EPISODE · Jul 28, 2022 · 4 MIN
Çalıkuşu (Susarsam, beni kendi içimdeki ateş yakacak...)
from Şiirlenelim · host Hedablida
Filozofların, şairlerin, yazı yazarken burunlarını kaşımak, çenelerinin derilerini çekiştirmek gibi garip garip huyları vardır ya... Kalemi ısırmak, saçlarımı gözlerimin üstüne dağıtmak da benim düşüncelere daldığıma alâmettir. Benim düşünce saatlerim çok nadirdir. Çünkü o takdirde hayatım masallardaki meşhur kadınların hayatı gibi, karmakarışık bir saç kümesi içinde geçecekti. Aradan seneler geçti. Yabancı bir şehirde, yabancı bir otel odasında, sırf bitip tükenmeyecek gibi görünen bir gecenin yalnızlığına karşı koymak için hatıralarımı yazmaya başladığım bu saatte, bir elim yine aynı küçük çocuk tavrıyla saçlarımı çekiştiriyor, gözlerimin üstüne indirmeye uğraşıyor. Bunun sebebine gelince, öyle sanıyorum ki, ben etrafındaki hayata pek fazla kendini kapıp koyveren, hafif ve dikkatsiz bir çocuktum. Besbelli sıkı zamanlarda kendi kendimle, kendi fikirlerimle yalnız kalmak için, gözlerimle dünya arasında, bu saçlardan bir perde koymaya çalışıyordum. Kalem sapını dişlerimin arasında çevirmeye gelince, onun hikmetini doğrusu kendim de pek anlamadım. Bütün bildiğim, dudaklarımdan mor mürekkep lekelerinin eksik olmadığı ve bir genç kız hali alır gibi olduğum bir yaşta, beni bir gün mektepte ziyarete gelen birisinin karşısına adeta yerin dibine geçtiğimdir. Bana böyle geliyordu ki, eski hayatımla yenisinin ayrıldığı nokta bu kapı eşiğidir. O gün, bütün düşüncelerime rağmen, ancak şu kadarcık bir şey yazabildiğimi hatırlıyorum: "Ben, galiba balıklar gibi bir göl içinde doğdum. Annemi hatırlamıyor değilim... Babamı, dadımı... Beni bir gün sokakta koşturan bodur bir kara köpeği... Bir gün, dolu bir sepetten gizlice üzüm çalarken parmağımı sokan arıyı... Gözüm ağrıdığı vakit içine damlatılan kırmızı ilacı. Yeri belli olan ağrılardan korkmamalı...Derinden gelen bazı ağrılar var ki, onların ilacı yok işte.'' Susarsam, beni kendi içimdeki ateş yakacak. Evet, bunlara bezer daha birçok şey aklımdan geçiyor. Fakat bunların hiçbiri ilk hatıra değil. Sevdiğim göl içinde, büyük yapraklar arasında çırılçıplak çabalayışım kadar eski değil. Deniz kadar uçsuz bucaksız bir göl, içinde büyük büyük yapraklar, dört bir tarafında ağaçlar varsa; bu göl nasıl deniz kadar büyük olur, diyeceksiniz... Bir insana aşık değilim ben. Yollara aşığım, ağaçlara, çiçeklere, kuş cıvıltısına, su sesine, kedi defalarca dinlenen bir şarkıya aşığım. Benden insana yâr olmaz. Kimseye düşündüklerimi, duyduklarımı söylemezdim. Ruhum herkese kapalı kalırdı. Büyük bir vefa ve şefkate ihtiyacım vardı da bunu kimsede bulamadığım için mi böyle yapardım? Bunu da anlayamadım. Ben, yirmi yaşında, postunu sudan kurtarmış bir insanım, canım nasıl isterse öyle yaşarım. "Ben seni bırakıp gideyim mi?" diye sorana başka türlü cevap bulunur mu?
Embed this episode
Ready to play
Çalıkuşu (Susarsam, beni kendi içimdeki ateş yakacak...)
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.