(145) 28. Lem’a/11, Sh 315 | (Mektuplar) Hapiste bir tefekkür/ Nefs-i emmare/ Ebedî cehennem hakkında episode artwork

EPISODE · May 14, 2026 · 58 MIN

(145) 28. Lem’a/11, Sh 315 | (Mektuplar) Hapiste bir tefekkür/ Nefs-i emmare/ Ebedî cehennem hakkında

from Lem'alar Mecmuası · host Av. Ali Kurt

Nev‘-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endîşe-i istikbâl ve âkıbetbînlik adesesiyle, gāyet şa‘şaalı bir gece bayramında, hapishâne penceresinden bakarken, nazar-ı hayâlime inkişâf eden bir vaz‘iyeti beyân ediyorum.Sinemada, eski zamanda mezaristanda yatanların vaz‘i-yet-i hayatiyeleri göründüğü gibi, yakın bir istikbâlde mezaristan ehli olanların, müteharrik cenazelerini görmüş gibi oldum. O gülenlere ağladım. Birden bir tevahhuş, bir acımak hissi geldi. Akla döndüm. Hakîkatten sordum: “Bu hayâl nedir?” Hakîkat dedi ki: “Elli sene sonra, bu kemâl-i neş’e ile gülen ve eğlenen zavallılardan, elliden beşi, beli bükülmüş yetmiş yaşlı ihtiyârlar gibi olacaklar. Kırk beşi de, mezaristanda çürümüş bulunacaklar. O güzel sîmâlar ve o neş’eli gülmeler, zıdlarına inkılâb etmiş olacaklar.” كُلُّ اٰتٍ قَر۪يبٌ kaidesiyle, madem yakında gelecek şeylerin gelmiş gibi görülmesi bir derece hakîkattir. Elbette gördüğün hayâl değildir. Madem dünyanın gafletkârâne gülmeleri, böyle ağlanacak acı hâllerin perdesidir ve muvakkattir, zevâle ma‘rûzdur. Elbette bîçâre insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekāya meftun olan ruhunu güldürecek ve sevindirecek eğlenceler; meşrû‘ dâiresinde ve müteşekkirâne ve huzûrkârâne ve gafletsiz, ma‘sûmâne eğlencelerdir; ve sevab cihetiyle bâkî kalan sevinçlerdir. Bunun içindir ki, bayramlarda gaflet istîlâ edip, gayr-i meşrû‘ dâireye sapmamak için, rivâyetlerde zikrullâha ve şükre çok azîm tergîbât vardır. Tâ ki; bayramlarda o sevinç ve sürûr ni‘metlerini şükre çevirip, o ni‘meti idâme ettirsin ve ziyâdeleştirsin. Çünkü şükür, ni‘meti ziyâdeleştirir ve gafleti kaçırır,Saîdü’n-Nûrsîبِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يم Bu parçanın herkese fâidesi vardırاِنَّ النَّفْسَ لَاَمَّارَةٌ بِالسُّٓوءِ âyetinin meâli: “Nefis dâimâ kötü şeylere sevkeder.” Hem اَعْدٰي عَدُوِّكَ نَفْسُكَ الَّت۪ي بَيْنَ جَنْبَيْكَ hadîs-i şerîfinin ma‘nâsı: “Senin en zararlı düşmanın nefsindir.” Bu hadîs-i şerîfin bir nüktesidir. Tezkiyesiz nefs-i emmâresi bulunmak şartıyla kendi nefsini beğenen ve seven adam, başkasını sevmez. Zâhirî sevse de, samîmî sevmez, belki ondaki menfaatini ve lezzetini sever. Dâimâ kendini beğendirmeye ve sevdirmeye çalışır. KusuruSayfa 316nefsine almaz, belki avukat gibi kendini müdâfaa ve tebrie eyler. Mübâlağalarla, belki yalanlarla nefsini medih ve tenzîh ederek, âdetâ nefsini takdîs eder. Derecesine göre مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُ âyetinin bir tokadını yer.Nefsin temeddühü ve sevdirmesi ise, aksül’amel ile istiskāli celbeder, soğuk düşürtür. Hem amel-i uhrevîde ihlâsı kaybeder. Riyâyı karıştırır. Âkıbeti görmeyen ve neticeleri düşünmeyen ve lezzet-i hâzıraya mübtelâ olan hisse ve hevâ-yı nefse mağlûb olup, yolunu şaşırmış hissin fetvâsıyla, bir saat lezzet için bir sene hapiste yatar. Bir dakika gurur veya intikam yüzünden, on sene cezâ görür. Âdetâ ders aldığı Amme cüz’ünü bir tek şekerlemeye satan hevâî bir çocuk gibi, elmas kıymetinde bulunan hasenâtını, hissini okşamak ve hevâsını memnun etmek ve hevesini tatmîn etmek için, ehemmiyetsiz cam parçaları hükmündeki lezzetlere ve enâniyetlere vesîle edip, kârlı işlerde hasâret eder.اَللّٰهُمَّ احْفَظْنَا مِنْ شَرِّ النَّفْسِ وَالشَّيْطَانِ وَمِنْ شَرِّ الْجِنِّ وَالْاِنْسَانِSaîdü’n-NûrsîSuâl: Kısa bir zamandaki küfre mukābil, hadsiz bir zaman cehennemde hapis kalmak nasıl adâlet olur?Elcevab: Sene, üç yüz altmış beş gün hesabıyla, bir dakika katil, yedi milyon sekiz yüz seksen dört bin dakika hapsi iktizâ etmesi, kānûn-u adâlet iken; bir dakika küfür, bin katil hükmünde olduğundan, yirmi sene ömrünü küfürle geçiren ve küfür ile ölen bir adam, kānûn-u adâlet ile elli yedi trilyon iki yüz bir milyar iki yüz milyon sene beşerin kānûn-u adâletiyle hapse müstehak olur. Elbette bu hakîkatin خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًا adâlet-i İlâhiye ile vech-i muvâfakati bundan anlaşılıyor. Birbirinden gāyet uzak iki adedin sırr-ı münâsebeti şudur ki, katil ve küfür, tahrîb ve tecâvüz olduğu için, gayra te’sîrât yapar.

