13. Lem'a/8, Sh 83 | 10.İşaret | İblîsin en mühim bir desîsesi, kendini inkâr ettirmektir episode artwork

EPISODE · Dec 17, 2024 · 54 MIN

13. Lem'a/8, Sh 83 | 10.İşaret | İblîsin en mühim bir desîsesi, kendini inkâr ettirmektir

from Lem'alar Mecmuası · host Av. Ali Kurt

Onuncu İşaret: İblîsin en mühim bir desîsesi, kendini, kendine tâbi‘ olanlara inkâr ettirmektir. Şu zamanda, hususan maddiyyûnların felsefeleriyle zihni bulananların, bu bedîhî mes’elede tereddüd gösterdikleri için, şeytanın bu desîsesine karşı, bir iki söz söyleyeceğiz. Şöyle ki: İnsanlarda şeytan vazîfesini gören cesedli ervâh-ı habîse bilmüşâhede bulunduğu gibi, cinnîden cesedsiz ervâh-ı habîse dahi bulunduğu, o kat‘iyettedir. Eğer onlar maddî cesed giyse idiler, bu şerîr insanların aynı olacaklardı. Hem eğer bu insan sûretindeki insî şeytanlar cesedlerini çıkarabilse idiler, o cinnî iblîsler olacaklardı. Hatta bu şiddetli münâsebete binâendir ki, bir mezheb-i bâtıl, hükmetmiş ki: “İnsan sûretindeki gāyet şerîr ervâh-ı habîse, öldükten sonra şeytan olur.” Ma‘lûmdur ki, a‘lâ bir şey bozulsa, ednâ bir şeyin bozulmasından daha ziyâde bozuk olur. Meselâ, nasıl ki süt ve yoğurt bozulsalar, yine yenilebilirler. Fakat yağ bozulsa, yenilmez, bazen zehir gibi olur. Öyle de, mahlûkātın en mükerremi, belki en a‘lâsı olan insan eğer bozulsa, bozuk hayvandan daha ziyâde bozuk olur. Müteaffin maddelerin kokusuyla telezzüz eden haşerât gibi ve ısırmakla zehirlendirmekten lezzet alan yılanlar gibi, dalâlet bataklığındaki şerlerle ve habîs ahlâklarla telezzüz ve iftihâr eder SAYFA 84 ve zulmün zulümâtındaki zararlardan ve cinâyetlerden lezzet alırlar; âdetâ şeytanın mâhiyetine girerler. Elhâsıl: Evvelen: Cinnî şeytanın vücûduna delil, insî şeytanın vücûdudur. Sâniyen: Yirmidokuzuncu Söz’de yüz delîl-i kat‘î ile rûhânîlerin ve meleklerin vücûdunu isbat eden umum o deliller, şeytanların dahi vücûdunu isbat ederler. Bu ciheti o söze havâle ediyoruz. Sâlisen: Kâinâttaki umûr-u hayriyedeki kanunların mümessilleri ve nâzırları hükmünde olan meleklerin vücûdu, ittifâk-ı edyân ile sâbit olduğu gibi, umûr-u şerriyenin mümessilleri ve mübâşirleri; ve o umûrdaki kavânînin medârları olan ervâh-ı habîse ve şeytaniyenin bulunması, hikmet ve hakîkat noktasında kat‘îdir; belki umûr-u şerriyede zîşuûr perdenin bulunması, daha ziyâde lâzımdır. Çünkü Yirmiikinci Söz’ün başında denildiği gibi, herkes, her şeyin hüsn-ü hakîkîsini göremediği için, zâhirî şerriyet ve noksâniyet cihetinde Hâlik-ı Zülcelâl’e karşı i‘tirâz etmemek ve rahmetini ithâm etmemek ve hikmetini tenkîd etmemek ve haksız şekvâ etmemek için, Hâlik-ı Zülcelâl, zâhirî bir vâsıtayı perde etmiş, tâ i‘tirâzlar ve tenkîdler ve şekvâlar, o perdelere gidip, Hâlik-ı Kerîm ve Hakîm-i Mutlak’a teveccüh etmesin. Nasıl ki vefat eden ibâdın küsmesinden Hazret-i Azrâîl’i (as) kurtarmak için, hastalıkları ecele perde etmiş. Öyle de, Hazret-i Azrâîl’ (as) kabz-ı ervâha perde edip, tâ merhametsiz tevehhüm edilen o hâletlerden gelen şekvâlar, Cenâb-ı Hakk’a teveccüh etmesin. Öyle de, daha ziyâde bir kat‘iyetle şerlerden ve fenâlıklardan gelen i‘tirâzlar ve tenkîdler, Hâlik-ı Zülcelâl’e teveccüh etmemesi için, hikmet-i Rabbâniye, şeytanın vücûdunu iktizâ etmiştir. Râbian: İnsan küçük bir âlem olduğu gibi, âlem dahi büyük bir insandır. Bu küçük insan, o büyük insanın bir fihristi ve bir hulâsasıdır. İnsanda bulunan numûnelerin büyük asılları, insan-ı ekberde bizzarûre bulunacaktır. Meselâ, nasıl ki insanda kuvve-i hâfızanın vücûdu, âlemde Levh-i Mahfûz’un vücûduna kat‘î delildir. Öyle de, insanda kalbin bir köşesinde lümme-i şeytâniye denilen bir âlet-i vesvesenin ve kuvve-i vâhimenin telkînâtıyla konuşan bir şeytânî lisân ve ifsâd edilen kuvve-i vâhime, küçük bir şeytan hükmüne geçtiklerini ve sâhiblerinin ihtiyârına zıd ve arzularına muhâlif hareket ettiklerini, herkes nefsinde hissen ve hadsen görmesi, âlemde büyük şeytanların vücûduna kat‘î delildir. Ve bu lümme-i şeytâniye ve şu kuvve-i vâhime, bir kulak ve bir dil olduklarından, ona üfleyen ve bunu konuşturan hâricî bir şahs-ı şerîrin vücûdunu ihsâs ederler.

