EPISODE · Dec 28, 2024 · 48 MIN
14. Lem'a/8, Sh 101 | 2.Makam | 5.Sır | İnsan, ism-i Rahmân’ı tamamıyla gösterir bir surettedir
from Lem'alar Mecmuası · host Av. Ali Kurt
Beşinci Sır: Bir hadîs-i şerîfte vârid olmuş ki: اِنَّ اللّٰهَ خَلَقَ الْاِنْسَانَ عَلٰي صُورَةِ الرَّحْمٰنِ ev kemâ kāl SAYFA 102 Bu hadîsi, bir kısım ehl-i tarîkat, akāid-i îmâniyeye münâsib düşmeyen acîb bir tarzda tefsîr etmişler. Hatta onlardan bir kısım ehl-i aşk, insanın sîmâ-yı ma‘nevîsine bir sûret-i Rahmân nazarıyla bakmışlar. Ehl-i tarîkatin ekserîsinde sekir, ehl-i aşkın çoğunda istiğrâk ve iltibâs olduğundan, hakîkate muhâlif telakkîlerinde, belki ma‘zurdurlar. Fakat aklı başında olanlar, fikren onların esâs-ı akāide münâfî olan ma‘nâlarını kabûl edemez. Etse hatâ eder. Evet, bütün kâinâtı bir saray ve bir ev gibi muntazam idare eden; ve yıldızları zerreler gibi hikmetli ve kolay çeviren ve gezdiren; ve zerrâtı muntazam me’murlar gibi istihdâm eden Zât-ı Akdes-i İlâhî’nin şerîki, nazîri, zıddı, niddi olmadığı gibi, لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَيْءٌ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ sırrıyla sûreti, misli, misâli, şebîhi dahi olamaz. Fakat, وَلَهُ الْمَثَلُ الْاَعْلٰي فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ sırrıyla temsîl ile, şuûnâtına ve sıfât ve esmâsına bakılır. Demek mesel ve temsîl, şuûnât nokta-i nazarında vardır. Şu mezkûr hadîs-i şerîfin çok makāsıdından birisi şudur ki, insan, ism-i Rahmân’ı tamamıyla gösterir bir sûrettedir. Evet, sâbıkan beyân ettiğimiz gibi, kâinâtın sîmâsında bin bir ismin şuâ‘larından tezâhür eden ism-i Rahmân göründüğü gibi, zemin yüzünün sîmâsında da, rubûbiyet-i mutlaka-i İlâhiyenin hadsiz cilveleriyle tezâhür eden ism-i Rahmân görünüyor. Ve insanın sûret-i câmiasında da küçük bir mikyâsta zeminin sîmâsı ve kâinâtın sîmâsı gibi, yine o ism-i Rahmân’ın cilve-i etemmi görünüyor demektir. Hem işarettir ki, Zât-ı Rahmânü’r-Rahîm’in delilleri ve aynaları olan zîhayatların ve insan gibi mazharların, o kadar o Zât-ı Vâcibü’l-Vücûd’a delâletleri kat‘î ve vâzıh ve zâhirdir ki, güneşin timsâlini ve aksini tutan parlak bir ayna parlaklığına ve delâletinin vuzûhuna işareten, “O ayna güneştir” denildiği gibi, “İnsanda sûret-i Rahmân var” vuzûh-u delâletine ve kemâl-i münâsebetine işareten denilmiş ve denilir. Ve ehl-i vahdetü’l-vücûdun mu‘tedil kısmı, لَا مَوْجُودَ اِلَّا هُوَ bu sırra binâen ve bu delâletin vuzûhuna ve bu münâsebetin kemâline bir ünvan olarak demişler. اَللّٰهُمَّ يَا رَحْمٰنُ يَا رَح۪يمُ بِحَقِّ (بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ) اِرْحَمْنَا كَمَا يَل۪يقُ بِرَح۪يمِيَّتِكَ وَفَهِّمْنَٓا اَسْرَارَ (بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ) كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَانِيَّتِكَ اٰم۪ينَ
What this episode covers
