10. Lem'a/2, Sh 44|Hulûsî Bey, Muhacir Hafız Ahmed, Hakkı ve Bekir Efendiler, Şamlı Hafız Tevfîk episode artwork

EPISODE · Nov 24, 2024 · 43 MIN

10. Lem'a/2, Sh 44|Hulûsî Bey, Muhacir Hafız Ahmed, Hakkı ve Bekir Efendiler, Şamlı Hafız Tevfîk

from Lem'alar Mecmuası · host Av. Ali Kurt

Dördüncüsü: Muhâcir Hâfız Ahmed’dir. O kendisi söylüyor: “Evet, ben i‘tirâf ediyorum ki: Hizmet-i Kur’âniyede âhiretim nokta-i nazarında ictihâdımda hatâ ettim. Hizmete fütur verecek bir arzuda bulundum. Şefkatli, fakat şiddetli ve keffâretli bir tokat yedim. Şöyle ki: Üstâdım yeni îcâdlara, yani Türkçe ezan gibi şeâir-i İslâmiyeye muhâlif bid‘atlere tarafdâr olmadığı için, benim câmiim de Üstâdımın komşusudur, şuhûr-u selâse geliyor, câmiyi terk etsem, hem ben çok sevab kaybediyorum, hem mahalle namazsızlığa alışacak. Yeni usûl yapmazsam, men‘ edileceğim. İşte bu ictihâda göre, ruhum kadar sevdiğim Üstâdımın muvakkaten başka bir memlekete gitmesini arzu ettim. Bilmedim ki, o yerini değiştirse, başka bir memlekete gitse, hizmet-i Kur’âniyeye muvakkaten fütûr gelir. Tam o sıralarda ben tokat yedim. Şefkatli, fakat öyle dehşetli bir tokat yedim ki, üç aydır daha aklım başıma gelmedi. Lillâhilhamd, Üstâdımın kat‘î ihbârıyla, ona ihtâr edilmiş ki, o musibetin herbir dakikası, bir gün ibâdet hükmündedir ve öyle olmasını da rahmet-i İlâhiyeden ümidvâr olabiliriz. Çünkü o hatâm, bir garaza binâen değildi. Sırf âhiretimi düşünmek noktasından o arzu gelmişti.” Beşincisi: Hakkı Efendi’dir. Şimdi burada olmadığı için, Hulûsî’ye vekâlet ettiğim gibi, ona da vekâleten derim ki: Hakkı Efendi talebelik vazîfesini hakkıyla îfâ ederken, ahlâksız bir kaymakam geldi. Hem Üstâdına, hem kendine zarar SAYFA 45 gelmemek için, yazdıklarını sakladı. Muvakkaten hizmet-i Nûriyeyi terk etti. Birden bir şefkat tokadı ma‘nâsında, bin lira vermekle mükellef olacak bir da‘vâ başına açıldı. Bir sene o tehdîd altında kaldı. Sonra geldi, burada görüştük. Avdetinde hizmet-i Kur’âniyeye talebelik vazîfesine girdi. Şefkat tokadının hükmü kalktı, tebrie etti. Sonra Kur’ân’ı yeni bir tarzda, yani tevâfuk mu‘cizesini gösterir bir sûrette yazmak hususunda talebelere bir vazîfe açıldı. Hakkı Efendi’ye de hisse ayrıldı. Elhak, o hissesine sâhib çıktı. Bir cüz’ünü güzel yazdı. Fakat derd-i maîşet zarûretiyle kendini mecbûr bilip, bizden gizli olarak da‘vâ vekâletine teşebbüs etti. Birden bir şefkat tokadı daha yedi. Kalemi tutan parmağı, muvakkaten kıvrıldı. “Bu parmakla hem da‘vâ vekâleti yapmak, hem Kur’ân’ı yazmak olmayacak!” diye, lisân-ı ma‘na ile ihtâr edildi. Da‘vâ vekilliğine teşebbüsünü bilmediğimiz için parmağına hayret ediyorduk. Sonra anlaşıldı ki, kudsî ve sâfî hizmet-i Kur’âniye, kendine mahsûs gāyet temiz parmakları, başka işe karıştırmak istemiyor. Her ne ise, Hulûsî Bey’i kendim gibi bildim, ona bedel konuştum. Hakkı Efendi de aynen onun gibidir. Eğer benim vekâletime râzı olmazsa, kendi tokadını kendi yazsın. Altıncısı: Bekir Efendi’dir. Şimdi hazır olmadığı için, ben kardeşim Abdülmecîd’e vekâlet ettiğim gibi, onun da i‘timâd ve sadâkatine i‘timâdıma ve Şâmlı Hâfız ve Süleyman Efendi gibi bütün hâs dostlarımın hükümlerine istinâden diyorum ki: Bekir Efendi, Onuncu Söz’ü tab‘ etti. İ‘câz-ı Kur’ân’a dâir Yirmibeşinci Söz’ü yeni hurûf çıkmadan tab‘ etmek için ona gönderdik ve “Onuncu Söz’ün matbaa fiyatını gönderdiğimiz gibi, onu da göndereceğiz” diye yazdık. Bekir Efendi, benim fakr-ı hâlimi düşünüp, matbaa fiyatı dört yüz banknot kadar olduğunu mülâhaza ederek ve kendi kesesinden vermeye, “Belki hoca râzı olmaz” diye, onun nefsi onu aldatmış; tab‘ edilmedi, hizmet-i Kur’âniyeye mühim bir zarar oldu. İki ay sonra dokuz yüz lirası hırsızların eline geçti. Şefkatli ve dehşetli bir tokat yedi. İnşâallâh zâyi‘ olan dokuz yüz lirası, sadaka hükmüne geçti. Yedincisi: Şâmlı Hâfız Tevfîk’tir. O kendisi söylüyor: “Evet, i‘tirâf ediyorum ki, ben bilmeyerek ve yanlış düşünerek, hizmet-i Kur’âniyeye fütûr verecek harekâtım sebebiyle, iki şefkatli tokat yedim. Şübhem kalmadı ki, bu tokatlar, o cihetten geldi. Birincisi: Lillâhilhamd benim hatt-ı Arabîm Kur’ân’a bir derece uygun bir tarzda ihsân edilmişti.