Nev‘-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endîşe-i istikbâl ve âkıbetbînlik adesesiyle, gāyet şa‘şaalı bir gece bayramında, hapishâne penceresinden bakarken, nazar-ı hayâlime inkişâf eden bir vaz‘iyeti beyân ediyorum.Sinemada, eski zamanda mezaristanda yatanların vaz‘i-yet-i hayatiyeleri göründüğü gibi, yakın bir istikbâlde mezaristan ehli olanların, müteharrik cenazelerini görmüş gibi oldum. O gülenlere ağladım. Birden bir tevahhuş, bir acımak hissi geldi. Akla döndüm. Hakîkatten sordum: “Bu hayâl nedir?” Hakîkat dedi ki: “Elli sene sonra, bu kemâl-i neş’e ile gülen ve eğlenen zavallılardan, elliden beşi, beli bükülmüş yetmiş yaşlı ihtiyârlar gibi olacaklar. Kırk beşi de, mezaristanda çürümüş bulunacaklar. O güzel sîmâlar ve o neş’eli gülmeler, zıdlarına inkılâb etmiş olacaklar.” كُلُّ اٰتٍ قَر۪يبٌ kaidesiyle, madem yakında gelecek şeylerin gelmiş gibi görülmesi bir derece hakîkattir. Elbette gördüğün hayâl değildir. Madem dünyanın gafletkârâne gülmeleri, böyle ağlanacak acı hâllerin perdesidir ve muvakkattir, zevâle ma‘rûzdur. Elbette bîçâre insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekāya meftun olan ruhunu güldürecek ve sevindirecek eğlenceler; meşrû‘ dâiresinde ve müteşekkirâne ve huzûrkârâne ve gafletsiz, ma‘sûmâne eğlencelerdir; ve sevab cihetiyle bâkî kalan sevinçlerdir. Bunun içindir ki, bayramlarda gaflet istîlâ edip, gayr-i meşrû‘ dâireye sapmamak için, rivâyetlerde zikrullâha ve şükre çok azîm tergîbât vardır. Tâ ki; bayramlarda o sevinç ve sürûr ni‘metlerini şükre çevirip, o ni‘meti idâme ettirsin ve ziyâdeleştirsin. Çünkü şükür, ni‘meti ziyâdeleştirir ve gafleti kaçırır,Saîdü’n-Nûrsîبِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يم Bu parçanın herkese fâidesi vardırاِنَّ النَّفْسَ لَاَمَّارَةٌ بِالسُّٓوءِ âyetinin meâli: “Nefis dâimâ kötü şeylere sevkeder.” Hem اَعْدٰي عَدُوِّكَ نَفْسُكَ الَّت۪ي بَيْنَ جَنْبَيْكَ hadîs-i şerîfinin ma‘nâsı: “Senin en zararlı düşmanın nefsindir.” Bu hadîs-i şerîfin bir nüktesidir. Tezkiyesiz nefs-i emmâresi bulunmak şartıyla kendi nefsini beğenen ve seven adam, başkasını sevmez. Zâhirî sevse de, samîmî sevmez, belki ondaki menfaatini ve lezzetini sever. Dâimâ kendini beğendirmeye ve sevdirmeye çalışır. KusuruSayfa 316nefsine almaz, belki avukat gibi kendini müdâfaa ve tebrie eyler. Mübâlağalarla, belki yalanlarla nefsini medih ve tenzîh ederek, âdetâ nefsini takdîs eder. Derecesine göre مَنِ اتَّخَذَ اِلٰهَهُ هَوٰيهُ âyetinin bir tokadını yer.Nefsin temeddühü ve sevdirmesi ise, aksül’amel ile istiskāli celbeder, soğuk düşürtür. Hem amel-i uhrevîde ihlâsı kaybeder. Riyâyı karıştırır. Âkıbeti görmeyen ve neticeleri düşünmeyen ve lezzet-i hâzıraya mübtelâ olan hisse ve hevâ-yı nefse mağlûb olup, yolunu şaşırmış hissin fetvâsıyla, bir saat lezzet için bir sene hapiste yatar. Bir dakika gurur veya intikam yüzünden, on sene cezâ görür. Âdetâ ders aldığı Amme cüz’ünü bir tek şekerlemeye satan hevâî bir çocuk gibi, elmas kıymetinde bulunan hasenâtını, hissini okşamak ve hevâsını memnun etmek ve hevesini tatmîn etmek için, ehemmiyetsiz cam parçaları hükmündeki lezzetlere ve enâniyetlere vesîle edip, kârlı işlerde hasâret eder.اَللّٰهُمَّ احْفَظْنَا مِنْ شَرِّ النَّفْسِ وَالشَّيْطَانِ وَمِنْ شَرِّ الْجِنِّ وَالْاِنْسَانِSaîdü’n-NûrsîSuâl: Kısa bir zamandaki küfre mukābil, hadsiz bir zaman cehennemde hapis kalmak nasıl adâlet olur?Elcevab: Sene, üç yüz altmış beş gün hesabıyla, bir dakika katil, yedi milyon sekiz yüz seksen dört bin dakika hapsi iktizâ etmesi, kānûn-u adâlet iken; bir dakika küfür, bin katil hükmünde olduğundan, yirmi sene ömrünü küfürle geçiren ve küfür ile ölen bir adam, kānûn-u adâlet ile elli yedi trilyon iki yüz bir milyar iki yüz milyon sene beşerin kānûn-u adâletiyle hapse müstehak olur. Elbette bu hakîkatin خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًا adâlet-i İlâhiye ile vech-i muvâfakati bundan anlaşılıyor. Birbirinden gāyet uzak iki adedin sırr-ı münâsebeti şudur ki, katil ve küfür, tahrîb ve tecâvüz olduğu için, gayra te’sîrât yapar.