Beşinci Sır: Bir hadîs-i şerîfte vârid olmuş ki: اِنَّ اللّٰهَ خَلَقَ الْاِنْسَانَ عَلٰي صُورَةِ الرَّحْمٰنِ ev kemâ kāl SAYFA 102 Bu hadîsi, bir kısım ehl-i tarîkat, akāid-i îmâniyeye münâsib düşmeyen acîb bir tarzda tefsîr etmişler. Hatta onlardan bir kısım ehl-i aşk, insanın sîmâ-yı ma‘nevîsine bir sûret-i Rahmân nazarıyla bakmışlar. Ehl-i tarîkatin ekserîsinde sekir, ehl-i aşkın çoğunda istiğrâk ve iltibâs olduğundan, hakîkate muhâlif telakkîlerinde, belki ma‘zurdurlar. Fakat aklı başında olanlar, fikren onların esâs-ı akāide münâfî olan ma‘nâlarını kabûl edemez. Etse hatâ eder. Evet, bütün kâinâtı bir saray ve bir ev gibi muntazam idare eden; ve yıldızları zerreler gibi hikmetli ve kolay çeviren ve gezdiren; ve zerrâtı muntazam me’murlar gibi istihdâm eden Zât-ı Akdes-i İlâhî’nin şerîki, nazîri, zıddı, niddi olmadığı gibi, لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَيْءٌ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ sırrıyla sûreti, misli, misâli, şebîhi dahi olamaz. Fakat, وَلَهُ الْمَثَلُ الْاَعْلٰي فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ sırrıyla temsîl ile, şuûnâtına ve sıfât ve esmâsına bakılır. Demek mesel ve temsîl, şuûnât nokta-i nazarında vardır. Şu mezkûr hadîs-i şerîfin çok makāsıdından birisi şudur ki, insan, ism-i Rahmân’ı tamamıyla gösterir bir sûrettedir. Evet, sâbıkan beyân ettiğimiz gibi, kâinâtın sîmâsında bin bir ismin şuâ‘larından tezâhür eden ism-i Rahmân göründüğü gibi, zemin yüzünün sîmâsında da, rubûbiyet-i mutlaka-i İlâhiyenin hadsiz cilveleriyle tezâhür eden ism-i Rahmân görünüyor. Ve insanın sûret-i câmiasında da küçük bir mikyâsta zeminin sîmâsı ve kâinâtın sîmâsı gibi, yine o ism-i Rahmân’ın cilve-i etemmi görünüyor demektir. Hem işarettir ki, Zât-ı Rahmânü’r-Rahîm’in delilleri ve aynaları olan zîhayatların ve insan gibi mazharların, o kadar o Zât-ı Vâcibü’l-Vücûd’a delâletleri kat‘î ve vâzıh ve zâhirdir ki, güneşin timsâlini ve aksini tutan parlak bir ayna parlaklığına ve delâletinin vuzûhuna işareten, “O ayna güneştir” denildiği gibi, “İnsanda sûret-i Rahmân var” vuzûh-u delâletine ve kemâl-i münâsebetine işareten denilmiş ve denilir. Ve ehl-i vahdetü’l-vücûdun mu‘tedil kısmı, لَا مَوْجُودَ اِلَّا هُوَ bu sırra binâen ve bu delâletin vuzûhuna ve bu münâsebetin kemâline bir ünvan olarak demişler. اَللّٰهُمَّ يَا رَحْمٰنُ يَا رَح۪يمُ بِحَقِّ (بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ) اِرْحَمْنَا كَمَا يَل۪يقُ بِرَح۪يمِيَّتِكَ وَفَهِّمْنَٓا اَسْرَارَ (بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ) كَمَا يَل۪يقُ بِرَحْمَانِيَّتِكَ اٰم۪ينَ
NOW PLAYING
14. Lem'a/8, Sh 101 | 2.Makam | 5.Sır | İnsan, ism-i Rahmân’ı tamamıyla gösterir bir surettedir
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
Jun 30, 2026 ·29m
Jun 29, 2026 ·90m
Jun 23, 2026 ·25m
Jun 22, 2026 ·58m