Dördüncüsü: Muhâcir Hâfız Ahmed’dir. O kendisi söylüyor: “Evet, ben i‘tirâf ediyorum ki: Hizmet-i Kur’âniyede âhiretim nokta-i nazarında ictihâdımda hatâ ettim. Hizmete fütur verecek bir arzuda bulundum. Şefkatli, fakat şiddetli ve keffâretli bir tokat yedim. Şöyle ki: Üstâdım yeni îcâdlara, yani Türkçe ezan gibi şeâir-i İslâmiyeye muhâlif bid‘atlere tarafdâr olmadığı için, benim câmiim de Üstâdımın komşusudur, şuhûr-u selâse geliyor, câmiyi terk etsem, hem ben çok sevab kaybediyorum, hem mahalle namazsızlığa alışacak. Yeni usûl yapmazsam, men‘ edileceğim. İşte bu ictihâda göre, ruhum kadar sevdiğim Üstâdımın muvakkaten başka bir memlekete gitmesini arzu ettim. Bilmedim ki, o yerini değiştirse, başka bir memlekete gitse, hizmet-i Kur’âniyeye muvakkaten fütûr gelir. Tam o sıralarda ben tokat yedim. Şefkatli, fakat öyle dehşetli bir tokat yedim ki, üç aydır daha aklım başıma gelmedi. Lillâhilhamd, Üstâdımın kat‘î ihbârıyla, ona ihtâr edilmiş ki, o musibetin herbir dakikası, bir gün ibâdet hükmündedir ve öyle olmasını da rahmet-i İlâhiyeden ümidvâr olabiliriz. Çünkü o hatâm, bir garaza binâen değildi. Sırf âhiretimi düşünmek noktasından o arzu gelmişti.” Beşincisi: Hakkı Efendi’dir. Şimdi burada olmadığı için, Hulûsî’ye vekâlet ettiğim gibi, ona da vekâleten derim ki: Hakkı Efendi talebelik vazîfesini hakkıyla îfâ ederken, ahlâksız bir kaymakam geldi. Hem Üstâdına, hem kendine zarar SAYFA 45 gelmemek için, yazdıklarını sakladı. Muvakkaten hizmet-i Nûriyeyi terk etti. Birden bir şefkat tokadı ma‘nâsında, bin lira vermekle mükellef olacak bir da‘vâ başına açıldı. Bir sene o tehdîd altında kaldı. Sonra geldi, burada görüştük. Avdetinde hizmet-i Kur’âniyeye talebelik vazîfesine girdi. Şefkat tokadının hükmü kalktı, tebrie etti. Sonra Kur’ân’ı yeni bir tarzda, yani tevâfuk mu‘cizesini gösterir bir sûrette yazmak hususunda talebelere bir vazîfe açıldı. Hakkı Efendi’ye de hisse ayrıldı. Elhak, o hissesine sâhib çıktı. Bir cüz’ünü güzel yazdı. Fakat derd-i maîşet zarûretiyle kendini mecbûr bilip, bizden gizli olarak da‘vâ vekâletine teşebbüs etti. Birden bir şefkat tokadı daha yedi. Kalemi tutan parmağı, muvakkaten kıvrıldı. “Bu parmakla hem da‘vâ vekâleti yapmak, hem Kur’ân’ı yazmak olmayacak!” diye, lisân-ı ma‘na ile ihtâr edildi. Da‘vâ vekilliğine teşebbüsünü bilmediğimiz için parmağına hayret ediyorduk. Sonra anlaşıldı ki, kudsî ve sâfî hizmet-i Kur’âniye, kendine mahsûs gāyet temiz parmakları, başka işe karıştırmak istemiyor. Her ne ise, Hulûsî Bey’i kendim gibi bildim, ona bedel konuştum. Hakkı Efendi de aynen onun gibidir. Eğer benim vekâletime râzı olmazsa, kendi tokadını kendi yazsın. Altıncısı: Bekir Efendi’dir. Şimdi hazır olmadığı için, ben kardeşim Abdülmecîd’e vekâlet ettiğim gibi, onun da i‘timâd ve sadâkatine i‘timâdıma ve Şâmlı Hâfız ve Süleyman Efendi gibi bütün hâs dostlarımın hükümlerine istinâden diyorum ki: Bekir Efendi, Onuncu Söz’ü tab‘ etti. İ‘câz-ı Kur’ân’a dâir Yirmibeşinci Söz’ü yeni hurûf çıkmadan tab‘ etmek için ona gönderdik ve “Onuncu Söz’ün matbaa fiyatını gönderdiğimiz gibi, onu da göndereceğiz” diye yazdık. Bekir Efendi, benim fakr-ı hâlimi düşünüp, matbaa fiyatı dört yüz banknot kadar olduğunu mülâhaza ederek ve kendi kesesinden vermeye, “Belki hoca râzı olmaz” diye, onun nefsi onu aldatmış; tab‘ edilmedi, hizmet-i Kur’âniyeye mühim bir zarar oldu. İki ay sonra dokuz yüz lirası hırsızların eline geçti. Şefkatli ve dehşetli bir tokat yedi. İnşâallâh zâyi‘ olan dokuz yüz lirası, sadaka hükmüne geçti. Yedincisi: Şâmlı Hâfız Tevfîk’tir. O kendisi söylüyor: “Evet, i‘tirâf ediyorum ki, ben bilmeyerek ve yanlış düşünerek, hizmet-i Kur’âniyeye fütûr verecek harekâtım sebebiyle, iki şefkatli tokat yedim. Şübhem kalmadı ki, bu tokatlar, o cihetten geldi. Birincisi: Lillâhilhamd benim hatt-ı Arabîm Kur’ân’a bir derece uygun bir tarzda ihsân edilmişti.

