EPISODE · Aug 4, 2022 · 6 MIN
Cemil Meriç'ten Lamia Hanım'a Mektuplar 9-10
from Şiirlenelim · host Hedablida
Evdeyim. Dışarda yağmur yağıyor. Herkes odada. Seninle başbaşa kalmak için İngiliz edebiyatına sığındım. Bu da bir sohbet. Sıkılmadın değil mi? Meşhur “Ansiklopedi Üzerine Nutuk” gibi bir şey. Zaten bugün sesini duymayacağım. Nerede olduğunu da bilmiyorum. Gözü yaşlı bir hava. Ama ben bütün rüzgâra, bütün fırtınaya rağmen yine denize gideceğim. Yanan tenimi ancak dalgalar serinletebiliyor. Serinletebiliyor mu acaba? Yangın tekrar başlıyor. Hem de daha yaman, daha zorlu, daha zalim. Yalnızlığın bir nevi saadet olduğunu takdir et. Yalnızlıkta yalnız değilsin, inşallah zatürre olmam. Olursam da ne çıkar? Yaşamadan ölmüş sayılmam. Sana birkaç yazı yolladım. Hepsi de seninle dolu, onun için güzel, hasretinle dolu, özleminle dolu. Türkçe hiçbir devrinde bu kemale erişemedi. Tanrı yazsa bu kadar yazabilir. Zavallı ben....Seni tanıyıncaya kadar zavallı, seni tanıdıktan sonra zavallı. Görüyorsun ki, her satır bir feryat. Bir feryat değil, bir arzu...Mazimle de senin olmak istiyorum, her düşüncemle, her rüyamla, hatta her düşüncesizliğimle. Yazılarımı bilmelisin. Beni bütün olarak tanıdıktan sonra bütün olarak sevebilirsin. Istıraplarımı, hayal kırıklığımı susuzluğumu ve sana olan ihtiyacımı anlayabilirsin. Şairler kaprisli olurlar, bazı taraflarıyla kadındırlar, kadındırlar çünkü bütündürler. Ve dikenlidirler, gül gibi. Gülü dikeni ile seveceksin, dikeniyle, yani yazılarıyla. On gün sonrayı düşündükçe kalbim göğsümden fırlayacak gibi oluyor. Ve sonra diyorum, sonra.. Cennetim, cehennemim benim, ne zaman büsbütün, ne zaman yalnız, ne zaman ebediyen benim olacaksın? Garip bir korku içindeyim. İnanıyorum ki, yapacağımız herhangi bir falso, mikroskopik bir ihanet bu muhteşem rüyayı sona erdirecek.Tatsız bir sonbahar akşamı. Bugün sesini duyamayacağım. Bugün, yarın, öbür gün ve bir hayvan gibi yaşayacağım, hasta bir hayvan gibi. Kuşlar cıvıldayacak pencerenin önünde. Ben küfredeceğim. Kuşlara, güneşe, bahara. Karanlıklardayım, hayat kör bir kuyuya benziyor, sonu olmayan kör bir kuyuya. Yuvarlanıyorum. Sen, tutunduğum dal. Sen, dinlendiğim vaha. Sen, kaybettiğim ışık. Senin terennümünle doluyum… Düşüncelerimi kağıda geçirememek. Daima bir başkasına el açış. Buffon adında kayıtsız ve kaygusuz biri “deha uzun bir sabırdır” demiş. Ne kadar uzun? Yarım asır yetmez mi? Sonra? Çağdaş bir fransız “deha, uzun bir sabırsızlıktır” diyor. Ne kadar uzun? Yarım asır yetmez mi? Seni az sevmekten korkuyorum. Ya bir gün sevmezsem, dedim, ya artık sevmiyorsam? Kalbimin ağrıdığı gece. Niçin seviyordum seni? Neyini seviyordum? O gece bir kere daha anladım: sensiz yaşayamayacağım. Bütün bulutlar dağıldı. Alev gibi gelişen, büyüyen bir aşk bu. Seni, sen olduğun için seviyorum, acı çektiğin için seviyorum, büyük olduğun için seviyorum, küçük olduğun için seviyorum, yalnızlığın için seviyorum. Sana yetmemekten korkuyorum, sana çok gelmekten korkuyorum. Seni tanımadıkları için insanlardan iğreniyorum, seni tanımadıkları için takdis ediyorum onları. Oyuncaklar almak istiyorum sana, oynamanı, koşmanı, gülmeni istiyorum. Yaşamadığın bütün yılları beraber yaşamak istiyorum. Beşiğine ümitle eğilmek ve dudaklarının bir tomurcuk gibi açılışını seyretmek… Kucağıma almak istiyorum seni, sonra ilk sözlerini ruhuma sindirmek istiyorum, sonra kelimeleri öğretmek, okumayı öğretmek, kafanı ışıkla, kalbini sevgiyle doldurmak. Her akşam yorganını ellerimle örtmek, saçlarını okşamak. Görüşebilecek miyiz acaba? Dayanacak mıyım? Senin kurulmuş bir düzenin var. Sen bir işe yarıyorsun, oyalanabiliyorsun nihayet. Kendi kendine yetiyorsun. Uykun kaçtığı zaman mektuplarımı okuyabiliyorsun, yazabiliyorsun. Hürsün. İstersen kalkıp gelebilirsin. Ben sana gidemem. Ben seni okuyamam. Her zerren yaşıyor. Sen, bitmeyen tek kitap, eskimeyen tek şiir.
Embed this episode
Ready to play
Cemil Meriç'ten Lamia Hanım'a Mektuplar 9-10
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.