(71) 17. Lem'a/4, Sh 125 | 6.Nota | Kıymet ve ehemmiyet, kemiyette ve aded çokluğunda değildir episode artwork

EPISODE · Jan 8, 2025 · 41 MIN

(71) 17. Lem'a/4, Sh 125 | 6.Nota | Kıymet ve ehemmiyet, kemiyette ve aded çokluğunda değildir

from Lem'alar Mecmuası · host Av. Ali Kurt

Altıncı Nota: Ey kâfirlerin çokluklarından ve onların bazı hakāik-i îmâniyenin inkârındaki ittifâklarından telâşa düşen ve i‘tikādını bozan bîçâre insan! Bil ki, kıymet ve ehemmiyet, kemiyette ve aded çokluğunda değildir. Çünkü insan eğer insan olmazsa, şeytan bir hayvana inkılâb eder. İnsan, bazı frenkler ve frenk-meşrebliler gibi ihtirâsât-ı hayvâniyede terakkî ettikçe, daha şiddetli bir hayvaniyet mertebesini alır. Sen görüyorsun ki; hayvanâtın kemiyet ve aded i‘tibâriyle hadsiz bir çokluğu varken ve ona nisbeten insan gāyet az iken, insan, umum envâ‘-ı hayvânât üstünde sultân ve halîfe ve hâkim olmuştur. İşte muzır kâfirler ve kâfirlerin yolunda giden sefîhler, Cenâb-ı Hakk’ın hayvanâtından bir nevi‘ habîstirler ki, Fâtır-ı Hakîm, onları dünyanın i‘mârı için halketmiştir. Ve mü’min ibâdına ettiği ni‘metlerin derecelerini bildirmek için, onları bir vâhid-i kıyâsî yapmıştır, âkıbette müstehak oldukları cehenneme teslîm edecektir. İşte o küffârın ve ehl-i dalâletin bir hakîkat-i îmâniyeyi inkâr ve nefyetmekte kuvvetleri yoktur. Çünkü nefiy sırrıyla ittifâkları kuvvetsizdir. Bin nefyediciler, bir tek hükmündedir. Meselâ, bütün İstanbul ahâlisi, Ramazân’ın başında ayı görmediklerinden nefyetseler, iki şâhidin isbatıyla o cemm-i gafîrin nefiy ve ittifâkı sukūt eder. Madem küfür ve dalâletin mâhiyeti nefiydir, inkârdır, cehildir, ademdir. Küffârın kesretle ittifâkı ehemmiyetsizdir. Ehl-i hakkın, hak ve sâbit ve sübûtu isbat olunan mesâil-i îmâniyede şuhûda istinâd eden iki mü’minin hükmü, o hadsiz ehl-i dalâletin ittifâkına râcih olur, galebe eder. Bu hakîkatin sırrı şudur ki: Sayfa 126 Nefyedenlerin da‘vâları sûreten bir iken, müteaddiddir; birbiriyle ittihâd edemezler ki, kuvvetlensin. İsbat edicilerin da‘vâları ise ittihâd ediyor, birbirinden kuvvet alır. Çünkü gökteki hilâl-i Ramazân’ı görmeyen der ki: “Benim nazarımda ay yoktur; benim yanımda görünmüyor” der. Başkası da, “Nazarımda yoktur” der. Daha başkası da öyle der. Herbiri, “Kendi nazarımda yoktur” der. Herbirinin nazarları ayrı ayrı ve nazara perde olan esbâb dahi ayrı ayrı olduğu için, da‘vâları da ayrı ayrı olur; birbirine kuvvet veremez. Fakat isbat edenler, “Benim nazarımda ve gözümde hilâl var” demiyorlar. Belki “Nefsül’emirde gökyüzünde hilâl vardır, görünüyor” der. Görenler, bütün aynı da‘vâyı “Nefsül’emirde vardır” der. Demek isbat edenlerin bütün da‘vâları birdir. Nefyedenlerin nazarları ayrı ayrı olduğundan, da‘vâları da ayrı ayrı olur. Nefsül’emre hükmedemiyorlar. Çünkü nefsül’emirde nefiy isbat edilmez. Çünkü ihâta lâzımdır. وَالْعَدَمُ الْمُطْلَقُ لَا يُثْبَتُ اِلَّا بِمُشْكِلَاتٍ عَظ۪يمَةٍ bir kāide-i usûldür. Evet bir şeyi “Dünyada var” desen, yalnız o şeyi göstermek kâfîdir. Eğer “yok” deyip nefyetsen, bütün dünyayı eleyip göstermek lâzım gelir ki, tâ o nefiy isbat edilsin. İşte bu sırra binâen; ehl-i küfrün bir hakîkati nefyetmesi ise, bir mes’eleyi halletmek veyahud dar bir delikten geçmek veyahud bir hendekten atlamak gibidir ki; bin de, bir de, birdir. Çünkü birbirine yardımcı olamazlar. Fakat, isbat edenler nefsül’emirde hakîkat-i hâle baktıkları için, müddeâları ittihâd ediyor. Kuvvetleri birbirine yardım ediyor. Bu hâl büyük bir taşın kaldırılmasına benzer ki, ne kadar eller yapışsa daha ziyâde kaldırılması kolay olur, birbirinden kuvvet alır.

