Bölüm 4: Kişilerle Değil Ama Fikirlerle Uğraşırım episode artwork

EPISODE · Jan 28, 2025 · 7 MIN

Bölüm 4: Kişilerle Değil Ama Fikirlerle Uğraşırım

from Livaneli Sohbet · host Zülfü Livaneli

Dostlarım, ben polemikten hiç hoşlanmam, kavgadan hiç hoşlanmam. Sokakta kavga, yumruk yumruğa hiç dövüşmeden hayatım geçti. Öyle bir şey olmadı. Polemiklerden de hoşlanmam; insanların klavyelerinin arkasına geçip birbirlerini atması, tutması, sövmesi falan hoş bir şey değil. Çünkü kavga ortamında yaşayan insan, o kavgadan galip de çıksa, mağlup da çıksa yine aynı şartları yaşamış olur. Hayat çekilmez hale gelir. Zaten hayat kısa, zaten hastalıklar, geçim sıkıntıları, herkesin dertleri var. Niye birbirimize daha da yük olalım diye düşünürüm. Ama kişilerle uğraşmadığım halde, fikirlerle uğraşmam gerekiyor bazen. Çünkü yanlış fikirler topluma empoze ediliyor. Ben de bunları gördüğümde gerçekten dayanamıyorum.Bunlardan bir tanesi, bazı aydınların –tırnak içinde aydınların– halkı ve halk kültürünü küçümsemesi. “Neşet Ertaş’ı tanımam, ben onu dinlemem, bilmem” falan… Kişi önemli değil. Ama böyle düşünen insanlar vardır, tek bir kişi de değildir bu. Ama bakın, halk kültürü dediğiniz öyle kolay kolay vazgeçilecek bir şey değil. Bu halk kültürünün temelinde, Türkiye gibi bir coğrafyada, Anadolu coğrafyasında, Asya Minör’de bunun ta altına gittiğiniz zaman Homeros var, Dede Korkut var, diğerleri var. Tabii en eski Homeros var. Homeros, “İlyada”yı burada yazdı, söyledi daha doğrusu. Bu, altı heceli “hexameter” denilen bir şiir biçimidir ki bizim âşıklara kadar gelmiştir. Bu bizim âşıklarda bu hexameter şiir söyleyerek dolaşmışlardır.Bir ara Cemal Süreya “folklor sanata düşman” diye bir tartışma başlatmıştı. O da bence doğru değildi. Çünkü folklor evet, folklor kalıpları; yani işte “elinde bardak, üstünde çardak, yeşil başlı ördek” falan. Bu kalıplara girerseniz, evet sanat pek üretilemez, o doğru. Ama bizim büyük halkın, yazılı olmayan, sözlü kültürle binlerce yıl taşıdığı, en azından bin yıl taşıdığı ve bize kadar getirdiği bu kültür, büyük bir kültürdür. Ve şairler yetiştirmiştir. Bu şairler, kendi seslerini bulmuş, kendi kelimelerini bulmuş ve kendi tarzlarında yazan, kişilikleri belli olan büyük şairlerdir. Dünyanın büyük şairleri…Şimdi size bazı örnekler vereceğim. Mesela Karacaoğlan, dünyanın en büyük aşk ve doğa şairidir bana göre. Elimden geldiğince bildiğim yabancı dillerde şiir okurum, meraklıyım şiire. Bakıyorum, bu Karacaoğlan’da olan bazı kavramları, bazı deyimleri bulamıyorum başka yerde. Sadece ses olarak değil tabii; ses olarak müthiş. “Sarı çiçek sarvan kurup oturmuş.” Şimdi bunu çevirmek de mümkün değil. Bu dil özelliği tamam, ama bir de herhangi bir dile çevirirseniz, anlamı ve güzelliği kaybolmayacak şiirler var. Mesela diyor ki: “Çukurova bayramlığın giyerken, üzerinden çıplaklığın soyarken.” Çıplaklığı soymak kavramı var mı dünyada? Baktım, bir sürü yere baktım, yok. Yok, gerçekten yok. Çıplaklığı soymak…Sonra bir ironik şiir: “Ürüyen geldim, yine ürüyen giderim. Ölmemeye elde fermanım mı var? Azrail gelmiş de can talep eyler, benim can vermeye dermanım mı var?” Nasıl bir hoş ironi var burada? Nasıl bir sevimli anlatı var? Azrail diyor ki: “Ya benim can vermeye dermanım yok, sen biraz uzak git.” Şimdi bu şairler çok büyük şairler. Âşık Veysel zaten zamanının büyük aydınları tarafından, İstanbul’da Eyüboğlu Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Yaşar Kemal ve diğer büyük şairler tarafından çok büyük bir saygıyla karşılanırdı. Şiir antolojilerinde şiirleri yayınlanırdı. Biz de hep görüşürdük, büyük bir şairdi. Folklor değil de onun yaptığı… Sonunda öyle bir noktaya geliyoruz ki, bu kadar büyük şairlerin yazdığı şiirleri küçümseme noktasına gelemeyiz.Neşet Ertaş benim büyük dostumdu. Onun söylediği türküler zaten bin yıldır söyleniyor. Bin yıldır o türküleri söyleyerek getirmiş birisi. Kolay mı? “Evvelim sen oldun, ahirim sensin.” Bunu söylemek ve bu kadar yürek yakıcı bir nitelikle söylemek… Babası Muharrem Ertaş, Çekiç Ali… Bütün Anadolu’nun her yerinde büyük âşıklar… Kütahya’da Hisarlı Ahmet, Ege’de Zeybekler, Dengbêjler…...

