EPISODE · Feb 21, 2022 · 6 MIN
Cemil Meriç'ten Lamia Hanıma Mektuplar 4-5
from Şiirlenelim · host Hedablida
Kendimi sana layık görmüyordum. Gençliğim, bir çölde akıp giden başıboş bir ırmaktı. Sularında sen yıkanmalıydın. Sana yazdıklarımdan utanıyordum. Kelimeler neden kâğıdı yakmıyorlardı? Neden içimdeki yangını, içimdeki coşkunluğu sese kalbedemiyordum? İlk defa aciz içindeydim. Gözlerim kamaşmıştı. Ve kekeliyordum. İlk defa olarak anlıyordum Oscar Wilde’i: Oduncu, ormanda gördüğü perilerden söz edermiş her akşam. Bir akşam gerçekten bir peri görmüş ve nutku tutulmuş. Sana hislerimi bütün coşkuluğu ile anlatmaktan korkuyordum. Ya beni küçümserse diyordum, ya zayıf bulursa, ya sevmezse? Ama sevginin maskeye ihtiyacı yoktu, koltuk değneklerine ihtiyacı yoktu. Tektim. Ve beni bütünümle seviyordun. Yalnız beni sevmiştin ve beni sevecektin. Bu senin ilk ve son aşkındı. Sonra birden çirkin bir hayalet, dünyamı zindan ediyordu. Ohumsun benim demiştin, dudakların bu hitabı yalnız benim için mi kullanmıştı acaba? Her şeyi kırıp dökmek istiyordum. Sonra tekrar sesini duyuyordum: bir pınar sesi kadar berraktı, bir kuş cıvıltısı kadar. Tais, Taisim benim. Sesin yine Hint ormanları gibi. Esrarlı, cıvıltılarla dolu. Kalbinin derinliklerinden geliyor. Kalbinin, yani kalbimin...Rüyada mıyım diyorum. Kendi kendimle mi konuşmaktayım? Daha içli, daha kadın, bir bakıma daha cesur bir ben. Dün akşama kadar seninle doluydum. Ağzıma kadar seninle doluydum...Ve eski sevgilerime, eski hayal kırıklıklarıma, eski hatıralarıma sığındım. Belki senden kaçmak, belki seni bulmak için. Jurnalimde hep sen vardın. 62’de sen, 63’de sen, 64’de sen. Akşam, misafirlerim vardı. Konuşmadım ve sofrada uyudum. Misafirler içinde sana benzeyen yoktu çünkü. Herkesden kaçıyorum. Belki aşkın güzelliği burada. Yalnız senin olmak istiyorum. Vücudumla, kafamla, duygularımla. Üç gündür denize giriyorum. Jimnastik yapıyorum. Bir hayli zayıfladım. Bütün bunlar senin için. İstiyorum ki, yanında erkeklerin en güzeli, en güçlüsü, en harikuladesi olayım. Bir gazetede her gün yazı yazmamı teklif ettiler. Sırf senin için yazmayı düşündüm. Ama birden bir sözün geldi aklıma: Senin için yükselmek istiyorum, demiştim, benimle iftihar etmeni istiyorum. ''Daha nereye yükseleceksin?'' diye cevap vermiştin. Eski Yunanı yaratan harikulade kadınlar Lais, Lamya, Frin senin kadar mükemmel miydiler? Sen ki, on altısında bir çocuktan daha saf ve bir Messalina’dan daha günahkârsın, uçurumum, göğüm benim.. Dün telefon kulağıma müjdelerin en güzelini fısıldadı: yakında buluşacağız. Karanlıkları dağıtan ve zindanımın duvarlarını yıkan bir müjde bu. Tepeden tırnağa kadar alev, arzu, ihtiras, şefkat ve şehvet. Tepeden tırnağa kadar sabırsızlık, heyecan ve ürperti içinde bekliyorum... Mektubunu almadım daha. Telefon bir hayli muziplikler yapıyor. Ankara’da bir akşam seni beklemek için randevumu kaçırdım. Misafirlerim vardı, lokantada bekleyip gitmişler, İstanbul daha da karışık; bu semtteki dostlardan hiçbirinin telefonu yok. Bazen üç dakika sesini duymak için akla gelmedik müşkülleri yenmek gerekiyor. Mesela tam misafirlerle otururken çıkıp iki saat kaybolmak. Sesini duymak için daha büyük hünerler de gösteririm. Bu bir şikâyet değil, bir ilan-ı aşk. Yine şuh bir bahar sabahı, yine damarlarımdaki kan arzu ile tomurcuklaşıyor. Ay sonunda mutlaka bekliyorum. Yoksa her türlü çılgınlığı yapabilirim...Belki suç baharda. Aşk insanı gerçekten çocuklaştırıyor. Masamın başına bu acı düşüncelerle geçtim. 5 Ekim tarihli iki mektubun bütün sisleri dağıttı. Maziden kurtulmuştuk bile. Ormanda uyuyan güzelim benim. Sen ömür boyu bir kâbusu yaşamıştın. Anlaşılmamıştın, sevilmemiştin. Beklediğin şehzade biraz geç geldi. Biraz yorgun, ama masallardakinden çok daha ateşli.
Embed this episode
Ready to play
Cemil Meriç'ten Lamia Hanıma Mektuplar 4-5
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.