EPISODE · Nov 13, 2024 · 44 MIN
7. Lem'a/3, Sh 25 | Nev-i beşer içinde Enbiyadan sonra en mümtaz insanlar Sahabelerdir
from Lem'alar Mecmuası · host Av. Ali Kurt
Beşincisi: مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَي الْكُفَّارِ رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا -ilâ âhirihî-Şu âyetin başı, Sahâbelerin, enbiyâdan sonra nev‘-i beşer içinde en mümtâz olduklarına sebeb olan secâyâ-yı âliye ve mezâyâ-yı gāliyelerini haber vermekle, ma‘nâ-yı sarîhiyle; tabakāt-ı Sahâbenin istikbâlde muttasıf oldukları ayrı ayrı mümtâz ve hâs sıfatlarını ifade etmekle beraber, ma‘nâ-yı işârîsiyle; ehl-i tahkîkçe vefât-ı Nebevî’den sonra makamına geçecek Hulefâ-yı Râşidîn’e, hilâfet tertîbiyle işaret edip, herbirisinin en meşhur medâr-ı imtiyâzları olan sıfât-ı hâssalarını haber veriyor. وَالَّذ۪ينَ مَعَهُ ile, maiyet-i mahsûsa ve sohbet-i hâssa ile ve en evvel vefat ederek yine maiyetine girmekle meşhur ve mümtâz olan Hazret-i Sıddîk Radıyallâhü Anh’ı gösterdiği gibi, اَشِدَّٓاءُ عَلَي الْكُفَّارِ ile, istikbâlde küre-i arzın devletlerini fütûhâtıyla titretecek ve adâletiyle zâlimlere sâika gibi şiddet gösterecek olan Hazret-i Ömer Radıyallâhü Anh’ı gösterir. Ve رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ ile, istikbâlde en mühim bir fitnenin vukūu hazırlanırken, kemâl-i merhamet ve şefkatinden İslâmlar içinde kan dökülmemek için ruhunu fedâ edip teslîm-i nefis ederek Kur’ân okurken mazlumen şehîd edilmesini tercîh eden Hazret-i Osmân Radıyallâhü Anh’ı da haber verdiği gibi, تَرٰيهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا ile, saltanat ve hilâfete kemâl-i liyâkatle ve kahramanlıkla girdiği halde, kemâl-i zühdü ve ibâdeti ve fakr ve iktisâdı ihtiyâr eden ve rükû‘ ve sücûdda devamı ve kesreti herkesçe musaddak olan Hazret-i Ali Radıyallâhü Anh’ın istikbâldeki vaz‘iyetini; ve o fitneler içindeki harbleriyle mes’ûl olmadığını; ve niyeti ve matlûbu, fazl-ı İlâhî olduğunu haber veriyor. Altıncısı: ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِ fıkrası, iki cihetle ihbâr-ı gaybîdir. Birincisi: Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü SAYFA 26 Vesselâm gibi ümmî bir zâta nisbeten gayb hükmünde olan Tevrat’taki evsâf-ı Sahâbeyi haber veriyor. Evet, Ondokuzuncu Mektub’da beyân edildiği gibi, âhirzamanda gelecek peygamberin (asm) Sahâbeleri hakkında Tevrat’ta bu fıkra var: “Kudsîlerin bayrakları beraberindedir.” Yani, onun Sahâbeleri, ehl-i tâat ve ibâdet ve ehl-i salâhat ve velâyettirler. Bu vasıflarını “kudsîler” yani “mukaddesler” ta‘bîriyle ifade etmiştir. Tevrat’ın pek çok ayrı ayrı lisânlara tercüme edilmesi vâsıtasıyla, o kadar tahrîfât olduğu halde, yine Tevrat, Sûre-i Feth’in مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِ hükmünü müteaddid âyâtıyla tasdîk ediyor. İkinci cihet ihbâr-ı gaybî budur ki: Şu مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِ fıkrasıyla ihbâr ediyor ki: “Sahâbeler ve Tâbiînler, ibâdette öyle bir dereceye gelecekler ki, ruhlarındaki nûrâniyet, yüzlerinde parlayacak ve cebhelerinde kesret-i sücûddan hâsıl olan bir hâtem-i velâyet nev‘inde alınlarında nûrânî sikkeler görünecek.” Evet istikbâl bunu vuzûh ile ve kat‘iyet ile parlak bir sûrette isbat etmiştir. Evet, o kadar acîb fitneler ve dağdağa-i siyâset içinde, gece ve gündüzde Zeynelâbidîn gibi bin rek‘at namaz kılan ve Tâûs-u Yemenî gibi, kırk sene yatsı abdestiyle sabah namazını edâ eden çok, hem pek çok zâtlar, مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِ sırrını göstermişler. Yedincisi: وَمَثَلُهُمْ فِي الْاِنْج۪يلِ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْئَهُ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰي عَلٰي سُوقِه۪ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغ۪يظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ fıkrası, iki cihetle ihbâr-ı gaybîdir. Birincisi: Nebiyy-i Ümmî’ye (asm) nisbeten gayb hükmünde olan İncil’in, Sahâbeler hakkındaki ihbârını ihbârdır. Evet İncil’de, âhirzamanda gelecek peygamberin (asm) vasfında مَعَهُ قَض۪يبٌ مِنْ حَد۪يدٍ وَاُمَّتُهُ كَذٰلِكَ gibi âyetler var. Yani: “Îsâ Aleyhisselâm gibi kılıçsız değil, belki sâhibü’s-seyf peygamber gelecek, cihada me’mur olacak ve onun Sahâbeleri dahi, kılıçlı ve cihada me’mur olacaklardır. O kadîb-i hadîd sâhibi, reîs-i âlem olacak.”
What this episode covers
Beşincisi: مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ وَالَّذ۪ينَ مَعَهُٓ اَشِدَّٓاءُ عَلَي الْكُفَّارِ رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا -ilâ âhirihî-Şu âyetin başı, Sahâbelerin, enbiyâdan sonra nev‘-i beşer içinde en mümtâz olduklarına sebeb olan secâyâ-yı âliye ve mezâyâ-yı gāliyelerini haber vermekle, ma‘nâ-yı sarîhiyle; tabakāt-ı Sahâbenin istikbâlde muttasıf oldukları ayrı ayrı mümtâz ve hâs sıfatlarını ifade etmekle beraber, ma‘nâ-yı işârîsiyle; ehl-i tahkîkçe vefât-ı Nebevî’den sonra makamına geçecek Hulefâ-yı Râşidîn’e, hilâfet tertîbiyle işaret edip, herbirisinin en meşhur medâr-ı imtiyâzları olan sıfât-ı hâssalarını haber veriyor. وَالَّذ۪ينَ مَعَهُ ile, maiyet-i mahsûsa ve sohbet-i hâssa ile ve en evvel vefat ederek yine maiyetine girmekle meşhur ve mümtâz olan Hazret-i Sıddîk Radıyallâhü Anh’ı gösterdiği gibi, اَشِدَّٓاءُ عَلَي الْكُفَّارِ ile, istikbâlde küre-i arzın devletlerini fütûhâtıyla titretecek ve adâletiyle zâlimlere sâika gibi şiddet gösterecek olan Hazret-i Ömer Radıyallâhü Anh’ı gösterir. Ve رُحَمَٓاءُ بَيْنَهُمْ ile, istikbâlde en mühim bir fitnenin vukūu hazırlanırken, kemâl-i merhamet ve şefkatinden İslâmlar içinde kan dökülmemek için ruhunu fedâ edip teslîm-i nefis ederek Kur’ân okurken mazlumen şehîd edilmesini tercîh eden Hazret-i Osmân Radıyallâhü Anh’ı da haber verdiği gibi, تَرٰيهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا ile, saltanat ve