Eski Radyo episode artwork

EPISODE · Sep 3, 2024 · 4 MIN

Eski Radyo

from Amerika Defteri · host Murat Yilmaz

Yıllar yıllar öncesinde Antalya’da Çandır Yaylası’nda zirveye çok yakın Kavuşuk Tepesi’nde elma bahçesi vardı. Bahçenin üst sol köşesinde iki odalı mütevazi bağ evi, evin önünde her daim oturup muhabbet etmeyi çok sevdiğimiz kayalık ve onun yanında da meşe ağacına sırtını yaslamış Murat dedemizin tefekkür köşkü. Köşkte bağdaş kurup iki elini önde kavuşturmuş ve göğsüne doğru düşen kafası geçmişin tatlı anılarına dalmış ihtiyat dedem… Bu elma bahçesinde her bir köşenin kendince ayrı bir işlevi vardı: Köşkte meşe ağacının gölgesinde sessizlik ve tefekkür hakimken bağ evinin önündeki kayalıklar kahkahaların ve tatlı muhabbetlerin sıcaklığına ev sahipliği yapardı gelen misafirlere hızlıca uzatılan kömürde demlenmiş siyah çaylarla. Peki evin içine girince… İşte orada bambaşka bir dünyanın kapısı açılırdı ruhunuza. Karşıda hem uyumak hem de gelenlerle dertleşmek için kullanılan somya, sol köşede küçük mutfak ve hemen yanında da uzun dalgadan kimi zaman dertli türkülerin kimi zaman da neşeli havaların çaldığı Radyo 1 gediklisi yatayına uzun eski hatıralık eskitme ahşap radyo. Her saat başı çan sesinden ilham almış gibi üç defa dıt dıt dıt sesi ve ardından Ankara haber stüdyosundan sıralanmaya başlayan haberler... Her saat başı aynı ama hiç bıkılmadan dinlenilen havadislerle dünyayı anlama çabası. Kimi zaman düşen bir uçakla Pakistan liderinin ölümüne duyulan hüzün, kimi zaman kalpten giden Özal’a yapılan eleştirilere perde gerip hayırla yâd etmek, benzine elektriğe yağa yapılan zamlara efkârlanıp Birinci marka filtresiz cigarayla dumanlanıp efkâr sisine gömülmek. Sonra ansızın biten haberlerin ardından o havadisleri bir kez bile dinlemediği belli olan spikerin neşeyle esprilerle tanıttığı uzun havaların, türkülerin peşine takılıp gitmek. Bir elde cigara ve tütüp yükselen duman, öbür elde ince belli bardaktaki çayın buğusunun cigara dumanını takibi… Elektrik yok, günde bir kez geçen yayla dolmuşundan inen bir dostun havadisleri dışında civar köylüler dışında kimseyle sosyalleşme imkansız. Çok şükür ki eski radyo ve biter korkusuyla stoklanan koca pilleri var: Bir zamanların sosyal medyası; elbette tek taraflı iletişimle, önce hoparlörden kulağa oradan da kulaktan kulağa... Nereden aklına geldi bunlar diye sorabilirsiniz bana! Birkaç gün önce Beryl Kasırgası uğradı Houston‘da semtimize: Sugar Land’a. Şimdilerde telefonlarımız, bilgisayarlarımız, sınırsız internetlerimiz, istediğimiz an dünyadaki istediğimiz insana ulaşabilme ve bilgi edinebilme şansımız… Her şeye sahibiz gibi. O sabah Beryl Kasırgası sabah namazı vaktiyle ansızın girdi hayatımıza: Sert rüzgarlar, bardaktan boşanırcasına dökülen sonu gelmeyen yağmur ve devrilen çitler, yıkılan ağaçlar, sökülen çatılar… Elektrik, internet, telefon hattı… her şey kesildi ve dünya ile iletişimi bırakın yan evdeki dostlarımızla konuşamadık bile. Kapana kısılmıştık çok sevdiğimiz ama şimdi bizi korkutan evlerimizde. Ne yapsak dedik ve oğlum Yusuf buldu eski radyoya benzeyen taklit eskitmeyi. Taktı pillerini ve yakaladı NPR radyo dalgasını. Dinledik haberleri, anlamaya çalıştık bütün Houston’da olan biteni. “Sabır” diyordu radyoda konuşan ses: “Elbirliğiyle aşacağız dertlerimizi!” İşte o an dedemin eski radyosu geldi aklıma: Çandır Yaylası’nda elma bahçesindeki bağ evinin en değerli parçası. Dünya ile sizi birbirine bağlayan en değerliniz… İnsan böyle işte… ânı yaşıyorum, geleceğe yürüyorum derken çağrışımlar gelip duruyor geçmişten ve çarpıp duruyor ânınıza! Kim bilir belki de ânı oluşturan her şey anı dünyasından bıkmaksızın her an koşturup gelmekte olan hatıralarımızdır. Siz ne dersiniz?Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/amerika-defteri--6284017/support.

