EPISODE · Aug 1, 2025 · 8 MIN
🌍 Dîvânu Lugâti't-Türk'ün Hazinesi ve Ali Emîrî
from HAKAN AKARCALI PodcastBox / Özgün Eser İncelemeleri / Reviews of Original Works · host Hakan AKARCALI
11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud tarafından kaleme alınan Dîvânu Lugâti’t-Türk, yalnızca Türk dillerinin ilk sözlüğü değil; aynı zamanda bir ansiklopedi, bir dilbilgisi kitabı, edebî ve kültürel bir hafıza abidesidir. Eser, 1072’de yazılmaya başlanıp 1074’te Bağdat’ta tamamlanmış; Türkçeyi Araplara öğretmek ve Türkçenin Arapçayla eşdeğer bir dil olduğunu göstermek amacıyla hazırlanmıştır.Kâşgarlı Mahmud, eseri masa başında değil, Türk illerini bizzat gezerek, boyların ağızlarını yerinde inceleyerek oluşturmuştur. Bu yönüyle Dîvânu Lugâti’t-Türk, Türk dilinin coğrafî ve sosyal çeşitliliğini yansıtan ilk kapsamlı çalışmadır. 6689 kelimeyi madde başı olarak içeren eser, yaklaşık 240 atasözü ve 246 manzum parçayı da günümüze taşımaktadır. İlk Türk haritası, ilk ağız atlası, ilk atasözleri derlemesi ve ilk şiir güldestesi bu eserde yer alır. Ana dili Arapça, madde başlıkları ise Türkçedir.Kültürel miras olarak bakıldığında eser, yalnızca Türk milletinin değil, insanlığın ortak hafızasına dahil edilmiştir. 2017’de UNESCO Dünya Belleği Kütüğü’ne kaydedilmiş, 2024 yazılışının 950. yılı olarak kutlanmakta, 2025 ise Türk Devletleri Teşkilatı tarafından “Dîvânu Lugâti’t-Türk Yılı” ilan edilmiştir. Bu kutlu kitap; Türk milletinin yaşantısını, geleneklerini, oyunlarını, müziğini, dilini, coğrafyasını ve hatta savaş tekniklerine kadar uzanan binlerce unsuru kayıt altına almıştır.Ancak bu hazine, uzun süre karanlıkta kalmış; günümüze ulaşması ise bir kitap sevdalısının, Ali Emîrî Efendi’nin, fedakârlıklarla dolu gayretine borçludur.Ali Emîrî Efendi, Osmanlı’nın son döneminde, tesadüfen karşılaştığı bu eşsiz eseri, 30 altın liraya satın alarak Türk milletine kazandırmıştır. O dönem Maarif Nezareti’nin 300, Macar İlimler Akademisi’nin 10.000 altınlık tekliflerini; Fransızların Paris’te adına kütüphane kurma karşılığında verdikleri 30.000 İngiliz lirasını bile reddetmiş; “Bir daha böyle gelirseniz sizi kovarım!” diyecek kadar millet aşkıyla dolmuştur. Kitabın kıymetini bilen bir entelektüelin, kişisel çıkar yerine milli menfaati seçmesi, yalnızca örnek bir tavır değil; Türk kültür tarihine yön veren dönüm noktasıdır.Eserin basıma hazırlanma süreci de bir destandır. Kilisli Muallim Rıfat, yıpranmış formaları defalarca hatmeden, onları evinde koruyan, çocuklarını bile nöbetçi koyarak muhafaza eden bir kahraman gibi çalışmıştır. Zira eserin dünyada sadece tek nüshası bulunmaktadır: 1 Ağustos 1266’da istinsah edilen bu nüsha, bugün İstanbul Millet Kütüphanesi’nde Ali Emîrî Arabî, Nr. 4189 olarak muhafaza edilmektedir.Ali Emîrî Efendi, kitabın yayınlanmasını Talat Paşa’ya kadar çıkarak sağlamış, kendisine teklif edilen altınları ise reddederek ihtiyaç sahiplerine dağıtılmasını istemiştir. Ve en önemlisi, 20 binden fazla nadir eseriyle birlikte kurduğu kütüphaneye kendi adını değil, “Millet Kütüphanesi” adını vermiştir. Çünkü onun için asıl müellif, milletin kendisidir.Bugün Dîvânu Lugâti’t-Türk, Carl Brockelmann’dan James Kelly’e, Ramiz Esker’den Ahmet B. Ercilasun’a birçok bilim insanı tarafından farklı dillere çevrilmiş; indekslenmiş ve akademik bir çığır açmıştır. Eserde yer alan ilk Türk haritası, Türk boylarının damgaları, sosyal hayatın detayları, tıbbi bilgiler, hatta kadınlar ve yöneticiler hakkındaki bilgiler; bu eseri bir ansiklopedi niteliğine yükseltmiştir.Kutadgu Bilig ile birlikte Türk yazı geleneğini yeniden başlatan bu eser, yalnızca geçmişi anlatmaz, aynı zamanda geleceğe de ışık tutar. Türkçenin arı kaynaklarına uzanan bu yolculukta, Kaşgarlı Mahmud’un kalemiyle, Ali Emîrî Efendi’nin gönlü birleşmiş; ortaya sadece bir kitap değil, bir medeniyet hafızası çıkmıştır.
