EPISODE · Mar 2, 2023 · 5 MIN
Bir Sabah Tanıdık Bir Şehre Girerken, Boğaza Bir Balkon Gibi Uzanan Lokantada- Ataol Behramoğlu
from Şiirlenelim · host Hedablida
Bir sabah tanıdık bir şehre giderken, Sıcak ve dost şeyler düşünür insan Tanıdık bir yatak bekler sizi Bir çocuk yüzü gülümser anılardan Bir sabah, tanıdık bir şehre giderken, Hüzünlü, tuhaf şeyler düşünür insan Sadece o şehrin değil, Kendisinin de değiştiği duygusundan Sıkılmış bir limondan, son birkaç damlayı çıkarmaya çalışır gibi, Uzanan birkaç kişi- soğuk güz güneşinin altında Kötü bir şarkı, Ve artık, yaklaşan güzün, ilk serin solukları havada Kendimi yalnız hissetmeliyim böyle bir yerde, değil mi? Ne yalnız, ne hüzünlüyüm oysa... Ölmüş annemi düşündüm. Güzel babamı, Arkadaşlarımı düşündüm. Kah umutlar üşüştü, Kah sevinçler, Kah hüzünler üşüştü yüreğime. İç geçiren bir kadın gibi, inip kalkıyor denizin göğsü Güneş, bulutları ve toprağı başladı ısıtmaya Ben terli bir çarşaf gibi bırakıp geride yorgun geceyi, Hazırlanıyorum yeni bir güne, Yeni bir yürekle başlamaya Toroslar, kartondan kesilmişçesine yükseliyor Hep bir ağızdan uyanıyor kuşlar Akdeniz uzanıyor Üzgün yurdum... Güzel yurdum... Bu dupduru sessizlikte, bir sonsuzluk duygusu doluyor içine insanın Hiçbir şey, görkemli olamaz kocaman bir göğün altında Yüce bir dağla, Engin bir denizin birleşmesi kadar... İnsan, vücudu gibi tanımalı yurdunu Biz, kara zamanların insanlarıyız... Biz, Bugünkü dünyada yaşayanlar! İnsanı kaybettik, onu aramalıyız. Umutsuz olmamak gerektiğini biliyorum bu acımasız gecede Yazgı diye bir şey yok İçinde yaşadığımız bu toplum öldürdü bizi Çarpıntılarla hırpalanan yüreğimiz, dayanamayıp parçalandı sonunda Uzak zamanlar yaşandı insanlar bu topraklarda. İnsanlar birbirinin kanını içti bu topraklar için Kimimiz toprak oldu çoktan Kimimiz yenik düştü kavgada Kimimiz, bir hayat kuramadık Güneşli yirmilerden geçtik Acılı otuzlara vardık Kederli, bungun günlerim var benim.. Gün olup, geçeceksiniz siz de... Ama ben herkes için istemekteyim özgürlüğü Halkım için değil sadece... Çünkü vatan olmazsa, can da olmaz İnsan, vücudu gibi tanımalı yurdunu Göllerini Irmaklarını Dağlarını Denizlerini İnsan, çocuğu gibi tanımalı halkını Sevgisini Korkusunu Bilgisini Duygusunu Ruhunu Aklını Yüreğini Anladık ki bir kez daha, Bizim gücümüz, bu koskocaman dünyada, yalnız olmamaklığımızdır Anladık ki, kabahatimiz kendimizi unutmaklığımızmış. Anladık ki, Yüreklilik belirli bir sillenin rengi Anladık ki bir kez daha, bunca yol yürümüş olsak da bu dünyada, En az, o ilk noktadaki kadar muhtacız Tanrı'ya- Hiç bir şey muhtaç olmayana Anladık ki bir kez daha, Zafere giden yolda, hiçbir engel tanımayacaktır-birliğimizden doğan kuvvet Anlaşılmazdı da aynı zamanda. Neden öfkelendiler bize? Niye daha açık konuşmadılar ki bizimle? Sorun bizim kulaklarımızdaysa, neden kötü işiten kulaklar verdiler ki bize? Kulaklarımızda çamur varsa, pekâlâ! Kim koydu çamuru oraya? Biz ki, boş yere gerilmişiz Anladık artık, Yıldızların amansız çarkına, Ve boş yere sızlamış kemiklerimiz...
Embed this episode
Ready to play
Bir Sabah Tanıdık Bir Şehre Girerken, Boğaza Bir Balkon Gibi Uzanan Lokantada- Ataol Behramoğlu
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.