bu beş şaşırtıcı gerçek, Sindrella Kompleksi'nin sadece bir masal olmadığını; kadınların hayatını, kariyerlerini ve ilişkilerini derinden etkileyen güçlü bir psikolojik kalıp olduğunu gösteriyor. Kurtarılma arzusu, sorumluluktan kaçış, öğrenilmiş çaresizlik, başarı korkusu ve süper kadın tuzağı, bizleri kendi potansiyelimizden uzaklaştıran görünmez zincirlerdir. Ancak bu psikolojik kalıpların farkına varmak, onları aşma yolundaki ilk ve en önemli adımdır. Unutmayın, gerçek kurtuluş dışarıdan bir "prens" tarafından sağlanmaz. Gerçek kurtuluş, ancak kişinin kendi içindeki korkularla yüzleşmesi, kendine dayatılan sınırları sorgulaması ve en nihayetinde kendi hayatının sorumluluğunu cesaretle üstlenmesiyle gelir.Şimdi size bir soru: Eğer bir kurtarıcı beklemekten vazgeçseydiniz, kendi hayatınızın kahramanı olmak için bugün atacağınız ilk adım ne olur?

  3. 8

    Bilinçdışı Anlaşmalardan Özgürleşmek

    Bu Kayıt, Sarah Peyton tarafından sunulan ve bilinçdışı sözleşmeler veya kutsal yeminler kavramını açıklayan ders notlarından veya alıntılardan yaratılmıştır. Kayıtta bu sözleşmelerin genellikle zorlu anlarda, beyin/vücut sisteminin benzer bir olayın tekrar yaşanmasını önlemek amacıyla oluşturduğu "bir daha asla" taahhütleri olduğunu öne sürmektedir. Bu bilinçsiz anlaşmaların travmayla nasıl ilişkilendiği, amigdalanın anıları düğümleyerek ve zaman mefhumu olmadan onları canlı tutarak bu sözleşmeleri nasıl pekiştirdiği incelenmektedir. Ayrıca, bu sözleşmelere dayanan ve erteleme, kendini suçlama, mükemmeliyetçilik ve bağımlılıklar gibi bir dizi kendini sabote etme davranışları listelenmekte; bu yeminlerin genellikle hayatta kalma veya başkalarını koruma/onurlandırma gibi derin ihtiyaçları karşılamak için yapıldığı belirtilmektedir. Son olarak, kaynak, bu sözleşmeleri sözel alana taşıyarak ve fesih törenleri aracılığıyla bu yeminleri iptal etmenin ve iyileşme sağlamanın yollarını açıklamaktadır.

  4. 7

    İyi Toplum: Bir çelişki mi?

    Masallardaki o kötü kraliçe ya da o cadı üvey anne var ya, işte o, aslında prensesin, o ataerkil sistemin içinde yıllar geçirdikten sonra dönüştüğü şeyin ta kendisi. Yani dünün masum prensesi, bugünün sistem gardiyanı oluyor.Peki, tüm bu masal idealleri, bu programlama, gerçek dünyayla buluşunca ne oluyor? Elbette, bunun ağır bir bedeli var. Kitapta alıntılanan bu güçlü söz, durumun ne kadar ciddi olduğunu anlatıyor aslında.“İyi bir kadın olabilmek adına genç kızların hayalleri, hırsları, merakları hepsi defalarca tekrar tekrar engelleniyor. Bu, aslında benliğin sembolik olarak binlerce kez ölmesi demek.”Kaya, kız çocuklarına değerlerinin adeta kendi evlerinde birer uşak gibi başkalarına hizmet etmekten geldiğinin nasıl öğretildiğini anlatıyor. Başkalarının ihtiyaçlarını onlardan önce tahmin etmeleri, görünmez olmaları, hem fiziksel hem de duygusal olarak mümkün olduğunca az yer kaplamaları. İşte bunlar övülen şeyler oluyor. Peki bu noktada hepimizin aklına aynı soru geliyor değil mi?Madem bu roller bu kadar kısıtlayıcı, insanı bu kadar boğuyor, o zaman neden hepimiz bu oyunu oynamaya devam ediyoruz?Neden kimse yeter artık demiyor?İşte cevap, Kaya’nın Sartre’den alıntıladığı bu inanılmaz içgörü de saklı. Diyor ki,“Kendi özgürlüğümüzü hissettiğimiz oranda başkasının özgürlüğüne saygı duyarız. Yani kendi kafesini içselleştirmiş, kabullenmiş bir insan, kafesin dışına çıkmaya çalışan bir başkasını gördüğünde rahatsız olur. Hatta o kafesin en sadık, en acımasız gardiyanına dönüşür.”Tüm bunlar da bizi Nihan Kaya’nın bu analizinden çıkaracağımız asıl sonuca getiriyor. Buradaki mesele birilerini suçlamak değil, mesele farkında olmak.Şöyle bir düşünün, büyük bir düğün yapma baskısı, bayramlarda kimin elinin önce öpüleceği, aile toplantılarının o yazılı olmayan kuralları. Geleneklerimiz ve sosyal normlarımız aslında hepimizin oynamayı kabul ettiği kollektif bir hikaye ve bizler de bu hikayenin içindeki aktörleriz.İşte Kaya’nın analizi bize bir çıkış yolu da sunuyor aslında. Diyor ki, bu gelenekleri bir uyurgezer gibi sorgulamadan yaşamayı bırakalım, bunun yerine durup bizden oynamamız istenen bu rollerin ne olduğunu, kime hizmet ettiğini bilinçli bir şekilde incelemeye başlayalım.Yani özetle amaç o kafesi görüp umutsuzluğa kapılmak değil, tam tersi. Amaç, o kafesin kapısının anahtarının aslında bizim elimizde olduğunu fark etmek.Eğer toplum dediğimiz şey kendimize anlattığımız bir hikaye ise ve bizler de bu hikayenin yazarlarıysak, o zaman kendimize sormamız gereken tek bir soru kalıyor.Bu hikayenin bir sonraki bölümünde bizim rolümüz ne olacak?