Dostlarım, ben polemikten hiç hoşlanmam, kavgadan hiç hoşlanmam. Sokakta kavga, yumruk yumruğa hiç dövüşmeden hayatım geçti. Öyle bir şey olmadı. Polemiklerden de hoşlanmam; insanların klavyelerinin arkasına geçip birbirlerini atması, tutması, sövmesi falan hoş bir şey değil. Çünkü kavga ortamında yaşayan insan, o kavgadan galip de çıksa, mağlup da çıksa yine aynı şartları yaşamış olur. Hayat çekilmez hale gelir. Zaten hayat kısa, zaten hastalıklar, geçim sıkıntıları, herkesin dertleri var. Niye birbirimize daha da yük olalım diye düşünürüm. Ama kişilerle uğraşmadığım halde, fikirlerle uğraşmam gerekiyor bazen. Çünkü yanlış fikirler topluma empoze ediliyor. Ben de bunları gördüğümde gerçekten dayanamıyorum.Bunlardan bir tanesi, bazı aydınların –tırnak içinde aydınların– halkı ve halk kültürünü küçümsemesi. “Neşet Ertaş’ı tanımam, ben onu dinlemem, bilmem” falan… Kişi önemli değil. Ama böyle düşünen insanlar vardır, tek bir kişi de değildir bu. Ama bakın, halk kültürü dediğiniz öyle kolay kolay vazgeçilecek bir şey değil. Bu halk kültürünün temelinde, Türkiye gibi bir coğrafyada, Anadolu coğrafyasında, Asya Minör’de bunun ta altına gittiğiniz zaman Homeros var, Dede Korkut var, diğerleri var. Tabii en eski Homeros var. Homeros, “İlyada”yı burada yazdı, söyledi daha doğrusu. Bu, altı heceli “hexameter” denilen bir şiir biçimidir ki bizim âşıklara kadar gelmiştir. Bu bizim âşıklarda bu hexameter şiir söyleyerek dolaşmışlardır.Bir ara Cemal Süreya “folklor sanata düşman” diye bir tartışma başlatmıştı. O da bence doğru değildi. Çünkü folklor evet, folklor kalıpları; yani işte “elinde bardak, üstünde çardak, yeşil başlı ördek” falan. Bu kalıplara girerseniz, evet sanat pek üretilemez, o doğru. Ama bizim büyük halkın, yazılı olmayan, sözlü kültürle binlerce yıl taşıdığı, en azından bin yıl taşıdığı ve bize kadar getirdiği bu kültür, büyük bir kültürdür. Ve şairler yetiştirmiştir. Bu şairler, kendi seslerini bulmuş, kendi kelimelerini bulmuş ve kendi tarzlarında yazan, kişilikleri belli olan büyük şairlerdir. Dünyanın büyük şairleri…Şimdi size bazı örnekler vereceğim. Mesela Karacaoğlan, dünyanın en büyük aşk ve doğa şairidir bana göre. Elimden geldiğince bildiğim yabancı dillerde şiir okurum, meraklıyım şiire. Bakıyorum, bu Karacaoğlan’da olan bazı kavramları, bazı deyimleri bulamıyorum başka yerde. Sadece ses olarak değil tabii; ses olarak müthiş. “Sarı çiçek sarvan kurup oturmuş.” Şimdi bunu çevirmek de mümkün değil. Bu dil özelliği tamam, ama bir de herhangi bir dile çevirirseniz, anlamı ve güzelliği kaybolmayacak şiirler var. Mesela diyor ki: “Çukurova bayramlığın giyerken, üzerinden çıplaklığın soyarken.” Çıplaklığı soymak kavramı var mı dünyada? Baktım, bir sürü yere baktım, yok. Yok, gerçekten yok. Çıplaklığı soymak…Sonra bir ironik şiir: “Ürüyen geldim, yine ürüyen giderim. Ölmemeye elde fermanım mı var? Azrail gelmiş de can talep eyler, benim can vermeye dermanım mı var?” Nasıl bir hoş ironi var burada? Nasıl bir sevimli anlatı var? Azrail diyor ki: “Ya benim can vermeye dermanım yok, sen biraz uzak git.” Şimdi bu şairler çok büyük şairler. Âşık Veysel zaten zamanının büyük aydınları tarafından, İstanbul’da Eyüboğlu Sabahattin Eyüboğlu, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Yaşar Kemal ve diğer büyük şairler tarafından çok büyük bir saygıyla karşılanırdı. Şiir antolojilerinde şiirleri yayınlanırdı. Biz de hep görüşürdük, büyük bir şairdi. Folklor değil de onun yaptığı… Sonunda öyle bir noktaya geliyoruz ki, bu kadar büyük şairlerin yazdığı şiirleri küçümseme noktasına gelemeyiz.Neşet Ertaş benim büyük dostumdu. Onun söylediği türküler zaten bin yıldır söyleniyor. Bin yıldır o türküleri söyleyerek getirmiş birisi. Kolay mı? “Evvelim sen oldun, ahirim sensin.” Bunu söylemek ve bu kadar yürek yakıcı bir nitelikle söylemek… Babası Muharrem Ertaş, Çekiç Ali… Bütün Anadolu’nun her yerinde büyük âşıklar… Kütahya’da Hisarlı Ahmet, Ege’de Zeybekler, Dengbêjler…...

