EPISODE · Mar 14, 2022 · 4 MIN
Divan-ı Kebir (549)/ Hapisteler/ Hayat- Mevlana
from Şiirlenelim · host Hedablida
Bugün bahar günü, neşe günü, sevinç günü. Güllerin çok açtığı bir yıl, gül yılı. Bu bahar mevsiminde halimiz, durumumuz çok iyi! Bizim gibi gülün de hali iyi olsun! Yürü, can gözünü aç, Şu âşıklara bir bak hele: Nasıl sarmaş dolaş, gönül gibi bir şey olmuşlar, Nasıl gelmişler can gibi Bahçeden daha güler yüzlü onlar, Gülden daha güler yüzlü. Bilgiden daha doğru, Akıldan daha hünerli, serviden daha hür. Ölmezlik suyundan daha arı, duru. Diken içindeler ama gül gibiler. Hapisteler, ama şarap gibiler. Balçık içindeler, ama gönül gibiler. Gece içindeler, ama sabah gibiler. Sen onların şarabını bir iç de gör: Nasıl birdenbire ferah olur, aydınlanır yüreğin, Birdenbire nasıl unutulur her şey, Nasıl birdenbire gözlerinin içi güler. Sen bize kerem kadehini sun da, can düşünceden kurtulsun, kendinden geçsin, şu benlik perdelerini yırtsın. Düşünceyi bir tarafa atsın. Çünkü düşünce, canı hırpalar, ömrü her an azaltır. Güzellik, Hakk'tan haberi olan bilgi sahiplerinin güzelliğidir. O hal ariflerin halidir. Onu görecek göz nerede? Nerede mana bilgisi? Nerede gül bahçesi? Nerede gül bahçesindeki güllerden aşk kokusunu alacak burun? Sen, şu bedeni benden al da, beni bedenden kurtar! Ey bana ay olan, aydınlık olan sevgili! Senin güzel yüzünü gördükten sonra nerede olursam olayım neşeliyim. Nereye gidersem gideyim, orası bir gül bahçesi olur. Benim nurlar saçan güneşim. Senin yüzüne, kendi ışıklarımdan, kendi nurlarımdan nurlar saçarım. Lütfum öyle çok, keremim öyle bol ki, beni inkar eden yabancıların bile ellerinden tutmadayım. En kötü insanları bile nimetlerimle beslemekteyim. Durum böyleyken, beni sevenlerden, bana yakın olanlardan nasıl olur da lütfumu esirgerim? Allahım bu vuslatı hicran etme Aşkın sarhoşlarını nalan etme Sevgi bahçesini yemyeşil bırak Bu mestlere bahçelere kast etme Dalı yaprağı vurma hazan gibi Halkını başı dönmüş zelil etme Kuşunun, Yuvasının ağacını Yıkma kuşlarını Kumunu ve mumunu karıştırma Düşmanları kör et de, şadan etme Hırsızlar aydınlığın düşmanıdır Onların işlerini asan etme İkbal kıblesi yalnız bu halkadır Umut kabesini öyle viran etme Bu çadır iplerini öyle katma Çadır senindir eya sultan etme Yok dünyada hicrandan daha acı Ne istiyorsan et de onu etme Her gün bir yerden göçmek ne iyi Her gün bir yere konmak ne güzel Bulanmadan, donmadan akmak, ne hoş! Ne kadar söz varsa düne ait Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...
Embed this episode
Ready to play
Divan-ı Kebir (549)/ Hapisteler/ Hayat- Mevlana
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.