11. Lem'a/7, Sh 60 |11.Nükte | Sünnet-i seniyenin menbaı Efendimizin akvâli, ef‘âli ve ahvâlidir episode artwork

EPISODE · Dec 3, 2024 · 47 MIN

11. Lem'a/7, Sh 60 |11.Nükte | Sünnet-i seniyenin menbaı Efendimizin akvâli, ef‘âli ve ahvâlidir

from Lem'alar Mecmuası · host Av. Ali Kurt

Onbirinci Nükte: Üç mes’ele’dir. Birinci Mes’ele: Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sünnet-i seniyesinin menbaı üçtür: Akvâli, ef‘âli, ahvâlidir. Bu üç kısım dahi, üç kısımdır: Ferâiz, nevâfil, âdât-ı hasenesidir. Farz ve vâcib kısmında ittibâa mecbûriyet var; terkinde, azab ve ikāb vardır. Herkes ona ittibâa mükelleftir. SAYFA 61 Nevâfil kısmında, emr-i istihbâbî ile yine ehl-i îmân mükelleftir. Fakat, terkinde azab ve ikāb yoktur. Fiilinde, yani yapılmasında ve ittibâında azîm sevablar vardır. Tağyîr ve tebdîli, bid‘a ve dalâlettir ve büyük hatâdır. Âdât-ı seniyesi ve hareket-i müstahsenesi ise, hikmeten ve maslahaten, hayat-ı şahsiye ve nev‘iye ve ictimâiye i‘tibâriyle onu taklîd ve ona ittibâ‘ etmek, gāyet müstahsendir. Çünkü herbir hareket-i âdiyesinde, çok menfaat-i hayatiye bulunduğu gibi, mutâbaat etmekle, o âdâb ve âdetler, ibâdet hükmüne geçer. Evet, madem dost ve düşmanın ittifâkıyla, Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm mehâsin-i ahlâkın en yüksek mertebelerine mazhardır. Ve madem bil’ittifâk nev‘-i beşer içinde en meşhur ve en mümtâz bir şahsiyettir. Ve madem binler mu‘cizâtının delâletiyle ve teşkîl ettiği âlem-i İslâmiyetin kemâlâtının şehâdâtıyla ve mübelliğ ve tercüman olduğu Kur’ân-ı Hakîm’in hakāikinin tasdîkiyle, en mükemmel bir insan-ı kâmil ve bir mürşid-i ekmeldir. Ve madem semere-i etbâıyla milyonlar ehl-i kemâl, merâtib-i kemâlâtta terakkî edip saadet-i dâreyne mazhar olmuşlardır. Elbette o Zât’ı (asm) sünneti ve harekâtı, iktidâ edilecek en güzel numûnelerdir ve ta‘kîb edilecek en sağlam rehberlerdir ve düstûr ittihâz edilecek en muhkem kanunlardır. Bahtiyar odur ki, bu ittibâ‘-ı sünnette, hissesi ziyâde ola. Sünnete ittibâ‘ etmeyen, tenbellik ederse, hasâret-i azîme; ehemmiyetsiz görürse, cinâyet-i azîme; tekzîbi işmâm eden tenkîd ise, dalâlet-i azîmedir. İkinci Mes’ele: Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Hakîm’de: وَاِنَّكَ لَعَلٰي خُلُقٍ عَظ۪يمٍ ferman eder. Rivâyet-i sahîha ile Hazret-i Âişe-i Sıddîka (ra) gibi Sahâbe-i Güzîn, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ı ta‘rîf ettikleri zaman: خُلُقُهُ الْقُرْاٰنُ diye ta‘rîf ediyorlardı. Yani, Kur’ân’ın beyân ettiği mehâsin-i ahlâkın misâli, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’dır. Ve o mehâsini en evvel imtisâl eden ve fıtraten o mehâsin üzerinde yaratılan odur. İşte böyle bir Zât’ın (asm) ef‘âl, ahvâl, akvâl ve harekâtının herbirisi, nev‘-i beşere birer model hükmüne geçmeye lâyık iken, ona îmân eden ve ümmetinden olan gāfillerin, sünnetine ehemmiyet vermeyenlerinin veyahud tağyîr etmek isteyenlerinin ne kadar bedbaht olduklarını dîvâneler de anlar. Üçüncü Mes’ele: Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, hilkaten en mu‘tedil bir vaz‘iyette ve en mükemmel bir sûrette halkedildiğinden, harekât ve sekenâtı, i‘tidâl ve istikamet üzerine gitmiştir. Siyer-i seniyesi, kat‘î bir sûrette gösterir ki; SAYFA 62 Her hareketinde istikamet ve i‘tidâl üzere gitmiş, ifrât ve tefrîtten ictinâb etmiştir. Evet Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, فَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ emrini tamamıyla imtisâl ettiği için, bütün ef‘âl ve akvâl ve ahvâlinde istikamet, kat‘î bir sûrette görünüyor. Meselâ, kuvve-i akliyenin fesâd ve zulmeti hükmündeki ifrât ve tefrîti olan gabâvetten ve cerbezeden müberrâolarak, hadd-i vasat ve medâr-ı istikamet olan hikmet noktasında kuvve-i akliyesi dâimâ hareket ettiği gibi; kuvve-i gadabiyenin fesâdı ve ifrât ve tefrîti olan korkaklık ve tehevvürden münezzeh olarak, kuvve-i gadabiyenin medâr-ı istikameti ve hadd-i vasatı olan şecâat-i kudsiye ile kuvve-i gadabiyesi hareket etmekle beraber; kuvve-i şeheviyenin fesâdı ve ifrât ve tefrîti olan humûd ve fücûrdan musaffâ olarak, o kuvvenin medâr-ı istikameti olan iffette, kuvve-i şeheviyesi dâimâ iffet-i a‘zamı, ma‘sûmiyet derecesinde rehber ittihâz etmiştir. Ve hâkezâ.. Bütün sünnet-i seniyesinde ve ahvâl-i fıtriyesinde ve ahkâm-ı şer‘iyesinde, hadd-i istikameti ihtiyâr etmiştir; ve zulüm ve zulümât olan ifrât ve tefrîtten, israf ve tebzîrden ictinâb etmiştir.