Onuncu İşaret: İblîsin en mühim bir desîsesi, kendini, kendine tâbi‘ olanlara inkâr ettirmektir. Şu zamanda, hususan maddiyyûnların felsefeleriyle zihni bulananların, bu bedîhî mes’elede tereddüd gösterdikleri için, şeytanın bu desîsesine karşı, bir iki söz söyleyeceğiz. Şöyle ki: İnsanlarda şeytan vazîfesini gören cesedli ervâh-ı habîse bilmüşâhede bulunduğu gibi, cinnîden cesedsiz ervâh-ı habîse dahi bulunduğu, o kat‘iyettedir. Eğer onlar maddî cesed giyse idiler, bu şerîr insanların aynı olacaklardı. Hem eğer bu insan sûretindeki insî şeytanlar cesedlerini çıkarabilse idiler, o cinnî iblîsler olacaklardı. Hatta bu şiddetli münâsebete binâendir ki, bir mezheb-i bâtıl, hükmetmiş ki: “İnsan sûretindeki gāyet şerîr ervâh-ı habîse, öldükten sonra şeytan olur.” Ma‘lûmdur ki, a‘lâ bir şey bozulsa, ednâ bir şeyin bozulmasından daha ziyâde bozuk olur. Meselâ, nasıl ki süt ve yoğurt bozulsalar, yine yenilebilirler. Fakat yağ bozulsa, yenilmez, bazen zehir gibi olur. Öyle de, mahlûkātın en mükerremi, belki en a‘lâsı olan insan eğer bozulsa, bozuk hayvandan daha ziyâde bozuk olur. Müteaffin maddelerin kokusuyla telezzüz eden haşerât gibi ve ısırmakla zehirlendirmekten lezzet alan yılanlar gibi, dalâlet bataklığındaki şerlerle ve habîs ahlâklarla telezzüz ve iftihâr eder SAYFA 84 ve zulmün zulümâtındaki zararlardan ve cinâyetlerden lezzet alırlar; âdetâ şeytanın mâhiyetine girerler. Elhâsıl: Evvelen: Cinnî şeytanın vücûduna delil, insî şeytanın vücûdudur. Sâniyen: Yirmidokuzuncu Söz’de yüz delîl-i kat‘î ile rûhânîlerin ve meleklerin vücûdunu isbat eden umum o deliller, şeytanların dahi vücûdunu isbat ederler. Bu ciheti o söze havâle ediyoruz. Sâlisen: Kâinâttaki umûr-u hayriyedeki kanunların mümessilleri ve nâzırları hükmünde olan meleklerin vücûdu, ittifâk-ı edyân ile sâbit olduğu gibi, umûr-u şerriyenin mümessilleri ve mübâşirleri; ve o umûrdaki kavânînin medârları olan ervâh-ı habîse ve şeytaniyenin bulunması, hikmet ve hakîkat noktasında kat‘îdir; belki umûr-u şerriyede zîşuûr perdenin bulunması, daha ziyâde lâzımdır. Çünkü Yirmiikinci Söz’ün başında denildiği gibi, herkes, her şeyin hüsn-ü hakîkîsini göremediği için, zâhirî şerriyet ve noksâniyet cihetinde Hâlik-ı Zülcelâl’e karşı i‘tirâz etmemek ve rahmetini ithâm etmemek ve hikmetini tenkîd etmemek ve haksız şekvâ etmemek için, Hâlik-ı Zülcelâl, zâhirî bir vâsıtayı perde etmiş, tâ i‘tirâzlar ve tenkîdler ve şekvâlar, o perdelere gidip, Hâlik-ı Kerîm ve Hakîm-i Mutlak’a teveccüh etmesin. Nasıl ki vefat eden ibâdın küsmesinden Hazret-i Azrâîl’i (as) kurtarmak için, hastalıkları ecele perde etmiş. Öyle de, Hazret-i Azrâîl’ (as) kabz-ı ervâha perde edip, tâ merhametsiz tevehhüm edilen o hâletlerden gelen şekvâlar, Cenâb-ı Hakk’a teveccüh etmesin. Öyle de, daha ziyâde bir kat‘iyetle şerlerden ve fenâlıklardan gelen i‘tirâzlar ve tenkîdler, Hâlik-ı Zülcelâl’e teveccüh etmemesi için, hikmet-i Rabbâniye, şeytanın vücûdunu iktizâ etmiştir. Râbian: İnsan küçük bir âlem olduğu gibi, âlem dahi büyük bir insandır. Bu küçük insan, o büyük insanın bir fihristi ve bir hulâsasıdır. İnsanda bulunan numûnelerin büyük asılları, insan-ı ekberde bizzarûre bulunacaktır. Meselâ, nasıl ki insanda kuvve-i hâfızanın vücûdu, âlemde Levh-i Mahfûz’un vücûduna kat‘î delildir. Öyle de, insanda kalbin bir köşesinde lümme-i şeytâniye denilen bir âlet-i vesvesenin ve kuvve-i vâhimenin telkînâtıyla konuşan bir şeytânî lisân ve ifsâd edilen kuvve-i vâhime, küçük bir şeytan hükmüne geçtiklerini ve sâhiblerinin ihtiyârına zıd ve arzularına muhâlif hareket ettiklerini, herkes nefsinde hissen ve hadsen görmesi, âlemde büyük şeytanların vücûduna kat‘î delildir. Ve bu lümme-i şeytâniye ve şu kuvve-i vâhime, bir kulak ve bir dil olduklarından, ona üfleyen ve bunu konuşturan hâricî bir şahs-ı şerîrin vücûdunu ihsâs ederler.

