EPISODE · Nov 15, 2024 · 24 MIN
7. Lem'a/5, Sh 29 | Tetimmeye İkinci İzah | Sırat-ı müstakîm ehli olanlar kimlerdir?
from Lem'alar Mecmuası · host Av. Ali Kurt
Bu Tetimmeye İkinci Îzâh: (Hâşiye) Bu âhir-i Feth’in işâret-i gaybiyesini te’yîd eden; hem Fâtiha-i Şerîfe’de sırât-ı müstakîm ehlinin صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ âyetindeki murad, kimler olduğunu beyân eden; hem ebedü’l-âbâdın pek uzun yolunda en nûrânî, ünsiyetli, kesretli, câzibedâr bir kāfile-i rufekāyı gösteren; ve ehl-i îmânı ve ashâb-ı şuûru şiddetle o kāfileye tebeiyet noktasında iltihâka ve refâkata mu‘cizâne sevk eden şu âyet, فَاُولٰٓئِكَ مَعَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّ۪نَ وَالصِّدّ۪يق۪ينَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَالصَّالِح۪ينَ وَحَسُنَ اُولٰٓئِكَ رَف۪يقًا âhir-i Feth’in âhirki âyeti gibi ilm-i belâgatte “Meârîzü’l-kelâm” ve “Müstetbeâtü’t-terâkîb” ta‘bîr edilen, ma‘nâ-yı maksûddan başka işârî ve remzî ma‘nâlarla Hulefâ-yı Erbaa’ya ve beşinci halîfe olan Hazret-i Hasan Radıyallâhü Anh’a işaret ediyor. Gaybî umûrdan birkaç cihette haber veriyor. Şöyle ki: Nasıl ki şu âyet, ma‘nâ-yı sarîhiyle, nev‘-i beşerde niam-ı İlâhiyeye mazhar olan ve ehl-i sırât-ı müstakîm olan kāfile-i enbiyâ ve tâife-i sıddîkîn ve cemâat-i şühedâ ve envâ‘-ı sâlihîn ve sınıf-ı Tâbiîn ve muhsinîn olduğunu ifade ettiği gibi, âlem-i İslâmiyet’te dahi o tâifelerin en ekmeli ve en efdali bulunduğunu ve Nebiyy-i Âhirzaman’ın sırr-ı verâset-i nübüvvetinden teselsül eden tâife-i verese-i enbiyâyı ve Sıddîk-ı Ekber’i (ra) ma‘den-i sıddîkıyetinden teselsül eden kāfile-i sıddîkîni ve Hulefâ-yı Selâse’nin şehâdet mertebesiyle merbût bulunan kāfile-i şühedâyı, وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ sırrıyla bağlanan cemâat-i sâlihîni ve اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ sırrını imtisâl eden ve Sahâbelerin ve Hulefâ-yı Râşidîn’in Hâşiye: Bu iki îzâh bir cihette tekrardır. Fakat müstensihlerin hoşuna gittiği için her ikisini de kaydetmişler. SAYFA 30 refâkatinde giden asnâf-ı Tâbiîni ihbâr-ı gayb nev‘inden gösterdiği gibi, وَالصِّدّ۪يق۪ينَ kelimesiyle ma‘nâ-yı işârî cihetinde Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’dan sonra makamına geçecek ve halîfesi olacak ve ümmetçe “Sıddîk” ünvanıyla şöhret bulacak ve sıddîkîn kāfilesinin reisi olacak Hazret-i Ebû Bekri’s-Sıddîk Radıyallâhü Anh’ı ihbâr ediyor. وَالشُّهَدَٓاءِ kelimesiyle de Hulefâ-yı Râşidîn’den üçünün şehâdetini haber veriyor ve Hazret-i Sıddîk’ta (ra) sonra üç şehîd, halîfe olacaklar. Çünkü شُهَدَٓاءِ cem‘dir. Cem‘in ekalli üçtür. Demek Hazret-i Ömer, Hazret-i Osmân, Hazret-i Ali Radıyallâhü Anhüm, Hazret-i Sıddîk’tan (ra) sonra riyâset-i İslâmiyete geçecekler, hem şehîd