EPISODE · Apr 21, 2022 · 3 MIN
Divan-ı Kebir (1419)- Mevlana/ Bilsen- Cemal Safi
from Şiirlenelim · host Hedablida
Gönlümün halini, sevgilime bildiğim gibi anlatayım. Gözlerimden yaşlar boşandı, gönlüm kana boyandı, bir türlü anlatamadım. Evvelki gün, gönlümün halinden kırık dökük bir şeyler anlatıyordum. Düşünce kadehi daraldı. Ben de küçük bir şişe gibi onu kırdım. Bu aşk tufanında koskoca gemiler paramparça olurken, tahta tahta kırılır, Aynlırken benim gönül kayığım ne olur, ne hale gelir? Zaten ben dayanıksız, elsiz, ayaksız biriyim! Yine zevrak-ı derünum kırılıp kenara düştü, dayanır mı, şişedir o reh-i sengsara düştü. (Yine gönül kayığım aşk denizinde dalgalara dayanamadı kenara düştü. Gönül kayığı şişe gibidir. Taşlı yere düşünce dayanır mı?) Senin denizine gelince, ab-ı hayat olurum. Fakat kıyıya düşersem, taş kesilirim, cansız kaya olurum. Allah bana doğru yolu buldurdu, ona sımsıkı sarıldım. Aşk bana acıda da derman etmek için ayağa kalktı. Beni iyileştirmeye çalıştı. Aşk evime geldi. Elinde bir şarap kadehi var. O bana, yücelere çıkmam, ötelere gitmem için göklerin damına dayanmış bir merdiven oldu. Seninle düzene girince, bayram gibiyim. Seninle uyuyunca öd ağacı olurum. Senin yüzünden ağlarım, senin yüzünden gülerim. Senin yüzünden gamlara batarım, senin yüzünden neşelenirim. Seninle dirilirim, seninle ölürüm. Her şeyi seninle elde ederim. Seninle kaybederim, seninle susarım, gönlüm seninle konuşur. Sema' nedir? Gönüldeki gizli erlerden haberler almaktır. Onların mektupları gelince garip gönül, dinçelir, rahata kavuşur. Bu haberler rüzgarıyla, akıl ağacının dalları açılır, uykudan uyanır. Bu sarsılışla beden, darlıktan kurtulur, genişler, huzura kavuşur. Senin içinde öyle parlak bir ay vardır ki, gökyüzündeki güneş bile ona; "Ben sana kulum, köleyim" diye seslenip duruyor. Can, gökyüzü fanusu gibi ateşlerle doludur. O bizi ateşinde yakarak bakır mıyız; kalp mıyız; yoksa halis altın mıyız, bunu denemek istiyor. Kırdığın kadehte kalan ömrümden, ağlarsın içtiğin yılları bilsen. Hicrinle sararıp solan ömrümden, ağlarsın biçtiğin dalları bilsen. Sefiller gücünü bende sınadı, Kimi kaçık dedi, kimi bunadı; Berdûş eleştirdi, sarhoş kınadı, Ağlarsın düştüğüm dilleri bilsen. Ar ettim sakladım uğraşlarımı, Haberdâr etmedim sırdaşlarımı. Gizlemek isterken gözyaşlarımı, Ağlarsın seçtiğim yolları bilsen. Felsefe böyledir dîvânelerde, Teselli aranır bahanelerde, Bir kadeh mey için meyhânelerde, ağlarsın döktüğüm dilleri bilsen. Ateşe su dedim göz göre göre, Aklım zavallıydı duyguma göre... Bahtına şükretti Mecnûn bin kere, ağlarsın düştüğüm çölleri bilsen.
Embed this episode
Ready to play
Divan-ı Kebir (1419)- Mevlana/ Bilsen- Cemal Safi
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.