EPISODE · May 5, 2022 · 4 MIN
Acaba- Edip Cansever/ Aşka Düşen Cemreler- Gamze Gökçe
from Şiirlenelim · host Hedablida
Dönelim, Döndürsün bizi kalbin akıp giden bulutlara benzeyen sesi... Yağmursuz bir yağmura açılmış kapılardan, Ve akılda kalan bir yokuştan.. Ve yalnız çocuklara özgü o sonsuz sinema koltuklarından Ve çocukluktan Dönelim Dönelim mi biz? Gençlikten, oralardan Mutluluğu bir kabuk gibi saran mutsuzluklardan Dönelim mi acıya? Ve soralım mı acaba: ''Ey büyük yalnızlık! İnsansan eğer, Bir kaya, dalgalar yalarken onu, O bakarken kaskatı kalabalıklara, Ah, kalbin bulut bulut akan sesi...'' Her şeyin, ama her şeyin çok dıştan fark edildiği Eh belki de bir satır fazlalığı ya da bir satır eksikliği Böyle mi olmalıydı...İnsanın mutluluğunu oluşturan şey, aynı zamanda kederinin de kaynağı mı olmalıydı? Yürüyor mu? Yürümeyi mi düşünüyor? Düşünmesi daha mı zor? Sonra koyuluyor yola? Nereye gidecek ama, nereye varacak sanki? Yoksa bir oyun tadı mı buluyor bunda? Oyundan atılmaktan korkmayan bir oyuncu gibi, boş vermiş de sanki Vaktinden önce anlamanın şaşkınlığı mı, Vaktinde anlamanın sevinci mi? Ya da biraz geç kalmanın o gereksiz tedirginliği mi Hangisi? Hayat ile insan arasındaki mesafe ne kadar deseler, cevabım, üzerindeki ağırlıkla birlikte ayağa kalkmak kadar derim... Ama belli ki, sonundayız her şeyin En sonunda... Baksan, Ben gelmiştim sanki Yaz ustalarına kış resmi... Duysan, Bilmediğin bir sevgiyle mi seveceklerdi seni? Sen, taşlıklarda sızlanan yaşlık Sonbaharlara kapanan kapılarda unutulmuş ürpertiler gibisin Ben, uzakları iyi bilen bir adamın yakın elleriyim Dinliyor musun? Dinlemesen de, olunca birdenbire oluyor bu Bütün yıllar bütünleşiyor içimde... Birleşip, bütünleşiyor Sana söylüyorum: Sevdiğini kaybeden sevdalıların yüreği kederli ve yarımdır. Onlar, sonbahardaki kavak ağaçları kadar yüksek ve yalnızdırlar. Dalları çırılçıplaktır. Fakat ne gariptir! Vuslat aşkın en sıradan hâliyken, ayrılık onu her şeyden ayıran bir yüceltişin tesiridir. O vakitten sonra aşk artık aşk değildir. Bir kara sevda, dillerden düşmeyen, yüreklere işleyen bir efsanedir. Bazen ne kadar ağlasan, gözyaşı döksen, hüzünlü bir bakış kadar yara açmaz yüreğe...Kök salıp çınar gibi büyütmek istediğim kalbim, yoğruldukça kabardın, kabardıkça parçalanıp ufaldın...Tek bir çiçeğin kokusunda kaybetmek istiyordum kendimi... Ve yine o kokunun tarif olunmaz iksiriyle hayat bulmak, baharı yalnız o çiçekte yaşamak istiyordum... Kapımı çalacak o beyaz gül içindi bu bekleyiş... Duygularımı en mahrem halleriyle yalnız onun için saklamıştım... Ey yar! Yüreğimi yar, gir içeri, Otur, sol yanım boş. Misafir edeyim seni. Gönlüm sana aksın, Yansın sana yüreğim... Görmesin senden başkasını gözlerim....
Embed this episode
Ready to play
Acaba- Edip Cansever/ Aşka Düşen Cemreler- Gamze Gökçe
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.