olacaklar. Aynı haber-i gaybî vukū‘ bulmuştur. Hem وَالصَّالِح۪ينَ kaydıyla, Ehl-i Suffe gibi tâât ve ibâdâtta Tevrat’ın senâsına mazhar olmuş ehl-i salâhat ve takvâ ve ibâdet, istikbâlde kesretle bulunacağını ihbâr etmekle beraber, وَحَسُنَ اُولٰٓئِكَ رَف۪يقًا cümlesiyle Sahâbeye, ilim ve amelde refâkat ve tebeiyet eden Tâbiînlerin tebeifyetini tahsîn etmekle, ebed yolunda o dört kāfilenin refâkatlerini hasen ve güzel göstermekle beraber; Hazret-i Hasan’ın (ra) birkaç ay gibi kısacık müddet-i hilâfeti, çendân az idi. Fakat اِنَّ ابْن۪ي حَسَنٌ هٰذَا سَيِّدٌ سَيُصْلِحُ اللّٰهُ بِه۪ بَيْنَ فِئَتَيْنِ عَظ۪يمَتَيْنِ hadisindeki mu‘cizâne ihbâr-ı gaybî-i Nebevîyi tasdîk eden; ve iki büyük ordunun ve iki cemâat-i İslâmiyenin musâlahasını te’mîn eden ve nizâı ortadan kaldıran Hazret-i Hasan Radıyallâhü Anh’ın kısacık müddet-i hilâfetini ehemmiyetli gösterip, Hulefâ-yı Erbaa’ya bir beşinci halîfe göstermek için, ihbâr-ı gaybî nev‘inden ma‘nâ-yı işârîsi ile, وَحَسُنَ اُولٰٓئِكَ رَف۪يقًا kelimesinde, beşinci halîfenin ismine ilm-i belâgatte “Müstetbeâtü’t-terâkîb” ta‘bîr edilen bir sır ile işaret ediyor. İşte mezkûr işârî ihbârlar gibi, daha çok sırları var. Sadedimize gelmediği için şimdilik kapı açılmadı. Kur’ân-ı Hakîm’in çok âyâtı var ki, herbir âyet, çok vecihlerle ihbâr-ı gaybî nev‘indendir. Bu nevi‘ ihbârât-ı gaybiye-i Kur’âniye binlerdir.
What this episode covers
Bu Tetimmeye İkinci Îzâh: (Hâşiye) Bu âhir-i Feth’in işâret-i gaybiyesini te’yîd eden; hem Fâtiha-i Şerîfe’de sırât-ı müstakîm ehlinin صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ âyetindeki murad, kimler olduğunu beyân eden; hem ebedü’l-âbâdın pek uzun yolunda en nûrânî, ünsiyetli, kesretli, câzibedâr bir kāfile-i rufekāyı gösteren; ve ehl-i îmânı ve ashâb-ı şuûru şiddetle o kāfileye tebeiyet noktasında iltihâka ve refâkata mu‘cizâne sevk eden şu âyet, فَاُولٰٓئِكَ مَعَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّ۪نَ وَالصِّدّ۪يق۪ينَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَالصَّالِح۪ينَ وَحَسُنَ اُولٰٓئِكَ رَف۪يقًا âhir-i Feth’in âhirki âyeti gibi ilm-i belâgatte “Meârîzü’l-kelâm” ve “Müstetbeâtü’t-terâkîb” ta‘bîr edilen, ma‘nâ-yı maksûddan başka işârî ve remzî ma‘nâlarla Hulefâ-yı Erbaa’ya ve beşinci halîfe olan Hazret-i Hasan Radıyallâhü Anh’a işaret ediyor. Gaybî umûrdan birkaç cihette haber veriyor. Şöyle ki: Nasıl ki şu âyet, ma‘nâ-yı sarîhiyle, nev‘-i beşerde niam-ı İlâhiyeye mazhar olan ve ehl-i sırât-ı müstakîm olan kāfile-i enbiyâ ve tâife-i sıddîkîn ve cemâat-i şühedâ ve envâ‘-ı sâlihîn ve sınıf-ı Tâbiîn ve muhsinîn olduğunu ifade ettiği gibi, âlem-i İslâmiyet’te dahi o tâifelerin en ekmeli ve en efdali bulunduğunu ve Nebiyy-i Âhirzaman’ın sırr-ı verâset-i nübüvvetinden teselsül eden tâife-i