EPISODE · Feb 14, 2022 · 5 MIN
Cemil Meriç'ten Lamia Hanım'a Mektuplar 3-4
from Şiirlenelim · host Hedablida
On üç, ikinci kânun, 1942. Genç bir adam bir kapıyı çalıyor. Şefkata susuz, hayata susuz. Hapishane, dostların ihaneti, kopuşlar, yuvarlanışlar. Tenin açlığı, ruhun açlığı ve anlaşılmayan bir kalp. Ve anlaşılmayan bir kafa ve anlaşılmayan bir vücut. Koca şehirde yapayalnız. Dehasıyla yalnız, kültürüyle yalnız, ıstıraplarıylâ yalnız. Soğuk bir kış günü. Sırtında paltosu var mıydı, hatırlamıyor. Belki bir dosta iki kadeh rakı ısmarlamak için satmıştır. Bütün hayatı vermekle geçti. Bilgisini, zamanını, kalbini. Başkalarında yaşadı, başkaları için yaşadı. Kendisinin olmayan bir dava yüzünden damgalandı. Hayatı bir delinin yazdığı hikâye. Karşısına çıkan her kadından hoşlanmıyor. Evden hoşlanmıyor. Dekordan hoşlanmıyor. Ama o kadar yalnız ki....Ben heyecandım, Spontaneite’idim, şiirdim, bohemdim. Sakin bir yaz akşamı. Fırtmasız bir liman.... İki insan birbirinden bu kadar farklı olabilirdi. Önceleri bir manastıra giriş gibiydi. Uzun süren bir ıstıraptan başka bir ıstıraba, bir zilletten bir zillete geçiş gibiydi. Bütün kadınları seviyordum ve bütün kadınlara düşmandım. Çaldığım hiçbir kapı açılmamıştı. Ben herhangi bir meçhul değildim. Kasırga idim. Hayretim, hayranlık oldu. Adeta biz mümkün olmayanı başardık. Bu kahkahalarla gülünecek izdivaç en iyimser tahminlerle bir mevsim sürerdi. O mükemmel biriydi. Kasırgadan kaçmak isteyene, her geminin güvenle sığınacağı bir liman. Ben kasırgaya susuzdum. Kendimi kitapların zindanına gömdüm, kitapların ve vazifemin. Korkunç bir mücadele oldu bu. Fren, fren, fren. Sizi intihardan kurtaran bir insanı hayal kırıklığına uğratmamak. Madem ki, sevebileceklerim anlamamıştı beni, madem ki, ruhumu Mefisto’ya satar gibi evlenmiştim, madem ki bahtiyar olamayacaktım, bir başkasını bahtiyar etmeliydim. Bu da bahtiyar olmanın bir başka yolu idi. Zaten ben daima başkalarında bahtiyar olmuştum, başkalarıyla bahtiyar olmuştum. Yine şuh bir sonbahar günü. Bu dekor benim. Şu kalp benim. Bu yazı senin. Ben burada yıllarca çarmıha gerildim. Bir kere ölmemek için, bin kere ölüm. Daha yanacağız sevgilim benim. Ruhlaşıncaya kadar yanacağız. Öldürmemek için ölmek. Peki ölürsen başkaları ölmeyecek mi? Kader, müstehzi bir rejisör. Haksız mıyım dîye sordum ona, hayır dedi. Seni yaralıyor muyum? dedim, hayır dedi. Hayatım bir trajedidir. Trajedinin son perdesi seninle başlar. İnsanlar karanlık bir mağaraya zincirli, sırtları kapıya dönük ve duvarda gölgeler. Âşk bu zinciri kıran büyü. Mağaradakiler öylesine alışmış ki karanlığa, kurtulanları küfürleri ile kovarlar. Sen yanımda olsan, fetihten fethe koşardım. Şimdi yalnız seni düşünüyorum ve dudaklarımdan tek cümle dökülüyor, ölünceye kadar bu tek cümledeyim ben: Seni seviyorum, canım benim, kirinle, pasınla, ıstırabınla, kırk beş yaşınla seviyorum.
Embed this episode
Ready to play
Cemil Meriç'ten Lamia Hanım'a Mektuplar 3-4
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.