Episode metadata supplied by the publisher feed · Published Sep 3, 2024

Yıllar yıllar öncesinde Antalya’da Çandır Yaylası’nda zirveye çok yakın Kavuşuk Tepesi’nde elma bahçesi vardı. Bahçenin üst sol köşesinde iki odalı mütevazi bağ evi, evin önünde her daim oturup muhabbet etmeyi çok sevdiğimiz kayalık ve onun yanında da meşe ağacına sırtını yaslamış Murat dedemizin tefekkür köşkü. Köşkte bağdaş kurup iki elini önde kavuşturmuş ve göğsüne doğru düşen kafası geçmişin tatlı anılarına dalmış ihtiyat dedem… Bu elma bahçesinde her bir köşenin kendince ayrı bir işlevi vardı: Köşkte meşe ağacının gölgesinde sessizlik ve tefekkür hakimken bağ evinin önündeki kayalıklar kahkahaların ve tatlı muhabbetlerin sıcaklığına ev sahipliği yapardı gelen misafirlere hızlıca uzatılan kömürde demlenmiş siyah çaylarla. Peki evin içine girince… İşte orada bambaşka bir dünyanın kapısı açılırdı ruhunuza. Karşıda hem uyumak hem de gelenlerle dertleşmek için kullanılan somya, sol köşede küçük mutfak ve hemen yanında da uzun dalgadan kimi zaman dertli türkülerin kimi zaman da neşeli havaların çaldığı Radyo 1 gediklisi yatayına uzun eski hatıralık eskitme ahşap radyo. Her saat başı çan sesinden ilham almış gibi üç defa dıt dıt dıt sesi ve ardından Ankara haber stüdyosundan sıralanmaya başlayan haberler... Her saat başı aynı ama hiç bıkılmadan dinlenilen havadislerle dünyayı anlama çabası. Kimi zaman düşen bir uçakla Pakistan liderinin ölümüne duyulan hüzün, kimi zaman kalpten giden Özal’a yapılan eleştirilere perde gerip hayırla yâd etmek, benzine elektriğe yağa yapılan zamlara efkârlanıp Birinci marka filtresiz cigarayla dumanlanıp efkâr sisine gömülmek. Sonra ansızın biten haberlerin ardından o havadisleri bir kez bile dinlemediği belli olan spikerin neşeyle esprilerle tanıttığı uzun havaların, türkülerin peşine takılıp gitmek. Bir elde cigara ve tütüp yükselen duman, öbür elde ince belli bardaktaki çayın buğusunun cigara dumanını takibi… Elektrik yok, günde bir kez geçen yayla dolmuşundan inen bir dostun havadisleri dışında civar köylüler dışında kimseyle sosyalleşme imkansız. Çok şükür ki eski radyo ve biter korkusuyla stoklanan koca pilleri var: Bir zamanların sosyal medyası; elbette tek taraflı iletişimle, önce hoparlörden kulağa oradan da kulaktan kulağa... Nereden aklına geldi bunlar diye sorabilirsiniz bana! Birkaç gün önce Beryl Kasırgası uğradı Houston‘da semtimize: Sugar Land’a. Şimdilerde telefonlarımız, bilgisayarlarımız, sınırsız internetlerimiz, istediğimiz an dünyadaki istediğimiz insana ulaşabilme ve bilgi edinebilme şansımız… Her şeye sahibiz gibi. O sabah Beryl Kasırgası sabah namazı vaktiyle ansızın girdi hayatımıza: Sert rüzgarlar, bardaktan boşanırcasına dökülen sonu gelmeyen yağmur ve devrilen çitler, yıkılan ağaçlar, sökülen çatılar… Elektrik, internet, telefon hattı… her şey kesildi ve dünya ile iletişimi bırakın yan evdeki dostlarımızla konuşamadık bile. Kapana kısılmıştık çok sevdiğimiz ama şimdi bizi korkutan evlerimizde. Ne yapsak dedik ve oğlum Yusuf buldu eski radyoya benzeyen taklit eskitmeyi. Taktı pillerini ve yakaladı NPR radyo dalgasını. Dinledik haberleri, anlamaya çalıştık bütün Houston’da olan biteni. “Sabır” diyordu radyoda konuşan ses: “Elbirliğiyle aşacağız dertlerimizi!” İşte o an dedemin eski radyosu geldi aklıma: Çandır Yaylası’nda elma bahçesindeki bağ evinin en değerli parçası. Dünya ile sizi birbirine bağlayan en değerliniz… İnsan böyle işte… ânı yaşıyorum, geleceğe yürüyorum derken çağrışımlar gelip duruyor geçmişten ve çarpıp duruyor ânınıza! Kim bilir belki de ânı oluşturan her şey anı dünyasından bıkmaksızın her an koşturup gelmekte olan hatıralarımızdır. Siz ne dersiniz?Become a supporter of this podcast: https://www.spreaker.com/podcast/amerika-defteri--6284017/support.

