EPISODE · Nov 22, 2021 · 3 MIN
Divan-ı Kebir- Mevlana
from Şiirlenelim · host Hedablida
Padişahıma bakmaya, onun güzelliğini seyretmeye göz de, gönül de doymadı! Sen de, benim şu uyanık gönlümün güzelliğine doyma! Ne zamana kadar yeryüzü gözyaşlarıyla ıslanacak; ne zamana kadar gökyüzü benim ahlarımın, feryadlarımın harareti ile tutuşacak, yanacak? Ne vakte kadar gönlüm; “Vay gönül, vay gönül!” deyip duracak? Ne vakte kadar dudaklarım benim padişahlar padişahımın sırlarını söyleyecek? Her an dalga dalga coşup gelen ve benim çadırımı, varımı yoğumu kapıp götüren o büyük, sonsuz denize doğru yürü, yürü!.. Dün gece yarısı evimden hoşça bir dalga coştu, köpürdü! Ansızın, güzellik Yusufu kuyuya düştü!..Bu Yusufun yanağından coşup gelen bir sel, benim harmanımı aldı götürdü; gönülden ateşli bir ah yükseldi ve sabrımın samanı yandı gitti!..Harmanımın yanıp kül olmasından benim korkum yok! Çünkü, o ay yüzlümün harmanı, benim gibi yüzlercesine yeter! Aklım yok ama, ben akıl istemiyorum; onun bilgisi ve hüneri bana yeter! Vakitsiz gelip beni karanlıklar içinde bırakan geceme de, onun yüzünün nuru aydınlık olarak yeter! Birisi bana dedi ki: “Bu güzel sesler, mevkii kaybettirir, edebi giderir!” Ben, mevki istemiyorum; iki dünya da da benim mevkiim ve şerefim aşktır! O uyanık, herşeyden haberi olan padişahım sözü aklımdan alıp götürüyor da, bu yüzden ben, her beyiti söyleyince; “Sonu geldi!” deyip duruyorum! Beden ne iş yaparsa yapsın, o işi asıl yapan candır! Sen, her ne yapıyorsan bil ki, o benim işimdir; beden ne iş yaparsa yapsın, o işi asıl yapan candır! Sen, benim gözümsün; sen, benim kulağımsın! Ben, sadece bu ikisini söyledim; ötesini sen bil, sen anla!.. O gizli hazine dünyada olmasaydı, dünyada yıkık bir ev olur muydu? Çünkü hazineler, daima yıkık yerlerde bulunur! Onun güzel kokusu, bizim yol göstericimiz oldu; güllere, fesleğenlere kadar bize yol gösterdi! Sen, kıyısı olmayan bir denizsin; iki alem de senin denizinden bir damladır! Sen, yüzlerce altın madenisin; iki dünya da, o altın madeninden bir parça altın kırıntısıdır! Şarap sensin; mahmurluk, mestlik sensin! Düşman sensin, dost sensin! Bu düşmana, binlerce mukaddes can feda olsun!.. Gönlümdeki kadîm olan, evveline evvel olmayan pîrin canına yemin ederim ki, dileğim; “Gençliğim toprak olsun da, onun ayakları altına serilsin!”dir! Bu nefesten dünyada, nice ateşler yanıyor, parlıyor; şu fanî sözlerimden, alemde nice ebedilikler coşuyor!
Embed this episode
Ready to play
Divan-ı Kebir- Mevlana
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.