NOW PLAYING

Bölüm 4: Kişilerle Değil Ama Fikirlerle Uğraşırım

0:00 7:34

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

Kerem Önder Kerem Önder Kerem Önder Hocamızın bağımlılık yapan üslûbuyla, Tefsir, Hadis, Fıkıh, Akâid, Siyer ve Tasavvuf gibi İslam ilimlerinin özetini, bu kanalda hiç sıkılmadan ve zorlanmadan hızlı bir şekilde öğrenecek ve hayatınıza tatbik etmekle kalmayıp etrafınızdaki insanlara da kolayca aktarabileceksiniz."Sizden hiç bir ücret istemeyenlere tâbi olun. Onlar, hidayete erdirilmişlerdir." ayeti gereğince sohbet videolarımızı, ücret talep etmemek kaydıyla istediğiniz gibi paylaşabilirsiniz. (Yasin 21)Tebliğ niyetiyle tanıdığınız herkese kanalımızı tavsiye edin. Çünkü:"Kim, iyi bir işe aracılık ederse, onun d Explicit Muhabbetin Başı Muhabbetin Başı Komedi, Kara Mizah, Ofansif Mizah, Ortaya Karışık Sohbet Explicit Canca Sesli Kitap Canca Şeyler Bu kanalda yerli ve yabancı yazarlara ait şiir, öykü ve romanları dinleyebilir, bazen de ilgimi çeken konular üzerine gerçekleştirdiğim sohbetlere konuk olabilirsiniz. Herkese keyifli dinlemeler…▫️ Youtube: Canca Şeyler (https://www.youtube.com/channel/UCokT5vpQVwaioDfAU2mcHtg)▫️ Twitter: @_cancaseyler▫️ Instagram: @yusufcangokkaya #şiir #seslikitap #sohbet Explicit Yeme Bozukluğu Sohbetleri YB Farkındalık Diyetisyen Zeynep Tuğtepe, Diyetisyen Gülşah Kumanova ve ED Survivor Derin Şahin ile yeme bozuklukları, sezgisel yeme, kilofobi, beden algısı, güzellik idealleri, her bedende sağlık ve değer yargılarımızın dört bir yanını sarmış olan diyet kültürü üzerine bir sohbet. Uzman konuklar ile devam edeceğimiz yeni yayınlar için bizleri spotify ve instagram üzerinden takipte kalın! Explicit

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Livaneli Sohbet?

This episode is 7 minutes long.

When was this Livaneli Sohbet episode published?

This episode was published on January 28, 2025.

What is this episode about?

Dostlarım, ben polemikten hiç hoşlanmam, kavgadan hiç hoşlanmam. Sokakta kavga, yumruk yumruğa hiç dövüşmeden hayatım geçti. Öyle bir şey olmadı. Polemiklerden de hoşlanmam; insanların klavyelerinin arkasına geçip birbirlerini atması, tutması,...

Can I download this Livaneli Sohbet episode?

Yes, you can download this episode by clicking the download button on the episode player, or subscribe to the podcast in your preferred podcast app for automatic downloads.
URL copied to clipboard!