EPISODE · Dec 29, 2022 · 4 MIN
Dünyayı Taşıyor Omuzların- Carlos Drummond De Andrade
from Şiirlenelim · host Hedablida
Şimdi çağa uydum büsbütün. Dans eden, koşan, işi tıkırında biri. Param bankada Ben şimdi, bedenime tutturulmuş bu yararsız bacaklarla Dolaştıkça dünyanın külleri arasında, Acı çektikçe, Ve çektiğim acıyla uzlaşıp hayata dönerek, Tam yeni bir çağ başlayacakken, olduğum yerde kaldım Bir yandan hastalık bahçeleri, Sıkıntı tramvayları, Gözyaşı mağazaları Hep birden zenginleştiler Bir günaydın diyebilselerdi benim günaydınıma, Günlerin en aydınlığına dönüşürdü gece. Çok mutlu sayılmam, Ama her şeyin ne kadar uzakta olduğunu görebiliyorum en azından Elim kirli.... Kesmem gerek onu. Yıkamak işe yaramıyor.... Su kokuşmuş. Sabun kötü. Köpürmüyor. Bu el kirli. Yıllardan beri kirli. Hiç yaralı bir inek gibi hissettin mi kendini- bir fırınla bir çayır arasındaki? On yedi yaşındaki hamile bir ev kadınının iki gün önce aldığı yemek kitabına doğru trans halinde yürür gibi? Yaraları onu görünmez yapmıştır. Bilirim neler hissettiğini Tanrım, beni neden terkettin, Tanrı olmadığımı biliyorduysan? Zayıf olduğumu biliyorduysan? Ne olduğunu bilmesem de, Boş bırakmıyor beni Hiç yalnız bırakmıyor bu taşıdığım şey. Durup durup bir sır saklamak kendinden, Hem bilmek istememek, Hem de çok merak etmek... Bulmak, kaybetmektir de. Kafa yoruyorum bunun üzerine...Örneğin keder Neyi kaybettim de, kederi buldum acaba? Elinde anahtarla kapıyı açmak istiyorsun Kapı yok Denizde boğulmak istiyorsun, Deniz kurumuş Minas' a gitmek istiyorsun, Artık Minas yok Şimdi n' olacak? Kör bir kız âşık oluyor sana. Birden gözleri açılıyor. Hayır...Artık âşık değil sana. Zenginin biri sarhoşken, dostluk kuruyor seninle. Ayılınca, geri çeviriyor senin zenginliğini. Yanılan biziz. Çünkü biz ölümlüler, unutuyoruz her birimizin yapısında ne kadar su, Ne kadar rüzgâr, Ne kadar masumiyet olduğunu. Nasıl da bel bağlıyoruz o uyduruk masallara. Soluk çiçeklere, yalancı meleklere, mavi- beyaz, mor göreneklere;, makinalara, telgraf yığınlarına, fabrikalara, lamba fabrikalarına, yasaklara, şafaklara. Kıyafetlere bürünmüşsün gümüş bir hastalık gibi, Evin içinde geçitler düzenliyorsun. Çok mutlusun. Işıklar kapalı. Perdeler kapalı. Yalnızca seni ilgilendiriyor bu. Bir hayalet gibi, dönüp duruyorum zirvenin en dibinde Gecenin yarısı bitti sayılır Gençliğim de öyle: Yalnızım.
Embed this episode
Ready to play
Dünyayı Taşıyor Omuzların- Carlos Drummond De Andrade
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.