EPISODE · Feb 21, 2022 · 4 MIN
Bahar Gülü- Nazım Hikmet/ Güneş Yanığı, Civa- Yücel Kayıran/ Sis- Oya Uysal
from Şiirlenelim · host Hedablida
Akşamdı adı, Bahar mı gül mü güz mü? ilk görüşte gülmeye başlamıştı Biraz dalgın sesi, titrek Selam vermemiştim oysa...Belki de kırdım istemeyerek Hızlı hızlı yürüyordu Yüzü sonbahar, hüznü güneşe benziyordu Gülüşü birden bire geldi, beklemiyordum Keskin bir bıçak gibi saplandı aklıma...Hep böyle cana yakın mı bakar acaba? Hangimiz hangimize huzursuz bir elveda gibi duruyoruz şimdi bu gölgenin içinde? Akşamdı, Uzak bir deniz kenarında oturmuş efkar yakıyordum Karanlık tutmuştu yolları Kim bilir kimin boynundaydı kolları Gecelerdi, kötümserdim Sakallarımı uzatmış, durup durup uzakları dinlemiştim Belki de bir zehirli göz tarafından zehirlenmiştim Rüyada bana görünenler olmasa Beni uykuya götürenler olmasa Tekrar nasıl dönerim ben kendime? Telefonu geldi aniden, dilinde kelimeler bir şeyler söylüyordu Dilinde kelimeler....Silerek, bilmeyerek bir şeyler söylüyordu gülerek Yaz geçti, kış geçti Benden bir bahar geçti Ben bahardan geçmedim... Akşamdı Uyanıktım, yatağımda oturuyordum İstanbul mışıl mışıl uyuyordu. Şimdi ne yapıyordu? Nerede dans etmişti? Gözleri dolu muydu? Yoksa düşleri dolu muydu? Neyse...Neyse, bunları düşünmek istemiyordum İstediğim gibi olmadı hayat Değildi ki mesele... Asıl mesele, Mesele, Mesele olmadan, Meseleyi anlatmaya gerek olmamasıydı Akın var akın, içimden akın Beni güneşe götürüp yakın... Güneşe varamayanlar, Güneşin uykusuna yakın Kanıma girmişti bir kere Sanki başı, göğsümde Eli elimdeydi ''yaşamak sevmekten geçer'' diyerek Belki de sevdim isteyerek....Uykuya dalan bahçeyi uyandırmadan geçti yağmurlu güz, Kışı atlatamadı, toprakla kucaklaştı sokağın yaşlıları. Beklemek ve görmek. Birbirinin benzeri sözler, Gelip geçen insan suretleri, Birbirine karışan yüzler ve sesler. Aklım kumsal iken, ben toz paresi Çıktıkça yükseğe, alçalır oldum.. Düşündüm...Derdimin nedir çaresi? Susarak konuşmak... Sonunda buldum...Yolları ardında bırakan mevsimler, batan gemi ve karanlık sularda sürüklenen ruhum ve bütün soruların toplamı ve özeti olan. –Ben neyi aradım durdum? Muslukta su var,. Akar, biliyorum...Kalemde mürekkep yazar. Bulutlar yer arar yağmak için kendine Göğsümden geçerdi göç yolları kuşların. Yaşadım mı, düş mü, hayal mi....Ne kadar uzak. Yolları yorgun düşüren yolcuydum ben eskiden. Herkes kendi gözünde büyütüp seyrederken kendini Sinip küçüldüm, Sığındım yalnızlığın göğsüne, odalara sığmazken yalnızlığım. İçimin kırılıp dökülmüş camlarından sızan bir soğuk rüzgâr, Bir karmakarışıklık, Yolları yorgun düşüren yolcuydum ben eskiden Herkesin bir vazgeçilmezi var ya, Her yere birlikte götürdüğü takvimsiz, saatsiz vakitlerde dökülüp saçılan ortalığa. Ben sarıp sarmalayıp kendimi yalnızlığa, Taşıdım acıyı, küçültüp sığdırdım Şimdi çıkıp gitsem, oturur sedire bekler beni Evden eve taşınırken yıpranmış, hatırası karanlık hayaller, Yüzünde iri bir gözyaşı, üzgün çocukluğum. Bazen belirip -sisler arasında- durup bakıyor bana – ben bunu daha önce yaşamıştım duygusu- Uzansam kaçıp kaybolacak, biliyorum... Sabahtı, O yoktu, Ben yıkılıp gitmiştim Bir daha ne zaman, nerede ne olacağımızı ikimiz de bilmiyorduk. Belki yeni başlayacaktık, Belki hiç başlamayacaktık... Belki de başlayıp bitirmiştik Belki de Belki de... Sen ki, çiçekleri toplamayan güzelim Çicekleri sulayan çocuk, Ve ben ki, buruk ve kavruk yaşı bir adamım artık Öyle güzeldim ki senle, çiçeklerden çok... Ve anladım, Anladım ki, bir daha düşünde bile göremez işler-Düşlerin gördüğü işleri...
Embed this episode
Ready to play
Bahar Gülü- Nazım Hikmet/ Güneş Yanığı, Civa- Yücel Kayıran/ Sis- Oya Uysal
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.