Altıncı Nota: Ey kâfirlerin çokluklarından ve onların bazı hakāik-i îmâniyenin inkârındaki ittifâklarından telâşa düşen ve i‘tikādını bozan bîçâre insan! Bil ki, kıymet ve ehemmiyet, kemiyette ve aded çokluğunda değildir. Çünkü insan eğer insan olmazsa, şeytan bir hayvana inkılâb eder. İnsan, bazı frenkler ve frenk-meşrebliler gibi ihtirâsât-ı hayvâniyede terakkî ettikçe, daha şiddetli bir hayvaniyet mertebesini alır. Sen görüyorsun ki; hayvanâtın kemiyet ve aded i‘tibâriyle hadsiz bir çokluğu varken ve ona nisbeten insan gāyet az iken, insan, umum envâ‘-ı hayvânât üstünde sultân ve halîfe ve hâkim olmuştur. İşte muzır kâfirler ve kâfirlerin yolunda giden sefîhler, Cenâb-ı Hakk’ın hayvanâtından bir nevi‘ habîstirler ki, Fâtır-ı Hakîm, onları dünyanın i‘mârı için halketmiştir. Ve mü’min ibâdına ettiği ni‘metlerin derecelerini bildirmek için, onları bir vâhid-i kıyâsî yapmıştır, âkıbette müstehak oldukları cehenneme teslîm edecektir. İşte o küffârın ve ehl-i dalâletin bir hakîkat-i îmâniyeyi inkâr ve nefyetmekte kuvvetleri yoktur. Çünkü nefiy sırrıyla ittifâkları kuvvetsizdir. Bin nefyediciler, bir tek hükmündedir. Meselâ, bütün İstanbul ahâlisi, Ramazân’ın başında ayı görmediklerinden nefyetseler, iki şâhidin isbatıyla o cemm-i gafîrin nefiy ve ittifâkı sukūt eder. Madem küfür ve dalâletin mâhiyeti nefiydir, inkârdır, cehildir, ademdir. Küffârın kesretle ittifâkı ehemmiyetsizdir. Ehl-i hakkın, hak ve sâbit ve sübûtu isbat olunan mesâil-i îmâniyede şuhûda istinâd eden iki mü’minin hükmü, o hadsiz ehl-i dalâletin ittifâkına râcih olur, galebe eder. Bu hakîkatin sırrı şudur ki: Sayfa 126 Nefyedenlerin da‘vâları sûreten bir iken, müteaddiddir; birbiriyle ittihâd edemezler ki, kuvvetlensin. İsbat edicilerin da‘vâları ise ittihâd ediyor, birbirinden kuvvet alır. Çünkü gökteki hilâl-i Ramazân’ı görmeyen der ki: “Benim nazarımda ay yoktur; benim yanımda görünmüyor” der. Başkası da, “Nazarımda yoktur” der. Daha başkası da öyle der. Herbiri, “Kendi nazarımda yoktur” der. Herbirinin nazarları ayrı ayrı ve nazara perde olan esbâb dahi ayrı ayrı olduğu için, da‘vâları da ayrı ayrı olur; birbirine kuvvet veremez. Fakat isbat edenler, “Benim nazarımda ve gözümde hilâl var” demiyorlar. Belki “Nefsül’emirde gökyüzünde hilâl vardır, görünüyor” der. Görenler, bütün aynı da‘vâyı “Nefsül’emirde vardır” der. Demek isbat edenlerin bütün da‘vâları birdir. Nefyedenlerin nazarları ayrı ayrı olduğundan, da‘vâları da ayrı ayrı olur. Nefsül’emre hükmedemiyorlar. Çünkü nefsül’emirde nefiy isbat edilmez. Çünkü ihâta lâzımdır. وَالْعَدَمُ الْمُطْلَقُ لَا يُثْبَتُ اِلَّا بِمُشْكِلَاتٍ عَظ۪يمَةٍ bir kāide-i usûldür. Evet bir şeyi “Dünyada var” desen, yalnız o şeyi göstermek kâfîdir. Eğer “yok” deyip nefyetsen, bütün dünyayı eleyip göstermek lâzım gelir ki, tâ o nefiy isbat edilsin. İşte bu sırra binâen; ehl-i küfrün bir hakîkati nefyetmesi ise, bir mes’eleyi halletmek veyahud dar bir delikten geçmek veyahud bir hendekten atlamak gibidir ki; bin de, bir de, birdir. Çünkü birbirine yardımcı olamazlar. Fakat, isbat edenler nefsül’emirde hakîkat-i hâle baktıkları için, müddeâları ittihâd ediyor. Kuvvetleri birbirine yardım ediyor. Bu hâl büyük bir taşın kaldırılmasına benzer ki, ne kadar eller yapışsa daha ziyâde kaldırılması kolay olur, birbirinden kuvvet alır.