PodParley-generated summary based on available episode metadata and transcript content.

NOW PLAYING

Eski Radyo

0:00 4:48

No transcript for this episode yet

We transcribe on demand. Request one and we'll notify you when it's ready — usually under 10 minutes.

VOA Kisah Rantau - Voice of America | Bahasa Indonesia Simak pengalaman warga Indonesia yang merantau di Amerika Serikat dan negara-negara lain dengan berbagai suka dukanya yang disampaikan oleh pembawa acara ini Dewi Sulianti dan Ronan Zakaria. Amerika, wir müssen reden! NDR Info Ingo Zamperoni ist mit der US-Amerikanerin Jiffer Bourguignon verheiratet. Der Moderator der tagesthemen und die US-Journalistin haben Familie und viele Freunde in den Staaten, die sich ideologisch immer mehr voneinander entfernen. Das Rekord-Tempo und die weitreichenden Umbrüche, mit denen US-Präsident Donald Trump gerade die amerikanische Demokratie auf den Kopf stellt, betreffen die beiden daher persönlich. Ingo und Jiffer beobachten und analysieren die aktuellen Entwicklungen in der US-Politik und welche Auswirkungen sie auch auf uns in Deutschland und Europa haben. Der Podcast erscheint jede Woche neu. De Kunst van het Verdwijnen VRT MAX Bart bezoekt in het tweede seizoen Fred in een bejaardentehuis in Amerika en krijgt een bijzondere opdracht. Zo begint een nieuw avontuur met archieven, geheime onderzoeken en bijzondere getuigen.In het eerste seizoen ontdekte Bart drie waargebeurde verhalen in de Antwerpse Joodse wijk. Een tunnelroof op een bank in 2019. Een aanslag op een Joodse jeugdbeweging in 1980. En een kleutertje dat in 1942 op miraculeuze wijze aan deportatie ontsnapt. Een podcast over de lagen van de geschiedenis. Over het wonderlijk verbonden zijn van alles. Een co-productie van VRT MAX & MartHa!tentatief met de steun van het Vlaams Audiovisueel Fonds. Journey - Meine USA-Reisen Tomy von hawktravel.de Seit meiner ersten USA-Reise im Jahr 2006 war ich infiziert. Das Land, die Menschen und vor allem der Sport - alles hat mich fasziniert. So sehr, dass ich 17 Jahre und über 20 USA-Trips später selbst Reisen in die Vereinigten Staaten von Amerika mit Fokus auf NBA, NFL und anderen US-Sport auf hawktravel.de organisiere. In diesem Podcast möchte ich meine Erfahrungen teilen, über die unterschiedlichen Reiseziele in den USA reden und euch teilhaben lassen an meinen Planungen und Berichten von zukünftigen Reisen. Diskutiert gerne mit!

Frequently Asked Questions

How long is this episode of Amerika Defteri?

This episode is 4 minutes long.

When was this Amerika Defteri episode published?

This episode was published on September 3, 2024.

What is this episode about?

Yıllar yıllar öncesinde Antalya’da Çandır Yaylası’nda zirveye çok yakın Kavuşuk Tepesi’nde elma bahçesi vardı. Bahçenin üst sol köşesinde iki odalı mütevazi bağ evi, evin önünde her daim oturup muhabbet etmeyi çok sevdiğimiz kayalık ve onun yanında...

Can I download this Amerika Defteri episode?

Yes, you can download this episode by clicking the download button on the episode player, or subscribe to the podcast in your preferred podcast app for automatic downloads.
URL copied to clipboard!