EPISODE · Nov 29, 2021 · 3 MIN
Giderken Konuşmalar II- Nergihân Yeşilyurt
from Şiirlenelim · host Hedablida
Kısacık bir an’dık: kuşların Boğaz’ı geçişi gibi Rüzgârın tozları savuruşu gibi, Yaprağın toprağın yanağına değişi gibi, Sevdik ve öldük. Gayret üzerine düşünüyorum bazen. Yara, birdenbire buğulanır, biliyorsun. Bütün bir yılı, duvarlarıma açtığım billûr yaradan, evreni izlemekle geçirmişim. Kucağımda kendinden ölgün kelimeler, kokular adına karışıyor. Kollarımda gölgeler -üzerine gözyaşı, uyku, rüya giyinmişler. Konuşup duruyorum hiç anlaşılmadan, hiç susmadan. Kelimesiz, imlâsız. Konuşup duruyorum. Susarsam, sanki askersiz kalmış her cepheden hücuma geçecekler. Şehirler sesimize çatı olabilir mi ki? Müzik kutusunda eski kitapların külleri ve Fırat ve Dicle ve mürekkebi kalp şehrine akmış hikâyeler… Gidip gelmeyenler, yazılıp okunmayanlar, sevip sevilmeyenler… Aynı hikâyeler… Yüz yıl, bin yıl aynı… Birini alıp Yokluk Başkenti’ne gök yapabilirim. Ne de olsa güneşsiz, bulutsuz, mavisiz sonsuz bir bekleyiş rengidir o kentin tavanı. Asılır durur başımın üzerinde. Söner, yanar, söner… Önce sönmektir bir ateşin kaderi çünkü. Neresinden başlarsan başla, hiç birbirine çakılmamış iki taş gibidir bazen beklemek. Çak çak! Olmuyor...Bu zifir bekleyişten boşluğa vuruldukça, bir aydınlık zuhur etmiyor. Şehirleri üzerimize çekiyoruz, taşlar inceliyor ışığı görmeden. Neresini tutsam, sökülüyor vaad edilen günün bayrağı. Nereye gidecek bu tren Yokluk Başkenti’ne uğramadan? Almadı ya yıldızları çuvallarında, çürüdüler. Bir çocuğun geleceğinden geçmişine yolladığını mektuptu onlar. Almadı ya elmaları, unutuldu genç kız yanaklarının. Almadı ya, ben bu kentte korkuyorum. Dikkat ediniz! Çabuk olmalı gece, bu kadardır umabileceğim. Sessizlik, ilişmiş mektuplar, adımlarımı yutan döşemeler, gölgesi olmayan gidip gelmeler… Çabuk olmalı gece yahut sabah. Hangisi yetişirse ona! Yetişmezse de bu sessiz meyvesi mahzun meleğin, bu bahçeleri tarumar etmiş güzü, bu uzun uzun beklemelerden getirilmiş taze ölümleri… Şimdi, bir noktadır. Nefes alsın diyedir. Bir şairin akla çaldığı mayadır. Unutulacak şeyler, söylenmeyenler değildir. Kelimeye durunca kalbimdeki ur, bir başka büyük yaradan ve belki isimsiz bir kederden intihaldir bütün bu abartılmış acılar. İki el sıcaklığında söylemişimdir, yine de söylerim: Kelimeler köşelerine çekilince, Sarıldım, duaydı, geçerdi.
Embed this episode
Ready to play
Giderken Konuşmalar II- Nergihân Yeşilyurt
No transcript for this episode yet
Similar Episodes
No similar episodes found.
Similar Podcasts
No similar podcasts found.