EPISODE · Oct 6, 2022 · 5 MIN
Doğmamış Çocuğa Mektup- Oriana Fallaci/ Genç Werther'in Acıları (III)- Johann Wolfgang Von Goethe
from Şiirlenelim · host Hedablida
Sevgili Dostum, Sabahleyin erken kalktım. Bir kır kahvesine gidip oturdum. İnsan sevdiği insana mektup yazmak için bu saatte kalkmalı ve bir kır kahvesine gitmelidir, diyordum. İçimde büyük bir ferahlık var. Doya doya tadını çıkardığım güzel bahar sabahlarına benziyor bu. Bana mektubu yazarken çok acı çekmiş olmalısın, çünkü okurken çok acı çektim. Sevgili dostum, Düzeleceğime söz veriyorum. Her zaman yaptığım gibi yangının önümüze çıkardığı her küçük kederi artık eveleyip gevelemeyeceğim. Ve geçmiş, benim için geçmişte kalacak. Ama eğer sözcükler kendi başlarına buyruksalar, benim, sizin ne suçumuz var? Boş...Sen o sözcükleri bana söylerken, kendi anlamınla dolduruyorsun. Bana kitaplarımı göndermeni isteyip istemediğimi soruyorsun. Sevgili dostum, Tanrı aşkına, onları benden uzak tut! Benim artık yönetilmeye, cesaretlendirilmeye ihtiyacım yok. Bu yürek kendi kendine de yeterince kaynıyor. Bana şimdi ninni gerek. Sevgili dostum, Ben gerçek duyguların gözü ve zekâsı olduğuna inanırım. Çevrendeki insanlara iyi bak. Günün birinde ya onlar senin cenazene gelecek ya da sen onların cenazesine gideceksin. Zaman işliyor ve geçen hiçbir saniyenin telafisi yok. Peki, bu insanları düşündüğünde, onları kaybettiğin bir senaryoyu düşündüğünde, onların gidişinin ertesi günü ne için pişman olurdun? İnsan gökyüzüne bakınca hissedebiliyor yakınlarda bir yerlerde tek başına ağlayan kadınların varlığını...Kuşların uçuşundan, bir çocuk parkının ıssızlığından. Bir şeylerin yanlış gittiği duygusu, kalbimizi meşgul eden, aklımızı yoran. Sevgili dostum, dünyayı hile ve kötülükten çok, yanlış anlamaların karıştırdığını gördüm. Sahi, bu dünyanın bir dili var mıdır? Hepimizin bir sürü parçadan oluştuğunu ve bu parçaların kendilerini ifade etmek için çırpındığını sen söylemiştin. Bizler yalnızca varılan son uzlaşmadan sorumlu tutulabiliriz. Her parçanın sahip olduğu karmaşık dürtülerinden değil. Sizin bencillik dediğiniz şey, özellikle affedilebilir bir şeydir. Çünkü şu anda bunu benimle paylaşacak kadar düşünüyorsunuz beni...Sizden ayrılmadan önce son isteğim, benim sevgili dostum, ''affedilemez'' sözcüğünü sözlüğünüzden çıkarıp atmanızdır. Sevgili dostum, Bazı kuyuların suyu içilmez, acıdır. Bazı kuyular derindir, görünmez suyu. Bazı kuyular kördür, göremezler. Benim kuyum, benim kuyum sevgili dostum öyle derindir ki, içine taş attığın zaman, suyun sesini duyamazsın. Bağırsan, sesin geri gelmez. Bakracı sarkıtsan ip yetmez. Sevgili dostum , Bildiğiniz gibi en tehlikeli mermiler düşmandan gelmiyor. Bir insanı tanımak istiyorsan, ona yarasını sor. Çünkü herkesin yarası yoktur. Yarası olan insan, dünyaya kör, sağır ve dilsizdir. İnsan yarasından okunur sevgili dostum, Ve yarası olan insan, insana yarasından dokunur... Beni iyi tanıdığını biliyorum. Güçlüklerin üstesinden nasıl geldiğimi ve bunları yeteneklerimle nasıl aştığıma ilk elden şahitsin. Başaracağım, sevgili dostum, sana söz veriyorum, kendimi düzelteceğim. Her zaman yaptığım gibi, yazgımızın karşımıza çıkardığı ufak tefek sıkıntıları artık tekrarlayıp durmayacağım. İçinde bulunduğum anın tadını çıkaracağım, geçmiş benim için geçmişte kalacak. Hayat dediğin nedir ki? Denizde yüzen bir gemi... İnsanın mutlak olarak tek bildiği, bu geminin bir gün alabora olacağıdır. İşte buradayız. Sadık komşular olmuş iki gemi... Ve bana uzattığın elin, beni “alabora olmaktan” kurtarmak için yapabileceğinin en iyisini yaptı. Bana Ay'da, düşler krallığında, yanılsamaların başkentindeymiş gibi görünüyorsun. Bana kalırsa sevgili, sen asla yaşlanmazsın. Çünkü hâlâ gözümün gözüne ilk değdiği günkü kadar güzelsin.
Embed this episode
Ready to play
Doğmamış Çocuğa Mektup- Oriana Fallaci/ Genç Werther'in Acıları (III)- Johann Wolfgang Von Goethe
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.