NOW PLAYING

13. Lem'a/8, Sh 83 | 10.İşaret | İblîsin en mühim bir desîsesi, kendini inkâr ettirmektir

0:00 54:31

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

Explaining the Faith with Fr. Chris Alar The Marian Fathers Each week, Very Rev. Chris Alar, MIC, director of the Association of Marian Helpers, examines in-depth an essential element of faith and morals that Catholics are called to proclaim, live, and celebrate. With wisdom, wit, and infectious enthusiasm, Fr. Chris digs deep into the richness, beauty, and truth of the faith that continues to transform hearts and lead people to God. May this podcast encourage your love of our Lord and love of your neighbor, especially of your brethren in the Church. Living Divine Mercy EWTN Fr. Chris Alar, M.I.C. helps viewers get a better understanding of the Divine Mercy message, and shares powerful, real life examples of people who live Divine Mercy in their every day lives. Homilies from the National Shrine The Marian Fathers These difficult times demand that we turn back to the beautiful mystery of who God is and what it means to be His cherished children. Listen in to the daily homilies from the Marian Fathers at the National Shrine of The Divine Mercy, including Fr. Chris Alar, Fr. Kaz Chwalek, and many more. May they help you to live by God’s will that you may play an active and effective role in a world whose wellbeing requires authentic Christian witness! Ciberíada de Lem en Lab 137 =^__^= [Audiolibro Ciencia Ficción] Mesh_mescalito En su momento, agadecido com estaba a tda la ente que había subido audios y que gracas a ellos me acompañaban decidí contribuir kármicamente de alguna manerra. Siempre me fasción el libr Ciberíada del escritor polaco Stanislaw Lem, su propio Bores, un tipo genial que tuvo u montón de etapas diferentespero una de ellas ciertamente es, para mí, muy muy cómica (y hay que agradecer a los traductores que estuvieron tan bien) y ilos´focia. Pero sobretodo muy graciosa, en su apariencia puerril de cuentos de princesas y robots. Lo grabé muy cutremente con el móvil allí donde podía.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Lem'alar Mecmuası?

This episode is 54 minutes long.

When was this Lem'alar Mecmuası episode published?

This episode was published on December 17, 2024.

What is this episode about?

Onuncu İşaret: İblîsin en mühim bir desîsesi, kendini, kendine tâbi‘ olanlara inkâr ettirmektir. Şu zamanda, hususan maddiyyûnların felsefeleriyle zihni bulananların, bu bedîhî mes’elede tereddüd gösterdikleri için, şeytanın bu desîsesine karşı, bir...

Can I download this Lem'alar Mecmuası episode?

Yes, you can download this episode by clicking the download button on the episode player, or subscribe to the podcast in your preferred podcast app for automatic downloads.
URL copied to clipboard!