Skip to content
''Esareti bir kafes içinde olmaktan ibaret sanmayın. İnsan, söylenmesi gereken yerde susuyorsa, esirdir.'' (Cihan Çetinkaya)/ Divan-ı Kebir- Mevlana episode artwork

EPISODE · Aug 18, 2022 · 5 MIN

''Esareti bir kafes içinde olmaktan ibaret sanmayın. İnsan, söylenmesi gereken yerde susuyorsa, esirdir.'' (Cihan Çetinkaya)/ Divan-ı Kebir- Mevlana

from Şiirlenelim · host Hedablida

Hayat bir mizansen gibi türlü kapılar açıyor sana. Ve her kapının ardında, yeni bir kapı daha! Yürüyorsun...Belki yoruldun, belki henüz erken vazgeçmek için. Lakin yürüyorsun...Çünkü insan yürümekle mükelleftir, kapılar yürüsün diye var. Kalabalıklar arasında herkes yalnız. Bu kanıya varmak zor olmadı. Yaşadığımız devir, maalesef herkesi yalnızlığa sürüklüyor. Kalbini açmak zayıflık, düşünmek, taşlanmak demek. Nezaket gereksiz, Anlam değersiz, Samimiyetin de bir karşılığı kalmadı. Ben nezaketi ağaçtan öğrendim. Ona tekme attım, o tepemden çiçek yağdırdı. O utanç bana ders olarak yetti..... İnsanı ateş değil, kendi gafleti yakar. Herkeste kusur görür, kendisine kör bakar. Neye nasıl bakarsan, o da sana öyle bakar. İnsanın başına bir iş gelince ''Neden, niçin oldu?'' diye kırk türlü sebep bulur da, ''Ben ne yaptım ki bu iş başıma geldi?'' diye düşünmez. Derdin, kendindendir bilmiyorsun, Derman yine sendedir, görmüyorsun...Koskoca alem içine yerleştirilmiş....Sen kendini hala küçük bir şey mi zannediyorsun? Bu kağnı böyle yürümez...Can yağmuru yağar yağar, kurumaz. Can vilayetinde nice gökler vardır ki, bu cihanın göklerine onlar hükmeder. Demir ateşten tad alır, yumuşar. Tortusundan ayrılır, arı-duru olur...Ya elma ne yapsın? Aynı ateşi yanaştır dibine. Yanar, kavrulur... Unutma, nasıl susamış bir dudak, suyu ararsa, su da susuzluğunu dindireceği bir dudak arar. Kanaatten hiç kimse ölmedi, hırsla da kimse padişah olmadı. Sadece kalpten gökyüzüne dokunabilirsin. Annem bana hep şöyle derdi: "Kalbini oluşturmak 9 ayımı aldı, kimsenin 15 dakikada kırmasına izin verme." Şöyle dua ettim: "Göklere çıkmak istiyorum, lütfen bana merdiveni gösteriniz!" Söyledi ki: "Senin başın merdivendir. Başını ayak altına al, başına bas da yüksel! Herkes kendi penceresinden, manzaranın daha doğru olduğunu iddia ediyor. Elbette doğrunun ne olduğuna dair kesin bir kanıya varmak mümkün değil. Lakin, bir değil bir'den fazla pencereden bakmak, bizi kesinlikten alıkoyar. Doğru, bir yanıyla veya ucundan değil, bütününden anlaşılır. Bakıyorsunuz, kiminin sırtında bir dağ var, kiminin sırtında tüy. Fakat her ikisi de aynı ağırlıkta. Zira yükü sırtlayanın gücü ancak o mesabede. Bu sebeple, kimsenin yükü küçümsenecek kadar az değildir. Daha beteri gerçekleşene kadar, bütün dertler büyüktür. Derdin cüssesi büyüdükçe, evvelki dertler ehemmiyetini kaybeder. Etrafında cereyan eden hadiselerin farkında olmasan, bir yükümlülük sahibi de olmazdın. Lakin aksine, farkındasın olan bitenden...Ve elinden hiçbir şey gelmiyor. İşte bunun adı çaresizlik. İnsanın en büyük elemleri, farkında olmakla başlıyor. Dünyada gurbette olduğumuza kesinkes inandım...Çünkü bütün heyecan ve hevesler vakti gelince terk ediyor insanı. Aradıkları arasında, bu dünyaya ait bir arzu kalmıyor. Bana istenecek bir şey söyle, uğruna can verilecek bir şey söyle, hemen dört elle sarılayım... Hayat mutlak değişkendir; daima bir değişimin merkezindeyiz. Koşullar, zaman, varlık, düşünceler ve dahi hisler bile değişir. Bu da insanı her defasında yeni bir tecrübeye itiyor. Kırk kere aynı yoldan geçse, kırkı da başkadır. Tekrar eden hataların sebebi, işte bu değişim...Ümidin tükenmesi için büyük hadiseler gerekiyor. Tekrar yeşermesi içinse, küçücük hadiseler bile yetiyor. İnsan daima tutunmak istiyor çünkü, boşlukta kalamaz. Zamanla hiçbir yere ait olamadığını fark ediyorsun...Daima muallakta ve asılısın boşlukta. Ortasındasın ve fakat ne uzak ne yakın, içinde veya dışında da değilsin olanların. Bir şahit gibi müşahede ediyorsun. Dün bana, hayat dairesinde kararsızca dalgalanan bir zerreymişim gibi gelirdi. Oysa bugün, çok iyi biliyorum ki o dairenin ben kendisiyim. Ve düzenli zerreleriyle hayat, bütünüyle bende devinmektedir. Hepsi bu...

Episode metadata supplied by the publisher feed · Published Aug 18, 2022

Embed this episode

Ready to play

''Esareti bir kafes içinde olmaktan ibaret sanmayın. İnsan, söylenmesi gereken yerde susuyorsa, esirdir.'' (Cihan Çetinkaya)/ Divan-ı Kebir- Mevlana

0:00 5:55

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

No similar episodes found.

No similar podcasts found.

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Şiirlenelim?

This episode is 5 minutes long.

When was this Şiirlenelim episode published?

This episode was published on August 18, 2022.

Can I download this Şiirlenelim episode?

Yes. Use the download control on the episode player to save the publisher-provided media file.
URL copied to clipboard!