EPISODE · Mar 14, 2022 · 3 MIN
Çalıkuşu (İnsan en çok sevdiğiyle sınanır...)
from Şiirlenelim · host Hedablida
Bana öyle geliyordu ki, bu hafif aydınlıkta , elbiselerinin siyah beyaz lekelerini fark ettiğim insanlar, hep, birbirlerini seven çiftlerdir. Yalnız onlar değil, karanlığın bütün görünmeyen köşeleri, denizin içinde koyu hayaletleri fark edilen hep böyle görünmeyen sevgilerle dolu. Denizden gelen fısıltılar, dudak dudağa gizli söyleşmeler. Gecenin göğsüme basan, nefesimi tıkayan ılık nefesleri, öyle genç kızların dudaklarından geliyor ki, başları sevgililerinin boynunda, gözleri gece denizleri gibi koyulaşmış yeşil gözlerinde. Ben bir insanı ilk görüşte ya severim ya sevmem. Sonradan bu hissimin değiştiğini hiç hatırlamıyorum. Bizim bütün sergüzeştimiz burada başlıyor. Beni dinle, öyle görüyorum ki, bu gözler artık beni anlayabilecek kadar ıstırap çekmiş ve düşünmüş. Bu hain yeşil gözlerdeki tatlılığa bakan seni, gökyüzündeki melekleri düşünüyor sanır, dedim. Halbuki senin derdin, bu biçareyi parçalamak değil mi? Ah şu çocuk gözlerindeki minnet! Dünyada, bir parça iyilik edebilmekten daha güzel bir şey olmuyor. Daha o gün anlamıştım... Ben ömrümce seninle sınanacaktım. Çünkü insan en çok sevdiğiyle sınanır. Seni sevmeye başladığım vakit gülmeden, eğlenmeden başka bir şey düşünmeyen hafif, yaramaz bir kız çocuğu, ışık gibi, ses gibi elde durmasına imkan olmayan bir Çalıkuşu'ydun. Sana karşı derin bir zaafım vardı. Her sabah uyandığım vakit, aşkımı kalbimde biraz daha büyümüş buluyordum. Bu derin zaaf, beni hem utandırıyor, hem korkutuyordu. Zaman zaman öyle bakışların, öyle sözlerin vardı ki, kalbimi derin ümitlerle çırpındırıyordu. Fakat sen, çabucak değişiyordun. Bu gülen, eğlenen çocuk, gözlerinin içinde uyanan nazik ,hassas genç kız ruhunun görünmesiyle kaybolması bir oluyordu. "Bu çocuk, beni mümkün değil anlamayacak, hayatımı kıracak..."diyordum. Hayatını, gönlünü bu kadar derin bir vefa ile bana vakfedeceğini ümit edemiyordum. Sen, belki beni görünce; uçan rengini, titremeye başlayan bu güzel dudakları saklamak için benden kaçıyordun. Ben, bunu bir Çalıkuşu hafifliği sanarak kendimi yiyip bitiriyordum...Söyle bana, bu kadar derin bir vefayı, bu kadar ince bir ruhu, bu küçük Çalıkuşu göğsünün neresine saklamıştın? İnsan, ayrılık saatinde durmadan konuşmalı, nesi varsa söyleyip bitirmeli değil mi? Saklamaya çalışmak nafile.... Sevda gözlerimden uyku gibi akıyor!
Embed this episode
Ready to play
Çalıkuşu (İnsan en çok sevdiğiyle sınanır...)
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.