  5. 6

    Zorbalığın Psikolojisi

    Zorbalık: Kaygı ve Saldırganlık DöngüsüBu Bölüm zihinsel bir savunma mekanizması olan ve Başkasını Korkutma (Zorbalık) konusuna odaklanmaktadır. Zorbalığın, bireyin kendi kaygısını hafifletmek ve sevilen bir şeyi kaybetme suçluluğunu yönetmek amacıyla başkalarını tetikte tutması şeklinde tanımlandığı açıklanmaktadır. 101 Savunma adlı kitaptan esinlenilerek hazırlanan bu bölümde, bu davranışın, saldırgan tutumun düşmanca tepkileri tetiklediği ve bunun da zorbanın kaygısını artırarak daha fazla saldırganlık ihtiyacına yol açtığı patolojik bir döngü yarattığını vurgulamaktadır. Ayrıca, zorbalık eğiliminin kronikleşmesi durumunda bunun sadist bir karakteri veya zorba karakter yapısını ifade ettiği belirtilmiş ve terapötik bağlamda bu savunmayla nasıl yüzleşilebileceğine dair bir örnek sunulmuştur. Nihayetinde zorbalık, zihnin hoş olmayan duygulardan kaçınmak için çevreyi kontrol etme çabasının yıkıcı bir örneği olarak özetlenmiştir.

  6. 5

    Çözüm yok mu? Problem değil.

    Sadece sevgi var 

  7. 4
  8. 3

    Kendimle Konuşmalar 777

    Kendi kendime kendimle konuşmalar  Theelf

  9. 2
  10. 1

    Şiir Saati

    Sıyrılıp gelen - Ahmet Telli, Aşk da çevreye uyar, İkilem, Neden - Metin Altıok, Hikaye - İlhan Berk, Özletiyor seni bu yağmurlar - Ahmet Telli

  11. 0

    Babahan ile konuştuk. Yaratıcılık nedir?

    Yaratıcılık domatesli pilav mıdır?

  12. -1

    Babahanla etimoloji ve risk üzerine

    Yardım etmek, temkinli olmak, risk almak ve don't wait just jump in konulu karmakarışık sarmaşık bir söyleşi

  13. -2

    Göçebelik - Aşk - Yalnızlık

    İnsanın halleri çeşit çeşittir ve içlerinde en güzelleri şu haller değil midir?  - Aşkın getirdiği güzellik hali  - Bir demli çayı yalnız içebilenin mutluluğunun dolup taşması hali   - Kendiyle mutlu olanın kimseyle derdi olmaması hali  - Tek başına mutlu olabilenin o mutluluğu paylaşmadan edemeyişi hali 

  14. -3

    Bilmek istiyorum şiiri - Oriah

    Diğer her şey bittiğinde seni ayakta tutan şeyin ne olduğunu bilmek istiyorum

  15. -4

    Şiir Zamanı

    Babahan'dan tadımlık bir dinleti 

Type above to search every episode's transcript for a word or phrase. Matches are scoped to this podcast.

Searching…

No matches for "" in this podcast's transcripts.

Showing of matches

No topics indexed yet for this podcast.

Loading reviews...

ABOUT THIS SHOW

O gün ne getirdiyse ana sadık kalarak, konu veya mesaj derdi olmadan paylaştık...Mevzu kimi zaman şiir, kimi zaman ilişkiler, kimi zaman aşk, kimi zaman yaşam oldu, olacak...

HOSTED BY

Öylesine Kayitlar

URL copied to clipboard!