NOW PLAYING

(71) 17. Lem'a/4, Sh 125 | 6.Nota | Kıymet ve ehemmiyet, kemiyette ve aded çokluğunda değildir

0:00 41:28

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

Explaining the Faith with Fr. Chris Alar The Marian Fathers Each week, Very Rev. Chris Alar, MIC, director of the Association of Marian Helpers, examines in-depth an essential element of faith and morals that Catholics are called to proclaim, live, and celebrate. With wisdom, wit, and infectious enthusiasm, Fr. Chris digs deep into the richness, beauty, and truth of the faith that continues to transform hearts and lead people to God. May this podcast encourage your love of our Lord and love of your neighbor, especially of your brethren in the Church. Living Divine Mercy EWTN Fr. Chris Alar, M.I.C. helps viewers get a better understanding of the Divine Mercy message, and shares powerful, real life examples of people who live Divine Mercy in their every day lives. Homilies from the National Shrine The Marian Fathers These difficult times demand that we turn back to the beautiful mystery of who God is and what it means to be His cherished children. Listen in to the daily homilies from the Marian Fathers at the National Shrine of The Divine Mercy, including Fr. Chris Alar, Fr. Kaz Chwalek, and many more. May they help you to live by God’s will that you may play an active and effective role in a world whose wellbeing requires authentic Christian witness! Ciberíada de Lem en Lab 137 =^__^= [Audiolibro Ciencia Ficción] Mesh_mescalito En su momento, agadecido com estaba a tda la ente que había subido audios y que gracas a ellos me acompañaban decidí contribuir kármicamente de alguna manerra. Siempre me fasción el libr Ciberíada del escritor polaco Stanislaw Lem, su propio Bores, un tipo genial que tuvo u montón de etapas diferentespero una de ellas ciertamente es, para mí, muy muy cómica (y hay que agradecer a los traductores que estuvieron tan bien) y ilos´focia. Pero sobretodo muy graciosa, en su apariencia puerril de cuentos de princesas y robots. Lo grabé muy cutremente con el móvil allí donde podía.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Lem'alar Mecmuası?

This episode is 41 minutes long.

When was this Lem'alar Mecmuası episode published?

This episode was published on January 8, 2025.

What is this episode about?

Altıncı Nota: Ey kâfirlerin çokluklarından ve onların bazı hakāik-i îmâniyenin inkârındaki ittifâklarından telâşa düşen ve i‘tikādını bozan bîçâre insan! Bil ki, kıymet ve ehemmiyet, kemiyette ve aded çokluğunda değildir. Çünkü insan eğer insan...

Can I download this Lem'alar Mecmuası episode?

Yes, you can download this episode by clicking the download button on the episode player, or subscribe to the podcast in your preferred podcast app for automatic downloads.
URL copied to clipboard!