verese-i enbiyâyı ve Sıddîk-ı Ekber’i (ra) ma‘den-i sıddîkıyetinden teselsül eden kāfile-i sıddîkîni ve Hulefâ-yı Selâse’nin şehâdet mertebesiyle merbût bulunan kāfile-i şühedâyı, وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ sırrıyla bağlanan cemâat-i sâlihîni ve اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ sırrını imtisâl eden ve Sahâbelerin ve Hulefâ-yı Râşidîn’in Hâşiye: Bu iki îzâh bir cihette tekrardır. Fakat müstensihlerin hoşuna gittiği için her ikisini de kaydetmişler. SAYFA 30 refâkatinde giden asnâf-ı Tâbiîni ihbâr-ı gayb nev‘inden gösterdiği gibi, وَالصِّدّ۪يق۪ينَ kelimesiyle ma‘nâ-yı işârî cihetinde Resûl-ü Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’dan sonra makamına geçecek ve halîfesi olacak ve ümmetçe “Sıddîk” ünvanıyla şöhret bulacak ve sıddîkîn kāfilesinin reisi olacak Hazret-i Ebû Bekri’s-Sıddîk Radıyallâhü Anh’ı ihbâr ediyor. وَالشُّهَدَٓاءِ kelimesiyle de Hulefâ-yı Râşidîn’den üçünün şehâdetini haber veriyor ve Hazret-i Sıddîk’ta (ra) sonra üç şehîd, halîfe olacaklar. Çünkü شُهَدَٓاءِ cem‘dir. Cem‘in ekalli üçtür. Demek Hazret-i Ömer, Hazret-i Osmân, Hazret-i Ali Radıyallâhü Anhüm, Hazret-i Sıddîk’tan (ra) sonra riyâset-i İslâmiyete geçecekler, hem şehîd olacaklar. Aynı haber-i gaybî vukū‘ bulmuştur. Hem وَالصَّالِح۪ينَ kaydıyla, Ehl-i Suffe gibi tâât ve ibâdâtta Tevrat’ın senâsına mazhar olmuş ehl-i salâhat ve takvâ ve ibâdet, istikbâlde kesretle bulunacağını ihbâr etmekle beraber, وَحَسُنَ اُولٰٓئِكَ رَف۪يقًا cümlesiyle Sahâbeye, ilim ve amelde refâkat ve tebeiyet eden Tâbiînlerin tebeifyetini tahsîn etmekle, ebed yolunda o dört kāfilenin refâkatlerini hasen ve güzel göstermekle beraber; Hazret-i Hasan’ın (ra) birkaç ay gibi kısacık müddet-i hilâfeti, çendân az idi. Fakat اِنَّ ابْن۪ي حَسَنٌ هٰذَا سَيِّدٌ سَيُصْلِحُ اللّٰهُ بِه۪ بَيْنَ فِئَتَيْنِ عَظ۪يمَتَيْنِ hadisindeki mu‘cizâne ihbâr-ı gaybî-i Nebevîyi tasdîk eden; ve iki büyük ordunun ve iki cemâat-i İslâmiyenin musâlahasını te’mîn eden ve nizâı ortadan kaldıran Hazret-i Hasan Radıyallâhü Anh’ın kısacık müddet-i hilâfetini ehemmiyetli gösterip, Hulefâ-yı Erbaa’ya bir beşinci halîfe göstermek için, ihbâr-ı gaybî nev‘inden ma‘nâ-yı işârîsi ile, وَحَسُنَ اُولٰٓئِكَ رَف۪يقًا kelimesinde, beşinci halîfenin ismine ilm-i belâgatte “Müstetbeâtü’t-terâkîb” ta‘bîr edilen bir sır ile işaret ediyor. İşte mezkûr işârî ihbârlar gibi, daha çok sırları var. Sadedimize gelmediği için şimdilik kapı açılmadı. Kur’ân-ı Hakîm’in çok âyâtı var ki, herbir âyet, çok vecihlerle ihbâr-ı gaybî nev‘indendir. Bu nevi‘ ihbârât-ı gaybiye-i Kur’âniye binlerdir.
NOW PLAYING
7. Lem'a/5, Sh 29 | Tetimmeye İkinci İzah | Sırat-ı müstakîm ehli olanlar kimlerdir?
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.