EPISODE · Feb 2, 2023 · 6 MIN
Cemil Meriç'ten Lamia Hanım'a Mektuplar 13-14
from Şiirlenelim · host Hedablida
Yalnızsın ve benimlesin. Beni çıldırtan çok az yalnız kalmak. Çok az yalnızım ama daima seninleyim. Ölmeyelim, Santa Mariam. Bu sabah senden koptuğumu sanıyordum. Kurtuldu ya diyordum, çocuklarına döner. Ve ben çamurdan koparıp vazosuna koyduğum bu muhteşem zambağın hatırasını minnetle yadederim. Mektubun yeniden büyüledi beni. Bu zambağın saksısı, kalbim. Bu zambak bütün ihtişamı ile ancak benim göğsümde açabilir. Yeniden rüyamın, hummamın içindeyim. Evet...Ben de delirmekten korkuyorum. Yaşayamamaktan korkuyorum. Kilometrelerce uzakta aynı ıstırabı yaşıyoruz. Ben içmiyorum da. Sensiz içmek, sensiz gülmek, sensiz huzur bana ihanet gibi geliyor. Eğer her mektubun böyle alevle yazılacaksa ben nasıl dayanacağım? Yine şuh bir bahar sabahı. Ekim sonunu Mesih bekler gibi bekliyorum. Mektupların, alev alev. Kalbini kâğıda işleyebiliyorsun. Benim, bütün kadınları kendinde toplayan kadınım. Bütün kitaplar yavan, bütün şiirler soluk, bütün şarkılar ahenksiz. Ben ten’im, sen gönül. Ben alev’im, sen ışık. “Ben sen’im” diyorsun. Saçlarımı okşamak istediğin zaman, kendi saçlarını okşa. Leyla bir tomurcuk, sen bir muhteşem gül. Leyla bir mısra, sen bir destansın. Leyla bir kıvılcım, sen bir şafaksın. Leyla bir tecessüs, Leyla bir masal, Leyla yaşamayan, Leyla bir yarım. Hangi sevgili seninle boy ölçüşebilir? Lamiam benim. Sen doyulmayan, Sen kanılmayan, Sen rüya, Sen gerçek. Romeo’yu düşündüm ve güldüm. İmtihandan geçmeyen bir sevgi. Bir saman alevi. Artık yirmi beş yıl önceye dönmek istemiyorum. Senin yanında zaman yok. Yirmi beş yıl önce, yine beraberdik. Ad’ın bilinmeyendi, özlenendi. Yirmi beş yıl önce yine beraberdik. Geceleri rüyalarımı süslüyordun, gözyaşlarımda sen vardın. Her kadında seni arıyordum. Yirmi beş yıl önce adım hasretti. Sonra ümit oldu. Seni bulmadığım için, seni bulamadığım için gözlerim kapandı. Seni düşünerek intihar etmedim. Yirmi beş yıldan beri senin için yaşıyorum. Her kitabımda sen varsın. Bende güzel olan ne varsa, senin ilhamın. Bende büyük olan ne varsa, senin eserin. Mektuplarınız gecikince kendimi metruk bir kayık gibi dalgalara bırakmıştım. Hastayım. Yani öksürüyorum ve ateşim var. Elin alnımda dolaşsa nasıl da iyileşirdim! Sevilen hastalanmaz. Seven hastalanmaz. Ama sevilen ihmal edilmez. Mektubun bir büyü gibi bulutları dağıttı. Yarı yarıya iyileştim. Sensiz sıhhat neye yarar? Neden dinç olacakmışım? Dünyanın bütün nimetleri seninle güzel. Schopenhauer’i bekliyorum. İstediğim, sana kendimi bütünümle verebilmek, bütünümle faydalı olmak sana. İstiyorum ki şahane bir tomurcuğa benzeyen kabiliyetlerin, aşkımın sıcak ikliminde bütün şiiri, bütün lüsunu, bütün ıtırıyla açılabilsin. Benim has bahçem...Sam yelleri esen çöllerden geçtim. Dudaklarım susuzluktan çatlamıştı. Boğuluyordum. Ya cinnet, ya ölüm, veya sen vardın. Sen çıktın karşıma. Sen ki, benim için yaratılmıştın. Sen ki sevmemiştin, sevilmemiştin. Sen ki uykuda dolaşan bir hayaldin. Tanımıyordun kendini. Ve hâlâ, zaman zaman düşman bir dünyanın kırık aynasına kayıyor gözlerin. Sen orada değilsin...Gönlüme, gözlerime, mektuplarıma bak. Belki sevdiğin için büyüksün. Sevdiğin için...Ve sevdiğin kadar, yani sonsuz. Şubatın ilk günleri zalim bir buhran içindeydim. Sonra sisler dağıldı, tekrar buldum seni. Mektupların tutunduğum birer dal... Seni bir daha görmek ve ölmek istiyorum. Güzel olan bu. Seni kaybetmek, hayalimde boğulmak değil. Bu sermesti, sadakatimin mükafatı. Yalnız sende eriyişimin, yalnız seni düşünmemin mükafatı. Lâl Ded’i hatırladım, gerçekte Lâl Ded sensin, her asırda başka bir adla tecelli etmişsin.
Embed this episode
Ready to play
Cemil Meriç'ten Lamia Hanım'a Mektuplar 13-14
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.