Onbirinci Nükte: Üç mes’ele’dir. Birinci Mes’ele: Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sünnet-i seniyesinin menbaı üçtür: Akvâli, ef‘âli, ahvâlidir. Bu üç kısım dahi, üç kısımdır: Ferâiz, nevâfil, âdât-ı hasenesidir. Farz ve vâcib kısmında ittibâa mecbûriyet var; terkinde, azab ve ikāb vardır. Herkes ona ittibâa mükelleftir. SAYFA 61 Nevâfil kısmında, emr-i istihbâbî ile yine ehl-i îmân mükelleftir. Fakat, terkinde azab ve ikāb yoktur. Fiilinde, yani yapılmasında ve ittibâında azîm sevablar vardır. Tağyîr ve tebdîli, bid‘a ve dalâlettir ve büyük hatâdır. Âdât-ı seniyesi ve hareket-i müstahsenesi ise, hikmeten ve maslahaten, hayat-ı şahsiye ve nev‘iye ve ictimâiye i‘tibâriyle onu taklîd ve ona ittibâ‘ etmek, gāyet müstahsendir. Çünkü herbir hareket-i âdiyesinde, çok menfaat-i hayatiye bulunduğu gibi, mutâbaat etmekle, o âdâb ve âdetler, ibâdet hükmüne geçer. Evet, madem dost ve düşmanın ittifâkıyla, Zât-ı Ahmediye Aleyhissalâtü Vesselâm mehâsin-i ahlâkın en yüksek mertebelerine mazhardır. Ve madem bil’ittifâk nev‘-i beşer içinde en meşhur ve en mümtâz bir şahsiyettir. Ve madem binler mu‘cizâtının delâletiyle ve teşkîl ettiği âlem-i İslâmiyetin kemâlâtının şehâdâtıyla ve mübelliğ ve tercüman olduğu Kur’ân-ı Hakîm’in hakāikinin tasdîkiyle, en mükemmel bir insan-ı kâmil ve bir mürşid-i ekmeldir. Ve madem semere-i etbâıyla milyonlar ehl-i kemâl, merâtib-i kemâlâtta terakkî edip saadet-i dâreyne mazhar olmuşlardır. Elbette o Zât’ı (asm) sünneti ve harekâtı, iktidâ edilecek en güzel numûnelerdir ve ta‘kîb edilecek en sağlam rehberlerdir ve düstûr ittihâz edilecek en muhkem kanunlardır. Bahtiyar odur ki, bu ittibâ‘-ı sünnette, hissesi ziyâde ola. Sünnete ittibâ‘ etmeyen, tenbellik ederse, hasâret-i azîme; ehemmiyetsiz görürse, cinâyet-i azîme; tekzîbi işmâm eden tenkîd ise, dalâlet-i azîmedir. İkinci Mes’ele: Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Hakîm’de: وَاِنَّكَ لَعَلٰي خُلُقٍ عَظ۪يمٍ ferman eder. Rivâyet-i sahîha ile Hazret-i Âişe-i Sıddîka (ra) gibi Sahâbe-i Güzîn, Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü Vesselâm’ı ta‘rîf ettikleri zaman: خُلُقُهُ الْقُرْاٰنُ diye ta‘rîf ediyorlardı. Yani, Kur’ân’ın beyân ettiği mehâsin-i ahlâkın misâli, Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’dır. Ve o mehâsini en evvel imtisâl eden ve fıtraten o mehâsin üzerinde yaratılan odur. İşte böyle bir Zât’ın (asm) ef‘âl, ahvâl, akvâl ve harekâtının herbirisi, nev‘-i beşere birer model hükmüne geçmeye lâyık iken, ona îmân eden ve ümmetinden olan gāfillerin, sünnetine ehemmiyet vermeyenlerinin veyahud tağyîr etmek isteyenlerinin ne kadar bedbaht olduklarını dîvâneler de anlar. Üçüncü Mes’ele: Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, hilkaten en mu‘tedil bir vaz‘iyette ve en mükemmel bir sûrette halkedildiğinden, harekât ve sekenâtı, i‘tidâl ve istikamet üzerine gitmiştir. Siyer-i seniyesi, kat‘î bir sûrette gösterir ki; SAYFA 62 Her hareketinde istikamet ve i‘tidâl üzere gitmiş, ifrât ve tefrîtten ictinâb etmiştir. Evet Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, فَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ emrini tamamıyla imtisâl ettiği için, bütün ef‘âl ve akvâl ve ahvâlinde istikamet, kat‘î bir sûrette görünüyor. Meselâ, kuvve-i akliyenin fesâd ve zulmeti hükmündeki ifrât ve tefrîti olan gabâvetten ve cerbezeden müberrâolarak, hadd-i vasat ve medâr-ı istikamet olan hikmet noktasında kuvve-i akliyesi dâimâ hareket ettiği gibi; kuvve-i gadabiyenin fesâdı ve ifrât ve tefrîti olan korkaklık ve tehevvürden münezzeh olarak, kuvve-i gadabiyenin medâr-ı istikameti ve hadd-i vasatı olan şecâat-i kudsiye ile kuvve-i gadabiyesi hareket etmekle beraber; kuvve-i şeheviyenin fesâdı ve ifrât ve tefrîti olan humûd ve fücûrdan musaffâ olarak, o kuvvenin medâr-ı istikameti olan iffette, kuvve-i şeheviyesi dâimâ iffet-i a‘zamı, ma‘sûmiyet derecesinde rehber ittihâz etmiştir. Ve hâkezâ.. Bütün sünnet-i seniyesinde ve ahvâl-i fıtriyesinde ve ahkâm-ı şer‘iyesinde, hadd-i istikameti ihtiyâr etmiştir; ve zulüm ve zulümât olan ifrât ve tefrîtten, israf ve tebzîrden ictinâb etmiştir.

