EPISODE · Nov 22, 2021 · 5 MIN
Divan-ı Kebir (Ey Susmak!)- Mevlana
from Şiirlenelim · host Hedablida
Ey susmak! Benim özüm sensin. Sevdiğimin perdesi de sensin. Susmanın en kıymetsiz lütfu, insandan korkunun da ümidin de yok olup gitmesidir. İnsan kaderin getirdiklerine karşı susarsa, şikayet etmezse, onda ne korku kalır ne de ümit...Beni kederlerle, belalarla yıkmadıkça, harab etmedikçe Allah, bendeki gizli hazineyi hiç bana verir mi? Beni coşkun bir sele kaptırmadıkça, nasıl olur da beni çeker, ihsan denizine götürür? Ben aynayım! Ben, aynayım! Ben gevezelik eden, söz söyleyip duran kişiyim! Ben sustuğum için, siz benim gönül feryadımı duyamazsınız. Ancak kulaklarınız göz kesilirse benim perişan halimi görür, anlarsınız. Rüzgarda el sallayıp duran ağaç gibi sallanmaktayım...Gökyüzünde dönüp dolaşan ay gibi çarh etmedeyim. Yeryüzünde yaşadığım için, çarhım yeryüzü kokuyor...Yeryüzü rengindeyim. Ama ben topraktan yaratılmış olsam da, bende ilahi emanet bulunduğu için, benim çarhım gökyüzünün çarhından daha temiz, daha hoştur! Ey susmak! Benim özüm sensin. Suretim sensin. Ey arif olan! Söyle, söyle ki hakikati söylediğin için sana dua edeyim. Çünkü her seherde dua vakti gelince güzelleşirim. Adeta mest olurum. Ben abamı, hırkamı senden esirgemem. Hakikat kadehi, sonsuzluk kadehi bana padişahın kendi eliyle sunulmaktadır. O şarabın bir kadehini içen dilenci, güneş çeşmesi gezilir de nura susamış olur da, susamış olanlara ikram eder. Benim boğazım hasta, konuşamayacağım, ben sustum. Ey güzel sözler söyleyen arif! Sen söyle… Çünkü sen Davud seslisin, bense ilahî tecellî ile yerinden kopmuş, parçalanmış bir dağ gibiyim. “Gül de senin lütfunla çorak yerler yeşersin, mezarlar bahçe haline gelsin!” Ey perdenin arkasından ışığı, nuru görünen sevgili! Senin ışığın, sıcaklığın bize yaz mevsimi oldu, bizim de yaz mevsimi gibi gönlümüz sıcak. Gel bizi al, gül bahçemize kadar, çek götür! Gel, gel de senin lütfunla çorak yerler yeşersin, mezarlar bahçe haline gelsin. Koruklar tatlılaşsın, üzüm olsun, ekmeğimiz pişsin. Ey can güneşi, ey gönül güneşi, ey güzelliği ile güneşi bile utandıran güzel! Gel, gel de bizim zavallı halimizi gör. Şu balçık beden, canı nasıl tutmuş bırakmıyor? Yüzünün sevdası ile dikenlikler, nice defalar gül bahçesi haline geldi de güzel yaratma gücüne olan imanımızı artırdı. Ey ebedî aşk! Şu gönlümüzde kendini gösterip, canımızı balçık zindanından kurtararak, tek olan, eşi olmayan Allah’a yönelttin. Ey nurlar saçan sabahımız! Gamlı ve kederli olduğumuz zamanlarda gönlümüzdeki gam dumanlarını dağıt, bize şevk ver, neşe lütfet. Talihimizin karanlık gecesinde; bir gündüz, görülmemiş, işitilmemiş, şaşılacak bir gündüz meydana getir. Nerede o gözler ki onu izlesin; nerede hakikatleri duyacak kulak, burhanlar düşünecek akıl? Reyhan reyhana, gül güle kavuşuyor, her şey bizim dikenliğimizin hapishanesinden kurtuluyor.
Embed this episode
Ready to play
Divan-ı Kebir (Ey Susmak!)- Mevlana
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.