NOW PLAYING

(145) 28. Lem’a/11, Sh 315 | (Mektuplar) Hapiste bir tefekkür/ Nefs-i emmare/ Ebedî cehennem hakkında

0:00 58:01

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

Explaining the Faith with Fr. Chris Alar The Marian Fathers Each week, Very Rev. Chris Alar, MIC, director of the Association of Marian Helpers, examines in-depth an essential element of faith and morals that Catholics are called to proclaim, live, and celebrate. With wisdom, wit, and infectious enthusiasm, Fr. Chris digs deep into the richness, beauty, and truth of the faith that continues to transform hearts and lead people to God. May this podcast encourage your love of our Lord and love of your neighbor, especially of your brethren in the Church. Living Divine Mercy EWTN Fr. Chris Alar, M.I.C. helps viewers get a better understanding of the Divine Mercy message, and shares powerful, real life examples of people who live Divine Mercy in their every day lives. Homilies from the National Shrine The Marian Fathers These difficult times demand that we turn back to the beautiful mystery of who God is and what it means to be His cherished children. Listen in to the daily homilies from the Marian Fathers at the National Shrine of The Divine Mercy, including Fr. Chris Alar, Fr. Kaz Chwalek, and many more. May they help you to live by God’s will that you may play an active and effective role in a world whose wellbeing requires authentic Christian witness! Ciberíada de Lem en Lab 137 =^__^= [Audiolibro Ciencia Ficción] Mesh_mescalito En su momento, agadecido com estaba a tda la ente que había subido audios y que gracas a ellos me acompañaban decidí contribuir kármicamente de alguna manerra. Siempre me fasción el libr Ciberíada del escritor polaco Stanislaw Lem, su propio Bores, un tipo genial que tuvo u montón de etapas diferentespero una de ellas ciertamente es, para mí, muy muy cómica (y hay que agradecer a los traductores que estuvieron tan bien) y ilos´focia. Pero sobretodo muy graciosa, en su apariencia puerril de cuentos de princesas y robots. Lo grabé muy cutremente con el móvil allí donde podía.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Lem'alar Mecmuası?

This episode is 58 minutes long.

When was this Lem'alar Mecmuası episode published?

This episode was published on May 14, 2026.

What is this episode about?

Nev‘-i beşerin ağlanacak gülmelerine, endîşe-i istikbâl ve âkıbetbînlik adesesiyle, gāyet şa‘şaalı bir gece bayramında, hapishâne penceresinden bakarken, nazar-ı hayâlime inkişâf eden bir vaz‘iyeti beyân ediyorum.Sinemada, eski zamanda mezaristanda...

Can I download this Lem'alar Mecmuası episode?

Yes, you can download this episode by clicking the download button on the episode player, or subscribe to the podcast in your preferred podcast app for automatic downloads.
URL copied to clipboard!