NOW PLAYING

10. Lem'a/2, Sh 44|Hulûsî Bey, Muhacir Hafız Ahmed, Hakkı ve Bekir Efendiler, Şamlı Hafız Tevfîk

0:00 43:11

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

Explaining the Faith with Fr. Chris Alar The Marian Fathers Each week, Very Rev. Chris Alar, MIC, director of the Association of Marian Helpers, examines in-depth an essential element of faith and morals that Catholics are called to proclaim, live, and celebrate. With wisdom, wit, and infectious enthusiasm, Fr. Chris digs deep into the richness, beauty, and truth of the faith that continues to transform hearts and lead people to God. May this podcast encourage your love of our Lord and love of your neighbor, especially of your brethren in the Church. Living Divine Mercy EWTN Fr. Chris Alar, M.I.C. helps viewers get a better understanding of the Divine Mercy message, and shares powerful, real life examples of people who live Divine Mercy in their every day lives. Homilies from the National Shrine The Marian Fathers These difficult times demand that we turn back to the beautiful mystery of who God is and what it means to be His cherished children. Listen in to the daily homilies from the Marian Fathers at the National Shrine of The Divine Mercy, including Fr. Chris Alar, Fr. Kaz Chwalek, and many more. May they help you to live by God’s will that you may play an active and effective role in a world whose wellbeing requires authentic Christian witness! Ciberíada de Lem en Lab 137 =^__^= [Audiolibro Ciencia Ficción] Mesh_mescalito En su momento, agadecido com estaba a tda la ente que había subido audios y que gracas a ellos me acompañaban decidí contribuir kármicamente de alguna manerra. Siempre me fasción el libr Ciberíada del escritor polaco Stanislaw Lem, su propio Bores, un tipo genial que tuvo u montón de etapas diferentespero una de ellas ciertamente es, para mí, muy muy cómica (y hay que agradecer a los traductores que estuvieron tan bien) y ilos´focia. Pero sobretodo muy graciosa, en su apariencia puerril de cuentos de princesas y robots. Lo grabé muy cutremente con el móvil allí donde podía.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Lem'alar Mecmuası?

This episode is 43 minutes long.

When was this Lem'alar Mecmuası episode published?

This episode was published on November 24, 2024.

What is this episode about?

Dördüncüsü: Muhâcir Hâfız Ahmed’dir. O kendisi söylüyor: “Evet, ben i‘tirâf ediyorum ki: Hizmet-i Kur’âniyede âhiretim nokta-i nazarında ictihâdımda hatâ ettim. Hizmete fütur verecek bir arzuda bulundum. Şefkatli, fakat şiddetli ve keffâretli bir...

Can I download this Lem'alar Mecmuası episode?

Yes, you can download this episode by clicking the download button on the episode player, or subscribe to the podcast in your preferred podcast app for automatic downloads.
URL copied to clipboard!