NOW PLAYING

11. Lem'a/7, Sh 60 |11.Nükte | Sünnet-i seniyenin menbaı Efendimizin akvâli, ef‘âli ve ahvâlidir

0:00 47:05

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

Explaining the Faith with Fr. Chris Alar The Marian Fathers Each week, Very Rev. Chris Alar, MIC, director of the Association of Marian Helpers, examines in-depth an essential element of faith and morals that Catholics are called to proclaim, live, and celebrate. With wisdom, wit, and infectious enthusiasm, Fr. Chris digs deep into the richness, beauty, and truth of the faith that continues to transform hearts and lead people to God. May this podcast encourage your love of our Lord and love of your neighbor, especially of your brethren in the Church. Living Divine Mercy EWTN Fr. Chris Alar, M.I.C. helps viewers get a better understanding of the Divine Mercy message, and shares powerful, real life examples of people who live Divine Mercy in their every day lives. Homilies from the National Shrine The Marian Fathers These difficult times demand that we turn back to the beautiful mystery of who God is and what it means to be His cherished children. Listen in to the daily homilies from the Marian Fathers at the National Shrine of The Divine Mercy, including Fr. Chris Alar, Fr. Kaz Chwalek, and many more. May they help you to live by God’s will that you may play an active and effective role in a world whose wellbeing requires authentic Christian witness! Ciberíada de Lem en Lab 137 =^__^= [Audiolibro Ciencia Ficción] Mesh_mescalito En su momento, agadecido com estaba a tda la ente que había subido audios y que gracas a ellos me acompañaban decidí contribuir kármicamente de alguna manerra. Siempre me fasción el libr Ciberíada del escritor polaco Stanislaw Lem, su propio Bores, un tipo genial que tuvo u montón de etapas diferentespero una de ellas ciertamente es, para mí, muy muy cómica (y hay que agradecer a los traductores que estuvieron tan bien) y ilos´focia. Pero sobretodo muy graciosa, en su apariencia puerril de cuentos de princesas y robots. Lo grabé muy cutremente con el móvil allí donde podía.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Lem'alar Mecmuası?

This episode is 47 minutes long.

When was this Lem'alar Mecmuası episode published?

This episode was published on December 3, 2024.

What is this episode about?

Onbirinci Nükte: Üç mes’ele’dir. Birinci Mes’ele: Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın sünnet-i seniyesinin menbaı üçtür: Akvâli, ef‘âli, ahvâlidir. Bu üç kısım dahi, üç kısımdır: Ferâiz, nevâfil, âdât-ı hasenesidir. Farz ve vâcib kısmında...

Can I download this Lem'alar Mecmuası episode?

Yes, you can download this episode by clicking the download button on the episode player, or subscribe to the podcast in your preferred podcast app for automatic downloads.
URL copied to clipboard!