hilâfete kemâl-i liyâkatle ve kahramanlıkla girdiği halde, kemâl-i zühdü ve ibâdeti ve fakr ve iktisâdı ihtiyâr eden ve rükû‘ ve sücûdda devamı ve kesreti herkesçe musaddak olan Hazret-i Ali Radıyallâhü Anh’ın istikbâldeki vaz‘iyetini; ve o fitneler içindeki harbleriyle mes’ûl olmadığını; ve niyeti ve matlûbu, fazl-ı İlâhî olduğunu haber veriyor. Altıncısı: ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِ fıkrası, iki cihetle ihbâr-ı gaybîdir. Birincisi: Hazret-i Peygamber Aleyhissalâtü SAYFA 26 Vesselâm gibi ümmî bir zâta nisbeten gayb hükmünde olan Tevrat’taki evsâf-ı Sahâbeyi haber veriyor. Evet, Ondokuzuncu Mektub’da beyân edildiği gibi, âhirzamanda gelecek peygamberin (asm) Sahâbeleri hakkında Tevrat’ta bu fıkra var: “Kudsîlerin bayrakları beraberindedir.” Yani, onun Sahâbeleri, ehl-i tâat ve ibâdet ve ehl-i salâhat ve velâyettirler. Bu vasıflarını “kudsîler” yani “mukaddesler” ta‘bîriyle ifade etmiştir. Tevrat’ın pek çok ayrı ayrı lisânlara tercüme edilmesi vâsıtasıyla, o kadar tahrîfât olduğu halde, yine Tevrat, Sûre-i Feth’in مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِ hükmünü müteaddid âyâtıyla tasdîk ediyor. İkinci cihet ihbâr-ı gaybî budur ki: Şu مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِ fıkrasıyla ihbâr ediyor ki: “Sahâbeler ve Tâbiînler, ibâdette öyle bir dereceye gelecekler ki, ruhlarındaki nûrâniyet, yüzlerinde parlayacak ve cebhelerinde kesret-i sücûddan hâsıl olan bir hâtem-i velâyet nev‘inde alınlarında nûrânî sikkeler görünecek.” Evet istikbâl bunu vuzûh ile ve kat‘iyet ile parlak bir sûrette isbat etmiştir. Evet, o kadar acîb fitneler ve dağdağa-i siyâset içinde, gece ve gündüzde Zeynelâbidîn gibi bin rek‘at namaz kılan ve Tâûs-u Yemenî gibi, kırk sene yatsı abdestiyle sabah namazını edâ eden çok, hem pek çok zâtlar, مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِ sırrını göstermişler. Yedincisi: وَمَثَلُهُمْ فِي الْاِنْج۪يلِ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْئَهُ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰي عَلٰي سُوقِه۪ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغ۪يظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ fıkrası, iki cihetle ihbâr-ı gaybîdir. Birincisi: Nebiyy-i Ümmî’ye (asm) nisbeten gayb hükmünde olan İncil’in, Sahâbeler hakkındaki ihbârını ihbârdır. Evet İncil’de, âhirzamanda gelecek peygamberin (asm) vasfında مَعَهُ قَض۪يبٌ مِنْ حَد۪يدٍ وَاُمَّتُهُ كَذٰلِكَ gibi âyetler var. Yani: “Îsâ Aleyhisselâm gibi kılıçsız değil, belki sâhibü’s-seyf peygamber gelecek, cihada me’mur olacak ve onun Sahâbeleri dahi, kılıçlı ve cihada me’mur olacaklardır. O kadîb-i hadîd sâhibi, reîs-i âlem olacak.”
NOW PLAYING
7. Lem'a/3, Sh 25 | Nev-i beşer içinde Enbiyadan sonra en mümtaz insanlar Sahabelerdir
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
Jun 30, 2026 ·29m
Jun 29, 2026 ·90m
Jun 23, 2026 ·25m
Jun 22, 2026 ·58m