What this episode covers
11. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud tarafından kaleme alınan Dîvânu Lugâti’t-Türk, yalnızca Türk dillerinin ilk sözlüğü değil; aynı zamanda bir ansiklopedi, bir dilbilgisi kitabı, edebî ve kültürel bir hafıza abidesidir. Eser, 1072’de yazılmaya başlanıp 1074’te Bağdat’ta tamamlanmış; Türkçeyi Araplara öğretmek ve Türkçenin Arapçayla eşdeğer bir dil olduğunu göstermek amacıyla hazırlanmıştır.Kâşgarlı Mahmud, eseri masa başında değil, Türk illerini bizzat gezerek, boyların ağızlarını yerinde inceleyerek oluşturmuştur. Bu yönüyle Dîvânu Lugâti’t-Türk, Türk dilinin coğrafî ve sosyal çeşitliliğini yansıtan ilk kapsamlı çalışmadır. 6689 kelimeyi madde başı olarak içeren eser, yaklaşık 240 atasözü ve 246 manzum parçayı da günümüze taşımaktadır. İlk Türk haritası, ilk ağız atlası, ilk atasözleri derlemesi ve ilk şiir güldestesi bu eserde yer alır. Ana dili Arapça, madde başlıkları ise Türkçedir.Kültürel miras olarak bakıldığında eser, yalnızca Türk milletinin değil, insanlığın ortak hafızasına dahil edilmiştir. 2017’de UNESCO Dünya Belleği Kütüğü’ne kaydedilmiş, 2024 yazılışının 950. yılı olarak kutlanmakta, 2025 ise Türk Devletleri Teşkilatı tarafından “Dîvânu Lugâti’t-Türk Yılı” ilan edilmiştir. Bu kutlu kitap; Türk milletinin yaşantısını, geleneklerini, oyunlarını, müziğini, dilini, coğrafyasını ve hatta savaş tekniklerine kadar uzanan binlerce unsuru kayıt altına almıştır.Ancak bu hazine, uzun süre karanlıkta kalmış; günümüze ulaşması ise bir kitap sevdalısının, Ali Emîrî Efendi’nin, fedakârlıklarla dolu gayretine borçludur.Ali Emîrî Efendi, Osmanlı’nın son döneminde, tesadüfen karşılaştığı bu eşsiz eseri, 30 altın liraya satın alarak Türk milletine kazandırmıştır. O dönem Maarif Nezareti’nin 300, Macar İlimler Akademisi’nin 10.000 altınlık tekliflerini; Fransızların Paris’te adına kütüphane kurma karşılığında verdikleri 30.000 İngiliz lirasını bile reddetmiş; “Bir daha böyle gelirseniz sizi kovarım!” diyecek kadar millet aşkıyla dolmuştur. Kitabın kıymetini bilen bir entelektüelin, kişisel çıkar yerine milli menfaati seçmesi, yalnızca örnek bir tavır değil; Türk kültür tarihine yön veren dönüm noktasıdır.Eserin basıma hazırlanma süreci de bir destandır. Kilisli Muallim Rıfat, yıpranmış formaları defalarca hatmeden, onları evinde koruyan, çocuklarını bile nöbetçi koyarak muhafaza eden bir kahraman gibi çalışmıştır. Zira eserin dünyada sadece tek nüshası bulunmaktadır: 1 Ağustos 1266’da istinsah edilen bu nüsha, bugün İstanbul Millet Kütüphanesi’nde Ali Emîrî Arabî, Nr. 4189 olarak muhafaza edilmektedir.Ali Emîrî Efendi, kitabın yayınlanmasını Talat Paşa’ya kadar çıkarak sağlamış, kendisine teklif edilen altınları ise reddederek ihtiyaç sahiplerine dağıtılmasını istemiştir. Ve en önemlisi, 20 binden fazla nadir eseriyle birlikte kurduğu kütüphaneye kendi adını değil, “Millet Kütüphanesi” adını vermiştir. Çünkü onun için asıl müellif, milletin kendisidir.Bugün Dîvânu Lugâti’t-Türk, Carl Brockelmann’dan James Kelly’e, Ramiz Esker’den Ahmet B. Ercilasun’a birçok bilim insanı tarafından farklı dillere çevrilmiş; indekslenmiş ve akademik bir çığır açmıştır. Eserde yer alan ilk Türk haritası, Türk boylarının damgaları, sosyal hayatın detayları, tıbbi bilgiler, hatta kadınlar ve yöneticiler hakkındaki bilgiler; bu eseri bir ansiklopedi niteliğine yükseltmiştir.Kutadgu Bilig ile birlikte Türk yazı geleneğini yeniden başlatan bu eser, yalnızca geçmişi anlatmaz, aynı zamanda geleceğe de ışık tutar. Türkçenin arı kaynaklarına uzanan bu yolculukta, Kaşgarlı Mahmud’un kalemiyle, Ali Emîrî Efendi’nin gönlü birleşmiş; ortaya sadece bir kitap değil, bir medeniyet hafızası çıkmıştır.
NOW PLAYING
🌍 Dîvânu Lugâti't-Türk'ün Hazinesi ve Ali Emîrî
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
Mar 26, 2026 ·1m
Mar 19, 2026 ·34m
Feb 18, 2026 ·11m
Feb 11, 2026 ·45m